İspanya’nın Barcelona kentinde binalar denize diktir. Yani denizden karaya ve iç kesimlere doğru uzun koridorlar oluşturulmuştur ki tüm şehir o deniz havasını solusun! Böyle bir aklı, böyle bir mimariyi, böyle bir empatiyi üçüncü dünya ülkelerinde görmek mümkün değildir.
En iyi yatağı satın alabilirsin ama uykuyu satın alamazsın diyenler bile, o en iyi yatağın kulu kölesi durumundadır. Gecelerini gündüzlerini o pahalı yataklar, kıyafetler ve otomobiller için harcayanlar ne gerçek bir uykuyu, ne gerçek bir yemeği, ne gerçek bir düşünceyi ne de gerçek bir buseyi umursarlar.
Orwell'in 1984 romanında Emniyet müdürü O’Brien sorguda Winston’a şunları söyler: Biz sizi zor kullanarak kendimize benzetmeyeceğiz. Sizi değiştirmek için dayatmalar yapmayacağız. Size düşünme fırsatı vermeyeceğiz. Siz sabah işe gidip akşama kadar eşek gibi çalışacaksınız. Eve çok yorgun döneceksiniz. Okumaya, öğrenmeye, tazelenmeye, gelişmeye, serpilmeye zaman bulamayacaksınız. Bazen barlara, bazen de benzer eğlence yerlerine gideceksiniz. Orada dağıtacaksınız kafanızdaki dumanı. Ama asla gerçek sorunlarınızı çözmek için vakit bulamayacaksınız. Sonunda içinizi boşaltacağız. Boşalan içinize biz kendi istediklerimizi dolduracağız.
İspanya’nın Barcelona kentinde binalar denize diktir. Yani denizden karaya ve iç kesimlere doğru uzun koridorlar oluşturulmuştur ki tüm şehir o deniz havasını solusun! Böyle bir aklı, böyle bir mimariyi, böyle bir empatiyi üçüncü dünya ülkelerinde görmek mümkün değildir.
Derin yoksulluk, kuşaktan kuşağa aktarılan yoksulluktur. Yoksulluğun kronikleşmesi, kaçınılmaz hale gelmesi durumudur.
Mesele yoksulluğu bitirmek değil önlemektir.
İç dünyasında ne tür çatışmalar olduğunu bilmeyenler, dış dünyalarını iyi bir şekilde kuramazlar.
Kendi kendinize politik bilinç aşılayamaz iseniz birileri size politik ideoloji aşılayıverir.
Benliğindeki onur ihtiyacı ekmek ihtiyacından daha fazla olanlar sistemleri çökertebilecek, insanlığa nefes aldırabilecek insanlardır.
En iyi yatağı satın alabilirsin ama uykuyu satın alamazsın diyenler bile, o en iyi yatağın kulu kölesi durumundadır. Gecelerini gündüzlerini o pahalı yataklar, kıyafetler ve otomobiller için harcayanlar ne gerçek bir uykuyu, ne gerçek bir yemeği, ne gerçek bir düşünceyi ne de gerçek bir buseyi umursarlar.
Sokrates’in amacı insanlara bilgi vermek, yeni bir şey öğretmek değil öncelikle neyi bilmedikleri konusunda bir farkındalık yaratmaktı.
Hayvan her an yaşamayı düşünür. İnsan ise sadece köşeye sıkıştığında!
Orwell'in 1984 romanında Emniyet müdürü O’Brien sorguda Winston’a şunları söyler: Biz sizi zor kullanarak kendimize benzetmeyeceğiz. Sizi değiştirmek için dayatmalar yapmayacağız. Size düşünme fırsatı vermeyeceğiz. Siz sabah işe gidip akşama kadar eşek gibi çalışacaksınız. Eve çok yorgun döneceksiniz. Okumaya, öğrenmeye, tazelenmeye, gelişmeye, serpilmeye zaman bulamayacaksınız. Bazen barlara, bazen de benzer eğlence yerlerine gideceksiniz. Orada dağıtacaksınız kafanızdaki dumanı. Ama asla gerçek sorunlarınızı çözmek için vakit bulamayacaksınız. Sonunda içinizi boşaltacağız. Boşalan içinize biz kendi istediklerimizi dolduracağız.