Sana mektuplar okuyabilirdim. Eski aşkların hüznü yayılabilirdi ortalığa. Sonra sobanın üzerine koyduğumuz portakal kabuklarının kokusu, alır götürürdü geride kalan ne varsa. Geceye yaklaştığında, bir denizin kıyısına bırakabilirdik omzumuzu ağrıtan ne varsa. Eskimiş aşkların mezarlığına dönerdi sahil. Oysa şimdi, çok yorgun görünüyorsun.
Sana mektuplar okuyabilirdim. Eski aşkların hüznü yayılabilirdi ortalığa. Sonra sobanın üzerine koyduğumuz portakal kabuklarının kokusu, alır götürürdü geride kalan ne varsa. Geceye yaklaştığında, bir denizin kıyısına bırakabilirdik omzumuzu ağrıtan ne varsa. Eskimiş aşkların mezarlığına dönerdi sahil. Oysa şimdi, çok yorgun görünüyorsun.
Yasamak nerde basliyordu?
Biraz susmali insan..
Bir siirde ki bir noktanin vuruşu kadar..
Ozlemisim acimi süslü kelimeler eşliğinde servis yapmayi..
Ya bir de umut olmasa…
Evet, umut var.
İçimde bunun hep aksini söyleyen korkuya rağmen var.
— Cahit Zarifoğlu
Halbuki,
Konuşmaya ne kadar muhtacım.
Her şeyi içinde boğmaya mecbur olmak,
Diri diri mezara kapanmaktan
Başka nedir?
Ey gönlümün sol yarısı..
Aklıma koydumseni,aklım almadı.
Kalbime koydum seni, sana doymadı
Duymuyor ki halimi,
Sağır gözler…
Anla ki şiir de sensin, duâ da
•••
“Ve giderek bütün gençleri saran,
Bir gırgır furyası,
Bir gevezelik,
Malayanilik,
Bir seviyesizlik..” | Cahit Zarifoğlu