Tüm gerçekler üç aşamadan geçer; önce alaya alınırlar; sonra şiddetle karşı çıkılır; ve son olarak ise doğrulukları çok açık.olarak kabul edilir.(Arthur Schopenhauer) (1788 -1860 yılları arasında yaşamış Alman filozof, yazar ve eğitmen.)
YÜZYILIN asıl İHANETİ! (Fatih Altaylı'dan kısaltılarak)
Bir grup önemli ve bilinen CHP’li yönetici ve milletvekili, zoom üzerinden parti içi meseleleri tartıştı ya, utanmaz adam(!) memur Kemal ve onun avantacı çetesi, bu toplantıyı “yüzyılın ihaneti” diye yaftalayarak değersizleştirmek için debelenmeyi sürdürüyorlar.
Oysa yüzyılın asıl İhanet; Ülkenin kurucu partisinden, kurucu liderinin adını, ilke ve ülküsünü silme gayretidir.
Asil ihanet, 13 yılda 13 seçim başarısızlığına rağmen türlü ayak oyunları ile CHP’nin başında kalmaya çalışmaktır.
Asl ihanet, seçim sonrası ülke zamlarla, ekonomik krizle yangın yerine dönmüşken muhalif lider olarak tek açıklamayı spor üzerine yapmaktır.
Asıl ihanet, iktidarı değil, partinin belediye başkanlarını yıpratarak siyaset yapmaktır.
Asıl ihanet, Atatürk’süz bile mevcudiyetini sürdürmüş bir partinin, başarısız bir bürokrat eskisi olmadan varlığını sürdüremeyeceği yalanına milleti inandırmaya çalışmaktır.
Asıl ihanet, sözde muhalefet lideri adı altında, iktidarın yolunu açmaktır.
Ve bu toplantıya katılmak değil, toplantıya katılmamak asıl yüzyılın ihanetidir, hem partiye, hem millete, hem de Atatürk’e ihanet...
Köşede müşteri bekleyen hayat kadınına yaklaşan adam sormuş: - Saatiniz kaça?.. - 500000, demiş kadın.
Sonra aralarında şu konuşma geçmiş: - Ben 500000 değil, tam 5 milyon veririm. - Saatine? - Evet saatine. - Gerçekten mi?.. - Gerçekten. Ama... - Aması ne? - Ama döverim.
- Amaaaaan, demiş kadın, beş milyonu ver de döversen döv…
Böylece anlaşmışlar ve otele doğru yürümeye başlamışlar.
O sırada adam yine uyarmış kadını: - Bak bi defa daha söyleyeyim, fena döverim… - Döv ayol, beş milyonu ver de döv…
Otele girip bir odaya çıkmışlar. Soyundukları sırada adam: - Son defa söylüyorum, demiş, çok fena döverim - Amaaaaan bıktırdın be, diye terslenmiş kadın... dövermişmiş, ne kadar döversin yani?.
Bir gökyüzü, sonra bir de bulut düşün. Hiç dağılmayan bir bulut, hep gökyüzünde takılı kalan... İşte gökyüzü O, takılı kalan bulutsa sen... (Esin Aydıngöz'den)
Tüm gerçekler üç aşamadan geçer; önce alaya alınırlar; sonra şiddetle karşı çıkılır; ve son olarak ise doğrulukları çok açık.olarak kabul edilir.(Arthur Schopenhauer) (1788 -1860 yılları arasında yaşamış Alman filozof, yazar ve eğitmen.)
Şubat Düşü
Yağan kardı
Damlar, caddeler boyu
Zamanın sessizliğinde...
Üşüyen daldı
Yapraksız,çekilmiş suyu
Kuruluğunun kederinde...
Ağlayan adamdı
Bir beyaz gecede, koyu
Düşünceler içerisinde...
Necdet EVLİYAGİL
Böylesine güzel bir gökyüzünün altında, bu kadar kötü insan nasıl yaşayabiliyor? (Dostoyevski)
YÜZYILIN asıl İHANETİ!
(Fatih Altaylı'dan kısaltılarak)
Bir grup önemli ve bilinen CHP’li yönetici ve milletvekili, zoom üzerinden parti içi meseleleri tartıştı ya, utanmaz adam(!) memur Kemal ve onun avantacı çetesi, bu toplantıyı “yüzyılın ihaneti” diye yaftalayarak değersizleştirmek için debelenmeyi sürdürüyorlar.
Oysa yüzyılın asıl İhanet;
Ülkenin kurucu partisinden, kurucu liderinin adını, ilke ve ülküsünü silme gayretidir.
Asil ihanet, 13 yılda 13 seçim başarısızlığına rağmen türlü ayak oyunları ile CHP’nin başında kalmaya çalışmaktır.
Asl ihanet, seçim sonrası ülke zamlarla, ekonomik krizle yangın yerine dönmüşken muhalif lider olarak tek açıklamayı spor üzerine yapmaktır.
Asıl ihanet, iktidarı değil, partinin belediye başkanlarını yıpratarak siyaset yapmaktır.
Asıl ihanet, Atatürk’süz bile mevcudiyetini sürdürmüş bir partinin, başarısız bir bürokrat eskisi olmadan varlığını sürdüremeyeceği yalanına milleti inandırmaya çalışmaktır.
Asıl ihanet, sözde muhalefet lideri adı altında, iktidarın yolunu açmaktır.
Ve bu toplantıya katılmak değil, toplantıya katılmamak asıl yüzyılın ihanetidir, hem partiye, hem millete, hem de Atatürk’e ihanet...
Toplumun anne, baba ve çocuktan oluşan en küçük birimine ÇEKİRDEK aile denir. (Anonim)
Anne, baba, çocuk ve aile içi ŞİDDET'ten oluşan birimine ise ÇATIRDAK aile denir. (Metin Üstündağ)
Köşede müşteri bekleyen hayat kadınına yaklaşan adam sormuş:
- Saatiniz kaça?..
- 500000, demiş kadın.
Sonra aralarında şu konuşma geçmiş:
- Ben 500000 değil, tam 5 milyon veririm.
- Saatine?
- Evet saatine.
- Gerçekten mi?..
- Gerçekten. Ama...
- Aması ne?
- Ama döverim.
- Amaaaaan, demiş kadın, beş milyonu ver de döversen döv…
Böylece anlaşmışlar ve otele doğru yürümeye başlamışlar.
O sırada adam yine uyarmış kadını:
- Bak bi defa daha söyleyeyim, fena döverim…
- Döv ayol, beş milyonu ver de döv…
Otele girip bir odaya çıkmışlar.
Soyundukları sırada adam:
- Son defa söylüyorum, demiş, çok fena döverim
- Amaaaaan bıktırdın be, diye terslenmiş kadın... dövermişmiş, ne kadar döversin yani?.
- Parayı geri alıncaya kadar döverim.
İnsansa notunu alırsın benden, hayvansan otunu...
İnat
Hala sağ mısın ulan
Hala yaşamak üzerine mi
İnatçı deyyus?
Zehir kim için icat edildi, ulan
Ucu ilmekli ip niye icat edildi?
Marsık
Elektrikli sandalya
Galata Kulesi
Atom?!
Metin ELOĞLU
Bir gökyüzü, sonra bir de bulut düşün. Hiç dağılmayan bir bulut, hep gökyüzünde takılı kalan... İşte gökyüzü O, takılı kalan bulutsa sen... (Esin Aydıngöz'den)