ben de gaflarından bir kaç örnek vermek istiyorum..kırklareli halkına.'ALLAHI SİZE EMANET EDİYORUM' dedi...bir de SİVAS KATLİAMINDAN sonra 'VAN'DA BİR OTEL YANMIŞ,TELAŞLANACAK BİR ŞEY YOK ' dedi..
abd nin rahatlıkla uygulayabildiği sıradan bir olay..amerikada büyük olayların sanıkları canlı yayında idam edilir..en son oklahama bombacısının şiir okuyarak idam edilmesini izlemiştim..ilkel bir suç..The Green Mile (YEŞİL YOL) daki zenci adamın (adını hatırlayamadım) idam edilmesi beni derinden etkilemişti..
4 rekattır..güneş doğmadan kılınması gerekir..eyüp ve süleymaniye camileri tıka basa dolar..namazdan çıktıktan sonra simit yerseniz sıcak sıcak dünyanın en mutlu insanı olursunuz..
15 Ekim 1844’de Röchen’de doğdu. Prusya kralı IV. Friedrich Wilhelm’in adı verilen NIETZSCHE Protestan din adamlarının yetiştirdiği dindar bir ailenin oğluydu. Babası ölünce annesi, kız kardeşi, anneannesi ve iki teyzesiyle Naumburg’a yerleşti(1850) . 1858’de burs kazanarak Almanya’nın önde gelen Protestan yatılı okulu Schulpforta’ya yazıldı. Üstün başarı gösterdiği bu okulda Eski Yunan ve Roma klasikleri üzerine temel bir eğitim aldı. 1864’te mezun olunca ilahiyat ve klasik filoloji okumak ve aile geleneğine uyarak papaz olmak üzere Bonn üniversitesi’ne gitti. Ama bu arada ünlü filoloji bilgini Friedrich Wilhelm Ritschl’in de etkisiyle klasiklere duyduğu ilgi ağır bastı. Bu arada müzikle de ilgilenerek Robert Schumann’ın etkisinde romantik kompozisyon çalışmaları yaptı. 1865’de Ritschl’in de ardından Leipzig Üniversitesi’ne geçti ve Ritschl’in yönettiği Rheinisches Museum dergisinde yazıları yayınlanan diplomasız tek kişi oldu. Leipzig yıllarında Arthur Schopenhauer’in felsefesini derinlemesine inceledi. Richart Wagner ile tanıştı ve onun müziğine hayranlık derecesinde ilgi duydu.
1869’da İsviçre’nin Basel Üniversitesi’nden klasik filoloji profesörlüğüne aday göstermesi istenen Ritschl, bu göreve henüz akademik ünvanı olmayan öğrencisi Nietzsche’yi önerdi. 1869’da Leipzig Üniversitesi’nin sınav tez koşulu aramadan yalnızca yazılarına dayanarak doktor ünvanı verdiği Nietzsche Basel Üniversitesi’ne öğretim görevlisi olarak atandı. Ertesi yıl İsviçre vatandaşı oldu ve öğretim üyeliğine yükseldi. Fransız-Alman savaşı başlayınca üniversiteden izin alarak Ağustos 1870’te gönüllü sıhhiye eri olarak cepheye gitti. Ama dizanteri ve difteriye yakalanınca Ekim’de Basel’e döndü. Daha 1871’de bozuk sağlığı yüzünden ağır öğretim yükünü taşıması güçleşti. 1876’da bir yıllık izin aldı; 1879’da da görevinden ayrıldı. Basel Üniversitesi’nden malulen emekli sayılarak maaş bağlandı.
Nietzsche profesörlüğü sırasında klasik filoloji çalışmalarından uzaklaşarak felsefeye yöneldi. Bu arada Basel’de dost olduğu kültür tarihçisi Jacob Burckhardt’ın görüşlerinden etkilendi.
KESİTLER Müziğin Özünden Tragedyanın Doğuşu Zamana Aykırı Düşünceler Böyle Buyurdu Zerdüşt Güç İstemi ve Diğerleri SEÇMELER Ecce Homo'dan Zerdüştten İnsanca Pek İnsanca
Nietzsche 1889’un ilk günlerinde zihinsel yetilerini tümüyle yitirdi. Bir eski dostuna yazdığı çılgın mektuplar sayesinde Torino’da olduğu saptandı ve bakım altına alındı. Çıldırmasının nedeni öğrencilik yıllarında yakalandığı frenginin ilerleyerek üçüncü evreye girmesine bağlandı. İzleyen 11 yıl boyunca bitkisel denebilecek bir yaşam sürdü; hiçbir şey yazmadı. Ve Nietzsche'nin bu ızdırap dolu hayatı 25 Ağustos 1900'da sona erdi.
----------
MÜZİĞİN ÖZÜNDEN TRAGEDYANIN DOĞUŞU “Die geburt der tragödie aus dem Geiste der Musik“ (1872; müziğin özünden tragedyanın doğuşu, 1965) adlı ilk kitabı klasik filoloji bilgilerine dayanan bir sanat felsefesi eseriydi. Burada Eski Yunan Tanrıları Apollon ve Dionysos’un simgesel işlevlerini kullanarak Tragedyanın temelinde gördüğü sanat anlayışı üzerinde durdu; coşkulu tutkuları simgeleyen Dionysos ile etkilerini dengeleyen ölçü ve düzen simgesi Apollon’un bir araya gelmesiyle Eski Yunan Tragedyasının doğduğunu, bunun da klasik Yunan kültürünün, dünyanın anlamsızlığını bile bile çare olarak geliştirdiği trajik dünya görüşüne dayandığını ileri sürdü. Bu, ölümü ve yokluğu kabullenerek yaşamı bir oyun gibi kavrayan ve müzikle beslenen bir dünya görüşüydü. Nietzsche Wagner’e adadığı kitabın son bölümlerinde şiirsel bir dille bu görüşün çağdaş dünya için taşıyabileceği anlam üzerine dururken besteci dostunun müziğini de ele aldı.
kamyonların,otomobillerin ve motosikletlerin arkasında yazar..aptalca geyiklere malzeme olan bir cümle:Alfabe kaç harf 28:neden o şimdi asker..dünyanın en iğrenç esprisi bile diyemiyorum..
1954 yılında Ankara’da doğan Hablemitoğlu, 1977 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Basın Yayın Yüksek Okulu'ndan mezun oldu. 1977 ve 1978 yıllarında 'Dilde Fikirde İşde BİRLİK' adlı aylık dergi yayınladı. Uzun yıllar çeşitli kuruluşlarda basın müşaviri olarak çalıştıktan sonra Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü’nde master ve doktora yaptı.
Türkiye dışındaki Türk topluluklarının yakın tarihi ile ilgili olarak çalışmalar yapan Hablemitoğlu, Orta Avrupa ve Balkanlar’da Türk eserleri, Türk azınlıkları ve şehitliklerimiz konusunda alan çalışmaları yürüttü. 1995-1996 yılları arasında Birleşmiş Milletler Örgütü’nün (UNDP) bir projesinde görev alarak Gagauz Türkleri’nin latin alfabesine geçişi ile ilgili olarak danışmanlık hizmeti verdi.
Türkiye’de ve yurt dışında faaliyet gösteren bölücü terör örgütleri ve Alman vakıfları üzerine yaptığı araştırmalarla dikkat çeken Hablemitoğlu, 18 Aralık 2002'de uğradığı bir suikast sonucu öldürüldü.
ing. turkey
ben de gaflarından bir kaç örnek vermek istiyorum..kırklareli halkına.'ALLAHI SİZE EMANET EDİYORUM' dedi...bir de SİVAS KATLİAMINDAN sonra 'VAN'DA BİR OTEL YANMIŞ,TELAŞLANACAK BİR ŞEY YOK ' dedi..
mesut yılmaz
abd nin rahatlıkla uygulayabildiği sıradan bir olay..amerikada büyük olayların sanıkları canlı yayında idam edilir..en son oklahama bombacısının şiir okuyarak idam edilmesini izlemiştim..ilkel bir suç..The Green Mile (YEŞİL YOL) daki zenci adamın (adını hatırlayamadım) idam edilmesi beni derinden etkilemişti..
4 rekattır..güneş doğmadan kılınması gerekir..eyüp ve süleymaniye camileri tıka basa dolar..namazdan çıktıktan sonra simit yerseniz sıcak sıcak dünyanın en mutlu insanı olursunuz..
kız kardeşine aşık olan bir filozof..aman tanrım ne kötü bir şey..oh my god..felsefi boyutta çılgın birisi...
15 Ekim 1844’de Röchen’de doğdu. Prusya kralı IV. Friedrich Wilhelm’in adı verilen NIETZSCHE Protestan din adamlarının yetiştirdiği dindar bir ailenin oğluydu. Babası ölünce annesi, kız kardeşi, anneannesi ve iki teyzesiyle Naumburg’a yerleşti(1850) . 1858’de burs kazanarak Almanya’nın önde gelen Protestan yatılı okulu Schulpforta’ya yazıldı. Üstün başarı gösterdiği bu okulda Eski Yunan ve Roma klasikleri üzerine temel bir eğitim aldı. 1864’te mezun olunca ilahiyat ve klasik filoloji okumak ve aile geleneğine uyarak papaz olmak üzere Bonn üniversitesi’ne gitti. Ama bu arada ünlü filoloji bilgini Friedrich Wilhelm Ritschl’in de etkisiyle klasiklere duyduğu ilgi ağır bastı. Bu arada müzikle de ilgilenerek Robert Schumann’ın etkisinde romantik kompozisyon çalışmaları yaptı. 1865’de Ritschl’in de ardından Leipzig Üniversitesi’ne geçti ve Ritschl’in yönettiği Rheinisches Museum dergisinde yazıları yayınlanan diplomasız tek kişi oldu. Leipzig yıllarında Arthur Schopenhauer’in felsefesini derinlemesine inceledi. Richart Wagner ile tanıştı ve onun müziğine hayranlık derecesinde ilgi duydu.
1869’da İsviçre’nin Basel Üniversitesi’nden klasik filoloji profesörlüğüne aday göstermesi istenen Ritschl, bu göreve henüz akademik ünvanı olmayan öğrencisi Nietzsche’yi önerdi. 1869’da Leipzig Üniversitesi’nin sınav tez koşulu aramadan yalnızca yazılarına dayanarak doktor ünvanı verdiği Nietzsche Basel Üniversitesi’ne öğretim görevlisi olarak atandı. Ertesi yıl İsviçre vatandaşı oldu ve öğretim üyeliğine yükseldi. Fransız-Alman savaşı başlayınca üniversiteden izin alarak Ağustos 1870’te gönüllü sıhhiye eri olarak cepheye gitti. Ama dizanteri ve difteriye yakalanınca Ekim’de Basel’e döndü. Daha 1871’de bozuk sağlığı yüzünden ağır öğretim yükünü taşıması güçleşti. 1876’da bir yıllık izin aldı; 1879’da da görevinden ayrıldı. Basel Üniversitesi’nden malulen emekli sayılarak maaş bağlandı.
Nietzsche profesörlüğü sırasında klasik filoloji çalışmalarından uzaklaşarak felsefeye yöneldi. Bu arada Basel’de dost olduğu kültür tarihçisi Jacob Burckhardt’ın görüşlerinden etkilendi.
KESİTLER
Müziğin Özünden Tragedyanın Doğuşu
Zamana Aykırı Düşünceler
Böyle Buyurdu Zerdüşt
Güç İstemi ve Diğerleri
SEÇMELER
Ecce Homo'dan
Zerdüştten
İnsanca Pek İnsanca
Nietzsche 1889’un ilk günlerinde zihinsel yetilerini tümüyle yitirdi. Bir eski dostuna yazdığı çılgın mektuplar sayesinde Torino’da olduğu saptandı ve bakım altına alındı. Çıldırmasının nedeni öğrencilik yıllarında yakalandığı frenginin ilerleyerek üçüncü evreye girmesine bağlandı. İzleyen 11 yıl boyunca bitkisel denebilecek bir yaşam sürdü; hiçbir şey yazmadı. Ve Nietzsche'nin bu ızdırap dolu hayatı 25 Ağustos 1900'da sona erdi.
----------
MÜZİĞİN ÖZÜNDEN TRAGEDYANIN DOĞUŞU
“Die geburt der tragödie aus dem Geiste der Musik“ (1872; müziğin özünden tragedyanın doğuşu, 1965) adlı ilk kitabı klasik filoloji bilgilerine dayanan bir sanat felsefesi eseriydi. Burada Eski Yunan Tanrıları Apollon ve Dionysos’un simgesel işlevlerini kullanarak Tragedyanın temelinde gördüğü sanat anlayışı üzerinde durdu; coşkulu tutkuları simgeleyen Dionysos ile etkilerini dengeleyen ölçü ve düzen simgesi Apollon’un bir araya gelmesiyle Eski Yunan Tragedyasının doğduğunu, bunun da klasik Yunan kültürünün, dünyanın anlamsızlığını bile bile çare olarak geliştirdiği trajik dünya görüşüne dayandığını ileri sürdü. Bu, ölümü ve yokluğu kabullenerek yaşamı bir oyun gibi kavrayan ve müzikle beslenen bir dünya görüşüydü. Nietzsche Wagner’e adadığı kitabın son bölümlerinde şiirsel bir dille bu görüşün çağdaş dünya için taşıyabileceği anlam üzerine dururken besteci dostunun müziğini de ele aldı.
kamyonların,otomobillerin ve motosikletlerin arkasında yazar..aptalca geyiklere malzeme olan bir cümle:Alfabe kaç harf 28:neden o şimdi asker..dünyanın en iğrenç esprisi bile diyemiyorum..
1954 yılında Ankara’da doğan Hablemitoğlu, 1977 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Basın Yayın Yüksek Okulu'ndan mezun oldu. 1977 ve 1978 yıllarında 'Dilde Fikirde İşde BİRLİK' adlı aylık dergi yayınladı. Uzun yıllar çeşitli kuruluşlarda basın müşaviri olarak çalıştıktan sonra Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü’nde master ve doktora yaptı.
Türkiye dışındaki Türk topluluklarının yakın tarihi ile ilgili olarak çalışmalar yapan Hablemitoğlu, Orta Avrupa ve Balkanlar’da Türk eserleri, Türk azınlıkları ve şehitliklerimiz konusunda alan çalışmaları yürüttü. 1995-1996 yılları arasında Birleşmiş Milletler Örgütü’nün (UNDP) bir projesinde görev alarak Gagauz Türkleri’nin latin alfabesine geçişi ile ilgili olarak danışmanlık hizmeti verdi.
Türkiye’de ve yurt dışında faaliyet gösteren bölücü terör örgütleri ve Alman vakıfları üzerine yaptığı araştırmalarla dikkat çeken Hablemitoğlu, 18 Aralık 2002'de uğradığı bir suikast sonucu öldürüldü.
eva braun karısıdır...