Ayşe'nin babası, yapılan okulun bir an önce bitmesi için sabırsızlanıyor hatta okulun inşaatında kendisi de çalışıyordu. kendi kendine; - belki de hayatım boyunca ilk defa işe yarar bir iş yapıyorum... sonra kafasını sağa sola sallayıp, - ah, ah! sen bu yaşa nasıl geldin be adam? diyerek hayıflandı.
"Dünya hep düzlük değil, yokuşu var inişi var, dil de bir sözlük değil, eti var da kemiği yok."
keşke söylenen sözler geri alınabilseydi, ama ne zaman ne de birine sarf edilen sözler geri alınamıyor.
- benim güzel kızım sana neleri layık görmüşüm. Bütün kız babalarına teker teker bulup haykırmak istiyorum. kızlarınızı dinleyin onlara kulak verin çığlıklarını duyun diye.
Bir kumruya mesken olmadıysa dalların, ömrün bahar olsa ne olur Ömrün yüzyıllar sürse Kanat çırpmadıysan özgürce gökyüzüne Koşsan nefes nefese ne olur Aslı Birer
Kolaydır insanın insanı sırtından vurması… işte bundandır herkese kolayca sırtını yaslamamak… kolay olmayan insan denen canlıya güvenmektir. Bazen en küçük şeyde anlarsınız bunu. Ve bir iyi ki daha eklenir ömrünüze.
Her zaman diyorum ya! Okumak farklı, anlamak farklı bir şey! Anlatmak ise bambaşka yetenek ister. Müjdat gezen çok güzel bir tekerleme söylemiş; hani demiştim ya ! Haddini bilmek her şeyden daha evladır. Hiçbir zaman ustamın ya da hocamın yanında üste çıkmaya çalışmadım. Onların bana açtığı yolu kendi başarımmış gibi gösterip ukalalık yapmak gafletine düşmedim.
“Çırak ustayı sollamazsa sanat ölür, hatalı sollarsa çırak ölür” Behzat Uygur Bu söze katılmamak mümkün değil. Mevzu boynuzun kulağı geçme meselesi değil. Edep meselesi! Ki henüz bir sollama da mevcut değilken!
Çok sevdiğim bir tekerleme var;
ser sesi ser sesi, uzaktan gelir keser sesi. sizin gibi ustalar meclisinde benim gibi çıraklar keser sesi".
Demiş Müjdat gezen… keşke herkes bu sözün anlatmak istediği olgunluğa erişebilse de en azından haddini bilse. Ve susmak hakikaten sanattır..! Diyorum ve nice susuşlarıma birini daha ekliyorum. Aslı Birer
Kendi düşüncesi olamadan ya da olgunlaşmadan sağa sola fikir ayrılıklarından dolayı cahillik suçlamaları yapan insanlar cehaletlerini gizlermek için bu yolu seçerler. Oysa fikir ayrılığı değil, hadsizlik ve edepsizlik cehaletten kaynaklanır.
Adil olmak için önce yeterli zekaya sahip olmak gerekir. Çünkü halk arasındaki adaletsizliğin temelinde düşünme yetisinde eksiklik ve buna bağlı gerçek cehalet yatar.
İyikilerim var ve iyi ki varlar.
Gün aysın tüm karanlıklara artık…
?si=KqApq9JVx-1C14h1
Hayat kitabını gerçekten okuyabiliyor muyuz?
KARDELEN
Ayşe'nin babası, yapılan okulun bir an önce bitmesi için sabırsızlanıyor hatta okulun inşaatında kendisi de çalışıyordu.
kendi kendine;
- belki de hayatım boyunca ilk defa işe yarar bir iş yapıyorum...
sonra kafasını sağa sola sallayıp,
- ah, ah! sen bu yaşa nasıl geldin be adam?
diyerek hayıflandı.
"Dünya hep düzlük değil, yokuşu var inişi var, dil de bir sözlük değil, eti var da kemiği yok."
keşke söylenen sözler geri alınabilseydi, ama ne zaman ne de birine sarf edilen sözler geri alınamıyor.
- benim güzel kızım sana neleri layık görmüşüm.
Bütün kız babalarına teker teker bulup haykırmak istiyorum. kızlarınızı dinleyin onlara kulak verin çığlıklarını duyun diye.
14.Sayfa
Ruhum, nihavent durağında, rast perdesi seyrinde. Kah çıkarım bugün dağın zirvesine, kah inerim “yarin” dizine
Kah ağlarım yiten zamanın peşine
Kah gülerim geleceğin seyrine…
Aslı Birer
Bir kumruya mesken olmadıysa dalların, ömrün bahar olsa ne olur
Ömrün yüzyıllar sürse
Kanat çırpmadıysan özgürce gökyüzüne
Koşsan nefes nefese ne olur
Aslı Birer
Kolaydır insanın insanı sırtından vurması… işte bundandır herkese kolayca sırtını yaslamamak… kolay olmayan insan denen canlıya güvenmektir. Bazen en küçük şeyde anlarsınız bunu. Ve bir iyi ki daha eklenir ömrünüze.
Her zaman diyorum ya! Okumak farklı, anlamak farklı bir şey! Anlatmak ise bambaşka yetenek ister.
Müjdat gezen çok güzel bir tekerleme söylemiş; hani demiştim ya ! Haddini bilmek her şeyden daha evladır. Hiçbir zaman ustamın ya da hocamın yanında üste çıkmaya çalışmadım. Onların bana açtığı yolu kendi başarımmış gibi gösterip ukalalık yapmak gafletine düşmedim.
“Çırak ustayı sollamazsa sanat ölür, hatalı sollarsa çırak ölür” Behzat Uygur
Bu söze katılmamak mümkün değil. Mevzu boynuzun kulağı geçme meselesi değil. Edep meselesi! Ki henüz bir sollama da mevcut değilken!
Çok sevdiğim bir tekerleme var;
ser sesi ser sesi, uzaktan gelir keser sesi. sizin gibi ustalar meclisinde benim gibi çıraklar keser sesi".
Demiş Müjdat gezen… keşke herkes bu sözün anlatmak istediği olgunluğa erişebilse de en azından haddini bilse. Ve susmak hakikaten sanattır..! Diyorum ve nice susuşlarıma birini daha ekliyorum.
Aslı Birer
30 Ağustos zafer bayramımız kutlu olsun.
Kendi düşüncesi olamadan ya da olgunlaşmadan sağa sola fikir ayrılıklarından dolayı cahillik suçlamaları yapan insanlar cehaletlerini gizlermek için bu yolu seçerler. Oysa fikir ayrılığı değil, hadsizlik ve edepsizlik cehaletten kaynaklanır.
Adil olmak için önce yeterli zekaya sahip olmak gerekir. Çünkü halk arasındaki adaletsizliğin temelinde düşünme yetisinde eksiklik ve buna bağlı gerçek cehalet yatar.
Ata kızı
Zaten bilgiden delirmiş gibiler.
Başhekimi kim?
Tam benlik bura arada uğrarım:)))
Kimse duymasın, az buçuk bende de var…