hatta son yıllarda bazı şeylerin sadece sezdirilmek suretiyle okura ya da izleyiciye aktarılması o kadar ileri boyuttadır ki bir çok ciddi yapımda aşk sahnelerine rastlanmaz. önemli olan orada mesajın bütünlüğüdür yani doğru soru şu olmalı ben yazdıklarımı kitabımdan ya da eserimden çıkardığımda yani bir bölümü, anlam daralmıyor mesaj yine de aynen veriliyorsa o bölümler tamamen gereksizdir. bunlar yazarın yazma jimnastiği olarak kabul edilip eserinden çıkarması gereken bölümlerdir. yazar aksini yapmadığında söz kalabalığı kirlilik oluşur eserinde.
bir iki naçizane sözüm de maria puder arkadaşa olacak. tabii almak ve değerlendirmek yine de kendisine kalmış, ben bir okur olarak bazı şeylerin bana bırakılmasını isterim. iğrenç bir tecavüz sahnesinin, ya da şöyle söyleyeyim yaşanmış bir sahnenin aynını vermek yazında maharet sayılmamalıdır, maharet bir beynin bütün kıvrımlarında gezen alt bilinçtekileri de bilinçlilik alanında sunabilmektir. bu şey gibidir, hani resim yapılamya başlanırken nüülerle çalışılır, natürmort çalışılır, ve var olan tablolar baştan yaptırılır ressam adaylarına. bunların hepsi taklit çalışmalardır ama nihai nokta bu değildir.nihai nokta herkesin görmediği açıları yakalayarak resim yapmaktır. yazın da böyledir, önemli olan görülmeyeni, bastırılanı ortaya çıkarmaktır. bilmiyorum aslında pek anlatamadım ama belki yine de sizler anlamışsınızdır. başarılar.
seyfi bey buraya yazılanları ve yorumları da dikkatle izlediğini düşünen biri olarak söylemek istediklerinizin ne olduğunu anladığımı sanıyorum ve hani temaslar olur. dersiniz ki işte bu evet bu. öyle pek çok nokta olduğunu belirtmek isterim. sevgiyle kalın.
aynı malı pahalıya almak isteyip kazık yemeyi bir sınıfsal ayrım ve üstünlük gibi görebilirsin tabii. ama ucuzluğun nasıl koktuğu konusunda bir fikri olan var mı senden başka.
iki güzel şiir okudum. gerçekten başarılı. tebrikler. bilhassa anlam arayışını çok güzel ifade eden sözcüklere döken ben kimim şiirinden çok etkilendim. seyfi karaca kardeşin paylaşımı zaten yoruma bile gerek bırakmaksızın bir toplumun herşeyi ideolojilere izmlere şekle belli bir formata indirgeyip esası ıskalamayı çok güzel anlatmış. bu sadece kuran için mi böyledir. biz bir çok şeyi böyle yapmıyor muyuz. mesela peygambere şu kadar salavat çekip işini oldu bilmek isteyen sözüm ona allahı işlerine memur gibi gören müslüman halkım atatürkü de ilahlaştırıp biz zaten onun gibi olamayız deyip onun devleti nasıl kurduğunu hangi dinamikleri tetikleyip hangi enstrümanları doğru kullanıp 18 yıl devleti idare edebildiğini de anlamaktan çok uzak değil mi.
bir şey sorabilir miyim sanal emre gökçe sen misin. şiirleri çok başarılı da. merak ettim sadece.nolur gene hayatımın kadınları listesi yayınlama.
mesut bey hoş gelmişsiniz. güzel dizelerinizle buluşmak ne mutluluk.
Sunay Akın
Ayrılık
İki rayı gibiyiz
bir tren yolunun
yakın olması
neyi değiştirir
son istasyonun
hatta son yıllarda bazı şeylerin sadece sezdirilmek suretiyle okura ya da izleyiciye aktarılması o kadar ileri boyuttadır ki bir çok ciddi yapımda aşk sahnelerine rastlanmaz. önemli olan orada mesajın bütünlüğüdür yani doğru soru şu olmalı ben yazdıklarımı kitabımdan ya da eserimden çıkardığımda yani bir bölümü, anlam daralmıyor mesaj yine de aynen veriliyorsa o bölümler tamamen gereksizdir. bunlar yazarın yazma jimnastiği olarak kabul edilip eserinden çıkarması gereken bölümlerdir. yazar aksini yapmadığında söz kalabalığı kirlilik oluşur eserinde.
bir iki naçizane sözüm de maria puder arkadaşa olacak. tabii almak ve değerlendirmek yine de kendisine kalmış, ben bir okur olarak bazı şeylerin bana bırakılmasını isterim. iğrenç bir tecavüz sahnesinin, ya da şöyle söyleyeyim yaşanmış bir sahnenin aynını vermek yazında maharet sayılmamalıdır, maharet bir beynin bütün kıvrımlarında gezen alt bilinçtekileri de bilinçlilik alanında sunabilmektir. bu şey gibidir, hani resim yapılamya başlanırken nüülerle çalışılır, natürmort çalışılır, ve var olan tablolar baştan yaptırılır ressam adaylarına. bunların hepsi taklit çalışmalardır ama nihai nokta bu değildir.nihai nokta herkesin görmediği açıları yakalayarak resim yapmaktır. yazın da böyledir, önemli olan görülmeyeni, bastırılanı ortaya çıkarmaktır. bilmiyorum aslında pek anlatamadım ama belki yine de sizler anlamışsınızdır. başarılar.
seyfi bey buraya yazılanları ve yorumları da dikkatle izlediğini düşünen biri olarak söylemek istediklerinizin ne olduğunu anladığımı sanıyorum ve hani temaslar olur. dersiniz ki işte bu evet bu. öyle pek çok nokta olduğunu belirtmek isterim. sevgiyle kalın.
kimsenin suçu yok bu aşk bitecek, kimsenin gücü yok kurtarmaya
aynı malı pahalıya almak isteyip kazık yemeyi bir sınıfsal ayrım ve üstünlük gibi görebilirsin tabii. ama ucuzluğun nasıl koktuğu konusunda bir fikri olan var mı senden başka.
pardon seyfi karaca makamı maşuk olacaktı.
iki güzel şiir okudum. gerçekten başarılı. tebrikler. bilhassa anlam arayışını çok güzel ifade eden sözcüklere döken ben kimim şiirinden çok etkilendim. seyfi karaca kardeşin paylaşımı zaten yoruma bile gerek bırakmaksızın bir toplumun herşeyi ideolojilere izmlere şekle belli bir formata indirgeyip esası ıskalamayı çok güzel anlatmış. bu sadece kuran için mi böyledir. biz bir çok şeyi böyle yapmıyor muyuz. mesela peygambere şu kadar salavat çekip işini oldu bilmek isteyen sözüm ona allahı işlerine memur gibi gören müslüman halkım atatürkü de ilahlaştırıp biz zaten onun gibi olamayız deyip onun devleti nasıl kurduğunu hangi dinamikleri tetikleyip hangi enstrümanları doğru kullanıp 18 yıl devleti idare edebildiğini de anlamaktan çok uzak değil mi.