Yamru bastım iş değildi hâke çakılmak bayırdan Dağ sıradağdı hangi haşin belden yol veresi Gece hep süzüldü yukardan lâkayt Kehkeşân Altımda hep beni yutmaya çağladı nehir Yetişir hecelemen sök beni bir kere En zoruma gideni yap hengâme getir Çel beni tökezlet tuttur çitlere Ahla istida edecek ahvâl değil Kim bana kıymazsan bilebilir Dünya dedikleri samut küp Acılar tınladıkça bende Hep seni seslendirir
gizemli.. nedense hep ilgi çekicidir.. buda galiba insanoğlunun 'İnsanın başına ne gelirse meraktan gelir' sözünü hayat felsefesi haline getirememesinden kaynaklanıyor ')
Çu ülkesinin prensi iki memurunu bilge Chuang Tzu'nun yanına gönderdi. Görevliler filozofu bir dere kıyısında balık tutarken buldular. Chuang Tzu'nun yanına saygıyla yaklaşan prensin adamları, O'na 'Hükümdarımız devlet işleriniz sizinle paylaşmak üzere sizi saraya davet ediyor' dediler. Bu sözleri duyan bilge hiç istifini bozmadan ve bir yandan oltasını tutup bir yandanda saray görevlilerine konuşarak şunları söyledi: 'İşittimki Çu sarayında kutsal bir kaplumbağa varmış, bu kaplumbağa ikibin yıl önce ölmüş olduğu halde prensin emriyle atalarının hatıralarının bulunduğu salondaki bir sandık içinde ihtimamla saklanıyormuş. Şimdi size soruyorum: Bir hazine gibi saklanmak üzere ölü ve içi boş olarak bir sarayda bulunmak mı ister bir kaplumbağa, yoksa canlı ve kuyruğu çamurda sürüklenen bir kaplumbağa olarak mı? ' Saray görevlileri 'Elbette' diye haykırdılar 'Kuyruğu çamurda sürüklensin diye hayatta kalmak ister.' Öyleyse diye mukabele etti Chuan Tzu 'Çekin gidin yolunuza ben de kuyruğumu çamurda sürükleyeceğim.'
Yamru bastım iş değildi hâke çakılmak bayırdan
Dağ sıradağdı hangi haşin belden yol veresi
Gece hep süzüldü yukardan lâkayt Kehkeşân
Altımda hep beni yutmaya çağladı nehir
Yetişir hecelemen sök beni bir kere
En zoruma gideni yap hengâme getir
Çel beni tökezlet tuttur çitlere
Ahla istida edecek ahvâl değil
Kim bana kıymazsan bilebilir
Dünya dedikleri samut küp
Acılar tınladıkça bende
Hep seni seslendirir
zor iki gözüm...
'berbat'tı diyebilirim..
parama acıdım desem ayıp olurmu acaba :)
deyim olsa gerek
'büyük olayları basit görmek' anlamına geliyormuşş..
'keşke yağmuru çağıracak kadar güzel olmasaydım'
benimki geçmiyor nedense ;)
Dün gece hiç tanımdadığım birine sırf sana benziyor diye usulca sokulup merhaba dedim
Nazan Tuğrul güzel söylerdi bu şarkıyı
gizemli..
nedense hep ilgi çekicidir.. buda galiba insanoğlunun 'İnsanın başına ne gelirse meraktan gelir' sözünü hayat felsefesi haline getirememesinden kaynaklanıyor ')
bana yamuk yapmayın...
Ben kadir üleyn. deli kadir..
Çu ülkesinin prensi iki memurunu bilge Chuang Tzu'nun yanına gönderdi. Görevliler filozofu bir dere kıyısında balık tutarken buldular. Chuang Tzu'nun yanına saygıyla yaklaşan prensin adamları, O'na 'Hükümdarımız devlet işleriniz sizinle paylaşmak üzere sizi saraya davet ediyor' dediler. Bu sözleri duyan bilge hiç istifini bozmadan ve bir yandan oltasını tutup bir yandanda saray görevlilerine konuşarak şunları söyledi:
'İşittimki Çu sarayında kutsal bir kaplumbağa varmış, bu kaplumbağa ikibin yıl önce ölmüş olduğu halde prensin emriyle atalarının hatıralarının bulunduğu salondaki bir sandık içinde ihtimamla saklanıyormuş. Şimdi size soruyorum: Bir hazine gibi saklanmak üzere ölü ve içi boş olarak bir sarayda bulunmak mı ister bir kaplumbağa, yoksa canlı ve kuyruğu çamurda sürüklenen bir kaplumbağa olarak mı? '
Saray görevlileri 'Elbette' diye haykırdılar 'Kuyruğu çamurda sürüklensin diye hayatta kalmak ister.'
Öyleyse diye mukabele etti Chuan Tzu 'Çekin gidin yolunuza ben de kuyruğumu çamurda sürükleyeceğim.'