İsteğinizin doğal mı yoksa kör mü olduğunu anlamak mı istiyorsunuz? O zaman o isteğin bitip bitmediğine bakın. Eğer dur durak bilmiyorsa o istek kördür. (Ahlak mektupları-Seneca)
İnsan düşüncesindeki yer merkezli dünya imajı ben merkezli imaj lehine ortadan kalkmıştır. Artık evrenin merkezinde, sonuçta diğer bütün insanlardan tamamen bağımsız bir birey olarak tekil insan vardır. (Norbert Elias-Uygarlık tarihi)
İnsan hastalanınca doktor teşhis ve tedavi eder. Toplum hastalanınca sosyolog teşhis eder, siyasetçi tedavi eder. Az gelişmiş devletlerde toplumsal sıkıntılara teşhis koyma işi sosyologlara değil siyasetçilere bırakılır. Bu uygulama, sıkıntıları düzeltmediği gibi zamanla kronik hale getirir.
Televizyondaki temsiller dünyada yaşanan anlamlı şeyleri bir projeksiyon gibi topluma yansıtmazlar. Medyadaki temsiller anlamı inşa ederler. Temsilden önce bir oluş yoktur. Her zaman olan, bir anlamın kurulduğu ve bir şekilde toplumlara empoze edildiğidir. Temsillerin içini dolduran, yani anlamları inşa eden bir kurucu aktör olmalıdır. Bu aktör de ticaret ve sanayi burjuvazisidir. (Stuart Hall-Kültürel temsiller ve anlamlandırma uygulamaları)
Parmak bütüne ait olduğunda, bütünün içinde olduğunda parmaktır. Bir şey bütünün içinde bir şeydir. Parmak koptuğunda parmak özelliğini yitirir. Ölü bir parmaktır artık. Canlılık bütün, fiziksel unsurlar o bütüne uydukları için beden oluyorlar. (Aristoteles-Nikomakhos’a etik)
Arzu ve ihtiyaç arasındaki fark arzunun giderilememesidir. Arzuyu gidermeye çalıştıkça arzu provoke olur. Bu kısırdöngüye girince çıkamaz pek çokları. Kapitalist ekonomi, bir tür libidinal ekonomidir. (Gilles Deleuze)
Sadrazam, Muhsin Çelebi’nin niçin devlet memurluğuna girmediğini sormuştu. Muhsin Çelebi: ‘’Ben boyun eğmem, el etek öpmem, oysa zamanın devletleri mevkilere hep el etek, hatta ayak öpüp bin türlü yaltaklanma ile, dalkavuklukla, ikiyüzlülükle çıktıklarından çevrelerine hep bu gevşek hareketleri tekrarlayanları toplarlar. Yiğit, doğru, kendine saygılı, hür vicdanının sesine kulak veren birini gördüler mi hemen kin bağlarlar, yıkmaya çalışırlar. (Ömer Seyfettin- Pembe incili kaftan)
İsteğinizin doğal mı yoksa kör mü olduğunu anlamak mı istiyorsunuz? O zaman o isteğin bitip bitmediğine bakın. Eğer dur durak bilmiyorsa o istek kördür. (Ahlak mektupları-Seneca)
Felsefe tarihi büyük oranda insan mizaçlarının çatışmasının tarihidir. (William James)
Kapitalizm bir ehlileştirme kültürüdür.
İnsan düşüncesindeki yer merkezli dünya imajı ben merkezli imaj lehine ortadan kalkmıştır. Artık evrenin merkezinde, sonuçta diğer bütün insanlardan tamamen bağımsız bir birey olarak tekil insan vardır. (Norbert Elias-Uygarlık tarihi)
İnsan hastalanınca doktor teşhis ve tedavi eder. Toplum hastalanınca sosyolog teşhis eder, siyasetçi tedavi eder. Az gelişmiş devletlerde toplumsal sıkıntılara teşhis koyma işi sosyologlara değil siyasetçilere bırakılır. Bu uygulama, sıkıntıları düzeltmediği gibi zamanla kronik hale getirir.
Televizyondaki temsiller dünyada yaşanan anlamlı şeyleri bir projeksiyon gibi topluma yansıtmazlar. Medyadaki temsiller anlamı inşa ederler. Temsilden önce bir oluş yoktur. Her zaman olan, bir anlamın kurulduğu ve bir şekilde toplumlara empoze edildiğidir. Temsillerin içini dolduran, yani anlamları inşa eden bir kurucu aktör olmalıdır. Bu aktör de ticaret ve sanayi burjuvazisidir. (Stuart Hall-Kültürel temsiller ve anlamlandırma uygulamaları)
Parmak bütüne ait olduğunda, bütünün içinde olduğunda parmaktır. Bir şey bütünün içinde bir şeydir. Parmak koptuğunda parmak özelliğini yitirir. Ölü bir parmaktır artık. Canlılık bütün, fiziksel unsurlar o bütüne uydukları için beden oluyorlar. (Aristoteles-Nikomakhos’a etik)
Yoksulluk aslında para sahibi olmamak değil imkansızlıklar ülkesinde yaşamaktır. Zenginlik de para sahibi olmak değil güvenceler ülkesinde yaşamaktır.
Arzu ve ihtiyaç arasındaki fark arzunun giderilememesidir. Arzuyu gidermeye çalıştıkça arzu provoke olur. Bu kısırdöngüye girince çıkamaz pek çokları. Kapitalist ekonomi, bir tür libidinal ekonomidir. (Gilles Deleuze)
Sadrazam, Muhsin Çelebi’nin niçin devlet memurluğuna girmediğini sormuştu. Muhsin Çelebi: ‘’Ben boyun eğmem, el etek öpmem, oysa zamanın devletleri mevkilere hep el etek, hatta ayak öpüp bin türlü yaltaklanma ile, dalkavuklukla, ikiyüzlülükle çıktıklarından çevrelerine hep bu gevşek hareketleri tekrarlayanları toplarlar. Yiğit, doğru, kendine saygılı, hür vicdanının sesine kulak veren birini gördüler mi hemen kin bağlarlar, yıkmaya çalışırlar. (Ömer Seyfettin- Pembe incili kaftan)