Uç noktalarda yaşadıkları bazı duyguların patolojik olduğunu çoğu zaman anlamaz insan. Ne yazıktır ki böyle insanlar kendi yaşadıklarını tıpkı bir tülbent gibi hasmı olarak gördüğü kimsenin başlarına örtmeye kalkarlar. Sanki o duyguları hissettiğini saklarcasına, bu gibi durumlarda en çok kendine hatta etrafındakilere zarar verir ve kişinin içinde bulunduğu hal, tedavi edilmesi gerekir. O durumda maalesef dengeler bozulmuştur kişi sağlıklı kararlar veremez. Sürekli yakınma, suçlama, en küçük olayda kasırgalar estirdiğinin farkına bile varmaz. Böyle birinin maduru olmak kişiler için bahtsız bir durum oluşturur. Genellikle de asıl hasta kişiler değil de hasım gördükleri suçlanır. Şanssız bir durumdur ve üzücü sonuçlar çoğunlukla gerçekler ortaya çıktığında anlaşılır. En iyisi bu tip insanlarla yolların hiç kesişmemesi ama olduysa da müdahil olmadan geri çekilip beklemek, imkanı el veriyorsa kişiden uzaklaşmak olmalı. Ata kızı
Adını arayan rumuz Eylüllerden yaz yap bana Bir dönümlük bir dünyada Şiirim mıntıka temizliği Cam şişelere koyduğum Eylüllerden yaz yap bana Murathan Mungan
Her durakta ölümsüz bir aşk edinecegim Bir bakıştan bir duruştan Çağrışımın sonsuz hazından Unutulmaz bir sevgili daha birakacağım ardımda Belki de yaşanabilecek en uzun serüveni terk edeceğim Daha otobüsün ilk basamağında Kim bilebilir ki? Sonrayı, sonrasını kim bilebilir? Gizli gizli veda edeceğim ona, görmeyecek Ve bu duyguyla burkulmuş yüreğim Otobüs camına bağrında kanlı bir ok ile Bir aşk levhası çizecek, ah min-el! Bu da ötekiler gibi kendisini ölesiye sevdiğimi bilmeden Yaşayıp gidecek Murathan Mungan
Yalnızlık bir yağmura benzer, Yükselir akşamlara denizlerden Uzak, ıssız ovadan eser, Ağar gider göklere, her zaman göklerdedir Ve kentin üstüne göklerden düşer. Erselik saatlerde yağar yere Yüzlerini sabah döndürünce sokaklar, umduğunu bulamamış, üzgün yaslı Ayrılınca birbirinden gövdeler; Ve insanlar karşılıklı nefret içinde Yatarken aynı yatakta yan yana: Akar, akar yalnızlık ırmaklarca. (Çeviri: Behçet Necatigil)
Kimilerinin ikinci çocukluğu acı verir tıpkı zakkum yemiş gibi… Çünkü ilk çocukluğunda, gençliğinde yapamadığı her şey tıpkı zehir gibi oturur midesine… ve kimsenin mutluluğunu hiçbir şeyi hazmedemez sürekli midesindeki zehri kusar. Kimileri de bu dertten sadece kendilerine zarar verir.,ikincisi daha kabul edilir. İkinci çocukluk böyle insanlar için, yalnızlıktır.
Haklısınız birbirine dünya olacak kadar birbirini anlayanların denk düşmesi kolay değildir. Farklı faktörler ile birleşir dünyalar ama hiçbir zaman bu tam anlamıyla beraberlik olmaz. Fakat insanı aklımızdakine dönüştüremeyiz, bu karşımızdaki insana da kendimize de haksızlık olur. Mutlu olabilmek için, hayatımıza aldığımız kimseleri dönüştürmek yerine oldukları gibi kabullenmek gerekir. Şayet olmuyorsa o ilişkiyi bitirmek en doğrusu olur.
Uç noktalarda yaşadıkları bazı duyguların patolojik olduğunu çoğu zaman anlamaz insan. Ne yazıktır ki böyle insanlar kendi yaşadıklarını tıpkı bir tülbent gibi hasmı olarak gördüğü kimsenin başlarına örtmeye kalkarlar. Sanki o duyguları hissettiğini saklarcasına, bu gibi durumlarda en çok kendine hatta etrafındakilere zarar verir ve kişinin içinde bulunduğu hal, tedavi edilmesi gerekir. O durumda maalesef dengeler bozulmuştur kişi sağlıklı kararlar veremez. Sürekli yakınma, suçlama, en küçük olayda kasırgalar estirdiğinin farkına bile varmaz. Böyle birinin maduru olmak kişiler için bahtsız bir durum oluşturur. Genellikle de asıl hasta kişiler değil de hasım gördükleri suçlanır. Şanssız bir durumdur ve üzücü sonuçlar çoğunlukla gerçekler ortaya çıktığında anlaşılır. En iyisi bu tip insanlarla yolların hiç kesişmemesi ama olduysa da müdahil olmadan geri çekilip beklemek, imkanı el veriyorsa kişiden uzaklaşmak olmalı.
Ata kızı
Gizemler ülkesinin ne idiği belirsiz mevsimi, getirdiğin kar kadar olur götürdüklerin.
Adını arayan rumuz
Eylüllerden yaz yap bana
Bir dönümlük bir dünyada
Şiirim mıntıka temizliği
Cam şişelere koyduğum
Eylüllerden yaz yap bana
Murathan Mungan
Her durakta ölümsüz bir aşk edinecegim
Bir bakıştan bir duruştan
Çağrışımın sonsuz hazından
Unutulmaz bir sevgili daha birakacağım ardımda
Belki de yaşanabilecek en uzun serüveni terk edeceğim
Daha otobüsün ilk basamağında
Kim bilebilir ki?
Sonrayı, sonrasını kim bilebilir?
Gizli gizli veda edeceğim ona, görmeyecek
Ve bu duyguyla burkulmuş yüreğim
Otobüs camına bağrında kanlı bir ok ile
Bir aşk levhası çizecek, ah min-el!
Bu da ötekiler gibi kendisini ölesiye sevdiğimi bilmeden
Yaşayıp gidecek
Murathan Mungan
Bir şiir döşe altın varaklı sayfaları olsun rengi al üstüne altın yaldızlı kaleminle yaz dudağında kalmış bir tutam aşkı…
Ata kızı
Bir şiir döşe altın varaklı sayfaları olsun rengi al üstüne altın yaldızlı kaleminle yaz dudağında kalmış bir tutam aşkı…
Yalnızlık
Yalnızlık bir yağmura benzer,
Yükselir akşamlara denizlerden
Uzak, ıssız ovadan eser,
Ağar gider göklere, her zaman göklerdedir
Ve kentin üstüne göklerden düşer.
Erselik saatlerde yağar yere
Yüzlerini sabah döndürünce sokaklar,
umduğunu bulamamış, üzgün yaslı
Ayrılınca birbirinden gövdeler;
Ve insanlar karşılıklı nefret içinde
Yatarken aynı yatakta yan yana:
Akar, akar yalnızlık ırmaklarca.
(Çeviri: Behçet Necatigil)
Gül ey saf çelişki
Bütün göz kapaklarının altında
Hiç kimsenin uykusu olamamanın sevinci…
Kimilerinin ikinci çocukluğu acı verir tıpkı zakkum yemiş gibi… Çünkü ilk çocukluğunda, gençliğinde yapamadığı her şey tıpkı zehir gibi oturur midesine… ve kimsenin mutluluğunu hiçbir şeyi hazmedemez sürekli midesindeki zehri kusar. Kimileri de bu dertten sadece kendilerine zarar verir.,ikincisi daha kabul edilir. İkinci çocukluk böyle insanlar için, yalnızlıktır.
Haklısınız birbirine dünya olacak kadar birbirini anlayanların denk düşmesi kolay değildir. Farklı faktörler ile birleşir dünyalar ama hiçbir zaman bu tam anlamıyla beraberlik olmaz. Fakat insanı aklımızdakine dönüştüremeyiz, bu karşımızdaki insana da kendimize de haksızlık olur. Mutlu olabilmek için, hayatımıza aldığımız kimseleri dönüştürmek yerine oldukları gibi kabullenmek gerekir. Şayet olmuyorsa o ilişkiyi bitirmek en doğrusu olur.