Masum bir anekdot:) İlkokul 1. Sınıftayım bir değişik duyguydu ki hayatım boyunca o duyguyu aradım hep… sabahları gözümü açar açmaz aklıma gelirdi tarifsiz bir duyguydu o. Bir gün yağmur yağıyor okulun demir kapısında şemsiyeyle beni bekliyor allâm ya! Birlikte hiç konuşmadan yürüdük sınıfa kadar. Öyle bir bakmıştı ki bana o gün bu gündür gözüme öyle bakan olmadı:) sonra beni farklı okula gitmem için aldılar oradan ve ayrıldığım son gün arkadaşınıza bir şeyler söylemek ister misiniz dedi öğretmen. Herkes günlüğüme bir şeyler yazdı. Sıra ona geldi. Kimden duymuş bilmem o yaşta. “ baharı bekleyen kumrular gibi sen de beni bekle” yazdı… içini çeke çeke ağlaması hiç eskimedi… arkadaş sen git bebeyken sev ondan sonra da unut her şeyi. Şimdi bu aklıma nereden geldi?. :) televizyon seyrederken denk geldi Bülent Ersoy söylerken gerçekten de çocukluk sevgilisi hiç unutulmuyormuş:) hey allahım kim bilir nerelerdesin şimdi. Az değilmişim:)))
Hep zor işlere talip olunuz; çünkü iliklerin en lezzetlisi, en sert kemikte bulunur. Bizzat kendiniz ilerlemek için uğraşınız; çünkü hiç kimse sizin adınıza bu konu ile uğraşmaz, çabalamaz ve yükselmenizi sağlamaz.
Günler sanki yarış edercesine geçiyordu Ayşe için üniversite hayatı bambaşka bir dünya oldu. Sevecenliği ve zekasıyla toplumda kendisine saygın bir yer edinmeye başlamıştı bile. Nasıl da hayat taşları birer birer duvarlarını örüyor, hayalleri her güne bir iz bırakıyordu.
Yeter ki istensin, hayata verdiğimiz çakıl taşı bile karşılığında size armağan Olarak işlenerek geri dönecektir.
Evet; Hayat verdiğiniz kadar, aldığınız nefes gibidir. İyiliği de kötülüğü de birebir iade etmek gibi bir huyu vardır.
Ayşe’ de büyük gayretlerle hayata ödediği bedelin karşılığını alıyor. Öyle ya zahmet çekmeden, emeksiz yemek olur mu hiç?
Hep zor işlere talip olunuz; çünkü iliklerin en lezzetlisi, en sert kemikte bulunur. Bizzat kendiniz ilerlemek için uğraşınız; çünkü hiç kimse sizin adınıza bu konu ile uğraşmaz, çabalamaz ve yükselmenizi sağlamaz.
Ay çok tatlı ya! Dayak yemen kötü olmuş. Benimkisi hüsran ayrıldık istemeden:))
İyi akşamlar Mehmet bey
Benden başka kimse yok:))
Masum bir anekdot:)
İlkokul 1. Sınıftayım bir değişik duyguydu ki hayatım boyunca o duyguyu aradım hep… sabahları gözümü açar açmaz aklıma gelirdi tarifsiz bir duyguydu o. Bir gün yağmur yağıyor okulun demir kapısında şemsiyeyle beni bekliyor allâm ya! Birlikte hiç konuşmadan yürüdük sınıfa kadar. Öyle bir bakmıştı ki bana o gün bu gündür gözüme öyle bakan olmadı:) sonra beni farklı okula gitmem için aldılar oradan ve ayrıldığım son gün arkadaşınıza bir şeyler söylemek ister misiniz dedi öğretmen. Herkes günlüğüme bir şeyler yazdı. Sıra ona geldi. Kimden duymuş bilmem o yaşta. “ baharı bekleyen kumrular gibi sen de beni bekle” yazdı… içini çeke çeke ağlaması hiç eskimedi… arkadaş sen git bebeyken sev ondan sonra da unut her şeyi. Şimdi bu aklıma nereden geldi?. :) televizyon seyrederken denk geldi Bülent Ersoy söylerken gerçekten de çocukluk sevgilisi hiç unutulmuyormuş:) hey allahım kim bilir nerelerdesin şimdi. Az değilmişim:)))
Evet; Hayat verdiğiniz kadar, aldığınız nefes gibidir. İyiliği de kötülüğü de birebir iade etmek gibi bir huyu vardır.
Ata kızı
Hayata verdiğimiz çakıl taşı bile karşılığında size armağan Olarak işlenip geri dönecektir.
Ata kızı
Gün, guruba uğrarken, bilsen; ruhumdaki günde ne güneşler batıyor.
Ata kızı
Teşekkür ederim Tuba hanım.
Hep zor işlere talip olunuz; çünkü iliklerin en lezzetlisi, en sert kemikte bulunur. Bizzat kendiniz ilerlemek için uğraşınız; çünkü hiç kimse sizin adınıza bu konu ile uğraşmaz, çabalamaz ve yükselmenizi sağlamaz.
Herbert N. Casson
KARDELEN
Günler sanki yarış edercesine geçiyordu Ayşe için üniversite hayatı bambaşka bir dünya oldu. Sevecenliği ve zekasıyla toplumda kendisine saygın bir yer edinmeye başlamıştı bile. Nasıl da hayat taşları birer birer duvarlarını örüyor, hayalleri her güne bir iz bırakıyordu.
Yeter ki istensin, hayata verdiğimiz çakıl taşı bile karşılığında size armağan Olarak işlenerek geri dönecektir.
Evet; Hayat verdiğiniz kadar, aldığınız nefes gibidir. İyiliği de kötülüğü de birebir iade etmek gibi bir huyu vardır.
Ayşe’ de büyük gayretlerle hayata ödediği bedelin karşılığını alıyor. Öyle ya zahmet çekmeden, emeksiz yemek olur mu hiç?
Hep zor işlere talip olunuz; çünkü iliklerin en lezzetlisi, en sert kemikte bulunur. Bizzat kendiniz ilerlemek için uğraşınız; çünkü hiç kimse sizin adınıza bu konu ile uğraşmaz, çabalamaz ve yükselmenizi sağlamaz.
Herbert N. Casson
9. Sayfa
Günaydın,
Herkesin senli sabahları vardır.
Ayten şiiri geldi şimdi aklıma:)