Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Aşk Olsun
Aşk Olsun

. aşk bir alışveriş değildir

  • şu an ne dinliyorum13.11.2017 - 10:18

    teoman aşk kırıntıları. kesinlikle çok güzel.

  • serbest kürsü13.11.2017 - 09:54

    bu yorumu ikinci kere yazıyor ve yolluyorum ama sizler bir kere yani şimdi gördünüz neden moderatörümüz sildi. gene silsin gene yazıp yollayacağım. bir hakaret yok bir küfür yok. bilakis islama mesnetsizce saldırıp islam adı altında aslında islamla mugayyir olmayan şeyleri islama maletme çabasına bir cevap var.

  • serbest kürsü13.11.2017 - 09:52

    islamı birileri yada belli zümreler üzerinden eleştirmeyeceksin, islamı islam olarak kuran üzerinden, hz peygamberin hayatı ve uygulamaları üzerinden eleştireceksin. islamı fetöcüler ya da kendini mesih ilan eden bana ilham geldi deyip ciltlerce ne dediğini sadece kendi anlayan heriften yani said nursi üstünden eleştirmeyeceksin. , islamı talibancılar yada kadınların araba kullanmasına bile daha bir kaç yıl evvel müsade eden humeyni üzerinden eleştirmeyeceksin, islamı abdnin uşağı olmuş olduğu aşikar arap şehylerince yönetilen kuklalar üstünden eleştirmeyeceksin. islamı petrol hasılatlarını isveç bankalarında demlenmeye bırakan ve kendi halkı kabe etrafında dilebnip bir dilim ekmek için hırsızlık yapmak durumunda kalan sabah kahvaltıya ülkesinden parise uçup geceyi bir oğlanla geçirmek için dubaiye uçan keyif ehli suud emirleri üstünden eleştirmeyeceksin. islamı moğolların zulmüne karşı ne yapmalıyız diye soran müslüman halka su gibi dingin olun, sakin ve duru kalın diyerek tecavuzcüsüne direnmemeyi öğütleyen mevlanalar ve rüyalarla göya devlet kurtaran geylaniler rabbaniler üstünden eleştirmeyeceksin. islamı kendi kriterleriyle kuran üzerinden eleştireceksin. yoksa da bu ayak oyunlarıyla islamı daraltmaya küçültmeye kalkmayacaksın

  • serbest kürsü10.11.2017 - 16:45

    Tolum neden dovmezsen sokaga dusecek bir gozu bagli kus gibi gorulur. Bu 1930larin turkiyesinde de boyledir maalesef simdi de. Toplum bilmez halki birakmaya gelmez yani bir bidon kafali denmedigi kalmisti 2000den sonra o da dendi.

  • serbest kürsü10.11.2017 - 14:14

    alev alatlının bir şiiri var onu da yüklemek isterim bir gün. çok güzel bulduğum bir şiir. artık kısmet hangi güneyse.

  • serbest kürsü10.11.2017 - 14:10

    rica ederim. az kaldı o dediğiniz olacakmış azizim.kırklayacakmışım yani.

  • serbest kürsü10.11.2017 - 14:01

    aaa şaban bey hoş gelmişsiniz. ne şeref. tşk ederim. ben de severim bu şiiri. bir arkadaş benle paylaşmıştı ben de onun izniyle burada paylaştım. asıl ona tşkler. hatırlattı bu güzel şiiri. elif adlı arkadaşa da tşk ler bu arada. güzel onanı takdir edebilmek ince bir zevk meselesidir. o sizlerin zevkliliği efendim.

  • serbest kürsü10.11.2017 - 12:53

    ayyy inanmıyorum bağlantı gidince ısrarla tıklamıştım. demek ki bu kadar ısrar her zaman iyi değil miş

  • serbest kürsü10.11.2017 - 12:41

    kırkıncı oda

    Ne kadarınız gerçek sizin,
    kırk odalı şatonuzun kırkıncı odasındaki
    kilitler altında sakladığınız gerçek
    duygularınızla,
    gerçek düşüncelerinizin ne kadarı yansıyor
    hayatınıza,
    söylenmeyen neler var kuytularda,
    hani kendinizden bile sakladığınız,
    bir sinir kriziyle ya da büyük bir acıyla
    yahut da muhteşem bir sevinçle kabuğunu çatlatıp da
    ortalara dökülecek neler biriktiriyorsunuz
    içinizde...? ? ?
    Ne kadarınız kendi sahtekarlığınızın esiri?
    Sevip de söyleyemediğiniz,
    özleyip de açıklayamadığınız
    ya da sevmeyip de sevginizin eksikliğini içinize
    gömdüğünüz oluyor mu,
    korkaklıklar var mı,
    kalleşlikler var mı,
    yoksa diplerde saklanan cesaretiniz bir işaret mi
    bekliyor...? ? ?

    Göründüğünüz insan mısınız siz,
    yoksa bir define arayıcısı hazineler mi bulur
    içinizde
    ya da yıkılmış bir kentin harabelerini mi
    taşıyorsunuz?
    Derununuzda neler saklıyorsunuz?
    Ne kadarınız gerçek sizin?

    Ülkenizle ilgili düşüncelerinizi söylüyor musunuz,
    yoksa başınızı belaya sokmayacak kadar akıllı mısınız,
    gerçek düşüncelerinizi başbaşa konuşmalara mı
    saklıyorsunuz,
    açıkça konuşanları biraz aptal buluyor musunuz?

    Günahlardan yapılmış hayaller var mı içinizde,
    günahtan korktuğunuzdan bunları saklayıp
    Tanrı'yı mı kandırmaya uğraşıyorsunuz?
    Günahları sevmiyor musunuz, seviyor musunuz
    yoksa...? ? ?

    Uzun bir yolculuğa çıkar gibi
    duygularınızla düşüncelerinizi denklere
    sarıp da içlerinizde bir yerlere mi
    yerleştirdiniz,
    bir gün yolculuk bitince açmayı mı düşünüyorsunuz
    aslında yolculuğun hiç bitmeyeceğini ve
    denklerinizi
    hiç açmayacağınızı bilerek...
    Bir gün çıldırsanız da
    bütün duygularınızla düşüncelerinizi açıkça
    söyleseniz,
    neler duyacağız sizlerden,
    gizli palyaçolar mı çıkacak ortaya,
    yoksa korkaklığın altında,
    bir istiridyenin içinde büyüyen inciler gibi
    büyümüş yiğitlikler mi?

    Kızgınlıklarınız yok mu sizin,
    öfkeleriniz, isyanlarınız?
    Aşklarınız yok mu?
    Kendi sahtekarlığınıza ne kadar esirsiniz?
    Esaretten kurtulsanız da gerçekler dökülse ortaya,
    kendinize şaşar mısınız,
    hiç düşündüğünüz oluyor mu kırkıncı odada neler
    var diye, hangi unutulmaya çalışılmış sevgililer,
    dile getirilmeyen özlemler,
    söylenmeye söylenmeye birikmiş öfkeler,
    hangi boşvermişlikler,
    hangi inkar edilmiş arzular yatıyor diplerde?

    Ne kadarınız gerçek sizin?

    Kimselerden korkmadığınız kadar korkuyor musunuz
    kendinizden?
    Şehrin ışıklarının bulutlara yansıdığı
    turuncu pırıltılı külrengi bir gecede,
    şimşeklerle boşanan yağmur başladığında
    şatonuzun odalarında bir gezintiye çıkıyor musunuz,
    ağır ağır yaklaşıp o kırkıncı odaya açıyor musunuz
    kapıyı usulca, gördükleriniz ağlatıyor mu sizi,
    bu kadar gerçeği o odada saklayıp,
    hayatı yalandan yaşadığınızı farketmek nasıl bir
    sarsıntı yaratıyor?
    yoksa, ne gökyüzüne vuran ışıklar, ne yağmur, ne de
    ıssız gece,
    sizin kırkıncı odaya yaklaşmanızı sağlayamıyor mu,
    korkuyor musunuz kendi gerçeklerinizden,
    kırkıncı odanız size de mi kapalı,
    kendi kendinize bile mahrem misiniz?

    Ne kadarınız gerçek sizin?
    Ne kadarınız kendi sahtekarlığına esir?
    Bıktığınız olmuyor mu kendi yalanlarınızdan,
    hiç kendinizden sıkıldığınız olmuyor mu,
    kendinizi bir yerlerde terkedip de gitmek
    istemiyor musunuz,
    bütün yalanlarınızdan uzak bir yere?

    Şöyle rahatça bütün duygularınızı,
    bütün düşüncelerinizi söyleyebileceğiniz bir diyara,
    kendinizi bile yanınıza almadan.

    Ah aslında ben onu seviyordum diye ağlayacağınız
    kimleri saklıyorsunuz koynunuzda,
    yüksek sesle eleştirip de
    içinizden hak verdiğiniz hangi düşünceler var,
    kendinizi akıllı bulurken aslında gizlice kendi
    korkaklığınızdan utandığınızın itirafını nerelerde
    gizliyorsunuz?

    Ne kadarınız gerçek sizin?
    Ne kadarınız kendi sahtekarlığına esir?

    Bunu hiç düşündüğünüz oluyor mu
    yoksa bunu düşünmek bile yasak mı size?
    Neler var kırkıncı odada?
    Otuzdokuz odadan yapılmış hayatınızı,
    kırkıncı odanın kapısını açmamak için yalandan mı
    yaşıyorsunuz?
    Niye yapıyorsunuz bunu?
    Açsanıza kırkıncı odayı yağmurlu bir gecede
    belki...
    Belki de hiç açmazsınız,
    kapalı bir odayla yaşarsınız bütün ömrünüzü,
    kendinizden sıkılarak..

    Ahmet ALTAN

  • şu an ne dinliyorum10.11.2017 - 12:03

    teoman gemiler ne de güzel söyler teomancığım.