Bir gezgin, doğduğundan beri mağarada yaşayan bir bilgeyle karşılaşır. Ve sorar; “Hocam, neden şuraya bir ev yapıp da rahat etmiyorsun?” Bilge cevap verir, ”Hayat o kadar kısa ki dostum, yerleşmeye değmez.”
ÇOCUKLAR, AH! "Ya hep küçük kalsanız ya da birden büyüseniz. Bu yavaş büyüme, yanımızda yetişen bir varlığın biz anlamadan büyümesi dayanılmaz bir şey..." (Oğuz Atay'dan değiştirerek)
RIFKI'ya notlar: Mademki hayvanlar arkadaşındır, neden süt kuzu fırında veya kuzu pirzolayı -üstelik ağzını şapırdatarak- maşşallah iştahla "götürüyorsun"?
Bir gezgin, doğduğundan beri mağarada yaşayan bir bilgeyle karşılaşır. Ve sorar; “Hocam, neden şuraya bir ev yapıp da rahat etmiyorsun?” Bilge cevap verir, ”Hayat o kadar kısa ki dostum, yerleşmeye değmez.”
"Hiç bir canlı, yavru bir kediden daha oyuncu, yaşlı bir kediden daha ciddi olamaz.” (Thomas Fuller)
"ben sana uyandım yine,
sen başkalarıyla uyurken..."
(Edip Cansever)
SABAHIN KÖRÜNDE kapı zili çalındı, yataktan zorbela kalkıp açtım. Hay Allah, Pazartesi Sendromu imiş. Her pazartesi yapıyo bunu. Babannemin bastonunu kaptım, düştüm peşine. Yakalayamadım. Sabah namazından dönen muhtar ve ihtiyar heyeti filan gördü beni, yatıştırıp eve gönderdiler.
Bazen de zil çaldığında,
aşk geldi sanıp da heyecana kapılırız...Kapılmayalım. Mahallenin çocukları çalıp kaçmış olabilir. Hele o Suleymanin oğlu var ya :(( Neyse, sustum.
Sabaha karşı ise, hele de muhalif parti belediye başkanı filan iseniz, gelen kesinlikle polis amcalardır.
Götürdüler merkeze... Neyse, uzatmaya gerek yok. Zaten tekerleme böyle değildi.
SEVGİLİ'ye notlar:
Ne demek "Abim de bizimle sinemaya gelse olur mu"? Biz sinemaya film seyretmeye mi gidiyoz kızım? Tövbe tövbe ;((
ÇOCUKLAR, AH!
"Ya hep küçük kalsanız ya da birden büyüseniz. Bu yavaş büyüme, yanımızda yetişen bir varlığın biz anlamadan büyümesi dayanılmaz bir şey..."
(Oğuz Atay'dan değiştirerek)
RIFKI'ya notlar:
Mademki hayvanlar arkadaşındır, neden süt kuzu fırında veya kuzu pirzolayı -üstelik ağzını şapırdatarak- maşşallah iştahla "götürüyorsun"?
"AŞK, acımasız bir sarmaşık gibidir, kendisinden başka hiçbir duygunun yaşamasına izin vermez. O sebepten final genellikle trajiktir." (Ahmet Ümit)
Alman için seks, işkembe çorbasının üstüne yenen çikolatadır... Arap içinse, çikolatanın üstüne içilen işkembe çorbasıdır.
?si=6sMWwbD6PFXOzKiR
Baki Kemancı babadan kısacık ama derinlere işleyen bir Hüzzam'la yeni güne "Merhaba" :))