Nasıl ki Newton, Bacon, Descartes üçlüsü ile mutlakçı anlayış geliştiyse, kuantum mekaniği ile de belirsizlik anlayışına geri dönülmüştür. Bu ikisi madalyonun iki yüzü gibidir. Ne tastamam bir belirsizlik ne de mutlaklık söz konusudur.
Katı moderniteden akışkan moderniteye geçtik. Egemen ve disiplinli toplumdan kontrol toplumuna geçtik. Tıpkı Proletaryadan prekaryaya, emperyalizmden küreselleşmeye, tek taraflı iletişimden çift taraflı üretim iletişimine, kullanım değerinden değişim değerine, simülasyondan hiper gerçekliğe, yabancılaşmadan sıradanlaşmaya geçişler gibi! (Felix Guattari)
İnsanın kendi düşüncelerine dışarıdan, karşıdan bakması çok zordur. Düşünce ve davranış örüntülerini dışarıdan bakabilmek için ekstra bir göze ihtiyaç vardır. O da felsefedir.
Roma imparatorluğunun yıkılma sebebi: Göç akını.
Nasıl ki Newton, Bacon, Descartes üçlüsü ile mutlakçı anlayış geliştiyse, kuantum mekaniği ile de belirsizlik anlayışına geri dönülmüştür. Bu ikisi madalyonun iki yüzü gibidir. Ne tastamam bir belirsizlik ne de mutlaklık söz konusudur.
Katı moderniteden akışkan moderniteye geçtik. Egemen ve disiplinli toplumdan kontrol toplumuna geçtik. Tıpkı Proletaryadan prekaryaya, emperyalizmden küreselleşmeye, tek taraflı iletişimden çift taraflı üretim iletişimine, kullanım değerinden değişim değerine, simülasyondan hiper gerçekliğe, yabancılaşmadan sıradanlaşmaya geçişler gibi! (Felix Guattari)
İnsanın kendi düşüncelerine dışarıdan, karşıdan bakması çok zordur. Düşünce ve davranış örüntülerini dışarıdan bakabilmek için ekstra bir göze ihtiyaç vardır. O da felsefedir.
Dış görünüşe baktıklarından ne iyileştiler, ne de iyileştirdiler. (Neville Goddard)
Yapmakla yükümlü olduğun şeyler, severek yaptığın şeylerden her zaman daha fazladır 21.asrın toplumlarında.
Baskının en güçlü hali, onu baskı olarak algılayamayacak kadar yavaş gelenidir. (Hannah Arendt-Kötülüğün sıradanlığı)
Hayatın anlamı açığa çıktığında en büyük sancı, insanlar da dahil hayattaki hiçbir şeyin göründüğü ya da sanıldığı gibi olmadığının açığa çıkmasıdır.
Modern toplum, insan ruhunu sömürmek için başarıyı yem olarak kullanmaktadır.
Gerçek engelli, bedenen eksik olan değil bedenine takık olandır.