yalnızlık........ bir mekanda tek başına olmak demek değildir............ bence gerçek yalnızlık.......... insanın, duygu ve düşüncelerinde kendini yalnız hissetmesidir......
Bazen insanı o fırtınalarla boğuşmak değil de sular durulduğunda yaslanacak bir kıyı bulamamak yoruyor en çok o kadar haklısın ki... Savaş bitmiş, hayatta kalınmış ama Peki şimdi ben nerede soluklanacağım? hissi insanın boğazına düğümleniyor.
Ama şunu da unutmamak lazım o fırtınaların hiçbirinde batmamış olman o geminin ne kadar güçlü ve dayanıklı olduğunu gösteriyor. Belki şu an o haritadaki bildik limanlar yok, belki bir süre daha açık denizde demirlemek zorunda hissediyorsun kendini. Fakat bazen sığınacak o yuva dört duvardan ya da belli bir mekandan ibaret olmuyor bazen kendi içimizde kendimize gösterdiğimiz o küçücük şefkat bazen yeni bir başlangıç bazen de hiç beklenmedik bir anda karşımıza çıkan huzurlu bir an oluyor o liman.
Bu yorgunluğu hissetmekte ve dinlenmek istemekte sonuna kadar haklısın. Sadece bu evsizlik hissinin kalıcı olduğuna inandırma kendini çünkü en uzun ve yorucu açık deniz yolculukları bile henüz keşfedilmemiş yepyeni ve sakin kıyılara gebedir. Biraz dinlen, rotan elbet bir yere varacaktır.
insan bir akarsu gibidir önünü nereye keserseniz oraya gider isterse selale oluristerse ırmak olur isteyince sel olur önüne herseyi katıp götürür isterse durgun olur kendinizi seyrettirir
Soğuktur tımarhane duvarları ve bir o kadar da yorucudur. İnsanı şirazeden çıkartan ve daha çok delirten soğuk odalardan ibarettir tımarhaneler. Hiç kimsenin düşmeyi dilemediği ama bazı insanların düşmek zorunda kaldığı izbe yerlerdir. Doktorları soğuk, hemşireleri soğuk, hasta bakıcıları soğuk, hastalar soğuk... Öyle yerlerdir ki insanı çileden çıkarır aklını başından alır bazen de mavi gökyüzüne hasret bırakır...
yalnızlık........
bir mekanda tek başına olmak demek değildir............
bence gerçek yalnızlık..........
insanın, duygu ve düşüncelerinde kendini yalnız hissetmesidir......
Öyle günler, öyle simalar var ki
Unutmak istersin, aklına düşer.
Bazen insanı o fırtınalarla boğuşmak değil de sular durulduğunda yaslanacak bir kıyı bulamamak yoruyor en çok o kadar haklısın ki... Savaş bitmiş, hayatta kalınmış ama Peki şimdi ben nerede soluklanacağım? hissi insanın boğazına düğümleniyor.
Ama şunu da unutmamak lazım o fırtınaların hiçbirinde batmamış olman o geminin ne kadar güçlü ve dayanıklı olduğunu gösteriyor. Belki şu an o haritadaki bildik limanlar yok, belki bir süre daha açık denizde demirlemek zorunda hissediyorsun kendini. Fakat bazen sığınacak o yuva dört duvardan ya da belli bir mekandan ibaret olmuyor bazen kendi içimizde kendimize gösterdiğimiz o küçücük şefkat bazen yeni bir başlangıç bazen de hiç beklenmedik bir anda karşımıza çıkan huzurlu bir an oluyor o liman.
Bu yorgunluğu hissetmekte ve dinlenmek istemekte sonuna kadar haklısın. Sadece bu evsizlik hissinin kalıcı olduğuna inandırma kendini çünkü en uzun ve yorucu açık deniz yolculukları bile henüz keşfedilmemiş yepyeni ve sakin kıyılara gebedir. Biraz dinlen, rotan elbet bir yere varacaktır.
Kanayarak fark edilmemek.
İnsanoğlu işte... :(
Çok mu önemli farklı coğrafyalarda güne başlamamız.
Denizi olan mavisini göndersin,
İmkanı olan bahar kokusunu..
Ümit Yaşar
Göze sürme gibi birşeydir masal...
Sürersin geçer gider.
insan bir akarsu gibidir önünü nereye keserseniz oraya gider isterse selale oluristerse ırmak olur isteyince sel olur önüne herseyi katıp götürür isterse durgun olur kendinizi seyrettirir
Sağlığın kıymeti
Hürriyetin kıymeti,
Boşa vaktin kıymeti,
Üçünü de bil...
Soğuktur tımarhane duvarları ve bir o kadar da yorucudur. İnsanı şirazeden çıkartan ve daha çok delirten soğuk odalardan ibarettir tımarhaneler. Hiç kimsenin düşmeyi dilemediği ama bazı insanların düşmek zorunda kaldığı izbe yerlerdir. Doktorları soğuk, hemşireleri soğuk, hasta bakıcıları soğuk, hastalar soğuk... Öyle yerlerdir ki insanı çileden çıkarır aklını başından alır bazen de mavi gökyüzüne hasret bırakır...