Senden sonra ağız dolusu kahkaham kalmadı, her gülüşe bir ucundan, bu dünyada bir daha seni göremeyecek olmanın kekre tadı karıştı. Senden sonra çok yağmur yağdı
Bir Ayağım Cennette Bir ayağım cennette, durup Bakıyorum karşı kıyıya. Dünyada koca gün sona ermek üzere, Ama ne garip ektiğimiz şu tarlalar Sevginin ve nefretin tohumlarıyla. Zamanın emeğine rahat vermiyor zaman, Hiçbir şey ayıramıyor artık Buğdayla burçağı yan yana biten. Saplara sessizce dolanan O süs otları; bunlar bizim işte. Kötülükle iyilik yan yana Hasadını toplayacağımız Hayır ve günah tarlalarında.
Gene de cennetten sürüyor kök Başlayan gün gibi tertemiz. Zaman’toplayıp yemişlerini Yakıyor o ilk yaprağı Korkunun, acının biçiminde Kış yollarında uçuşan. Ama aç tarlayla kararmış ağaç Çiçek açıyor bilinmeyen cennette. Acının, iyiliğin tomurcukları Yalnız bu karanlık tarlalarda açıyor. Cennet nasıl bilebilir Umudu ve inancı, acıma ve sevgiyi Gömülü kalmışsa hep Bellek buluncaya dek kendi definesini? Cennette hiç bu garip mutluluklar Yağmaz şu bulutlu göklerden.
Yolun ötesine geçebilirdik, ama duraksadık, Derken devriyeler geldi Komutanları sorumlu ve kararlı, Asık yüzlü ve kayıtsız öbürleri. Beklerken sorgulama başladı. Her şeyin Hemen açıklanması gerekiyormuş, Kimmişiz, neciymişiz, nereden geliyormuşuz, Amacımız neymiş, kimin adına, Kime karşı çalışıyormuşuz. Sorular, sorular. Durup yanıtladık bütün gün; Yolun öbür yanında, çitin ötesindeki Aldırışsız âşıkları seyrettik Bir başka yıldızda el ele dolaşan çiftleri, Seslensek, bizi duyacak kadar bize yakın. Yanıtlarımızı, davranışlarımızı Seçecek durumda değiliz burada, Az ötede aldırışsız âşıklar dolaşsa, Kaygısız tarla çok yakınımızda da olsa. Tam sınırdayız, Nerdeyse tükendi dayanma gücümüz Ve hâlâ sürüyor sorgulanmamız.
Harf harf duruyorsun alnımda öylece dur şiirden ipekten bir yazın ortasında bir çizgiyi anlatıyorsun hecelerle çiz biz bütün kesişmelerin çıkmaz sokağıyız dışarda kuşlar başka, aşk başka,
Çünkü,
Haritalara baktım, hiçbirinde evin yok. Ansiklopedilere baktım, hiçbirinde resmin yok. Sözlüklere baktım, hiçbirinde ismin yok. Aynada kendime baktım, seni gördüm. Benden başka yerin yok.
{ . . < 3 . . }
... aynı yel değirmeninin dönmeyen kanatlarıyız biz, adsız bir rüzgâra asılı, havadan koparılmış bir soluk, yeniden havaya dönüşen.
Michael Hülse
YOKLUĞUN, CEHENNEMİN DİĞER ADIDIR
ÜŞÜYORUM, KAPATMA GÖZLERİNİ
Senden sonra ağız dolusu kahkaham kalmadı, her gülüşe bir ucundan, bu dünyada bir daha seni göremeyecek olmanın kekre tadı karıştı.
Senden sonra çok yağmur yağdı
K.S
Bir Ayağım Cennette
Bir ayağım cennette, durup
Bakıyorum karşı kıyıya.
Dünyada koca gün sona ermek üzere,
Ama ne garip ektiğimiz şu tarlalar
Sevginin ve nefretin tohumlarıyla.
Zamanın emeğine rahat vermiyor zaman,
Hiçbir şey ayıramıyor artık
Buğdayla burçağı yan yana biten.
Saplara sessizce dolanan
O süs otları; bunlar bizim işte.
Kötülükle iyilik yan yana
Hasadını toplayacağımız
Hayır ve günah tarlalarında.
Gene de cennetten sürüyor kök
Başlayan gün gibi tertemiz.
Zaman’toplayıp yemişlerini
Yakıyor o ilk yaprağı
Korkunun, acının biçiminde
Kış yollarında uçuşan.
Ama aç tarlayla kararmış ağaç
Çiçek açıyor bilinmeyen cennette.
Acının, iyiliğin tomurcukları
Yalnız bu karanlık tarlalarda açıyor.
Cennet nasıl bilebilir
Umudu ve inancı, acıma ve sevgiyi
Gömülü kalmışsa hep
Bellek buluncaya dek kendi definesini?
Cennette hiç bu garip mutluluklar
Yağmaz şu bulutlu göklerden.
Edwin Muir
Yolun ötesine geçebilirdik, ama duraksadık,
Derken devriyeler geldi
Komutanları sorumlu ve kararlı,
Asık yüzlü ve kayıtsız öbürleri.
Beklerken sorgulama başladı. Her şeyin
Hemen açıklanması gerekiyormuş,
Kimmişiz, neciymişiz, nereden geliyormuşuz,
Amacımız neymiş, kimin adına,
Kime karşı çalışıyormuşuz.
Sorular, sorular.
Durup yanıtladık bütün gün;
Yolun öbür yanında, çitin ötesindeki
Aldırışsız âşıkları seyrettik
Bir başka yıldızda el ele dolaşan çiftleri,
Seslensek, bizi duyacak kadar bize yakın.
Yanıtlarımızı, davranışlarımızı
Seçecek durumda değiliz burada,
Az ötede aldırışsız âşıklar dolaşsa,
Kaygısız tarla çok yakınımızda da olsa.
Tam sınırdayız,
Nerdeyse tükendi dayanma gücümüz
Ve hâlâ sürüyor sorgulanmamız.
Edwin Muir
{ . . . . . . . . }
Harf harf duruyorsun alnımda öylece dur
şiirden ipekten bir yazın ortasında
bir çizgiyi anlatıyorsun hecelerle çiz
biz bütün kesişmelerin çıkmaz sokağıyız
dışarda kuşlar başka, aşk başka,
Tozan Altan
biliyordummmmm..
Şimdi de duydummmmm... :))
< 3 <3