. ... ..... ağlak bir güvercinim ben…, keklik olmaktan uyandırdığın, o güvercin ki, bozkırından koparılmış ve ellerin yurdunda garipler garibi, sürgün di\yârında yüreği pas içinde,
kaldır ayrılığın perdesini gamzeli hekimim, gözlerimiz son kez kamaşsın ayniyetle, gözbebeklerimiz hicapla yere baksın, uzun sürmez bilirsin zaten, efsunkâr muhabbetler…,
hızır ilyas tepesinde bir yetimhane türküsü gibi, şimdi ayrılık…,
bir kızıl gonca gülün yapraklarını, katmer katmer ayırıp dalından; mendile sarıp, bir ikindi sonrası akşam ayazında, yağmura ve ıslak kaldırımlara fırlatılmış gül dalı gibi, terkedilmiş ve ıssızım…,
ideolojisi olmaz ayaklar altında kalmanın, ve ah ki,
evrensel bir buğudur göz pınarlarında, ölümsüzlüğe mütemayil bir nefesken, kendisinden gayrısını istemez bir kafes müstakili, ve insanın hayatta bir kere öleceğine kaniyken,
sadece tomurcuk gülleri değil, baharın en tazesini getirdin sen bana ve bir ölüyü dirilttin,
.
...
.....
ağlak bir güvercinim ben…,
keklik olmaktan uyandırdığın,
o güvercin ki,
bozkırından koparılmış ve
ellerin yurdunda garipler garibi,
sürgün di\yârında yüreği pas içinde,
kaldır ayrılığın perdesini gamzeli hekimim,
gözlerimiz son kez kamaşsın ayniyetle,
gözbebeklerimiz hicapla yere baksın,
uzun sürmez bilirsin zaten,
efsunkâr muhabbetler…,
hızır ilyas tepesinde bir yetimhane türküsü gibi,
şimdi ayrılık…,
bir kızıl gonca gülün yapraklarını,
katmer katmer ayırıp dalından; mendile sarıp,
bir ikindi sonrası akşam ayazında,
yağmura ve ıslak kaldırımlara
fırlatılmış gül dalı gibi,
terkedilmiş ve ıssızım…,
ideolojisi olmaz ayaklar altında kalmanın,
ve ah ki,
evrensel bir buğudur göz pınarlarında,
ölümsüzlüğe mütemayil bir nefesken,
kendisinden gayrısını istemez bir kafes müstakili,
ve insanın hayatta bir kere öleceğine kaniyken,
sadece tomurcuk gülleri değil,
baharın en tazesini getirdin sen bana
ve bir ölüyü dirilttin,
her yanım kan kızılı gül içinde…,
.....
...
.