Severim gök maviyi En az su yeşili kadar İz bırakır ruhuma gelecekten Gösterir hatıraları geçmişten Haber verir sanki bana hayatın içinden Tat kalır ağzımda hafiften, Kaldırdığımda başımı Sadece beyaz bulutlarla, sapsarı güneşle değil Seninle de doldurur içimi Bilirim cömertçe verdiklerini Su serptiğini en kara günlerde yüreğime ve bazen de ateşe dönüştürdüğünü Yeniden başlamam gerektiğini fısıldayan rüzgarları Mavi böyledir işte Bir tuval gibidir benliğimde Üzerine işlerim hayatı Yumuşacık kucaklayışında kaybolurum Düşüşüm de kayboluşum da acısız olur Dünyevi acılar mavinin iziyle yol olur, ışık olur Serzenişlerimi eritirim avuçlarında Ertesi günün yankısı duyulur kulağımda Ayağa kalkmanın, koşmanın, tırmanmanın adıdır mavi Sadece heyecanla değil, neşeyle de dolarım bil ki!
Oz büyücüsü adlı eserdeki Dorothy’yi diğer masal kahramanlarından ayıran, her şeyi tek başına yapmak zorunda olmasıdır. Ama tıpkı erkek masal kahramanlarını koruyan iyilik perileri gibi, kendisini de iyilik cadısı korumaktadır. Yolculuğu esnasında Dorothy üç kişiyle tanışır. Korkuluk kendine güveni düşük, aptal olduğuna dair inancı tam, aşağılık kompleksine sahiptir. Teneke adam ise kalbi olmayan biridir. Hissedememekten yakınır. Korkak aslan, çalıların arasından gelene geçene kükreyen ama karşı karşıya gelince korkudan titreyen biridir. Yazarın bu eserinde bu üç figür toplumun üç sınıfını sembolize eder. Korkuluk aklına güvenmediği için popülist siyasetçilerin peşinden giden cahil çiftçiler, teneke adam sanayileşmeden ve kapitalizmden dolayı kendine yabancılaşan işçi, korkak aslan ise esip gürleyen ama asla harekete geçmeyen politikacılardır.
Çoğu insan kendine değil aslında dış faktörlere güvenir. Bunlardan parayı, malı ve statüyü çekip aldığınızda çırılçıplak hissederler kendilerini. 21.asır insanı dışarıdan sağlam görünen bir enkazdır.
Kapitalizmin işleyiş mekanizmasının temelinde, insanı eksik hissettirme gücü bulunur. İnsan eksik olabilir lakin onun eksiğini giderecek olan, sistemin ürettiği mal ve hizmetler değildir.
Metafizik, felsefenin konusudur ve önemlidir. İnsanlara metafizik öğretmezseniz sosyal çürümeyi, toplumsal dağılmayı ancak son evrede yani sokaklar cehennem yerine döndüğünde fark ederler.
Galiba gülebilen tek varlığın insan olmasını anlayabiliyorum. O kadar acı çekmiştir ki insan, bu acıların üstesinden gelebilmek için gülmeyi keşfetmiştir. (Friedrich Nietzsche- Ecce Homo: İnsan nasıl kendisi olur.)
Onu görmek, sesini duymak, çöpü atmak için sokağa çıkıp yıldız kaymasına şahit olmak gibiydi. (Beyza Alkoç-Sınırsız)
MAVİNİN İZİ
Severim gök maviyi
En az su yeşili kadar
İz bırakır ruhuma gelecekten
Gösterir hatıraları geçmişten
Haber verir sanki bana hayatın içinden
Tat kalır ağzımda hafiften,
Kaldırdığımda başımı
Sadece beyaz bulutlarla, sapsarı güneşle değil
Seninle de doldurur içimi
Bilirim cömertçe verdiklerini
Su serptiğini en kara günlerde yüreğime
ve bazen de ateşe dönüştürdüğünü
Yeniden başlamam gerektiğini fısıldayan rüzgarları
Mavi böyledir işte
Bir tuval gibidir benliğimde
Üzerine işlerim hayatı
Yumuşacık kucaklayışında kaybolurum
Düşüşüm de kayboluşum da acısız olur
Dünyevi acılar mavinin iziyle yol olur, ışık olur
Serzenişlerimi eritirim avuçlarında
Ertesi günün yankısı duyulur kulağımda
Ayağa kalkmanın, koşmanın, tırmanmanın adıdır mavi
Sadece heyecanla değil, neşeyle de dolarım bil ki!
(Himself)
Oz büyücüsü adlı eserdeki Dorothy’yi diğer masal kahramanlarından ayıran, her şeyi tek başına yapmak zorunda olmasıdır. Ama tıpkı erkek masal kahramanlarını koruyan iyilik perileri gibi, kendisini de iyilik cadısı korumaktadır. Yolculuğu esnasında Dorothy üç kişiyle tanışır. Korkuluk kendine güveni düşük, aptal olduğuna dair inancı tam, aşağılık kompleksine sahiptir. Teneke adam ise kalbi olmayan biridir. Hissedememekten yakınır. Korkak aslan, çalıların arasından gelene geçene kükreyen ama karşı karşıya gelince korkudan titreyen biridir. Yazarın bu eserinde bu üç figür toplumun üç sınıfını sembolize eder. Korkuluk aklına güvenmediği için popülist siyasetçilerin peşinden giden cahil çiftçiler, teneke adam sanayileşmeden ve kapitalizmden dolayı kendine yabancılaşan işçi, korkak aslan ise esip gürleyen ama asla harekete geçmeyen politikacılardır.
Çoğu insan kendine değil aslında dış faktörlere güvenir. Bunlardan parayı, malı ve statüyü çekip aldığınızda çırılçıplak hissederler kendilerini. 21.asır insanı dışarıdan sağlam görünen bir enkazdır.
Kapitalizmin işleyiş mekanizmasının temelinde, insanı eksik hissettirme gücü bulunur. İnsan eksik olabilir lakin onun eksiğini giderecek olan, sistemin ürettiği mal ve hizmetler değildir.
İnsan, diğer insanların bedensel acılarına üzülen, ruhsal acılarına ise kayıtsız kalan, zaman zamansa sevinen bir varlıktır.
Metafizik, felsefenin konusudur ve önemlidir. İnsanlara metafizik öğretmezseniz sosyal çürümeyi, toplumsal dağılmayı ancak son evrede yani sokaklar cehennem yerine döndüğünde fark ederler.
Dünyada cennet ülkesinin kurulamama nedeni, herkesin krallığa soyunmak istemesidir.
Toplumlara özgürlüğe giden yolda yardımcı olan, yaralı yüreklere merhem, sorunlu bireylerle hemhal olan şairlere çok şey borçluyuz.
Galiba gülebilen tek varlığın insan olmasını anlayabiliyorum. O kadar acı çekmiştir ki insan, bu acıların üstesinden gelebilmek için gülmeyi keşfetmiştir. (Friedrich Nietzsche- Ecce Homo: İnsan nasıl kendisi olur.)