Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır, Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor, Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini, Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim, Senden kopardım çiçeklerin en solmazını, Toprakların en bereketlisini sende sürdüm, Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Desem ki sen benim için, Hava kadar lazım, Su kadar mübarek, Nimettensin,nimettensin!
Desem ki... İnan bana sevgilim inan, Evimde şenliksin, bahçemde bahar, Ve soframda en eski şarap. Ben sende yaşıyorum, Sen bende hüküm sürmektesin. Bırak ben söyleyeyim güzelliğini, Rüzgarlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber. Günlerden sonra bir gün, Şayet sesimi fark edemezsen, Rüzgarların, nehirlerin, kuşların sesinden, Bil ki ölmüşüm. Fakat yine üzülme, müsterih ol, Kabirde böceklere ezberlettim güzelliğini, Ve neden sonra Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede, Hatırla ki mahşer günüdür, Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum...
' uçsuz bucaksız gözyaşları. dünyanın tımarlanmış ruhlara teslim edildiği günlere ait. uçsuz bucaksız gözyaşları. bir nehrin bir yüzyıla benzediği zamanlardan. yaşadıklarının hepsi göçmen kuşlara bütün sevdiklerini çocukların hepsine paylaştıran bir dostumun gözlerini karartacak kadar uçsuz bucaksız gözyaşları '
.Alnı özlemle dağınık, Bir akşam getirdim sana. Sar,büyüt ellerinle, Konuk et sıcaklığına.. Konuk et, Kanatları kanatılmış kuşlar getirdim sana.. Yılmaz Odabaşı
Bir Ramazan günü evinin avlusunda elindeki ekmeğini yiyen çocuğuna Mecusi babası seslenir:
– “Oğlum artık bundan sonra bütün ay boyunca ekmeğini avluda değil, evin içinde ye. Müslümanlara hürmetsizlik etmiş olmayalım. Onlar bir ay boyunca Yaratanlarına itaat edecek, oruçlu bulunacaklar! ..”
Çocuklarını Ramazan ayı boyunca böylesine saygılı durumda tutan Mecusi, bir gün Hakk’ın (gel) emrine uyarak ölür, Müslümanlar da cenazesinde hazır bulunup defnederler.
Bir komşusu rüyasında görür ve sorar: Nasılsın orada, der, sen ateşe tapan biriydin, ateşle aran nasıl?
Cevap ibretli:
– “Hayır, der. Ateşle benim yakınlığım yok. Çünkü ben Müslüman olarak vefat ettim. Ölümüm anında Azrail gelince Rabb’im buyurdu ki; “Ey Azrail, bu kulumun yanında şehadet kelimesi getir, o da senin getirdiğin gibi getirsin. Böylece imanla gelsin huzuruma. Ben onun imanlı ölmesini istiyorum. Çünkü o, Müslümanların oruçlarına saygı gösterdi. Çocuklarını Ramazan ayı boyunca evinde doyurdu, avluya çıkmalarına izin vermedi. Oruca ve oruçluya böylesine saygılı bir kuluma ben iman nasip ederim, saygısını karşılıksız bırakmam! ”
Mecusi oruca ve oruçluya saygısının karşılığını böyle görünce imanlı insanı siz düşünün artık.
Oruç tutmayanlar, hiç olmazsa Mecusi kadar topluma saygılı olmalı, benzeri mükafata layık hale gelmeliler.
l bütün leylakları düşünmeden öldürüyorlar yeşermeden sınır dışı erguvanlar bu bahar sustum o sırlı kapılarda içimin en kadınına küfür etmeyin diyor ya inandığımız kitaplar yalandan ağıtlarla dolu ve tekin değil sokak bak; omuz omuza korkak cesetlerle tabutlar insanlar aynalardan neden bu kadar korkar neden çırılçıplak sığındığımız kahramanlar ey içinden geçtiğim gürültülü cümle söyle cellatlar ne zamana kadar acımadan susar
ll büyürken canın acıyacak dememiştin anne ellerimdeki dikenleri toplamıyor masallar açılmıyor oynadığım sahnelerde asla perde bensiz başlıyor bensiz bitiyor o sihirli rüyalar
lll susmuyorum aslında bakma bana öyle yağmursuz gün yok sanki gök’yüzümde ne kadar bağırsam da geceye ve güne sesim ulaşmıyor artık gökteki meleklere yoksa benim de mi ellerim kirlendi anne?
DESEM Kİ...
Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor,
Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
Sende tattım yemişlerin cümlesini.
Desem ki sen benim için,
Hava kadar lazım,
Su kadar mübarek,
Nimettensin,nimettensin!
Desem ki...
İnan bana sevgilim inan,
Evimde şenliksin, bahçemde bahar,
Ve soframda en eski şarap.
Ben sende yaşıyorum,
Sen bende hüküm sürmektesin.
Bırak ben söyleyeyim güzelliğini,
Rüzgarlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber.
Günlerden sonra bir gün,
Şayet sesimi fark edemezsen,
Rüzgarların, nehirlerin, kuşların sesinden,
Bil ki ölmüşüm.
Fakat yine üzülme, müsterih ol,
Kabirde böceklere ezberlettim güzelliğini,
Ve neden sonra
Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
Hatırla ki mahşer günüdür,
Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum...
CAHİT SITKI TARANCI
' uçsuz bucaksız gözyaşları.
dünyanın tımarlanmış ruhlara teslim edildiği günlere ait.
uçsuz bucaksız gözyaşları.
bir nehrin bir yüzyıla benzediği zamanlardan.
yaşadıklarının hepsi göçmen kuşlara
bütün sevdiklerini
çocukların hepsine paylaştıran bir dostumun
gözlerini karartacak kadar
uçsuz bucaksız gözyaşları '
ismet özel
.Alnı özlemle dağınık,
Bir akşam getirdim sana.
Sar,büyüt ellerinle,
Konuk et sıcaklığına..
Konuk et,
Kanatları kanatılmış kuşlar getirdim sana..
Yılmaz Odabaşı
.“Ve bilesin üstüne aşkı giydirdiğim bu yüreğe ben söz verdim.
Hiçbir harfi, sensiz bir cümleye kurban etmedim…”
Şems-i Tebrizi
Sezen Aksu // Kavaklar...
Nihayet izleyebildiğim harika bir film, tavsiye ederim...
.Candan Erçetin // Tamah
Mecusi... ORUÇ
Bir Ramazan günü evinin avlusunda elindeki ekmeğini yiyen çocuğuna Mecusi babası seslenir:
– “Oğlum artık bundan sonra bütün ay boyunca ekmeğini avluda değil, evin içinde ye. Müslümanlara hürmetsizlik etmiş olmayalım. Onlar bir ay boyunca Yaratanlarına itaat edecek, oruçlu bulunacaklar! ..”
Çocuklarını Ramazan ayı boyunca böylesine saygılı durumda tutan Mecusi, bir gün Hakk’ın (gel) emrine uyarak ölür, Müslümanlar da cenazesinde hazır bulunup defnederler.
Bir komşusu rüyasında görür ve sorar: Nasılsın orada, der, sen ateşe tapan biriydin, ateşle aran nasıl?
Cevap ibretli:
– “Hayır, der. Ateşle benim yakınlığım yok. Çünkü ben Müslüman olarak vefat ettim. Ölümüm anında Azrail gelince Rabb’im buyurdu ki; “Ey Azrail, bu kulumun yanında şehadet kelimesi getir, o da senin getirdiğin gibi getirsin. Böylece imanla gelsin huzuruma. Ben onun imanlı ölmesini istiyorum. Çünkü o, Müslümanların oruçlarına saygı gösterdi. Çocuklarını Ramazan ayı boyunca evinde doyurdu, avluya çıkmalarına izin vermedi. Oruca ve oruçluya böylesine saygılı bir kuluma ben iman nasip ederim, saygısını karşılıksız bırakmam! ”
Mecusi oruca ve oruçluya saygısının karşılığını böyle görünce imanlı insanı siz düşünün artık.
Oruç tutmayanlar, hiç olmazsa Mecusi kadar topluma saygılı olmalı, benzeri mükafata layık hale gelmeliler.
Aynanın arkası A’raf
l
bütün leylakları düşünmeden öldürüyorlar
yeşermeden sınır dışı erguvanlar bu bahar
sustum o sırlı kapılarda içimin en kadınına
küfür etmeyin diyor ya inandığımız kitaplar
yalandan ağıtlarla dolu ve tekin değil sokak
bak; omuz omuza korkak cesetlerle tabutlar
insanlar aynalardan neden bu kadar korkar
neden çırılçıplak sığındığımız kahramanlar
ey içinden geçtiğim gürültülü cümle söyle
cellatlar ne zamana kadar acımadan susar
ll
büyürken canın acıyacak dememiştin anne
ellerimdeki dikenleri toplamıyor masallar
açılmıyor oynadığım sahnelerde asla perde
bensiz başlıyor bensiz bitiyor o sihirli rüyalar
lll
susmuyorum aslında bakma bana öyle
yağmursuz gün yok sanki gök’yüzümde
ne kadar bağırsam da geceye ve güne
sesim ulaşmıyor artık gökteki meleklere
yoksa benim de mi ellerim kirlendi anne?
Her-Cai Aşk, Arzu Eşbah (Sayfa 84)
Sezen Aksu // Aşk
Bak yağıyor yağmur her damlada gözlerin
Bak esiyor rüzgar rüzgar dediğim de sensin...