merakımız, hoş da olsa içi boş sözlere değil efenim :) dejenere olmuş davranışlar silsilesinde üstü tozlanmış olsa da hala ruhunu koruyan , derinliği olan birkaç ‘’ insani ‘’ vasfadır bu düşkünlüğümüz… ne çok yoruyor insanı insan değil mi , en çok da, daldan dala konmaya müptela göçebe ruhlular..
bidayeti olan her şeyin nihayeti de vardır. özünde sessizce başlayan her şey sessizce, sezdirmeden, ışık hızıyla geçip gidiyor.. zamanın / hayatın doğal seyri böyledir de.. lakin insanın da ciddi şekilde farkındalık ve algılama eksikliği var sanki...
aslında sessizlik, en güzel sestir, duyabilene, anlayabilene... artık burada sessizliğim konuşsun diyorum kendi kendime. harfsiz bir lisanım var artık içimde, her cümlemde. sessiz konuşuyorum artık, sadece anlayabilenlerin dilinden….
bencillik mi? sağduyu mu? yani sarsılmaz sağduyum ile başkalarını kendimden öne mi koyacağım. yoksa bencil bilmişliğim ile kendimi her şeyden öne mi alacağım… beğen ya da beğenme, hayat sürekli yokuş , zor ve meşakkatli bir yol… ey hayat , niye çiçeklerle bezeli ve düz bir yol değilsin
senin yitimin var hafızamdan, yavaş yavaş sanki bir solgun resim gibiydi hayalime vedalı senli sözler vardı tozlu kitapların altına hapsedilmiş.. yas tutmak da vardı, tutulmadık sözler için.. unutuş var şimdi. perde perde dizilir sözlerime ve bitmek olmaz her bitenle, bilmek vardı
Sürekli tanığısın , en bilinen ve en mahrem anlarımın… Sen sessiz ve sinsice ilerlerken, neden bu denli aceleci oluşumun ve sana ayak uydurmam gerektiğinin farkına varırım… Ama hiç yetişememenin verdiği acı, hiç yetişemeyecek olmanın mağlubiyetidir senden bana kalan
Mümkün olmayanı daha çok dilermiş gönül. Gideni ,gittiği yerde bırakamayan deli gönüle, teselli sözü bir fayda etmez. Sadece o handa yaşananların anısına susup, sessziliğin sükunetine sığınmalı kalpler Ve doyasıya yaşanmalı yokluktaki varlık Kapa gözlerini bir an ve yaşa yokluktaki varlığı...
Benim de sevdiğim insanlar var. Ve dahi sevmediklerim Müptelası olduğum ya da sıkıldığım şehirler.. yerler, mekanlar ,evler… Başka hayatlara dokunduğum vee başka hayatların dokunduğu bir hayatım var. Yalnızlığım, korkularım, sevinçlerim, özlemlerim, özleyenlerim var. Vee bir de, ''dünya her sabah yeniden kurulur '' dediğim umutlarım….
merakımız, hoş da olsa içi boş sözlere değil efenim :)
dejenere olmuş davranışlar silsilesinde üstü tozlanmış olsa da
hala ruhunu koruyan , derinliği olan birkaç ‘’ insani ‘’ vasfadır bu düşkünlüğümüz…
ne çok yoruyor insanı insan değil mi ,
en çok da, daldan dala konmaya müptela göçebe ruhlular..
bidayeti olan her şeyin nihayeti de vardır.
özünde sessizce başlayan her şey sessizce, sezdirmeden, ışık hızıyla geçip gidiyor..
zamanın / hayatın doğal seyri böyledir de..
lakin insanın da ciddi şekilde farkındalık ve algılama eksikliği var sanki...
adanmışlıkla , aldanmışlık arasındaki çok ince çizgiyi kavrayamayıp,
adanmışın, aldanmışlardan olmasına binaen ' sürekli ttııppp ' oynamasıdır :))
aslında sessizlik, en güzel sestir, duyabilene, anlayabilene...
artık burada sessizliğim konuşsun diyorum kendi kendime.
harfsiz bir lisanım var artık içimde, her cümlemde.
sessiz konuşuyorum artık, sadece anlayabilenlerin dilinden….
bencillik mi? sağduyu mu?
yani sarsılmaz sağduyum ile başkalarını kendimden öne mi koyacağım.
yoksa bencil bilmişliğim ile kendimi her şeyden öne mi alacağım…
beğen ya da beğenme, hayat sürekli yokuş , zor ve meşakkatli bir yol…
ey hayat , niye çiçeklerle bezeli ve düz bir yol değilsin
senin yitimin var hafızamdan, yavaş yavaş
sanki bir solgun resim gibiydi hayalime vedalı
senli sözler vardı tozlu kitapların altına hapsedilmiş..
yas tutmak da vardı, tutulmadık sözler için..
unutuş var şimdi.
perde perde dizilir sözlerime ve bitmek olmaz her bitenle,
bilmek vardı
Sürekli tanığısın , en bilinen ve en mahrem anlarımın…
Sen sessiz ve sinsice ilerlerken,
neden bu denli aceleci oluşumun ve sana ayak uydurmam gerektiğinin farkına varırım…
Ama hiç yetişememenin verdiği acı,
hiç yetişemeyecek olmanın mağlubiyetidir senden bana kalan
anlat bana bilmediklerimi
göster bana görmediklerimi
söyle bana duymadıklarımı :)
Mümkün olmayanı daha çok dilermiş gönül.
Gideni ,gittiği yerde bırakamayan deli gönüle, teselli sözü bir fayda etmez.
Sadece o handa yaşananların anısına susup, sessziliğin sükunetine sığınmalı kalpler
Ve doyasıya yaşanmalı yokluktaki varlık
Kapa gözlerini bir an ve yaşa yokluktaki varlığı...
Benim de sevdiğim insanlar var. Ve dahi sevmediklerim
Müptelası olduğum ya da sıkıldığım şehirler.. yerler, mekanlar ,evler…
Başka hayatlara dokunduğum vee başka hayatların dokunduğu bir hayatım var.
Yalnızlığım, korkularım, sevinçlerim, özlemlerim, özleyenlerim var.
Vee bir de, ''dünya her sabah yeniden kurulur '' dediğim umutlarım….