Ve Rabia Acar .. Teşekkürler... Karşılaştığı her olayı derinliğine düşünmeden taşlamayı yöntem edinenlerin çok çok ötesinde bir yerdesin ... Böyle devam edersen cennete vizesiz girebilirsin :)) İyi bir dostsun ..
Attila İlhan teşekkürler ... Daha önceleri hakikat nedir sorusu ile düğümlenirdi cümlelerin .. "Hakikat"kelimesine .. Halil Cibran'ın aforizmalar ve Elif şafağın kağıt helva kitaplarında sıkça karşılaşabilirsin..
Şeriat der ki: Seninki senin, benimki benim. Tarikat der ki: Seninki senin, benimki de senin. Marifet der ki: Ne benimki var ne seninki. Hakikat der ki: Ne sen varsın, ne ben.
Günlerin damla damla ilerlediği sekiz aylık zindan tutsaklığının ardında yeniden bu çok kullanılmış gökyüzünün altındayım ... İnsanı insandan ayıran tecriti bu gayya kuyusuna atılma hissini biyografime ekledikten sonra .... Artık uzağı görebiliyorum dört duvara çakılıp kalmıyor görmek istediklerim ve uzun yürüyüşlere çıkabilirim on adımlık voltalara alışılmışken .. Şimdi dokunduğum her şey dünya kokuyor ..ve hayatın dokunuşlarını hissedebiliyorum ..cezaevine girerken ilkbahar gülümsüyordu bana ..şimdiyse doğadaki değişimi kendime bakarak da görebiliyorum ..saçımda sakalımda çoğalan aklar nasılda benziyor sonbahara .. Bir çok insanın görmediğin görünce,görmeninde bir bedeli olduğunu yeniden görüyorsun .. Ve özgürlüğün kaybedilene kadar fark edilmeyen çok boyutlu bir duygu/düşünce olduğunu anlıyorsun .. Sığlık çukuruna yuvarlanmış bu ülkede toplum ürünü kalıba dökülmüş bir insan olmamanı,giysilerimiz gibi ambalajlı fikirlere tavır almanın ,modern kadercilik anlayışının ruhumuza korku üfleyen bütün duygularımızı düşüncelerimizi köreltiğini bilmenin bir bedeli olmalıydı ve oldu .. Bazen düşünüyordum ya Tanrı'nın bilmediğim bir hesabı vardı benimle yada bu acı gerekliydi bana ....hem aşkı hem hayatı daha iyi anlayabilmek için ..sanırım bundan sonra geçmişimin sadece hatırlamakta zevk alacağım kadarını düşüneceğim ..başka türlü kendimin ve yaşamımın mimarı olamam ..(geçmişe dair bir restorasyon şart).. Sürekli içimde bir boşluk hissi ve o hissin içinde yaşamın gelgitlerinin ikilemi bunun kolay olmadığını söylese bile.. İçerde yeni bir düşünce biçimi yaratıyorsun ..sahip olduğun tek özgürlük düşünmek olunca ..kendi kendine yakın olma sanatını yeniden keşfediyorsun ..kafandaki sınırlar kalkıyor ,düğümler çözülüyor,ruh izini süre süre yeniden kendini buluyorsun ..bunca zamandır içinde taşıyıpta tanımadığın benleri yeniden tanıyorsun .. Her an bir önceki anın kötü bir kopyası olsa bile ,geçmişinle hesaplaşıp borçlu çıkarken gün içinde kitaplara gömülüp duvarları kaldırıyorsun .. Bu betondan fanusun içinde iyice fark ediyorsun ki en büyük acı acıya dayanmaktır .. Ve artık biliyorsun ,yeni acılar eski acıları eskitiyor ..
Bana mesken olan toprak, sende savaş belirtileri var. Savaşa hazırlanıyor bu sürüler, bu atlar. ama biz bunların sabana koşulduğunda gördük aynı boyundurukta yürüdüklerini de; barış umudumuz yok olmuş değil yine.
Her insan bir zamanlar yaşamış olan kralları ve kölelerin soyundan gelir ..
Ysevgi insanların abartmakta vazgeçmedikleri en zavallı duygu olmalı ...
Çöl Şule’si
Kuşlar vizesiz tüm dünyayı dolaşır ..
Hudutsuz bir dünya istersen ,ahiretin mührünü taşıyan kefen dikiciler tarafında hudutsuz bir kendini beğenmişliği bulursun karşında ..
Sil
Cenk Caner ...
Filleri tuttukları yanları ile tanımlayan körler gibiyiz ..
Beynimiz düğmelerini pantolonumuz düğmeleri kadar sıkça açmış olsak sanırım bu soru sorulmaz
Ve Rabia Acar ..
Teşekkürler...
Karşılaştığı her olayı derinliğine düşünmeden taşlamayı yöntem edinenlerin çok çok ötesinde bir yerdesin ...
Böyle devam edersen cennete vizesiz girebilirsin :))
İyi bir dostsun ..
Attila İlhan teşekkürler ...
Daha önceleri hakikat nedir sorusu ile düğümlenirdi cümlelerin ..
"Hakikat"kelimesine ..
Halil Cibran'ın aforizmalar ve Elif şafağın kağıt helva kitaplarında sıkça karşılaşabilirsin..
Şeriat der ki: Seninki senin, benimki benim. Tarikat der ki: Seninki senin, benimki de senin. Marifet der ki: Ne benimki var ne seninki. Hakikat der ki: Ne sen varsın, ne ben.
Teşekkürler çöl Şule’si ...
Biz ayrık otlarız..hayatı kadere bırakan pasif izleyiciler değiliz ...
Şiirin güzeldi..
Şahirliğin bir meslek değil kader olduğunu anlatıyor ..
kürsü değişmemiş .,
Hala sınırı “vasatın “çizdiği düşünceler ve aforizma zorlamalı cümleler .,,
Günlerin damla damla ilerlediği sekiz aylık zindan tutsaklığının ardında yeniden bu çok kullanılmış gökyüzünün altındayım ...
İnsanı insandan ayıran tecriti bu gayya kuyusuna atılma hissini biyografime ekledikten sonra ....
Artık uzağı görebiliyorum dört duvara çakılıp kalmıyor görmek istediklerim ve uzun yürüyüşlere çıkabilirim on adımlık voltalara alışılmışken ..
Şimdi dokunduğum her şey dünya kokuyor ..ve hayatın dokunuşlarını hissedebiliyorum ..cezaevine girerken ilkbahar gülümsüyordu bana ..şimdiyse doğadaki değişimi kendime bakarak da görebiliyorum ..saçımda sakalımda çoğalan aklar nasılda benziyor sonbahara ..
Bir çok insanın görmediğin görünce,görmeninde bir bedeli olduğunu yeniden görüyorsun ..
Ve özgürlüğün kaybedilene kadar fark edilmeyen çok boyutlu bir duygu/düşünce olduğunu anlıyorsun ..
Sığlık çukuruna yuvarlanmış bu ülkede toplum ürünü kalıba dökülmüş bir insan olmamanı,giysilerimiz gibi ambalajlı fikirlere tavır almanın ,modern kadercilik anlayışının ruhumuza korku üfleyen bütün duygularımızı düşüncelerimizi köreltiğini bilmenin bir bedeli olmalıydı ve oldu ..
Bazen düşünüyordum ya Tanrı'nın bilmediğim bir hesabı vardı benimle yada bu acı gerekliydi bana ....hem aşkı hem hayatı daha iyi anlayabilmek için ..sanırım bundan sonra geçmişimin sadece hatırlamakta zevk alacağım kadarını düşüneceğim ..başka türlü kendimin ve yaşamımın mimarı olamam ..(geçmişe dair bir restorasyon şart)..
Sürekli içimde bir boşluk hissi ve o hissin içinde yaşamın gelgitlerinin ikilemi bunun kolay olmadığını söylese bile..
İçerde yeni bir düşünce biçimi yaratıyorsun ..sahip olduğun tek özgürlük düşünmek olunca ..kendi kendine yakın olma sanatını yeniden keşfediyorsun ..kafandaki sınırlar kalkıyor ,düğümler çözülüyor,ruh izini süre süre yeniden kendini buluyorsun ..bunca zamandır içinde taşıyıpta tanımadığın benleri yeniden tanıyorsun ..
Her an bir önceki anın kötü bir kopyası olsa bile ,geçmişinle hesaplaşıp borçlu çıkarken gün içinde kitaplara gömülüp duvarları kaldırıyorsun ..
Bu betondan fanusun içinde iyice fark ediyorsun ki en büyük acı acıya dayanmaktır ..
Ve artık biliyorsun ,yeni acılar eski acıları eskitiyor ..
Bana mesken olan toprak, sende savaş belirtileri var.
Savaşa hazırlanıyor bu sürüler, bu atlar.
ama biz bunların sabana koşulduğunda gördük
aynı boyundurukta yürüdüklerini de;
barış umudumuz yok olmuş değil yine.