Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Deli Diyorlar Bana Desinler Değişemem
Deli Diyorlar Bana Desinler Değişemem

SEN AKLIMA GELDİĞİNDE...,HERŞEY GÜLÜMSÜYORDU ...

  • serbest kürsü08.11.2019 - 13:07

    merhabalar herkesin kürsüsünün cemaati :

    ya aba altından sopa göstererek kandil kutlaması yapmayın Allah aşkına...
    alınmak isteyen rahatlıkla alınabilir...

  • serbest kürsü06.11.2019 - 14:34

    Defne Yaprağını Yakıp 10 dk Bekleyin

    İltihaplanmalara, bakterilere ve mantarlara karşı çok etkili olduğu bilinen bir gerçektir. Fakat yanmış defne yaprakları kesinlikle olayı başka bir boyuta taşır.

    Hem yapı olarak hem de içerik olarak oldukça güçlü bir yapıya sahip olan defne yaprağının sağlık açısından da oldukça faydalı olduğu bilinmektedir. Çayını içebilir, yemeklerinize katabilirsiniz. Fakat bugün bu özel bitkinin bir başka etkileyici faydasından bahsedeceğiz.

    Kül tablasına bir kaç tane defne yaprağı koyun ve yakın ve 10 dakika bekleyin. O mis kokusu havaya yayılırken, sizden de bakın hangi dertleri alıp götürecek.

    1. Baş Ağrısına Çok İyi Gelir : Defne yaprağı yandığı zaman, yaydığı güzel koku vücut daha fazla sineol, pinen ve elimisin salgılar. Bu baş ağrısına ve yorgunluğa iyi gelir. Sizi rahatlatır ve ağrınızı azaltır.

    2. Anksiyete İle Savaşır : İçerdiği linalool anksiyete ile savaşır. Amerikan Anestezi Hemşireleri Derneğine göre 10 dakika boyunca yanan defne yaprağı koklamak çok daha iyi hissettirir.

    3. Solunum Sistemi Rahatlatır : İçerdiği “mycrene” ve öcenol akciğeri ve nefes yollarını temizler. Daha rahat nefes almanızı sağlar.

    Aynı zamanda çok iyi de bir balgam sökücüdür.

    4. Diyabete Faydalıdır : Özellikle Tip 2 diyabet hastaları için defne yaprağı önerilir. Kötü kolestrolü, kandaki glükoz ve trigliserid seviyesini düşürdüğü bilinir. Bunun için çayını içebilir, yemeklerde kullanabilirsiniz.

    Ayrıca kalp fonksiyonlarını arttırmak ve kan şekerini kontrol altında tutmak için defne yaprağını tavsiye edilir. İçeriğindeki antioksidanlar, insülin üretimini arttır. Bu da diyabeti kontrol altında tutmaya yardımcı olur.

    5. Kalbi Daha İyi Çalıştırır: Defne yaprağında bulunan rutin ve kafeik asit kalp fonksiyonlarını daha iyi çalışmasını sağlar. Rutin, kılcal damarları güçlendirir. Kafeik asit ise kolestrolü düzenler.

    6. Ağrı Keser : Defne yaprağının baş ağrısına ve migrene iyi geldiğini yazımızın başında belirtmiştik. Defne yaprağı aynı zamanda eklem ağrılarına, artrite ve diş ağrısına da iyi gelir. Bir bardak defne çayı ile vücudunuzdaki bir çok ağrılardan kurtulabilirsiniz.

    7. Bağışıklık Sistemine İyi Gelir : Defne yaprağı A ve C vitaminleri bakımından zengindir. Bu vitaminler sayesinde bağışıklık sistemi üzerinde oldukça güçlü etkileri vardır. A vitamini başta burnu, gözleri, boğazı, ağız boşluğunu, sindirim sistemini olmak üzere akciğer zarını korur. Bu sayede bakteriyel ve viral enfeksiyonları önler.

    8. Sindirimi Rahatlatır : Mide vebağırsak sorunları ve çölyak hastalığı için defne yaprağı kullanabilirsiniz. Mide ve bağırsakta gazdan dolayı oluşan şişkinlikleri giderir ve proteinin sindirilmesini kolaylaştırır. Bu sayede hem şişliğiniz iner hem de kendinizi daha iyi hissedersiniz.

    9. Kepek Giderir ve Oluşumunu Önler : Tek yapmanız gereken soğuk suya defne yapraklarını koymak ve saçınızı şampuanladıktan sonra bu su ile durulamak. Bu şekilde kullanıma başladıktan sonra kepek probleminiz kaybolacak ve tekrar ortaya çıkması önlenecektir.

    10. Böbrek Taşını Düşürmenize Yardımcı Olur : Özellikle defne yaprağı çayı böbrek iltihaplanmalarına ve böbrek taşlarına çok iyi gelir. 1 bardak suya 3-4 adet defne yaprağı ekleyin. Suyu yarısı buharlaşana kadar kaynatın ve sonra süzün. Günde iki kere bu çayı için.

    11. Uykusuzluğu Giderir : Uykusuzluk için birebirdir. Çayı, tütsüsü sizi rahatlatır. Sinirleriniz gevşetir, sakinleştirir.

    Bu önemli bilgi ve yöntemlerden daha fazla kişinin faydalanması için, beğenip, paylaşmayı unutmayın lütfen...

  • serbest kürsü06.11.2019 - 14:19

    merhabalar herkesin kürsüsünün cemaati :
    Huzur Bulduğumuz 15 An!

    Yalnız kalıp huzurbulmak isterseniz bunları yapabilirsiniz;

    1. Dikkatini dağıtacak biri olmadan kitabınla başbaşa kaldığında,
    2. Şehrin kalabalığından bunalıp tek başına şehir dışına çıktığında,

    3. Yorucu geçen bir haftanın ardından sessiz sakin geçen bir pazar gününde,

    4. Sırt çantanı ve fotoğraf makineni alıp yeni yerler keşfetmeye çıktığında,

    5. Kafa şişiren kişiler sonunda evinden gittiğinde,

    6. Bisikletine atlayıp şehrin hiç gitmediğin sokaklarında gezindiğinde,

    7. İşlerini halletmiş olmanın rahatlığıyla eve dönerken kulaklığınla başbaşa kaldığında,

    8. Temponu aksatmaman gereken bir sabah koşusuna çıktığında,

    9. Aylardır beklediğin filmi tek başına sinemaya gidip izlediğinde,

    10. Odana çekilip daha iyi ders çalışmak, işini daha iyi yapmak istediğinde,

    11. İnsanların seni yaptıkların için yargılayacağını bildiğin şeyi yaptığında,

    12. En ufak bir gürültüyü bile kaldıramayacakken uykuya çekildiğinde,

    13. Duymak istemediğin şeyler duyduğun insanlara cevap vermek istemediğinde,

    14. Seni olduğundan farklı biri yapmak için yer arayan sevgilinin hayatından çıktığında,

    15. Kimseden çekinmek zorunda olmayıp istediğin gibi davranabildiğinde,

    Ç/Alıntı



  • serbest kürsü05.11.2019 - 19:00

    sayın Rabia,
    benim naçizane fikrimce her kesimden yazarları okumalı insan,
    bize gelenler,.. kütüphanemizdeki kitapları görünce şaşırıp aaa ama sizin tandansınız,.. bunlarınki değilki diye çok demişlerdir.

  • serbest kürsü05.11.2019 - 11:28

    merhabalar,herkesin kürsüsünün cenaati :
    OKUMAK NEDEN ÖNEMLİ, ANCAK BU KADAR GÜZEL ANLATILABİLİRDİ...

    Beyninde "korteks" adında bir godomanı beslediğini biliyor musun?
    Ve yine beyninin içinde o büyük patrona getir götür işleri yapan "nöron" isminde milyonlarca nakliyeci işçin olduğunu?.. korteksinin Hulusi Kentmen tadında bir işveren olması için de ona gerekli malzemeyi taşıyacak Halit Akçatepe kıvamında nöronlara sahip olman gerektiğini? Nöronlarının bu nakliye eylemini gerçekleştirmek için tek gereksinim duyduğu enerji kaynağının sadece "bilgi" olduğunu?
    .........
    Anlayacağın benim güzel kardeşim, sen bilgiye ulaştıkça nöronların da canlanıp coşuyor... Haliyle ne kadar çok sayıda enerjik nöronun olursa o kadar zıpkın bir korteksin oluyor...
    ...............
    peki bu "korteks" denilen zımbırtı yaşaman için şart mıdır?
    Sırf nefes almaksa yaşama anlayışın, şart değildir. Parazit gibi, ot gibi yaşamak istiyorsan şart değildir.
    ................
    Peki nöronlarını "eğitim"le beslemezsen ne gelir başına bunu biliyor musun? Nöronların aç kaldıkça hayatta kalman ve yaşamaya devam etmen için beyninin "amigdala" bölgesi devreye girer...
    Yani hayvani içgüdülerini kontrol eden karanlık bölge... Sahneyi devralan bu "amigdala" bölgen; kalkıp da sana "oku, araştır, aşık ol, şiir yaz, eğlen, tatil yap, güzel bir film izle, balkonundaki saksıda biber yetiştir, hayvanları sev" filan demez. Bilakis "yaşamını tehdit eden her şeyi yok et, seninle aynı kümeyi paylaşmayan her canlıyı imha et!" diye dikte eder...
    Eğer kendini eğiterek "korteks" bölgeni geliştirmezsen; işte bu "amigdala" bölgen darbe yapıp yönetimi ele geçirir...
    Ve sen de cehaletinin verdiği cesaretle, sığ tartışmaların gölgesinde, kendini bir kümeye dahil edip, seninle aynı safta saf tutmayan her canlıyı yaşaman için tehdit kabul edersin... İşid'in de kafası budur, pkk'nın kafasıda, partizanların da kafası budur holiganların kafası da, kökten dincinin de kafası budur, satanistin de... Haliyle ne hacı hocalar çözer bu kördüğümü, ne de papazlar hahamlar...
    Ne tütsü yakarak dağıtabilirsin bu lağım kokusunu, ne de parfüm sıkarak.. bu kaosun tek çıkış yolu, OKUMAK...

  • serbest kürsü05.11.2019 - 01:48

    iyi geceler herkesin kürsüsünün cemaati :
    TERAZİ

    Yaşlı adamın eşi evde tereyağı yapıyordu kocası ise her gün yakınlarındaki bakkala götürüp satıyor onunla geçiniyorlardı. Bakkal adamın getirdiği tereyağını hiç tartmıyordu.
    Ancak bir gün acaba dedi, adam gittikten sonra tereyağını tartıya koydu, 900 gram olduğunu görünce çok öfkelendi ve yarın geldiğinde bunun hesabını sorar bir daha da ondan alışveriş yapmam dedi.
    Ertesi sabah yaşlı adam elinde tereyağı içeriye girdi, bakkal sert bakışlarıyla bir daha senden tereyağı almayacağım dedi. Yaşlı adam üzülerek efendim bir yanlışım mı oldu dedi.
    Bakkal, efendi senin bana verdiğin tereyağını tarttim 900 gram geldi ayıp değilmi bu yaptığın dedi.
    Yaşlı adam utanarak başını yere eğdi ve
    - efendim bizim terazimiz yok, sizden bir kilo şeker almıştık onu tartı olarak kullanıyoruz dedi.
    Bakkal utancından ne yapacağını şaşırdı.

    Böyledir işte dünya...
    Kime ne ağırlıkta kıymet verirsen o ağırlıkta kıymet bulursun.

  • serbest kürsü04.11.2019 - 17:13

    merhabalar herkesin kürsüsünün cemaati :

    sayın Rıza Can,.. şayet herkes yerinde konuşabilseydi,birçok karışıklıklar meydana gelmezdi..
    ne yazıkki ağzı olan konuşuyor,hatta konuşması gereken yerde susuyor,konuşmaması gereken yerde de susmayı bilemiyor...

  • serbest kürsü03.11.2019 - 16:51

    merhabalar herkesin kürsüsünün cemaati :
    Adalet olmadıkça yönetimin, edep olmadıkça asaletin, cömertlik olmayınca zenginliğin, güven olmadıkça sevginin, kanaat olmadıkça fakirliğin ve alçak gönüllülük olmadıkça yükselmenin faydası olmaz.”'

    demiş muhterem bir zat,nekadarda haklı değil mi ?

  • serbest kürsü02.11.2019 - 13:37

    merhabalar herkesin kürsüsünün cemaati .

    bide şu var Çölün Şulesi,...altının değerinide ,altından anlıyan biçer..ve altın her ortamda değerini
    muhafaza eder..

  • serbest kürsü01.11.2019 - 00:52

    BİR KADINI ANLAMAK

    Hiçbir kadın bir ilişkiye biteceğini düşünerek başlamaz, son olmasını diler..
    Erkek için tecrübeden ibaret olan bazı yaşanmışlıklar, kadın için büyük kayıplar demektir.
    Bu yüzden kolay bitiremezler yüreklerinde, biraz zaman gerekir.
    Dünyanın neresine gidersen git bu böyle..

    Yaşadığı ilişkinin etkisinden çıkmaya başlayan kadın daha da güzelleşir.
    İşte tüm güzellik ve ihtişamıyla evren o zaman kucak açar ona.
    Keşfedilmemiş bütün harikalarını sunar.
    Hayatın tadılmamış en muhteşem günlerinin kapıları aralanır.
    Etrafındaki insanların sayısı artar..
    Bu yüzden kaybetmek istemediğin kadını sakın yokluğuna alışacak kadar yalnız bırakma.
    Seviyorsan eğer; basit tartışmalardan sonra onu aramamakla cezalandırmaya çalışma, gurur yapma..
    Bir kadın, bir erkeğin sesini duymamaya alışırsa daha sonradan duymaya tahammül bile edemez.
    Çünkü kadını bağlayan şey ne kadar sevildiği değil, ne kadar sevdiğidir.
    Sen ne kadar seversen sev, onun sevgisi bittiğinde her şey bitmiş demektir.

    Bir kadın gitmeyi koymuşsa kafasına, buna engel olamazsın..
    Sevse de gider..
    Aklı sende olsa gider, gönlü sende kalsa da gider..
    Kaybetmek istemediğin bir kadını asla incitme, çünkü bunu telafi edemezsin.
    Çünkü kadın vazgeçtiği kalbe yabancılaşır.
    Bir kadın karşısında hiç tanımadığı sıradan bir erkek bile, beyninde bitmiş bir erkekten daha şanslıdır..

    Bir kadını mutlu etmek o kadar da zor değil, çünkü çok şey istemez bir kadın.
    Onu gülümsetebilmek için pahalı hediyelere ihtiyacın yok aslında.
    Ona kendini hediye et, ona ait olduğunu hissettir..
    Biraz ilgi göster, onu sevdiğini söyle, kendini değerli ve özel hissetmesini sağla yeter.
    Çünkü bir kadını fethetmek, ona teslim olmaktan geçer..