Kültür Sanat Edebiyat Şiir

tımarhane duvarı sizce ne demek, tımarhane duvarı size neyi çağrıştırıyor?

tımarhane duvarı terimi Maria Puder tarafından tarihinde eklendi

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca



    DUYUM ve DÜŞÜNCESİNİ YİTİRİNCE İNSANLIK

    Bütün canlılar birbiriyle ilişkili ve bağlı beş duyularıyla hayata ilişkilenir tutunur yaşarlar ve kendilerine özgünlüğü tamamlarlar.

    Tatma duyusu olmayan hazdan hevesten zevkten ve doyumdan yoksun, görme işitme hissetme ve konuşma duyusu olamayanlar görenlerin duyanların hissedenlerin tadanlar ve konuşanların dünyasından yoksun izah arabuluculuk ve tarifi üzere muhtaçlıkta tüm zorluklara katlanmak zorunda kalırlar.

    Zaten herkesin bağımlılıklar muhtaçlıklar ve sürekli tüketim ihtiyacı artırmalara yetişme kaygılarıyla savrulup sürüklenerek iradesiz cesaretsiz özgüvensiz kimliksiz ezik düşkün yalnız yitik yılgın kayıp duyarsız ve zavallılık tükenmişliğinde savaşım direncini kaybettiği sorunlu sıkıntılı ve travmalı yaşamakta.

    Oysa..,

    Kaya çakıl kum tanesi veya su damlası, her bir varlık kendi değerini kattığıyla yaşamın saygın csnlı diri ve sağlıklı dolaşımında insan kadar ortak etkinliği ve paydaşlığı vardır. Bu yüzden yazılı kanunlarla veya yazılı olmayan dünya çevre börtü böcek hayvan ve toplum faydacılığını düzenleyip gözeten akla fikre vicdana duyarlılığa liyakate ve sorumluluğa dayalı ahlaki ilişkiler ağına riayet etmemek, insanlığın toplumun dünyanın ve her şeyin saygın ve özgün yaşama hakkına tecavüz ettiği kadar, tecavüz eden de aynı kapsayıcı dereceden tecavüz edilmeye mahkumdur.

    Kötülüğü örgütleyerek yarattığı sorunları sür saltanat sermayesinin dayanağı ve geçim kaynağını bilenler sayesinde kanun düzen ahlak ve kuralsızlığın her yere hakim olduğu ihlallerde hapisaneler insanla dolar, trafik kan golüne döner emsali saygınlığını vicdanını liyakatini aidiyetini ve riayetini yitirmiş yaşamın her alanına kendini örnekler fakat hiç kimse yaratılan toplumsal facia sabıkasını sıradanlaşmış kabulde asla üstüne almayarak katlayarak büyüyen felaketlerden çoktan yitirdiği ders çıkarma eğilimini sorgulamasını onurunu aklını yolunu iradesini anlayışını arayışını ve bilincini kendinde bulamaz .
    Her şeyi en acımasız ruhsuzlukla her fırsatı kazanca dönüştürmek isteyen; ve insanlığı öncelemeyen para ve menfaat endeksine göre faturalayan bu cinnet çarkında en çok hastalar zayıflar ve donanımsız olanlan kurban ediliyor.

    Bu sebeple,

    Bütün duyumlarını değerlerini ve insan olma yeteneğini yitirmiş azgınlık sapkınlık ve kötülük endüstrisinin hükmettiği çıkar korku ganimet ihtişam zulüm baskı gösteriş ihanet ve istismar odaklı ruhsuz duyarsızlıkta, haksızlığı zorbalığı bencilliği doyumsuzluğu hırsızlığı yolsuzluğu kayıtsızlığı sefaleti rüşveti talanı kanunsuzluğu devletsizliği haydutluğu ve cehaleti kutsayarak; ve her kendinden kaçışlara gittiği yerin yitiklik kara kutusunu afişleyerek avunan kişi keyfiyetine özelleşmiş selfi toplumunun üretildiği yapay zeka çevrim çarkında artık tüm dünyayı kötü adamlar, hükümranlık sultasına ölüm zulum pahasından ihtişamlı ayrıcalıklılığa çapulculaşmış ortaklıklar, algı denetleme mühendislikler ve kötü kadınlar yönetmekte.

    Fitne kin nefret ayrı gayrılık keşmekeşinde devamlı sükse ihtişam gösteriş açık üstünlük ve kusur arayan ortak değerleri bozguna uğramış sevgisiz saygısız ve hoşgörüsüz bu kısır döngü çukurunda korkun saplantı ve takıntı travmalarının hem kendine hem de hiç ki seye inancı güveni kalmamış kişiyi her şeyden ve herkesten kaçışlara hapsettiğiyle sığınacak kaçışlar ararken toplumda aradığı iyileşmeyi samimiyeti ve saygınlığı bulması artık asla mümkün olmadığı büyük dramatik kırılmalarını ve duygu karmaşasını göğüslemek zorunda kalır.

    Böylece yalnızlık yabancılaşma değersizlik zavallılık eziklik hiçlik yitiklik suçluluk ve sahip olduğu en son evde ve dünyasında kalan şeylerini kaybetme korkusuyla çıkar para güç gösteriş ihtiras ve sürekli kazanmaya kurulu düzenekte avlayanların kulu kölesi olur insan. Başıma felaketlerin en kötüsü gelecek suçluluk duygusu ve kendi takıntılı inatçı yıkıcı ihmallerinin itirafı niteliğindeki kendine baskın gelme ritüelleri sonucunda herkesten yüz çevirdiği kaçışın sonucudur - her iyiliğin karşılıksız olmadığı - hiç kimseye sığınmanın, yani ilahi yücelik adı altındaki cehaleti güdümlülüğü sefaleti ve ezikliği ortak ganimet paydasında kutsayıp yücelten gericiliğin yobazlığın tarikatların siyasetin mafyanın medyanın modanın markanın borsanın bankaların ve magazinin tezgahına iletişimsiz cansız ve dirayetsiz rehin düşmeler.
    Bundan en çok da ayrı gayrılığın toplumu ve herkesi birbirinden bölük pörçüklere ayırıp kutuplaştırarak iletişimsiz aidiyetsizliğe hapsettiği yaşam kalitesi diplerde sürünen sosyal bozgunun zayıfları kovulmuşları kimsesizleri yalnızları ücretlileri ameleleri ırgatları çiftçileri ezilenleri sömürenlenleri hastaları öğrencileri işsizleri kısacası azınlık sultasının suçluluk sabıkasıyla olup biten ve yaşanan çöküşün ve yıkımın ağır yükünü taşıyan en geniş kesimler mağdur muhtaç olur ve zarar görürler.

    Altıncısı olan sezgi, algı, his ve duyguların sayesinde kendini koruma, konumlandırma, anlama, tanıma ve kendi dışındaki dünyayı keşfetme adına düşünerek ve sorgulayarak yorumladığı dengeli donanımlı davranış biçimlerini geliştiren akıl fikir idrak bilinç bellek kavram çıkarım ve irade birikimlerini kolaylaştırır ve zenginleştirir. Tüm bunlardan yoksun yetişmiş büyümüş lümpenlik, dürtü bağımlılığının ve algı yönetiminin kulu kölesi ve kuklası bilinç altı içgüdüsel refleksleriyle haraket ederek, kolayca yönlendirilebilen ve manupule edilebilen rol model bağımlısı davranış bozukluğunun her tütlü kötülük fitnelik kabalık saldırganlık tahammülsüzlük körlük zorbalık sapkınlık kokuşma çürüme cehalet bozgun gösteriş şatafat istismar keyfiyet ihlal şiddet ve tecavüz eğilimleri hayatın her alanında baskın gelir; herkes herkese hiç bir konuda kabul ve saygınlık riayeti göstermeksizin göreceli etkilendiği oranda üste çıkmak için sınırsız tüketim çılgınlığı bağlamında elinden geleni ardına koymayan hınç yarış nispet kin öfke nefret gösteriş öç intikam sarmalında acı sefalet yıkım ve bozgun sirayet eder.

    Bir sepette bir çürük tüm sağlamları ezer bozar yıkar işlevsizleştirir haşat eder ya, devlet de öyle çürüklerin sızmasıyla otoriteyi ele geçiren herkes kendi saldırgan kabülsüz doyumsuz bencil bağnaz hastalıklı sorunlu saplantılarını devlet diye dayatır, sahip olunan ve kazanılmış değerleri yakıp yıkarak kanıksanan bozulmuş her damarda işlemez yürümez çalışmaz olur yol hat kural kanun güven sağlık iletişim tarım eğitim sanayi iskan imar trafik insan ve toplum, itibarı saygınlığı samimiyeti ve güveni sarsılmış hurafeci üfürükçü dolandırıcılık kafasıyla köktenci arızaya sürekli sakatlıklar ekleyen kötülüğü kutsayıcı haramiliğe meyilli keyfi zorbalığı dokunulmaz haktan bilmeler sosyal siyasal kültürel ve ekonomik tüm hayatın dönüm dolaşımına hükümran olur.

    Sevgi saygı kültür barış huzur eşitlik denge özgürlük gibi değerler üzerine kurulu Toplum Ortaklığı, kazanımları hiç bir imtiyaz iltimas ayrıcalık torpil kayırmacılık köken ve zümre farkı gözetmeksizin adaletli paylaşılmasıyla yaşar gelişir büyür ve çağdaşlığın getirdiği göstergelere özdeş kalkınır. İşin ucuzuna kaçarak yüksek getiri kovalayan amansız ve azgın soygun sömürü çarkında acımasız kuralsız ruhsuz zorba ve doyumsuz azınlık sultasının çoğunluğun yaşam hakkını talan ettiği keyfiyet hükümranlığı çöreklenerek çullanıp çöktüğü adaletsiz ahlaksız yağmacı yıkımcı tecavüzcü ve vurguncu çapulculuk döngüsünde ortak hayatın tüm dolaşım alanlarına hükmeden kalitesizlik boşalırken, liyakatli nitelikli onurlu duyarlı ve saygın insan türüne toplum değerlerine ve yaşam ilişkilerine son verilir.
    Çivisi cılkı çıkmış sosyal yozlaşmanın , sınırsız kokuşmuşluğun, değerler yoksunu magazin kültürlü çılgın tüketim bağımlılığının ve gösteriş şekilciliğini esas alan toplumsal bozulmanın dip noktası..açık veya kapalılık hiç farketmiyor çıkış damarını bulan herkes nerde tıkandıysa orda fışkırıp patlıyor.

    Kabuk özden soyunup sıyrılınca dağlar iller dereler yollar hava su toprak orman deniz ırmak çeşme kütüphane okul müze meydan sokak köprü hasat hububat yürürlükteki ilişkiler ve veya yaşanacak yıllar birbirinden ve bilhassa tüm vebali kendisi suçlara sebep insandan davacı olur.
    Alacaklıyım kendimden gayrı çol çocuk genç ihtiyar kadın kız erkek canlı cansız herkesten ve her şeyden hesabıyla, karakteri künyesi kayıp, sicili bozuk ve her haltı yedikten sonra üste çıkan puşt zamanda, eçimsizliğin rutin alışmış kanıksanmışlığı sıradanlaşınca bütün kötülükler olağan doğal ve hayatın normali sayılır.

    Çünkü birden bire sert düşüşlü veya çıkışlı veya savruluşlu şoklanmalar ne doğanın ne insanın ne de toplumsal ilişkilerin olağan saygın ve sağlıklı oluşma ve gelişme seyridir. Kendi ganimet ve menfaat bekası için gerekirse- zaten artık hiç bir anlam değeri olmayan ve seçilenlerin de çıkar ilişkili oynak dönek kaypaklıklarla satışa gelip toplum temsiliyetini kandırarak kafasına göre saf değiştirdiği - göstermelik seçimleri dahi bir daha hiç yapılmamak üzere hepten ortadan kaldırma eğilimi olanların toplumu diledikleri konuda kendi yanar döner fırıldaklıklarına ve savrulmalarına göre sert düşüş ve çıkışlı değişimlerin muhtacı mahkumu ve mahrumu kılarak varılan yer ucuz numaralarla adaleti dengesi istikrarı huzuru güvenliği topyekün bozulmuş sosyal hayatı kalitede ve nitelikte felç eden ve bugün Türkiye özelinde çok bileşkenli Bop çevrim çarkı gibi istisnasız tüm dünyayı kasıp kavurup dayatmalarına esir alan yüksek yağma mülkü edinmenin haramilik hükümranlığıdır.

    Kaderi ve karakteri hiç değişmeyen emek sermaye uyuşmazlığı ve çelişkisi temelinde, yağmacı vurguncu talancı tefeci soyguncu fırsatçı yarıcı ve kendi kanunlarını kendileri yapan sorgusuz doyumsuz azınlık sultası sömürücülerin çıkarıyla onları can ve mal bütün varlıklarıyla sırtında taşıyarak kölelik ilişkileriyle bağımlı ve muhtaç yığınlarınki asla aynı fayda bileşeninde kesişmediği en temel toplumsal belirleyici etken olan , çıkar zıtlığı ve çatışmasıdır.

    Trafiği düzgün işleyen ülkelerde hayatın her refleksi özgür iradesi olmayan kalabalıkları taa kundak çağından itibaren sınırsız haraç yağma ve sömürüyü doğal bilip anlama ve kabullenme algısına disipline edilir ve orda dönüp dolaşan hayatın her damarı ve her yeri ödemedikçe cezası katlayarak artan paraya faturalanmış.fiyat endeksiyle toprak bastı haramiliği düzeneğindeki kapısının önü dahi park parasına tabi yaşamayı kısıtlayan vahşi kapitalist karakteriyle insanı kurulu düzeneğin kapatılmış kölesi sayan korkunç baskıcı yağmacı ve sömürü düzeneğidir.

    Ve buralarda ve burayı taklit eden bizim gibi bağımlı ve yarı gelişmiş veya yarı sömürge ülkelerde insanı eşyalaşmış raf ürünü bilip anlayan yaklaşımla insansızlaşma etrafında her şey sınırsız sorgusuz soygun sömürü çatkını besleyip doyuran gösteriş vitrini ve aksesuar dekorudur. Magazin afyonlaması Algı yönetimiyle, kaygı ve korkularına yenik kültürsüzlüğü kargaşayı istikrarsızlığı hiçliği iletişimsizliği ayrışmayı küslüğü kimliksizliği saygısızlığı sevgisizliği eğitimsizliği yılgınlığı ezikliği düşkünlüğü kopukluğu onursuzluğu aidiyetsizliği toplumsuzluğu karanlığı kara cehaleti ve her türlü muhtaçlık duygusunu herkese aşılayarak paravanın ardındaki asıl kukla piyon oyun tezgah sürsaltanat sahibi ve gürühu olan borsa medya finans emlak moda gıda enerji sipor sağlık ulaşım iletişim eğitim imar rant sanayi ticaret reklam banka holding tarikat mafya atölye ofis taşeron ve pazarlama endüstri çıkar ortaklığının toplum temsil etme yetki ve iradesini en aşağılık onursuzlukla haraç mezat ederek menfaat konforunu kotarmaya dilediği gibi satmayı ve yanar döner değişimlerini kendine hak sayıp gören KİRLİ ve kibirli siyaseti özel arazi temizleme ve toplum sorunlarını hiçe sayan kanunsuz kanun oylama yahut yazdırmanın dekor sekreteryası olarak kullanırlar.

    Bugün artık içgüdüsel bağımlılık refleksleri takıntıları saplantıları sapkınlıkları ve dürtü bozukluklarıyla haraket eden istisnasız tüm yeryüzü toplumlarının Türkiye’ de de çarpan ve katlayarak sirayet eden yayılmış yerleşik kanıksanmışlığın benzeşerek tükettiği duygu ve duyu yoksunluğunun cılkı çıkıncaya kadar lisansıza ömür yorup sohbet üzen bağları kopmuş sosyal iletişimi enkaz küsüşmüşlük , saygınlık itibar idrak onur akıl vicdan ahlak sorumluluk bellek bilinç düşünce ve tüm değerlerini yitirmiş anlaşmaz uyuşmaz gerilimler en birbirinin açığını çaresizliğini zaafiyetini kusurunu düşkünlüğünü ezikliğini donanımsızlığını ve muhtaçlığını kollayan gammazlıklar hileler pusular kaypaklıklar güvensizlikler acımasızlıklar kişiliksizlikler endişeler kopuşlar ayrılıklar iletişimsizlikler kaygılar kötülükler ve geçimsizlikler üzerine kurulu suçu dosyası kabarık, davası kavgası çatışması hıncı çekişmesi doyumsuzluğu fesatlığı fitnesi kargaşası ve mutsuzluğu hiç bitmeyen kokuşmuş çürümüşlüğün sürekli mahkemeleşmelere düşüşlüğünü kullanıp harcanmaktadır.

    Çünkü insanlığını dünyayı ve ülkesini toplumsal varolan değerleri ve kazanılmış bütün zenginlikleri duyum ve duyarlılıklarıyla kullanmasını bilmeyenler, her şeyi para pul güç gösteriş ihtişam servet ganimet ölçüsüne göre önceleyen hırsız yolsuz haydut ve harami soyan sömürenlerin doyumsuzluk ihtiyacına ayar düzen ederek dayattığı kurguladığı ve baskıladığına göre sonu gelmeyen çürümenin çöküşün yıkımın vurgunun istismarın ihanetin çapulculuğun talanın yağmanın kukla kölesi ve harami haraç mezatı olur tüm değerleriyle beraber insanlık. Yani özetle..

    Bütün duyumlarını değerlerini ve insan olma yeteneğini yitirmiş azgınlık sapkınlık ve kötülük endüstrisinin hükmettiği çıkar korku ganimet ihtişam zulüm baskı gösteriş ihanet ve istismar odaklı ruhsuz duyarsızlıkta, haksızlığı zorbalığı bencilliği doyumsuzluğu kayıtsızlığı sefaleti ve cehaleti kutsayarak her kendinden kaçışlara gittiği yerin yitiklik kara kutusunu fişleyerek avunan selfi toplumunun üretildiği çevrim çarkında artık tüm dünyayı kötü adamlar, hükümranlık sultasına ölüm zulum pahasından ihtişamlı ayrıcalıklılığa çapulculaşmış ortaklıklar ve kötü kadınlar yönetmekte.

    Seyfi Karaca….. Ağustos/26

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 23.08.2026 - 15:54

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca


    BOP GALERİSİNDE GARSON MÜTEAHİT

    Yaşam gerçekliğinden kopuk
    Algı yönetme mühendisliğiyle dayatılanın göreceli gündem değişimlerine adanarak yaşamak
    Ve tüketerek tükenmek…
    Emperyal dayatmaların kurumsallaştıkça sivilleşen darbe ürünüdür
    Bizim oğlanlar iyi iş becerdi parolasının tüm eklenti işbirlikçi ve bileşenleriyle
    Çok gömleklili servet saltanat düşkünü,
    emperyal taşeronu ve milli muhafazakarcı
    Yeşil kuşakçı
    Ilımlı islamcı
    Milli talebe birlikçi
    Büyük doğucı
    Dinlerarası diyalogçu
    Tarikat siyaset mafya medya borsasından köktencilik yelpazesiyle sürüklenip gelen
    Ve pekaka ipoteğine kostüm giydirilmiş sol tayfacılıkla içli dışlı homojen
    Oniki eylül sonrasının hükümranlık sultasını tümüyle ve kesintisiz devralan
    Ve toplumun tüm kesimlerini kutuplaştırarak kendi keyfiyet dayatmalarına birleştiren bop eşbaşkanlılığıyla
    Çözümsüz orunlarıyla boğuşmaktan kendine yabancılaşmış insan yığınlarını dilediği gibi yönlendiren ve yöneten
    İdareci ve ittifakçı ortaklarından olan
    Mehepe
    Boğaziçi milyarderlerine ülkenin her sokak ve mahallesinde
    Fakir gurubalığın iliğini sömürerek yeni ve daha çok milyarderler türetmenin dışında hiç bir ilgisi
    Alakası
    Çözümü
    Çaresi
    Birikimi
    Donanımı
    Siyasal sosyal bağı olmayan
    Pekakanın yazı turası Mehepe
    Akepe ve benzer bileşenleriyle
    Magazin afyonlarıyla uyuşturulmuş toplum zaafiyetini diledikleri dürtü bağımlısı algılara silkeleyi savurarak
    Etnik kimlikçilik ve din tüccarlığı siyasetinin ayrılıkçılığı kutuplaştıran, ittifak ganimetine ortak
    Her türlü istismara dayalı bütün toplumsal değerlerin kendi tekeline konforlu alanlar olarak kapatan
    Markajlayan
    Markalaştıran
    Holdingleştiren
    Piyasalaştıran
    İşleten
    Çalıştıran
    Sömüren
    Biçilmiş roller kamuflajıyla sürekli kılıf taraf ve gündem değişikliğinde dayatılan rollere bop plan projelerinin
    Her ne vakit gizlice kulağa fısıldananları gaipten duyar duymaz gibisinin
    Emperyal sülüklerin Irak işgaline çapul çullanışlarını reddeden Ecevit hükümetini anında bozarak
    Gaipten duyduğu üflenmiş fısıltılarla
    Bop eşbaşkanlığının
    Pekaka açılım süreçlerinin
    ve Cumhuriyetin tasfiyesi yolunun açılışını gerçekleştiren Mehepe
    Ruhuna her üflenip fısıldandığında bop işi icraat ve işbirliğine baştan hazır
    Çarşı siparişine göre yanar döner plastikten pervane
    Müsait
    Uygun
    Mümkün ve dörtkol çevrim çarkına amade
    Pekaka ipotekçisi iştirakçisi ve piştisi bop devşirmelikleri
    Siyasi emlakçılığım sol kamuflaj tayfalarına nispet yarışan
    Eğitimde
    İstikrarda
    Adalette
    Ulaşımda
    Gıdada
    Sağlıkta
    İstihdamda
    Gelişimde
    Kalkınmada
    Huzurda
    İşçinin çiftçinin işsizin öğrencinin emeklinin ve diğer toplum yığınlarının kıtlık kanaati olan
    Mutluluk payında ve özgürlük paydasında tıpkı pekaka hedepe cehepe ve cehepenin yenisi gibi
    Toplumun geçim derdiyle
    Gelecek kaygısıyla
    Yaşam kaygısıyla
    Hayata tutunma mücadelesiyle
    Çürüme çöküş ve iletişim sorunuyla sıfırın ta kendisine piştisi
    Akepe’ nin yan kulvarcısı Mehepe..
    Çok ortaklı ve çok kutuplu montajların siyasi korsan marangozu mehepe,
    Muhalif mi
    İktidara ittifakı mı
    Hepsine galerici garson mütahitmisi besbelli
    Sevr hortlağından bütün istismarcı yağmacı ihanetçi çıkar ortaklarının ortak beklentisini onaylayıp kotaran
    Kendi süreç ilişkili yelpaze savrulmalarının hükümetçilik halisinasyonları evirip çevirip
    Kırk dümen katakullesinden devlet politikası diye bop çığırtkanlığında pazarlayıp
    Mücadelemiz bitmedi,
    Daha bu başlangıç diyenlerle beraber tom barrak eşkiya ganstetciliğine ucu her şekil bağlı ve açık
    Belirsiz bilinmezliği bozup yeniden karıştıran topyekün yağma yıkımların icrasına bağlı ve açık
    Toplum gündemine yarınsız geleceksizliğin üstü kapalı işbirlikçilik örgüsünü
    Hepberaber hükümsüzlükten haciz koydular

    Seyfi Karaca…Ağustos/26

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 15.08.2026 - 13:40

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca


    HÜKÜMSÜZLÜK ONAYIYLA TEGAHA KONAN BOP
    ….

    Evet mi hayır mı, tamam mı devam mı, açılım mı kürt meselesi mi gibilerle süre gelen Bop sür saltanatçılığını daim kılmaya ve Türkiye Cumhuriyetini tasfiye etmeye dönük artık hiç bir işlevi olmayan meclis onay mührünü bastı.

    Denetimli kutuplaşmalar ve kontrollü açlık yolluk çürüme sefalet ve sorunlar yumağıyla, mutsuzluk geçimsizlik tükenmişlik muhtaçlık ve umutsuzluk bağımlılıkları her gün daha da artan toplumu ezikliğe acizliğe zavallılığa ve umutsuzluğa mahkum etme döngüsünde itirazsız tepkisiz istismar hamasetçiliğiyle sindirip her türlü ağırlaştırılmış toplumsal çöküş dayatmalarının kanıksanıp kabul gördürüldüğü “ yüz yıllık parantez aralığı “ diye adlandırılan; ve “ ilk fırsatta, en uygun durakta, inilecek tramvay istasyonu “ olarak tanımlanan Türkiye Cumhuriyeti’ ni bütün kurucu değerleriyle ortadan kaldırarak yerine etnik ayrımcılığın çok çıkar ortaklı ve ittifaklı Sevr paramparçalılığı kurulması istenen Bop çevrim çarkında hilesi hurdası da çok ‘ Evet mi Hayır mı, ‘ ‘Tamam mı Devam mı ‘ referandum ve başkanlık oylatan hükümranlık sultası oynatmalarıyla beraber, ayrılıkçı Pekaka - Hedepe açılım süreçlerinin en sonuncusu on ağustosta ikibin yirmi altı günü artık hiç bir konuda özgün saygın işlevi olmayan; dayatılanı evetlemeye toplumdan aldığı temsiliyetini yitirmiş mecliste oylandı, sırıtan gülüşmeler alkışıyla şaşırtmayacak çoğunlukta kabul edildi.

    Eşit yurttaşlık ve birlikte ayrısız gayrısız adil ve kardeşçe taşamayı düzenleyen toplum iradesine dayalı demokratik çağdaş laik sosyal hiç kinseye ve hiç bir zümreye özel imtiyazcılığı gözetmeyen yargı yasama ve yürütme erkli hukukun üstünlüğüne dayalı ve kurulu Tutkiye Cumhuriyetimiz varken ve ortak yaşama ayrı gayrısızlığını çoktan sağlamış bütünleşmişken, Kozan’ ı hedef gösterip feodal ilkel gericilik ve kullananın marabalığı olarak demokrasi havariliği şapşallığıyla Sevr’ i talep ediyorsan, senin niyetin ortak yalamın huzuru barışı güvenliği ve kardeşçe birlikte yaşamı donatmak değil, tam tersi kışkırtanın seçkin ajanda tetikçisi olarak seni proğramlayanların yağma yıkım ve ayrılıkçı ihale piyonculuğudur.

    Eskinin Has particisi, Mehepe, Akepe, Hüda Par, Tip, Emep, Büyük Birlik, Eski Akepeci Yeniyol, Yeni Cehepe ve Yeni Cehepe’ nin Yeni’ si, Hedepe-Pekaka… birbirlerine ağız dolusu demediklerini bırakmadıkları zikzak ve U dönüşleriyle meşhur kişilik karakter ve kalibreleriyle, eylem söylemleri kendilerini yazan projelere ve buyuran proğramlara göre kesintisiz değişen dönüşen istismarcılık BOP EŞBAŞKANLIĞI kapsam içi kulvarında toplumun somut sorunlarla can çekiştiği bütün hayati konulara verilen her iyileştirici yasa teklifini aynı otomatik indir kaldırlarla reddeden; toplumdan gerçekliğinden kaçak; toplumdan kopuk ; laik sosyal eşit yurttaşlık ilkesine hukuk devleti olmaya karşıt; kendi kaymağı kıyak konforunu kotarma dışında hiç bir duyarlılığı ve etkinliği olmayan meclis kalabalığı oynadı sergiledi bu kurgusu ve sonucu baştan belli oyunu.

    Bütün sosyal ilişkilerin birbirinden ayrışarak birbirine sorumsuz kayıtsız ilgisiz kopmuş param parçalılıkta bir arada beraberliği ve ortak hayat sürdürmesi mümkün olmayan aidiyeti hakkı ve yükümlülükleri vardır. Hem hiç bir ortak yaşam kaygı ve sevincinde aklı fikri emeği çabası kaygısı sevinci ve katkısı bulunmayan ve hiç bir kuşku sahtekarlık güvensizlik hile dalavere ve çelişkiye yer vermeksizin karşılıklı bağlayıcılık inanırlık samimiyet güvenirlik ve özveri gerektiren ilkesellik bağlamında hem kendi başına özel buyruk, hem de toplumsal birlikteliğin ortak sağlıklı huzurlu liyakatli saygın özgür güvenli istikrarlı umutlu dengeli adaletli ve mutlu ilişki ve iletişim paydaşlığının kurulması ve yürütülmesinin de örneği mümkünü yoktur.

    Bu yüzden sosyal yaşamda haksız hukuksuz ve devletsizliği kurumsallaştıran kolaycılığın her türlü imtiyazlı ve ayrıcalıklı konforunu sağlamada herkesin soyulup sömürülmesini kendine hak, soyulan ezilen sömürülenin de kendince eşyanın tabiatına uygun enayi yerine koyarak her türlü kaçak yasak ve çarpık yollu hilenin dümenin yalanın talanın oyunun riyakarlığın vurgunun hukuksuzluğun rüşvetin kayırmacılığın hırsızlığın dalaverenin sahtekarlığın acımasızlığın duyarsızlığın rezilliğin gammazlığın yolunu yordamını bilerek kendine imtiyazlı seçkinler sultalığı kotarmaya ‘ fırsat bu fırsat’ çapulcusu ister Türk ister Kürt ister Çerkes ister Laz ister Arap ister Acem ister Abaza istet Boşnak etnik kökeni her kim olursa olsun ortak değerleri ve birlikte yaşama bütünlüğünü bozan yıkım ve bozgun tahribatçısı olarak aynı hainliğin icraatçısıdır. Burdan bütün çözümsüz kötülükleri doğuran yozlaşma geçimsizlik kargaşa çöküş çürüme sefalet yoksulluk yolsuzluk gibi sosyal faciaların kaderine terkedilmiş ezilenleri çilekeşleri yoksulları ve sömürülenleri de, etnik kimliği kim ve ne olursa olsun kader kahır keder ve umutsuz yarınsızlık ortaklığında aynıdır. Burayı gerçek yaklaşımda ve samimi ölçekte ve köklü temelde düzenleyip çözecek olan laik sosyal ve hukukun üstünlüğüne dayalı eşit yurttaşlık ilkesiyle sevgili Atatürk’ ün kurduğu somut gerçeklikteki özgür çağdaş liyakatli bağımsız hiç bir emperyal empozesi olmayan Türkiye Cumhuriyeti’ dir. Ondan hariç ayrısı gayrısı sömürgecilerin kuklasına göre hususi kundaklayıp kurguladığı projeler tezgahıdır.

    Bu sebeple sömürü yağma yıkım ve soygun ilişkili serbest piyasa patron kılavuzluğunda sınırsız sorgusuz boş vermişliği baskılayıp dolaşıma sürerek ormanlar yanarken; çarpık ve kaçak yapılaşmalar sıradanlaşırken, iller kentler köyler dağlar koylar denizler araziler kıyılar köşeler sürekli ayrıcalıklı ve üstün zümre milyarderleri çoğaltan banka borsa mafya medya holding moda magazin tarikat siyaset sivil toplum kuruluşları ve tuzu kuru sendika barınlarını ve akademisyenleri ortak çıkar ve ganimette birleştirip buluştururken; etnik kökenine bakmaksızın herkesi aynı yıkıcı şiddette vurarak toplumsal çürüme ve çöküşü tetikleyici gelir dağılımı adaletsizliği, her türlü eşitsizliğin de ana sponsorudur. Buradan sürüklenen sosyal hayatsa soyut sahte ve yapay gündemli her şekil istismarın ganimet mühimmatına dönüşür. İşte mevcut gündemdeki hayatın gerçek sorunlarından ilgisi bağı kopuk veBu yüzden sosyal yaşamda haksız hukuksuz ve devletsizliği kurumsallaştıran kolaycılığın her türlü imtiyazlı ve ayrıcalıklı konforunu sağlamada herkesin soyulup sömürülmesini kendine hak, soyulan ezilen sömürülenin de kendince eşyanın tabiatına uygun enayi yerine koyarak her türlü kaçak yasak ve çarpık yollu hilenin dümenin yalanın talanın oyunun riyakarlığın vurgunun hukuksuzluğun rüşvetin kayırmacılığın hırsızlığın dalaverenin sahtekarlığın acımasızlığın duyarsızlığın rezilliğin gammazlığın yolunu yordamını bilerek kendine imtiyazlı seçkinler sultalığı kotarmaya ‘ fırsat bu fırsat’ çapulcusu ister Türk ister Kürt ister Çerkes ister Laz ister Arap ister Acem ister Abaza istet Boşnak etnik kökeni her kim olursa olsun ortak değerleri ve birlikte yaşama bütünlüğünü bozan yıkım ve bozgun tahribatçısı olarak aynı hainliğin icraatçısıdır. Burdan bütün çözümsüz kötülükleri doğuran yozlaşma geçimsizlik kargaşa çöküş çürüme sefalet yoksulluk yolsuzluk gibi sosyal faciaların kaderine terkedilmiş ezilenleri çilekeşleri yoksulları ve sömürülenleri de, etnik kimliği kim ve ne olursa olsun kader kahır keder ve umutsuz yarınsızlık ortaklığında aynıdır. Burayı gerçek yaklaşımda ve samimi ölçekte ve köklü temelde düzenleyip çözecek olan laik sosy yıllardır Kürt Meselesi’ söylemli Bop markasını ısıtıp soğutarak ve ülke ve toplum gerçekliği umrunda olmayan kalıbı niyeti kalibresi ve menfaati birbirinin benzerlerini buluşturan Tom Barak planproje Bop sekreteryası kapsamıyla kendi siyasi manevra çıkarının icabına gelenle iş tutmayı ‘ devlet politikasıdır’ virtiniyle ambalajlayıp Pekaka kurucu önderliğini icraya koyan boş kağıda imza atarcasına omurgasız ilkesiz liyakatsiz iradesiz kaypak tamahkar konuma ve duruma göre kılık pozisyon ittifak eylem söylem ve kabuk değiştiren; güvenilirliği itibarı ve onurlu duruşu olmayanları çıkar odaklı buluşmalarda birleştirerek toplumdan kaçak dayatmaları onanma ve mühürlenme işi gerçekleştirildi.

    Özgür Özel, Bop Eşbaşkanlığı güdümünde herhangilerden uygun seçkin figüran olarak ve Kılıçdaroğlu Yeni Cehepe’ sinin de dosya taşıyıcısı olarak, Pekaka Açılımları ekseninde Türkiye Cumhuriyeti’ nin yağma yıkım süreçli tasfiyesine yönelik Evet mi Hayır mı , Tamam mı Devam mı oyunlarıyla süre gelen ; kurulu siyasi tezgahta Ekmelettin, Babacan, Uysal, Davutoğlu, gibilerle sırtına sarılı iskambilin kader kısmet ve kumar yaz bozculuğunun baş bayiliğini ve mekan sahipliliğini yaparak, ittifakçı olduğu Bop iktidar sahibine sürekli KAZANDIRMAYI, bir başka deyimle kendine umut kurtuluş ve beklenti bağlayanları boşa çıkarıcı kaderi kederi sorunları ve sonucu değişmezliğin devamlı KAYBETTİRMESİNİ garantileyen alışkanlık piyonluk adanmışlık ve geleneğin sahibidir.

    Devletler, toplum hassasiyetini önceleyen sorgulayan ve danışan tutarlı onurlu kişilikli itibarlı çağdaş liyakat ve hukukun üstünlüğü esasında ve kalıcı ilkeler inançlar iradeler kanunlar kararlılıklarla kurulur gelişir kalkınır ve yaşarlar. Her gün ve her an eylemi ve söylemi icabın gereğine göre fırıldaklıkların kaypak değişken ve dönek çıkar çarkına ortaklık ittifaklarına ve ganimet ilişkilerine göre devletler asla kurulmaz ve yaşamazlar.

    Bu bakımdan da Atatürk inkilap ve ilkeleri üzerine kurulu olan Türkiye Cumhuriyetinin yıkım yağma ve tasfiyesine yönelik plan ve proje rol biçiminin çok ortaklı ve çok ittifaklı Bop Eşbaşkanlığı, kaşıdığı ve kışkırttığı etnik mezhepsel ayrılıkçılıklığı gericiliği karanlığı cehaleti yozlaşmaları kutuplaşmaları ve çürümüşlükleri bilhassa kimlik siyaseti üzerinden toplum mühendisliği yapmakla beraber, muhalefetsizliği devşirerek kendi dayatmaları dışında hiç bir yasa anayasa kanun ilke kural tanımayan Bop Eşbaşkanlığı oyun ve dayatmalarına göre kalıba girmekte ve Mehepe’ nin beyan ettiği üzere açıktan açığa toplum aldatma istismarında kim nasıl ısmarlayıp buyurduysa ordaki Şekil İcabı’ na zıplayıp vaziyet almakta Yeni Cehepe’ nin Yeni, sinin mühür ve kilit sahibi Özgür Özel.
    Bu bakımdan Atatürk, Türklük, Türkiye ve Türkiye Cumhuriyeti kurucu değer ilke ve kazanımlarına hiç bir etkin eylemi ve söylemi olmayarak seçkin ekibiyle beraber Kemal Kılıçdaroğlu ve Bop eşbaşkanlığı ittifakında yapılan traji tiyatral oylamaya evet damgası basması, kalibresi ve karakterinin gereğidir.

    Özgür Özel’ in yerel seçimlerdeki topladığı fakat Bop Eşbaşkanlığına hep kazandırma figüranlığı etmenin dışında hiç bir toplum temsil etme niyeti ve gerçekçi siyasi varlığı olmadığı sebebiyle topladığını geri dağıttığı başarı grafikli gösterge onun gayret azim inanç veya etkinliğiyle değil toplumun biriken tepkisinin boşalacak yer arama çırpınışının gidecek başka yeri bulamama ve görememe neticesinden kaynaklıydı.

    “ Harun gibi geldiler, karun gibi zenginlesip firavunlaştılar “ plakali sözde HAS muhaliflikten bugünlerde meclis müdürlügüne terfi eden ve benzerlerini Muhalefetsizleşmeye sürekli değiştirip kendi vitrinine devşirmekte hile oyun kurgu dolap ve hüner sahibi olan Bop Eşbaşkanlığı, tüm gelmiş geçmiş SİYASETEN kalıba girip çıkan rakiplerinde olduğu gibi pasif ve her kalıba müsait Kılıçdaroğlu Yeni Cehepesin nasıl ve ne miktarda tepe tepe kullanıp harcadıysa, kazandığı seçimleri Bop’ a devir teslim eden Özgür Özel’ hususi yontulmuş kuklacılığını da aynı Türkiye Cumhuriyeti’ ni yıkım-tasfiye bağlantısından, Bop kurulumlu kurgu döngü dümen dolaşım dayatma ve icraatlarında tepe tepe OY, latarak ve oynatarak kullanıp harcamakta .

    Aynı bağlantıda kürtlerin yüzde altmışının ülke batısında kardeş kardeşe kaynaşıp yaşadığı Türk toplumunun somut ve ortak sorunlarıyla hiç bir ilgisi alakası olmayan Mehepe, söylemde ve eylemde sürekli değişerek Bop vitrininde sapa sağlam yerini bulduğu ayrıcalıklı konforunu ve değişken kaypaklığını ‘Devlet Politikası ‘ tabelasıyla ‘ her şey yakında değişecek inşallah Türkiye değişmez’ coğrafi işaretli Tom Barrakçı’ lığı itiraf niteliğindeki ortaklıkta, emperyallerin dayatmalı süreçlerini dağıtılmış rollerde oynar oyalanır ve oylarken Pekaka , Akepe, Hedepe, Büyük Birlik, Yeniyol Grubu, Hüda Par gibi, emek sermaye çelişkisinden değil, ilkel yobaz etnik ve mezhep ayrışmalarına dayalı kimlik siyasetine dayanak ve destek veren Tip ve Emep’ in de toplumun gerçek yağmalanmış bozulmuş ayrısız gayrısız ortak kaygısı endişesi derdi sıkıntısı sorunu hayati ihtiyacı ve mutsuz geçimsizliğiyle inanılır güvenilir zerre kadar sorumlulukları ilgileri ve alakaları yoktu.

    Kurulumunu Yeni Demokratik Cumhuriyet olarak tanımlayan ve “ daha bu başlangıç aşamamız “ vurgusuyla kurucu önderini her aşiret mafya medya tarikat siyasetin boya bulaşıklısı ve uluslararası yağma talan yıkım uyuşturucu piyasa pazarlamacısı ve tetikçisi etnik ayrılıkçı Pekaka ‘ yı seçip dayatan tüm yerli yabancı emperyal ve işbirlikçilerinin kim ne karakterde neye uygunluğunu bildikleri ezberden sözde demokrasi ve birlikte yaşam reklamıyla ilkel feodal gericiliğin ortaklaşa kotardığı ve aşamalı olarak toplumda asıl derin ayrılmaların yaralarını kanatarak ve tohumlarını ekerek devlet istemeye varacağı ayan beyan tekelleşmiş BOP hükümranlığını garantiye alma girişimli traji tiyetral oyunu sergilendi ve oylandı.

    Seyfi Karaca…. Ağustos/26

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 11.08.2026 - 12:46

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca

    ….
    KURUCU DEĞERLER EROZYONUNDA

    Akla fikre zanna uda ihtiyata anlayışa ahlaka vicdana duyguya düşünceye sığmaz en sapkın sosyal facia ve toplumsal felaket ağırlıklı haberleri gündemin orta yerine saçarak ortadaki lağım yığıntısını kusuntu yıkıntı ve sapkınlık bulantılarını herkese günlerce artık meraklanacak ilgisi ve taşıyabileceği dayanma gücü kalmayana dek yozunup tiksinecek derecede konuşturduktan sonra gündemin konusu olmaktan çıkarıp kara ve karanlık haberlerin rutin sıradakini bıkmış bunalmış istisnasız kayıtsız herkesin algısına olağan alışılmış ve kanıksanmış olarak felaketler ahlaksızlıklar yolsuzluklar adaletsizliklet talanlar yıkımlar tecavüzler sapkınlıklar ve facialar doğal ve kabul görmüşlüğün yaşam biçimi haline gelmekte.

    Böylelikle sahteliklerin hurafelerin korkunun dolandırıcılığın gammazlığın kokuşmuşluğun karanlığın eğitimsizliğin kanunsuzluğun devletsizliğin kuşkunun liyakatsizliğin ayrışmanın cehaletin gericiliğin endişenin geçimsizliğin ilkelliğin şiddetin zorbalığın ve sınırsız yozlaşmanın kol gezdiği toplumsal çöküşte yüklenici suçu hep varolmayan muhalefetsizliğe atarak ve kendi yarattığı ve sebep olduğu sorunlardan kurumsallaşmış mağduriyet çıkarcılığı sağlayarak, kronik kalıcı ve sürekli artan sorunları her türlü istismarcılığın servet sermayesi, geçim yolu, ve dayanak desteği gören Bop Eşbaşkanlığı ve ekipman çevresi, söylemsel olarak sözde emperyal batı karşıtlığı köktenciliğini işine icabına nasıl geldiyse öyle kullanageldiği fakat gerçekte onların hayranı dostu ortağı ve işbirlikçi paydaşı oldukları siyasi hamaset çıkarcılığını soyut hurafe şirketçiliğini ahkam kesme manevracılığını özgür iradesi elinden alınmış kolayca manupule edilebilen sorun bağımlısı ve güdümlüsü kalabalıklara empoze etmekten öte hayatın hiç bir somut samimi ve sosyal gerçekliğine ilişkin ilgisi bağı aidiyeti çözümü üretkenliği yaklaşımı anlayışı bilgisi yolu yöntemi becerisi ve kaynağı olmayan ve arttıkça gün çıkmazına ve gelecek kaygısına yığınlaşan sorunların kendi kaderine terkedilmişliğini ayarlı kurulu çözüm olarak çekip çeviren soygun sömürü çarkında işine gelen her kesimle işbirliği kotararak suni gündem dayatmalarıyla keyfiyet hükümranlığını devri daim etmekte.

    Kurgulanmış tararımlı projelerin gözde uşağı kuklası ve tetikçisi Pekaka da tıpkı aynı ajan - piyon kiralık katili Fethulmetal gibi her boya bulaşığından sürekli kostüm ve kılıf değiştirme kamuflajı yaparak laaratuarda üreten patron tanrılarınca buyrulan yağma yıkım talan çatışma bölünme ayrılma işgal tecavüz ve kundakçılık siparişinde işine icabına gelen her yoku masum mübah sayıp her kesimle iş tutan emperyallerin hem türevi ve ortak kullanışlı Bop sermayesidir.

    Toplumun ortak ve gerçek gündemi olan barınma beslenme istihdam eğitim sağlık ulaşım iletişim giyim kuşam gıda güvenlik adalet huzur çevre doğa imar iskan ve kültür sanat ekseninde alt yapısı sağlam saygın ve samimi sosyal ilişki döngüsü olduğunu laik sosyal hukuk ve üniter devlet duyarlılığından koparıp hasır altına süpürmelerin sömürgeci ve yayılmacı tasarımcılar dayatmasına göre sahnesi süreçleri ve seçkin figüranları her an değişen coğrafi koşullar bağlamıyla tekelci kişi keyfiyetinin sür saltanatlık sultasını yoz ve popüler kültür magazin makina dairesinin toplum mühendisliği katkısıyla beraber, Eski Yeni ve yeninin Yeni’ si Cehepe dahil bütün ayarlı kurulu Bop ekipmanı siyaset bu yolda etkin hisse sahibi olarak yolsuzluk yoksulluk soygun vurgun yağma talan yıkım çürüme çöküş ve mevcutlu yürürlülüklere yol döşeyip cürüm işledi.

    Somut gerçeklikte hayatın yaşamsal gerekli, zorunlu, zaruri ve ihtiyaç duyduğu bütün gereksinimleri karşılarken eve götürülen yahut her yere taşınılan mutluluğun; veya karşılayamayıp acısı ve üzüntüsü yaşanan mutsuzluğun ayırt edici kimlik tanımı yoktur. Bu yüzden öderken ortak olan bütün emek yükümlülük sorumluluk gayret çaba kaygı endişe ve bedellerin adil paylaşım karşılığını faydalanırken de hiç bir etnik veya mezhep kökenine bakılmaksızın herkesin kazanılmış ortak değeri, adil ve eşit yaşam hakkıdır.
    İnsanlığın vazgeçilmez ortak mutluluk huzur özgürlük ve birlikte yaşam göstergesi olan bu ilkesel temelde Türkiye Cumhuriyeti’ nin yapı taşlarından olan LAİK, SOSYAL ve Eşit Yurttaşlığı esas alan HUKUK’ un üstünlüğü itibarında yükümlülüklerin yerine getirilmesi de, ortak kazanımların paylaşılması da hiç kimsenin kökenine cinsiyetine ünvanına nüfuzuna makamına sahip olduğuna veya olmadığına bakmaksızın kazanılmış yaşama hakkının dağıtılması be paylaşılması ortak ve eşittir.

    Burayı terkeden her türlü keyfi sorumsuzluk adaletsizlik yolsuzluk yağma vurgun soygun talan rüşvet dalavere kanunsuzluk, ortak yaşam örgüsünü bozarak hayatı ve toplumu dengelemeyen somut talepler bağlamında acı yokluk cehalet değersizlik kaygı kuşku ve sefalet yağma külliyatıyla herkesi birbirinden soğutur, başına buyruk bencillik çıkarcılığını tedavüle koyar, kıran kırana kutuplaştırır ve devletsizliği soyan sömürenlerin ayrıcalıklı imtiyaz sultasını dayattığı dolaşıma sürer.

    Burdan doğan kendi kaderine terkedilmişliğe ortak sorun ve yükümlülüklerin bedeli ortak kaygı endişe hak hukuk kazanım ve çözüm olması gerekirken, Emperyallerin ve onların yerli işbirlikçilerinin ( banka borsa magazin tarikat siyaset mafya medya ve tüm diğer atomize ayrışmalardan ganimet kotaranlar) dört kol faaliyet çalışmasıyla projelendirilip FETHULMETAL- PEKAKA gibi kiralık katil ve uşaklık ajandası piyonculuğunun muhatap alınmasını dayatarak talep edilen her türlü subjektif soyut ve etnik temelli talepler, hiç bir ortak kaygısı çabası ve beraber yaşama sevinci kalmamış birlikteliği mayınlamanın duygu aidiyet dayanışma ülke beraberliğini ve toplumsal bütünlüğünü eninde sonunda sinsi. planlı aşamalar sonrası devlet istemeyi hortlatacak doğusu batısı güneyi kuzeyi ortası kıyısı kederde sevinçte kaynaşmış ortak dokuyu birbirinden koparan her yerde siz ve biz ayrışmasının kavgası ve çatışması hiç bitmeyen asıl köklü ve derin AYRILIKÇI sorunlarını yüklenerek yarınsız istikrarsız günsüz güvensiz ve mutsuz geleceksizliğe getiririp yıkacağı kesindir.

    Ayrıca etnik kimlik veya kültürel faaliyetçilik temelli işgalci sömürgecilerin her çağda her yerde ayrılıkçılığı kışkırtarak parçalanmış bölünmüş coğrafyaları kolayca istedikleri köle güdümlere yağma yıkım tecavüz çökme çullanmaları sevk ve idare ettiklerinden en güncel ve herhangisi olan PEKAKA odaklı BOP markalı plan projesinde Avrupa’ ya veya Batılı ülkelere her yerden ve Türkiye’ den gidenler, Türkiye’ de ortak yaşamayı ve toplumsal birlikteliği bölük pörçük ederek en öncelikli talep ettiklerini oralarda hiç eşitlik özgürlük kimlik veya kültürel öncelikte talep etmedikleri gibi, somut ekonomik kaygılarla gittikleri ülkelerin vatandaşlık kimliğini almak için sıraya girip, yerine getirilmesi gerekli sayısız koşullara bağlı yıllar yılı süren zar zor kabulü beklemektedirler. Yani….uğruna her şeyi her pahada göze alarak kavgası verilen ve kaygısı güdülen ortak ve yüce DEĞER , iklime mevsime çağa döneme buraya oraya çıkara veya coğrafyaya göre DEĞİŞKENLİK gösteren emperyal cikleti veya her buyuran ve kullananın değişen taleplerine ve kiralık piyon pozisyona kalıbı uygun uşaklık afyonu değildir.

    Türkiye’ de güdülen işletilen ve yürütülen Bop süreçli amaç niyet odak maksatlarınsa, kalibresine göre tol biçilen çıkarcı kundakçı talancı vurguncu ayrılıkçı bölücü yıkımcı ve ganimetçileri gözeterek, kaderde sevinçte tasada kültürde aidiyette ve ortak değerler bütünlüğünde sosyal siyasal ekonomik ve kültürel birlikte yaşamayı ve paydaşlığı asla değil, tam tersine bütün toplumsal değerleri tüketim bağımlısı kokuşmuş çürümüşlüklerle ilgisiz işlevsiz kılarak kamuflajı güncellenen projeler kapsamında sürekli maskeli değişim dönüşümleri buyuran yayılmacı tecavüzcü işgalci ve sömürcülerin proğram yazılımına göre çok bölünmüşlüğün tasarım kurgusu, kukla oyunu, piyon piyesi , yağma yıkım fragmanı, sadık uşaklık döngüsü ve tezgaha konmuş toplumsal tetikçilik suikastçililidir.

    Bütün bunlar kapsayıcılığında artık Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk, Türklük ve Türkiye’ nin kurucu değerleriyle hiç bir ilgisi bağı alakası gerçekliği ve sorumluluğu olmayan Yeni Cehepe ve ordan emperyal sülüklerin ve onlarla iş tutanların yoğun savaş yıkım işgal ganimet bölme parçalama sızma talan ve sınırsız kuralsız yağma gündemine göre kırık buçuk uygunlukta şekli verilen parçalardan eskisinin YENi’ sine çoğu PEKAKA ofisçisi Hedepe’ den bile saldırganların çöreklenip konuşlandırıldığı Lozan’ a düşman, Sevr’ i hortlatmak isteyen, her konuda dolaysız ve direk Bop figüranlar topluluğuna tam kadro iştirakçilik etmeye tüm açılımların toplamı niteliğindeki Tom Barrak kılavuzlu Terörsüz Türkiye markasıyla Mehepe, Hüdapar, Tip, Akepe, Pekaka, Tarikatlar topluluğu, Büyük Birlik ve tüm diğer çıkarcı vesairlerle top yekun İran’ a karşı doğrultulmuş anlaşmalar güzergahında konuşlandırılmış aktüelleri güncelleyerek, “ tüm anketlerde birinciyiz “ züğürtlüğü şişirip toplum oyalama ve insanlarını enayi yerine koymanın her şeyi sömürü çarkına, soygun döngüsüne ve yıkım piyasasına özelleştirici istismar baloncukları zıplayıp üflenmekte.

    Seyfi Karaca….Ağustos/26

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 09.08.2026 - 16:41

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca


    DIRAYETSiZLiGiN BOP HÜKÜMSÜZLÜK FERMANI

    Fiziği cilası şekli ihtişamı ve kostümü düzgün ağızlar sergiler kalemler ve dillerden yazmak göstermek sunmak ve konuşmak biçimsele önem veren paylaşımın içeriği ve maksadı ne olursa olsun bakmaksızın değerli saygın olumlu ve anlam taşıyan bildirimlerde asla bulunmaz. Bu yönüyle mezar görünümü hareketsiz ihtişamlı ölüdür . Veya kokuşmuş çürümüşlüklerde çırpınan ölü .Düzgün yazıp konuşarak diksiyon ve imla hatasızı olduğu sebebiyle ağzı dili havalı dumanlı laflarla hiç kimseye hiç bir şey ifade etmeyen kuruntu ve kuruntu çöplüğü külliyatına dönüşmüş bu günkü somut gerçeklikte iletişimini inancını mutluluğunu iradesini özgürlüğünü umudunu toplumunu cesaretini üretkenliğini algısını sorgulamasını duyarlılığını paylaşımını ilgisini insanlığını dünyasını özünü ve düşünebilme yeteneğini yitirmiş batırmış ima imaj sembol imge ve maske kölesi sığ soyut dolaşım gibi ölüdür.

    Bu da herkes kendi çıkarı gereğine madur, ama kendi yüzleşmesine hep bir başkası sorumlu ve suçlu peşin hükümlülüğünü ve yaklaşım biçimini kodlar.

    Basit samimi ve doğal yaşamayı zorlaştıran mutluluk yerine sorun sıkıntı geçimsizlik hayata tutunma ve gelecek kaygısı getiren ve her gün sayısız sahte güvensiz kişilik değişimleriyle iler tutarlılığı olmayan ziynet cevher lüks emlak para konfor moda maske eşyalaşmalarına kendini takas ederek oraya erişmede her yolu gerekli ve mübah gören çılgın tüketim hapisliğinde özendiğinden kendini yönlendiren duyan var sayan kabul gören değerli sayan ve yönetenlerin lütfeden rica minnetlere özleşmeyi köleleşerek özgün karakterde kendilerine ait gerçeklik hikayesi, varlık etkinliği, özgür iradesi ve adil kararlılık bildiren duygu düşüncesi ve saygınlığı yoktur. Özentinin de yoksunluk değersizlik kişiliksizlik eziklik sürekli yenisine muhtaçlık dürtüsünü kamçıladığı soygun sömürü piyasasında varılabilecek nihai yeri, tatmini, mutlu memnun sonucu yoktur. Hallettim kendimden kurtuldum vitrin şahanesine vardım yetiştim sandığında bütün duyarlılık insanlık ve duyumlarını yitirmiş harabelerde kendini ölü bulduğun cesedine kavuşmuşsun demektir.

    Çünkü alfabeyi söktükten hemen sonra taaa ilkokul ikinci sınıftan itibaren türü ne olursa olsun yazılmış olan her okuma parçasına bundan ne anladınız sorusunun karşılığı ANAFİKİR başlığı, yorulan ve güdülen amaç maksat niyet bildiri bağlantı duyuru veya paylaşımın çok yönlü içeriğiyle ilgilidir. Kimseye hiç bir şey ifade etmemeyi susan konuşmayan durgun sönük veya ağzı dolu veryansın bağırtı, zamanla kronikleşen insan ve toplum hapsederliğiyle kimsenin kimseyi ilgilendirmediği ve bütün ızulmuşluklara seyirci kalarak vazgeçmişlik tortularıyla çöküşğn piyasa figüranı ve esiri olmaya her olan biteni doğal karşılayan sağır dilsiz kifayetsiz rezil rüsva çileleş tutarsız sinik tükenmiş bağımlı insansılık ve toplumsuzluk sarmal dolaşımı salaklaşır.

    Çünkü kökeni algısı geçmişi alışkanlığı inancı göreneği ve iletişim dolaşımı bağımlı olduğu yoksunluk eziklik tükenmişlik ve köleliklerden gelenlerin saplantı düğümlerini bilimselliğe adalete çağdaşlığa ve özgürlüğe dayanarak görgüsüzlük gösteriş sahtelik ve cehaletten aşıp çözemedikleri sürece kutsadıkları bağımlılıklarını ilişkilendikleri her yere taşıyıp götürerek nufuz edip ele geçirdikleri her türlü ortak kazanım ve zenginleri kendi çıkar imtiyazına talan edip ülkeyi ve tüm toplumu kapsayan operasyonlarla herkesi ve her şeyi kimliksiz tutarsız liyakatsiz sorumsuz bağnaz bencil bozguncu tutucu gerici çağ dışı ve çıkar düşkünü kulluk köleliğe heveslisi buyuranın hacizi kendilerine benzetirler.

    Vücudunda kimliksizliğin çizilmiş haritası ve bedenine modmos imza atılmadık yeri kalmamış …kadınlar gibi acıyı ve adanmışlığı baş yacı eyleyerek her alanda tanrılaştırılan ve adeta tapınılan bireyselci kendinden menmul idollerin kandırma endüstrisine dönüşen istismar müessesesiyle hep dolandırılıyor her zaman kandırılıyor sürekli kazzık atılıyor ve yaşadığından ders bile çıkarmayan aklı fikri sorgulamayı devre dışı bırakarak hep acınılası kezzap çoküntülerin atığını tüketip ağıdını çalıyoruz.

    İnsan kalbinden yüreklenmeyen ve somut bağlarşa muhalif tavrı olmayan yerden kültür sanat doğmaz ve yaşamaz. Yağcılık çanakçılık menfaat düşkünlüğü ıskartası ve yalakasıdır orası.

    Savaş gerilim bunalım çatışma ayrışma ve kargaşa ortamlarını sürekli kılarak dünyanın tüm yeraltı ve yerüstü zenginliklerine çöküp çullanan: kıtlık sefalet yokluk bağımlılık üzerine kurulu her türlü banka borsa ve faaliyetin fatura fiyatlandırmasını dilediği gibi yapıp bozarak yağmalamadık bölmedik parçalamadık ve kendine karşı duracak güç irade ve yapı bırakmamaya uygun yerli uyumlu çıkar ortağı uşakları sayesinde işgalci katliamcı emperyal blok, ayar çekip kızılca kıyamet yaşatıyor her yerde herkese.
    Kelime anlamıyla DİRAYET, liyakatlilikle eş anlamlılık derecesinde bilgiyi beceriyi zekayı ve kararlılığı katılımcı birikimliliğiyle emeğinin hak hukuk ve çağdaşlık karşılığında gerek hüküm etmekte gerekse hükmedene hüküm bildirmekte akla samimiyete cesarete ilgiye sorumluluğa duyarlılığa aidiyet bilincine ve somut gerçekliğe dayalı donanımlılığın ifade anlamıdır. Kişi bunda yoksa hamaset dümen alavere dalavere istismatar manupulesi ve maske kamuflajlarıyla Bop işletip çalıştırıyor demektir.

    Güzel Türkçe’ mizin akıl fikir gözlem birikim deneyim emek sorumluluk araştırma vicdan sorgulama gözlemleme danışma yüzleşme özgürlük özgüven ilişki ve ortak dayanışma liyakatliliğinin çıkarımına dayalı fiil yapısında bulunan HÜKÜM bildirici kipi,yani sosyolojik bağı ve hayatı çekip çeviren yapı taşı vardır demiştik.

    Sosyal siyasi ekonomik sanat kültürel hayatı yönettiği insanlar tarafından aldığı iradeyle HÜKMETME ‘ nin kaynağı kökeni de buraya dayalıdır. Burayı sapar terkederse insan her şey bozulur ve bozguna uğrar, sahtekarlık vurgun dolandırıcılık kanunsuzluk liyakatsiz ve hukuksuz her kişi keyfiyetine hükümran kargaşanın karanlığın cehaletin korkunun baskının ilkelliğin ve gericiliğin sorunlar çözmek yerine dayattığı artırdığı sorunlar yığınağı feodalitesinden geçinen çürümüş kokuşmuşluğu kurumsallaştırır.

    Ziya Osman Saba:
    “ En güzel en bahtiyar en aydınlık en temiz/ Ümitler içindeyim/ Çok şükür öleceğiz” sözü öze bağlamış ya meğer. Dediği bildşrdiği ve işaret ettiği yere saplanır kalır sosyal siyasal her yönlü çöküş.
    Ozan Dertli Divani’ nin :
    “ Yaşanılası şu dünyanın / Ne tadı ne tuzu kaldı/ Ömür denen şu zamanın çoğu gitti azı kaldı..
    ..
    Çürük ölkçe yırtık taban/ Kurdu kuşu ettik çoban/ Gariban daha gariban/ Ne çulu ne bezi kaldı

    Bizden geçinen kalleşler/ Döner geri bizi taşlar/ Sıvıştı yaren yoldaşlar/ Ne sözü ne özü kaldı “ Hükmetme ve hükmedene akıl fikir duygu düşünce vicdan liyakat ilim bilim söz algı irade sorumluluk ve kültür sanatıyla hüküm bildirmeye dair birbirinden değerli dörtlükler silsilesidir. Çünkü tüm sorunların doğduğu SOMUT çözümleri olduğu gibi yığılmaya bırakarak, çıkar bekasının gereği soyut Bop tiyatrali manipülasyonlarıyla var olan her sürdürülemez çöküş çürüme yıkım ve geçimsizlik toplumda daha kalıcı köklü ve kamçılayan büyüklükte ayrışma çatışma türevli sosyal ekonomik kültürel ve siyasal dirayetsiz hükümsüzlüğün çözümsüzlüklerini besler ve tetikler .

    Aklı fikri bağımlılıklarının özentisine veya keyfiyet hükümranlığı dayatmasına ezmiş bozmuş ve terketmiş kararsız kayıtsız bulanık muğlak edilgen zavallı ve güdümlü hükümsüzlüğün kendini tanımlayan özgür iradesi duyarlılık bilinci, bilimsellik birikimi, adil vicdanı, aydın bakışı, çağdaş görüşü, öz güveni , liyakat donanımı, hak hukuk adalet bağlamında yaşamsal ortak dengeleri kültür ve iletişim zenginliği, hayati dengeleri bozan çelişkileri sorgulayan ve yüzleşebilen özgün karakteri ve kimliği yoktur.

    Birbiriyle bütünleşik bu duyarlılık külliyatıysa yozlaşarak bağımlılıklarının kölesi olmaya terketildiğinde toplumsal çöküş çürüme bozgun ve yıkımları, her şartta önemsenip öncelikli sayılarak somut vazgeçilmezliği samimiyetle gözetildiğinde de toplumları huzurda ve güvende yaşatan koruyan ve kollayan kültür bağlanlı sarsılmaz ve sağlam yapı taşlarıdır.
    Dengesi aklı fikri tutarlılığı idrakı iradesi ve düzeni bozulmuş Şizofrenik yapılanmalar, kendilerine benzemesi şartıyla saplantılarını kuramadıkları ilişkisizliğe dayatırlar ve ilgi görmedikleri durumunda da içinde büyütüp besledikleri bunalımı bozgunu kini gerilimi yıkımı karanlığı şiddeti hükümsüzlüğü ve saldırganlık dürtüsünü kusar boşaltırlar.

    Kararlı saygın özgür ve katılımcı hükümlerin yüzde beşini bile bulamayan ittifakın küçük ortağı toplumsal irade temsiliyeti, son yerel seçimlerde yönetme hakkını kaybetmiş Bop Eşbaşkanlığı dayanaklı muhalefetsizliğin kirli siyaset boşluğuna çöküp çöreklendiği irade yetkisi kalmamış hükümsüzlüğün kağıt ve kalemiyle gerek içerden gerek dışardan soyan sömürenlerin çıkar beklentisi ve siyasi bekası işbirlikçiliğine tekelleşmiş Tom Barak hacizli projelenmişlikte Pekaka celladıyla hem coğrafi bölgeye ayar veren hem de ülkeyi geniş zamana yayarak Sevr Says Piko labaratuarlı etnik ayrışmalara çekip sürükleyen tapu senetleri imzalıyor.

    Toplum tepkisel iradesini temsilen yapılmış son seçimler kazanmış olan Yeni Cehepe’ nin Yenisi ise, olan biten ve yapılanların tüm toplamına masumiyet kılıfı kazandırtmak için kazandığı seçimleri ‘ biz sizin beklentilerinizi ve sorunlarınızı ilgilenecek toplumsalcılık ve üniter ulus işinde yokuz, Tom Barrak her ne buyuruyor diyorsa yapılması gerekenlerin en doğrusu odur ’ yanar dönerliliği zikzaklayan Bop yedekçisi komisyon ortaklıklarıyla temsil iradesini tekrar topluma iade eder nitelikte Türkçeye, Türklüğe, Üniter Yapıya, Atatürk’ e ve Türkiye Cumhuriyeti’ ne dönük toplumdan ve sosyal yangınlardan ganimet kaçırmanın yağma yıkım planıında kadrolu siyasi figüranlığını yapmaktalar .

    Anlayış algı akıl ve algısı sineğin kavram gücü kadar bile olmayan beyinsiz bilinçsiz mahluklaşmaya ortak insan hal hal hukuk ve yaşam değerinde sağlıklı uzlaşılır ve saygın hiç bir şey anlatman mümkün değildir çünkü bütün varlığını ilkel bencil bozuk gelişimsizlik kökeninden büyüttenler, bildikleri kargaşa dürtü üstünlük ve kavga bağlantılı zorbalığı her fırsatın en geçerli yolu diye inandıklarıyla hiç kimseye ve hiç bir şeye kabul katlanma ve tahammülü olmayan her işler çalışır kanun düzen ve rahatlığın kendi içgüdüsel şizofrenik saldırganı ve bozguncusu kesilirler. Çünkü… geliştiremediği kişilik ve karakter eksiğini hep bir başkasının onay kabul övgü takdir ve beğenisine muhtaç kılanların hak hukuk adalet sevgi saygı özgür kişiliği ve insanlık gerçekliği yoktur.

    Edebiyat resim sinema mimari ve kültür sanatın muhalif ruhu olmalıdır yoksa parayı ödeyenin yalakası, tek tip aşırı lüks tüketim bağımlısı şekil biçimden başka üretkenliği olmaz.

    Muhalif Kültür sanatsa maddi menfaat ve imtiyaz çıkarcılılığını değil, insan toplumsal ve dünya hassasiyetlerini önceleyen saygın kimlik be şifre kodlarıdır.

    Ve sonuçta yaşanan depresyonlu panik atak dayatma baskı ve saldırılardan kaçarak tepkisizlik ve takipsizlik kovuğına darın düşmek ve sığınacak sorunlu bela aranmak, sürdürülebilir yolu yanı yönü mümkünü ve tahammül sermayesi sınırsız sabır mülkü değilki.
    Çünkü…

    Dirayetsiz hükümsüzlükler, çözülmeyen ortak ve somut sorunlara kayıtsız kalarak feodal gericiliğe dayalı etnik mezhepsel istismarcı ve çıkarcı ayrışmaları kollar kurar ve yönetirler.

    HÜKÜMET sözcüğünün de, ileri GELİŞMİŞ DEMOKRASİLERDE birbirine hem bağlı hem de denetleyebilirlikleriyle sorumlu yasama yürütme ve yargı güçler ayrılığıyla temel dayanak ilkesiyle toplumun iradesini seçip tercih ettiği ve devlet kurumları aracılığıyla yaptırımları, ülkeyi ve toplumu yönetmeye yetki sahibi olduğu otoritenin adıdır.
    Ülkeye ve topluma hükmetme kanallarından sızarak kokuşma kayıtsızlık sindirilmişlik ve çürümeler sayesinde kötülüğü çaresizliği sömürüyü cehaleti karanlığı acziyeti nefreti teslimiyeti kutsayıcı herkesin başına buyruk devletsizliği hükümran kılan yolsuz hukuksuzluktan topyekün iflası örgütleyen..

    Hayatın bütün birikim kazanım yol hizmet değer ve nimetlerini sadece kendine tahsis edildiğini var sayan ve akıl fikir vicdan itibar kural yoksun ve mahrumu pisikp manyaklık, her yanlışını doğru bilerek yarattığı kabus korku karanlık güvensizlik kaos kargaşa haksızlık facia felaket ve dengesizlikte hep sonucu nereye varırsa varsın ölüm zulum saldırganlığıyla üste çıkma saldırganlığını sataşır bulaşır.

    Yaşam kavgası hayat mücadelesi kişilikli kimlik bilinci ve doğruyla yanlış arasındaki vazgeçilmez ayırdım savalını elden bırakmış yılgın ve tükenmiş toplumsal çöküşte çöküşü tümüyle bataklık haline getiren doğrunun savunulması değil, hayatı tümüyle işlemez çalışmaz hale getiren kötünün daha kötüsü olarak belalı sorunlu hukuksuz haksızlığı baş tacı yapmış ölü döngülü hayata tutunmada baskın gelmeyi önceleyerek sürünmekte ve sürüklenmektedir toplumsal yıkım.

    Tüm bu nedenler bağlamında ilk okul ders konusunda bile hegomonyacı işgalci talancı emperyal yayılmacılığın neredeyse ezberden bilinen böl parçala yönet yaklaşımıyla Türk tarihi azınlıkların kültürel etnik ve sosyolojik hakları diye başlayan ; ve ardından devlet dayatması ve talebiyle sonuçlanan sayısız kayıplarla doludur.

    Cia yapımlı uluslararası kiralık katilliğin kapı kulu ve ahandası Fethulmetal’ in diğer yan ürünü olan PEKAKA uşaklığı, sömğrgeci ve yayılmacı emperyallerin diledikleri her şekil yağma bölme parçalama ve yıkım faaliyeti için en kullanışlı kundakçı ve tetikçi olarak tğm Türkiye, Atatürk Türklük ve Türkiye Cumhuriyeti karşıtları ittifakına Bop proje piyasasından kullanıma sürüldür. Dillerinde gününe icaba ve gündemine göre - özellikle sol jargondan- İyi kafa yaıpcı ve toplumu manupule edici demokrasi, eşitlik , hukuk , hak, demokrasi, kardeşçe yalana, özgürlük gibi enperyallerin tatlandırıcılarıyla içeriği sulandırılmış ve artık iradesini kaybetmiş güdümlü kalabalıklarda hiç bir anlam ifade etmeyince kadar yaygara laçkasına evirip çevirdikleri kesintisiz süreçler ardından Bop oyun ayaklarıyla aşamalı etaplı bu günlere idda ve talepleri devletleşme esası olana gelindi.
    Dengesizlikler çelişkiler bunalımlar gerilimler kayırmacılıklar keyfiyetçilikler çürümüşlükler korkular haksızlıklar vurgunlar soygunlar ve sindirilmişlikler gibi toplumsal liyakate dayalı sosyal birlikteliği bozan , hak hukuk adalet bağlamında kendi beka ganimetinden.başka hiç bir ortak kanun kural ahlak anlayış değer ve onur tanımayan ve kendi başına buyruk her zaafiyeti yağma sermayesi bilerek devletsizliği olağanlaştırmayı dayatan algı dolgulamasıyla bu yıkım yapılaşması, ilgisiz kayıtsızlığı uyuşturan toplumsal tepkisizliği algı yönetimleriyle ve siyasi istismarlarıyla bu günlere gelmenin ön çalışmasını yaptı.

    Irak Suriye İran ve diğer, emperyal düzeneğe göre ulus devletlerin yıkım imhasına yönelik Lübnan’ laştırma Tom Barrak’ çılığı dayatma girişimlerinin bölgesel değişimlerine göre şekli verilmek istenen PEKAKA kiralık piyon figüranlığını esas alıp baş göz etme imza töreninde somut hiç bir hak hukuk adalet eşitlik özgürlük demokrasi huzur refah geçim kalkınma büyüme gelişme ve birlikte güvenli yaşam içermeyen; ve sadece etnik ayrışma bölme ve parçalama taleplerini öteden beri talep edip dayatan; ve zaten öteden beri ayrılmalardan istifadelenen Mehepe Yeni Cehepe ve Yenisinin Yeni’ si ilk başta olmak üzere Türkiye, Atatürk, Türklük ve Türkiye Cumhuriyeti’ ne karşı Bop işbirliği ve figüran ittifakı olanların imzaladığı Tom Barak proje ortaklığında hemen hemen hiç kimse kurgulandıkları projelere şovalyrcilik etme sadıklığıyla, duyguda düşüncede yerli ve milli değildi.

    Sosyal hayatı, siyasal bütünlüğü, kültürel zenginliği, ekonomik refahı ve birlikte yaşam güvenliğini düzenleyip donatan en temel dolaşım döngüsü ve örgüsü olan iletişim ilişkilerini kökten bozup yıkan vurgunun soygunun talanın adaletsizliğin hak hukuk tanımazlığın gelir dağılımı eşitsizliğinin hilenin yolsuzluğun rüşvetin dolandırıcılığın kayırmacılığın iltimasın istismarcılığın dümenin imtiyazcılığın sefaletin yoksulluğun sahtekarlığın zorbalığın gericiliğin gelecek ve geçim kaygısının ve feodal hükümranlığın yol açtığı güvensizlik adaletsizlik toplumsal kutuplaşma çürüme yozlaşma karanlık sinmişlik cehalet ve çöküşün esas sağlayıcı nedenlerini olduğu gibi kalıcı çözümsüzlüğe bırakarak, eninde sonunda kaçınılmaz devlet isteme dayatmasına varacak olan çatışmaları körükleyecek kişi keyfiyetine bağlı Bop tasarımlı seçkinler zümresinin çıkar ayrıcalıklığını ve ganimetini kotarıcı yağma yıkım tezgahında PEKAKA kukla figüranlığının ‘ en az cumhuriyetin kuruluşu kadar dönüm noktasıdır diye yürütülen yıkım operasyonunun adını ‘ kurucu önder ‘ seyir süreçli yöntem yordam çevrim çarkında, somut etnik ayrışma taleplerin karşılandığı nicel ve göstermelik çözüntülerle toplumsal huzurun, bilimsel çağdaş ileri demokrasinin, kalkınmanın ve karşılıklı güven bağlamında saygın eşitlikçi onurlu sorumlu ilkeli dengeli donanımlı sorumlu kültürlü uyumlu özgür ve gelişmiş ortak yaşam bütünlüğünün kurulup sağlanması asla mümkün değildir.

    Kısacası…:

    Emperyal dayatmaların ve onların hem kuluçkası hem tetikçisi hem kiralık katili ve hem de her türlü yağma yıkım işgal ölüm zulüm ve talanların kundakçısı kafatasçı etnik ayrışmacı kiralık katilliğinin ve buraya uygun ortak çıkarcı öteden beri özel seçilmiş yatkın istekli ve hevesli Bop ekipmanlarıyla birlikte dayattığı talepleri karşılamanın dışında toplumun hiç bir ortak ve somut sorunlarına yönelik tek satır ilgi alaka çözüm yükümlülük ve sorumluluk taşımamaktadır bu tatlı kafa yapıcı laflarla demokrasi eşitlik kardeşlik veya Tom Barrak Lübnanlaştırma ekseninden icat ve etrafında kendinden büyük ulus devlet istemeyen İsrail beklentili terörsüz türkiye söylemli siyasi istismar hamleler girişimciliği.

    Yani tüm dünyanın yeraltı yerüstü ve insan kaynaklarına göz dikerek her yerde kanun kural adalet vicdan tanımayarak acıya kana sefalete yoksulluğa korkuya katliamlara kabusa ve gözyaşına boğup bulayan katil emperyal sürüsü, aynı karakterin en gerici ve etnik ırkçısı Pekaka uşaklık piyonluğunu demokrasi ve insan hakları havarisi kılıfıyla ambalajlayarak kurgulanmış bölme yıkım işgal tecavüz ve talan yağma projelerini hususi formatlanmış sloganist proğram ve proje süreçlerini diğer işbirlikçi figüranlarıyla beraber Bop tezgahına koymakta.

    Seyfi Karaca…. Ağustos/26

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 06.08.2026 - 13:11

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca

    ..
    SOSYOLOJİK ÇÖKÜNTÜ POTPORiSİ 2

    Bugünün ses renk ahenk sanat eylem fikir ve fiilinde kargaşa yoksa, yalan ve sahtedir her atölyesinden sunulan sergi dekor vitrin veya fuarı. Çünkü bugünün yaşam biçimi ve karakteristik özelliği, birbirinden özenti ve çalıntı hayatlara kopyalanmış ve bir arada çıkar fırsatçılığı kollamaya odaklı sürüklenen milyonlarca kalabalıklara hükmederek ezen üzen yoran ve öldürerek yaşatan kargaşa bunalım ve belirsizlik üzerine kuruludur.
    Bu çalkantılı kargaşa seli ve senfonisinde insan kendi tutsaklığının hem gardiyanı hem kölesidir. Hem özgür iradeye kayıtsız kalarak sürekli ürettiği sorunlara sitemle kahırla karşı çıkar, hem de pasif karşı çıktığına karşı özgürlüğü olmayan adanmış tapınmışlığın ağır faturasını yüklenir taşır.

    ‘ Benim memurum işini bilir ‘ mantıklı Oniki Eylül dayatması Özal süreçlerinden Bop Eşbaşkanlığına evrilen ve bu çöküşü doğal yaşam biçimi haline serbestçe piyasalayan döngüde her türlü kanunsuz yolsuzluğu tüm yan besleyen ( ahlaksızlık görgüsüzlük talan şiddet gösteriş cehalet eğitimsizlik kokuşma yozlaşma kutuplaşma bağnazlık zorbalık …) yıkımlarıyla beraber reva gören düzeneğin hem doyumsuz istifçisi ve hem de sınırsız sorgusuz çıkar istifadecisi bankalar borsalar holdingler tasarımcılar magazinciler tefeciler reklamcılar modacılar tarikatlar hiper süper marketçiler pazarlamacılar kalpazanlar mafyalar kirli siyaset ve beşinci kol faaliyeti medyalar ve onların ihtiyaç duyduğu toplum değiştirme ve dönüştürme faaliyetine uygun olabilecek en yüksek dozda kültürsüzlük yükleyen avanta ortakları ultura lüks konfor servet mal mülk sahibi starlar mega starlar ustalar üstadlar idoller ve fenomen ikonlar, yoksulların artışı oranında yıkımlardan çok kazananların liste başını çektiler ve halen de çekmekteler.

    Boşuna değildir ya ‘ moral sağlıklı bünyeyi kötülüklerle bozan veya umuda sevince aşka ve neşeye hareket ettirip çalıştırdıkça ömre değen her şeydir ‘ diye bilinen gerçek. Hareket etmiyorsa ölüdür müjdesiz umutsuz morali bozuk beden. Veya hep aynı tekdüze gerçeklikten kopuk laçkalıkta haraket eden ve hiç bir yere varmayan ve hep gizlendiği örtülü kabuklarda kıvranarak hiç bir saygın ve adil yaşam değeri üretmeyen kısır döngü külliyatçılığı da hem ruhen hem de bedenen ölüdür.

    Çünkü…ilmek baştan yanlışa düğümlenmiş, adımsa her türlü sapmaları doğru yol olarak rehber edinmiştir.

    Gönül ortaklığı samimiyet sıcaklığı ve yaşam birlikteliğiyle aynı değerleri paylaşmaya kurulup pişmeyen her yaşam sofrası, kişiden aileden insandan ve toplumdan yoksun ara mesafesi genişletilmiş soğukluğun zıkkım zehir zindanıdır. Bu yüzden böyle bir yıkım ve enkaz çöplüğünde insanın sağ huzurlu ve diri ilişkilerle hayatta kalması aska mümkün değildir. Birbirini sürdürülebilir saygınlıkta taşıyabilen ve kabullenen insanlık ve toplum hele hiç mümkün değildir.

    Aslında içi dışı hayat dolu yaşamak tutkusu ve sevinci, özgürlükle eşdeğer başlı başına değerli gerekli ve güzeldir.

    Fakat bugün istisnasız tüm dünya toplumları ( bizde bir tık fazlasıyla) baskılandığı veya koşullandığı her şeyin endüstrileşerek insanı soyup sömürme eğilimli yaklaşımlarla ezen alçaltan küçülten inciten her şartta yüksek kazanç elde etme pahasına şartlanmışlıklar cenderesinde hazır paketli proğramlılığın sınırsız tüketim bağımlılığıyla hiç kimse diğerinden geri ve kendi barajının altında kalmamak adına acımasız yarış ve furya döngüsü başdöndürücü kaç göçlere esir ediyor. Bu yüzden de ödemeler borçlar ihtiyaçlar gerekliliklerle boğulup tıkanırken dosluk ahbaplık arkadaşlık ve hatta aile içi beraberliklerde kimse kimseyi taşıyamaz hale gelerek çelişkiler kopuşlar ayrılıklar ve çatışmalar kaçınılmaz hale gelerek anlamını yitiren sahteliklerle dönüp ağıyor.

    Bu sebeple kendinden kaçan kaçana, her şeyin piyasa ilişkisiyle sektörleşttiği sayısız ağlardan biri olan TURİZM… hem insanlığa hem de dört mevsime ( ağırlıklı olarak yaza) damgasını vuruyor. Açık büfeden her şey dahil sokağına eğlencesine sahiline süsüne konforuna kadar, gidilen her yer dünya tek tipinde bütün yerler hikayeler ve mekanlar birbirinden derme bozmaya maalesef bildik tanıdık soyut rutinlerle aynılaşıyor…
    Akla fikre duyguya düşünceye sağlığa huzura delik deşik ederek saplanmış intihar hançeri gibi ışığı ve aydınlığı söndürüp yerine kirli kokuşmuş çürümüşlüklerin bile bile ısrarla ve farkında olarak karanlığını getiren.

    Eleştirel bakışlı yaklaşım akla fikre vicdana bilgiye olguya irdelemeye emeğe saygıya gözleme ve sorumluluğa dayanır, yaftalayan ön yargılı suçlamaysa köktenci ve bağnaz kara cehaletin aşağılık ve acizlik kodlarıdır.

    Susarak dayatılanı görmezden gelmeye kabullenmekle başlayan, sindirilmişliğin güç ihtişam baskı korku sür saltanat ve gösteriş zorbalığı tarafında hizaya gelmesiyle eş anlamlıdır. Kişiliksiz, sığıç, aciz, yardakçı ve yalaka bir davranıştır. Buraya hakim olunca suç kötülük karamsarlık haksızlık eşitsizlik şiddet cehalet ve bozgun artarak büyür, her hayati değerden insanlık azalarak eksilir ve ölür.

    Özenti, başkalaşmayı tetikleyen tutsaklığın kapılmışlık yarışından kendini alamayan her türlü bozulmaların son durağı ve başlangıç noktasıdır. Bu yüzden insanların bugün hiç tanımadığı yabancılığa kendi gerçekliğini saklayan stüdyo halinde özel tasarımlı ve yapay kamuflajlarla maskelenmiş kusursuz pürüzsüz boy poz desen dekor sergi sunum dekor ve gösteriş sergileyerek hiç tanımadığı başkalarından ilgi kabul takdir beğeni ve onay beklentisiyle yabancılaştığı kendini saçıp döktüğü fotoğraf ve görsellerden dilenip toplamaya ricacı minnetçi olması, kusursuz topyekün tükenişe dair ağır travmalı sosyolojik çürüme ve çöküntünün insanlığı eşyalaşmış ürün tezgahına koyan acımasız ve amansız pazar piyasacılığın sapkınlık saplantısı sonucudur.

    Her şekil acımasızlığın ayak oyunlarıyla birbirinden duydukları özenti bağımlılığını keşfetmek bilgilenmek anlamak araştırmak veya öğrenmek duyarlılığıyla hiç bir ilgisi alakası olmayan ötekinden geri kalmama kıskançlığını alçalmışlığını düşüklüğünü ezikliğini ve doyumsuzluğunu kışkırtarak gösteriş budalası ve bir an evvel gittiği yerden fotoğraflar ateşleme ahmağı Piyasa pazar ve köleliğine hükmeden moda market dekor tasarım lüks konfor tarz şekil imaj çarşı spor marka ve turizm patron tanrıcılığı, kapı kullarını bu sayede kolayca yeder güderler.

    Vucudunda kimliksizliğin çizilmiş haritasına ve bedenine mosmor imza atılmadık yeri kalmamış tecavüze ve saldırıya ugramışlar gibi acıyı ve adanmışlığı baş yacı eyleyerek her alanda tanrılaştırılan ve adeta tapınılan bireyselci kendinden menmul idollerin kandırma endüstrisine dönüşen istismar müessesesiyle hep dolandırılıyor her zaman kandırılıyor sürekli kazzık atılıyor ve yaşadığından ders bile çıkarmayan aklı fikri sorgulamayı devre dışı bırakarak hep acınılası kezzap çoküntülerin atığını tüketip ağıdını çalıyoruz.

    İnsan kalbinden yüreklenmeyen ve somut bağlarşa muhalif tavrı olmayan yerden kültür sanat doğmaz ve yaşamaz. Yağcılık çanakçılık menfaat düşkünlüğü ıskartası ve yalakasıdır orası.


    İster kırsalda olsun ister milyon aşırısı kent ve beton bloklaşma metropollerinde, moda müzik spor gıda ulaşım enerji iletişim eğitim sağlık barınma eğlence turizm güvenlik gibi hayatın can damarına çökmüş çöreklenmiş endüstri kollarının ortaklaşa tekelleşerek hiç bir varlık tercih etki tepki ve seçim yetkisi olmayan aciz ve zorunlu tüketim yığınlarına hükmettikleri güdümlü kafeslerinden plan proğramlar dahilinde çıkışlarını yönetip yönlendirirler. İnsanların boşaldıkları yerden imaj maske dekor kamuflajlarıyla debelenip çırpındıkları karşılıksızlığa tüketim çılgınlığı ve fotoğraf yetiştirerek esaret zavallılığını değerli kılma avuntusu buradan sebepli ve kaynaklıdır.

    İşkolikliklik, daima kazanıp stoklamaya adanmış istifçikik, servet mal mülk ünvan şan şöhret ihtişam gösteriş düşkünlüğü; doyumsuz görgüsüz hırs hınç ve yarışlara kapılmış tamahkarlık; bencil bunak acımasız duygusuzluğun riyakarlık esiri olmak ve sürekli çıkar önceliğini kollayıp gözetmeye tutsaklaşmak; kendini özgün değerde bilen insanlığa itici soğuk uzak ve incitici gelir.

    İnsan yaşadığı hayatı hırs ihtirasların bitmek tükenmek bilmeyen cehennemleşmelere çevirmeden her gününü memnun mutlu makul mesut inanılır güvenilir kabulde yaşamalı yoksa sonsuz sıkışmışlıktan çıkış duvarı veya kaygı korkuyla bütünleşik tatil arayışlarının cinnet cenderesinde yaşarsa, tutsaklığını doyurmakta zorlanan daha çok anlamsızlık mutsuzluk laçkalık yozlaşmasını ekler katar kendine. Çünkü iyilik güzelliğe dair her samimi adım, aşkı sevgiyi ve yaşama sevincini donatır.

    Korku yalnızlık ve karanlık belirsizliğin içine hapsettiği sessizlik çöktükçe kabusa döner, simsiyah ve kirli ıslıklar uğuldaşır her yanda, gündüz bile ışıkları yakarak yaşadığı ağır travmalar yaşar insan.

    Çünkü ortak yaşam değerleriyle özdeşmiş umudu huzuru istikrarı sevgiyi barışı sevinci coşkuyu belleği bilinci duyarlılığı paylaşmayı sorumluluğu hakkı kültürü sanatı hukuku ilgiyi adaleti kökünden bozup karartanlarla yüm bunlar afına ahkam kesip istismar tacirciliği yapanların aynı olduğu yer, hem sömürücü sponsor hem de tetikçi yağmacı olarak banka borsa medya reklam tasarım tarikat siyaset akademi galerisi toplum mührndisliği laboratuvarı piyasa pazar sektörcülüğü ve mafya holdingciliğidir.

    Burdan bakınca görünen ve bilinen o ki, artık özenti bağımlılığını dürtü refleksleriyle kurcalanıp kışkırtılan insanlık, gerek ruhu gerek bedeniyle kullanıcı ve sömürücü piyasa ihtiyacına göre cerrahi müdahaleli operasyon kuklası ve inşaat alanıdır .

    Bu yüzden de hiç bir duygusal ve duyarlılık bağı olmayan lüks gösterişli tüketimliliğin barları çarşıları terasları sahilleri otelleri taraçaları dekorları kostümleri tatilleri salonları ofisleri binaları terasları kahveleri mekanları algıları akışlanlıkları butikleri kıyıları köşeleri bucakları bencillikleri hırsları yabanilikleri yalnızlıkları ilişki ve iletişim bozuklukları hep kendi kapılmışlığından başka hiç bir şeyi umursayıp önemsemeyen; sorgulaması ve özgür iradesi olmayan; birbirine en acımasız hınç nispet kin nefret ihtiras hile oyun yarış ve herkesten üstün gelme dürtüsüyle maddiyat çıkar ve ihtişam düşkünlüğü güden akıl fikir kültür edebiyat felsefe sanat özgürlük ve özgüven yoksunu özenti kalabalıklarına göre tasarımlanıp düzenlenmektedir.

    Devletlerin omurgasını kurduğu akademik ve sosyal veri tabanlı AMİR- MEMUR zemin tabanında bu kesimi memnun ettikten sonra dışarda kalan bütün kesimleri hak hukuk eşitlik adalet huzur refah payı geçim kaygısı yaşam savaşı sağlık spor eğitim barınma gıda enerji dil kültür her bakımından kolayca istenilen zorluğu sinmişliği kabullendiren; ve bütün kötülüklerin serbest piyasa özelinde tekelleşerek kurumsallaştığı devlete nüfus ederek kadrolaşmış hiyerarşi ile gelen giden hükümetlerin ve magazin furya medya reklam banka borsa emlak tarikat siyaset gibi yancı ortaklarının çıkar ganimetine dayalı her işini gördüğü hizmet bürosu ve ajans işletmesi konumuna düşürülür.

    Bilhassa Memur kesmi işyeri garantisi olan ve kadro güvencesiyle korkusunu kaygısını kökten halletmiş kapısına gelenlere içgüdüsel olarak tepeden bakan ayrıcalıklı yetkiye sahiplilkle her ülkenin ortanın üstü tuzu kuru olanlarındandır. Çocuklarının da hayatını en çok elit seviyede yetiştirme şans ve imkanına sahip olanlar olarak tek düzeliği değişmez konforlu çarkın sürekliliğini sağlayanlar da onlardır. Bu bakımdan bir noktadan sonra yağmacı yıkımcı kokuşmuş çürümüşlükten beslenenlerle aynı ortaklık ve niyeti paylaşıp kırışma içerisindedirler.

    Yaşamın döngüsündeki hayati sorunların çözümünü -devleti iyi tanıdıklarından ve açık veren hukuki zaafiyetlere damardan hakim olduklarından - ve sosyal işlerin hallolması sırasında ve sonrasında nerde yaşanılası çeşitlilik varsa orayı en çok gezen gören duyan bilen tanıyan ve ilişkilenen yine onlardır. Ardından da bu şiddetli geçimsizliği kötülüğü ve kargaşayı başına buyrukluğu çöküşü ve kirlenmeyi kim bu hale getirdi diye sorarak sebebin en başlıca etkenlerinden biri kendileri olduklarının sabıka kaydını başka bilinmeze yıkıp saklayanlar da yine onlardır. Bu bakımdan kendi toplumlarına yabancılaşan üst elitlerle birlikte aynı üstenci ve kibirli anlayışa sahip kendilerini açlık yokluk işsizlik geçim kaygısıyla boğuşanlarla aynı seviyede görmezler. Marka özentisi fark yaratma bağımlılığı maske ve imaj düşkünlüğü ve en yaygını yurt dışı hayranlığı meraklılıkları keşfetme yahut tanıma ihtiyacını doyurmaya değil, orasıyla özdeş saydıkları aşağılık ezik ve kendini ayrıcalıklıya sıfatlandırma duygusuyla ilgili alakalıdır.

    Mutlak Doğru Mutlak Yanlışı sıfırlar ve eşitler durumu eskiden beri yaygin bilinenlerdendir.
    Düzenlilikse emek çaba enerji efor gayret kaynak odaklanma gerektirir. Tasarımlı kargaşa bozgun yıkım ve mutsuzluklar bile sistematik işleyiş ve içeriği için özenle donatılmış mutluluklar kadar bakım kurgu denetim gözetim onarım itina gerektirir.
    Gerekçeli gerekçesiz her şeyden yakınarak karşı çıkmanın hiç bir dengesi doğrusu özü sözü azmi kararlılığı inancı ve istikrarı yoktur. Kuralsızlıksa sorunları kendi kaderine terkederek çoğaltmanın ötesinde hiç bir yalan yanlışı onarmaya gücü kaynağı imkanı çabası isteği duyumu ve duyarlılığı yoktur.
    Seçimlerin bir daha olmayacağı, olursa da hep bop kazanacağı muhalefete de buna göre mülayim münasip bereketli elverişli ve ‘Tom Barrak Terörsüz Türkiye ‘ başlıklı federasyon dayatmaların dilediği kuklacılığı tayin edip şekil veren biçimde oniki eylül geleneğiyle ( tek adamlı eşbaşkanlığa tamam mı devam mı veya sistemin kökünü kazıyan referandum evet mi hayır mı lardan bu yana) gelip de hiç gitmemenin dayatılmış diktasıydı.

    Bu yüzden de herkes ortaya döküp saçıp savurduğu fotoğraf görsellerine ilgi çekmek için kir ve pislik boğumundaki poşet hayatını renkli cafcaflı yunmuş arnmış beyazın beyazı ve hatasız kusursuzmuş gibiye duvarlaşmaya kostüm şekil tarz dekor tasarım kalıp parıltı ışıltı gardroplaşmasında modeli salonu ve manzarası hiç duyulup görülmediklerin hızlı tüketim ağını kovalayan bozulmuşlukların en mükemmel olanına yetişip ulaşma sapkınlıklarında her yola baş vurduğu iletişim kanalları arızalı sınırlı tıkalı ve sorunlu yoksun ve yalnızlığına takılanların tanrısı veya eşi benzeri olmayan üstün seçkin pop starı olduğunu var sayan anlayışsızlığıyla yaşayan günümüz soyut ve yapay insan ilişkiler çöplüğü buraya her saniye malzeme yetiştirme korkusu kaygısı korkusu huzursuzluğu takıntısı ve dürtü bağımlısı telaşıyla ben merkezli bencilliğin tetikleyip kundakladığı esaret hicreleşmesini şiddeti gerilimli ezikliği zırvalığı ruhsuzluğu acımasızlığı savurganlığı karamsarlığı kayıtsızlığı mutsuzluğu her saniye daha da içinden çıkmazları ağırlaşan ve hiç bitmeyen gösteriş ahmaklığına bağımlı silsile birbirini zorlayan ve tetikleyen sorunları doğuruyor.

    Hep başkasını tanrılaştıran mucize yaratma sihirbazlığına bağımlılığın ve hayranlığının arabesk ezikliği, fanatiklik ve yoksunluğuyla işlevini yitirmiş eskiyenlereni yeniden çöplük sandığından çıkararak ah o mutlu günler tezgah safsatası dolaşımına ve kullanıma sunan yoz ve popüler kültürsüzlük, kötülük rezillik kepazelik saldırganlık sapkınlık şiddet nefret kin bozgun kahır cürüm kibir zorbalık ve say say bitmeyen diğerlerini gömüldüğü karanlığının insanlıktan azmış kopmuş sapmış çıldıran derinliklerinden çıkılmadığı sürece, sonucu bilindik yol yöntem ve hüner göstergesinden belliliğe alışılır kanıksanır ve her şey sözde karşı çıktığına pörsür büzülür ve kendileşir.

    Bu yüzden sadistliğe sapkınlığa sahteliğe ve şiddetin her türlüsüne yol hüner özenti oyun taktik icat metod araç gereç uygulayan ve gösteren Medya magazinciliği, bugüne kadar sergileyip sunduğu toplum mühendisliği bağlamında bu insanları bütün özgün değerlerinden yozlaştırarak şiddetli geçimsizliklerle tasarımlanmış bencilliğe çirkefliğe kepazeliğe alçalmaya zorbalığa kötülüğe kök salması niyetiyle öğretici aşılayıcı azmettirici ve tetikleyici psiko manyaklığın donanımlı okulu niteliğindeydi.


    Böylelikle gelecek geçim ve yaşam kaygısı ve güvencesi güdenlerin yabancıya kaçış umudu, sözde karşıt olanların bütün özenti taklidini sindirip özümseyen ilkel gericiliğin imaj düşkünlüğü ve kendini ezik yetersiz değersiz ve düşük görerek daha önce aynı deyimler sahibi kapitalist emperyalist merkezlerde aidiyetliliğini bilip görenlerin kimliksiz kayıp yitik oynak ve değişken oryantalistliği aynı sefil sosyetik bileşende buluşur kümeleşirler.
    Buradan çıkan sonuçla küresel soygun sömürü projelerinin icadı ve buyruğu Açılım Süreçleri ‘ nin en güncel versiyonu olan Terörsüz Türkiye yıkım yağma ve işgal kuşatmasının Oniki Eylil’ devamlısı Bop Eşbaşkanlığı kapsamında gelip de hiç gitmemeye odaklı Akepe mührüyle bütün muhafazakarlar, Mehepe markalı piyasa milliyetçileri, Erkan Baş Tip’ li takma kafa solcuları, Türk ve Atatürk düşmanı Hizbul Hüdapar ıvır zıvır vesair, Uluslararası kiralık katilliğin tetikçi uşakları ve bürokratik ofis temsilcileri Pekaka- Hedepe Fethulmetal ve ekipmanları, Kemal- Özgür özeline hususi tekelleşmiş Yeni Cehepe…Yeni Cehepe’ nin Yeni’ si aynı Tom Barrak tasarımında yeminli antrenmanlı ve provası Bop labaruarından adanmışlık şövalyeleri olarak ülkelerine yabancı ajandanın ihaleye çıkartılmış işbirliği siparişinde buluşmuş ve birleşmişler.

    Bu bakımdan İnsan adı sanı bilinen özgün hikayesinde kendine yabancılaşmada Yaşadıkça aşka yol ve yıl alarak tomurcuklanır dünü yarına bağlayan emek ve katkılarıyla aklı fikri sorumluluğu vicdanı kendine aitliliğin öz güvenini ve sevgi sanatını büyütüp anlamlı kıldığı bütün yaşama sevinci. Değilse nasıl ortalıkta görünürlüğünü yandırıp tutuşturmaya akıl fikir şaşkını herkes kurgu, her şey oyun, her dakka dukka sahteliklerle kadın kız genç orta yaş çol çocuk bebe şebe dede tosga …ayarı verilip donatılmış yanar döner afillisine yapay icat ve hususi oyuncak… Ora bura giden gelen yerli yabancı herkes ve her yer aynı.. gidip de nereyesin.. ??

    Uzaktan geçerken süslü hayalet mabetlerini andıran ve kimseleri yakınına yanaştırmayan heybetli kurulumundan kuş uçmaz kervan geçmez boğaziçi yalı ve villalarına mercek altı bakışla görülür ki, kendi dışındaki her şeyi ve herkesi dengi olmayan değersizlikte aşağılık gören; birbirleri aralarında hiç ilgili canlı doğal iletişimi bağları aidiyetlilikleri ortak paylaşımları ve komşulukları olmayan; dayanıklı korunaklı ve özel kin nefret kapris nispet rekabet kıskançlık çekememezlik ve kabulsüzlük yoğunluklu amansız bir hınçla konforda dekorda gösterişte görgüsüzlükte lükste şatafatta ve sosyete savurganlığında birbirine üstün gelme cinnetini kapışıp konfor ayrıcalığıyla boğazlaşan ambalaj kuklası imaj kölesi ve tarz soytarısı cansız ruhsuz porselen mezarlıklar gibidirler. Ev bark ilişkisinde de birlikte ve beraberce hiç bir akıl fikir sevgi saygı anlayış kabul emek merak ilgi samimiyet değer sorumluluk paylaşımı olmayan yalnız ayrı gayrı hariç soğuk uzak ve yalınsaklığa tutsak bir arada yaşayan; her şeyin en iyisi en seçkini en gözdesi en bulunmaz ve erişilmezi tek başına kendine istiflenen; başkasına da her türlü açlığı sefilliği yokluğu ölümü zulumu reva gören ve sonradan bulma görme varoş kökenlilerin de sınıf atlayarak buradaki bataklığa katılıp bütün sosyetik kokuşmuş çürümüşlüğü benzeştikleri sosyolojik travma ve mezarlaşma potporisidir.

    Çıkar ganimet rant ve yağma yoluyla mülk servet ve sürsaltanat sahibi olduklarını ezik düşük değersiz kenar gördükleri sayesinde elde ettikleri seçkinler imtiyazlılığının kozmik ve korunaklı alanları dışındakilere hiç bir gözlem deneyim kazanım ve kolaylaştırıcılığı paylaşmayan; Boğaziçi seçkinlerinin ülke genelinde benzer seçkinler semti aynısıyla bütüne yaygınlaştırılmış; ve adaleti vicdanı bozuk soygun sömürüye dayalı dünyanın her yerinde kendine özel toplumüstü sorgusuz sualsiz her hakka konfora servete güce ve güvenceye sahip insanlık dışı ilişkilerin morg ve kendine pirivat mumya galerisidir bu ışıltılı ve çorak kukla vitrini.

    Zenginliği istifleme ve depolama takıntısı olmayan paylaşım çeşitliliği bol dünyada daima karşı yakası çıkış yolları ve çareleri vardır hayatın. Fakat her türlü sapkınlık güdümüyle ilgiden meraktan bilgiden sanattan iletişimden ve ortak değerlerden yozunmuş bencil bağnaz ceset sultasında tek seslilşk tek tiplilik tek buyruklukuk tek düzelşk tek taraflılık çölleşmesi ve kısır döngüsü hamdir.

    Çünkü kılıf kalıp mekan iklim mesken kostüm cila süs şekil biçim tarz makam değişikliğiyle ulaşılıp erişilecek olgu değildir özgün kimlik değeri ve öz geçmişe dayalı yaşam kültür akıl fikir sanat anlayış inanış gerçekliği. Bu yüzden sırf arka plan iğretisi ve sansınlar desinlere maske aksesuarı olsun nitelikli ısmarlanmışlığı veya özenilmişliği kandıran soyut ve sahteliğe iz düşürüp poz kesmeler, tüketim çılgının dayatıp kurumsallaştırdığı zorakiliğin icabı ve onaylatma rolü gereğine herkesi figüran her şeyi sahnelenmiş tezgah ve her yeri stüdyo ofisi olarak algılar kavrar ve yaşar.

    Çünkü takıntılarının kölesi içgüdüsel dürtü bağımlılıklarını değiştirip düzeltmedikçe kamçılayan takıntı bağımlılıklarını yerine getirme pahasına insan hem kendi acı çeker hem de birlikte yaşamın bütün sağlıklı ilişki ağlarını çıkışı çaresi olmayan karanlık yitik ve şizofrenik tünelde bozar usandırır yıpratır dağıtır ve hep aynı yalam ortaklıpıns iştah karartan kısır döngüde sürdürülemez hale getirerek sürmüşlük enkazına yıkar.
    Kendine özel, başkalarının yoksul yitik yalnız kovulmuş tepkisiz ve çaresizliği ganimetine faydacı çıkarcı ve asalak, dayattığı beklenti karşılığını bulup görmekten başka hiç bir ilgi anlayış kabul ve inanışı olmayan ve menfaat karşılığını buldukça daha da fazlasına azıp kuduran tatmin olmanın dışında hiç bir şeye değer verip önemsemeyenlerin doyumsuz vicdansız ve kanaatsizliğin sapkın çelişkiler sosyetik yobaz yumağına çöküp üşüştüğü haramilik sultasıdır bu çullanmış çöreklenmiş insanlık enkazı.

    Çelişkilerin makas aralığı kapanmaz evrak dostasında günü aynı dünyada tamamlayan yoksul ve varsıl arasındaki buluşmayan yerin mutsuz yitik kayıp arayışlarla hiç bir yere varamamışlıkta kalan suçluluk duygusudur içini karanlık ve hiçlik örgüsüyle kaplayana kalan yük ve vebal.

    Çünkü aşktır arayıp da zor bulunan. Aşk ise herkesi kamaştırıcı tasarımlarla markalı müşteri kılığında dekorlayan barlar diskolar kahveler çarşılar fuarlar vitrinler mağazalar oteller daireler salonlar butikler turlar geziler sahiller kıyılar köşeler podyumlar mekanlar sergiler sokaklarda yok artık, Aşk ki, hecesi kitabı sevgi alfabesiyle özgün insanlığını keşfederek herkesi kendi değerinde görüp bilen davranış ve yaşayış duygusuyla buluşana sadık ve bağlı ; adalet sorumluluk ve paylaşma duygusu yüksek olanlara tutkun; hem sevgili, hem bir bütün, hem de özdeştir.

    Nedir ki..

    Doğal yaşamı KAZZIKLAYAN ileri düzeyli kalpazanlık gibi , mal mülk cevher servet gibi her ışıltılı metalleşme saplantısında değerden düşen insanlık da, öz varlığını kullanmadıkça doğal yaşamını yitirmiş paslanmış çürümüş yozlaşmış ve telef olmuş diller yollar özgürlükler bilinçler anlayışlar kazanımlar alışkanlıklar ilişkiler itibarlar öğretiler birikimler inançlar bellekler dağarcıklar bilgiler yöntemler beceriler ve kültürler gibiydi.
    Insanların can , hayat, iletişim, kültür ve yaşam ana damarlarına sokulup sinerek, dolaşımdaki sosyal siyasal ekonomik yığılmalara yozlaştırıcı yıkıcı öldürücü ve çölleştirici her türlü soygun soygun talan ve keyfiyet içgüdülerini doyurup tatmin etmeye menfaatçiliği çıkarcılığı ilkesizliği zorbalığı acımasızlığı haksızlığı hukuksuzluğu şiddeti sahtekarlığı onursuzluğu vicdansızlığı ve kişiliksizliği tüketim piyasasına dayatarak bütün kokuşmuş yozlaşmış çürümüşlükleri sıradanlaştıran ülke toplum devlet ve insanlık değerleri yapay zeka ruhsuzluğuna özelleştirildi. Çünkü senin iyiyi adaleti hakkı hukuku saygıyı sevgiyi kültürü edebiyatı sanatı aşkı güzeli doğruyu doğayı hayvanı börtü böceği sonsuz sınırsız insanı ve evrensel zenginliği dileyen savunan takip ve talep eden yaşam şavaşçalığın öldükçe azalan ve azaldıkça eksilirken, kötülüğün tohumunu ekip biçen korsan yağmacıları ve piyasa borsacıları her damardan fışkıran kanser hücreleri ve yıkım yağma cellatları olarak artıp çoğaldıkları tüketim çılgınlığı hızından YAPAY ZEKA hortlaklığına insanlığı rezil maskara ve murdar etti.


    Fiziği cilası şekli ihtişamı ve kostümü düzgün ağızlar sergiler kalemler ve dillerden yazmak göstermek sunmak ve konuşmak biçimsele önem veren paylaşımın içeriği ve maksadı ne olursa olsun bakmaksızın değerli saygın olumlu ve anlam taşıyan bildirimlerde asla bulunmaz. Bu yönüyle mezar görünümü hareketsiz ihtişamlı ölüdür . Veya kokuşmuş çürümüşlüklerde çırpınan ölü .Düzgün yazıp konuşarak diksiyon ve imla hatasızı olduğu sebebiyle ağzı dili havalı dumanlı laflarla hiç kimseye hiç bir şey ifade etmeyen kuruntu ve kuruntu çöplüğü külliyatına dönüşmüş bu günkü somut gerçeklikte iletişimini inancını mutluluğunu iradesini özgürlüğünü umudunu toplumunu cesaretini üretkenliğini algısını sorgulamasını duyarlılığını paylaşımını ilgisini insanlığını dünyasını özünü ve düşünebilme yeteneğini yitirmiş batırmış ima imaj sembol imge ve maske kölesi sığ soyut dolaşım gibi ölüdür.

    Bu da herkes kendi çıkarı gereğine madur, ama kendi yüzleşmesine hep bir başkası sorumlu ve suçlu peşin hükümlülüğünü ve yaklaşım biçimini kodlar.

    Basit samimi ve doğal yaşamayı zorlaştıran mutluluk yerine sorun sıkıntı geçimsizlik hayata tutunma ve gelecek kaygısı getiren ve her gün sayısız sahte güvensiz kişilik değişimleriyle iler tutarlılığı olmayan ziynet cevher lüks emlak para konfor moda maske eşyalaşmalarına kendini takas ederek oraya erişmede her yolu gerekli ve mübah gören çılgın tüketim hapisliğinde özendiğinden kendini yönlendiren duyan var sayan kabul gören değerli sayan ve yönetenlerin lütfeden rica minnetlere özleşmeyi köleleşerek özgün karakterde kendilerine ait gerçeklik hikayesi, varlık etkinliği, özgür iradesi ve adil kararlılık bildiren duygu düşüncesi ve saygınlığı yoktur. Özentinin de yoksunluk değersizlik kişiliksizlik eziklik sürekli yenisine muhtaçlık dürtüsünü kamçıladığı soygun sömürü piyasasında varılabilecek nihai yeri, tatmini, mutlu memnun sonucu yoktur. Hallettim kendimden kurtuldum vitrin şahanesine vardım yetiştim sandığında bütün duyarlılık insanlık ve duyumlarını yitirmiş harabelerde kendini ölü bulduğun cesedine kavuşmuşsun demektir.

    Çünkü alfabeyi söktükten hemen sonra taaa ilkokul ikinci sınıftan itibaren türü ne olursa olsun yazılmış olan her okuma parçasına bundan ne anladınız sorusunun karşılığı ANAFİKİR başlığı, yorulan ve güdülen amaç maksat niyet bildiri bağlantı duyuru veya paylaşımın çok yönlü içeriğiyle ilgilidir. Kimseye hiç bir şey ifade etmemeyi susan konuşmayan durgun sönük veya ağzı dolu veryansın bağırtı, zamanla kronikleşen insana toplum hapsederliğiyle kimsenin kimseyi ilgilendirmediği ve bütün ızulmuşluklara seyirci kalarak vazgeçmişlik tortularıyla çöküşğn piyasa figüranı ve esiri olmaya her olan biteni doğal karşılayan sağır dilsiz kifayetsiz rezil rüsva çileleş tutarsız sinik tükenmiş bağımlı insansılık ve toplumsuzluk sarmal dolaşımı salaklaşır.

    Çünkü kökeni algısı geçmişi alışkanlığı inancı göreneği ve iletişim dolaşımı bağımlı olduğu yoksunluk eziklik tükenmişlik ve köleliklerden gelenlerin saplantı düğümlerini bilimselliğe adalete çağdaşlığa ve özgürlüğe dayanarak görgüsüzlük gösteriş sahtelik ve cehaletten aşıp çözemedikleri sürece kutsadıkları bağımlılıklarını ilişkilendikleri her yere taşıyıp götürerek nufuz edip ele geçirdikleri her türlü ortak kazanım ve zenginleri kendi çıkar imtiyazına talan edip ülkeyi ve tüm toplumu kapsayan operasyonlarla herkesi ve her şeyi kimliksiz tutarsız liyakatsiz sorumsuz bağnaz bencil bozguncu tutucu gerici çağ dışı ve çıkar düşkünü kulluk köleliğe heveslisi buyuranın hacizi kendilerine benzetirler.

    Ev dediğin bunalım gerilim çatışma azap beton bloklaşma izolasyon yuvası, şehir ülke dünya insanlık ve toplum dediğin kendi çıkar menfaat üstünlük ayrıcalıklılık samimiyetsiz güvensizliğin tek düzeliği tekrar eden kalıbı değişmez kuşku kahır endişe korku salnım hücresi ve zehir zıkkım zindan yeri olmuş bitmişken…gittiği bulaştığı takıldığı Yapıştığı ve ilişkilendiği her yere savrulmuşluğunun boşluğunu ve özüne yabancılaştığı eziklik duygusunu bastırarak peşinen tapınacak derecede hayranlık duymaya kendini kendinden çalıp kaçıran naklen içerik üretme başlığı altında imdat çığlığı nitelikli enkaz görseli kaybolmuşluk derinliği ve zavallılık sinyali göndermeye param parçalarını döküp boşaltıyor plastik cerrahiden karma bozma yapay zeka çağı insanı.

    Hak hukuk adalet ayrıcalıklı muktedirlerin baskı aracı tekel ürünü olduğunda her şeyin radikalleştiği acımasızlık keşmekeşlik yağma soygun ve zorbalık keyfiyetiyle ilişkili ortada sergilenen göstermelik seçimler sahnesi, baştan sona kurulu dayatmaların serbest piyasası ve mutlak kazanç tezgahıdır. Ve herkes gittikçe bozulan bu yıkımdan payını alarak kötülükten nasip kovalama kanun kuralsızlığını yider güder. Böylesi çıkar rant ve menfaat güdümlü ihmal ve ihanetlerse umudu çaresi haktan hukuktan tükenmiş ihlalleri kurumsallaştırarak aykırılıkta çözüm arayışlı top yekün alt üst oluşları tetikler ve kaynaklık eder.

    Yaşadıkça tecrübe edinip kazanacağı kim veya neyin ölümcül tehlike sınırı nedir veya güvenilebilirlik yaklaşımı ne kadardırların hayatta kalma savaşımı sırasında sesleri renkleri cisimleri maddeleri durgunlukları canlıları cansızları hareketleri hemcinsleri veya yabancıları doğuştan gelen koruyucu reflekslerle ama olası durumda hemen kaçıp sığınabilecekleri hep yuvaya yakın bir yerde
    alamak zıplamak odaklanmak gizlenmek sezmek ve zır durumların üstesinden gelmek becerisini alışkanlığını çevikliğini ve atikliğini geliştirirken oynayarak gelişimi sağlayan sosyal çevre ve ebeveynlerin öğreticiliği hayatidir.

    Bundan yoksun büyüyen her canlı türü hiç bir deneyim ve gelişimini sağlamamış olarak ilkel aciz muhtaç korkak pörsük beceriksiz tuzağa çekenin avı olur. ( köstebeğin şahinin dalışından kıl payı kurtulan manyak eceline mi susadın sen siniriyle yavrusunu ısırarak hayat dersi verişi gibi) eleştirel sorgulamaya açık olmayan arızalı kendilerini bildikleri halde herkese eksiksiz kusursuz mükemmel ve her konuda sürekli haklı olduğunu dayatan içe ve dışa kapalı herkesi kendi dengesiz uçuk kaçıklıklarına şartlandıran hücre yaşamlarında sabırı takati dayanılmaz herkesi darma dağın ederler ve bozup berbat ettikleri hiç bir sağlıklı ilişkiyi kurup sürdüremezler.

    Soyan sömürenin insafına kalmışların zoraki refleksi olan hayatta kalabilmek, tıkandığı kapalılığın önünü açmak, çürümüşlükten kapış kapış pay koparmak ve her türlü kaçak ve kayıt dışı kirlenmenin neresinde olduğuna bakmaksızın kendine yer bulmak için herkes her yola baş vurur.

    Bütün bunlar toplamıyla ortada olup biten dönen dolanan Bop Tiyatrelinde:

    Mehepe’ yi Hizbul Hüdaparı Akepe” yi ve Pekakaı yı kuran donatan kullanan ve yönetenler hepsini aynı Bop saflarında buluşup bütünleştirirken kara kutusunda yıkım istila savaş kıyamet tetikçiliği olan Trumh Nato buluşturmasında Anıt Kabşr’ e gitmeyerek Tom Barrak proje yazılımını ihbar etti ve açığa vurdu. Kılıçdaroğlu yedeği Özgür Özel ise tüm buraların proje ortağı ve kurulum iştirakçisi olarak yürürlüğe konmuş olan bitenlere yıkım ve talan süreçlerine figüran fırıldaklığı etmenin dışında net samimi gerçekçi inanılır ve anlaşılır hiç bir YENİ eylem ve söylemi yoktu. Sebep..?

    Sahtelikleri soytarılıkları acımasızlıkları kendinden tiksinecek derecede en çirkef düşkün kokuşmuş çürümüşlükler ezikliğiyle alışmış kanıksamış olanların ortak değer bağlamında normalleri yoktur ve dünyanın her yerinden herkesi eritip yok eden piyasası serbest kişiliksiz onursuz başına buyruk ve kimliksizleştirme kotasında her türlü rezillik hukuksuzluk haksızlık bencillik bozgun kibir batak şiddet kötülük puştluk fırıldaklık fitnelik fesatlık kahpelik ve kepazelikleri normal sayar bilirler.

    Seyfi Karaca…. Temmuz /26

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca

    ..
    SOSYOLOJİK ÇÖKÜNTÜ POTPORiSİ

    Mehepe’ yi Hizbul Hüdaparı Akepe” yi ve Pekakaı yı kuran donatan kullanan ve yönetenler hepsini aynı Bop saflarında buluşup bütünleştirirken kara kutusunda yıkım istila savaş kıyamet tetikçiliği olan Trumh Nato buluşturmasında Anıt Kabir’ e gitmeyerek Tom Barrak proje yazılımını ihbar etti ve açığa vurdu. Kılıçdaroğlu yedeği Özgür Özel ise tüm buraların proje ortağı ve kurulum iştirakçisi olarak yürürlüğe konmuş olan bitenlere yıkım ve talan süreçlerine figüran fırıldaklığı etmenin dışında net samimi gerçekçi inanılır ve anlaşılır hiç bir YENİ eylem ve söylemi yoktu. Sebep..? Paranın gücün soyanın sömürenin savaş silah iletisim gıda ajan piyon tetikci enerji katliam yagma yıkımlara kurulu ofis temsilcisi, siyaset -ticaret borsasının sabika ve banka sahibi Israil ..!

    Israil, etrafinda özgür ve bagimsiz kedinden güclü büyük ulus ve üniter devlet istememe dayatmasi.

    Etkileme kuşatma ve kapsam alanı ne olursa olsun, varlığına göz diktiği ve gözetim altına aldığı her türlü baskıyı tehdidi çevirmeyi zoru zorbalığı sefaleti korkuyu istikrarsızlığı sorun ve geri kalmışlık sarmalını bölen parçalayan ayrıştırmalar çatışmalar savaşlar ve sürekli gerilimlerle kalıcı kılan işgalci ve yayılmacı dayatmalar, kurdukları ölüm zulüm çarkıyla ülkelerin coğrafyaların ve toplulukların bütün toplumsal zenginliklerini çökertir yıkar kendi çıkarlarına uygun yağmalarlarken büyürler, yağmaladıkları yerlerse Bop Eşbaşkanlığı gibi aynı maksatların sür saltanat ortakları sayesinde küçülerek kurulumu ve tasarımı sağlayan küresel zorbalığın hükümranlık otoritesine tabi olurlar.

    Nato buluşması ziyaretinde Türkiye’ ye gelip bağımsız üniter ulus devletimiz ve sevgili ülkemizin kutlu ve birleştirici ortak değeri olan Anıtkabire gitmeyerek kiminle ne amaç niyet ve maksatta olduğunu açıkça, bile bile ve göstere göstere Tom Barrak proğramlı Terörsüz Türkiye dolambaçın iz güzergahı üzerine olduğunu ortaya koyan ölüm zulüm savaş silah ive kıyamet tüccarı manyak Trumph, Çin’le bağladığı ganimet anlaşması yanısırasına, İran’ la sürdürdüğü proğramlı istikrarsızlık gerilim savaş ve her an çatışma dayatmasıyla dünyanın bağımlı olduğu ve sadece pompaya değil hayatın bütün can damarlarına katlayarak yansıyıp mecburen boyun eğdiği ve tükettiği petro kimya artışı sayesinde belirsizlik istikrarsızlık üzerinden trilyonlar kazanan Dolar, hızına yetişilmeyen çıkışla yükselmekte, siyasi ekonomik kültürel zenginliği soyulup yağmalananlarsa bölük pörçük olup artan bağımlılıklarıyla aynı hızla küçülmekte.

    Cevapsız kalan soruların bilinmezleri içinde sır olarak saklayan meraklar armağanlar ve müjdeler çeşitliliğidir henüz yaşanılmamış günlüğü ve gözlemleriyle yarın. Makamına erişip deneyimledikçe de çıkarımlarından süzümlenenlerle elde edilen bilgi beceri akıl yol fikir alışkanlık toplam iradesidir insan anlayış inanış görüş belleği bilininci.


    Eğer insan yaşam insan gündem toplum ilişki ve dünya gerçekliğinden kopuk kendi içine kapanıklığın kof hayal mahsülcülüğünü ve saplantı sanrılarını yorar fışkırırsa durmak yetinmek bilmeyen gerçek dışı platonik aşk bulantılarını, mutsuzluk acılarını, lanet kibir kahır sitemlerini veya ilgisiz alakasız soyut imgeleşme ve abartılı kurmaca yığıntılarını kusar köpürür. Yıkılan bozulan ve yerine getirilmesi kolay kolay mümkün olmayan hak hukuk vicdan eğitim doğa sanat siyaset ilim güven saygı samimiyet insan kültür iletişim ve toplum faciasını görmezden gelir veya görse bile her şeyin piyasa icabı ve doğası gereği normalleştiren kanıksama algısıyla umursamayarak gerekli ve sıradan sayar.
    Başı bozuklukluğun veya keyfi başına buyrukluğun dayattığı ve donattığı hayat , toplumsal riayeti ve liyakati olmayan kişiyi kendi bildiğine serbest bütün yolları tokalı felç ölümlülüğün kavga nizah kargaşasıdır.

    Adam veya kadın kanunu bozar, rüşvet yer, haksızlık eder, hukuku çiğner, sadistlik peşi kovalar, tecavüz ve suç işler, zorbalığanı dayatır, şiddete yönelir, baskı uygular, sapkınlık eder, dolandırır, kandırır, cinayet müptelasıdır, kötülüğü kışkırtır, ara bozar, fitne fesat kundaklar, bozgunculuğu meziyet beller, surayı bozar, daima öncelik çıkar ve imtiyaz gözetir, ahlaksızlığı leresizliği umursamaz, her yanlışını doğru bilinmesini ister, tuzak kurar, dümen vurgun soygun hile talan saldırı eziyet….dörtlüleri yaktığı yerde hayata nefes aldırmayan belasını bırakır ve buna hakkı olduğuna hır dalaşır kan gövdeyi götüren çullanmalardan ne pahasına olursa olsun üstün çıkmanın düşmanlığını ve kinini güderek düzensizlik -toplumsuzluk üzerine düzen kurulumunun yerleşik hale gelmesine sebep olur.
    Herkesin kimseyle ortak hak hukuk değer kanun dil kültür akıl birikim kaygı saygı ilişki yaşam güven sorumluluk hassasiyet aidiyet ahlak düzen dolaşım uyumu ve bütünlüğü olmadığı ve gözetmediği ‘ sen de kaçan fırsatı kollayaydın uyanık olaydın be adam ‘ gibi birbirine nispetçi yarışçı hileci baskın madikçi zorba acımasız sahtekar dalavereci dolandırıcı kuşkunun korkunun kabusun tükenişin karamsarlığın endişenin gericiliğin rüşvetin talanın kibirliliğin ahlaksızlığın yağmanın kargaşanın bozulmuşluğun sosyal çürümenin istikrarsızlığın ve toplumsal çöküşün meşru kabul ve masum görüldüğü itaatsizlik ağını örer.


    Irmağın durmaksızın akışı sırasında her damla kendi anlam değer canlılık katkı ve yükünü taşıyarak yol boyu surasında kimi ağaçları kimi sazlıkları kimi çayırlıkları kimi bahçeleri kimi bağları kimi gölleri kimi şehirleri kimi denizleri kimi barajları kimi kanalları kimi ekin ve bostanlıkları besleyip büyüterken kendine özgün eşsiz benzersiz hikayelerin yapmacıksız ve gerçek anlamda aynı yaşam yolu hiç değişmeksizin kendi tanığı olurlar. Fakat sırf başkasına nispet ve gösteriş yarışına kapılmışlığın üstün seçkin ve baskın geleni olmak için piyasa kataloğu tür ve türevi olarak değişkenlik çeşidi avı peşinde yozunmuş çürümüş insansa, her ne kadar aksesuar kılıf kalıp mekan kostüm eşya dekor değişim dönüşüm zik zakkarında hiç durmadan oynaklık ederek sürekli yeni av peşinde ( herkese mavi boncuk dağıtarak ilgi telaş takıntı ve ihtişam toplama derdine düşerse ) koşarsa o kadar sahteleşmiş değer kaybetmiş erozyona uğramış işlevden ve içerikten bozulmuş demektir.

    Hayata dünyaya kendine basacak ve duracak huzur rahat gün yüzü göstermemek için bunalmış tıkanmış ve kovulmuşluğun takibi mümkün olmayan kendini kovalamaya hiç bilinmedik veya başkasıyla yarışan imrenti açlığını karşılama çeşitliliği yetiştirmek için çırpınıp debelenmektedir … artık işlevi niteliği ve değeri tükenmiş süs ve gösteriş kölesi insanlık.

    Malum…

    Güç ihtiras bencillik bağnazlık yarışında doğan çürüme ve çöküntü, bütün birlikte yaşamanın amaç değer kaygı aidiyet ve yükümlülüklerini yıkıp yok ederek ; veya hiç bir ortak yaşam sevinci bırakmayarak kesin kararına varılan ayrışmayı ayakta tutan kin nefret düşmanlaşma gözü dönmüşlüğünü ve senin benimciliğini ( kabus travma felaket uyuşmazlık anlaşmazlık kopuş çöküş kavga gürültü bunalım gerilim çürüme yozlaşma ayrışma ve çatışma ilişkisizlik birlikteliğini değişe dönüşe tüketmeye ) .. bağlar.

    Ortak paydaşlıkları baskılanmış boğulmuş bunalmış aşağılanmış ve hiçe sayılmış sorunlu şiddetli gerilimli geçimsizliklerin hızlı tüketim ve sınırsız sömürü bağımlılığı tıkanıklıklarından planlı proğramlı kölelikten kaçışlarının doluştuğu yapay yapmacık ve gösterişli mekanlarda kabul onay ve beğeni odaklı duygularını okşayan tatmin olma züğürt tesellisidir

    Burda az gidersin uz gidersin yaz gidersin güz gidersin peşine takılan önüne düşen ve uzayıp kısalan gölgelerin bile sana söylemez aklın ağırlığıyla aşkın bedeninin aynısını giyeni ve taşıyanı olmadıktan sonra kış bahar üçüncü bahar yedinci iklimin hiç bir farkı olmaksızın her dönemeçte ben bu zamana kadar buraya nasıl dayandım ve katlandım ve sadece akşamdan akşama hortumla bahçe suvarıp sahilde güneşi öbür tarafa savuşturup yollamanın ötesinde ve kısır döngüsüne kaybolarak herkesin hiç kimse olmadığını… akşamın yokuşu asma köprüler gemilerden boşalan rıhtımlar ve sokak lambaları dahi kimseye söylemez.

    Tıklım tıklım kalabalıkların gün telaşesi değirmeninde ezip ufaladığı yalnızlık hücreleridir bu yüzden kimden gelirse gelsin katıksız onay takdir beğeni ve övgüler burdaki yoksulluğun yorgunluk nafakası ve esir alan tesellisidir.
    Bu kurak çölleşme ise insanı kendi olmayan kamuflajlarda beğenilmeye ahmaklaştırarak dürtü bağımlılığını kandırma ve takıntılarının doyumu için tatmin olma tipini çılgın tüketim piyasası ihtiyacına göre özenle markalayıp modelliyor.

    Çünkü özgün kişiliği kavramı anlamı değeri varlığı olmayanın aşk ve sevgi gibi yüklenip taşıyabilecekleri yaşam ortaklığı da yoktur. Saygın kişiliği olmayansa insanlığını kendine bile kabul ettiremediği huzursuz yetersiz eksik dışlanmış yoksun muhtaç aciz ezik çaresiz dengesiz zavallı ve açlık duygusuyla kamçılanarak yoksunluğunu tamamlayan değer kattığına inandığı doğallığını yitirmiş sanal sahte şatafatlı gösterişli değişme ve başkalaşma dürtülerinin proğramlanmış tasarımlılığın SIRADIŞI kulu kölesi olmaya eğilir ve yönelir .
    Seçici olmak, özgür iradesi deneyimli katkısı birikimli donanımı etkin sorgulaması ve liyakatli becerisi olmaksızın ışıltılı şatafat sahteliğinde gösterişli yer kapmak için her yolu mübah sayan kamuflaj maskarasıyla ve sürü bağışıklığının akıntısına kapılmakla olup bitecek kişilikli ve saygınlığın adresi değildir.

    Tam tersi aklın fikrin vicdanın emeğin yorup kazandığı değerlerle sakin dingin güvenli onurlu bilgili kültürlü sağlıklı huzurlu mutlu özgür topluma doğaya ve insanlığa duyarlı kendine özgün sevgi bağlamıyla özdeşleşen ve sorgulayarak erişilen çıkarım farklılığını ve farkındalığın gayretini gütmekle ilgilidir seçerek yaşama arzusu ve isteğinin temel dayanağı.
    Karamsar kötümser çekimser yılgın bunak kuşkulu endişeli umudunu gayretini inancını ve yaşama sevincini terk etmiş bunalım ve kriz müptelası kişiliksizlikler sorunlara ilişkili ve güdümlü yaşarlar ve her ortadan kalkan tıkanıklığın giderilmesine asla anlayış meyil ilgi ve yakınlık göstermezler çünkü varlık sebepleri polemiklere çelişkilere derlere acılara azaplatıra gericiliklere hurafelere ve toplumsal eşitsizliklere bağlıdır.

    Çünkü çare huzur umut ve ortak mutluluğa dair hiç bir gelişim olgunluk yeterlilik donanım deneyim güven kabul özgüven ve birikimleri yoktur. Bu yüzden de bütün günü olumsuzlukları üretip artıran çatışmaları gerilimleri nefretleri sapkınlıkları bunalımları bozgunları yıkımları kahırları şikayetleri bozulmaları gayretsiz tepkisiz yakınmakları körükler ve kovalarlar.

    Her hakkını aratana sindirme şiddeti sallayıp zindanı boylatarak muhalifsizliği zorbalığı ve keyfiyeti dayatan; toplumsal damarları çürümüş, ilişki ağları tıkanmış, akla fikre edebiyata sanata kültüre vicdana ahlaka özgürlüğe mutluluğa sevgiye saygıya söze onura duyarlılığa eğitime spora sağlığa umuda güvene dağlığa gıdaya barınmaya beslenmeye bilince sorgulamaya yaşama hakkına ve insanlığa çöküp kayyım atayan yargı; sömürü çarkına hakim olanlarca can damarı tıkanmış sosyal kokuşmuşluğun korku ve baskıya dayalı toplu sindirme ve ayrıcalıklı seçkinler sultasını koruyan toplumsal suikast aracı olarak kullanılmakta.

    Muhalifsiz seçimlerin ( muhalefetin de ne zaman nasıl işlevsizliğe şekillenmesi gerektiğini muktedir olanların belirlediği ) toplumu makaraya sarmanın dışında hiç bir anlam ifade etmediği sürekli irin iltihap ve sorun biriktiren bu hastalıklı topyekün alt üst oluş hali ise günün bitiminde kaçınılmaz bir şekilde yoğunlaşan zorbalık sultasını taşıyamayarak hayatta kalabilmenin düzen dışı radikal patlamalarına ve yıkıcı tepkilerine yol açar.
    Çünkü kokuşmuş çürümüşlük bağımlılıkları güdümlü dürtülere odaklı açlık ve muhtaçlığı artırıp çoğaltırken, akıl vicdan kültür saygı sevgiyi paylaşan birlikte yaşama inancı ve kaygısı cesaret özgürlük merak araştırma sorgulama keşif deneyim ve beceri yüreklilik ve emek gerektirir.

    Her şeye vardan yoktan gerekçe uydurup kulp takma bahaneler uydurma ve kendi varlığını kızağa çekme yahut cürümün gizli öznesi yapma sorumsuzluğuyla hep başkasına yıkma ve suçlama sabit kalıp refleksi bu kaypaklığın tipik karakteristik özelliğidir.
    Tek düzelikte yorulmuş yıpranmışlıkların enkaz birikintisi vardır ve dümdüz hareketsiz ve kımıltısız oradaki kurak boşluk herseyi emer ve yutar. Ses seda eylem ve karşı eylem yaşam canlılığını doğuran etkinlikleri yaratır. Bu etkinliklerse sabit ve standart olmayan inişli yokuşluluğun sürükleyici etkin cazibesi ve hayati önemseki çeşitliliğe boyut kazandırıp yön veren eylemsel katılımcılıkla mümkündür.

    Sınırsız ve doyumsuz güzelliklerin kaynağı doğadır. Doğa ise ruhuna aklına hayaline duygusuna düşüncedine fikrine özlemine özgürlüğüne arzusuna ve bedenine çelenk kelepçesi yahut duvarlaştıran ayrıştırma düzenekleri vurulamayacak insanla özdeştir.
    Sınırsız sorumsuz edinme ve sahiplenme duygusu insanı önce kendine hapseder sonra da hapsolduğu düşkünlüğünün sadist hastalıklı sapkın bunak doyumsuz tatminsiz tamahkarlığıyla ilişip bulaştığı her şeyi bağımlılık dürtüsünü doyurmaya hapseder, durmaksızın çitler tel örgüler ve duvarlarla her yeri birbirinden ayırıp bölerek dünyayı tanınmayacak hale talan ve işgal ettiği yıkımlar ( sınırlar kafesler ve parsellerle) örer bozar ve donatır dağa taşa denize ve ormana.

    Çok çeşitliliğin İlişkisi bağı kaynağı dengesi amacı nedeni düzeni yolu yordamı sonucu ve zaman akıntısı ırmağıdır hayat.

    Bu yüzden de her ne kadar boyalı süslü akıl çelici yahut göz kamaştırıcı olursa olsun, zamanla bıkkınlık veren sahnesi sürekli aynı kof basmakalıplarda tekrarlara rutinleşmiş değişkenlikler tatiller dekorlar kostümler bile insanı kuşatıp hapseden boğulmuşluk hissi uyandırarak itici monoton donuk kuşatılmış bunaltıcı boğucu bezdirici yorucu ve can sıkıcı gelir.

    İnsanın gerçek evi, aklının fikrinin yol ve yön gösterdiği arayışlar içinde geçen zaman zuhurdur sürecidir. Çünkü bu süreç içinde döner dolanır hayat. İnsan, ışığa yola dağa denize başka insanlara ve başka hayatlara böylece rastlar farkeder tanışır. Tercih veya reddetme becerisini burada kazanır.

    Herkese benzeyen; ama bir ortak ilgisi bağı kaygısı sorumluluğu paylaşımı sevinci sanatı edebiyatı olmayan baskılandığı dayatılanı tüketmekle mahkum yoz kültür kokuşmuş çürümüşlüğünün hazır tüketicisi tezgahına düşmüş iradesiz tepkisiz ve liyakatsiz bağımlılıklarının kölesi bu kısır ve kurak döngü sarmalını kurgulayan arka plan düzenek sahipleri, okulları meydanları trafikleri şehirleri tatilleri çarşıları mekanları tesisleri vitrinleri binaları reklamları modaları salonları şekilleri tarzları imajları maskeleri magazinleri dekorları kostümleri ulaşım ve iletişim araçlarını yani hayatın bütün ağan dönen her şeyini avladıkları insanlığın başka seçeneği asla mümkün olmayan bu lüks savurganlık ve gösteriş kuşatılmışlık ağına göre örer kurar ve donatırlar.

    Şikayet karamsarlık muğlaklık belirsizlik kuşku ve kötümserlik, hem yaşam biçimi hem de kimlik karakteri olanların sürekli ve durmaksızın değişikliğe muhtaç oldukları sebebiyle her gittikleri veya iliştikleri yer ve yapay nedende teselli olma muhtaçlığını doyurmaya dönük kendine yetişemediği kıskacın pahası eziyeti zahmeti ve yükü neye mal olursa olsun üşenmeden gösteriş bildirim ve paylaşımlarda bulunması içindir.

    Faturasına yetişilmez hızlı sınırsız savurgan sürekli ihtiyaç ve bağımlılık artıran çılgın tüketim karmaşası tutsaklığında birbirini yoran üzen ezen ve zıtlaşarak yaşayan her türlü birlikteliği ayrılık ve kopuş tezgahına düşürüp hasmani çullanışlarla beraber fakat ortak sevince dair hiç bir anlam değer amaç gayret çaba emek yakınlık duygu düşünce sorumluluk ilgi aidiyet artırım harcamasında bulunmayı gereksizlik yükü olarak görerek korkunç bir yabancılaşma cinnetinde ayrı gayrı ve her türlü yakınlaşmayı herkesin diğerinden eksik ve geride kaldığı varsayımlı kendi takıntı sarmalında ötekini suç günah yasaklı kaçak fazlalık ve sürgün saydığı içler acısı kokuşmuş çürümüşlük izolasyonunda sonsuz bir cinnet ve zindan kuyusudur, artık idaresizliği idare bilen piyasa kölesi kuru kalabalıkların gezi turları tatil furyaları değişkenlik dekorları imrendirme kostümleri kışkırtma alışkanlıkları ve herkesin gittiği yeri görmeye can atan ve gitmediğini sandığı yerden kendine özel erişimsiz ve değerlilik gösterişleri silkeleyip savurduğu yapay ve yapmacık sanal dünya kozmopolitiği.

    Haset fesat kin nefret kayıtsızlık karamsarlık çekememezlik görgüsüzlük böbürlenme şatafat nispet yarış üste çıkma ve herkesin erişimsiz gözdesi olma gibi yoz ve popüler kültürün bütün virüslerinin taşıyıcısı kuklası olarak kendi özgün kişiliğine ait hiç bir özgür iradesi aklı fikri birikimi tepkisi duyarlılığı olmayan sürekli çeşitlilik ve farklılık yaratma bağımlılıklarını doyurup tatmin olma ihtiyacı kendi seçimlerinin bir tercihi değil, herkesin gösterişte ve görgüsüzlükte birbirinden geri kalmama dürtüsünü ve düzenek kurgusunu körükleyerek idare ve sevk edenlerin çılgın tüketim muhtaçlığını dayatan hükümranlığın soygun sömürü çarkından beslenen ayrıcalık sınıf zümre ve imtiyaz sahipleridir.

    Seyfi Karaca… Temmuz/26

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 04.08.2026 - 15:58

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca


    YORUMSUZ KARiKATÜRÜZE 2 ( veya alayina siir derken )

    Bir kişiden, yani tek başına kendimizden yola çıkışlı ikinci kişi dahi olsa, sözel yazınsal veya görsel her sunum, yüklendiği içeriğiyle ve iletişimiyle topluma ulaşmayı hedefleyen SOSYAL PAYLAŞIM karakterindedir. Yani paylaşılan içerik, iletişim topluma ulaşma ve etkileme gibi asal amacı vardır. Durum böyle olunca da değerler ve dolaşımın breyi olan her kişi, paylaşımdan etkilendiği oranda açık yorumlu eleştirel bakış inceleme sorgulama hakkına sahiptir. Paylaşımı sunansa burası bana özel yek başına buyruk şahsi malım yaklaşımlı kayıtsızlık lüksüne sahip değildir, içerik bağlamında yapıcı veya yıkıcı kime ne taşıyıp ilettiği kadar sorumluluğu yüzleşmesi ve bağlılığı vardır. Niye mi…?

    Çünkü ağzından dumanlı zehirler toksinler kirler salgınlar ve bulaşlar tüküren veya üfürenlerin ortak yaşam alanlarına verdiği zarar, yıkımları yerleşik düzen hal aldıktan sonra farkedildi ve ölümcül etkisinin farkına varıldı. Toplum yaşantımızda sosyolojik yapılanmayı , ortak değer kültür ve kimlik bilincini, huzurlu güvenli ve sağlıklı iletişim paylaşım döngüsünü aynı etkinlikte yapıcı veya yıkıcı etkisi vardır kültür sanat edebiyat külliyatlı yazı görsel veya konuşma dilimizin.

    Alışkanlık davranış duruş inanış ve bağımlılık nöronlarını bilinç altı çalışması nitelikli dolgu ve yerleştirme operasyonculuğunun aksam parçacığı olan ‘ herkesin doğrusu kendine’ formatındaki sergi paylaşım veya sunumun, hiç bir ortak itibar ve duyarlılığı olmayan ama herkesi kendi bildiğine çevrimlediği ve ayrı gayrılığını dayattığı müstakil yolu, özel talep ve istekleri, trafiği, kuralsızlığı, başına buyrukluğu, duruma göre değişen hükmü, yaptırımı, inancı, sorumsuzluğu, ve yanlışı doğru bilen ve yaşayan sınırsız serbestliği vardır.

    Ayni gönül bagliligin varligindan sonsuz sevincleri sevgileri coskulari hasretleri ve bereketi bitmeyen siginagi saglam mutluluklari kucaklayip sevisen ASK kiblesindeyiz sevgilim sultanim. Seni bana, bizi bize verene bin sükür. Kucaklayip öpüyorum simsicacik her bir zerrelerinden.

    Bu sebepten;

    Koltuk numarası bileti kesilmişliğe kenar köşe edilip oturtulmuş, durmaksızın sabit konumluluğun biçimsel eksik gedik kusur kambur çukur veya fazlalıklarını dikizleyen aklı fikriyle, baktığı gördüğü duyduğu yahut okuduğu her ne ise sadece ordaki varlığı samimiyetsiz hazır kalıplılığın peşin övgüye dayalı döşeli suskunluk seyircisi olmaya veya yüksek gürültülü tezahürat fanatiği modeline kalıplaşmışlık, paylaşım değeri sıfır olan standart kokuşmuş ve çürümüşlüğü doğurur üretir. Çünkü paylaşmanın saygın ve sağlıklı verisi veya göstergesi, yorulan emeği sunanla emeğe taşıdığı içerik ve amaç paydasında tanıklık eden yahut faydalanan arasındaki eleştiren sorgulayan tartışan irdeleyen katılan karşı çıkan öven veya yeren karşılıklı iletişim samimiyetidir ortak paylaşımın adı ve adresi .
    Etki tepkiyi doğurur bakın bu da kesinliği olan sosyolojik olgudur. Her gün birbirini etkileyen birbirini kapsayan birbirini kuşatan birbirini özgür iradesi olmamaya hapseden ve birbirinden etkilenen kurguların soyut hücre rahminde aynı acı kahır korku lanet acımasızlık veryansın figan bağımlılık muhtaçlık terkedilmişlik zavallılık eziklik acizlik yalvar yakar kör kötürüm ve çilekeşlik feryatları çığnayıp tepişen depodan , saygın edebiyat ve toplum asla doğmaz maalesef ve ürettiği sorunların hali diliyle boğuşarak onurlu değerlilikten uzak kronikleşmiş şiddetli geçimsizliğin karabasan tekrarlarla yaşar sosyal yıkım ve toplumsal sür savrum.

    Topluma dönük yazdığı kurduğu resmettiği tasarımladığı veya ilişkilendiği halde, ‘ ben ettim yaptım herkesin en güzeli oldum toplum ‘ bağlantısızlığının nüveleri olan kendi kuraklığını karanlığını kederkeşliğini ezikliğini sevgisizliğini düşkünlüğünü umutsuzluğunu fanatikliğini dengesiz tutarsızlığını bağımlılığını kimliksizliğini zavallılık ve muhtaçlığını öne çıkarma sebebiyle, dışarda kalan kayıtsızlığın toptancı ve piyasacı anlayış deposunda üretilen her yanılgı ve yanlış, sindirdikçe toplum katında yayılarak kanıksanır alışılır özümsenir alışkanlık yapar sağlıklı ve saygın olan her şeyin yıkıntı boşluğuna konuşma ve yaşama biçiminde dolaşım ürünü olarak bireyselcilik ve bencillik köpürtmekten başkaca tanıyıp bilmemeye kurumsallaşır.

    Bütün sosyal damarları çürümüş kopmuş, kıran kırana yılgınlığı yozlaşmayı tükenişi görgüsüzlüğü ve gericiliği işleyip köpürten ve kışkırtan bu asosyal travma, her şartta şahsına özel konforlu seçkinliğe kendinden başka hiç bir ortak paydaşlığı olmayan çıkarcılığın da algı sağlayıcı kaynağı ve kültür erozyonculuğunun temel yakıt malzemecisidir.

    Herkes her gün kullandığı kelimeleri ve dili kendi keşfedip kendi kendi e öğretmediğine göre, tüm iletişim bağımızı donatan kaynak toplumdan gelenlerimizdir. Sınırsız zenginliği ve çeşitliliği olan Burada hangi duygu yahut düşünceyi nasıl harmanlayacağımız değil , somut gerçekliği olmayan şekilci yüzeysel sahteliklere ve sadece kahır keder boğan aşırılıklara kabızlaşmaya karşı gösterilmesi gereken duyarlılıktır esas olan. Çünkü bu ölü döngülü çukurda yıkımların ve felaketlerin müptela müşterisi olarak ne dil ne bilimsellik ne hayat ne kültür ne adil ve ortak değerler bütünlüğü ne insan ne toplum asla yaşama şansına sahip değildir.

    Ve ayrıca sadece soyut duygusal çeşitliliği çok çalkantılardan ibaret olmayan insan ve toplum kaynaklı güzel sanatların; elbetteki edebiyat - şiirin de dayanıp güvendiği somut aklı fikri mantığı vicdanı özgürlüğü bilgisi deneyimi birikimi gözlemi ve kalbi vardır. Kabız ve kurak yapay taklitçilikte veya tek damarlı aşırılıklarda özgürlüğün aklın fikrin ve güzel sanatların kalbi dayanamaz çatlar ölür.
    Bu kör kütükten dolaşım ağı, cafcaflı poşet torbasına doluşmuş bireysel bencilliğin her adaletsiz eşitliksiz dayatma ve keyfiyetini haklı gerekli makul masum ve yerli yerinde gören kabullenmeyi ve sosyal salaklaşmayı aşılar ve örgütler.

    Çünkü nasıl ne gibi emeklerden ve hangi hasattan yediğimiz içtiğimiz bedensel yapı taşlarımızı örüp donattığı veya öldürdüğü gibi, hangi kelime ve cümlelerle hayatımızı kurduğumuzsa hem bireysel benliğimizi hem de ortak toplumsal kimliğimizi yaşatır veya öldürür.

    O yüzden de sadece sosyal ortamlarda değil, hayatın her alanında sunulan her paylaşım, tıpkı yapılan yorumlar gibi kişiye veya keyfiyete özel değil toplumun sağlık huzur eğitim vicdan adalet onur özgürlük özgüven aidiyet ve liyakat ekseninde iletişim kalitesini ve reflekslerini ne denli bozduğu veya değer artırdığıyla, yani kişi özelinden ayrı, toplumun sosyal yapısını ve yaşantısını etkilediğiyle ilgili alakalıdır.

    Ve toplumda ara bozgun ve yara açıklığı kapanmayan ( inanç bitmiş güven bitmiş samimiyet bitmiş yakınlık bitmiş söz bitmiş sohbet bitmiş vicdan bitmiş saygı bitmiş liyakat bitmiş hukuk bitmiş hak bitmiş sevgi bitmiş onur bitmiş ilgi bitmiş ilişki bitmiş …) o bitmiş bu bitmiş tükenmişlikleriyle ortak yaşam değerlerimiz yanıp kavrulurken, kendi gölgesini büyüterek durmaksızın her şeyi daha da aciz yılgın kaçak çarpık çilekeş karamsarlık ve kötümserliklerle boyayıp bezeyen karabasanlığın sancı sızı vaazleri veren sinema sanat resim edebiyat ve şiir lakırdısı , her yozlaşma katkısını herkese göre makul mübah gören piyasa anlayışıyla insanlık adına zıkkım yutkunup can çekişiyor demektir paylaşılan her sergi ve sunum.

    Toplumun iliğine kadar özünü sözünü ertip tüketmeye ‘ bütün dünya hayatınızı bırakın beni duyun, bana bakın perişanımı görün, alemler zavallısı sefilliğime acıyın……’ gibileri kronik söylemlerin hammaddesi kılan döngü, beylik tabirle de duygu sömürüsünün yaygın istismar ayağını proğramına yüklediği aydın ilerici çağdaş milli muhafazakar görünüşlü ve cümlesi yalnızlaşmış kalabalıkları hep beraberce aynı kafesten evrimleşip çark döner.…
    Bu yozlaşmışlık hariçlik hiçlik ve tükenmişlik çarkında kimse eğer ucu kendine dokunursa kendi çıkarından başkasını zerre miktarda samimi yaklaşımlarla düşünmüyor. Ve acıyı ezilmişliği kahrı gözyaşını hiç elden dilden düşürmeyerek, milli ve yerli görünüşü ilerici aydınmış gibi bağımlı yaşıyor.

    Sosyal iletişim ilişkilerine etkin kaynaklık eden sinema da medya da şiir de edebiyat da etkileyen arızaları sorgulamadığı sürekli yapaylığa ve kangrenler arızasına sabitliliğin toplumu kodlayan ve mayalayan algı ve alışkanlık ilgisizi yatay geçişle, ekonomide sosyolojide siyasette eğitimde inançta dilde kültürde, kısacası hayatın hiç bir yerindeki olumsuzlukları sorgulamıyor ve olup biten bütün kahır - karabasan arızalı yozlaşma kokuşma ve kötülükleri her şeyin gerçeği kendine göreceliğin anlayış ve yaklaşımıyla kabullenip, çürüme bağımlısı herkes yıkım sarmalını tükettikçe daha çok sorun üretiyor, üretip tükettikçe daha çok cehalet kargaşa ilkellik bela zorbalık şiddet eğitimsizlik ayrılık
    duyarsızlık mutsuzluk istikrarsızlık haksızlık zorbalık hukuksuzluk itaatsizlik iletişimsizlik yılgınlık tükenmişlik gerilim ve geçimsizlik gibi sorunlar yığınağını tükeniyor..

    Etkilendiği, ama sorgulamadığı yozlaşmanın tetikleyen temel sebeplerini ve doğurduğu sonuçlarını birbirleriyle ilişkilendirmekten yoksun kayıtsızlık, algıya yuvalanan yazının sözün ve görselin sirayet ettiği yoğunlukta kişiye kabulünü ve kalıcılığı sağlar.

    Bireyi değerli kılan toplumla eşdeğerlilik itibarı, sosyal her alanda kalite huzur refah sağlık eğitim barınma kültür ekonomik güvenlik gelişmişlik ve standart çağdaşlık seviyesidir. Tüm bunları sağlayan şey de seviyeyi aşağılara düşürücü yozlaşmaya keyfiyete haksızlığa ve liyakatsizliğe karşı özgür bakış açısı ve ve sorgulayıcı tepkisel duruş veya eleştirel duyarlılık hassasiyetidir.

    Sonra da hiç olumlayan müjdesi olmamaya güdümlü bağımlılıkta acıya gebe, çaresizliğe tutsak, saygı sevgisizliğe ören viran, yıkımlar ilgisizliğine dönüp ağlıyoruz, yanıp ağlıyoruz, felakete ağlıyoruz, sefalete ağlıyoruz, vara ağlıyoruz, yoğa ağlıyoruz ve sonuçta her acı sarmalından muhtaçlık kanatarak aglamak , cehaleti felaketi ve ölümü karakterleşmiş kimliğimize özdeşlikte kutsayarak yaşıyoruz.

    Soyut olan bütün öz çıkarımların somut gerçeklikle ilgisi sebebi kökeni aidiyetliliği ve bağı vardır. Aynı ilişki ve kaynak bağıyla ruh ve duygusal yapımızın ilişkilendiği bedensel varlığımızla kopmaz ayrışmaz bütünlüğü vardır. Toplum birey ilişkisinde de bireylerin sağlık barınma beslenme korunma adalet eğitim istihdam iletişim gibi sayısız ve hayati ihtiyaç gereksinimlerinin ayrışmaz kopmaz bağlayan bütünlükte dengesini kaynağını düzenlemedini kanununu ve karşılığını toplum gerçekliği vardır.

    Toplumsal dokuyu korumayı dikte etmek adına kişi özgürlük ve hakklarını kodlamak veya sansürlemek nasıl ki bireyi olmayan yığınlarca baskılanmış iradesiz ve ifadesiz kalabalıkları doğuracağı gibi, her kişinin doğrusu kendine göre haklılık yaklaşımı da herkesin kendine göre toplumu baskılayan kanunu dayatması yaptırımı uyumsuzluğu keyfiyeti olan itaatsiz sorumsuzluğu doğurur ve sosyal bütünlüğün sanat siyaset eğitim ulaşım inanç iletişim gibi soyut çıkarımlar bağlanında bireyin yaşam göstergesi, toplumsal dokuyla özseşletiği gelir dağılımı eşitsizliğini sıradanlaştıran ‘ kıskanma, çalış senin de olsun ‘ sözde kişi özgürlüğünü her şartta yücelten bilinç ve algı dolgulamasıyla adaletsizlik yolsuzluk talan vurgun soygun haramiliği normal masum sıradan sayılır. Tam bu can alıcı noktada hayata lanet kahır matem keder acı salaklaşma karabasan soğukluk uzaklık samimiyetsizli küskünlük kin nefret korku kutuplaşma bağnazlık ve bireysel bencillik saplantıları yükleyen yoz kültür külliyatı, tatlı kafa yapıcıları olarak piyasa beklentisini karşılamada magazin işlevi ve işlemi görmekte .

    Kiminki kimden daha baskınsa, herkesin doğrusunun kendine göre olduğu bireysel, otokratik ve anarşik hiyerarşide, birbirine kuşkulu güvensiz saygısız sevgisiz kayıtsız acımasız kaçak kuşkulu fırsatçı yitik ezen soyan kendinden başka kimseye yakınlığı ve samimiyeti olmayan sınırsız doyumsuzluğun menfaat kotarma ve kollama ilişkisinde , günden güne saygın bütünlüğü birbirinden ayrışmaz ve aydın çağdaş sorumlu nitelikli kültür sanat siyaset edebiyat ilim bilimlere ilgi eksilip azalarak kara cehaleti kutsayan bencillik başı buyrukluğunu ve çıkarcılığını toplum üstü tutan gösteriş zorbalık karanlık korku kayıtsızlık keşmekeşlik ve özenti furyasında kimsenin kimseyi ilgilendirmediği ve yanlışını sorgulamaya aklının fikrinin liyakatinin duygususunun düşüncedinin ve cesaretinin yetmediği dizi replikleriyle oyun kovalaşan ortak değerlerimizin tümü yok derecesinde kokuşmuş bozulmuş ve talan edilmiş durumda.

    Her zaman gözlemleyerek çıkaramladığım bildiğim inandığım sebepler in doğurduğu sonuçlar bağlamında demişimdir , bana göre aklın fikrin gözettiği duygusal örgülerle yorulan ilim bilim sanat edebiyat ve şiirin şahsa ve kişilere özel mülkiyet sahibi hanım ağası ve feriştah babası kılıflı patron tanrısı yoktur diye. Toplumundan aldığı beslendiği yaşamsal kaynaklarla kendini geliştirerek toplumunun derdi kaygısı umudu coşkusu ve sevinciyle ortak yüreklilik gösteren herkes, sosyal hayatı üretip donatan bağlamında duyarlı ve sorumlu kaldıkça birbirinden değerli liyakat ehli; ve sözün yazının da kültür sanat ustasıdır.
    Sadece yuhalamak veya şakşaklamak için toplanmış trübünleşmelerde beraberliği bile yenişmek üzere kurulu oyununun fanatikliği kışkırtarak kendi tarafının kurak kanun umursamadan kendi tarafının kazanmasına kilitlenen; ve her koşulda kendini acındıran haklı çıkarıcı mağduriyet arabeskliği bağırıp çağıran insan travmasına dönüşür söz ve sanat
    Israrla anlamayanlar veya ilke de anlamazlık numarasına yatanlar için bir daha tekrarla vurgulayıp belirtmek isterim ki…

    Kimin hangi başlıkta hangi biçimsellikle nasıl ne yoğunlukta niceyi yazma özgürlüğü ve seçimi değil, sonuç olarak toplumun hiç bir saygın değere itibar ve ihtiyaç duymadığı bu günlerin kokuşma bataklığına düşmüş olmasındaki kökleşmiş kanıksanmış YOZ KÜLTÜRCÜLÜĞÜN ayarsız düzensiz insan tipini fcırmatlayıp, değersizlik zavallılık hiçlik duyarsızlık karamsarlık çaresizlik perişanlık berduşluk lümpenlik boş vermişlik acizlik pörsüklük yenilmişlik kaybolmuşluk yokluk zorbalık kabadayılık şiddetperverlik çarpıklık kederkeşlik bağımlılık karanlık cahillik ve sorun üretmeye sınırsız karabasan külliyatı aşılayan çorak içerikler arızasıyla ilgilidir ortaya dökülüp saçılan paylaşılmışlıklara dönük sorgulama ve eleştiri hakkım. Dereye dağa ormana denize meydana sokağa … kısacası konuşlandığınız odak sizin özeliniz bile olsa, ortak hayatımıza yığıp yostuğunuz her atık kir zehir keyfiyet sorumsuzluk eziklik karanlık ve çöplük, kişiye göreceliği olmayan herkesi etkiler sorumlu kılar bağlar sorgulatır ve ilgilendirir. Bu yazıyı da şiirde edebiyatta dilde kültürde iletişimde ve sanatta artık hiç kimseye hiç bir şey konuşmayan dozajdan bilinç ve algı dağarcığımızı besleyerek ola gelen ve gelmekte olmayı sürdüren şiddete meyilli, kavga nizah ve gerilimlere her an hazır, ayrılıkların ve mutsuzlukların müptela düşkünü topyekün davranış bozuklukların köklü arıza sağlayıcılığına ilişkin duyarlılıkla, birincisinin ikinci ilave sayfasını yordum irdeledim ve yazdım.

    Yani..

    İkinci sayfa yaprağını yazdığım bu konu başlığı altında hiç kimsenin yazma okuma veya paylaşma şevkini kırmak üzmek ezmek yönetmek yönlendirmek veya incitmek gibi bir niyetin ardını kovalamaya değil, ama ille de üzülecek incinecek diye de her kim olursa olsun,rast geldiğim paylaşımlara samimiyet ve dürüstlük katılımcılığımı esirgemeyerek çok yönlü bakışın özgür iradeli aklı fikri duyarlılığı ve yüreğiyle şiir bağlamında arızalı insan ve toplum dolgulayan kültür - sanat şekilciliğini irdeleyip yormalarımı dillendirip ortaya koymayı esas almıştır. Yine de her bir magazin - medya kuşatmasının boğduğu işi gücü bırakıp şiir gönüllülüğüne emek zahmet ve zaman yoranlara selam Saygıyla.

    Seyfi Karaca… Ağustos/26

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 02.08.2026 - 12:22

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca

    ..
    YORUMSUZ KARiKATÜRÜZE ( veya Alayina Siir derken )
    ….
    ‘ Yazdığım yapıştırdığıma alkışlamayan hiç kimseyi yanaştırmam elletmem herkese göre her an değişebilen sanatın şiirin sözün ve duygunun mutlak ve köşeli KESİNLİĞi yoktur ‘ diyen zanneden ve fena yanıldığıyla kronik karabasan fosilleşmelerine arızalı laf kalabalığı bağlayan ve hiç yüzleşemediği kendisiyle arası açık züğürt avuntu, kendini aşkışlayanlardan sonra zulayı kilidi duvarı ve kapıyı yakın bakışlı her irdeleyiciliğin samimi yorumuna tıkayıp kapatmalı .Niye mi…?

    Çünkü üçüncüsü olmayan iki şıktan biri varsa diğeri kesin değildir. Doğruysa yanlış olmayan KESİNDİR. Konuşma dilinin dahli olan şiirin de aklı mantığı duyarlılığı kararlılığı belleği bilinci onuru emeği vicdanı aklı fikri cesareti şekilsel olarak susmanın kostümü giydirilmemişse mutlaka ve kesin olmalıdır . Değilse şurdan burdan savrulmalara talip taşınır poşettir.

    Çünkü tıpkı yüklemini bulduktan sonra cümlenin diğer sağlayıcı ögelerini tanımak bilmek ve tanımlamak için sorular sorarak irdeleyici çözümlemeler yapar gibi yorumlanması gereken her şiir yahut sanatsal sunum, taşıdığı her saygın işlek ve sağlıklı yaşam örgüsünün dengeleyen düzenleyen neden ve niçin sebebi, bağdaşlığın içeriğini özünü ve tutarlılığını yitirmeksizin götürdüğü yere vardıran vardıran anlamı, niyeti, gerekçesi, duyurusu, iletisi, seyri, gelişimi, azmi, emeği, kararlılığı, ilgisi, mantığı, derdi, odaklanmadı, dermanı, duygusu, dolaşımı, işlevi, kararlılığı, düşüncesi, sorumluluğu, iradesi, özgünlüğü, özgürlüğü ve KESİN çıkarımı vardır.

    Ankara, anlamı ifadesiyle içeriği değişmez değerden Türkiye’ nin başkentidir, iki, bir artı birin toplamıdır ve kesindir. Yokluk örseler üzer, hayati ihtiyaç duyulan varlık sevindirir hiç tartışma götürmez ve kesindir. Ölçülerini mühendislik harikasından alan her bilimsel akıl fikir çizim tasarım ve sonuç elle tutulur gözle görülür netlikte somuttur ve kesindir. Hiç bir ahlaki hukuki kültürel ve toplumsal değer gözetmeksizin, acınaklı kahır bela kin ihmal karamsarlık hırs görgüsüzlük korku sitem karanlık bağnazlık doyumsuzluk kuralsızlık başıbozukluk ve çilekeşliğe odaklı güne başlayan her kabusla günü felakete bitireceği KESİNDİR. Yazılışını gerektiren tüm sebepleriyle yükü niyeti aklı mantığı vicdanı cesareti emeği özgürlüğü liyakati dirayeti kararlılığı inancı yolu yordamı değeri ifadesi dengesi birikimi gözlemi sorgulaması bilinci olan ve kesinlikle toplum sorumluluğu gütme kaidesine kurulu Şiir’ de bunun dışında ve insandan hariç değildir.

    Çünkü insanların diline pelesenk ettikleri konuşma dili ve kelimeleriyle karakterize olan kötüye ve iyiye dair ayırdımlı kişilik veya kişiliksizlikler şekillenir. Kişilerin tükettiği dil söz sohbet algı ve alışkanlıklara göreyse toplumlar ya yapılır veya yoz kültür hücre kozasında kokuşmuş çürümüşlüklere dolaşır bağlanır ve yıkılır.
    Yani şiirin toplumsal sorumluluk diye, kişinin özel hallisinasyon ve şizofrenik kuruntusuna kalmayan sorumlulukları vardır.
    Barınma, beslenme, güvenlik, sağlık, huzur, denge, düzen, mutluluk, kendini var etme, üretme, adil paylaşma, sosyalleşme ve kültür sanat iletişiminde bulunma gibi asla vazgeçilmezliği KESİN gerekliliği ihtiyacı ve yerine getirilme zorunluluğu vardır ortak hayatımızın.

    Siyasi ve sosyal alanda toplumun tüm ortak fayda eksenli otorite iradesini temsilen yasama yargı ve yürütme eliyle herkes adına ve ayrımsız imtiyazsız herkes için yapılması gereken düzenlemeler kanunlar bildirimler yaptırımlar yönetmelikler ve kurallar yoluyla sosyal hayatın sorunsuz işleyişi karşılığını bulurken, yazılı kanunları olmayan , ama yazılı kanunlardan bile toplumsal yaşamı kuran veya bozan gelenek görenek anane usül inanç kültür sanat ve edebiyatsa ortak hayatın dolaşım ağını ören ve etkileyen yapı taşlarıdır.
    Bu yüzden sosyal hayatın en odak yerinde duran bireylerin nelerden nasıl etkilenerek kişilik karakterini örenlerin en başında gelen kültür sanat YÖNLENDİRMELERİ, sayesinde değerlere kanunlara ve kurallara inanarak veya hiç inanmayarak yaşamaya yönelik tercihte bulunacağının bilinç altı duruş davranış ve alışkanlık kodlarını işler dokur.
    Yani toplumun sosyal siyasal ekonomik örgüsünü yapılandıran bireyler, bilinç altına yerleştirilen Kültür - Sanat dolgularıyla algı yönetimi başlığı altında kişiliğini oluştururken veya kişiliksizlikleri dayatılırken hayatlarını düzenlemede yaptıkları tercih etkilendikleri dolaşım ağının sunum paylaşım ve tüketim yoğunluğuyla ilişkilidir .

    Bu bakımdan insanların algılarını kimliklerini duruşlarını hayata nerden nasıl bakışlarını davranış eğilimlerini akıl fikir alışkanlıklarını seçimlerini ve toplamda kişilik karakterlerini yapan bozan yıkan ve belirleyen her somut veri gibi duygusal çağrışım ve etkileşimler de bireylerin yapısını donatan temel taşlar ve sosyalleşmenin hammaddeleridir.

    Bu yönüyle iç içe geçmiş sınırları olmayan bütünlükte her şiir bir müzik, her roman bir sinema, her resim bir yaşam galerisidir. O bakımdan da kişinin ‘ kesin doğru yoktur, herkesin doğrusu kendisine keyfine’ gibi kanunsuz toplumsuzluğun neo liberal süper marketine uygun kulluk kölelik bireyselciliğini tasarımlayan intihar güdüm toplumculuğuna kalmaksızın her yapılan sanat, her edebiyat ve şiir ‘ in taşıyıcı yüklemi emektarı öznesi olmak şartıyla yaşamın umudunu inancını duyarlılığını katılımcılığını kederini acısını endişesini sorununu inancını güvencini ortak sevincini adaletini kanununu kuralını ve hayat kavgasını değişen dönüşen koşullara göre hep aynı liyakatlilik üzerinde gören duyan bilen farkeden uyaran ve katkı sunan:

    Sorumluluk bilinci, somut dayanağı, samimi gerçekliği, özgür iradesi, özgüven birikimi, ve hiç bir etnik- mezhepsel militan fanatikliğin kişiyi nitelikli kapı kulluğuna zindanlayan karanlıklarına tabutlaşmadan sorgulayan ve gözlemleyebilen güdümsüz bağımsız aklı fikri ve vicdanı, umudu barışı sevgiyi yaşatıp yeşerten aktif etkinliği , emanet ve ödünç USTA malı kullanıcısı zavallılığından kendini arındırmış ve geliştirmiş aydın bakış görüşü, kimsenin doğma koruyucusu ve kuyrukçusu olmaksızın insanı dünyayı günü gündemi anlayıp çözümleyebilen onuru cesareti ve öz birikimi olması ve daha nice sayısız ilgisi aidiyetliliği olması KESİN ve gereklidir. Yoksa kendini ölü doğumlu bulduğu yapılmışların laçka ve moloz tekrarı mezarlık kumarcısıdır insan yoran ve insandan insan doğuran şiir sanat inanç ve edebiyat.

    Ordan da hiç bir ortak yaşam nizam düzen değer kanun kural inanç itibar saygı sevgi önceliği uyumluluğu bağlılığı ilgisi ve riayeti olmayan herkesin kendi cinnetini dayatma intiharcılığının dönüp dolaştığı yıkım yağma çürüme ve çöküşlere ÖZELLEŞİR insanlık binası popüler kültür harabesine dönüşmüş olan birey aile ve toplum.

    Açık bir mezarlık töreni gibi, öğretilmişlerin sürekli karabasan tabutunda küflenmiş yozlaşmış ve başkalaşmış yabancı gövdeler birleşimli ağlak matemin kuşkulu korkulu kaygılı güvensiz mutsuz tutarsız fitne fesat kavga gerilim karanlık ve nizah bağımlısı ölü tortusunu hiç kimseye kaptırmamak için içine gömüldüğü uç dengesine ulaşılmaz eleştirilemez ve sorgulanamaz kendi üstüne kapanmışlıkta her türlü tenkitsel yoruma yasak ve kapalı; şakşaklanmaktan başkaya tahammülü kabulü yokların ‘ buraların en iyisi benim ‘ iç güdüsüyle soyut şekilcilikten ve baydıran imge kurmacası bulaşığından öte gitmeyen terbiyesi verilmiş usta bildiği özenti doğmalarının dışında özgün hiç bir bildirinimi duyumu tanıklığı bakışı duygusu düşüncesi ve ortak paylaşımı olmayan şiir marangozculuğu kundaklanıyor çoğunlukla.

    Güç ihtiras bencillik bağnazlık yarışında doğan çürüme ve çöküntü, bütün birlikte yaşamanın amaç değer kaygı aidiyet ve yükümlülüklerini yıkıp yok ederek ; veya hiç bir ortak yaşam sevinci bırakmayarak kesin kararına varılan ayrışmayı ayakta tutan kin nefret düşmanlaşma gözü dönmüşlüğünü ve senin benimciliğini ( kabus travma felaket uyuşmazlık anlaşmazlık kopuş çöküş kavga gürültü bunalım gerilim çürüme yozlaşma ayrışma ve çatışma ilişkisizlik birlikteliğini değişe dönüşe tüketmeye ) .. bağlar.

    “Valla iyilik senden ne haber ‘ yüzeyselliği samimiyeti sohbeti derinliği olmayan baştan savmadır. Hani eğer öylesine sayılacaksa ölü laf sıvayıp söndürmenin ayaküstü hadi bana eyvallah cinsinden soyut, kifayetsiz, ondan bundan veya oradan buradan yolup döküntü ve söküntü çeşitliliğini karışımlayan söz yazı makale tasarım resim şiir roman ve edebiyat.
    Akıl mantık fikir cesaret yürütmesinden çot ve çorak, saçma sapanlığın, ille de anlayış kabul takdir onay ve birincilik gözdesi olmayı bekleyen; hep kenardan konuşmalı ; imalı dolaylı hiç kimseye somut yüreklilikte hiç bir şey anlatıp ifade etmeyen takıntı kuruntu ve ön çalışmalı imrendiğini tırtıklayan külüstür tekrarlarını şiir çerçeveli boşlukta provalayıp deneyerek görünürlük duvarına asan takıntı, asla eleştirel bakışlı yorumlarda kendisiyle yüzleşmeye katlanamıyor, alınganlık ve sinir yapıp saldırganlık tepkileri veriyor.

    Kısa bir nottur:

    Laf süsleyip kifayetsiz cümleler giydirirken fiyakalı vitrinden görünme imgelerine ve biçimselliğine sığınıp saklanmayı şiir diye sustu Cumhuriyet öncesi külliyatın burjuva sosyetik bohemyası olarak tekrarı vitrine koyan Birinci ve İkinci Yeni. O gündür onlar her ne yaptı boyadı bozduysa sonradan ve ardından onlara özenen şimdiki nesil hep bu dar kör karanlık pist platform salon ve ofis donanımıyla stüdyo ışıltılı kıskaçta debelenip durdu dondu söndü ve anlamsız ağıtlaşma ve soyutlaşmaların iler tutarsızlığına dolanıp durmaktadır hala. Ve bu kurak künyeli hal vaziyet, kabadayı dizilerinin gölgesine bile rest çeken kokuşmuş çürümüşlüklerle aynı muhtaç düşkün insan viraneliğini ördü donattı.
    Zaten Cumhuriyet Öncesi saray ve salon vari Türk Şiiri’ nin (Divan - Tanzimat hepsi dahil ) doğal gerçeklikte nefes alıp yaşayan özgün hikayesi yoktu ve tembihli siparişleri doyurmak ve göze girmek üzere okunup yazılmıştı. Cumhuriyete geçiş ve gelişim yıllarında her defasında dönüp dolaşıp hepi topu dört beş şiirde odaklanıp omurgasını buluyor antolojik arayış. Ahmet Haşim’ in Merdivenler’ i,Beyatlı’ nın Rindleri ve Sessiz Gemisi, Faruk Nafiz Çamlıbel’ in Çoban Çeşmesi ve Han Duvarlar’ ı, Cahit Sıtkı Tarancı’ nın Yaş Otuzbeş ‘ i, neredeyse her boğum düğüm tıkanmışlık noktasında türü ne olursa olsun sınırsız duygu çeşitliliğini işleyişleriyle taze arayış ilgi ve sorgulama meraklısına pusula ivmeleri kazandırmakta .

    Onun dışında Türk toplumu Halk Edebiyatını ( tekke , aşık ) omuzlayan yüreklenen ve yüklenenlerle beraber sosyal kimliğini ören kültür özgün özgür diri ve somut cevher toprağında hem yaşadı hem de bütün değer zenginliklerinden doydu beslendi kandı; yol ilim çare sığınak belledi ve geçmişi geleceğe kurup bağlayan hayata tutundu.

    Genelde varolana karşı tepki tenkit ayrı ve protesto karşıtlısı olarak ortaya çıkan kültür sanat grupları ve AKIMLAR , savda fikirde tasarımda estetikte mimaride sinemada resimde olduğu gibi en başta bilinen belirgini olarak edebiyatta ve edebiyatın alt kolu olan şiirde de başlangıçta sıradanlığa yenilik ve tazelik kazandırmış gibi yaygınlık ve etkinlik gösterip tutunmaya çalışmış olsa da git gide hiç bir özgün karakteri olmayan laçkalaşma benzeşme ve sıradanlaşmalarla eski karşıt olduğunun akıbetine uğrayarak ya kendi kendini imha etmiş, ya topluma ulaşmadan ölü doğmuş veya diğer bir başka akım- grup tarafından sürdürülebilirliğine son verilmiş.

    Çünkü insanlığı taşıyıcı tüm ortak değerler bağlamında özgür iradesi ve benlik kişiliği olmayan her ŞABLONCU duygu düşünce eylem veya söylem, dayatılanın tüketici kulu kölesi olarak götürü ortamına uygun formatlı taklitçilikten öte kayda değer saygınlıkta duygu düşünce akıl fikir bilinç kültür sanat üretmesi ve yaşaması asla mümkün değildir.
    Bu günün her şeye müdahaleci ve her şeyin etiket fiyatını, tedavül dolaşımını, raf ömrünü ve etkinlik dozajını belirlediği piyasa koşulları ŞABLONCULUĞUNDA, dayatılanın dışında hiç bir tepkiyi toplumuyla buluşturmayan ve piyasaya özel vitrinlerin sabitlisi olarak hiç bir özgür iradeli bakışa görüşe duruşa tavra direnişe yaşama şansı vermeyen asosyallik döngüsü, çılgın tüketim bağımlısı insanını saniye bile internet erişimi kesintisi halinde kıyameti kopardığı bağımlılık köleliğiyle ve giderek her işini Yapay Zeka’ ya gördürdüğü çöküş tükeniş çürüme kokuşma laçkalaşma ve yıkımların ilkelliğe geri dönüşü yürürlüğe konmuş durumdadır.

    Sürekli değişimi yabancılaşmayı ve tüketim bağımlılığını dayatan bu asosyal travmada savrulan kalabalıklar olarak piyasanın şart koştuğu ŞABLONCULUK tek tipleştirmesi yoğunluğu üzere hiç bir ortak değeri belleği özgünlük duygusu akli dengesi vicdanı sözü özü tavrı duruşu sorumluluğu kanunu kuralı anlayışı uyumu sanatı kültürü ilişkisi iletişimi edebiyatı özgün kişiliğin şiir duyarlılığı yoktur artık.

    Yapılanlar ve yazılanlar piyasanın kurmacası ve beklentisi olan susarak konuşmanın sinik sönük kayıtsız karamsar berduş derbeder soyut hareketsiz zavallı yitik ezik donuk çöl kopuk tutarsız samimiyetsiz muğlak muhtaç sürgün tutsak aidiyetsiz kişiliksiz yenilmiş yılgın bitik kavga nizah şiddet ve magazin müptelası kendine yabancılaşmanın köklü dönüşümleriyle her konuda herkese hak veren, her konuda hiç bir KESİN doğrusu çıkarımı inancı değeri ve itibarı olmayan, imrendiği taklitçiliğin döküntüler toplayıcısı ve buyuranların tenezzülüne sığınacak aciz toplumsuzlaştırılma çaresizliğine kir ve zehir kusarak afyon işlevini gören magazinden ve dizilerden beslenen; ve medyayı magazini ve dizileri besleyen korku kuşku kahır kibir lanet salaklaşma sitem karanlık bencillik bozgun gerilim ayrışma yarışma kapışma bela kaçış sataşma ve kötülük yüklü sürüklenişlerin kof ve kısır döngüsünü yazıp oynatmakta güncel herkesin en gözdesi olmayı her şeyden çok önceleyen eleştirel tenkide yoruma kapalı sığ soyut şiir edebiyat ve popüler sanat.

    Nesil çatışmasını körükleyen sebeplere her gün ve hızla tükenerek kışkırtan toplu intihar nitelikli taşınma dönüşme değişme bozulma ve salaklaşma portalında tekerleri bir daha geri dönmeyen cep telefonu gözetimli

    diğital hegomonya çöplüğünde tekerleri bir daha geri dönmemek üzere hiç bir yerde uyumlu geçimli anlaşabilen dürdürülebilir mutluluk ve güvenlik aidiyetini bulamayan ; ve her gün ortak değerlerinden koparılanları kayıtsız ilgisiz teslimiyetle uzaktan seyreden sosyal ve toplumsal arızalar türetilmekte. Butaya uygun kahrını belasını yücelten soyut laf ve görsel çöplüğüyse etkin katılımcılığını sunmakta.

    Hani diyesin gelesine, senin şahsına kurduğun yutkunduğun kafası kıyaklık sofrasından ne içtiğinden kime ne, ama toplumsal konuşmalara duygu düşünce bağlayan yazılı veya özlü sözdür şiir, ortak kime ne iletmek istediğini cevaplayabilen yüklemi de vardır öznesi de o yüzden her paylaşım sana ne kime ne yazdığımdan diyemeyeceği tenkit veya takdire aklı kalbi fikri sunumu herkese açık olandır, insanı ve toplumu hayattan soğudukça kör sağır kayıtsız dilsize kıyametleştiren her türlü ağır travma talibi her gün adını dahi sorana KESİN ben değilim matem mezarlığı değil.

    Sözün özü : Kitaplı veya kitapsız Şiir yazıp portal duvarına asan neredeyse her yerde çokça karşılaştığım bir duruma Alayına Şiir’ de de hiç şaşırtmayan sadece övgüye odaklı yaklaşıldığı için zaman zaman yaptığım çok yönlü yorumlara ayaz esip sert ve köpürüp kızan tırtıklı viraj yapanlar oluyor maalesef. Bari buna tahammülleri sabırları anlayışları ÖZGÜVENLERi ve yüzleşmeleri yoktuysa yırıma kapalıyım levhaları assalardı duvarın veya kapının yanına köşesine bir yere.

    Bu yazıyı burda orda neredeyse “ her yerin her şartın her zamanın ve herkesin en iyisi benim “ pozuyla yaklaşan, ama arızasına yanaştırıp elletmeyen her yerde rastladığım bildik tanıdıklıktan sebep ve ilişkindir.
    Okumasını yazmasını bilene selam saygıyla.

    Seyfi Karaca..Temmuz / 26

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 30.07.2026 - 12:33

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca


    GÜZE YOLCU YAZA KiRACI
    ..
    Temmuzun eşik başındaymışım
    Nereye dolaşıp gidiyor bu ıssız gölge diye kalbine yanaşıp çarpan nefesini dinleyince tozlu yolda
    Üzümleri salkım döken bağlardan kendimi nohut yolmaya giden suç ve yol üstünde yakaladım
    Danışmanlık ücreti almadan
    Notersiz mühürsüz kuşluk vaktine gündelikçi kanarya kuşu veren satıcı gibiydik,
    Ayrıca kapıyı çalınca uykusu derinliği bozan gürültü bana bak dedim kısaca toz ol ve bilki burası dolu
    Şiddetli kızarak kibarca tabi
    Yazın kiracısı güzün yolcusu
    Büyümüş olgunlaşmışlarından kalan kalmış budakta kurumuş
    Düşen dökülmüş sergen olmuş yaz dalları gibi arazi toprağına dört koldan girdimiydi hani
    Terkedip çıkmadıkça uçsuz bucaksız nar incir…kendimi suç üstü yakaladım
    Tabipsiz
    Reklamsız
    Mumsuz çırasız
    Cüceler sıskalar ve bücürler masalına kurra çekip ad yazdırır gibi sanki kimi bahtı kara yazılı
    Kimi sararmış solmuş hazin hazan
    Kimi gül goncalar tomurcuğuna talihi çıkmış çorak kardelen
    Azatlık mührünü mektup kuşlarından alan sürgün saçın divaneliğe tek çizgiden yol bulup
    Kesekli topraklardan dönen tekerlekler gibi dairelenen aynanın ters kumaşını gösteren ibrişinden atlasın
    Dağ bayır sapağında
    Ve düzlüklerinde büyük göçlerin
    Atlara doğru kağnı gıcırtısıyla
    Heybenin yanında çalı süpürgesi
    Sürahinin yanında tığ savurmuş devran, çiy süt, bakır kazan, hozan sürmüş harman
    Sirenlerde saplanmış paslı kama gibi ödünç sessizlik
    Gitti gelmeze bileti kesilmiş ayrılıklar gibi uca öteye kupon biriktirerek gevşek bağlarını sündürdükçe
    İncelip bağrı yakası kopan sızının
    Sayfası yırtılmış
    Defteri kapanmış
    Rengi sökük
    Ömrü ıssız
    Suskun yoksul albümlerde tükenen insanları gibi toz toprağın kenarında mutlaka ölümün varlığı
    Avuçlarına hoşçakal kınası yakınmışken boz bulanık düşlerin, kendimi yol ve suç üstünde buldum
    Bastona binmiş
    Yürüyen merdivenli demir beton ve kalabalık yığını her yeri çöplük ve yangın
    Şehrin salası okunuyormuş
    Yarına dünden kalansa henüz izleri sıcak güze yolcu yaza kiracı
    Ağustosun
    Burçak destesi ve bıldırcın mevsimi

    Seyfi Karaca…. Temmuz/26

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 28.07.2026 - 12:04

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca


    ESKİSİNDEN DERME BOZMA AZAP ve SIKINTI DÖNGÜSÜ
    ….
    Baştan savmalarla yıllardır örseleyip kavga ve çatışmaların yorduğu yılgınlıklarla birlikte herkesin birbirine anlaşmazlık sınırları çizdiği veya temeli sağlam tıkanmalar bağladığı tedarikli tasarımlı kopuşlar, ipine un sererek yaşamın dönüm çarkını hurdaya çıkaran kirli kasıtlı ilişkilerin eskisinden derme bozma konum çevrim kurulum ve kodlanmışlığı değişmezliğe yenilenmiş BOP sermayesidir.

    Bir zamanlar ‘ sayın genel başkanım, küflü nakaratını dilinden düşürmeyen Kılıçdaroğlu yedeği ve Çantacısı Özgür Özel, Bop plan ve projeleri dahilinde her komisyon ortaklığına dahliyle söylem eylemleri Atatürk, Türklük ve Türkiye Cumhuriyeti değer ve kazanımlarıyla hiç bir bağlantısı özdeşliği gerçekliği refleksi ve etkinliği olmayan Yeni Cehepe eskisiniden aynısını dağıtmış bozmuş, Türkiye özdeşliği ve özgürlüğüne dair hiç bir konuyla ilgisi alakası olmayan Tom Bartak özel dosyasına bağlı yeminli varolan toplumsal siyasal ekonomik ve kültürel çöküşü sağlama alan BOP tesis ve terminalinde yeninin YENİ ‘ sini donatmış dayatmış.

    Çünkü eksik noksan yoksunluklarla boğuşan insanlar değişim gerektiren yüzleşmek diye bir sorunu derdi kaygısı yoktur farklılığı özgüvenliliği özgür iradeyi ve iyileşmeyi göremez hep hayata yabancılaşıp yaşama sevincinden uzaklaşan eksik mazeret ve mağduriyet üretir. Bu bataklıksa insanı ilkelleştirip karanlığı ve sorunu çoğaltarak geriye götürür.

    Çaresizlik zayıflık zavallılık eziklik sorunlarını çözmek yerine vitrini fukaradan fakirden kuran yöneten ve donatan sistem, sürekli acıyan ağlatan takınan yakınan ama ezikliği hiç kendi üstüne kondurmayan insan tipinin kimliksizliğini kimlik olarak dayatır. Takıntı hastalığının gereği de buralı külliyat acıdan dertten sorundan kabustan sefaletten kahırdan kurtulursa büyük kıyameti ve felaketi olacağını düşünerek kaygıda sorunda iyileşmeyi değil derinleşmeyi didinir çırpınır ve özenir. Sorunları ilkelliği çileyi ve karanlığı fanatik bağımlılığıyla kimliğine kutsanmış ve özdeş saydığı için savunur.
    Çünkü özüm cesaret emek akıl fikir inanç kararlılıktisk alma cesareti ve değiştirme eylemi gerektirir.

    Şikayetçi serzenişi ve yakınmayı değil adalet vicdan onur saygı kimlik sorumluluk bilincini ve birikimli kararlılık iradesini yaşayanındır özgür kişilik ve kimlik.

    durum girişi çıkışı olmayan süslü saydam soğuk sahte ve soyut kristal fanuslar içinde silkeleyip sarsınca kar seniz orman dağ dere manzaralı şekiller sergileyen ve hiç bir gerçekliği olmayan cansız market ve çarşı aksesuarları gibidir.

    Huzura saygıya sevgiye onura adalete idraka iradeye gelişip büyümemiş olanlar büyümedikleri geri kalmışlık yoksunluğuyla büyütemedikleri yaşama sevincini ve paylaşma duygusunu her şeyin en seçkin olanını kendilerinden başka hiç kimsede bulunmasını istemedikleri doyumsuzluk bağnazlık körlük karanlık mutsuzluk rezillik cehalet ilkellik gericilik saldırganlık hiçlik dengesizlik duyarsızlık gerilim şiddet ve istikrarsızlık dürtüleriyle düzeni bozulmuş toplumsal çöküşün iyileşmesi yönünde hiç bir kaygı çaba sorumluluk üstlenmeyip tam tersi kargaşa yağma belirsizlik ve yıkımdan beslendikleri karakterlerinin gereği sürekli açık sorun ve gedik veren hayatın kalıcılığını sağlarlar.

    Çünkü hayati sorunlarını çözmüş problemsiz anlamlı mutlu saygın adil sorumlu ve güvenli yaşamak onlar için kabulü ve tahammülü mümkün olmayan sonlanışın sebebidir.

    Çünkü sorunların çözülmesi gayret emek akıl fikir birikim cesaret vicdan ve özgürlüğü gerektirir. Her yalan yanlışa aldatıcı kılıf ve gerçek dışı dalavere bahaneleri uydurarak sırf kaygı acı sefalet keder kahır ağıt nizah çile sitem yergi ve şikayetlenmeleri kolay geçimin ana maddesi ve istismar sermayesi bilenlerse, sahtekarlığa saklayan sorumluluklarını hep başkasına veya hiç öznesi bilinmeze devrederek hurafe kaypaklığına ve yobazlık dolandırıcılığına çıkar ilişkilerini ve dünya şantiyesini kurarlar.

    Başarısızlığı çıkışı olmayan çöküşü sosyal tıkanıklıkları ekonomik iflası yolsuzluğu hırsızlığı ahlaksızlığı kokuşmuşluğu verilmiş sözü ve toplumsal çürümeyi günün getirisine göre keyfiyet dayatması mazeretleriyle örtbas edip geçiştiren ve gündemi hiç değişmezde hiç bir şey açık adil dengeli tutarlı istikrarlı ve şeffaf değildir çünkü.

    Takıntı travmalarının bütün kof kirli karışık sorun ve sıkıntı çeşitliliğini aşıp şizofrenik sahalara girecek şekilde hatada belada ve hastalıklı tıkanıklıklarda ısrar ederek, hiç bir eleştirel sorgulamaya açık olmayan arızalı kendilerini bildikleri halde herkese eksiksiz kusursuz mükemmel ve her konuda sürekli haklı olduğunu dayatan içe ve dışa kapalı herkesi kendi dengesiz uçuk kaçıklıklarına şartlandıran hücre yaşamlarında sabırı takati dayanılmaz herkesi darma dağın ederler ve bozup berbat ettikleri hiç bir sağlıklı ilişkiyi kurup sürdüremezler.

    Yakınarak ağlaşarak sitemlerle gün öldüren uyumluluksa risksiz hatasız istismarı esas alan lümpenliğin düzen ortaklığıdır.

    Göğün tavanını yerin zeminini kavurup çatlatan bunaltıcı ve kızgın sıcaklardan sonra gerildiği büyük gürültülerden kopup çatırdayarak yağmur sel dolu kırcı yıldırım şimşek birbirine karışıp biriken yoğunluğunu yüklenip boşalttığı gibi, kaygı bozukluğuyla ilişkili gerilimlerinin ve takıntılarının bağımlısı kişiler de başkasının hak ve hassasiyetlerini hiçe sayarak kendinin gelişmiş öz güvenli ve anlayışlı kişilikten yoksunluğuna karşı çıkılmasına yüzleşmesine eleştirilmesine ve sorgulanmasına asla tahammülü olmayan çıkar güdümlü takıntı tıkanıklığını tatmin edici dürtü refleksleriyle hilenin baskının gammazlığın şiddetin sahtekarlığın tekrar eden rutinlerin manipülasyonun zorbalığın her türlüsüne hiç bir değeri umursamadan başvurur.

    Yaşamın enerjisini boşa çıkarmakla meşgul bu saplantı molozu, bileti ve hesabı kesilerek pili bitirilmiş işlevi yapay zekaya devredilmiş atık sorun ve stok posasıdır artık insanlık.

    Anti teze dayanan dinamik işlek etkin yoğun ve yıkıcı gücün kendi rızasıyla kavramını devre dışına bıraktığı, dayattılmış zora ve zorbalığa güvenen şiddetli baskılara baş kaldırmanın kaçınılmaz kırılma noktası ve sonucudur. Soygun sömürü amaçlı baskının ve keyfiyet dayatmasının geri adım atmasını bilmediği sürdürülemez zorbalıklara tepki gördükçe devreye soktuğu şiddetin dozunu sürekli artırır. Ve her sınıf ayrıcalığını ve çıkar ganimetçilerini kollayıp gözeten zorbalık güç dayatma ve baskı, nefessiz çaresiz çıkışsız imkansızlıklarla tıkantmışlığın en dayanılmaz kırılma noktasında kendi sonunu getirir

    Çünkü insanı insan yapan kalıbı hazır paket ğroğramlı kusursuzluk yarışların birincisi ve hep asla yenilmeden kazanan tek tipliliği programlayan mükemmellik dayatmasıyla taaa en başından bütün sosyal sorunlara rağmen çıkış yolu üretmeyen adaletsizliği kundaklayarak samimiyetini güvenirliğini ve gayretini bozuk düzen tezgahına koyarak yitirmiştir. Tıpkı toplumsal sıkıntı ve sancılara kurulduğunu tezgaha koyarak, aslı öznesi yüklemi özgürlüğü Atatürk’ ten, Türklükten ve Türkiye Cumhuriyeti’ nden zerre damlası olsun yolunu tavrını inancını cesaretini ilmini aklını özgürlüğünü iradesini yüreklenmeyen ve bahsetmeyen Bop eskisinin daimi yenisi, toplumuna nanik yaparak bütün tükenmişlik toksinlerini ve uyumlu köleliğini kodlayan ilgisiz kayıtsız sinik yakınmalarla özgürlüğü kazanmanın eleştirel tavrı , tepkisel hakkı karşı duruşu ve kararlı direnci değil, soygun sömürülere ayarlı kurulu yaşama savaşını çoktan kaybetmiş nitelikli ve etiketli tüketim piyasası kuklacılığıdır

    Kötülük istemeden gelişen sürüklenişlerin kaçınılmaz sonucu olduğu gibi çoğu zaman da bile isteye yapılan tercihin ürünüdür.

    Çünkü gelişimi sağlıksız kişilik bozukluğu olanlar için ahlaki değerler yükümlülükler ve zorunluluklar başkaları için geçerlidir kendisi ise sınırsız sorgusuz her hak hata suç kusur ve yetkiye seçilmiş ayrıcalı olduğuna inanır ve davranır.

    Amaçsız anlamsız cinsiyetsiz istikrarsız kimliksiz kişiliksiz sorumsuz aidiyetsiz onursuz değersiz duyarsız dengesiz mutsuz doyumsuz inançsız itibarsız ve insansızlığı örgütleyip dolaşıma süren soygun sömürü ilahları, dayattıkları izolasyon bağımlılıkları ve proğramlı formatlanmışlıklar dışında hiç bir saygın özgür değerli bilgili iradeli bilinçli ve duyarlılığa hayat hakkı tanımayarak kişiyi dolaşımda dönen bütün kof kirli kokuşmuş çürümüş şehvet özenti hırs yarış gösteriş kahır kibir kin nefret ayrışma çatışma tarz imaj seçkinlik soytarılık ve mükemmellik dürtüleriyle sürekli yıkım halini yapıp bozan serbest piyasa esaret tezgahında ilgiden edebiyattan sanattan duygudan vicdandan umuttan adaletten felsefeden mantıktan ahlaktan histen paylaşımdan düşünceden kültürden değerden akıldan ve fikirden hiç bir sorgulaması yahut toplumsal tepkisi olmayan kendine yabancılaşmaya kopmuş uzaklaşmış insanlığın ölümüyle eşdeğer fenomen furyası ve tüketim çılgınlığını çeker çevirirler.
    Burada her gün hektikli sancılı huzursuz sorunlu sağlıksız kovalaşmaların kulu kölesi ve kurbanı olanlar, kaldıkları enkazdan ölü derecesinde bağımlı tükenmiş bitkin yılgın yaralı kaygılı yozunmuş yıpranmış çürümüş ve yılmış enkazından sağ çıkması halinde ertesi vakte yine aynısıyla anlık günlük yaşar ve ölürler.

    Çünkü aidiyetinin öznesini tümlecini zarfını özgün ve gerçekçi yüklemiyle ödeşmeyen her fiil, hayatı kuran konuşan amaçlayan yaşatan her cümlesini sahtekarlık ihanet ve istismar hamasetiyle bozar öldürür. çünkü…

    Sevgidir sevmek sevilmek dileyenin yaşam kaynağı, dert ve sevincinin olması gereken yürek ortağı. Sevgilidir görmek bakmak duymak dokunmak konuşmak paylaşmak dilediği sevgili. Fakat o sebep bu sebep bütün gün yan yana fakat ikincisi olmayan, bütün gün bor arada fakat yüz yüze bakıp konuşup görüşmeyen, bütün gün yan yana fakat hiç bir kederi sorumluluğu veya sevinci paylaşmayan, bütün gün yan yana fakat hiç bir konuda beraberliğin aklını fikrini aidiyetini mutluluğunu huzur ve güven veren şeylerini bağdaştırmayan, bütün gün yan yana fakat anlaşmazlık üzerine birlikteliğini kurarak hiç bir yaşam güzelliğini keşfetmeyi yüklenip taşımayan, bir arada yan yana fakat hep soğuk uzak ilgisiz kayıtsız birbirine yasaklı gibi ayrılık gayrılık hapisliğini yaşadıkça yalnız kimsesiz kayıp asosyal alışmışlığa kronikleşen, bütün gün yan yana fakat birleşmemek için her leyin yapısını bozan , ara sıra karlılaşmalarda gerildikleri yerden patlayarak birbirlerinden kovulmak için adresi simsiyah bilinmez belirsizliğe atarak orda burda gün öldürüp oyalayan, çok özledikleri halde saplantılarının esiri alan tutsaklığıyla kendi cinnet cenderesinden dışarı çıkamayan azap sürgün ve saplantı döngüsüdür..

    Ordaki enkazda bir zamanların orta sınıfıdır şimdilerin milyarder milyoner akademik tuzu kuruları, hem yediden yetmişe hayatlarını suyun gözünde oturdukları bozuk sistemin nimetlerinden ayrıcalıklı olarak faydalanıp yararlanarak konforluluğun garantisine alırken çocuklarını burda hayat yok diye bir yolunu mümkününü ayarlayıp(!) yurt dılına paketlerler hem de kendilerinin talancılarla beraber yıkıp yağmalayıp batırdığı sistemi lanetlerler.

    Çünkü bazı şeyler ve insanlar sadece rol gereğinin karşılığıyla sınırlı eylemsiz pasif görüntüden ve vitrin görüntüsünden ibarettir ve görünenin dışında ne hayata ne topluma ne de insanlığa hiç bir çaba kaygı düşünce gayret sorumluluk katkıları yoktur. Bazı kimi buyrulan siparişe kodlanarak varlık gösteren insanların afiş gösterişi olsun diye yaşam biçimleri, kişilik gerçeklikleri, inanış iradeleri ve birikimli anlayışları da yoktur, her şeyin biçimselliğinde taşıdığı soyutluğu yaşamayı önceler ve önemserler.

    Tüm bu kıtlık kıran bozgunuysa her türlü bozulmalarda pay sahibi toplumun tümünü kendine benzeten ‘ biz buraya nasıl battık düştük’ sorusunun temel toplamına eşittir.

    Seyfi Karaca…. Temmuz/26

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 25.07.2026 - 17:32

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca


    TEKRARIN MOLOZ YÜKÜ ve ENKAZ TEKERRÜR
    ..

    Gözlemleri katılımcılığı ve tanıklığıyla kendi emek ve yorumundan kültür sanat, evvelce bir sebebe bir sebep yerlerden etlikileşmiş olmaların algısında ödünç alınmış derin çukurlar travmalar kopukluklar ve izler bıraktığı taklitçi ve yapmacık alışkanlık emanetidir. Kişi o süreklilikte kendi özgün karakterini kazanamaz ve hep aynıya sabit kalarak özgür gelişimini sağlayamaz.

    Yurop lokomotifi Almanya’ nın en emperyal - Neo Kapitalist ve Tekelci Liberalci sınırsız kuralsız ayrıcalıklılığın çıkar ve ganimet ortağı üst katmanlarına çöreklenmişlerin çıkarını koruyup kollayan soygun sömürüyü sahip olduğu güç ilişkileri ve araçlarıyla sıradanlaştırdığı vahşiliğin yol hüner dümen oyun göstericiliğinde, sınırları serbest iç dış piyasayı diledikleri gibi kendi dayatmalarına başka seçeneği olmama mecburiyetine şekillendirirken , yıllardır hızlı makinalaşma çarkında ömrünün iliğini kemiğini hurdaya hastaya çıkarıncaya en amansız koşullarda harcamış çalışmış insanları çöplük ettiğiyle yetinmeyerek, kazandıkları EMEKLİLİK haklarını zaten kıt kanaat zır ve pahalı yaşam geçimsizliğine bakmaksızın VERGİ HARACINA bağlayıp, bil hassa yabancı ülkelerden gelenleriyse ( Hitler gelenekli ayrımcı dışlayıcı ve IRKÇI yaklaşımlarla) kat be kat çullanıp yüklenen ağır faturalarla salma salarak, maaşlarını kesme koşulunu dayatması bu kör kıyamet döngüsüyle ilişkilidir.

    Zaten Bop parça Yedeği olarak her güdümlü kullanışlılığa piyasalaştırılmış üretilmiş Yeni Cehepe ‘ nin gündeme uygun figüranlar yapışık bitişiğinde Terörsüz Türkiye Tom Barrak markasıyla maddeleşerek kısa devre dolaşım durumuna göre dekor şekil dizayn edilmesi de, buralı ve buraya dahildi.

    Sınırsız sorgusuz güç yetki hükümranlık ve sahip olma dürtüsüne bağlı istifleyiciliğin sürekli daha çok kazanmayı zenginleşmeyi genişlemeyi yayılmayı büyümeyi ve rakipsiz muhalifsizliğe kilitlenip odaklandığı yaşam ve toplumsal dolaşım döngüsünü dilediği çevrim içi itirazsız tepkisizliğe bloklama sabitleme stoklama depolama veya bütünlüğü bozulmuş sosyal kültürel siyasi ve ekonomik yapıları bağından ve bağlamından koparıp param parçalılığa ayrıştırarak proğramlı projeliliğe atomize ve kategorize etme saplantı ve bağımlılıklarını kaderi ve gündemi değişmez lere kurumsallaştırıp, dğersizlik kabulsüzlük dışlanma horlanma suçluluk yoksunluk yalnızlık acizlik eziklik alçaklık ve yabancılık duygusunu esir alan dayatmaların kulu kölesi olarak insan var gücüyle kendine çullanıp yüklendiği borç ödemelerine yetişemeyen can çekişmelerle boğuştuğu sürekli açık veren kısır döngünün hasar ve yıkım bilançosu ağır öldürücü sorunları çatışmaları saplantıları gerilimleri umutsuzlukları ve krizleri yumağında tükenişi çürümeyi ve çöküşü yaşar.
    Gerek derin yoksulluğun gerekse her türlü konfor imkanına kavuşmuş üst sınıf sosyete yalnızlık belası iletişimsizlik toplumsuzluk ve ruhsuzluk hücresinde her sezonu insanlığın ölümüne açıp kapayarak,dış bağlantısı kesik mezarlaşma izolasyonunun doğal dolaşımı baskılanmış ve tahrip olmuş aşırı uçlarda yaşayan insanlar üstesinden gelemedikleri çelişki ve bunalımları yüzünden her türlü kişilik ve davranış bozukluğuyla boğuştukları sapmalara ve sapkınlıklara yönelirler.

    Acımasızlığın, kirli ve kanlı savaşların, ayan beyan ahlaksız hukuksuz açıktan yağmanın, eşitsizliğin, zulmün, sapkınlığın, sıradanlaşıp herkesi esir alan uyuşturucu alışkanlıklarıyla kurumsallaşarak karşı çıkanı tepki vereni , aksi tercihte bulunanı. katkı sunmamakta direneni i, koşulsuz yaşamayanı , kul köle olmayanı ve kendileşmeyeni amansız baskı çullanmalarıyla ezip saf dışı bırakan bütün çürümüşlükler ve kötülükler ünlü şöhretlilerin hiç bir insani değeri gözetmeksizin kapıldığı çıkar ve ganimet ortağı MEDYATİK kuklalar sayesinde bu kronikleşmiş kirli dolaşımın tüketim dayatmasıdır artık.

    Geçmişin yıkımlarını üstüne devralarak veya kayıtsız kalmaya umursamayarak hayatı ileri götürmesi oldukça zordur insanın. Kuşatan zorluğa karşı gerçekliklerden kaçmaksızın yaşam mücadelesi vermesi gerekir insanın ama sorunlar etrafında hiç bir iyileştirme onarma yahut değiştirme katılımcılığında bulunmadan kendinden öncekilerin kısır kurak döngülerine konuşlanıp yerleşmeye şekillenerek de hiç bir saygın ve sağlıklı yaşam ilişkileri donatıp kuramaz insan.

    Eskinin kazanılmış olumlu deneyimlerinden faydalanırken kendi çağını okuyup anlayıp donatacak özür irade cesaret akıl fikir bellek bilinç ve özgün benlik büyütüp geliştirilmesi gerekir. Yoksa kaygı bozukluklarıyla ören viran olmuş acı zulum ölüm azciyet sefalet mutsuzluk hep birbirini etkileyip tetikleyerek acıyı kahrı ezikliği bunalımı ve çilekeşliği kutsayan tekrarlarla kaderi değişmezliğin kronik sosyal çürüme ve kokuşmuşluğuna devam eder.

    Acıma kaygı keder sefalet zaafiyet zavallılık korku endişe belirsizlik gericilik hurafecilik cehalet eziklik değersizlik dışlanma ilkellik eşitsizlik yozlaşmışlık kokuşmuşluk üzerine çöküp çullanmış kronik sömürü ve istismar endüstrisinde dünyanın her yeri ana formatı ve ekseni değişmeksizin güdülen amaç ve varılan yıkım yağma sonuçlarıyla aynıdır.
    Sanayisi gelişmiş ülkelerde eşitsizlik yıkım yağma ve adaletsizlik otoriter hükümranlığın bizzat kendileri KILIFINA göre kanun düzen uydurarak çapul işini bitirirlerken geri kalmış veya yarı sömürge ülkelerde bu devran hiç bir kanun nizam ahlak ve onur hassasiyeti gözetmeksizin fütursuzca ve açıktan açığa yapılmakta.

    Öyle ki kan gövdeyi götüren yayılmacı ve işgalci savaşların katili Emperyal karargah müdürü Trumh, kirli ve kanlı elleriyle toplum afyonlamanın araçlarından biri olan tüm ay boyunca süren Dünya Futbol Turnuvası sonucunda, sanki hiç bir şey olmamış gibi kupayı kazanana törenle verirken, sistemin çarkını çevirmede ortak ganimetçi kıldığı mega star şöhretlisine toplum üstü her türlü güç servet saltanat ilahlaşmasını sağlayan SPOR sanayisi de, Messi’ yi tahttan indirip Yamal’ ı adanmış hayran fanatikliliğine mahsus tahta geçirme reklamını piyasaya sürdü.

    ‘Ben bundan sonra YE’ yim’ diye adını bozup değiştiren Afrika yoksul hikayesinin kamuflaj ünlüsü ve zaptürü zop anlamsızlığına kafası tekdüzeliklerle hip-rap karmakarışık MÜZİK dürtükleyen Kanye West ‘ de aynı güdümlü maksatların seçilmiş kuryesiydi. Ülkemizde aynı bağlamda derin yoksullaşma, çürüme, kültürel yozlaşma, kimliksizleşme, gerilim, bunalım, şiddet, yalnızlık, güvensizlik gibi can yakıcı dert ve sorunlarıyla boğuşan yığınların duygusal çöküşünü kundaklayarak kendilerine şöhretli ayrıcalık sızdıran dizi magazin spor medya moda tasarım tarikat holding sanayi şöhretlileriyle Şakira, Jeniffer Lopez, Lady Gaga sahne taklitçisi elektronik arabeskçi mega - giga Tarkan - Sezen giller de benzer kokuşmuş tekdüzeliğin sömüren soyan çarkına ortak servet ihtişam gösteriş ünvan ve konfor çıkarı gereği ortam işini gören toplum üstü devir devrancılar olarak piyasaya pazarlandı. İtalyan Sanatçı Maurizio Cattelan’ ın sözde resim sanat galerisinde sıvayıp sergilediği duvara bantlanmış çerçevesiz muzun çalındıktan sonra aynısını yeniden asıp altı buçuk milyon dolara satın aldıktan sonra yumulup yiyen kripto para şirketi Tron’ un sahibi Justin Sun gibi eşitsiz haksız hukuksuz ve ruhsuz insanlığı ölmüş çelişkileriyle günden güne bataklaşın dünyanın azgın sapkınlığa dair dolaysız ve çırılçıplak göstergelerinden bir kaçıydı.

    Haluk Levent olayı da, moda müzik eğlence tatil furya fuhuş endüstrisine hükmedenlerin kurguladığı düzenek dahilinde etkilediği kalabalıkları her yoldan dolaşım ağı ve bağımlılığına uygun uyuşturup erotik sahneli her şey dahil paketiyle her davranışını kutsayan, her hatalı kusurlu bozuk dalavere dolandırıcılığını bilmez görmezden gelen, her yasak yalan yanlış veya sapkınlıklarını algı bağımlılığıyla benimseyip onaylayan Star, Mega Star, Ünlü Şöhretliğin ultra lüks servet konfor mal mülk ve ayrıcalık imtiyazlarına sahip olmalarını tıpkı siyasiler tarikatçılar holdingciler medyacılar pazarlamacılar mafyacılar reklamcılar bankacılar borsacılar magazinciler gibi toplum üstü tutulduğu Deniz Feneri,Tosun Oğlancık ve benzer insanların zaafiyetine güvenine umuduna ve beklentisine çökmüş çullanmış soygun sömürü çarkıyla sahtekarlık işi tutan; ve yozlaşmış kokuşmuş çürümüşlüğün her türlü ortak çıkar ve ganimet düşkünlüğü dolaşım ağını büyütüp toplumsal yıkımın sürekliliğini sağlayan dolap dümenden aldatarak soyan sömüren tekrarları çok tekerrürle teşekküllü sosyal infialdir.

    Seyfi Karaca…. temmuz/26

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 20.07.2026 - 15:06

  • Derinin Dünyası
    Derinin Dünyası

    Buraya yazmaya hak kazanmış o kadar çok insan var ki.

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca

    ..
    EĞRİSİ DOĞRUSUNA ŞİİR YÜREKLENİRKEN 2
    ….
    Temizlenmek deterjan sabun şampuana has ve özel kökten çözücü fiili değildir eğer ki, insan o iz izan anlayış kavram niyet kararlılık yol yordam inanç azim emek ve eylem üzeri değilse.
    Niyeti anlayışı ve alışkanlığı bozuksa; ve hiç bir şartta kendini onarma değişiminin aklı fikri bilinci ilgisi sorumluluğu ve gayretinde değilse temizlendiğinin hemen saniyesinde yine kirlenmek için her yolun bulaşıklı berbat ve bozuk tarafını kendine sermayesi seleften meziyet edinecektir kadraja giren çıkan kişi.

    Çünkü ilmek en baştan sakata bağlanmış, kantarın topuzu hep dengesiz ayarsızdan düzen tutmaktadır.

    Acı kederkeşliğe dair köktenci ve toptancı getir götürü hesabıyla müptela şiir yapıp sanat sinema yazmaksa hayatın kalitesini kötüden arındırmamakla birlikte her yayın hayatına giren yan etkeni ağır madde, daha umutsuz daha bitkin daha yılgın daha yoz daha kayıtsız daha kaypak daha vaz geçme bağımlısı ve daha varoş iletişimsizliğe izole beterin beterine zavallılık toplumunu aşılayıp sefil fukara yaygaracılığını batakçı kılacağı kaçınılmaz ve kedindir. Bu bakımdan ‘ siz benim neler çektiğimi nerden bileceksiniz’ tarz ve türevli ışıldaklarla hep kendini ezik, düşkün, kayıt dışı, kayıp sicilli, hikayesizliği gecesi var gündüzü yok yersiz yurtsuz, ayrı, uzak, hep sokakta, hep debelenen, hep derbeder, hep kovulmuş, hep yaşamın hiç bilinmeyen kıyılarında … okuyup yazmadıkça tedavüle koyan fenomen öncelikli serbest piyasada ilgi uyandırmayacağını, değerli bulunmayacağını, sükse yapmayacağını, kabul görmeyeceğini ve hiçe sayılacağını sanarak hayatın somut dolaşım akışına dair eşdeğerlikli algı bilgi gözlem tanımlama ve gerçeklik duygusu olmayan vıcık vıcık soyut şekilciliği imayı betimlemeyi sembolcülüğü bağlantısızlığı ve yüzeyselliği gerek metinsel yazılara gerekse kalıplaşmış formatlardan kopyalık şiir basmakalıplılığına ( piyasa günceli ortamlara kapılıp gidişlere hiç bir akıl fikir duygu düşünce cesaret ve özgür irade sorgulaması yapmaksızın ) taşıyıcı özgül ağırlığından yoksun parıltılı hükümsüzlük cafcafları yamayıp sıvamayı ne yazık ki kalitesi ve seviyesi sürekli düşen toplumsal çürümüşlükte zorunlu gereklilik sayılmakta.

    Pilajda parkta trafikte meydanda randevuda sıra kendine gelince doldurduğu boşluğu hiç kimseye bırakmayarak yedi ceddi sülalesinin çıkar huzur pay hisse ve rahatlık garantisini temin etmede hep önceliği kendinin olmasını isteyen kavgacı gürültücü harami saldırgan zorba şiddet salgınlarına dayalı kargaşanın bencil bağnaz fesat fitne uyumsuz kuralsız dengesiz kanunsuz kimliksiz duyarsız kof ve kimliksizlik çatkında her şeyi sürekli bozup kirleterek yaşam duyarlılığı olmayan popüler kostümlü hazır tüketim piyasa maliyetiyle boyanmış süslenmiş kederkeşliğin yoz kültür sanat edebiyat sinema ve sahnesi de da burdan doğar büyür barınır ve beslenir .

    Çünkü acı kaygı karamsarlık ve kötümserlik kronikleşip tüketicisi yılgın bezgin yorgun kalabalıklara endüstri markası olunca her şey birbirini etkileyerek bozulur kokuşur çürür sosyal siyasi ekonomik çöküşlere ve temizleneyim derken tümden kir batağında kültürel yıkımlara yol açar.

    İnsan nasıl ki beslendiği bedensel dokusuna, kişilik yapısına, alışkanlık dolaşımına, benlik karakterine, dayanıklı direnç bağışıklığına ve yaşam biçimine temel kaynaklardan biraz nohut biraz kavun biraz kiraz biraz buyday biraz demir biraz çinko biraz biraz minaral kütlesi yağ deposu protein havzası ve gıda tüketim taşıyıcısı ve müşterisidir ..
    Sosyal ilişkilerini kurar donatır düzenlerken de dilden dağarcıktan varsa eğer kültürel zenginliklerinden sürekli huzuru güvenliği ve istikrarı sağlayıp artıran kavramsal değerleri üretir. Yoksa sağlıksız dengesiz mutsuzluğu kurgulayanların korkuyu karanlığı ve acizliği kodlayarak sinmiş vazgeçmişliğin bütün kötülüklerini kendine yedirerek üretmediği ortak yaşam değerlerini ilgiden itibardan keserek lüzumsuzduk çöplüğü olarak bilen güdümlü kalabalıklar, ezikliğini ve acizliğini sergileyen kokuşmuş çürümüşlük vitrininde tükettiği uyuştuğu bataklığını vazgeçilmez yaşam dolaşımı algısıyla tatmin olan yoz kültürün istismar tezgahına rehin düşerler.

    Duygu çeşitliliğiyle donanır beslenir ve kurumsallaşır dolaştığı iletişim toplumundaki saygınlığın anlayışı kavrayışı sanatı ilmi yolu okuması konuşması yazması anlayışı değeri alışkanlığı ve özgüven sahibi insanlık. Aşırı yüklenmelerse tek sesliliğin sınırsız keyfiyet buyurganlığına tutsak kabızlık zavallılık ve kuraklığını doğurur. Hele de sadece acıyla beslenerek her şeyi olumsuzlayan toplumsal tıkanmışlığın soyut ve şekilsel boyalı beden diliyle davranıp düşünüp konuşan; ve her türlü kahrı şiddeti adaletsizliği çürümüşlüğü rezilliği ayrışmayı soytarılığı ve düşkünlüğü taşıyıp kovalamaktan gocunmayan aşırılıksa popülerlik adına sözlü yazılı yahut görsel piyasa mahsülü bütün iletişim ve etkileşim ağlarını tetikçi tutarak toplumdan dünyadan haktan hukuktan kopuk furyalar ve hurafeler kolluk kortejinde kıyamete yetişmeyi cinnet refleksiyle koşuşturan felaketin kahır kin nefret şiddetten gününü kurtaran sosyal uçurum bataklığıdır.

    Günün çağına çevrimine ve modasına uygun akademik yozlaşmalarla ve teknik her kilitli boşluktan yer kapmak için kostüm kalıbını modellenen sanat edebiyat sinema resim beton varoş ve villa mimarisi kire gürültüye karışık buraya ortak ve dahildir.

    Seyfi Karaca…. Temmuz/26

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 14.07.2026 - 12:38

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca


    FIRLATMA RAMPASI
    ….
    El yapımı nayloncuk
    Kabir azabı gibi bilindik rivayetin
    Fabrikasından teneşire sürülen sürpiyasa mutsuzluklarıyla hep yanlış yola işaret verip saptığındandı şerit
    Bütün sokakların kendini hurdacı yokuşunda sapır supur bulduğu siyah gözlüklerden yaz bakınıyordu
    Ayın doğmasını bekleyen gece gibi loş bir hoş sarkaçsız salınım
    Kımıldayıp dururken kahveler sahiller ışıklar ve hışırtılı sular
    Her şey kendinden bir beden daha küçüktü
    Ne kadar kerpetenli cümlelerle
    Kalıbını döşersen döşe tenekeleşmiş kapağı hep açık kalıyor dünyanın
    Kozmik kavşaktaki ilk kamyona mavi düdük çalacak diye bahse girerek
    Çerezsiz
    Mezesiz
    Sofrası çilingirin
    Sehpası kurulu kenar kıyılar virajında sert rüzgar yapıp
    En çok da arıza yapmış kütük kafayı baştan savınca ölmüş kaynanasının üzerine sım sıkı yemin içenler
    Takozu çekilmiş fırlatma rampası gibidir en geniş halkadan başlayıp
    Evire çevire yorgun bulaşıklı kem küm ve pasaklı sözleri dişirip toplayıp kendilerinde noktalayan
    Tüyünü teleğini dökünmüşse
    Genelde her gün bitimine rast gelir böylesi
    Kuş da bir ihtimaldir salyangoz da belkisi
    Günağarırken
    Ve batar yiter giderken günden güneş
    Boğulmak üzere kullanım tarifesi kayıplarda
    Uzak evlerden
    Ve karınca yuvalarından dünyanın hayatta olduğunun sevinerek çoktan soğumuştur ev bark ahali
    Kimse kimseyi sımsıcacık sevişmelere
    Ve yuvaya beklemediği
    Vurup kafayı yastığa devirdikten sonra
    Ertesi günün aynısından
    Kurulu saat gece lambasının susup söndüğü yerden ve güneşten evvel bütün ağrılarıyla birlikte zonklamaya başlar
    Böylece tamam olmuştur yarımın yarısına
    Kendini üzmekten
    Ve kendine üzülmekten helak olmuşluğunu çözerek çekip çıkaran
    İnsan rahmetlinin mesai ücretine takas
    Ve fırlatma rampası…

    Seyfi Karaca….Temmuz / 26

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 13.07.2026 - 12:30

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca

    ..
    EĞRİSİ DOĞRUSUNA AŞK ve ŞİİR YÜREKLENİRKEN
    ….
    Kesin doğru veya kesin yanlış yoktur, her şey değişir dönüşür başkalaşır veya bileşken karışımlar içinde homojen yapılara evrilir derken, her kafadan bir sesin çıktığı ve hiç kimsenin ortak değer aidiyet anlayış payda duyarlılık ahlak kural kanun liyakat ilgi ve paylaşımının olmadığı şizofrenik izolasyon cinnetinin tek boyutlu ve tek hücreli bireysel bencillik morguna kuklalaşmıştır çürüğe çıkmıştır ölmüştür insanlık.

    Çünkü ayırt edilir akıl fikir idrak irade anlam bilgi beceri kavram vicdan ve mantık değeri olmayan doğru ile yanlışlarla beraber hiç bir olguya duyarlı tepkisi olmayan kayıtsızlık ve karamsarlık kopuşlarıyla sosyal yaşantının bütün yapıcı ve sağlıklı stunları yıkıma uğrar, hak hukuk kanun nizam düzen anlayış inanış güven kişilik kimlik özgürlük huzur mutluluk barış sevgi saygı sorumluluk liyakat zinciri kökten bozularak alışkanlıkları değişimlere kodlanmış hiçliği yokluğu ve kimsesizliği kodlayan yoz kültür kargaşasında anlam ve değerini yitirir.

    Burada akıl vicdan mantık sorumluluk emek ahlak adalet onur itibar saygınlık gibi ortak hayatı donatıp düzenleyen birlikte yaşama kültürüne yer yoktur. Dolayısıyla bütün algı ilgi bilgi kavram anlayış görüş inanış birikim gözlem akıl sezgi duygu düşünce vicdan sorgulama ve ortak çıkarım zenginliğini rafa kaldırarak işine ve çıkarına nasıl geliyorsa kişiye göre değişken göreceliliğini kutsayan toplumsuzluğun ilkel dürtüler hükmündeki çağ dışılığını ve anarşist başı bozukluğunu döner dolaşır kozmik sürüncemedeki hayat.

    Çünkü bencil breyselliklere özelleşmiş çıkar ve keyfiyet güdümlü başıbozukluğun ortak duygu düşünce bilinç ve anlayış bağlamında kendi dayatmalarına getiri sağlamadıkça adaleti inancı kimliği ilgisi itibarı saygınlığı çıkarımı emeği çabası kabulü paydaşlığı özgürlüğü kaygısı katkısı ve birlikte yaşama kültürü yoktur. Herkesin kendini herkesten ve her şeyin üstünde görüp bildiği kibir kahır fitne bozgun gösteriş hırs hınç gibi bağnazlık hücrelerine hapsolmuşluğun bağlantısızlık çoraklığında hiç kimse diğerinin ilgisi alakası ve umrunda değildir, herkesin doğrusu hiç bir değer üretemediği ve her gün birbirlerini boğazlayıp kazanılmış değerlerden harcayıp tükettikleri kendi çorak cürümü kadardır.
    Oysa sanat kültür kanun kural edebiyat akıl fikir vicdan ve duygu duyarlılığıyla dengesi bozulmuş olan veya bozulmakta olan sosyal hayata emek ve yürek yorarak sınırları kesin bilinen doğrulara ve yanlışlara ortak fayda ve payda çıkarmayı amaç edinir.

    Hiç bir emir sipariş reklam menfaat militanlık adanmışlık ve dogma buyruğuyla toplumsal hayatı dertlenmiş ve kaygı edinmiş şiir de, bu bağlamda hele de günümüzün düzenli veya düzensiz her konu başlığında korkunç ruhsuzluk izolasyonuna köleleşmiş yıkımlar yaşadığı köklü bozulmuşluklar harabesinde özgür düşüncenin ve özgün emeğin yorduğu bütün ilkel ödünç kokuşmuş çürümüş kiralık kullanışlı dileyenin emrivakisine kul ve köle bağnazlıklardan duyarlılığını kurtarmış sorumluluğun ve kaygının en büyük yükünü taşıması gereken saygın samimi ve gerçek yürekliliğe sahip olmak zorundadır.

    Seyfi Karaca…..Temmuz / 26

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 11.07.2026 - 15:05