''Anıtkabir… Toplam 750 bin metrekaredir, bunun 120 bin metrekarelik bölümü anıt bloğudur, geriye kalan 630 bin metrekarelik bölümü ise, onbinlerce ağaçtan oluşan Barış Parkı'dır.
*
Yani aslında Anıtkabir… Dünyanın en önemli kabrini çepeçevre sarıp sarmalayan devasa bir ormanın ortasındadır.
*
Bu ormanı oluşturan ağaçlar, gelişigüzel serpiştirilmiş değildir… Anıt bloğunun oturduğu tepe, Anıtkabir mimarisinin ağırlık merkezidir. En dış çevreye en yüksek boylu ağaçlar dikilmiştir. Anıt'a yaklaştıkça boyları giderek kısalan ağaçlar dikilmiştir. Böylece… Orman merkeze yaklaştıkça sönümlenmiş, Anıt'ın heybeti daha da ortaya çıkmıştır.
*
Aslanlı Yol mesela… İki tarafı yüksek ağaçlardan oluşan koridordur. Hem o koridorda yürüyen insanların, görsel açıdan şehirle, dış dünyayla bağlantısını keser, hem de, manevi bir hazırlık yürüyüşü sonrasında Ata'nın huzuruna çıkmalarını sağlar. O ağaçların boyları, hacimleri, renkleri ve türleri, tesadüfen seçilmiş değildir.
*
O ağaçlar… “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” felsefesiyle seçilmiştir!
*
Çünkü… Anıtkabir'i tasarlayanlar, Atatürk'ün sadece bedenini orada toprağa vermek için değil, Atatürk'ün fikirlerini orada yaşatmak için tasarladılar. Bu kapsamda “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” vizyonundan ilham alarak, Anıtkabir'i çepeçevre sarmalayacak bir ormanı, Uluslararası Barış Parkı'nı oluşturmaya karar verdiler. Yurtta Barış'ı temsilen Ankara, İstanbul, Eskişehir ve Samsun fidanlıklarında yetiştirilen, onbinlerce fidanı getirdiler. Dünyada Barış'ı temsilen de, 24 ülkeye davette bulundular.
*
Şu listeyi sabırla, tekrar tekrar okumanızı rica ederim…
Ve bugün… Bu ülkelerin hepsiyle papaz olmuş vaziyetteyiz!
*
“Yurtta Sulh, Cihanda Sulh ormanı”nda dikili ağacı bulunan ABD'den Almanya'ya, Belçika'dan Fransa'ya, Yunanistan'dan Mısır'a, İsrail'den Irak'a hepsiyle aramız bozuk, bazılarıyla örtülü-açık savaş halindeyiz.
*
Dolayısıyla, bugün Anıtkabir'e gittiğinizde… Veya, bir dakikalık saygı duruşu sırasında… Rüzgarın sesini dinleyin lütfen. O ağaçların hışırtısını kulağınıza taşıyacaktır.
*
Ki o ağaçlar… Mustafa Kemal Atatürk'ün neden gelmiş geçmiş en büyük devlet adamı olduğunu size fısıldayacaktır.''
"Kehanet adlı kısacık bir şiir buldum
keşke yalnız bunun için sevseydim seni"
Yaşamı sevmemize ramak kalmıştı..
Fight Club
“Kemdür yoksulluktan niçelerin varlığı,
Bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı”
Cevabım budur Mualla ..
sen söyle..
Öperim..
“İnsanların kalbini, kuşların yuvasını ve ölülerin mezarlarını yerinden oynatmayın.”
Merhaba Mualla,ben tren garlarına ve sana inanıyorum..
Savaşın neresinde olduğumu unutmadım
Mırıldanmak için bir dua arıyorum sadece.
Buyurunuz..
........ben yaşlandım,o büyüdü.
Bize ''merhaba'' de Mualla,
bırak Brahem çalsın,
kavak ağaçlarını anlatacağım sana.
Gözlerinden öperim..
''Anıtkabir… Toplam 750 bin metrekaredir, bunun 120 bin metrekarelik bölümü anıt bloğudur, geriye kalan 630 bin metrekarelik bölümü ise, onbinlerce ağaçtan oluşan Barış Parkı'dır.
*
Yani aslında Anıtkabir… Dünyanın en önemli kabrini çepeçevre sarıp sarmalayan devasa bir ormanın ortasındadır.
*
Bu ormanı oluşturan ağaçlar, gelişigüzel serpiştirilmiş değildir… Anıt bloğunun oturduğu tepe, Anıtkabir mimarisinin ağırlık merkezidir. En dış çevreye en yüksek boylu ağaçlar dikilmiştir. Anıt'a yaklaştıkça boyları giderek kısalan ağaçlar dikilmiştir. Böylece… Orman merkeze yaklaştıkça sönümlenmiş, Anıt'ın heybeti daha da ortaya çıkmıştır.
*
Aslanlı Yol mesela… İki tarafı yüksek ağaçlardan oluşan koridordur. Hem o koridorda yürüyen insanların, görsel açıdan şehirle, dış dünyayla bağlantısını keser, hem de, manevi bir hazırlık yürüyüşü sonrasında Ata'nın huzuruna çıkmalarını sağlar. O ağaçların boyları, hacimleri, renkleri ve türleri, tesadüfen seçilmiş değildir.
*
O ağaçlar…
“Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” felsefesiyle seçilmiştir!
*
Çünkü…
Anıtkabir'i tasarlayanlar, Atatürk'ün sadece bedenini orada toprağa vermek için değil, Atatürk'ün fikirlerini orada yaşatmak için tasarladılar.
Bu kapsamda “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” vizyonundan ilham alarak, Anıtkabir'i çepeçevre sarmalayacak bir ormanı, Uluslararası Barış Parkı'nı oluşturmaya karar verdiler.
Yurtta Barış'ı temsilen Ankara, İstanbul, Eskişehir ve Samsun fidanlıklarında yetiştirilen, onbinlerce fidanı getirdiler.
Dünyada Barış'ı temsilen de, 24 ülkeye davette bulundular.
*
Şu listeyi sabırla, tekrar tekrar okumanızı rica ederim…
*
Amerika Birleşik Devletleri, 301 mavi ladin, 100 mavi selvi, 100 sedir fidanı gönderdi.
Afganistan, 15 akkavak, 10 nesteren gül, 12 çitlenbik fidanı gönderdi.
Avusturya, 55 dağ çamı.
Almanya, 25 meşe, 10 huş ağacı, 13 ıhlamur, 5 atlas sediri, 5 selvi, 8 pinus çamı, 17 erik, 5 ardıç, 200 gül.
Belçika, 10 dağ muşmulası, 13 şimşir, 12 top mazı, 12 ardıç, 12 sedir, 12 akçaağaç, 12 porsuk, 12 göknar, 12 sarıçam.
Danimarka, 20 kayın.
Finlandiya, 275 huş ağacı.
Fransa, 10 kızılağaç, 10 sarıçam, 10 sahil çamı, 10 fıstık çamı, 10 Avrupa melezi, 10 göknar, 10 kayın, 10 ladin.
Çin, armand çamı ve Çin göknarı tohumu.
Hindistan, 289 sahil çamı.
Irak, 20 Musul fıstığı.
İngiltere, 50 kiraz ağacı, 50 porsuk, 100 karaçam, 50 meşe.
İspanya, 1 karaağaç, 1 selvi, 4 sahil çamı, 1 dişbudak, 2 kestane, 3 ardıç, 1 ceviz, 1 meşe.
İsrail, 30 sahil çamı.
İsveç, 10 huş ağacı.
İtalya, 5 karayemiş, 5 selvi, 8 fıstık çamı, 10 mavi selvi, 5 karaçam, 7 sedir.
Japonya, 35 kiraz ağacı.
Kanada, 30 akçaağaç.
Kıbrıs, 5 çam.
Mısır, 8 akkavak, 6 katalpa, 6 gladiçya, 6 akasya, 6 salkım akasya.
Norveç, 12 gürgen.
Portekiz, 50 selvi, 50 sahil çamı.
Yugoslavya, 10 ıhlamur, 5 sofora, 5 kestane, 10 erguvan, 10 çınar, 20 kavak, 5 katalpa, 5 fındık, 5 maklora, 10 çitlenbik, 20 meşe, 20 polyanta gül, 20 gül, 19 mazı, 11 selvi, 5 ardıç, 8 karaçam, 10 huş, 1 alıç, 10 taflan, 10 berberis, 2 mavi sedir, 20 yatık ardıç, 10 leylak, 6 karayemiş, 6 mahonya, 3 porsuk, 10 söğüt.
Yunanistan, 5 kayın, 5 göknar, 5 porsuk, 5 çobanpüskülü, 5 karaçam fidanı gönderdi.
*
Ve bugün… Bu ülkelerin hepsiyle papaz olmuş vaziyetteyiz!
*
“Yurtta Sulh, Cihanda Sulh ormanı”nda dikili ağacı bulunan ABD'den Almanya'ya, Belçika'dan Fransa'ya, Yunanistan'dan Mısır'a, İsrail'den Irak'a hepsiyle aramız bozuk, bazılarıyla örtülü-açık savaş halindeyiz.
*
Dolayısıyla, bugün Anıtkabir'e gittiğinizde…
Veya, bir dakikalık saygı duruşu sırasında…
Rüzgarın sesini dinleyin lütfen.
O ağaçların hışırtısını kulağınıza taşıyacaktır.
*
Ki o ağaçlar… Mustafa Kemal Atatürk'ün neden gelmiş geçmiş en büyük devlet adamı olduğunu size fısıldayacaktır.''
Yılmaz Özdil
2016