Bazı kavramları hayata, onları doğru anlamadığımız için yanlış geçirmişiz. Bunlardan en önemlisi ise sevgi, sevmeyi nesnel bir varlığa dönüştürmüşüz. Pahalı elbiselere, arabalara, evlere, en önemlisi de pahalı oyuncaklara dönüştürmüşüz, çocukların ihtiyacı olan bir babanın şefkatli sarılışında değil ona aldığımız pahalı bir oyuncağa, pahalı elbiselere, pahalı okullara evirmişiz. Oysa, sevgi ihtiyaçtır! hem de yaşamsal bir ihtiyaç!.. onu nesnelere dönüştürerek gerçek anlamından ve etkisinden uzaklaştırmış ve nesnelerin kaybında depresif boşluklara dönüşmüş, dönüştürmüşüz. Aslı Birer
Nohut oda bakla sofa evimin sınırsız bahçesine birkaç gül, birkaç zeytin dikebildim, kaç durağın daha kaldı bilmediğim ömür trenine kırk bir kere maşallah. Aslı Birer
Sevgi ilaç, zaman doktorsa, bıraktım baş başa ne halleri varsa görsünler.
Aslı Birer
Kalemimin ucundan sallasam seni, dökülür o nobran düsturun sarar cümle alemi.
Aslı Birer
Her şairin bir Eşref saati vardır:))
Sevginin başka şeylerle nasıl karıştığını ve kadına atfedilen değeri güzel anlatıyor bence.
?si=gZpk0i1S6bkCUagv
Anısı bile olmaz en güzel yılların ekran başında geçtiyse. Hangi çocukta birikir anısı bilgisayar karşısında geçen zamanın?
Hangi en güzel top zevk verir rakibi babası olmayan çocuğa?
Oysa paha biçilir mi içten bir gülüşüne babanın?
Hangi oyuncak o mutluluğu verir minicik yüreğine küçük insanın?
Bazı kavramları hayata, onları doğru anlamadığımız için yanlış geçirmişiz. Bunlardan en önemlisi ise sevgi, sevmeyi nesnel bir varlığa dönüştürmüşüz. Pahalı elbiselere, arabalara, evlere, en önemlisi de pahalı oyuncaklara dönüştürmüşüz, çocukların ihtiyacı olan bir babanın şefkatli sarılışında değil ona aldığımız pahalı bir oyuncağa, pahalı elbiselere, pahalı okullara evirmişiz. Oysa, sevgi ihtiyaçtır! hem de yaşamsal bir ihtiyaç!.. onu nesnelere dönüştürerek gerçek anlamından ve etkisinden uzaklaştırmış ve nesnelerin kaybında depresif boşluklara dönüşmüş, dönüştürmüşüz.
Aslı Birer
Nohut oda bakla sofa evimin sınırsız bahçesine birkaç gül, birkaç zeytin dikebildim, kaç durağın daha kaldı bilmediğim ömür trenine kırk bir kere maşallah.
Aslı Birer
En çok da Atatürk’ün de dediği “Hatay hepimizin meselesi” yazısı dikkatimi çekti…önemli şeyleri güncellemekte fayda var.
Teşekkürler duyarlı herbir yürek için…
Sevgilerimle…
Günaydın;
—diyebiliyor musun aynaya gülen gözlerle
———Boş ver!
Gülmesin duvarlar senin yüzüne
Dudağında kıvrılmış taze kahve kokusuyla tebessüm,
———Boş ver!
Fallanan fincanda dibine çökmüş telveyi
Umut sokaklarında dost edinmişsen;
Günde “güneşi”
Gecede “ay’ı”
———Boş ver!
Sönmüşse sokak lambası.