her insan, kendisi için ağzından alevler fışkıran ejderha gibidir.. kendisine yaklaştıkça, korku sağanağı başlar ve alevleri yakmaya başlar. ya uzak, hep uzak kalmalı kendisinden… ya da zümrüd ü anka olmayı göze alıp balıklama dalmalı kendi alevlerine :)
Hani başlayan her şey bitermiş ya.. kelimelerin de sonu geldi ! Sükut konuşmalı artık… Coşkun bir nehir gibi içimize içimize akmalı sesiz çığlıklar , ruhumuzdaki isyan okyanusunu doldurmak için.
dediydi bana beyaz güvercinler hıçkıra hıçkıra nerde bir taş kopsa gelir ve bulur bizi bir yara değmiştir kanatlarımıza ah bu çırpınmak boşuna önce kurşunları dizmeli sonra bizi kurşuna...
sırra kadem basmadım.. sustumsa vardır bir bil (me) diğim.. belki de ruhum firari tahayyüldeki yıldız tozunda. şimdi kendi kendimle oyalanma vakti, daha yapabileceğimiz o kadar çok şey varken..
Yaptıklarımız hatalar için de duyduğumuz pişmanlıklar zamanla hafifler... Ama isteyip te yapamadıklarımız için duyduğumuz pişmanlığın telafisi yoktur… Onlar içimizde birer ukdedir, ömür boyu bizimle yaşayacak.
Yaşamı nasıl, ne zaman bu kadar zorlaştırıp, düğüm düğüm karmaşık hale getirdik? Oysa avuçtan su içme ferahlığıyla, berraklığıydı yaşam. Sıcak ekmeği elle bölüp paylaşma kolaylığıydı...
her insan, kendisi için ağzından alevler fışkıran ejderha gibidir..
kendisine yaklaştıkça, korku sağanağı başlar ve alevleri yakmaya başlar.
ya uzak, hep uzak kalmalı kendisinden…
ya da zümrüd ü anka olmayı göze alıp balıklama dalmalı kendi alevlerine :)
bizden eksik olduğunuz kadar güzelliğe de uzaksınızdır.
çünkü, balığa denizden başkası azaptır..
Hani başlayan her şey bitermiş ya.. kelimelerin de sonu geldi !
Sükut konuşmalı artık…
Coşkun bir nehir gibi içimize içimize akmalı sesiz çığlıklar ,
ruhumuzdaki isyan okyanusunu doldurmak için.
bazen de tezatların birbirini çekmesinde gizlidir..
hamur ile merdane gibi :)
dediydi bana beyaz güvercinler hıçkıra hıçkıra
nerde bir taş kopsa gelir ve bulur bizi
bir yara değmiştir kanatlarımıza ah bu çırpınmak boşuna
önce kurşunları dizmeli
sonra bizi kurşuna...
sırra kadem basmadım.. sustumsa vardır bir bil (me) diğim..
belki de ruhum firari tahayyüldeki yıldız tozunda.
şimdi kendi kendimle oyalanma vakti, daha yapabileceğimiz o kadar çok şey varken..
Yaptıklarımız hatalar için de duyduğumuz pişmanlıklar zamanla hafifler...
Ama isteyip te yapamadıklarımız için duyduğumuz pişmanlığın telafisi yoktur…
Onlar içimizde birer ukdedir, ömür boyu bizimle yaşayacak.
Yaşamı nasıl, ne zaman bu kadar zorlaştırıp, düğüm düğüm karmaşık hale getirdik?
Oysa avuçtan su içme ferahlığıyla, berraklığıydı yaşam.
Sıcak ekmeği elle bölüp paylaşma kolaylığıydı...
sabır, her zaman başa gelen çekilir modunda ‘’ kabullenmek ‘’ değildir.
karşı koymak, mücadele etmektir ‘’ çoğu zaman ‘’ ..
direnmektir…
altımızda cehennem yok..
ama üstümüzde masmavi bir gökyüzü var :P