“Vicdan ve adalet için mutabık olabilir” Evet işte bu. Muhasebe yapmak ve mutabık kalmak… Vicdan ve adalet için. Hem de sırılsıklam bir aşka kafa tutarcasına. Buna bir tutam da merhamet ekelim.
Hangimiz vazgeçmedik? Bir çift, küçücük göz için Hangimiz vazgeçmedik? İdeallerimiz için,
Akıllı insan “ahmak” ( sizin tabirinizle) birine aşık olamaz ki! Ben bunu reddediyorum işte. Hoşlanır etkilenir ama daha ilk tanışmada ne aklı ne yüreği bu ilişkiyi onaylamaz. Çünkü değer verilmediğinde karşılık beklemeden sevemez… mesela kendimden örnek vereyim, değer görmediğimi hissettiğim anda asla değer de veremem.
En başında efsaneler için herhangi bir söylemim yok ki benim. Efsanelere siz evirmeye çalıştınız:)
“İnsan bazı bazı kendini de muhasebeye çekmeli, bakalım gönlü ile aklı mutabık mı diye”
İnsanın yaşadığı olağan ruh hali ve bu karmaşayı herkes yaşar. Bende genellikle aklın yolu galip gelir. Başka birinde yüreğindeki yaşamak istediği galip gelir. Her iki durum da normaldir. He sonucunda yaşanacak ihtimalleri iyi tahlil etmek gerekir. Kaybetmekten de kazanmaktan da tecrübe ( bilgi) kazanılmış olur.
“Benim teorim Akıl işleri ile gönül işleri Din ve devlet işlerine benziyor Bir arada olmamalılar En iyi örnek bu bence ;))“
Burada mutabık değiliz zaman zaman tercih gerektiren durumlar olabilir. Ama ikisi bir arada da çok güzel yaşanabilir.
Din ile devlet işleri apayrı konu. Burada hiç düşünmeden size katılıyorum. Tartışmasız. İki konu birebirinden çok farklı.
Önce mutabakat yapılır efendim sonra bedeli ödenir. :)
“Vicdan ve adalet için mutabık olabilir”
Evet işte bu.
Muhasebe yapmak ve mutabık kalmak…
Vicdan ve adalet için. Hem de sırılsıklam bir aşka kafa tutarcasına. Buna bir tutam da merhamet ekelim.
Hangimiz vazgeçmedik?
Bir çift, küçücük göz için
Hangimiz vazgeçmedik?
İdeallerimiz için,
… ….
…
Gün öyle güzel batar ki buralarda hele de ay kız denize yüz sürünce saatlerce seyrederim hiç usanmadan.
İçten ve karşılıklı yaşanan şeyin adı olsa gerek aşk. Tıpkı hikayedeki gibi.
Bildiğin gibi değil
İnsan güçsüz gördüğünü yıpratır maalesef Tuba hanım nicelerinin hikayesi bu.
Zaman geri aksa, ayrılıklar hiç yaşanmamış olsa, aşk dedikleri şey bıkkınlığa dönüşür müydü acaba hep bunu merak etmişimdir.
Akıllı insan “ahmak” ( sizin tabirinizle) birine aşık olamaz ki! Ben bunu reddediyorum işte. Hoşlanır etkilenir ama daha ilk tanışmada ne aklı ne yüreği bu ilişkiyi onaylamaz. Çünkü değer verilmediğinde karşılık beklemeden sevemez… mesela kendimden örnek vereyim, değer görmediğimi hissettiğim anda asla değer de veremem.
En başında efsaneler için herhangi bir söylemim yok ki benim. Efsanelere siz evirmeye çalıştınız:)
“İnsan bazı bazı kendini de muhasebeye çekmeli, bakalım gönlü ile aklı mutabık mı diye”
İnsanın yaşadığı olağan ruh hali ve bu karmaşayı herkes yaşar.
Bende genellikle aklın yolu galip gelir. Başka birinde yüreğindeki yaşamak istediği galip gelir. Her iki durum da normaldir. He sonucunda yaşanacak ihtimalleri iyi tahlil etmek gerekir. Kaybetmekten de kazanmaktan da tecrübe ( bilgi) kazanılmış olur.
“Benim teorim
Akıl işleri ile gönül işleri
Din ve devlet işlerine benziyor
Bir arada olmamalılar
En iyi örnek bu bence ;))“
Burada mutabık değiliz zaman zaman tercih gerektiren durumlar olabilir. Ama ikisi bir arada da çok güzel yaşanabilir.
Din ile devlet işleri apayrı konu. Burada hiç düşünmeden size katılıyorum. Tartışmasız. İki konu birebirinden çok farklı.
Önce mutabakat yapılır efendim sonra bedeli ödenir. :)
Önce mutabakat sağlanıp sonra yola çıkmak daha doğru olmaz mı?
Bu durumda “akıl ve gönül” arasında olmalı sanki mutabıklaşma:)
:)
( efsaneler duygularda devrim yapma isteği uyandırır mı?)
Sorusu da irdelenmeli sanki.