Biz ne zaman din,dil, ırk, milliyet, cinsiyet, cinsel tercih, siyasi görüş gibi ön sıfatlarla birbirimizi ayrıştırmaktan vazgeçeceğiz... İnsanlık ortak paydasında buluşmak hiç de zor bir şey değil aslında..
Başrollerini Broderick Crawford, Barbara Hale, Johnny Stewart, Lloyd Bridges, Mickey Shaughnessy, George Mathews ve Hugh Sanders'ın oynadığı 1953 yapımı filmde; "Küçük Bıçak" rolünü oynayan Johnny Stewart'dan başka günümüzde yaşayan bir tek artist bile kalmamış maalesef. 21 Mayıs 1934 doğumlu aktör film çevrildiğinde henüz 19 yaşındaymış ve bence filmdeki en sempatik karakterdir.Kendisine daha uzun ömürler diliyorum.
Geçenlerde TRT 1'de izlediğim sürükleyici bir Western filmi. Yerlilerle yapılan barışın bir Komançi Reisi tarafından bozulduğu dönemlerde, çoğu katledilen bir süvari birliğinden hayatta kalanların, bir posta arabasındaki sivillerle kader birliği yaparak, çölün zorlu koşullarında Maclin kalesi’ne ulaşmaya çalışmalarını konu alır..
Çalıştığım iş yerinde tuhaf huyları olan yaşlı biri vardı. Kimse onun çayını içmesin ya da yemeğini yemesin diye içine sürekli tükürürdü. Şaka gibi ama inanın gerçek. Hadi gelin de demlenin çayından.. :)
Hiç bir devlet adamının "Ben gidersem devlet yıkılır!" gibi bir söz etmeye hakkı yoktur zira siyaset biliminde bir kişinin gitmesi ile yıkılan yapılara devlet denmez. Ancak kabile, çete, mafya gibi oluşumlar kişinin eksilmesi ile yıkılabilir.
Biz ne zaman din,dil, ırk, milliyet, cinsiyet, cinsel tercih, siyasi görüş gibi ön sıfatlarla birbirimizi ayrıştırmaktan vazgeçeceğiz... İnsanlık ortak paydasında buluşmak hiç de zor bir şey değil aslında..
Başrollerini Broderick Crawford, Barbara Hale, Johnny Stewart, Lloyd Bridges, Mickey Shaughnessy, George Mathews ve Hugh Sanders'ın oynadığı 1953 yapımı filmde; "Küçük Bıçak" rolünü oynayan Johnny Stewart'dan başka günümüzde yaşayan bir tek artist bile kalmamış maalesef. 21 Mayıs 1934 doğumlu aktör film çevrildiğinde henüz 19 yaşındaymış ve bence filmdeki en sempatik karakterdir.Kendisine daha uzun ömürler diliyorum.
Geçenlerde TRT 1'de izlediğim sürükleyici bir Western filmi. Yerlilerle yapılan barışın bir Komançi Reisi tarafından bozulduğu dönemlerde, çoğu katledilen bir süvari birliğinden hayatta kalanların, bir posta arabasındaki sivillerle kader birliği yaparak, çölün zorlu koşullarında Maclin kalesi’ne ulaşmaya çalışmalarını konu alır..
Türk Edebiyatı'nın unutulmaz ismi Yaşar Kemal'in hayallerini gerçekleştirmek için senelerce yapmak zorunda kaldığı şey..
Genellikle mevsimlik çalışan toprak işçilerine dendiğini gözlemlediğim kelime..
Çalıştığım iş yerinde tuhaf huyları olan yaşlı biri vardı. Kimse onun çayını içmesin ya da yemeğini yemesin diye içine sürekli tükürürdü. Şaka gibi ama inanın gerçek. Hadi gelin de demlenin çayından.. :)
Değeri (olumlu ya da olumsuz) ya da kanalı (jestle, mimikle ya da sözel)
ne olursa olsun, duygunun görünürdeki sergilenişidir.
Öyle manzaralar vardır ki adeta çiçeklerin ruhu olduğunu düşünürsünüz.
Hiç bir devlet adamının "Ben gidersem devlet yıkılır!" gibi bir söz etmeye hakkı yoktur zira siyaset biliminde bir kişinin gitmesi ile yıkılan yapılara devlet denmez. Ancak kabile, çete, mafya gibi oluşumlar kişinin eksilmesi ile yıkılabilir.
Akıllı insanların ne içinde olduğu ne de takip ettiği olaylar silsilesidir..