Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • Sonra dedim ki04.10.2021 - 09:38

    kolayı seçme
    bir kahve iç
    bülent ferit

  • şu an ne dinliyorum04.10.2021 - 09:30

  • Kalbinden koptuğu gibi yaz01.10.2021 - 09:38

    besteler var ki ilahi bir fısıltı

  • şu an ne dinliyorum01.10.2021 - 09:36

  • serbest kürsü17.06.2021 - 12:46

  • serbest kürsü17.06.2021 - 12:44

    bir şey oluyor birden
    hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.

  • serbest kürsü24.11.2020 - 11:27

    Hep başkalarının gözüyle baktırdılar göremedim.
    Her kes kendi gözlerinin arkasındaki korkularla izlettirdi hayatı.
    Bir cennetten çıkardılar, kopardılar göbek bağımı. Ağladım. Umut ettim daha güzel bir cennettir diye. Bekledim…
    Yıllarca ağlamamam için yapmadıkları komiklik kalmadı, sarılmadık ten kalmadı vücudumda. Hep böyle olacak zannettim. Yağmurda mutsuz oldular, karda üşüdüler, sıcaklar bunalttı dediler, seyrettim…
    Eksi soğuklarda çıplak ayaklarla gezip eğlendim. Ben güldükçe onlar korktu.
    Adı hastalık olan duraklarda durdum ama iyileştim. Onlar gibi konuşamıyordum ama onlardan daha mutluydum.
    Her şeyi bildiklerini sandıkları için keyifsizdiler. Öğretmeye çalıştılar , reddettim. Daha önemli bir şey vardı çünkü, hayat.
    Üç saat ağlayıp bir saat gülüyorlardı. Kalan saatlerde mimiksiz robotlardı. En sevdiğim oyuncağımdı robotlar. Kurup kurup oynadım hepsiyle.
    Birinin adı anne diğerinin ki babaydı . Robotlarımdı onlar. Her gün her saat her dakika aynılardı. Hep aynı şeyi istediler, mutlu olmak. Ben zaten mutluydum. Düğmesi kopan önlüğüm için dertler yaratırken annem, ben kopan düğmeden suratlar yapıyordum zeminlere, çünkü hayat güzeldi.
    Birlikte yaşadığımızı unuttular çoğu zaman. Birlikte yaşamaktan çok şey beklediler çünkü . Ama mutluluk birlikte olmaktı , söyleyemedim.
    Ödenmemiş faturalara üzüldü babam. Daha çok ödenmemiş faturaları olacak diye hep korktu, zor geldi hayat. Ben faturalardan uçak yapmayı öğrenmiştim. Ben uçurdum , onlar korktu. Ne zaman birimiz hastalansa hayat dururdu. Her kes her şeyini bırakıp hasta olanla ilgilenirdi. Hastalığı dünyanın sonu zannettiler. Aslında hastalıklar yaşamın başlangıcıydı.
    Bazen bilerek hastalandım, daha çok bir arada olalım diye. Sabaha kadar baş ucumda beklerken birbirlerine sabrettiler. Hastalık ta güzeldi. Birileri öldü mahallede. Çalınmayan kapılar çalmaya başladı. Verilmemiş selamlar verildi. Bir anda kalabalık olurdu evler. Ölümün olduğu yerde kalabalıklar olurdu. Herkesin yüzü aynı, herkes sarılırdı birbirine.
    Ölüm de güzeldi çünkü. Kalanların en büyük buluşmasıydı çünkü. Bunları kim yaptı? Yağmur nereden geliyor, anne sen nasıl doğdun, güneş nerede? Hırsızlara ne oluyor, neden kötülükler var gibi sorularımın cevabıydı Allah!
    Büyük, kocaman ve gökyüzünde bizi seyreden gibi zannettim önceleri. İlk zamanlar annem, babam , oyuncaklar ve Allah vardı benim için. Sonra yanlarına hayat eklendi. Sorularım arttıkça cevapları azalıyordu. Büyüdükçe kendin oluyorsun dediler, merak etmek güzeldi.
    Zor gelen merak edecek zamanın uzun olmasıydı. Karıncalar ve aslanlarla tanıştım. En küçüğünü ezme, en büyüğüne ezilme dendi. Hep ikisinin arasında kaldım. Karıncalara merhametim, aslanlara hayranlığım vardı. Ama ikisinden de kork dediler. Biri kadar küçük ve zayıf diğeri kadar büyük ve zalim olma dediler, ikisini de sevdim.
    Biri çok çalışkan diğeri çok güçlüydü. Hayat ta böyleydi, çalışınca güçlenince güzeldi.
    Sonraları anladım, hiçbir şeyi ben yapmamıştım. Annem babam da yapmamış, onların annesi babası da yapmamış. Her şey Allah’ın kurgusuymuş. Bana sadece bakmam için göz, görmem için gönül vermiş. Aynı hayatın farklı gözleriymişiz seninle ben.
    Aynı resme bakıp aynı şeyleri görene kadar başımıza gelmedik kalmayacakmış. Gelenler de güzeldi. Gidenler baktıklarım, gelenler görebildiklerim oldu hep. Çünkü hayat bakıp görebildiklerim arasındaki zanlarımdı.

  • serbest kürsü04.12.2019 - 09:55

    Nietche' nin kaybettiği aklı bizim iyicil yanımızdı.

  • serbest kürsü04.12.2019 - 09:53

    Turin deki otelinden çıkan Nietsche.
    bir arabacının atını kırbaçladığını görüyor. atın yanına gidiyor kollarını atın boynuna doluyor ve göz yaşlarına boğuluyor.
    Tam da Nietsche' nin akıl sağlığının bozulduğu dönemler. ve tam da bu yüzden yaptığı harekette derin anlamlar bulmak gerek.Nietsche, " Hayvanlar yarı makinedir insanın hizmetine sunulmuş, traktörünüzün ya da trenin vagonlarından biri gıcırdıyorsa bu vagon acı çekiyordur demek midir tabii ki değil, hayvanlarda böyle, onlar adına üzülmek yersizdir." diyen diyen Decartes adına hayvandan özür diliyordu.

  • serbest kürsü03.12.2019 - 10:05

    Dembscher diye birinin Beethoven' a elli florin borcu vardır. sürekli olarak para sıkıntısı aşayan besteci Dembscher' a kendisine olan borcunu hatırlattığında adam yaslı bir iç çekişle : "Muss es sein !" ( şart mı!) der.Beethoven gürültülü bir kahkaha atarak: " Es muss sein!" (Şart!) diye cevap verir ve bu sözcüklerle onlara eşlik eden ezgiyi bir yere not eder.bu gerçekçi motif üzerine dört ses için bir kanon yazar; üç ses "es muss sein es muss sein jajaja! diye söylerken dördüncü ses: "Heraus mit dembeutel! ( keseyi Çıkar ) diyerek araya girer.
    bir yıl sonra aynı motif Beethoven'in opus135 son kuarterinin dördüncü muvmanının temelini oluşturacaktır.
    Beethoven Dembscher'ın kesesini unutalı çok olmuştur. "es muss sein!" çok daha ciddi bir tını taşımaktadırartık; doğrudan doğruya "yazgı" nın ağzından çıkmaktadır şimdi bu sözler.
    Milan Kundera
    Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği
    Sayfa 201