“Oysa kimseden çıkartmadım öfkemi saçlarımı uzatmak için kimseye söz vermedim kimseye yakın değilim inan susmaktayım, uzağında değilim unutmanın ah! öfke için geç vakitteyim” B. KESKİN
Gidip bir uçurum kenarına, İntikam alır gibi otursak yanyana. Sanki, atmışısz gibi birbirimiz aşağıya, Oturup bir deniz kıyısında, Ufuk çizgisini izlesek. Sanki birimiz oraya kadar yüzmüş gibi.. Gülümseriz, yine olur olmaz bir sebeple. Sanki beni hiç kırmamış, Bana hiç kızmamışsın gibi.. Bilmiyorum işte..
Seni özlemenin Ne demek olduğunu sor bana, Yetmiş iki dilde anlatabilirim Kitabını yazabilirim sayfalarca. Yalnızlığın rezilliğini Kokuşmuşluğunu Ve çıplaklığını da. Ama hiç kimse Kavuşmanın güzelliğini Sormasın bana / anlatamam. Ben sana hiç kavuşmadım ki!
Bilmiyorum Dudakların nasıldır. Sıcak mı ateş topu kadar, Yoksa soğuk mu Buza kesmiş bir bardak su gibi? Kıvrımlarına, Kırmızı karanfiller mi tutunmuş, Küle gizlenmiş kor mu var? Tenime değdiğinde dudakların Cemre mi düşer bedenime, Mızrap değen bir saz teli gibi Titrer mi yüreğim bilmiyorum. Ben hiç dudaklarına dokunmadım ki!
Bir kadını sardığında kolların, Ürkek ceylânlar Nasıl kurtulur tuzağından? Dolu yemiş yaprak gibi Nasıl titrer bir yürek? Ellerin nasıl okşar bir bedeni, Goncalar Nasıl güle döner sıcaklığınla / bilmiyorum. Hiç sana sarılıp yatmadım ki!
Ama hiç kimse / kavuşmayı, İki derenin birbirine karışıp Sarmaş dolaş aktığı yatağın yorgunluğunu Sormasın bana,anlatamam. Çünkü seninle ben, Ayrı kaynaktan doğmuş Sularında hasretleri taşıyan Başka denizlere koşan iki ırmağız. Birbirimize uzak topraklarda tüketirken yılları Aynamızda ayrı gökleri yansıtırız. İşte onun için İki dere nasıl karışır birbirine Nasıl sığar iki nehir bir yatağa /bilmiyorum. Seninle Hiç aynı yatakta coşmadım ki!
Sen bana /yalnızca Ve sadece Kahpe sensizliği sor Rezil beklemeyi, özlemeyi sor. Tanrı şahidimdir Kurda kuşa Dağa taşa bile anlatabilirim. Demem o ki uzaktaki yakınım: Vuslatlara yabancıyım, Ama, Seni özlemenin kitabını yazabilirim. ....................... uzun ama çok seviyorum bu şiiri..
Seni seviyorum\' agir cumledir. Herkese soylenmez. Bazen yillarca aranir, bazen yillarca beklenir o bir cift soz icin. Herkes soyleyemez. Dili yakar, dudagi yakar, bedeni kavurur, lime lime eder. Velhasil yurekli isidir. Bir omur pahasina bir defa soylenir.
Keske… keske gunde bin defa soylemeseydin ve sonra her bedene uygun bir hirka gibi onune gelene giydirmeseydin…
Simdiki asklar ucuz, simdiki asklar isporta be gulum. Ustelik emeksiz, zahmetsiz. Tasimak istedigin kadar tasiyorsun. Sonra birakiyorsun orta yerde pervasiz.
Tipki… tipki yoruldugunda birakip, arkana bakmadan gittigin gibi, acisiz….
Alışkanlıklar daima korkutur beni... Düşünki ben yaşamaya bile alışkın değilim... Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır... Fakat şimdi sana alışıyorum... Alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor. Yalnız içimde garip bir korku var. Sana tüm alışmaktan değil seni kendimealıştırmaktan korkuyorum... Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini daha değerlisini verememekten korkuyorum... Bir gün ansızın ölmekten ve seni bana olan alışkanlığınla yapayalnız bırakmaktan korkuyorum... Oysa ki her zaman ve günün her saatinde yanında olmalıyım senin... Bana alışmış olmaktan pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı... Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni... Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz. Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim... 'Bana alış' demeyeceğim... Nasıl olsa alışacaksın bir gün... Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan gözlerin, o zaman en güzeli görecek bende!
koötuk degnekleriyle yürümek gibi,bi turlu kendı ayaklarının ustunde duramıyorsun:pp
ahh hüzünbazım ahh nerelerdesin kimbilirr.. ;))
Kurtuldum kurtuldum senden böylece
İbadet başlattım artık her gece
Dualarla böyle mutluyum bence..
ferdi tayfur desin benim yerime..hıhh.. :)) ohh bee..
kabusun olayım...
“Oysa kimseden çıkartmadım öfkemi
saçlarımı uzatmak için kimseye
söz vermedim
kimseye yakın değilim inan
susmaktayım, uzağında değilim unutmanın
ah! öfke için geç vakitteyim” B. KESKİN
Gidip bir uçurum kenarına,
İntikam alır gibi otursak yanyana.
Sanki, atmışısz gibi birbirimiz aşağıya,
Oturup bir deniz kıyısında,
Ufuk çizgisini izlesek.
Sanki birimiz oraya kadar yüzmüş gibi..
Gülümseriz, yine olur olmaz bir sebeple.
Sanki beni hiç kırmamış,
Bana hiç kızmamışsın gibi..
Bilmiyorum işte..
İçim acıyor.
Sarılsan geçecek.
..alındı..
Seni özlemenin
Ne demek olduğunu sor bana,
Yetmiş iki dilde anlatabilirim
Kitabını yazabilirim sayfalarca.
Yalnızlığın rezilliğini
Kokuşmuşluğunu
Ve çıplaklığını da.
Ama hiç kimse
Kavuşmanın güzelliğini
Sormasın bana / anlatamam.
Ben sana hiç kavuşmadım ki!
Bilmiyorum
Dudakların nasıldır.
Sıcak mı ateş topu kadar,
Yoksa soğuk mu
Buza kesmiş bir bardak su gibi?
Kıvrımlarına,
Kırmızı karanfiller mi tutunmuş,
Küle gizlenmiş kor mu var?
Tenime değdiğinde dudakların
Cemre mi düşer bedenime,
Mızrap değen bir saz teli gibi
Titrer mi yüreğim bilmiyorum.
Ben hiç dudaklarına dokunmadım ki!
Bir kadını sardığında kolların,
Ürkek ceylânlar
Nasıl kurtulur tuzağından?
Dolu yemiş yaprak gibi
Nasıl titrer bir yürek?
Ellerin nasıl okşar bir bedeni,
Goncalar
Nasıl güle döner sıcaklığınla / bilmiyorum.
Hiç sana sarılıp yatmadım ki!
Kısacası:
Tatmadım kavuşmayı / anlatamam.
Ama,
Seni özlemenin kitabını yazabilirim.
Anlatabilirim daldaki kuşa / topraktaki solucana.
Yokluğunda yıllardır
Özlemine dayanmayı öğrendim
Yokluğuna katlanmayı
Aşağılık avunmayı öğrendim nasılsa
Ustası oldum beklemenin
Tükenmek pahasına.
Ama hiç kimse / kavuşmayı,
İki derenin birbirine karışıp
Sarmaş dolaş aktığı yatağın yorgunluğunu
Sormasın bana,anlatamam.
Çünkü seninle ben,
Ayrı kaynaktan doğmuş
Sularında hasretleri taşıyan
Başka denizlere koşan iki ırmağız.
Birbirimize uzak topraklarda tüketirken yılları
Aynamızda ayrı gökleri yansıtırız.
İşte onun için
İki dere nasıl karışır birbirine
Nasıl sığar iki nehir bir yatağa /bilmiyorum.
Seninle
Hiç aynı yatakta coşmadım ki!
Sen bana /yalnızca
Ve sadece
Kahpe sensizliği sor
Rezil beklemeyi, özlemeyi sor.
Tanrı şahidimdir
Kurda kuşa
Dağa taşa bile anlatabilirim.
Demem o ki uzaktaki yakınım:
Vuslatlara yabancıyım,
Ama,
Seni özlemenin kitabını yazabilirim.
.......................
uzun ama çok seviyorum bu şiiri..
Seni seviyorum\' agir cumledir.
Herkese soylenmez.
Bazen yillarca aranir,
bazen yillarca beklenir o bir cift soz icin.
Herkes soyleyemez.
Dili yakar, dudagi yakar,
bedeni kavurur, lime lime eder.
Velhasil yurekli isidir.
Bir omur pahasina bir defa soylenir.
Keske… keske gunde bin defa soylemeseydin ve sonra her bedene uygun bir hirka gibi onune gelene giydirmeseydin…
Simdiki asklar ucuz,
simdiki asklar isporta be gulum.
Ustelik emeksiz, zahmetsiz.
Tasimak istedigin kadar tasiyorsun.
Sonra birakiyorsun orta yerde pervasiz.
Tipki… tipki yoruldugunda birakip, arkana bakmadan gittigin gibi, acisiz….
Alışkanlıklar
daima korkutur beni... Düşünki ben yaşamaya
bile alışkın değilim... Kendimi kendime alıştıramadım
yıllardır... Fakat şimdi sana alışıyorum... Alıştıkça
özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor. Yalnız içimde
garip bir korku var. Sana tüm alışmaktan değil seni
kendimealıştırmaktan korkuyorum... Bir gün sana
şimdi verdiklerimden daha güzelini daha değerlisini
verememekten korkuyorum... Bir gün ansızın
ölmekten ve seni bana olan alışkanlığınla
yapayalnız bırakmaktan korkuyorum... Oysa ki
her zaman ve günün her saatinde yanında
olmalıyım senin... Bana alışmış olmaktan pişmanlık
duyacağın bir dakikan bile olmamalı... Bütün
zamanlarını zamanlarımla karıştırıp emsalsiz
bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni...
Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz. Her
şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim...
'Bana alış' demeyeceğim... Nasıl olsa alışacaksın
bir gün... Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan
gözlerin, o zaman en güzeli görecek bende!
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN..
HİÇBİŞEY..