içinden gelir ve verirsin.. hediyenin bir anlamnı yoktur, iki kişi arasındaki dostluğu pekiştirmek için verilmez yada karşıdakine verilen değerin bir göstergeside değildir.. sadece içinden geldiği için verilir.. bu yüzden hediye verdiğin kişiden dostluğunuza daha fazla değer vermesini beklemezsin.. ayrıca o hediyeyi beğenip beğenmemeside çok önemli değildir.. verdiğin şeyle onu mutlu etmeyi amaçlamazsın eğer hediyeni verdiğin kişinin o hediyeyi beğenmesini yada hoşnut olmasını bekliyorsan sadece egonu tatmin etmek için vermişsindir ki o zaman hiçbir değeri kalmaz... hediyeyi verdiğin kişiden tek bir bekletin vardır.. hediyesini açması ve teşekkür etmesi (ikincisi zorunlu değildir ama nezakettendir)
içmek için bir sürü mantıklı nedenim var 1. çünkü herkes içiyor 2. çünkü bağımlıyım 3. çünkü bir sürü sorunum var 4. çünkü sigara beni rahatlatıyor 5. çünkü nasıl olsa bir gün öleceğimden vücudumu çürütüyor olması umurumda bile değil 6. çünkü sigara sağlığa son derece yaralıdır 7. çünkü doktor denen tüccarlara inanmıyorum bence bizim kötülüğümüz için sigarayı bırakmamızı dayatıyorlar 8. bence onların inadına daada fazla içmeliyiz 9. çünkü ben manyağım
(hiçbiri makul bir değil kabul ediyorum ama hiçbiri yalanda değil ve benim içmem için tatmin edici nedenlerdir. şimdi bi tane yakayım bunca lafın üstüne :)
köylüleri niçin öldürmeliyiz? bu sorunun karşılığını bulamıyorum içinden çıkılmaz bi olay, ama önemsiz köylüleri öldürmesek de olur hatta onların kalın suratlarını görmezlikten gelebiliriz yapılacak çok şey var daha sözgelimi ben, kendim hiç hayıt ağacı görmemişim görmeden ölürüm diye korkum da yok değil mi ki albatrosu baudelaire'den yves bonnefoy'dan semenderi öğrendim bir gün bakarsınız şu güzelim bilgiç beynimi kırıp teneşir tahtası olarak kullanabilirim
bir masalmış geçen yıllar
kaç yaprak var elimizde
aşk bir rüyaymış uyandık
adı kaldı dilimizde
(harika okuyor bu şarkıyı)
içinden gelir ve verirsin..
hediyenin bir anlamnı yoktur, iki kişi arasındaki dostluğu pekiştirmek için verilmez yada karşıdakine verilen değerin bir göstergeside değildir.. sadece içinden geldiği için verilir..
bu yüzden hediye verdiğin kişiden dostluğunuza daha fazla değer vermesini beklemezsin.. ayrıca o hediyeyi beğenip beğenmemeside çok önemli değildir.. verdiğin şeyle onu mutlu etmeyi amaçlamazsın eğer hediyeni verdiğin kişinin o hediyeyi beğenmesini yada hoşnut olmasını bekliyorsan sadece egonu tatmin etmek için vermişsindir ki o zaman hiçbir değeri kalmaz...
hediyeyi verdiğin kişiden tek bir bekletin vardır.. hediyesini açması ve teşekkür etmesi
(ikincisi zorunlu değildir ama nezakettendir)
şu okuma fişleriyle ilgili bölümü harika yaa.
'ahmet gel' 'isa çarmıha geril'
:)))
ayrıca 5in katları olmasıda (hepsinin) şüphe çekici? ?
hepside 9dan büyük sayılar..
bi anlamı olmalı bunun neden 9 dan küçük değilde büyük? ?
kızıldırerililerinin kendilerine özelliklerine göre verdikleri lakaplardan biri
bunun dışında mesela 'soylu kara kuğu', 'doğan görünümlü şahin' vs.
içmek için bir sürü mantıklı nedenim var
1. çünkü herkes içiyor
2. çünkü bağımlıyım
3. çünkü bir sürü sorunum var
4. çünkü sigara beni rahatlatıyor
5. çünkü nasıl olsa bir gün öleceğimden vücudumu çürütüyor olması umurumda bile değil
6. çünkü sigara sağlığa son derece yaralıdır
7. çünkü doktor denen tüccarlara inanmıyorum bence bizim kötülüğümüz için sigarayı bırakmamızı dayatıyorlar
8. bence onların inadına daada fazla içmeliyiz
9. çünkü ben manyağım
(hiçbiri makul bir değil kabul ediyorum ama hiçbiri yalanda değil ve benim içmem için tatmin edici nedenlerdir. şimdi bi tane yakayım
bunca lafın üstüne :)
divane aşık gibi dolanırım yollarda
yar senin sebebine kaldım istanbullarda
kaldım istanbul..
karadır kaşların ferman yazdırır
bu dert beni diyar diyar gezdirir
yemede yanında yat :))
köylüleri niçin öldürmeliyiz?
bu sorunun karşılığını bulamıyorum
içinden çıkılmaz bi olay, ama önemsiz
köylüleri öldürmesek de olur
hatta onların kalın suratlarını
görmezlikten gelebiliriz
yapılacak çok şey var daha
sözgelimi ben, kendim
hiç hayıt ağacı görmemişim
görmeden ölürüm diye korkum da yok
değil mi ki albatrosu baudelaire'den
yves bonnefoy'dan semenderi öğrendim
bir gün bakarsınız
şu güzelim bilgiç beynimi kırıp
teneşir tahtası olarak kullanabilirim