Biz bu kentlere sığdık da, bu kentler bize sığmadı Asiya! Ve bir çığlık gibi günlerin çarmıhında; arttıkça yalnız, sustukça silik...
Ay ışığı gölgeleri büyüttü, son kuşlar da vuruldular dağlarda. Yakamozları söndü sahillerin, ışıkları evlerin; çağın vebalı gövdesinde bir hayalet gibi gölgemizde yalnızlık.
Kaldık... Kırık bardaklar gibi, içilmiş sulardan geride buruk bardaklar gibi...
II Düşler artık ölü çocuklar doğuruyorsa, sevgiler boğduruluyorsa kürtajlarda ve daha eskimemiş tüfeklerle ordusu bozguna uğramış askerler gibi kalıp, bozuk paralar gibi yuvarlanıyorsak kaldırımlarda, bir bedeli vardır elbet cennetini çaldırmanın; ömrünü yetim bir bebek gibi bırakmanın bulvarlara, bozgunlara ve yanlış yalan aşklara…
Bir bedeli, bu kuşatmaların, ilkyazları kurşunlatmaların...
Biz bu kentlere sığdık aslında, bu kentler bize sığmadı Asiya, ah, son kuşlar da vuruldular dağlarda!
III
Ay ışığı gölgeleri büyüttü. Mutluluk oyununa geç kalan ölü kuşlarla geldim. Geldim... Kırık bardaklar gibi, içilmiş sulardan geride buruk bardaklar gibi…
Ve ömürlerimizde bin kasvetle upuzun sefalet seferlerinin ayazı; belki yalnız geçireceğiz artık kim bilir, batan gemiler gibi yiten aşklardan geride, kalan her kışı, güzü ve yazı.
Ay ışığı gölgeleri büyüttü. Ayrılıklar eskidi, biz eskidik, aşk bize küstü Asiya...
IV Belki de uzun sürecek bu bozgunun saçağında, sen şarkılarını sesine yasla ve bırak beni de usulca apansız bir yalnızlığa!
Ay ışığı gölgeleri büyüttü, büyüdü ölüm ve biz küçüldük Asiya…
Cark edis patinaj ve geri vites. Baska cumlelerle yeniden donus. Ben bilirim bu devlet gelenegi mavallarinin ardina saklanmis bizim derdimiz o sahisla demeye getirisleri.
Ahlar agaci ise gercekten cok hostu. Bir bukle bahar cicegi gibi
Kadeyi bozan istisna bile ve ben begendim . Aştık bu gun aştık.
Ne guzel siirler paylasilmis. Bayildim.
yok neye angaje olacak onu anlamadım.
takma kafayı sen ona. kafayı yedirtir o . kendine bişeycik olmaz. o ne acı patlıcandır o . ne kırağılar görmüş geçirmiştir.
Biz bu kentlere sığdık da,
bu kentler bize sığmadı Asiya!
Ve bir çığlık gibi günlerin çarmıhında;
arttıkça yalnız, sustukça silik...
Ay ışığı gölgeleri büyüttü,
son kuşlar da vuruldular dağlarda.
Yakamozları söndü sahillerin, ışıkları evlerin;
çağın vebalı gövdesinde
bir hayalet gibi gölgemizde yalnızlık.
Kaldık...
Kırık bardaklar gibi,
içilmiş sulardan geride buruk bardaklar gibi...
II
Düşler artık ölü çocuklar doğuruyorsa,
sevgiler boğduruluyorsa kürtajlarda
ve daha eskimemiş tüfeklerle
ordusu bozguna uğramış askerler gibi kalıp,
bozuk paralar gibi yuvarlanıyorsak kaldırımlarda,
bir bedeli vardır elbet cennetini çaldırmanın;
ömrünü yetim bir bebek gibi bırakmanın
bulvarlara,
bozgunlara
ve yanlış yalan aşklara…
Bir bedeli,
bu kuşatmaların, ilkyazları kurşunlatmaların...
Biz bu kentlere sığdık aslında,
bu kentler bize sığmadı Asiya,
ah, son kuşlar da vuruldular dağlarda!
III
Ay ışığı gölgeleri büyüttü.
Mutluluk oyununa geç kalan ölü kuşlarla geldim.
Geldim... Kırık bardaklar gibi,
içilmiş sulardan geride buruk bardaklar gibi…
Ve ömürlerimizde bin kasvetle upuzun
sefalet seferlerinin ayazı;
belki yalnız geçireceğiz artık kim bilir,
batan gemiler gibi yiten aşklardan geride,
kalan her kışı, güzü ve yazı.
Ay ışığı gölgeleri büyüttü.
Ayrılıklar eskidi, biz eskidik,
aşk bize küstü Asiya...
IV
Belki de uzun sürecek bu bozgunun saçağında,
sen şarkılarını sesine yasla
ve bırak beni de usulca
apansız bir yalnızlığa!
Ay ışığı gölgeleri büyüttü,
büyüdü ölüm
ve biz küçüldük Asiya…
Yılmaz Odabaşı
beğenmenize sevindim efendim. ben de çok severim. türküsü hali de çok güzeldir. ve en çok ibrahim tatlısesin yanık sesinden dinlemeyi severim.
Döndüm daldan düşen kuru yaprağa
Seher yeli dağıt beni kır beni
Götür tozlarımı burdan uzağa
Yarin çıplak ayağına sür beni
Aldım sazı çıktım gurbet görmeye
Dönüp yare geldim yüzüm sürmeye
Ne lüzum var şuna buna sormaya
Senden ayrı ne hal oldum gör beni
Ayın şavkı vurur sazım üstüne
Söz söyleyen yoktur sözüm üstüne
Gel ey hilal kaşlım dizim üstüne
Ay bir yandan sen bir yandan sar beni
Yedi yıldır uğramadım yurduma
Dert ortağı aramadım derdime
Geleceksen bir gün düşüp ardıma
Kula değil yüreğine sor beni
Sabahattin Ali
Cark edis patinaj ve geri vites. Baska cumlelerle yeniden donus. Ben bilirim bu devlet gelenegi mavallarinin ardina saklanmis bizim derdimiz o sahisla demeye getirisleri.
Ya kim benim yorumlarimi sildiriyor. Lutfen yorum sildirmeyin.