Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Selin Sonsuz
Selin Sonsuz

PRİMUM NON NOCERE....

  • şimdi11.06.2005 - 14:09

    Bir mum alevi gibiyim...
    Gittikçe azalıyor kalbimin... ruhumun...ve mevcudiyetimin direnci...
    S ö n ü y o r u m....

    Bir bilinmezin ortasındayım…

    Yitik bir su altı şehri manzarasında ……kalbimin tek özlemini ……..^^Huzurumu^^....arıyorum...

  • şimdi11.06.2005 - 14:08

    O küçük sahil kasabasında...
    Gitar tımbırtısında...
    Papatya gibisini dinleyip...
    Tango yapmak vardı...sını satıyım..

    Sadece iki kişinin sığabildiği bir salıncakta... Kayıp düşmemek için biribirine tutunarak...
    Ve..
    Üşüdüm deyip düşsel sevgiliye naz yaparak geçirmek vardı zamanı..

    Birlikte Albinoniden ^^Adagio^^ yu dinlemek.... Demli çayını yudumlamak...

    Fur Elise’de dayanamayıp notalara sesinle eşlik etmek...
    İçmeden şarhoş olmak vardı.....

  • sevgili11.06.2005 - 13:49

    Şimdi bana varlığımın sana acı vermediğini söylüyorsun. Gitmemi istiyorsun, sonra yeniden gelmemi... Ve sonra yeniden gitmemi...
    Beni sensizliğin o dipsiz çukuruna önce sarkıtıp, sonra yeniden gün ışığına çıkarıyorsun. Sevgimi, yokluğumu hissettiğin yerde bulmak istiyorsun. Aşkımın benliğini ve hayatını ele geçirmesinden duyduğun o sebepsiz korkuyu yenmek için, bana seninleyken tekrarı olmayan bir şiiri hatırlatan zamanın, sana benimleyken gösterdiği monoton ve tüketici yüzünü yok etmek için oynadığın bir oyun bu belki de...
    Beni deliliğin sürgünlerine yollayıp, sonra yeniden kalbine çağırıyorsun.

    Korkuyu beklemenin telaşı korkunun kendisinden çok daha ürkütücü biliyor musun?
    İşte bu yüzden sensizliğin karanlık kuyusuna kendi ellerimle bırakıyorum kaderimi. Korkuyu beklemekten vazgeçiyorum, ama asla seni sevmekten değil, sevgili...
    Sana veda etmeden kayboluşa karışmam da aslında sadece bunun için...

    Madem varlığım acı vermiyor sana, madem ki ancak yokluğumda sevgimi hissedebiliyorsun, öyleyse yokluğumla kal sevgili...
    Madem ki yokluğumla daha mutlusun, o halde yokluk benim bu aşk için büründüğüm son kimlik olsun...

    Şizofren Aşk'a Mektup / Cezmi Ersöz.....

  • sevmek11.06.2005 - 13:45

    Ah sevgilim, ayrılık trenini çoktan kaçırmadık mı biz?
    Bulup bulup kaybetme oyunlarını çoktan tüketmedik mi?
    O dünyevi aşk oyunlarından, kıskandırmalardan, kaçamaklardan çoktan vazgeçmedik mi?
    Birbirimizi en ağır ihanetlerde sınamadık mı?
    Anlamadın mı artık, varlığım sana acı vermek için değil...
    Sadece seni sevmek için yaşadım ben!

    Şizofren Aşk'a Mektup

  • sevmek11.06.2005 - 13:44

    Dönüp geriye bakıyorum da, sanki yıllar değil yüzyıllar geçmiş aramızdan...
    Aramızdan ayrılıklar, ihanetler, kayboluşlar, vazgeçişler, yeniden bulmalar, korkular, yalnızlıklar, savrulmalar geçmiş. Ve bu ilişki ne çok biçim değiştirmiş...

    Seni yollarca, şehirlerce uzağından sevdim.
    Seni kelimelerce, şiirlerce yakınından sevdim.
    Seni dünya üzerinde sanki ilk kez benim için kalemi eline alıp da yazdığın mektuplarca sevdim.
    Seni umutsuzca, beklentisizce, hayallerce sevdim uzağından.

    Hayatımı öyle olduğu gibi bıraktım. Şehrine geldim, ama kalbine giremeden sevdim. Neydik biz o yıllarda hiç düşündün mü? Neydik birbirimiz için sevgili?

    Şizofren Aşk'a Mektup / Cezmi Ersöz

  • yağmur11.06.2005 - 13:41

    Hayat soğuk, yağmurlu ve vurdumduymaz bir İstanbul gecesiydi...
    Ve gece yağan yağmur hep ürkütürdü beni.
    Yağmur değil yalnızlığımdı pencereleri damla damla yalayan, yıllarımı dolduran sensizlikti...
    Hep bir yanı yarımlık, hep senden uzaktalık, hayattaki tek 'kimse'mden yoksunluk, yani kimsesizlikti.
    Bir kavuşma mucizesine inanma yolunda harcanmış bir hayatın ansızın sonuna gelme, ve o mucizeyi yaşayamadan bir başına ölme korkusuydu yağmur…

    Şizofren Aşka Mektup/Cezmi Ersöz

  • gözyaşı11.06.2005 - 13:33

    Döndün işte alabildiğine muhtaç,utangaç, bir o kadar çaresiz, ıslak
    O sarmaşık sarmalarının sahibi sen değilmişsin gibi
    Kollarına düşünce, dudaklarıma yapışınca kurtulamayan ben değilmişim gibi
    Döndün işte olsa da bir yabancı gibi

    'Şimdi topla gözyaşlarını kaldırımlardan
    Gitmeliyiz ıslık çalarak YALNIZLIĞIMDAN...'

  • gül11.06.2005 - 13:30

    İşte karşımda duruyorsun fakir çocukların uçurtmalarında yaşadığımız bu karanlık gecede. Ağaçların arasından sızan mahçup ayışığı yorgun bedenini okşuyor. Yanımda olmasanda görüyorum seni bu gece. Belki yanımda olmasanda seni görebildiğim için seviyorum seni böyle körükörüne bir tutkuyla.

    Nedeni ne olursa olsun sen benim hayatıma sağanak yağmurlardan sonra açan parlak bir güneş gibi girdiğinden beri AŞK, birgün biryerlerde beraber olabilme umuduyla yaşamaktır benim için sevgili...

    Düşmezse düşmesin yakamızdan ölüm
    Bizim de dünyamızda sabah olacak gülüm
    Gülüşüne bin kurşun sıksa da ölüm

    ^^Unutma, umuda kurşun işlemez GÜLÜM...^^

  • gül11.06.2005 - 13:28

    Korkardı gökkuşaklarından ölesiye..
    Uçurtmalara ölesiye tutkun olmasına rağmen….
    Yitirmekten korkardı…
    Yağmur sonrasında…bir büyü gibi sarmalarlardı gökyüzünü çünkü…
    Kaybolacakmışçasına umarsız…

    Bazen..
    Siyah perdeleri aralanırdı dünya denilen büyük tiyatro sahnesinin…
    Dışarıya parlak bir umut huzmesi süzülürdü apansız..

    Tanımadığı bir ülkede…
    Tanımadığı ve dillerini bir türlü anlayamadığı insanlar arasında dolaşmaktayken…

    Birden…
    Bir gül rayihası geliyordu burnuna sonra..
    Koku duyusunun duyarsızlaşmasından korkarak
    Koklamaya kıyamadan…
    Issız gönlünün umuda hasretliğine bir kadeh kırmızı şarabı şerefe kaldırırken…
    O gül rayihasının bir yalandan ibaret olduğunu vehmediyordu kendine hükmedemeden hemen ardından…

    Umudu vaad ediyordu sonra birisi..
    Umutsuzluğun umuduyla çılgınca raks eden kızıl saçlı huriler..
    Ellerinde tef..
    Chigane müziğindeki kemana ayak uyduruyor..
    Eteklerini savurarak dans ediyorlardı…
    Kıpkırmızı bir ateşin etrafında..
    Tango yapar gibi kusursuzca..

    Kırmızıydı her yan…
    Kıpkırmızı…
    Günah kadar…..kırmızı….

    Ve güzel…

    Flame….
    27,12,04

  • my number one11.06.2005 - 13:17

    Horon tepilerek alınan birincilik...