Bir gün Hz. Ali’nin taraftarlarının yoğun olduğu Küfe’den, bir Arap, devesiyle Şam’a gelmiş. Şam sokaklarında dolaşırken biri ona yanaşmış: – Ver o dişi deveyi bana! demiş. Tartışma büyümüş, Küfe’den gelen adam, “Bu deve benimdir, üstelik dişi değil, erkektir” diye itiraz etmişse de anlaşamamışlar. Konu Muaviye’ye yansımış. Halk meydanda toplanmış… Muaviye, Küfe’den gelenle Şam’da deveye sahip çıkan yerliyi dinledikten sonra, kararını açıklamış: – Bu dişi deve Şamlınındır! Sonra toplananlara dönmüş ve sormuş: – Ey cemaat, bu dişi deve kimindir? Cemaat hep birlikte bağırmış: – Şamlınındır! Küfeli şaşkın bir vaziyette devesinin ardından bakakalırken, Muaviye onu yanına çağırmış: – Ey Küfeli, dinle! Sen de ben de biliyoruz ki, bu deve senindir ve dişi değil, erkektir. Ama sen Küfe’ye dönünce gördüklerini Ali’ye anlat ve de ki: “Ey Ali, Muaviye’nin, dişi deveyi erkekten ayırt edemeyen, o ne derse evet diyen 10 bin adamı var! Ayağını denk al!”
Nar ağacı ektim bahçeme, herbir dalında binlerce tane var. Okuyana bir, anlayana bin. Bu bahçeden binlerce tane saçılır, işleyene, satır satır biçilir. Suyu abı hayat, bilgisi içilir. Herbirinden tane tane hayat saçılır.
Gelişimin bağlamsallığı, mesela; gelişebilmek için aynı ortamları kullanırız; okul gibi, dini binalar gibi, akran gurupları gibi, mahalleler, ülkeler gibi benzer ortamlarda yetişir ve gelişiriz. Bağlamlar da bireyler gibi değişir. Normal olarak:) Normatif etkileri üçe ayırabiliriz . Yaşa bağlı etkiler; aynı yaş grubunda benzer etkiler, işte bunlar nelerdir? Menopoz, osteoporoz gibi.
Tarihsel etkileri vardır. Aynı yaştaki insanlar belli tarihsel olaylara tanıklık etmişlerdir. Mesele Türkiye’den örnek vereyim. 80 kuşağı siyasi, askeri darbelere tanıklık etmişlerdir. Bu deneyimleri paylaşırlar.
Bir de normatif olmayan etkinlikleri vardır. Bunlar bireyin kendisini bağlayan ve sadece bireyi ilgilendiren etkilerdir. Bir çocuğun tacize uğraması, çocuklukta yaşanan ebeveyn kayıpları, vs.
Aslında anlatmak istediğim bunlar değildi ama madem örnek istedin arkadaş az da olsa seni fikir sahibi yapacak nitelikte olduğunu düşünüyorum.
Yazının ana fikri ise; bu kadar ortak yaşadığımız dünyayı kolaylaştırmak varken, neden birbirimizi rencide ederek yaşamayı zorlaştırıyoruz!? İdi:)
Bir gün Hz. Ali’nin taraftarlarının yoğun olduğu Küfe’den, bir Arap, devesiyle Şam’a gelmiş. Şam sokaklarında dolaşırken biri ona yanaşmış:
– Ver o dişi deveyi bana! demiş. Tartışma büyümüş, Küfe’den gelen adam, “Bu deve benimdir, üstelik dişi değil, erkektir” diye itiraz etmişse de anlaşamamışlar. Konu Muaviye’ye yansımış.
Halk meydanda toplanmış… Muaviye, Küfe’den gelenle Şam’da deveye sahip çıkan yerliyi dinledikten sonra, kararını açıklamış:
– Bu dişi deve Şamlınındır!
Sonra toplananlara dönmüş ve sormuş:
– Ey cemaat, bu dişi deve kimindir?
Cemaat hep birlikte bağırmış:
– Şamlınındır!
Küfeli şaşkın bir vaziyette devesinin ardından bakakalırken, Muaviye onu yanına çağırmış:
– Ey Küfeli, dinle! Sen de ben de biliyoruz ki, bu deve senindir ve dişi değil, erkektir. Ama sen Küfe’ye dönünce gördüklerini Ali’ye anlat ve de ki: “Ey Ali, Muaviye’nin, dişi deveyi erkekten ayırt edemeyen, o ne derse evet diyen 10 bin adamı var! Ayağını denk al!”
Bugünkü durumu ne güzel anlatıyor bu hikaye.
Nar ağacı ektim bahçeme, herbir dalında binlerce tane var. Okuyana bir, anlayana bin. Bu bahçeden binlerce tane saçılır, işleyene, satır satır biçilir. Suyu abı hayat, bilgisi içilir. Herbirinden tane tane hayat saçılır.
Ata kızı
Söndümüydü Sırça köşkün ışığı, içi boş
Düşüncemsiler yoldaş olur yadına…
Ata kızı
Köşedeki kiraz ağacı da olmasa hiç çekilmez bu bahçe.
Gün, ah! Eder kimyon kokulu zirvesinden güneşe
Seslenir feryat figan tanrıya pür meşe
Sincap Mağfur ama fit olmuş ceviz yerine kuzgun leşe…
Ata kızı
“Kağıt ve kalem” kimileri için geçmiş, kimileri için gelecek…
…ve zerdali renginde tatlı baharlara benziyorsun demişti yüreğinden gözlerime esen kavak yelleri. Sesin diyorum sevgilim, kulaklarıma öyle çarptı ki çok sevdiğim keman utandı çalmaya sustu.
Sustuk severken
Severek sustuk biz…
Baba yazmış kitabın ortasından
?si=LSJR31XTrW8Iz-9j
Hayat, avuçlarımda kum gibi ne kadar sıksam o kadar çabuk akıyor boşluğa.
Ata kızı
Gelişimin bağlamsallığı, mesela; gelişebilmek için aynı ortamları kullanırız; okul gibi, dini binalar gibi, akran gurupları gibi, mahalleler, ülkeler gibi benzer ortamlarda yetişir ve gelişiriz.
Bağlamlar da bireyler gibi değişir.
Normal olarak:)
Normatif etkileri üçe ayırabiliriz .
Yaşa bağlı etkiler; aynı yaş grubunda benzer etkiler, işte bunlar nelerdir?
Menopoz, osteoporoz gibi.
Tarihsel etkileri vardır.
Aynı yaştaki insanlar belli tarihsel olaylara tanıklık etmişlerdir. Mesele Türkiye’den örnek vereyim. 80 kuşağı siyasi, askeri darbelere tanıklık etmişlerdir. Bu deneyimleri paylaşırlar.
Bir de normatif olmayan etkinlikleri vardır.
Bunlar bireyin kendisini bağlayan ve sadece bireyi ilgilendiren etkilerdir.
Bir çocuğun tacize uğraması, çocuklukta yaşanan ebeveyn kayıpları, vs.
Aslında anlatmak istediğim bunlar değildi ama madem örnek istedin arkadaş az da olsa seni fikir sahibi yapacak nitelikte olduğunu düşünüyorum.
Yazının ana fikri ise; bu kadar ortak yaşadığımız dünyayı kolaylaştırmak varken, neden birbirimizi rencide ederek yaşamayı zorlaştırıyoruz!? İdi:)
Ata kızı