Laura Branigan'ın "Self Control" klibindeki birbirinden ilginç maskeleri tasarlayan 1955 doğumlu ABD'li bayan sanatçı. Kendisi ayrıca tiyatro ve televizyon yapımcısı , fotoğrafçı, yazar, editör ve aktivisttir.
Eminim kendisinin; 1973 yapımı "Şeytan" (The Exorcist) filminin yönetmeni olduğunu çoğumuz biliyordur, lakin bu bol ödüllü sinema adamının; 80'lerin unutulmaz parçası "Self Control"ün de video klibini çevirdiğini biliyor muydunuz? Laura Branigan Akademi Ödüllü yönetmenin birlikte çalıştığı ilk şarkıcılardan biriymiş ve basına verdiği demeçte; New Jersey ve New York'taki çekimler için çok çalıştıklarını, oyunculuk için gerçek bir deneyim kazandığını ve William Friedkin'in harika bir yönetmen olduğunu söylemiş. Zamanında bu klibin bana biraz ürkütücü gelmesi boşuna değilmiş.. :)
1980'lerin Holywood klasikleri arasında olan Flashdance, kendi dalında ise rakipsizdir. Başrolünü kusursuz güzellikteki Jennifer Beals'in oynadığı bu filmde; prestijli bir bale okuluna girmeyi hayal eden alaylı bir kızın dramatik öyküsü anlatılmaktadır. Depodan bozma bir dairede kalan bu hanım kızımız geçimini sağlamak için gündüzleri inşaatta kaynakçılık, akşamları ise kulüplerde dansçılık yapar. Bir gün, çalıştığı inşaat şirketinin sahibi Nick Hurley onu şantiyede görür ve sırılsıklam aşık olur. Fakat Alex ona pek yüz vermez, derken Nick allem eder kallem eder onu en sonunda ikna eder ve sevgili olurlar. Alex'in hayatı bundan sonra olumlu anlamda değişir, zira Nick nüfusunu kullanarak kendisinin seçmelere girmesini sağlar. Tabi ki ilk başlarda Alex'in bundan haberi yoktur, derken Nick bunu yemekteyken ağzından kaçırır ve araları açılır. Fakat Alex Nick'e haksızlık yapmaktadır zira sadece Alex'in seçmelere katılması için ön ayak olmuştur. Seçilip seçilmemek ise tamamen Alex'in performansına bağlıdır. Neyse.. sonraları Alex ikna olur ve seçmelere katılarak, yıllardır hayalini kurduğu akademiye kabul edilir. Bir başyapıt olan filmde Alex Owens ve arkadaşlarının yaşadığı sıkıntılar çok detaylı bir şekilde ele alınmıştır.
Jennifer Beals'i dünya çapında üne kavuşturan filmin unutulmaz dans sahnelerinde ise dublör olarak Fransız dansçı Marine Jahan rol almıştır.
Konusu kadar şarkılarıyla da meşhur olan "Flashdance"ın bir başka önemli yanı; dönemin moda giysisi olan tozlukları ayağın altına kadar geçirme akımını başlatmasıdır.
"Muzır yayın" diye bir şeyi çocuk aklıma bu dergi sokmuştu. Ahu Tuğba, Banu Alkan, Serpil Çakmaklı, Oya Aydoğan, Suna Yıldızoğlu, Bahar Öztan, Müjde Ar, Harika Avcı, Yasemin Evcim, Pembe Mutlu, Seda Sayan, Seren Serengil, Fulden Uras, Göngör Bayrak ve daha bir çok ünlünün kapak olduğu, Genel Yayın Yönetmenliğini Hıncal Uluç'un yaptığı, ülkemin ilk mastürbatif dergisiydi. :) 1987'de muzır yasası ile poşet içinde satılmaya başlanan dergi, tirajının düşmesiyle sessiz sedasız yayın hayatından çekilmiş, lakin ergen aklımızı çoktan dumura uğratmıştı. Bir de 1984-85 futbol sezonunda Galatasaray ve Fenerbahçe takımları bir kaç maçta bu derginin göğüs reklamlarını taşımış; muzip Galatasaray taraftarı Erkekçe'yi konu alan ve sözlerini burada yazmamın mümkün olamayacağı bir kontra Fenerbahçe bestesi yapmıştı. :)
"Haliç gözlerim gibi mavi olacak" ve “Her taraf yemyeşil alan, bilhassa Bedrettin Dalan” sözleriyle hafızama kazınan İstanbul'un eski belediye başkanıdır. Benim de civar sakinlerinden olduğum pislik içindeki Haliç'i hakikaten temizledi. (Masmavi olmamıştı orası ayrı bir konu..) Sayısız imalathaneyi ve fabrikayı yıkıp, her yeri yeşillendirdi, kazık yollar yaptı. Okulum Haliç kenarında olduğundan bu inanılmaz değişime en iyi şahit edenlerden biriyim. Tabi ki sonra gelen belediye başkanlarının da, Haliç'in günümüzdeki mükemmel haline gelmesinde büyük katkıları oldu ama kapıyı açan Dalandı.. O dönemlerden unutamadığım bir hatıram da... insanların; kepçelerle kıyıya bırakılan çamurların içinde, dal parçalarıyla Bizans sikkeleri aramasıydı. Bir kaç parça bulanlar da olmuyor değildi.. Hep o insanlara imrenmiş lakin böyle bir fırsatı maalesef yakalayamamıştım.
Bu olimpiyatta şahsımda derin iz bırakmış iki şey var. Birincisi açılıştaki uçan adam, ikincisi ise Carl Lewis.. Açılış seremonisinde astronot kılıklı bir adam; James Bond'un "Yıldırım Harekatı" (1965) filmindekine benzer bir kıyafet ve alet ile sahaya uçarak inmişti. Onun uçmasını sırtına bağlı özel bir teçhizat sağlıyordu. Bugün bile insanları etkileyebilecek olan bu teknoloji, o yıllarda çocuk olan benim gibiler ise nasıl bir etki yaratmıştır bir düşünün... Carl Lewis'e gelince yaşayan efsanedir. 100 metre yarışlarında herkesin gözü kendisinde olurdu. Sadece koşmazdı aynı zamanda uçardı, uzun atlamada da iddialıydı. 100 metre, 200 metre, uzun atlama ve 4x100 bayrak yarışlarında Amerika'ya kazandırdığı madalyaların haddi hesabı yoktu.
Bu olimpiyatlar insanların gözünde; Sovyetler Birligi ve demir perde ülkelerinin, 1980 Moskova Olimpiyatlarını boykot eden ABD'ye misilleme yaparak, katılmadıkları bir organizasyon olarak tarihe geçmiştir.
80'lerde adı Selçuk konan birçok çocuğun isim babasıdır. Kariyerine Şekerspor’da başlamıştır. Burada geçirdiği başarılı 2 sezon onu Fenerbahçe’ye taşırken, Ali Şen’in başkanlığında tam transfer listesinde olduğu dönemde takımın başına Freidel Rausch’un gelmesiyle birlikte takımda kaldı ve 2 sezon üst üste gol kralı olarak Fenerbahçe taraftarının gönlünde taht kurdu.
80’li yıllara damgasını vuran Selçuk Yula, soğuk kanlı gol vuruşları, penaltı noktasından neredeyse hiç boşu olmamasıyla “bay gol” lakabını aldı. Çok hızlı bir futbolcu olması, onun ceza sahası içinde sadece penaltı yapılarak durdurulmasına yol açıyordu.
Fenerbahçe'de ayrıldıktan sonra sırasıyla Blau Weiss, Sarıyer ve Galatasaray'da forma giyen efsane futbolcu aktif futbol hayatına nokta koyduktan yıllar sonra ise Fenerbahçe formasıyla jübilesini yaptı.
Futbol kariyerinin ardından yorumculuk yapan Selçuk Yula, maalesef 6 Ağustos 2013'de henüz 53 yaşında iken hayata gözlerini yumdu. Ben onu hep çocukluğumdaki; ezeli rakibimiz Fenerbahçe'nin kıvır kıvır saçlı unutulmaz golcüsü olarak hatırlayacağım. Allah rahmet eylesin..
Bazı kadınlar kişiliğini öne çıkarır, bazı kadınlar dişiliğini. Dişiliğini öne çıkaranlar anlık ilgi görür, sonrasında aroması kaçmış sakız gibi çiğnendikçe çene yorar. Kişiliğini öne çıkaranlar ise her daim saygındırlar. Tüm kadınların 8 Mart dünya kadınlar günü kutlu olsun.
Geceler gündüzden daha acımasız, dayanamıyorum. Senin yokluğunu şu garip gönlüme anlatamıyorum..
Laura Branigan'ın "Self Control" klibindeki birbirinden ilginç maskeleri tasarlayan 1955 doğumlu ABD'li bayan sanatçı. Kendisi ayrıca tiyatro ve televizyon yapımcısı , fotoğrafçı, yazar, editör ve aktivisttir.
Eminim kendisinin; 1973 yapımı "Şeytan" (The Exorcist) filminin yönetmeni olduğunu çoğumuz biliyordur, lakin bu bol ödüllü sinema adamının; 80'lerin unutulmaz parçası "Self Control"ün de video klibini çevirdiğini biliyor muydunuz? Laura Branigan Akademi Ödüllü yönetmenin birlikte çalıştığı ilk şarkıcılardan biriymiş ve basına verdiği demeçte; New Jersey ve New York'taki çekimler için çok çalıştıklarını, oyunculuk için gerçek bir deneyim kazandığını ve William Friedkin'in harika bir yönetmen olduğunu söylemiş.
Zamanında bu klibin bana biraz ürkütücü gelmesi boşuna değilmiş.. :)
1980'lerin Holywood klasikleri arasında olan Flashdance, kendi dalında ise rakipsizdir. Başrolünü kusursuz güzellikteki Jennifer Beals'in oynadığı bu filmde; prestijli bir bale okuluna girmeyi hayal eden alaylı bir kızın dramatik öyküsü anlatılmaktadır. Depodan bozma bir dairede kalan bu hanım kızımız geçimini sağlamak için gündüzleri inşaatta kaynakçılık, akşamları ise kulüplerde dansçılık yapar. Bir gün, çalıştığı inşaat şirketinin sahibi Nick Hurley onu şantiyede görür ve sırılsıklam aşık olur. Fakat Alex ona pek yüz vermez, derken Nick allem eder kallem eder onu en sonunda ikna eder ve sevgili olurlar. Alex'in hayatı bundan sonra olumlu anlamda değişir, zira Nick nüfusunu kullanarak kendisinin seçmelere girmesini sağlar. Tabi ki ilk başlarda Alex'in bundan haberi yoktur, derken Nick bunu yemekteyken ağzından kaçırır ve araları açılır. Fakat Alex Nick'e haksızlık yapmaktadır zira sadece Alex'in seçmelere katılması için ön ayak olmuştur. Seçilip seçilmemek ise tamamen Alex'in performansına bağlıdır. Neyse.. sonraları Alex ikna olur ve seçmelere katılarak, yıllardır hayalini kurduğu akademiye kabul edilir. Bir başyapıt olan filmde Alex Owens ve arkadaşlarının yaşadığı sıkıntılar çok detaylı bir şekilde ele alınmıştır.
Jennifer Beals'i dünya çapında üne kavuşturan filmin unutulmaz dans sahnelerinde ise dublör olarak Fransız dansçı Marine Jahan rol almıştır.
Konusu kadar şarkılarıyla da meşhur olan "Flashdance"ın bir başka önemli yanı; dönemin moda giysisi olan tozlukları ayağın altına kadar geçirme akımını başlatmasıdır.
80'lerin en güzel müzikal, drama ve romantik içerikli filmidir.
"Muzır yayın" diye bir şeyi çocuk aklıma bu dergi sokmuştu. Ahu Tuğba, Banu Alkan, Serpil Çakmaklı, Oya Aydoğan, Suna Yıldızoğlu, Bahar Öztan, Müjde Ar, Harika Avcı, Yasemin Evcim, Pembe Mutlu, Seda Sayan, Seren Serengil, Fulden Uras, Göngör Bayrak ve daha bir çok ünlünün kapak olduğu, Genel Yayın Yönetmenliğini Hıncal Uluç'un yaptığı, ülkemin ilk mastürbatif dergisiydi. :) 1987'de muzır yasası ile poşet içinde satılmaya başlanan dergi, tirajının düşmesiyle sessiz sedasız yayın hayatından çekilmiş, lakin ergen aklımızı çoktan dumura uğratmıştı.
Bir de 1984-85 futbol sezonunda Galatasaray ve Fenerbahçe takımları bir kaç maçta bu derginin göğüs reklamlarını taşımış; muzip Galatasaray taraftarı Erkekçe'yi konu alan ve sözlerini burada yazmamın mümkün olamayacağı bir kontra Fenerbahçe bestesi yapmıştı. :)
"Haliç gözlerim gibi mavi olacak" ve “Her taraf yemyeşil alan, bilhassa Bedrettin Dalan” sözleriyle hafızama kazınan İstanbul'un eski belediye başkanıdır. Benim de civar sakinlerinden olduğum pislik içindeki Haliç'i hakikaten temizledi. (Masmavi olmamıştı orası ayrı bir konu..) Sayısız imalathaneyi ve fabrikayı yıkıp, her yeri yeşillendirdi, kazık yollar yaptı. Okulum Haliç kenarında olduğundan bu inanılmaz değişime en iyi şahit edenlerden biriyim. Tabi ki sonra gelen belediye başkanlarının da, Haliç'in günümüzdeki mükemmel haline gelmesinde büyük katkıları oldu ama kapıyı açan Dalandı..
O dönemlerden unutamadığım bir hatıram da... insanların; kepçelerle kıyıya bırakılan çamurların içinde, dal parçalarıyla Bizans sikkeleri aramasıydı. Bir kaç parça bulanlar da olmuyor değildi.. Hep o insanlara imrenmiş lakin böyle bir fırsatı maalesef yakalayamamıştım.
Bu olimpiyatta şahsımda derin iz bırakmış iki şey var. Birincisi açılıştaki uçan adam, ikincisi ise Carl Lewis.. Açılış seremonisinde astronot kılıklı bir adam; James Bond'un "Yıldırım Harekatı" (1965) filmindekine benzer bir kıyafet ve alet ile sahaya uçarak inmişti. Onun uçmasını sırtına bağlı özel bir teçhizat sağlıyordu. Bugün bile insanları etkileyebilecek olan bu teknoloji, o yıllarda çocuk olan benim gibiler ise nasıl bir etki yaratmıştır bir düşünün... Carl Lewis'e gelince yaşayan efsanedir. 100 metre yarışlarında herkesin gözü kendisinde olurdu. Sadece koşmazdı aynı zamanda uçardı, uzun atlamada da iddialıydı. 100 metre, 200 metre, uzun atlama ve 4x100 bayrak yarışlarında Amerika'ya kazandırdığı madalyaların haddi hesabı yoktu.
Bu olimpiyatlar insanların gözünde; Sovyetler Birligi ve demir perde ülkelerinin, 1980 Moskova Olimpiyatlarını boykot eden ABD'ye misilleme yaparak, katılmadıkları bir organizasyon olarak tarihe geçmiştir.
80'lerde adı Selçuk konan birçok çocuğun isim babasıdır. Kariyerine Şekerspor’da başlamıştır. Burada geçirdiği başarılı 2 sezon onu Fenerbahçe’ye taşırken, Ali Şen’in başkanlığında tam transfer listesinde olduğu dönemde takımın başına Freidel Rausch’un gelmesiyle birlikte takımda kaldı ve 2 sezon üst üste gol kralı olarak Fenerbahçe taraftarının gönlünde taht kurdu.
80’li yıllara damgasını vuran Selçuk Yula, soğuk kanlı gol vuruşları, penaltı noktasından neredeyse hiç boşu olmamasıyla “bay gol” lakabını aldı. Çok hızlı bir futbolcu olması, onun ceza sahası içinde sadece penaltı yapılarak durdurulmasına yol açıyordu.
Fenerbahçe'de ayrıldıktan sonra sırasıyla Blau Weiss, Sarıyer ve Galatasaray'da forma giyen efsane futbolcu aktif futbol hayatına nokta koyduktan yıllar sonra ise Fenerbahçe formasıyla jübilesini yaptı.
Futbol kariyerinin ardından yorumculuk yapan Selçuk Yula, maalesef 6 Ağustos 2013'de henüz 53 yaşında iken hayata gözlerini yumdu. Ben onu hep çocukluğumdaki; ezeli rakibimiz Fenerbahçe'nin kıvır kıvır saçlı unutulmaz golcüsü olarak hatırlayacağım. Allah rahmet eylesin..
Bazı kadınlar kişiliğini öne çıkarır, bazı kadınlar dişiliğini. Dişiliğini öne çıkaranlar anlık ilgi görür, sonrasında aroması kaçmış sakız gibi çiğnendikçe çene yorar. Kişiliğini öne çıkaranlar ise her daim saygındırlar. Tüm kadınların 8 Mart dünya kadınlar günü kutlu olsun.