Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Osman Aslan
Osman Aslan

Kim demiş ki büyük insan kudretli olandır; İnsanın büyüğü, yüreğinde sevgi ve insanlık taşıyandır.

  • iddaa02.12.2017 - 10:32

    Her zaman kasa kazanır..

  • nasihat01.12.2017 - 16:26

    En iyi nasihat, iyi örnek olmaktır.

  • Tabela01.12.2017 - 16:13

    Henüz dijital skorbord ile tanışmadığımız dönemlerde, futbol takımlarının attığı gol sayısını gösteren yerdir ayrıca. Ufak bir kulübe gibiydi. İçinde biri oturur, gol oldukça üzerinde sayılar yazan levhaları eliyle değiştirirdi. Şayet bir takım gol attıysa, o takımın taraftarları rakip takımı kızdırmak için "Tabelaya bakalım, göbek atalım!" şeklinde slogan atarlardı. Eskiden her şey ne kadar da masummuş, şimdi ise ortalık argodan, küfürden ve türlü türlü ahlaksızlıktan geçilmiyor maalesef..

  • TAN gazetesi01.12.2017 - 11:15

    Halk arasında “Adı Tan, hepsi yalan!” şeklinde sloganı olan 80'lerin erotik bulvar gazetesiydi. Bakkala gittiğim bir gün; utanıp, sıkılıp, çaktırmadan göz attığım bir sayısında "Şehvet rüzgarı" adlı bir çizgi romana rastlamış ve şehvetin ne anlama geldiğini eve gider gitmez sözlüğe bakarak öğrenmiştim.. :))

  • Kara Murat01.12.2017 - 01:38

    Eğitim sezonunda, Tarkan ile beraber yatağımın altına saklayarak okuduğum bir dergiydi.. Rahmi Turan’ın yazdığı, Abdullah Turan'ın çizdiği; uzun saçlı, siyah bıyıklı, gözü pek bir kahraman olan Kara Murat “Fatih'in fedaisi”ydi. Dehşet dolu, heyecan dolu, ölüm dolu görevlere gözünü kırpmadan atılır arada ufak-tefek aşk kaçamakları yapmayı da ihmal etmezdi.
    Dergi olarak yayınlanmasının yanında, Günaydın gazetesinde günlük bant şeklinde yayınlanırdı. Genelde söz baloncukları olmazdı. Yazıları ayrı, resimleri ayrı olurdu; yazılar paragraflar şeklinde resmin altına dizilirdi..
    Elimizde tahta kılıçlarla komşu mahallelere sefer düzenlememize sebep olan ve “Fatih'in Fedaisi Kara Murat" olarak da anılan bu kahraman; gerek dergisiyle gerek Cüneyt Arkın'ın oynadığı film serisi ile çocukluğumuza damgasını vurmuştur.

  • Bakır Kabartmalı Fotoğraf Albümleri01.12.2017 - 01:25

    Ön kapağında bakır kabartmalar olan fotoğraf albümleri 70'li ve 80'li yıllarda neredeyse her evde mevcuttu. Bunlarda genellikle; ülkemizdeki anıtların, tarihi ve turistik yapıların, başta Atatürk olmak üzere bazı devlet büyüklerinin ve tarihi şahsiyetlerin portreleri betimlenirdi. Bizde de; birinde Boğaziçi manzarası, diğerinde ise Barbaros Hayrettin Paşa olmak üzere iki tane mevcuttu.

  • şu an ne dinliyorum01.12.2017 - 00:39

  • Uzaylı Zekiye01.12.2017 - 00:26

    Şayet kızdırmak istediğiniz bir kız arkadaşınız varsa, ona “Uzaylı Zekiye” demeniz yeterdi. Zira kızlar bu tabirden nefret eder, sinirden adeta kudururlardı.
    “Uzaylı Zekiye” pek kaliteli bir yapım olmamasına rağmen, ilginç konusundan ötürü kaçırılmadan izlenen dizilerdendi. Başrollerinde Seden Kızıltunç, Münir Özkul, Betül Arım, Nuri Alço, Yunus Bülbül gibi oyuncular vardı. Seden Kızıltunç’un canlandırdığı Zekiye karakteri, öyle böyle değil süper salak bir kızdı. Hiçbir lafı doğru anlamaz, insana her an saç-baş yoldururdu. Zaten yaptığı şapşallıklar yüzünden evde kalmıştı. Bir gün güneşteki bir patlamadan etkilenmiş ve son derece akıllı, özel yetenekleri olan bir kız haline gelmişti. Aynı “Tatlı Cadı” dizisindeki gibi insanları donduruyor, tencereleri filan uçuruyordu. Lakin bu durum kalıcı olmuyor, belli bir süre sonra Zekiye tekrar eski haline dönüyordu. Sonradan anladık ki patlamalar oldukça Zekiye belirli bir süreye kadar akıllanacak akabinde ise salaklaşacaktı.
    Bir komedi dizisi olsa da, dönüşüm sırasında gözlerinin şeytan gibi kırmızılaşması bir çok çocuğu tırstırmıştır.

  • break dance30.11.2017 - 22:12

    Diğer adı “sokak dansı” olan breakdance; 70’lerin sonlarında çıksa da altın çağını 80’lerde yaşamıştı. Yazlık mekanlarda daha yaygındı. Erkek break dansçılara "B-boy" ya da “Break boy”, kızlara "B-girl" ya da “Break girl” denilirdi. Yaz günlerini geçirdiğimiz Büyükçekmece’de neredeyse her akşam, sitedeki ağabeyler-ablalar ve komşu sitelerdeki arkadaşları, dönemin popüler şarkıları eşliğinde hünerlerini gösterirlerdi. Biz de gözümüzü kırpmadan büyük hayranlıkla onları izlerdik.
    İlk önce dans edecekler bir daire oluştururlar akabinde dans edecek kişi dairenin içine girer ve ritme ayak uydurmak için çeşitli ayak hareketleri yapardı. Ardından yer hareketleri başlar: yumruk üstü, sırt üstü, kafa üstü dönme, eller yerdeyken ayak ve bacakları havada tutma gibi performanslar sergilenirdi. Yer hareketlerinden sonra dansçı anlık bir fotoğraf vererek tekrar daireye katılırdı. Fotoğraf dansçının bir nevi imzasıydı ve genellikle rakibi kızdırmak, alay etmek ya da gözdağı vermek için kullanılırdı. Robot yürüyüşü ve elektrik verme olayı da unutulmaz hareketlerdir.

  • uzaylı kardeşlerimiz30.11.2017 - 21:28

    Gelin! Valla bi şey yapmıycaz! :))