Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Tuna Kafkas
Tuna Kafkas

her uçurum; bir ovaya, sevdalıdır...

  • muhiddin ibni arabi15.11.2025 - 03:45

    kalbini allaha bırakan, allahı kalbinde bulur...

  • mahşer13.11.2025 - 21:38

    dünyanın işini mahşere bırakmadan,
    ve ölüm gelmeden yaşamak gerek hayatı,
    güzellikler, iyilikler, sevgiler ve,
    ve aşk ile…,

  • serbest kürsü11.11.2025 - 11:57

    amin...

    allah var gam yok...

  • serbest kürsü10.11.2025 - 19:08

    dünyanın öyle usta elleri vardı ki,
    ve öyle güzel dikmişti ki
    herkesin göğünü kendine;
    /kimseye,
    bir başkasının göğündeki
    turnayı sevmek,
    hakkını tanımıyordu…,

  • Geber Ulan08.11.2025 - 21:29

    ve öyleyse sizlerde duyun ulan,
    müstafiyim artık bu,
    hayata pantolonun paçasından bakan magandaların,
    ve akşam sofrasına bir arada oturamayan
    aileliği kütükte kalmışların ve
    aşkını vatanı bilmeyen,
    gözdelik ve ikbal peşindeki
    dilberlerin davasından,
    ah;

  • şikayet kutusu08.11.2025 - 19:50

    beni antoloji yönetimine şikayet edenlerin alayının kalemi kırılsın...

  • taa içimizde yanan umut08.11.2025 - 16:00

    aşka aşık,
    aşka tutkunsun ve
    çimenli tepeler kadar
    yumuşak nazarlıdır gözlerin senin…,

    ve bezeli yüzün hicap nakışlarıyla…,
    yağmur sonrasında toprak nasıl tüterse,
    öyle bürür rabıtandaki aşka meftunu,
    halis çapalı ve elbistan bağırlı lisanın,

    ki petek motifli
    bir bardak çay deminde kaynar senin,
    hay/dan ihsan yüreğin, mim; aşk…,

    gecenin derinliğinde,
    dağılırken tonları kurşunî bulutların,
    maçkada/teşvikiyede,
    ak martılar yükseliyordu göğe;
    özgür ve aç,

    bir teksirin üst köşesinden koparılmış,
    ki semavî bir elce verilen ve üstünde,
    {bir şairim vardı, /üç nokta yan yana/}
    dip/notu yazılı ve,
    yolda tutulduğu göz yaşlarından ikisinin,
    içine işlediği pusulayı,
    tutarken parmaklarım…,
    /bir şairim vardı//nın,
    {üç nokta yan yana} yanına değil de,
    neden;
    alt satırına konmuştu diye,
    düşünürken ciğerim pare pare…,
    o münzevi dip/notunun çırpınarak ve
    can havliyle yazılmışlığı ışıldıyordu,
    süreyya yıldız kümesinden,
    ah;

    ahbap lakırdıları ve
    suflî meşgalelerden kurtarılıp,
    kabaran/çalkalanan konukluğuma sunulan,
    bu hal ile gördüm ki;
    geceden beridir süren,
    bereketli bir sabah yağmuru misalisin sen,
    kendini elbistan merkezli depremlerle,
    ansızın anımsatan,
    nurhak/ceyhan aşk…,

    ömre bedel anlarımız olacaktır diye,
    mırıldanırken sen hekimim göz gözeydik,
    soran bakışlarla…;
    anılara ka/l/r/dığımız bunca ay sonrası,
    hızır/ilyas sohbeti misali ve
    bir sahur vakti işte yine şimdi,
    ve bir yanda tan yeri,
    bir yanda saçlarım ağarıyor…,
    aziz hatıralarla yaşanan ve
    muhabbet bağları fasılasız,
    bir {/boş/enkaz/ ev} kadar,
    eş/siz; aşk…,

    acilindeki kara gözlü hemşireye
    emanet edilmiş ve tetkik için verdiğim kan,
    numune tüplerinde harmanlana dursun;
    serin kaldırımlarda yürürken düşünüyordum
    ve konuşuyordum kendimle,
    ki sobe;
    kendiyle kendine olduğu kadar,
    yâriyle güzel sohbet edemiyor insan…

  • taa içimizde yanan umut08.11.2025 - 15:59

    aşka aşık,
    aşka tutkunsun ve
    çimenli tepeler kadar
    yumuşak nazarlıdır gözlerin senin…,

    ve bezeli yüzün hicap nakışlarıyla…,
    yağmur sonrasında toprak nasıl tüterse,
    öyle bürür rabıtandaki aşka meftunu,
    halis çapalı ve elbistan bağırlı lisanın,

    ki petek motifli
    bir bardak çay deminde kaynar senin,
    hay/dan ihsan yüreğin, mim; aşk…,

    gecenin derinliğinde,
    dağılırken tonları kurşunî bulutların,
    maçkada/teşvikiyede,
    ak martılar yükseliyordu göğe;
    özgür ve aç,

    bir teksirin üst köşesinden koparılmış,
    ki semavî bir elce verilen ve üstünde,
    {bir şairim vardı, /üç nokta yan yana/}
    dip/notu yazılı ve,
    yolda tutulduğu göz yaşlarından ikisinin,
    içine işlediği pusulayı,
    tutarken parmaklarım…,
    /bir şairim vardı//nın,
    {üç nokta yan yana} yanına değil de,
    neden;
    alt satırına konmuştu diye,
    düşünürken ciğerim pare pare…,
    o münzevi dip/notunun çırpınarak ve
    can havliyle yazılmışlığı ışıldıyordu,
    süreyya yıldız kümesinden,
    ah;

    ahbap lakırdıları ve
    suflî meşgalelerden kurtarılıp,
    kabaran/çalkalanan konukluğuma sunulan,
    bu hal ile gördüm ki;
    geceden beridir süren,
    bereketli bir sabah yağmuru misalisin sen,
    kendini elbistan merkezli depremlerle,
    ansızın anımsatan,
    nurhak/ceyhan aşk…,

    ömre bedel anlarımız olacaktır diye,
    mırıldanırken sen hekimim göz gözeydik,
    soran bakışlarla…;
    anılara ka/l/r/dığımız bunca ay sonrası,
    hızır/ilyas sohbeti misali ve
    bir sahur vakti işte yine şimdi,
    ve bir yanda tan yeri,
    bir yanda saçlarım ağarıyor…,
    aziz hatıralarla yaşanan ve
    muhabbet bağları fasılasız,
    bir {/boş/enkaz/ ev} kadar,
    eş/siz; aşk…,

    acilindeki kara gözlü hemşireye
    emanet edilmiş ve tetkik için verdiğim kan,
    numune tüplerinde harmanlana dursun;
    serin kaldırımlarda yürürken düşünüyordum
    ve konuşuyordum kendimle,
    ki sobe;
    kendiyle kendine olduğu kadar,
    yâriyle güzel sohbet edemiyor insan…

    her cuma ikindiye doğru neden; bu sanki
    elimi uzatsam dokunacakmışım gibi hissettiğim
    yakınlık, uçurum olurdu sana;
    musevi ve isevilerce kutsal sayılan o iki gün…,
    ve yine de her haftanın bayram gününün sonunda,
    akşam akşam güleç olurdu gözlerimiz
    ışıl ışıl, o dar vaktin alacasında bile…,
    böyle acayip acayip kesintisizmiş
    ve bir terzi işi gibi cereyan edip duran,
    gönlü hep; gün batımlarından yana yatık,
    turuncu/kızıl; aşk…,
    ah,

  • benlik08.11.2025 - 11:30

    e/y\n/ sevgili\aşk…,
    biz;
    kadim yadigâr, tuna ve nil…
    t\aksim görmüş bulutların altında,
    hürriyetleri ellerinde,
    avuç avuca muhibbânız biz;
    aydınlık kuytumuzda
    ikimiz biz…
    ki ezelden ebede birbirine akan
    ve ummanına hasret çeken her demde
    biz ikimiz,
    senlik ve benliksiz,
    \ah\

  • Hamdolsun07.11.2025 - 23:27

    canım esas hayatın kokutulmasında,
    ziyana uğratılmasında yanar benim;
    kadir bilmezler, şerefi on paralıklar,
    tıynetsiz, seciyesiz ve aşüfteler ve
    hamlar elinde…,