Haya sıyrılmış inmiş, öyle yüzsüzlük ki heryerde Ne çirkin yüzleri örtermiş, meğer o incecik perde Vefa yok, ahde hürmet hiç, lafe-i bi medlul Yalan raiç, hiyanet mültezem, heryerde hak meçhul Ne tüyler ürperir ya rab, ne korkunç inkılab olmuş Ne din kalmış ne iman, din harab, iman türab olmuş
Beni hor görme gardaşım
Beni hor görme gardaşım
Sen altınsın ben tunç muyum
Aynı vardan var olmuşuz
Sen gümüşsün ben sac mıyım
Ne var ise sende bende
Aynı varlık her bedende
Yarın mezara girende
Sen toksun da ben aç mıyım
Kimi molla kimi derviş
Allah bize neler vermiş
Kimi arı çiçek dermiş
Sen balsın da ben çeç miyim
Topraktandır cümle beden
Nefsini öldür ölmeden
Böyle emretmiş yaradan
Sen kalemsin ben uç muyum
Tabiata Veysel aşık
Topraktan olduk kardaşık
Aynı yolcuyuz yoldaşık
Sen yolcusun ben baç mıyım
Aşık Veysel
Bana balık vermeyeceksen, balık tutmayı da öğretme...
Rüzgar esmeyince sapla saman ayrılmaz.
İkimiz de aynı şeyi düşünüyoruz… Ben seni, sen kendini…
Nasılsın?
Ağaçta duran kuş, dalın kırılmasından asla korkmaz. Onun güveni ağaca değil, kendi kanatlarınadır.
Kimsenin kötülüğünü istememeli
Herkese kucak açmalı
Elinde yoksa dahi vermeye çalışmalı
Elinde yoksa dahi istememeli
Müstağni yaşamalı…
Senin anormalliğin niye benim normalim olsun ki ? Sistemin çarpıklığı bana ayak uydursun! Ya düzeltsin kendini ya da yıkılsın !
Borç alan, emir alır.
Haya Sıyrılmış İnmiş
Haya sıyrılmış inmiş, öyle yüzsüzlük ki heryerde
Ne çirkin yüzleri örtermiş, meğer o incecik perde
Vefa yok, ahde hürmet hiç, lafe-i bi medlul
Yalan raiç, hiyanet mültezem, heryerde hak meçhul
Ne tüyler ürperir ya rab, ne korkunç inkılab olmuş
Ne din kalmış ne iman, din harab, iman türab olmuş
Mehmet Akif Ersoy
Ben tepeden tırnağa ‘aşk’ım…
Ben yekpare ‘sen’im…
Sen nasılsın?