.. SOSYOLOJİK ÇÖKÜNTÜ POTPORiSİ … Mehepe’ yi Hizbul Hüdaparı Akepe” yi ve Pekakaı yı kuran donatan kullanan ve yönetenler hepsini aynı Bop saflarında buluşup bütünleştirirken kara kutusunda yıkım istila savaş kıyamet tetikçiliği olan Trumh Nato buluşturmasında Anıt Kabir’ e gitmeyerek Tom Barrak proje yazılımını ihbar etti ve açığa vurdu. Kılıçdaroğlu yedeği Özgür Özel ise tüm buraların proje ortağı ve kurulum iştirakçisi olarak yürürlüğe konmuş olan bitenlere yıkım ve talan süreçlerine figüran fırıldaklığı etmenin dışında net samimi gerçekçi inanılır ve anlaşılır hiç bir YENİ eylem ve söylemi yoktu. Sebep..? Paranın gücün soyanın sömürenin savaş silah iletisim gıda ajan piyon tetikci enerji katliam yagma yıkımlara kurulu ofis temsilcisi, siyaset -ticaret borsasının sabika ve banka sahibi Israil ..!
Israil, etrafinda özgür ve bagimsiz kedinden güclü büyük ulus ve üniter devlet istememe dayatmasi.
Etkileme kuşatma ve kapsam alanı ne olursa olsun, varlığına göz diktiği ve gözetim altına aldığı her türlü baskıyı tehdidi çevirmeyi zoru zorbalığı sefaleti korkuyu istikrarsızlığı sorun ve geri kalmışlık sarmalını bölen parçalayan ayrıştırmalar çatışmalar savaşlar ve sürekli gerilimlerle kalıcı kılan işgalci ve yayılmacı dayatmalar, kurdukları ölüm zulüm çarkıyla ülkelerin coğrafyaların ve toplulukların bütün toplumsal zenginliklerini çökertir yıkar kendi çıkarlarına uygun yağmalarlarken büyürler, yağmaladıkları yerlerse Bop Eşbaşkanlığı gibi aynı maksatların sür saltanat ortakları sayesinde küçülerek kurulumu ve tasarımı sağlayan küresel zorbalığın hükümranlık otoritesine tabi olurlar.
Nato buluşması ziyaretinde Türkiye’ ye gelip bağımsız üniter ulus devletimiz ve sevgili ülkemizin kutlu ve birleştirici ortak değeri olan Anıtkabire gitmeyerek kiminle ne amaç niyet ve maksatta olduğunu açıkça, bile bile ve göstere göstere Tom Barrak proğramlı Terörsüz Türkiye dolambaçın iz güzergahı üzerine olduğunu ortaya koyan ölüm zulüm savaş silah ive kıyamet tüccarı manyak Trumph, Çin’le bağladığı ganimet anlaşması yanısırasına, İran’ la sürdürdüğü proğramlı istikrarsızlık gerilim savaş ve her an çatışma dayatmasıyla dünyanın bağımlı olduğu ve sadece pompaya değil hayatın bütün can damarlarına katlayarak yansıyıp mecburen boyun eğdiği ve tükettiği petro kimya artışı sayesinde belirsizlik istikrarsızlık üzerinden trilyonlar kazanan Dolar, hızına yetişilmeyen çıkışla yükselmekte, siyasi ekonomik kültürel zenginliği soyulup yağmalananlarsa bölük pörçük olup artan bağımlılıklarıyla aynı hızla küçülmekte.
Cevapsız kalan soruların bilinmezleri içinde sır olarak saklayan meraklar armağanlar ve müjdeler çeşitliliğidir henüz yaşanılmamış günlüğü ve gözlemleriyle yarın. Makamına erişip deneyimledikçe de çıkarımlarından süzümlenenlerle elde edilen bilgi beceri akıl yol fikir alışkanlık toplam iradesidir insan anlayış inanış görüş belleği bilininci.
Eğer insan yaşam insan gündem toplum ilişki ve dünya gerçekliğinden kopuk kendi içine kapanıklığın kof hayal mahsülcülüğünü ve saplantı sanrılarını yorar fışkırırsa durmak yetinmek bilmeyen gerçek dışı platonik aşk bulantılarını, mutsuzluk acılarını, lanet kibir kahır sitemlerini veya ilgisiz alakasız soyut imgeleşme ve abartılı kurmaca yığıntılarını kusar köpürür. Yıkılan bozulan ve yerine getirilmesi kolay kolay mümkün olmayan hak hukuk vicdan eğitim doğa sanat siyaset ilim güven saygı samimiyet insan kültür iletişim ve toplum faciasını görmezden gelir veya görse bile her şeyin piyasa icabı ve doğası gereği normalleştiren kanıksama algısıyla umursamayarak gerekli ve sıradan sayar. Başı bozuklukluğun veya keyfi başına buyrukluğun dayattığı ve donattığı hayat , toplumsal riayeti ve liyakati olmayan kişiyi kendi bildiğine serbest bütün yolları tokalı felç ölümlülüğün kavga nizah kargaşasıdır.
Adam veya kadın kanunu bozar, rüşvet yer, haksızlık eder, hukuku çiğner, sadistlik peşi kovalar, tecavüz ve suç işler, zorbalığanı dayatır, şiddete yönelir, baskı uygular, sapkınlık eder, dolandırır, kandırır, cinayet müptelasıdır, kötülüğü kışkırtır, ara bozar, fitne fesat kundaklar, bozgunculuğu meziyet beller, surayı bozar, daima öncelik çıkar ve imtiyaz gözetir, ahlaksızlığı leresizliği umursamaz, her yanlışını doğru bilinmesini ister, tuzak kurar, dümen vurgun soygun hile talan saldırı eziyet….dörtlüleri yaktığı yerde hayata nefes aldırmayan belasını bırakır ve buna hakkı olduğuna hır dalaşır kan gövdeyi götüren çullanmalardan ne pahasına olursa olsun üstün çıkmanın düşmanlığını ve kinini güderek düzensizlik -toplumsuzluk üzerine düzen kurulumunun yerleşik hale gelmesine sebep olur. Herkesin kimseyle ortak hak hukuk değer kanun dil kültür akıl birikim kaygı saygı ilişki yaşam güven sorumluluk hassasiyet aidiyet ahlak düzen dolaşım uyumu ve bütünlüğü olmadığı ve gözetmediği ‘ sen de kaçan fırsatı kollayaydın uyanık olaydın be adam ‘ gibi birbirine nispetçi yarışçı hileci baskın madikçi zorba acımasız sahtekar dalavereci dolandırıcı kuşkunun korkunun kabusun tükenişin karamsarlığın endişenin gericiliğin rüşvetin talanın kibirliliğin ahlaksızlığın yağmanın kargaşanın bozulmuşluğun sosyal çürümenin istikrarsızlığın ve toplumsal çöküşün meşru kabul ve masum görüldüğü itaatsizlik ağını örer.
Irmağın durmaksızın akışı sırasında her damla kendi anlam değer canlılık katkı ve yükünü taşıyarak yol boyu surasında kimi ağaçları kimi sazlıkları kimi çayırlıkları kimi bahçeleri kimi bağları kimi gölleri kimi şehirleri kimi denizleri kimi barajları kimi kanalları kimi ekin ve bostanlıkları besleyip büyüterken kendine özgün eşsiz benzersiz hikayelerin yapmacıksız ve gerçek anlamda aynı yaşam yolu hiç değişmeksizin kendi tanığı olurlar. Fakat sırf başkasına nispet ve gösteriş yarışına kapılmışlığın üstün seçkin ve baskın geleni olmak için piyasa kataloğu tür ve türevi olarak değişkenlik çeşidi avı peşinde yozunmuş çürümüş insansa, her ne kadar aksesuar kılıf kalıp mekan kostüm eşya dekor değişim dönüşüm zik zakkarında hiç durmadan oynaklık ederek sürekli yeni av peşinde ( herkese mavi boncuk dağıtarak ilgi telaş takıntı ve ihtişam toplama derdine düşerse ) koşarsa o kadar sahteleşmiş değer kaybetmiş erozyona uğramış işlevden ve içerikten bozulmuş demektir.
Hayata dünyaya kendine basacak ve duracak huzur rahat gün yüzü göstermemek için bunalmış tıkanmış ve kovulmuşluğun takibi mümkün olmayan kendini kovalamaya hiç bilinmedik veya başkasıyla yarışan imrenti açlığını karşılama çeşitliliği yetiştirmek için çırpınıp debelenmektedir … artık işlevi niteliği ve değeri tükenmiş süs ve gösteriş kölesi insanlık.
Malum…
Güç ihtiras bencillik bağnazlık yarışında doğan çürüme ve çöküntü, bütün birlikte yaşamanın amaç değer kaygı aidiyet ve yükümlülüklerini yıkıp yok ederek ; veya hiç bir ortak yaşam sevinci bırakmayarak kesin kararına varılan ayrışmayı ayakta tutan kin nefret düşmanlaşma gözü dönmüşlüğünü ve senin benimciliğini ( kabus travma felaket uyuşmazlık anlaşmazlık kopuş çöküş kavga gürültü bunalım gerilim çürüme yozlaşma ayrışma ve çatışma ilişkisizlik birlikteliğini değişe dönüşe tüketmeye ) .. bağlar.
Ortak paydaşlıkları baskılanmış boğulmuş bunalmış aşağılanmış ve hiçe sayılmış sorunlu şiddetli gerilimli geçimsizliklerin hızlı tüketim ve sınırsız sömürü bağımlılığı tıkanıklıklarından planlı proğramlı kölelikten kaçışlarının doluştuğu yapay yapmacık ve gösterişli mekanlarda kabul onay ve beğeni odaklı duygularını okşayan tatmin olma züğürt tesellisidir
Burda az gidersin uz gidersin yaz gidersin güz gidersin peşine takılan önüne düşen ve uzayıp kısalan gölgelerin bile sana söylemez aklın ağırlığıyla aşkın bedeninin aynısını giyeni ve taşıyanı olmadıktan sonra kış bahar üçüncü bahar yedinci iklimin hiç bir farkı olmaksızın her dönemeçte ben bu zamana kadar buraya nasıl dayandım ve katlandım ve sadece akşamdan akşama hortumla bahçe suvarıp sahilde güneşi öbür tarafa savuşturup yollamanın ötesinde ve kısır döngüsüne kaybolarak herkesin hiç kimse olmadığını… akşamın yokuşu asma köprüler gemilerden boşalan rıhtımlar ve sokak lambaları dahi kimseye söylemez.
Tıklım tıklım kalabalıkların gün telaşesi değirmeninde ezip ufaladığı yalnızlık hücreleridir bu yüzden kimden gelirse gelsin katıksız onay takdir beğeni ve övgüler burdaki yoksulluğun yorgunluk nafakası ve esir alan tesellisidir. Bu kurak çölleşme ise insanı kendi olmayan kamuflajlarda beğenilmeye ahmaklaştırarak dürtü bağımlılığını kandırma ve takıntılarının doyumu için tatmin olma tipini çılgın tüketim piyasası ihtiyacına göre özenle markalayıp modelliyor.
Çünkü özgün kişiliği kavramı anlamı değeri varlığı olmayanın aşk ve sevgi gibi yüklenip taşıyabilecekleri yaşam ortaklığı da yoktur. Saygın kişiliği olmayansa insanlığını kendine bile kabul ettiremediği huzursuz yetersiz eksik dışlanmış yoksun muhtaç aciz ezik çaresiz dengesiz zavallı ve açlık duygusuyla kamçılanarak yoksunluğunu tamamlayan değer kattığına inandığı doğallığını yitirmiş sanal sahte şatafatlı gösterişli değişme ve başkalaşma dürtülerinin proğramlanmış tasarımlılığın SIRADIŞI kulu kölesi olmaya eğilir ve yönelir . Seçici olmak, özgür iradesi deneyimli katkısı birikimli donanımı etkin sorgulaması ve liyakatli becerisi olmaksızın ışıltılı şatafat sahteliğinde gösterişli yer kapmak için her yolu mübah sayan kamuflaj maskarasıyla ve sürü bağışıklığının akıntısına kapılmakla olup bitecek kişilikli ve saygınlığın adresi değildir.
Tam tersi aklın fikrin vicdanın emeğin yorup kazandığı değerlerle sakin dingin güvenli onurlu bilgili kültürlü sağlıklı huzurlu mutlu özgür topluma doğaya ve insanlığa duyarlı kendine özgün sevgi bağlamıyla özdeşleşen ve sorgulayarak erişilen çıkarım farklılığını ve farkındalığın gayretini gütmekle ilgilidir seçerek yaşama arzusu ve isteğinin temel dayanağı. Karamsar kötümser çekimser yılgın bunak kuşkulu endişeli umudunu gayretini inancını ve yaşama sevincini terk etmiş bunalım ve kriz müptelası kişiliksizlikler sorunlara ilişkili ve güdümlü yaşarlar ve her ortadan kalkan tıkanıklığın giderilmesine asla anlayış meyil ilgi ve yakınlık göstermezler çünkü varlık sebepleri polemiklere çelişkilere derlere acılara azaplatıra gericiliklere hurafelere ve toplumsal eşitsizliklere bağlıdır.
Çünkü çare huzur umut ve ortak mutluluğa dair hiç bir gelişim olgunluk yeterlilik donanım deneyim güven kabul özgüven ve birikimleri yoktur. Bu yüzden de bütün günü olumsuzlukları üretip artıran çatışmaları gerilimleri nefretleri sapkınlıkları bunalımları bozgunları yıkımları kahırları şikayetleri bozulmaları gayretsiz tepkisiz yakınmakları körükler ve kovalarlar.
Her hakkını aratana sindirme şiddeti sallayıp zindanı boylatarak muhalifsizliği zorbalığı ve keyfiyeti dayatan; toplumsal damarları çürümüş, ilişki ağları tıkanmış, akla fikre edebiyata sanata kültüre vicdana ahlaka özgürlüğe mutluluğa sevgiye saygıya söze onura duyarlılığa eğitime spora sağlığa umuda güvene dağlığa gıdaya barınmaya beslenmeye bilince sorgulamaya yaşama hakkına ve insanlığa çöküp kayyım atayan yargı; sömürü çarkına hakim olanlarca can damarı tıkanmış sosyal kokuşmuşluğun korku ve baskıya dayalı toplu sindirme ve ayrıcalıklı seçkinler sultasını koruyan toplumsal suikast aracı olarak kullanılmakta.
Muhalifsiz seçimlerin ( muhalefetin de ne zaman nasıl işlevsizliğe şekillenmesi gerektiğini muktedir olanların belirlediği ) toplumu makaraya sarmanın dışında hiç bir anlam ifade etmediği sürekli irin iltihap ve sorun biriktiren bu hastalıklı topyekün alt üst oluş hali ise günün bitiminde kaçınılmaz bir şekilde yoğunlaşan zorbalık sultasını taşıyamayarak hayatta kalabilmenin düzen dışı radikal patlamalarına ve yıkıcı tepkilerine yol açar. Çünkü kokuşmuş çürümüşlük bağımlılıkları güdümlü dürtülere odaklı açlık ve muhtaçlığı artırıp çoğaltırken, akıl vicdan kültür saygı sevgiyi paylaşan birlikte yaşama inancı ve kaygısı cesaret özgürlük merak araştırma sorgulama keşif deneyim ve beceri yüreklilik ve emek gerektirir.
Her şeye vardan yoktan gerekçe uydurup kulp takma bahaneler uydurma ve kendi varlığını kızağa çekme yahut cürümün gizli öznesi yapma sorumsuzluğuyla hep başkasına yıkma ve suçlama sabit kalıp refleksi bu kaypaklığın tipik karakteristik özelliğidir. Tek düzelikte yorulmuş yıpranmışlıkların enkaz birikintisi vardır ve dümdüz hareketsiz ve kımıltısız oradaki kurak boşluk herseyi emer ve yutar. Ses seda eylem ve karşı eylem yaşam canlılığını doğuran etkinlikleri yaratır. Bu etkinliklerse sabit ve standart olmayan inişli yokuşluluğun sürükleyici etkin cazibesi ve hayati önemseki çeşitliliğe boyut kazandırıp yön veren eylemsel katılımcılıkla mümkündür.
Sınırsız ve doyumsuz güzelliklerin kaynağı doğadır. Doğa ise ruhuna aklına hayaline duygusuna düşüncedine fikrine özlemine özgürlüğüne arzusuna ve bedenine çelenk kelepçesi yahut duvarlaştıran ayrıştırma düzenekleri vurulamayacak insanla özdeştir. Sınırsız sorumsuz edinme ve sahiplenme duygusu insanı önce kendine hapseder sonra da hapsolduğu düşkünlüğünün sadist hastalıklı sapkın bunak doyumsuz tatminsiz tamahkarlığıyla ilişip bulaştığı her şeyi bağımlılık dürtüsünü doyurmaya hapseder, durmaksızın çitler tel örgüler ve duvarlarla her yeri birbirinden ayırıp bölerek dünyayı tanınmayacak hale talan ve işgal ettiği yıkımlar ( sınırlar kafesler ve parsellerle) örer bozar ve donatır dağa taşa denize ve ormana.
Çok çeşitliliğin İlişkisi bağı kaynağı dengesi amacı nedeni düzeni yolu yordamı sonucu ve zaman akıntısı ırmağıdır hayat.
Bu yüzden de her ne kadar boyalı süslü akıl çelici yahut göz kamaştırıcı olursa olsun, zamanla bıkkınlık veren sahnesi sürekli aynı kof basmakalıplarda tekrarlara rutinleşmiş değişkenlikler tatiller dekorlar kostümler bile insanı kuşatıp hapseden boğulmuşluk hissi uyandırarak itici monoton donuk kuşatılmış bunaltıcı boğucu bezdirici yorucu ve can sıkıcı gelir.
İnsanın gerçek evi, aklının fikrinin yol ve yön gösterdiği arayışlar içinde geçen zaman zuhurdur sürecidir. Çünkü bu süreç içinde döner dolanır hayat. İnsan, ışığa yola dağa denize başka insanlara ve başka hayatlara böylece rastlar farkeder tanışır. Tercih veya reddetme becerisini burada kazanır.
Herkese benzeyen; ama bir ortak ilgisi bağı kaygısı sorumluluğu paylaşımı sevinci sanatı edebiyatı olmayan baskılandığı dayatılanı tüketmekle mahkum yoz kültür kokuşmuş çürümüşlüğünün hazır tüketicisi tezgahına düşmüş iradesiz tepkisiz ve liyakatsiz bağımlılıklarının kölesi bu kısır ve kurak döngü sarmalını kurgulayan arka plan düzenek sahipleri, okulları meydanları trafikleri şehirleri tatilleri çarşıları mekanları tesisleri vitrinleri binaları reklamları modaları salonları şekilleri tarzları imajları maskeleri magazinleri dekorları kostümleri ulaşım ve iletişim araçlarını yani hayatın bütün ağan dönen her şeyini avladıkları insanlığın başka seçeneği asla mümkün olmayan bu lüks savurganlık ve gösteriş kuşatılmışlık ağına göre örer kurar ve donatırlar.
Şikayet karamsarlık muğlaklık belirsizlik kuşku ve kötümserlik, hem yaşam biçimi hem de kimlik karakteri olanların sürekli ve durmaksızın değişikliğe muhtaç oldukları sebebiyle her gittikleri veya iliştikleri yer ve yapay nedende teselli olma muhtaçlığını doyurmaya dönük kendine yetişemediği kıskacın pahası eziyeti zahmeti ve yükü neye mal olursa olsun üşenmeden gösteriş bildirim ve paylaşımlarda bulunması içindir.
Faturasına yetişilmez hızlı sınırsız savurgan sürekli ihtiyaç ve bağımlılık artıran çılgın tüketim karmaşası tutsaklığında birbirini yoran üzen ezen ve zıtlaşarak yaşayan her türlü birlikteliği ayrılık ve kopuş tezgahına düşürüp hasmani çullanışlarla beraber fakat ortak sevince dair hiç bir anlam değer amaç gayret çaba emek yakınlık duygu düşünce sorumluluk ilgi aidiyet artırım harcamasında bulunmayı gereksizlik yükü olarak görerek korkunç bir yabancılaşma cinnetinde ayrı gayrı ve her türlü yakınlaşmayı herkesin diğerinden eksik ve geride kaldığı varsayımlı kendi takıntı sarmalında ötekini suç günah yasaklı kaçak fazlalık ve sürgün saydığı içler acısı kokuşmuş çürümüşlük izolasyonunda sonsuz bir cinnet ve zindan kuyusudur, artık idaresizliği idare bilen piyasa kölesi kuru kalabalıkların gezi turları tatil furyaları değişkenlik dekorları imrendirme kostümleri kışkırtma alışkanlıkları ve herkesin gittiği yeri görmeye can atan ve gitmediğini sandığı yerden kendine özel erişimsiz ve değerlilik gösterişleri silkeleyip savurduğu yapay ve yapmacık sanal dünya kozmopolitiği.
Haset fesat kin nefret kayıtsızlık karamsarlık çekememezlik görgüsüzlük böbürlenme şatafat nispet yarış üste çıkma ve herkesin erişimsiz gözdesi olma gibi yoz ve popüler kültürün bütün virüslerinin taşıyıcısı kuklası olarak kendi özgün kişiliğine ait hiç bir özgür iradesi aklı fikri birikimi tepkisi duyarlılığı olmayan sürekli çeşitlilik ve farklılık yaratma bağımlılıklarını doyurup tatmin olma ihtiyacı kendi seçimlerinin bir tercihi değil, herkesin gösterişte ve görgüsüzlükte birbirinden geri kalmama dürtüsünü ve düzenek kurgusunu körükleyerek idare ve sevk edenlerin çılgın tüketim muhtaçlığını dayatan hükümranlığın soygun sömürü çarkından beslenen ayrıcalık sınıf zümre ve imtiyaz sahipleridir.
… YORUMSUZ KARiKATÜRÜZE 2 ( veya alayina siir derken ) … Bir kişiden, yani tek başına kendimizden yola çıkışlı ikinci kişi dahi olsa, sözel yazınsal veya görsel her sunum, yüklendiği içeriğiyle ve iletişimiyle topluma ulaşmayı hedefleyen SOSYAL PAYLAŞIM karakterindedir. Yani paylaşılan içerik, iletişim topluma ulaşma ve etkileme gibi asal amacı vardır. Durum böyle olunca da değerler ve dolaşımın breyi olan her kişi, paylaşımdan etkilendiği oranda açık yorumlu eleştirel bakış inceleme sorgulama hakkına sahiptir. Paylaşımı sunansa burası bana özel yek başına buyruk şahsi malım yaklaşımlı kayıtsızlık lüksüne sahip değildir, içerik bağlamında yapıcı veya yıkıcı kime ne taşıyıp ilettiği kadar sorumluluğu yüzleşmesi ve bağlılığı vardır. Niye mi…?
Çünkü ağzından dumanlı zehirler toksinler kirler salgınlar ve bulaşlar tüküren veya üfürenlerin ortak yaşam alanlarına verdiği zarar, yıkımları yerleşik düzen hal aldıktan sonra farkedildi ve ölümcül etkisinin farkına varıldı. Toplum yaşantımızda sosyolojik yapılanmayı , ortak değer kültür ve kimlik bilincini, huzurlu güvenli ve sağlıklı iletişim paylaşım döngüsünü aynı etkinlikte yapıcı veya yıkıcı etkisi vardır kültür sanat edebiyat külliyatlı yazı görsel veya konuşma dilimizin.
Alışkanlık davranış duruş inanış ve bağımlılık nöronlarını bilinç altı çalışması nitelikli dolgu ve yerleştirme operasyonculuğunun aksam parçacığı olan ‘ herkesin doğrusu kendine’ formatındaki sergi paylaşım veya sunumun, hiç bir ortak itibar ve duyarlılığı olmayan ama herkesi kendi bildiğine çevrimlediği ve ayrı gayrılığını dayattığı müstakil yolu, özel talep ve istekleri, trafiği, kuralsızlığı, başına buyrukluğu, duruma göre değişen hükmü, yaptırımı, inancı, sorumsuzluğu, ve yanlışı doğru bilen ve yaşayan sınırsız serbestliği vardır.
Ayni gönül bagliligin varligindan sonsuz sevincleri sevgileri coskulari hasretleri ve bereketi bitmeyen siginagi saglam mutluluklari kucaklayip sevisen ASK kiblesindeyiz sevgilim sultanim. Seni bana, bizi bize verene bin sükür. Kucaklayip öpüyorum simsicacik her bir zerrelerinden.
Bu sebepten;
Koltuk numarası bileti kesilmişliğe kenar köşe edilip oturtulmuş, durmaksızın sabit konumluluğun biçimsel eksik gedik kusur kambur çukur veya fazlalıklarını dikizleyen aklı fikriyle, baktığı gördüğü duyduğu yahut okuduğu her ne ise sadece ordaki varlığı samimiyetsiz hazır kalıplılığın peşin övgüye dayalı döşeli suskunluk seyircisi olmaya veya yüksek gürültülü tezahürat fanatiği modeline kalıplaşmışlık, paylaşım değeri sıfır olan standart kokuşmuş ve çürümüşlüğü doğurur üretir. Çünkü paylaşmanın saygın ve sağlıklı verisi veya göstergesi, yorulan emeği sunanla emeğe taşıdığı içerik ve amaç paydasında tanıklık eden yahut faydalanan arasındaki eleştiren sorgulayan tartışan irdeleyen katılan karşı çıkan öven veya yeren karşılıklı iletişim samimiyetidir ortak paylaşımın adı ve adresi . Etki tepkiyi doğurur bakın bu da kesinliği olan sosyolojik olgudur. Her gün birbirini etkileyen birbirini kapsayan birbirini kuşatan birbirini özgür iradesi olmamaya hapseden ve birbirinden etkilenen kurguların soyut hücre rahminde aynı acı kahır korku lanet acımasızlık veryansın figan bağımlılık muhtaçlık terkedilmişlik zavallılık eziklik acizlik yalvar yakar kör kötürüm ve çilekeşlik feryatları çığnayıp tepişen depodan , saygın edebiyat ve toplum asla doğmaz maalesef ve ürettiği sorunların hali diliyle boğuşarak onurlu değerlilikten uzak kronikleşmiş şiddetli geçimsizliğin karabasan tekrarlarla yaşar sosyal yıkım ve toplumsal sür savrum.
Topluma dönük yazdığı kurduğu resmettiği tasarımladığı veya ilişkilendiği halde, ‘ ben ettim yaptım herkesin en güzeli oldum toplum ‘ bağlantısızlığının nüveleri olan kendi kuraklığını karanlığını kederkeşliğini ezikliğini sevgisizliğini düşkünlüğünü umutsuzluğunu fanatikliğini dengesiz tutarsızlığını bağımlılığını kimliksizliğini zavallılık ve muhtaçlığını öne çıkarma sebebiyle, dışarda kalan kayıtsızlığın toptancı ve piyasacı anlayış deposunda üretilen her yanılgı ve yanlış, sindirdikçe toplum katında yayılarak kanıksanır alışılır özümsenir alışkanlık yapar sağlıklı ve saygın olan her şeyin yıkıntı boşluğuna konuşma ve yaşama biçiminde dolaşım ürünü olarak bireyselcilik ve bencillik köpürtmekten başkaca tanıyıp bilmemeye kurumsallaşır.
Bütün sosyal damarları çürümüş kopmuş, kıran kırana yılgınlığı yozlaşmayı tükenişi görgüsüzlüğü ve gericiliği işleyip köpürten ve kışkırtan bu asosyal travma, her şartta şahsına özel konforlu seçkinliğe kendinden başka hiç bir ortak paydaşlığı olmayan çıkarcılığın da algı sağlayıcı kaynağı ve kültür erozyonculuğunun temel yakıt malzemecisidir.
Herkes her gün kullandığı kelimeleri ve dili kendi keşfedip kendi kendi e öğretmediğine göre, tüm iletişim bağımızı donatan kaynak toplumdan gelenlerimizdir. Sınırsız zenginliği ve çeşitliliği olan Burada hangi duygu yahut düşünceyi nasıl harmanlayacağımız değil , somut gerçekliği olmayan şekilci yüzeysel sahteliklere ve sadece kahır keder boğan aşırılıklara kabızlaşmaya karşı gösterilmesi gereken duyarlılıktır esas olan. Çünkü bu ölü döngülü çukurda yıkımların ve felaketlerin müptela müşterisi olarak ne dil ne bilimsellik ne hayat ne kültür ne adil ve ortak değerler bütünlüğü ne insan ne toplum asla yaşama şansına sahip değildir.
Ve ayrıca sadece soyut duygusal çeşitliliği çok çalkantılardan ibaret olmayan insan ve toplum kaynaklı güzel sanatların; elbetteki edebiyat - şiirin de dayanıp güvendiği somut aklı fikri mantığı vicdanı özgürlüğü bilgisi deneyimi birikimi gözlemi ve kalbi vardır. Kabız ve kurak yapay taklitçilikte veya tek damarlı aşırılıklarda özgürlüğün aklın fikrin ve güzel sanatların kalbi dayanamaz çatlar ölür. Bu kör kütükten dolaşım ağı, cafcaflı poşet torbasına doluşmuş bireysel bencilliğin her adaletsiz eşitliksiz dayatma ve keyfiyetini haklı gerekli makul masum ve yerli yerinde gören kabullenmeyi ve sosyal salaklaşmayı aşılar ve örgütler.
Çünkü nasıl ne gibi emeklerden ve hangi hasattan yediğimiz içtiğimiz bedensel yapı taşlarımızı örüp donattığı veya öldürdüğü gibi, hangi kelime ve cümlelerle hayatımızı kurduğumuzsa hem bireysel benliğimizi hem de ortak toplumsal kimliğimizi yaşatır veya öldürür.
O yüzden de sadece sosyal ortamlarda değil, hayatın her alanında sunulan her paylaşım, tıpkı yapılan yorumlar gibi kişiye veya keyfiyete özel değil toplumun sağlık huzur eğitim vicdan adalet onur özgürlük özgüven aidiyet ve liyakat ekseninde iletişim kalitesini ve reflekslerini ne denli bozduğu veya değer artırdığıyla, yani kişi özelinden ayrı, toplumun sosyal yapısını ve yaşantısını etkilediğiyle ilgili alakalıdır.
Ve toplumda ara bozgun ve yara açıklığı kapanmayan ( inanç bitmiş güven bitmiş samimiyet bitmiş yakınlık bitmiş söz bitmiş sohbet bitmiş vicdan bitmiş saygı bitmiş liyakat bitmiş hukuk bitmiş hak bitmiş sevgi bitmiş onur bitmiş ilgi bitmiş ilişki bitmiş …) o bitmiş bu bitmiş tükenmişlikleriyle ortak yaşam değerlerimiz yanıp kavrulurken, kendi gölgesini büyüterek durmaksızın her şeyi daha da aciz yılgın kaçak çarpık çilekeş karamsarlık ve kötümserliklerle boyayıp bezeyen karabasanlığın sancı sızı vaazleri veren sinema sanat resim edebiyat ve şiir lakırdısı , her yozlaşma katkısını herkese göre makul mübah gören piyasa anlayışıyla insanlık adına zıkkım yutkunup can çekişiyor demektir paylaşılan her sergi ve sunum.
Toplumun iliğine kadar özünü sözünü ertip tüketmeye ‘ bütün dünya hayatınızı bırakın beni duyun, bana bakın perişanımı görün, alemler zavallısı sefilliğime acıyın……’ gibileri kronik söylemlerin hammaddesi kılan döngü, beylik tabirle de duygu sömürüsünün yaygın istismar ayağını proğramına yüklediği aydın ilerici çağdaş milli muhafazakar görünüşlü ve cümlesi yalnızlaşmış kalabalıkları hep beraberce aynı kafesten evrimleşip çark döner.… Bu yozlaşmışlık hariçlik hiçlik ve tükenmişlik çarkında kimse eğer ucu kendine dokunursa kendi çıkarından başkasını zerre miktarda samimi yaklaşımlarla düşünmüyor. Ve acıyı ezilmişliği kahrı gözyaşını hiç elden dilden düşürmeyerek, milli ve yerli görünüşü ilerici aydınmış gibi bağımlı yaşıyor.
Sosyal iletişim ilişkilerine etkin kaynaklık eden sinema da medya da şiir de edebiyat da etkileyen arızaları sorgulamadığı sürekli yapaylığa ve kangrenler arızasına sabitliliğin toplumu kodlayan ve mayalayan algı ve alışkanlık ilgisizi yatay geçişle, ekonomide sosyolojide siyasette eğitimde inançta dilde kültürde, kısacası hayatın hiç bir yerindeki olumsuzlukları sorgulamıyor ve olup biten bütün kahır - karabasan arızalı yozlaşma kokuşma ve kötülükleri her şeyin gerçeği kendine göreceliğin anlayış ve yaklaşımıyla kabullenip, çürüme bağımlısı herkes yıkım sarmalını tükettikçe daha çok sorun üretiyor, üretip tükettikçe daha çok cehalet kargaşa ilkellik bela zorbalık şiddet eğitimsizlik ayrılık duyarsızlık mutsuzluk istikrarsızlık haksızlık zorbalık hukuksuzluk itaatsizlik iletişimsizlik yılgınlık tükenmişlik gerilim ve geçimsizlik gibi sorunlar yığınağını tükeniyor..
Etkilendiği, ama sorgulamadığı yozlaşmanın tetikleyen temel sebeplerini ve doğurduğu sonuçlarını birbirleriyle ilişkilendirmekten yoksun kayıtsızlık, algıya yuvalanan yazının sözün ve görselin sirayet ettiği yoğunlukta kişiye kabulünü ve kalıcılığı sağlar.
Bireyi değerli kılan toplumla eşdeğerlilik itibarı, sosyal her alanda kalite huzur refah sağlık eğitim barınma kültür ekonomik güvenlik gelişmişlik ve standart çağdaşlık seviyesidir. Tüm bunları sağlayan şey de seviyeyi aşağılara düşürücü yozlaşmaya keyfiyete haksızlığa ve liyakatsizliğe karşı özgür bakış açısı ve ve sorgulayıcı tepkisel duruş veya eleştirel duyarlılık hassasiyetidir.
Sonra da hiç olumlayan müjdesi olmamaya güdümlü bağımlılıkta acıya gebe, çaresizliğe tutsak, saygı sevgisizliğe ören viran, yıkımlar ilgisizliğine dönüp ağlıyoruz, yanıp ağlıyoruz, felakete ağlıyoruz, sefalete ağlıyoruz, vara ağlıyoruz, yoğa ağlıyoruz ve sonuçta her acı sarmalından muhtaçlık kanatarak aglamak , cehaleti felaketi ve ölümü karakterleşmiş kimliğimize özdeşlikte kutsayarak yaşıyoruz.
Soyut olan bütün öz çıkarımların somut gerçeklikle ilgisi sebebi kökeni aidiyetliliği ve bağı vardır. Aynı ilişki ve kaynak bağıyla ruh ve duygusal yapımızın ilişkilendiği bedensel varlığımızla kopmaz ayrışmaz bütünlüğü vardır. Toplum birey ilişkisinde de bireylerin sağlık barınma beslenme korunma adalet eğitim istihdam iletişim gibi sayısız ve hayati ihtiyaç gereksinimlerinin ayrışmaz kopmaz bağlayan bütünlükte dengesini kaynağını düzenlemedini kanununu ve karşılığını toplum gerçekliği vardır.
Toplumsal dokuyu korumayı dikte etmek adına kişi özgürlük ve hakklarını kodlamak veya sansürlemek nasıl ki bireyi olmayan yığınlarca baskılanmış iradesiz ve ifadesiz kalabalıkları doğuracağı gibi, her kişinin doğrusu kendine göre haklılık yaklaşımı da herkesin kendine göre toplumu baskılayan kanunu dayatması yaptırımı uyumsuzluğu keyfiyeti olan itaatsiz sorumsuzluğu doğurur ve sosyal bütünlüğün sanat siyaset eğitim ulaşım inanç iletişim gibi soyut çıkarımlar bağlanında bireyin yaşam göstergesi, toplumsal dokuyla özseşletiği gelir dağılımı eşitsizliğini sıradanlaştıran ‘ kıskanma, çalış senin de olsun ‘ sözde kişi özgürlüğünü her şartta yücelten bilinç ve algı dolgulamasıyla adaletsizlik yolsuzluk talan vurgun soygun haramiliği normal masum sıradan sayılır. Tam bu can alıcı noktada hayata lanet kahır matem keder acı salaklaşma karabasan soğukluk uzaklık samimiyetsizli küskünlük kin nefret korku kutuplaşma bağnazlık ve bireysel bencillik saplantıları yükleyen yoz kültür külliyatı, tatlı kafa yapıcıları olarak piyasa beklentisini karşılamada magazin işlevi ve işlemi görmekte .
Kiminki kimden daha baskınsa, herkesin doğrusunun kendine göre olduğu bireysel, otokratik ve anarşik hiyerarşide, birbirine kuşkulu güvensiz saygısız sevgisiz kayıtsız acımasız kaçak kuşkulu fırsatçı yitik ezen soyan kendinden başka kimseye yakınlığı ve samimiyeti olmayan sınırsız doyumsuzluğun menfaat kotarma ve kollama ilişkisinde , günden güne saygın bütünlüğü birbirinden ayrışmaz ve aydın çağdaş sorumlu nitelikli kültür sanat siyaset edebiyat ilim bilimlere ilgi eksilip azalarak kara cehaleti kutsayan bencillik başı buyrukluğunu ve çıkarcılığını toplum üstü tutan gösteriş zorbalık karanlık korku kayıtsızlık keşmekeşlik ve özenti furyasında kimsenin kimseyi ilgilendirmediği ve yanlışını sorgulamaya aklının fikrinin liyakatinin duygususunun düşüncedinin ve cesaretinin yetmediği dizi replikleriyle oyun kovalaşan ortak değerlerimizin tümü yok derecesinde kokuşmuş bozulmuş ve talan edilmiş durumda.
Her zaman gözlemleyerek çıkaramladığım bildiğim inandığım sebepler in doğurduğu sonuçlar bağlamında demişimdir , bana göre aklın fikrin gözettiği duygusal örgülerle yorulan ilim bilim sanat edebiyat ve şiirin şahsa ve kişilere özel mülkiyet sahibi hanım ağası ve feriştah babası kılıflı patron tanrısı yoktur diye. Toplumundan aldığı beslendiği yaşamsal kaynaklarla kendini geliştirerek toplumunun derdi kaygısı umudu coşkusu ve sevinciyle ortak yüreklilik gösteren herkes, sosyal hayatı üretip donatan bağlamında duyarlı ve sorumlu kaldıkça birbirinden değerli liyakat ehli; ve sözün yazının da kültür sanat ustasıdır. Sadece yuhalamak veya şakşaklamak için toplanmış trübünleşmelerde beraberliği bile yenişmek üzere kurulu oyununun fanatikliği kışkırtarak kendi tarafının kurak kanun umursamadan kendi tarafının kazanmasına kilitlenen; ve her koşulda kendini acındıran haklı çıkarıcı mağduriyet arabeskliği bağırıp çağıran insan travmasına dönüşür söz ve sanat Israrla anlamayanlar veya ilke de anlamazlık numarasına yatanlar için bir daha tekrarla vurgulayıp belirtmek isterim ki…
Kimin hangi başlıkta hangi biçimsellikle nasıl ne yoğunlukta niceyi yazma özgürlüğü ve seçimi değil, sonuç olarak toplumun hiç bir saygın değere itibar ve ihtiyaç duymadığı bu günlerin kokuşma bataklığına düşmüş olmasındaki kökleşmiş kanıksanmış YOZ KÜLTÜRCÜLÜĞÜN ayarsız düzensiz insan tipini fcırmatlayıp, değersizlik zavallılık hiçlik duyarsızlık karamsarlık çaresizlik perişanlık berduşluk lümpenlik boş vermişlik acizlik pörsüklük yenilmişlik kaybolmuşluk yokluk zorbalık kabadayılık şiddetperverlik çarpıklık kederkeşlik bağımlılık karanlık cahillik ve sorun üretmeye sınırsız karabasan külliyatı aşılayan çorak içerikler arızasıyla ilgilidir ortaya dökülüp saçılan paylaşılmışlıklara dönük sorgulama ve eleştiri hakkım. Dereye dağa ormana denize meydana sokağa … kısacası konuşlandığınız odak sizin özeliniz bile olsa, ortak hayatımıza yığıp yostuğunuz her atık kir zehir keyfiyet sorumsuzluk eziklik karanlık ve çöplük, kişiye göreceliği olmayan herkesi etkiler sorumlu kılar bağlar sorgulatır ve ilgilendirir. Bu yazıyı da şiirde edebiyatta dilde kültürde iletişimde ve sanatta artık hiç kimseye hiç bir şey konuşmayan dozajdan bilinç ve algı dağarcığımızı besleyerek ola gelen ve gelmekte olmayı sürdüren şiddete meyilli, kavga nizah ve gerilimlere her an hazır, ayrılıkların ve mutsuzlukların müptela düşkünü topyekün davranış bozuklukların köklü arıza sağlayıcılığına ilişkin duyarlılıkla, birincisinin ikinci ilave sayfasını yordum irdeledim ve yazdım.
Yani..
İkinci sayfa yaprağını yazdığım bu konu başlığı altında hiç kimsenin yazma okuma veya paylaşma şevkini kırmak üzmek ezmek yönetmek yönlendirmek veya incitmek gibi bir niyetin ardını kovalamaya değil, ama ille de üzülecek incinecek diye de her kim olursa olsun,rast geldiğim paylaşımlara samimiyet ve dürüstlük katılımcılığımı esirgemeyerek çok yönlü bakışın özgür iradeli aklı fikri duyarlılığı ve yüreğiyle şiir bağlamında arızalı insan ve toplum dolgulayan kültür - sanat şekilciliğini irdeleyip yormalarımı dillendirip ortaya koymayı esas almıştır. Yine de her bir magazin - medya kuşatmasının boğduğu işi gücü bırakıp şiir gönüllülüğüne emek zahmet ve zaman yoranlara selam Saygıyla.
.. YORUMSUZ KARiKATÜRÜZE ( veya Alayina Siir derken ) …. ‘ Yazdığım yapıştırdığıma alkışlamayan hiç kimseyi yanaştırmam elletmem herkese göre her an değişebilen sanatın şiirin sözün ve duygunun mutlak ve köşeli KESİNLİĞi yoktur ‘ diyen zanneden ve fena yanıldığıyla kronik karabasan fosilleşmelerine arızalı laf kalabalığı bağlayan ve hiç yüzleşemediği kendisiyle arası açık züğürt avuntu, kendini aşkışlayanlardan sonra zulayı kilidi duvarı ve kapıyı yakın bakışlı her irdeleyiciliğin samimi yorumuna tıkayıp kapatmalı .Niye mi…?
Çünkü üçüncüsü olmayan iki şıktan biri varsa diğeri kesin değildir. Doğruysa yanlış olmayan KESİNDİR. Konuşma dilinin dahli olan şiirin de aklı mantığı duyarlılığı kararlılığı belleği bilinci onuru emeği vicdanı aklı fikri cesareti şekilsel olarak susmanın kostümü giydirilmemişse mutlaka ve kesin olmalıdır . Değilse şurdan burdan savrulmalara talip taşınır poşettir.
Çünkü tıpkı yüklemini bulduktan sonra cümlenin diğer sağlayıcı ögelerini tanımak bilmek ve tanımlamak için sorular sorarak irdeleyici çözümlemeler yapar gibi yorumlanması gereken her şiir yahut sanatsal sunum, taşıdığı her saygın işlek ve sağlıklı yaşam örgüsünün dengeleyen düzenleyen neden ve niçin sebebi, bağdaşlığın içeriğini özünü ve tutarlılığını yitirmeksizin götürdüğü yere vardıran vardıran anlamı, niyeti, gerekçesi, duyurusu, iletisi, seyri, gelişimi, azmi, emeği, kararlılığı, ilgisi, mantığı, derdi, odaklanmadı, dermanı, duygusu, dolaşımı, işlevi, kararlılığı, düşüncesi, sorumluluğu, iradesi, özgünlüğü, özgürlüğü ve KESİN çıkarımı vardır.
Ankara, anlamı ifadesiyle içeriği değişmez değerden Türkiye’ nin başkentidir, iki, bir artı birin toplamıdır ve kesindir. Yokluk örseler üzer, hayati ihtiyaç duyulan varlık sevindirir hiç tartışma götürmez ve kesindir. Ölçülerini mühendislik harikasından alan her bilimsel akıl fikir çizim tasarım ve sonuç elle tutulur gözle görülür netlikte somuttur ve kesindir. Hiç bir ahlaki hukuki kültürel ve toplumsal değer gözetmeksizin, acınaklı kahır bela kin ihmal karamsarlık hırs görgüsüzlük korku sitem karanlık bağnazlık doyumsuzluk kuralsızlık başıbozukluk ve çilekeşliğe odaklı güne başlayan her kabusla günü felakete bitireceği KESİNDİR. Yazılışını gerektiren tüm sebepleriyle yükü niyeti aklı mantığı vicdanı cesareti emeği özgürlüğü liyakati dirayeti kararlılığı inancı yolu yordamı değeri ifadesi dengesi birikimi gözlemi sorgulaması bilinci olan ve kesinlikle toplum sorumluluğu gütme kaidesine kurulu Şiir’ de bunun dışında ve insandan hariç değildir.
Çünkü insanların diline pelesenk ettikleri konuşma dili ve kelimeleriyle karakterize olan kötüye ve iyiye dair ayırdımlı kişilik veya kişiliksizlikler şekillenir. Kişilerin tükettiği dil söz sohbet algı ve alışkanlıklara göreyse toplumlar ya yapılır veya yoz kültür hücre kozasında kokuşmuş çürümüşlüklere dolaşır bağlanır ve yıkılır. Yani şiirin toplumsal sorumluluk diye, kişinin özel hallisinasyon ve şizofrenik kuruntusuna kalmayan sorumlulukları vardır. Barınma, beslenme, güvenlik, sağlık, huzur, denge, düzen, mutluluk, kendini var etme, üretme, adil paylaşma, sosyalleşme ve kültür sanat iletişiminde bulunma gibi asla vazgeçilmezliği KESİN gerekliliği ihtiyacı ve yerine getirilme zorunluluğu vardır ortak hayatımızın.
Siyasi ve sosyal alanda toplumun tüm ortak fayda eksenli otorite iradesini temsilen yasama yargı ve yürütme eliyle herkes adına ve ayrımsız imtiyazsız herkes için yapılması gereken düzenlemeler kanunlar bildirimler yaptırımlar yönetmelikler ve kurallar yoluyla sosyal hayatın sorunsuz işleyişi karşılığını bulurken, yazılı kanunları olmayan , ama yazılı kanunlardan bile toplumsal yaşamı kuran veya bozan gelenek görenek anane usül inanç kültür sanat ve edebiyatsa ortak hayatın dolaşım ağını ören ve etkileyen yapı taşlarıdır. Bu yüzden sosyal hayatın en odak yerinde duran bireylerin nelerden nasıl etkilenerek kişilik karakterini örenlerin en başında gelen kültür sanat YÖNLENDİRMELERİ, sayesinde değerlere kanunlara ve kurallara inanarak veya hiç inanmayarak yaşamaya yönelik tercihte bulunacağının bilinç altı duruş davranış ve alışkanlık kodlarını işler dokur. Yani toplumun sosyal siyasal ekonomik örgüsünü yapılandıran bireyler, bilinç altına yerleştirilen Kültür - Sanat dolgularıyla algı yönetimi başlığı altında kişiliğini oluştururken veya kişiliksizlikleri dayatılırken hayatlarını düzenlemede yaptıkları tercih etkilendikleri dolaşım ağının sunum paylaşım ve tüketim yoğunluğuyla ilişkilidir .
Bu bakımdan insanların algılarını kimliklerini duruşlarını hayata nerden nasıl bakışlarını davranış eğilimlerini akıl fikir alışkanlıklarını seçimlerini ve toplamda kişilik karakterlerini yapan bozan yıkan ve belirleyen her somut veri gibi duygusal çağrışım ve etkileşimler de bireylerin yapısını donatan temel taşlar ve sosyalleşmenin hammaddeleridir.
Bu yönüyle iç içe geçmiş sınırları olmayan bütünlükte her şiir bir müzik, her roman bir sinema, her resim bir yaşam galerisidir. O bakımdan da kişinin ‘ kesin doğru yoktur, herkesin doğrusu kendisine keyfine’ gibi kanunsuz toplumsuzluğun neo liberal süper marketine uygun kulluk kölelik bireyselciliğini tasarımlayan intihar güdüm toplumculuğuna kalmaksızın her yapılan sanat, her edebiyat ve şiir ‘ in taşıyıcı yüklemi emektarı öznesi olmak şartıyla yaşamın umudunu inancını duyarlılığını katılımcılığını kederini acısını endişesini sorununu inancını güvencini ortak sevincini adaletini kanununu kuralını ve hayat kavgasını değişen dönüşen koşullara göre hep aynı liyakatlilik üzerinde gören duyan bilen farkeden uyaran ve katkı sunan:
Sorumluluk bilinci, somut dayanağı, samimi gerçekliği, özgür iradesi, özgüven birikimi, ve hiç bir etnik- mezhepsel militan fanatikliğin kişiyi nitelikli kapı kulluğuna zindanlayan karanlıklarına tabutlaşmadan sorgulayan ve gözlemleyebilen güdümsüz bağımsız aklı fikri ve vicdanı, umudu barışı sevgiyi yaşatıp yeşerten aktif etkinliği , emanet ve ödünç USTA malı kullanıcısı zavallılığından kendini arındırmış ve geliştirmiş aydın bakış görüşü, kimsenin doğma koruyucusu ve kuyrukçusu olmaksızın insanı dünyayı günü gündemi anlayıp çözümleyebilen onuru cesareti ve öz birikimi olması ve daha nice sayısız ilgisi aidiyetliliği olması KESİN ve gereklidir. Yoksa kendini ölü doğumlu bulduğu yapılmışların laçka ve moloz tekrarı mezarlık kumarcısıdır insan yoran ve insandan insan doğuran şiir sanat inanç ve edebiyat.
Ordan da hiç bir ortak yaşam nizam düzen değer kanun kural inanç itibar saygı sevgi önceliği uyumluluğu bağlılığı ilgisi ve riayeti olmayan herkesin kendi cinnetini dayatma intiharcılığının dönüp dolaştığı yıkım yağma çürüme ve çöküşlere ÖZELLEŞİR insanlık binası popüler kültür harabesine dönüşmüş olan birey aile ve toplum.
Açık bir mezarlık töreni gibi, öğretilmişlerin sürekli karabasan tabutunda küflenmiş yozlaşmış ve başkalaşmış yabancı gövdeler birleşimli ağlak matemin kuşkulu korkulu kaygılı güvensiz mutsuz tutarsız fitne fesat kavga gerilim karanlık ve nizah bağımlısı ölü tortusunu hiç kimseye kaptırmamak için içine gömüldüğü uç dengesine ulaşılmaz eleştirilemez ve sorgulanamaz kendi üstüne kapanmışlıkta her türlü tenkitsel yoruma yasak ve kapalı; şakşaklanmaktan başkaya tahammülü kabulü yokların ‘ buraların en iyisi benim ‘ iç güdüsüyle soyut şekilcilikten ve baydıran imge kurmacası bulaşığından öte gitmeyen terbiyesi verilmiş usta bildiği özenti doğmalarının dışında özgün hiç bir bildirinimi duyumu tanıklığı bakışı duygusu düşüncesi ve ortak paylaşımı olmayan şiir marangozculuğu kundaklanıyor çoğunlukla.
Güç ihtiras bencillik bağnazlık yarışında doğan çürüme ve çöküntü, bütün birlikte yaşamanın amaç değer kaygı aidiyet ve yükümlülüklerini yıkıp yok ederek ; veya hiç bir ortak yaşam sevinci bırakmayarak kesin kararına varılan ayrışmayı ayakta tutan kin nefret düşmanlaşma gözü dönmüşlüğünü ve senin benimciliğini ( kabus travma felaket uyuşmazlık anlaşmazlık kopuş çöküş kavga gürültü bunalım gerilim çürüme yozlaşma ayrışma ve çatışma ilişkisizlik birlikteliğini değişe dönüşe tüketmeye ) .. bağlar.
“Valla iyilik senden ne haber ‘ yüzeyselliği samimiyeti sohbeti derinliği olmayan baştan savmadır. Hani eğer öylesine sayılacaksa ölü laf sıvayıp söndürmenin ayaküstü hadi bana eyvallah cinsinden soyut, kifayetsiz, ondan bundan veya oradan buradan yolup döküntü ve söküntü çeşitliliğini karışımlayan söz yazı makale tasarım resim şiir roman ve edebiyat. Akıl mantık fikir cesaret yürütmesinden çot ve çorak, saçma sapanlığın, ille de anlayış kabul takdir onay ve birincilik gözdesi olmayı bekleyen; hep kenardan konuşmalı ; imalı dolaylı hiç kimseye somut yüreklilikte hiç bir şey anlatıp ifade etmeyen takıntı kuruntu ve ön çalışmalı imrendiğini tırtıklayan külüstür tekrarlarını şiir çerçeveli boşlukta provalayıp deneyerek görünürlük duvarına asan takıntı, asla eleştirel bakışlı yorumlarda kendisiyle yüzleşmeye katlanamıyor, alınganlık ve sinir yapıp saldırganlık tepkileri veriyor.
Kısa bir nottur:
Laf süsleyip kifayetsiz cümleler giydirirken fiyakalı vitrinden görünme imgelerine ve biçimselliğine sığınıp saklanmayı şiir diye sustu Cumhuriyet öncesi külliyatın burjuva sosyetik bohemyası olarak tekrarı vitrine koyan Birinci ve İkinci Yeni. O gündür onlar her ne yaptı boyadı bozduysa sonradan ve ardından onlara özenen şimdiki nesil hep bu dar kör karanlık pist platform salon ve ofis donanımıyla stüdyo ışıltılı kıskaçta debelenip durdu dondu söndü ve anlamsız ağıtlaşma ve soyutlaşmaların iler tutarsızlığına dolanıp durmaktadır hala. Ve bu kurak künyeli hal vaziyet, kabadayı dizilerinin gölgesine bile rest çeken kokuşmuş çürümüşlüklerle aynı muhtaç düşkün insan viraneliğini ördü donattı. Zaten Cumhuriyet Öncesi saray ve salon vari Türk Şiiri’ nin (Divan - Tanzimat hepsi dahil ) doğal gerçeklikte nefes alıp yaşayan özgün hikayesi yoktu ve tembihli siparişleri doyurmak ve göze girmek üzere okunup yazılmıştı. Cumhuriyete geçiş ve gelişim yıllarında her defasında dönüp dolaşıp hepi topu dört beş şiirde odaklanıp omurgasını buluyor antolojik arayış. Ahmet Haşim’ in Merdivenler’ i,Beyatlı’ nın Rindleri ve Sessiz Gemisi, Faruk Nafiz Çamlıbel’ in Çoban Çeşmesi ve Han Duvarlar’ ı, Cahit Sıtkı Tarancı’ nın Yaş Otuzbeş ‘ i, neredeyse her boğum düğüm tıkanmışlık noktasında türü ne olursa olsun sınırsız duygu çeşitliliğini işleyişleriyle taze arayış ilgi ve sorgulama meraklısına pusula ivmeleri kazandırmakta .
Onun dışında Türk toplumu Halk Edebiyatını ( tekke , aşık ) omuzlayan yüreklenen ve yüklenenlerle beraber sosyal kimliğini ören kültür özgün özgür diri ve somut cevher toprağında hem yaşadı hem de bütün değer zenginliklerinden doydu beslendi kandı; yol ilim çare sığınak belledi ve geçmişi geleceğe kurup bağlayan hayata tutundu.
Genelde varolana karşı tepki tenkit ayrı ve protesto karşıtlısı olarak ortaya çıkan kültür sanat grupları ve AKIMLAR , savda fikirde tasarımda estetikte mimaride sinemada resimde olduğu gibi en başta bilinen belirgini olarak edebiyatta ve edebiyatın alt kolu olan şiirde de başlangıçta sıradanlığa yenilik ve tazelik kazandırmış gibi yaygınlık ve etkinlik gösterip tutunmaya çalışmış olsa da git gide hiç bir özgün karakteri olmayan laçkalaşma benzeşme ve sıradanlaşmalarla eski karşıt olduğunun akıbetine uğrayarak ya kendi kendini imha etmiş, ya topluma ulaşmadan ölü doğmuş veya diğer bir başka akım- grup tarafından sürdürülebilirliğine son verilmiş.
Çünkü insanlığı taşıyıcı tüm ortak değerler bağlamında özgür iradesi ve benlik kişiliği olmayan her ŞABLONCU duygu düşünce eylem veya söylem, dayatılanın tüketici kulu kölesi olarak götürü ortamına uygun formatlı taklitçilikten öte kayda değer saygınlıkta duygu düşünce akıl fikir bilinç kültür sanat üretmesi ve yaşaması asla mümkün değildir. Bu günün her şeye müdahaleci ve her şeyin etiket fiyatını, tedavül dolaşımını, raf ömrünü ve etkinlik dozajını belirlediği piyasa koşulları ŞABLONCULUĞUNDA, dayatılanın dışında hiç bir tepkiyi toplumuyla buluşturmayan ve piyasaya özel vitrinlerin sabitlisi olarak hiç bir özgür iradeli bakışa görüşe duruşa tavra direnişe yaşama şansı vermeyen asosyallik döngüsü, çılgın tüketim bağımlısı insanını saniye bile internet erişimi kesintisi halinde kıyameti kopardığı bağımlılık köleliğiyle ve giderek her işini Yapay Zeka’ ya gördürdüğü çöküş tükeniş çürüme kokuşma laçkalaşma ve yıkımların ilkelliğe geri dönüşü yürürlüğe konmuş durumdadır.
Sürekli değişimi yabancılaşmayı ve tüketim bağımlılığını dayatan bu asosyal travmada savrulan kalabalıklar olarak piyasanın şart koştuğu ŞABLONCULUK tek tipleştirmesi yoğunluğu üzere hiç bir ortak değeri belleği özgünlük duygusu akli dengesi vicdanı sözü özü tavrı duruşu sorumluluğu kanunu kuralı anlayışı uyumu sanatı kültürü ilişkisi iletişimi edebiyatı özgün kişiliğin şiir duyarlılığı yoktur artık.
Yapılanlar ve yazılanlar piyasanın kurmacası ve beklentisi olan susarak konuşmanın sinik sönük kayıtsız karamsar berduş derbeder soyut hareketsiz zavallı yitik ezik donuk çöl kopuk tutarsız samimiyetsiz muğlak muhtaç sürgün tutsak aidiyetsiz kişiliksiz yenilmiş yılgın bitik kavga nizah şiddet ve magazin müptelası kendine yabancılaşmanın köklü dönüşümleriyle her konuda herkese hak veren, her konuda hiç bir KESİN doğrusu çıkarımı inancı değeri ve itibarı olmayan, imrendiği taklitçiliğin döküntüler toplayıcısı ve buyuranların tenezzülüne sığınacak aciz toplumsuzlaştırılma çaresizliğine kir ve zehir kusarak afyon işlevini gören magazinden ve dizilerden beslenen; ve medyayı magazini ve dizileri besleyen korku kuşku kahır kibir lanet salaklaşma sitem karanlık bencillik bozgun gerilim ayrışma yarışma kapışma bela kaçış sataşma ve kötülük yüklü sürüklenişlerin kof ve kısır döngüsünü yazıp oynatmakta güncel herkesin en gözdesi olmayı her şeyden çok önceleyen eleştirel tenkide yoruma kapalı sığ soyut şiir edebiyat ve popüler sanat.
Nesil çatışmasını körükleyen sebeplere her gün ve hızla tükenerek kışkırtan toplu intihar nitelikli taşınma dönüşme değişme bozulma ve salaklaşma portalında tekerleri bir daha geri dönmeyen cep telefonu gözetimli
diğital hegomonya çöplüğünde tekerleri bir daha geri dönmemek üzere hiç bir yerde uyumlu geçimli anlaşabilen dürdürülebilir mutluluk ve güvenlik aidiyetini bulamayan ; ve her gün ortak değerlerinden koparılanları kayıtsız ilgisiz teslimiyetle uzaktan seyreden sosyal ve toplumsal arızalar türetilmekte. Butaya uygun kahrını belasını yücelten soyut laf ve görsel çöplüğüyse etkin katılımcılığını sunmakta.
Hani diyesin gelesine, senin şahsına kurduğun yutkunduğun kafası kıyaklık sofrasından ne içtiğinden kime ne, ama toplumsal konuşmalara duygu düşünce bağlayan yazılı veya özlü sözdür şiir, ortak kime ne iletmek istediğini cevaplayabilen yüklemi de vardır öznesi de o yüzden her paylaşım sana ne kime ne yazdığımdan diyemeyeceği tenkit veya takdire aklı kalbi fikri sunumu herkese açık olandır, insanı ve toplumu hayattan soğudukça kör sağır kayıtsız dilsize kıyametleştiren her türlü ağır travma talibi her gün adını dahi sorana KESİN ben değilim matem mezarlığı değil.
Sözün özü : Kitaplı veya kitapsız Şiir yazıp portal duvarına asan neredeyse her yerde çokça karşılaştığım bir duruma Alayına Şiir’ de de hiç şaşırtmayan sadece övgüye odaklı yaklaşıldığı için zaman zaman yaptığım çok yönlü yorumlara ayaz esip sert ve köpürüp kızan tırtıklı viraj yapanlar oluyor maalesef. Bari buna tahammülleri sabırları anlayışları ÖZGÜVENLERi ve yüzleşmeleri yoktuysa yırıma kapalıyım levhaları assalardı duvarın veya kapının yanına köşesine bir yere.
Bu yazıyı burda orda neredeyse “ her yerin her şartın her zamanın ve herkesin en iyisi benim “ pozuyla yaklaşan, ama arızasına yanaştırıp elletmeyen her yerde rastladığım bildik tanıdıklıktan sebep ve ilişkindir. Okumasını yazmasını bilene selam saygıyla.
… GÜZE YOLCU YAZA KiRACI .. Temmuzun eşik başındaymışım Nereye dolaşıp gidiyor bu ıssız gölge diye kalbine yanaşıp çarpan nefesini dinleyince tozlu yolda Üzümleri salkım döken bağlardan kendimi nohut yolmaya giden suç ve yol üstünde yakaladım Danışmanlık ücreti almadan Notersiz mühürsüz kuşluk vaktine gündelikçi kanarya kuşu veren satıcı gibiydik, Ayrıca kapıyı çalınca uykusu derinliği bozan gürültü bana bak dedim kısaca toz ol ve bilki burası dolu Şiddetli kızarak kibarca tabi Yazın kiracısı güzün yolcusu Büyümüş olgunlaşmışlarından kalan kalmış budakta kurumuş Düşen dökülmüş sergen olmuş yaz dalları gibi arazi toprağına dört koldan girdimiydi hani Terkedip çıkmadıkça uçsuz bucaksız nar incir…kendimi suç üstü yakaladım Tabipsiz Reklamsız Mumsuz çırasız Cüceler sıskalar ve bücürler masalına kurra çekip ad yazdırır gibi sanki kimi bahtı kara yazılı Kimi sararmış solmuş hazin hazan Kimi gül goncalar tomurcuğuna talihi çıkmış çorak kardelen Azatlık mührünü mektup kuşlarından alan sürgün saçın divaneliğe tek çizgiden yol bulup Kesekli topraklardan dönen tekerlekler gibi dairelenen aynanın ters kumaşını gösteren ibrişinden atlasın Dağ bayır sapağında Ve düzlüklerinde büyük göçlerin Atlara doğru kağnı gıcırtısıyla Heybenin yanında çalı süpürgesi Sürahinin yanında tığ savurmuş devran, çiy süt, bakır kazan, hozan sürmüş harman Sirenlerde saplanmış paslı kama gibi ödünç sessizlik Gitti gelmeze bileti kesilmiş ayrılıklar gibi uca öteye kupon biriktirerek gevşek bağlarını sündürdükçe İncelip bağrı yakası kopan sızının Sayfası yırtılmış Defteri kapanmış Rengi sökük Ömrü ıssız Suskun yoksul albümlerde tükenen insanları gibi toz toprağın kenarında mutlaka ölümün varlığı Avuçlarına hoşçakal kınası yakınmışken boz bulanık düşlerin, kendimi yol ve suç üstünde buldum Bastona binmiş Yürüyen merdivenli demir beton ve kalabalık yığını her yeri çöplük ve yangın Şehrin salası okunuyormuş Yarına dünden kalansa henüz izleri sıcak güze yolcu yaza kiracı Ağustosun Burçak destesi ve bıldırcın mevsimi
… ESKİSİNDEN DERME BOZMA AZAP ve SIKINTI DÖNGÜSÜ …. Baştan savmalarla yıllardır örseleyip kavga ve çatışmaların yorduğu yılgınlıklarla birlikte herkesin birbirine anlaşmazlık sınırları çizdiği veya temeli sağlam tıkanmalar bağladığı tedarikli tasarımlı kopuşlar, ipine un sererek yaşamın dönüm çarkını hurdaya çıkaran kirli kasıtlı ilişkilerin eskisinden derme bozma konum çevrim kurulum ve kodlanmışlığı değişmezliğe yenilenmiş BOP sermayesidir.
Bir zamanlar ‘ sayın genel başkanım, küflü nakaratını dilinden düşürmeyen Kılıçdaroğlu yedeği ve Çantacısı Özgür Özel, Bop plan ve projeleri dahilinde her komisyon ortaklığına dahliyle söylem eylemleri Atatürk, Türklük ve Türkiye Cumhuriyeti değer ve kazanımlarıyla hiç bir bağlantısı özdeşliği gerçekliği refleksi ve etkinliği olmayan Yeni Cehepe eskisiniden aynısını dağıtmış bozmuş, Türkiye özdeşliği ve özgürlüğüne dair hiç bir konuyla ilgisi alakası olmayan Tom Bartak özel dosyasına bağlı yeminli varolan toplumsal siyasal ekonomik ve kültürel çöküşü sağlama alan BOP tesis ve terminalinde yeninin YENİ ‘ sini donatmış dayatmış.
Çünkü eksik noksan yoksunluklarla boğuşan insanlar değişim gerektiren yüzleşmek diye bir sorunu derdi kaygısı yoktur farklılığı özgüvenliliği özgür iradeyi ve iyileşmeyi göremez hep hayata yabancılaşıp yaşama sevincinden uzaklaşan eksik mazeret ve mağduriyet üretir. Bu bataklıksa insanı ilkelleştirip karanlığı ve sorunu çoğaltarak geriye götürür.
Çaresizlik zayıflık zavallılık eziklik sorunlarını çözmek yerine vitrini fukaradan fakirden kuran yöneten ve donatan sistem, sürekli acıyan ağlatan takınan yakınan ama ezikliği hiç kendi üstüne kondurmayan insan tipinin kimliksizliğini kimlik olarak dayatır. Takıntı hastalığının gereği de buralı külliyat acıdan dertten sorundan kabustan sefaletten kahırdan kurtulursa büyük kıyameti ve felaketi olacağını düşünerek kaygıda sorunda iyileşmeyi değil derinleşmeyi didinir çırpınır ve özenir. Sorunları ilkelliği çileyi ve karanlığı fanatik bağımlılığıyla kimliğine kutsanmış ve özdeş saydığı için savunur. Çünkü özüm cesaret emek akıl fikir inanç kararlılıktisk alma cesareti ve değiştirme eylemi gerektirir.
Şikayetçi serzenişi ve yakınmayı değil adalet vicdan onur saygı kimlik sorumluluk bilincini ve birikimli kararlılık iradesini yaşayanındır özgür kişilik ve kimlik.
durum girişi çıkışı olmayan süslü saydam soğuk sahte ve soyut kristal fanuslar içinde silkeleyip sarsınca kar seniz orman dağ dere manzaralı şekiller sergileyen ve hiç bir gerçekliği olmayan cansız market ve çarşı aksesuarları gibidir.
Huzura saygıya sevgiye onura adalete idraka iradeye gelişip büyümemiş olanlar büyümedikleri geri kalmışlık yoksunluğuyla büyütemedikleri yaşama sevincini ve paylaşma duygusunu her şeyin en seçkin olanını kendilerinden başka hiç kimsede bulunmasını istemedikleri doyumsuzluk bağnazlık körlük karanlık mutsuzluk rezillik cehalet ilkellik gericilik saldırganlık hiçlik dengesizlik duyarsızlık gerilim şiddet ve istikrarsızlık dürtüleriyle düzeni bozulmuş toplumsal çöküşün iyileşmesi yönünde hiç bir kaygı çaba sorumluluk üstlenmeyip tam tersi kargaşa yağma belirsizlik ve yıkımdan beslendikleri karakterlerinin gereği sürekli açık sorun ve gedik veren hayatın kalıcılığını sağlarlar.
Çünkü hayati sorunlarını çözmüş problemsiz anlamlı mutlu saygın adil sorumlu ve güvenli yaşamak onlar için kabulü ve tahammülü mümkün olmayan sonlanışın sebebidir.
Çünkü sorunların çözülmesi gayret emek akıl fikir birikim cesaret vicdan ve özgürlüğü gerektirir. Her yalan yanlışa aldatıcı kılıf ve gerçek dışı dalavere bahaneleri uydurarak sırf kaygı acı sefalet keder kahır ağıt nizah çile sitem yergi ve şikayetlenmeleri kolay geçimin ana maddesi ve istismar sermayesi bilenlerse, sahtekarlığa saklayan sorumluluklarını hep başkasına veya hiç öznesi bilinmeze devrederek hurafe kaypaklığına ve yobazlık dolandırıcılığına çıkar ilişkilerini ve dünya şantiyesini kurarlar.
Başarısızlığı çıkışı olmayan çöküşü sosyal tıkanıklıkları ekonomik iflası yolsuzluğu hırsızlığı ahlaksızlığı kokuşmuşluğu verilmiş sözü ve toplumsal çürümeyi günün getirisine göre keyfiyet dayatması mazeretleriyle örtbas edip geçiştiren ve gündemi hiç değişmezde hiç bir şey açık adil dengeli tutarlı istikrarlı ve şeffaf değildir çünkü.
Takıntı travmalarının bütün kof kirli karışık sorun ve sıkıntı çeşitliliğini aşıp şizofrenik sahalara girecek şekilde hatada belada ve hastalıklı tıkanıklıklarda ısrar ederek, hiç bir eleştirel sorgulamaya açık olmayan arızalı kendilerini bildikleri halde herkese eksiksiz kusursuz mükemmel ve her konuda sürekli haklı olduğunu dayatan içe ve dışa kapalı herkesi kendi dengesiz uçuk kaçıklıklarına şartlandıran hücre yaşamlarında sabırı takati dayanılmaz herkesi darma dağın ederler ve bozup berbat ettikleri hiç bir sağlıklı ilişkiyi kurup sürdüremezler.
Yakınarak ağlaşarak sitemlerle gün öldüren uyumluluksa risksiz hatasız istismarı esas alan lümpenliğin düzen ortaklığıdır.
Göğün tavanını yerin zeminini kavurup çatlatan bunaltıcı ve kızgın sıcaklardan sonra gerildiği büyük gürültülerden kopup çatırdayarak yağmur sel dolu kırcı yıldırım şimşek birbirine karışıp biriken yoğunluğunu yüklenip boşalttığı gibi, kaygı bozukluğuyla ilişkili gerilimlerinin ve takıntılarının bağımlısı kişiler de başkasının hak ve hassasiyetlerini hiçe sayarak kendinin gelişmiş öz güvenli ve anlayışlı kişilikten yoksunluğuna karşı çıkılmasına yüzleşmesine eleştirilmesine ve sorgulanmasına asla tahammülü olmayan çıkar güdümlü takıntı tıkanıklığını tatmin edici dürtü refleksleriyle hilenin baskının gammazlığın şiddetin sahtekarlığın tekrar eden rutinlerin manipülasyonun zorbalığın her türlüsüne hiç bir değeri umursamadan başvurur.
Yaşamın enerjisini boşa çıkarmakla meşgul bu saplantı molozu, bileti ve hesabı kesilerek pili bitirilmiş işlevi yapay zekaya devredilmiş atık sorun ve stok posasıdır artık insanlık.
Anti teze dayanan dinamik işlek etkin yoğun ve yıkıcı gücün kendi rızasıyla kavramını devre dışına bıraktığı, dayattılmış zora ve zorbalığa güvenen şiddetli baskılara baş kaldırmanın kaçınılmaz kırılma noktası ve sonucudur. Soygun sömürü amaçlı baskının ve keyfiyet dayatmasının geri adım atmasını bilmediği sürdürülemez zorbalıklara tepki gördükçe devreye soktuğu şiddetin dozunu sürekli artırır. Ve her sınıf ayrıcalığını ve çıkar ganimetçilerini kollayıp gözeten zorbalık güç dayatma ve baskı, nefessiz çaresiz çıkışsız imkansızlıklarla tıkantmışlığın en dayanılmaz kırılma noktasında kendi sonunu getirir
Çünkü insanı insan yapan kalıbı hazır paket ğroğramlı kusursuzluk yarışların birincisi ve hep asla yenilmeden kazanan tek tipliliği programlayan mükemmellik dayatmasıyla taaa en başından bütün sosyal sorunlara rağmen çıkış yolu üretmeyen adaletsizliği kundaklayarak samimiyetini güvenirliğini ve gayretini bozuk düzen tezgahına koyarak yitirmiştir. Tıpkı toplumsal sıkıntı ve sancılara kurulduğunu tezgaha koyarak, aslı öznesi yüklemi özgürlüğü Atatürk’ ten, Türklükten ve Türkiye Cumhuriyeti’ nden zerre damlası olsun yolunu tavrını inancını cesaretini ilmini aklını özgürlüğünü iradesini yüreklenmeyen ve bahsetmeyen Bop eskisinin daimi yenisi, toplumuna nanik yaparak bütün tükenmişlik toksinlerini ve uyumlu köleliğini kodlayan ilgisiz kayıtsız sinik yakınmalarla özgürlüğü kazanmanın eleştirel tavrı , tepkisel hakkı karşı duruşu ve kararlı direnci değil, soygun sömürülere ayarlı kurulu yaşama savaşını çoktan kaybetmiş nitelikli ve etiketli tüketim piyasası kuklacılığıdır
Kötülük istemeden gelişen sürüklenişlerin kaçınılmaz sonucu olduğu gibi çoğu zaman da bile isteye yapılan tercihin ürünüdür.
Çünkü gelişimi sağlıksız kişilik bozukluğu olanlar için ahlaki değerler yükümlülükler ve zorunluluklar başkaları için geçerlidir kendisi ise sınırsız sorgusuz her hak hata suç kusur ve yetkiye seçilmiş ayrıcalı olduğuna inanır ve davranır.
Amaçsız anlamsız cinsiyetsiz istikrarsız kimliksiz kişiliksiz sorumsuz aidiyetsiz onursuz değersiz duyarsız dengesiz mutsuz doyumsuz inançsız itibarsız ve insansızlığı örgütleyip dolaşıma süren soygun sömürü ilahları, dayattıkları izolasyon bağımlılıkları ve proğramlı formatlanmışlıklar dışında hiç bir saygın özgür değerli bilgili iradeli bilinçli ve duyarlılığa hayat hakkı tanımayarak kişiyi dolaşımda dönen bütün kof kirli kokuşmuş çürümüş şehvet özenti hırs yarış gösteriş kahır kibir kin nefret ayrışma çatışma tarz imaj seçkinlik soytarılık ve mükemmellik dürtüleriyle sürekli yıkım halini yapıp bozan serbest piyasa esaret tezgahında ilgiden edebiyattan sanattan duygudan vicdandan umuttan adaletten felsefeden mantıktan ahlaktan histen paylaşımdan düşünceden kültürden değerden akıldan ve fikirden hiç bir sorgulaması yahut toplumsal tepkisi olmayan kendine yabancılaşmaya kopmuş uzaklaşmış insanlığın ölümüyle eşdeğer fenomen furyası ve tüketim çılgınlığını çeker çevirirler. Burada her gün hektikli sancılı huzursuz sorunlu sağlıksız kovalaşmaların kulu kölesi ve kurbanı olanlar, kaldıkları enkazdan ölü derecesinde bağımlı tükenmiş bitkin yılgın yaralı kaygılı yozunmuş yıpranmış çürümüş ve yılmış enkazından sağ çıkması halinde ertesi vakte yine aynısıyla anlık günlük yaşar ve ölürler.
Çünkü aidiyetinin öznesini tümlecini zarfını özgün ve gerçekçi yüklemiyle ödeşmeyen her fiil, hayatı kuran konuşan amaçlayan yaşatan her cümlesini sahtekarlık ihanet ve istismar hamasetiyle bozar öldürür. çünkü…
Sevgidir sevmek sevilmek dileyenin yaşam kaynağı, dert ve sevincinin olması gereken yürek ortağı. Sevgilidir görmek bakmak duymak dokunmak konuşmak paylaşmak dilediği sevgili. Fakat o sebep bu sebep bütün gün yan yana fakat ikincisi olmayan, bütün gün bor arada fakat yüz yüze bakıp konuşup görüşmeyen, bütün gün yan yana fakat hiç bir kederi sorumluluğu veya sevinci paylaşmayan, bütün gün yan yana fakat hiç bir konuda beraberliğin aklını fikrini aidiyetini mutluluğunu huzur ve güven veren şeylerini bağdaştırmayan, bütün gün yan yana fakat anlaşmazlık üzerine birlikteliğini kurarak hiç bir yaşam güzelliğini keşfetmeyi yüklenip taşımayan, bir arada yan yana fakat hep soğuk uzak ilgisiz kayıtsız birbirine yasaklı gibi ayrılık gayrılık hapisliğini yaşadıkça yalnız kimsesiz kayıp asosyal alışmışlığa kronikleşen, bütün gün yan yana fakat birleşmemek için her leyin yapısını bozan , ara sıra karlılaşmalarda gerildikleri yerden patlayarak birbirlerinden kovulmak için adresi simsiyah bilinmez belirsizliğe atarak orda burda gün öldürüp oyalayan, çok özledikleri halde saplantılarının esiri alan tutsaklığıyla kendi cinnet cenderesinden dışarı çıkamayan azap sürgün ve saplantı döngüsüdür..
Ordaki enkazda bir zamanların orta sınıfıdır şimdilerin milyarder milyoner akademik tuzu kuruları, hem yediden yetmişe hayatlarını suyun gözünde oturdukları bozuk sistemin nimetlerinden ayrıcalıklı olarak faydalanıp yararlanarak konforluluğun garantisine alırken çocuklarını burda hayat yok diye bir yolunu mümkününü ayarlayıp(!) yurt dılına paketlerler hem de kendilerinin talancılarla beraber yıkıp yağmalayıp batırdığı sistemi lanetlerler.
Çünkü bazı şeyler ve insanlar sadece rol gereğinin karşılığıyla sınırlı eylemsiz pasif görüntüden ve vitrin görüntüsünden ibarettir ve görünenin dışında ne hayata ne topluma ne de insanlığa hiç bir çaba kaygı düşünce gayret sorumluluk katkıları yoktur. Bazı kimi buyrulan siparişe kodlanarak varlık gösteren insanların afiş gösterişi olsun diye yaşam biçimleri, kişilik gerçeklikleri, inanış iradeleri ve birikimli anlayışları da yoktur, her şeyin biçimselliğinde taşıdığı soyutluğu yaşamayı önceler ve önemserler.
Tüm bu kıtlık kıran bozgunuysa her türlü bozulmalarda pay sahibi toplumun tümünü kendine benzeten ‘ biz buraya nasıl battık düştük’ sorusunun temel toplamına eşittir.
… TEKRARIN MOLOZ YÜKÜ ve ENKAZ TEKERRÜR .. … Gözlemleri katılımcılığı ve tanıklığıyla kendi emek ve yorumundan kültür sanat, evvelce bir sebebe bir sebep yerlerden etlikileşmiş olmaların algısında ödünç alınmış derin çukurlar travmalar kopukluklar ve izler bıraktığı taklitçi ve yapmacık alışkanlık emanetidir. Kişi o süreklilikte kendi özgün karakterini kazanamaz ve hep aynıya sabit kalarak özgür gelişimini sağlayamaz.
Yurop lokomotifi Almanya’ nın en emperyal - Neo Kapitalist ve Tekelci Liberalci sınırsız kuralsız ayrıcalıklılığın çıkar ve ganimet ortağı üst katmanlarına çöreklenmişlerin çıkarını koruyup kollayan soygun sömürüyü sahip olduğu güç ilişkileri ve araçlarıyla sıradanlaştırdığı vahşiliğin yol hüner dümen oyun göstericiliğinde, sınırları serbest iç dış piyasayı diledikleri gibi kendi dayatmalarına başka seçeneği olmama mecburiyetine şekillendirirken , yıllardır hızlı makinalaşma çarkında ömrünün iliğini kemiğini hurdaya hastaya çıkarıncaya en amansız koşullarda harcamış çalışmış insanları çöplük ettiğiyle yetinmeyerek, kazandıkları EMEKLİLİK haklarını zaten kıt kanaat zır ve pahalı yaşam geçimsizliğine bakmaksızın VERGİ HARACINA bağlayıp, bil hassa yabancı ülkelerden gelenleriyse ( Hitler gelenekli ayrımcı dışlayıcı ve IRKÇI yaklaşımlarla) kat be kat çullanıp yüklenen ağır faturalarla salma salarak, maaşlarını kesme koşulunu dayatması bu kör kıyamet döngüsüyle ilişkilidir.
Zaten Bop parça Yedeği olarak her güdümlü kullanışlılığa piyasalaştırılmış üretilmiş Yeni Cehepe ‘ nin gündeme uygun figüranlar yapışık bitişiğinde Terörsüz Türkiye Tom Barrak markasıyla maddeleşerek kısa devre dolaşım durumuna göre dekor şekil dizayn edilmesi de, buralı ve buraya dahildi.
Sınırsız sorgusuz güç yetki hükümranlık ve sahip olma dürtüsüne bağlı istifleyiciliğin sürekli daha çok kazanmayı zenginleşmeyi genişlemeyi yayılmayı büyümeyi ve rakipsiz muhalifsizliğe kilitlenip odaklandığı yaşam ve toplumsal dolaşım döngüsünü dilediği çevrim içi itirazsız tepkisizliğe bloklama sabitleme stoklama depolama veya bütünlüğü bozulmuş sosyal kültürel siyasi ve ekonomik yapıları bağından ve bağlamından koparıp param parçalılığa ayrıştırarak proğramlı projeliliğe atomize ve kategorize etme saplantı ve bağımlılıklarını kaderi ve gündemi değişmez lere kurumsallaştırıp, dğersizlik kabulsüzlük dışlanma horlanma suçluluk yoksunluk yalnızlık acizlik eziklik alçaklık ve yabancılık duygusunu esir alan dayatmaların kulu kölesi olarak insan var gücüyle kendine çullanıp yüklendiği borç ödemelerine yetişemeyen can çekişmelerle boğuştuğu sürekli açık veren kısır döngünün hasar ve yıkım bilançosu ağır öldürücü sorunları çatışmaları saplantıları gerilimleri umutsuzlukları ve krizleri yumağında tükenişi çürümeyi ve çöküşü yaşar. Gerek derin yoksulluğun gerekse her türlü konfor imkanına kavuşmuş üst sınıf sosyete yalnızlık belası iletişimsizlik toplumsuzluk ve ruhsuzluk hücresinde her sezonu insanlığın ölümüne açıp kapayarak,dış bağlantısı kesik mezarlaşma izolasyonunun doğal dolaşımı baskılanmış ve tahrip olmuş aşırı uçlarda yaşayan insanlar üstesinden gelemedikleri çelişki ve bunalımları yüzünden her türlü kişilik ve davranış bozukluğuyla boğuştukları sapmalara ve sapkınlıklara yönelirler.
Acımasızlığın, kirli ve kanlı savaşların, ayan beyan ahlaksız hukuksuz açıktan yağmanın, eşitsizliğin, zulmün, sapkınlığın, sıradanlaşıp herkesi esir alan uyuşturucu alışkanlıklarıyla kurumsallaşarak karşı çıkanı tepki vereni , aksi tercihte bulunanı. katkı sunmamakta direneni i, koşulsuz yaşamayanı , kul köle olmayanı ve kendileşmeyeni amansız baskı çullanmalarıyla ezip saf dışı bırakan bütün çürümüşlükler ve kötülükler ünlü şöhretlilerin hiç bir insani değeri gözetmeksizin kapıldığı çıkar ve ganimet ortağı MEDYATİK kuklalar sayesinde bu kronikleşmiş kirli dolaşımın tüketim dayatmasıdır artık.
Geçmişin yıkımlarını üstüne devralarak veya kayıtsız kalmaya umursamayarak hayatı ileri götürmesi oldukça zordur insanın. Kuşatan zorluğa karşı gerçekliklerden kaçmaksızın yaşam mücadelesi vermesi gerekir insanın ama sorunlar etrafında hiç bir iyileştirme onarma yahut değiştirme katılımcılığında bulunmadan kendinden öncekilerin kısır kurak döngülerine konuşlanıp yerleşmeye şekillenerek de hiç bir saygın ve sağlıklı yaşam ilişkileri donatıp kuramaz insan.
Eskinin kazanılmış olumlu deneyimlerinden faydalanırken kendi çağını okuyup anlayıp donatacak özür irade cesaret akıl fikir bellek bilinç ve özgün benlik büyütüp geliştirilmesi gerekir. Yoksa kaygı bozukluklarıyla ören viran olmuş acı zulum ölüm azciyet sefalet mutsuzluk hep birbirini etkileyip tetikleyerek acıyı kahrı ezikliği bunalımı ve çilekeşliği kutsayan tekrarlarla kaderi değişmezliğin kronik sosyal çürüme ve kokuşmuşluğuna devam eder.
Acıma kaygı keder sefalet zaafiyet zavallılık korku endişe belirsizlik gericilik hurafecilik cehalet eziklik değersizlik dışlanma ilkellik eşitsizlik yozlaşmışlık kokuşmuşluk üzerine çöküp çullanmış kronik sömürü ve istismar endüstrisinde dünyanın her yeri ana formatı ve ekseni değişmeksizin güdülen amaç ve varılan yıkım yağma sonuçlarıyla aynıdır. Sanayisi gelişmiş ülkelerde eşitsizlik yıkım yağma ve adaletsizlik otoriter hükümranlığın bizzat kendileri KILIFINA göre kanun düzen uydurarak çapul işini bitirirlerken geri kalmış veya yarı sömürge ülkelerde bu devran hiç bir kanun nizam ahlak ve onur hassasiyeti gözetmeksizin fütursuzca ve açıktan açığa yapılmakta.
Öyle ki kan gövdeyi götüren yayılmacı ve işgalci savaşların katili Emperyal karargah müdürü Trumh, kirli ve kanlı elleriyle toplum afyonlamanın araçlarından biri olan tüm ay boyunca süren Dünya Futbol Turnuvası sonucunda, sanki hiç bir şey olmamış gibi kupayı kazanana törenle verirken, sistemin çarkını çevirmede ortak ganimetçi kıldığı mega star şöhretlisine toplum üstü her türlü güç servet saltanat ilahlaşmasını sağlayan SPOR sanayisi de, Messi’ yi tahttan indirip Yamal’ ı adanmış hayran fanatikliliğine mahsus tahta geçirme reklamını piyasaya sürdü.
‘Ben bundan sonra YE’ yim’ diye adını bozup değiştiren Afrika yoksul hikayesinin kamuflaj ünlüsü ve zaptürü zop anlamsızlığına kafası tekdüzeliklerle hip-rap karmakarışık MÜZİK dürtükleyen Kanye West ‘ de aynı güdümlü maksatların seçilmiş kuryesiydi. Ülkemizde aynı bağlamda derin yoksullaşma, çürüme, kültürel yozlaşma, kimliksizleşme, gerilim, bunalım, şiddet, yalnızlık, güvensizlik gibi can yakıcı dert ve sorunlarıyla boğuşan yığınların duygusal çöküşünü kundaklayarak kendilerine şöhretli ayrıcalık sızdıran dizi magazin spor medya moda tasarım tarikat holding sanayi şöhretlileriyle Şakira, Jeniffer Lopez, Lady Gaga sahne taklitçisi elektronik arabeskçi mega - giga Tarkan - Sezen giller de benzer kokuşmuş tekdüzeliğin sömüren soyan çarkına ortak servet ihtişam gösteriş ünvan ve konfor çıkarı gereği ortam işini gören toplum üstü devir devrancılar olarak piyasaya pazarlandı. İtalyan Sanatçı Maurizio Cattelan’ ın sözde resim sanat galerisinde sıvayıp sergilediği duvara bantlanmış çerçevesiz muzun çalındıktan sonra aynısını yeniden asıp altı buçuk milyon dolara satın aldıktan sonra yumulup yiyen kripto para şirketi Tron’ un sahibi Justin Sun gibi eşitsiz haksız hukuksuz ve ruhsuz insanlığı ölmüş çelişkileriyle günden güne bataklaşın dünyanın azgın sapkınlığa dair dolaysız ve çırılçıplak göstergelerinden bir kaçıydı.
Haluk Levent olayı da, moda müzik eğlence tatil furya fuhuş endüstrisine hükmedenlerin kurguladığı düzenek dahilinde etkilediği kalabalıkları her yoldan dolaşım ağı ve bağımlılığına uygun uyuşturup erotik sahneli her şey dahil paketiyle her davranışını kutsayan, her hatalı kusurlu bozuk dalavere dolandırıcılığını bilmez görmezden gelen, her yasak yalan yanlış veya sapkınlıklarını algı bağımlılığıyla benimseyip onaylayan Star, Mega Star, Ünlü Şöhretliğin ultra lüks servet konfor mal mülk ve ayrıcalık imtiyazlarına sahip olmalarını tıpkı siyasiler tarikatçılar holdingciler medyacılar pazarlamacılar mafyacılar reklamcılar bankacılar borsacılar magazinciler gibi toplum üstü tutulduğu Deniz Feneri,Tosun Oğlancık ve benzer insanların zaafiyetine güvenine umuduna ve beklentisine çökmüş çullanmış soygun sömürü çarkıyla sahtekarlık işi tutan; ve yozlaşmış kokuşmuş çürümüşlüğün her türlü ortak çıkar ve ganimet düşkünlüğü dolaşım ağını büyütüp toplumsal yıkımın sürekliliğini sağlayan dolap dümenden aldatarak soyan sömüren tekrarları çok tekerrürle teşekküllü sosyal infialdir.
.. EĞRİSİ DOĞRUSUNA ŞİİR YÜREKLENİRKEN 2 …. Temizlenmek deterjan sabun şampuana has ve özel kökten çözücü fiili değildir eğer ki, insan o iz izan anlayış kavram niyet kararlılık yol yordam inanç azim emek ve eylem üzeri değilse. Niyeti anlayışı ve alışkanlığı bozuksa; ve hiç bir şartta kendini onarma değişiminin aklı fikri bilinci ilgisi sorumluluğu ve gayretinde değilse temizlendiğinin hemen saniyesinde yine kirlenmek için her yolun bulaşıklı berbat ve bozuk tarafını kendine sermayesi seleften meziyet edinecektir kadraja giren çıkan kişi.
Çünkü ilmek en baştan sakata bağlanmış, kantarın topuzu hep dengesiz ayarsızdan düzen tutmaktadır.
Acı kederkeşliğe dair köktenci ve toptancı getir götürü hesabıyla müptela şiir yapıp sanat sinema yazmaksa hayatın kalitesini kötüden arındırmamakla birlikte her yayın hayatına giren yan etkeni ağır madde, daha umutsuz daha bitkin daha yılgın daha yoz daha kayıtsız daha kaypak daha vaz geçme bağımlısı ve daha varoş iletişimsizliğe izole beterin beterine zavallılık toplumunu aşılayıp sefil fukara yaygaracılığını batakçı kılacağı kaçınılmaz ve kedindir. Bu bakımdan ‘ siz benim neler çektiğimi nerden bileceksiniz’ tarz ve türevli ışıldaklarla hep kendini ezik, düşkün, kayıt dışı, kayıp sicilli, hikayesizliği gecesi var gündüzü yok yersiz yurtsuz, ayrı, uzak, hep sokakta, hep debelenen, hep derbeder, hep kovulmuş, hep yaşamın hiç bilinmeyen kıyılarında … okuyup yazmadıkça tedavüle koyan fenomen öncelikli serbest piyasada ilgi uyandırmayacağını, değerli bulunmayacağını, sükse yapmayacağını, kabul görmeyeceğini ve hiçe sayılacağını sanarak hayatın somut dolaşım akışına dair eşdeğerlikli algı bilgi gözlem tanımlama ve gerçeklik duygusu olmayan vıcık vıcık soyut şekilciliği imayı betimlemeyi sembolcülüğü bağlantısızlığı ve yüzeyselliği gerek metinsel yazılara gerekse kalıplaşmış formatlardan kopyalık şiir basmakalıplılığına ( piyasa günceli ortamlara kapılıp gidişlere hiç bir akıl fikir duygu düşünce cesaret ve özgür irade sorgulaması yapmaksızın ) taşıyıcı özgül ağırlığından yoksun parıltılı hükümsüzlük cafcafları yamayıp sıvamayı ne yazık ki kalitesi ve seviyesi sürekli düşen toplumsal çürümüşlükte zorunlu gereklilik sayılmakta.
Pilajda parkta trafikte meydanda randevuda sıra kendine gelince doldurduğu boşluğu hiç kimseye bırakmayarak yedi ceddi sülalesinin çıkar huzur pay hisse ve rahatlık garantisini temin etmede hep önceliği kendinin olmasını isteyen kavgacı gürültücü harami saldırgan zorba şiddet salgınlarına dayalı kargaşanın bencil bağnaz fesat fitne uyumsuz kuralsız dengesiz kanunsuz kimliksiz duyarsız kof ve kimliksizlik çatkında her şeyi sürekli bozup kirleterek yaşam duyarlılığı olmayan popüler kostümlü hazır tüketim piyasa maliyetiyle boyanmış süslenmiş kederkeşliğin yoz kültür sanat edebiyat sinema ve sahnesi de da burdan doğar büyür barınır ve beslenir .
Çünkü acı kaygı karamsarlık ve kötümserlik kronikleşip tüketicisi yılgın bezgin yorgun kalabalıklara endüstri markası olunca her şey birbirini etkileyerek bozulur kokuşur çürür sosyal siyasi ekonomik çöküşlere ve temizleneyim derken tümden kir batağında kültürel yıkımlara yol açar.
İnsan nasıl ki beslendiği bedensel dokusuna, kişilik yapısına, alışkanlık dolaşımına, benlik karakterine, dayanıklı direnç bağışıklığına ve yaşam biçimine temel kaynaklardan biraz nohut biraz kavun biraz kiraz biraz buyday biraz demir biraz çinko biraz biraz minaral kütlesi yağ deposu protein havzası ve gıda tüketim taşıyıcısı ve müşterisidir .. Sosyal ilişkilerini kurar donatır düzenlerken de dilden dağarcıktan varsa eğer kültürel zenginliklerinden sürekli huzuru güvenliği ve istikrarı sağlayıp artıran kavramsal değerleri üretir. Yoksa sağlıksız dengesiz mutsuzluğu kurgulayanların korkuyu karanlığı ve acizliği kodlayarak sinmiş vazgeçmişliğin bütün kötülüklerini kendine yedirerek üretmediği ortak yaşam değerlerini ilgiden itibardan keserek lüzumsuzduk çöplüğü olarak bilen güdümlü kalabalıklar, ezikliğini ve acizliğini sergileyen kokuşmuş çürümüşlük vitrininde tükettiği uyuştuğu bataklığını vazgeçilmez yaşam dolaşımı algısıyla tatmin olan yoz kültürün istismar tezgahına rehin düşerler.
Duygu çeşitliliğiyle donanır beslenir ve kurumsallaşır dolaştığı iletişim toplumundaki saygınlığın anlayışı kavrayışı sanatı ilmi yolu okuması konuşması yazması anlayışı değeri alışkanlığı ve özgüven sahibi insanlık. Aşırı yüklenmelerse tek sesliliğin sınırsız keyfiyet buyurganlığına tutsak kabızlık zavallılık ve kuraklığını doğurur. Hele de sadece acıyla beslenerek her şeyi olumsuzlayan toplumsal tıkanmışlığın soyut ve şekilsel boyalı beden diliyle davranıp düşünüp konuşan; ve her türlü kahrı şiddeti adaletsizliği çürümüşlüğü rezilliği ayrışmayı soytarılığı ve düşkünlüğü taşıyıp kovalamaktan gocunmayan aşırılıksa popülerlik adına sözlü yazılı yahut görsel piyasa mahsülü bütün iletişim ve etkileşim ağlarını tetikçi tutarak toplumdan dünyadan haktan hukuktan kopuk furyalar ve hurafeler kolluk kortejinde kıyamete yetişmeyi cinnet refleksiyle koşuşturan felaketin kahır kin nefret şiddetten gününü kurtaran sosyal uçurum bataklığıdır.
Günün çağına çevrimine ve modasına uygun akademik yozlaşmalarla ve teknik her kilitli boşluktan yer kapmak için kostüm kalıbını modellenen sanat edebiyat sinema resim beton varoş ve villa mimarisi kire gürültüye karışık buraya ortak ve dahildir.
… FIRLATMA RAMPASI …. El yapımı nayloncuk Kabir azabı gibi bilindik rivayetin Fabrikasından teneşire sürülen sürpiyasa mutsuzluklarıyla hep yanlış yola işaret verip saptığındandı şerit Bütün sokakların kendini hurdacı yokuşunda sapır supur bulduğu siyah gözlüklerden yaz bakınıyordu Ayın doğmasını bekleyen gece gibi loş bir hoş sarkaçsız salınım Kımıldayıp dururken kahveler sahiller ışıklar ve hışırtılı sular Her şey kendinden bir beden daha küçüktü Ne kadar kerpetenli cümlelerle Kalıbını döşersen döşe tenekeleşmiş kapağı hep açık kalıyor dünyanın Kozmik kavşaktaki ilk kamyona mavi düdük çalacak diye bahse girerek Çerezsiz Mezesiz Sofrası çilingirin Sehpası kurulu kenar kıyılar virajında sert rüzgar yapıp En çok da arıza yapmış kütük kafayı baştan savınca ölmüş kaynanasının üzerine sım sıkı yemin içenler Takozu çekilmiş fırlatma rampası gibidir en geniş halkadan başlayıp Evire çevire yorgun bulaşıklı kem küm ve pasaklı sözleri dişirip toplayıp kendilerinde noktalayan Tüyünü teleğini dökünmüşse Genelde her gün bitimine rast gelir böylesi Kuş da bir ihtimaldir salyangoz da belkisi Günağarırken Ve batar yiter giderken günden güneş Boğulmak üzere kullanım tarifesi kayıplarda Uzak evlerden Ve karınca yuvalarından dünyanın hayatta olduğunun sevinerek çoktan soğumuştur ev bark ahali Kimse kimseyi sımsıcacık sevişmelere Ve yuvaya beklemediği Vurup kafayı yastığa devirdikten sonra Ertesi günün aynısından Kurulu saat gece lambasının susup söndüğü yerden ve güneşten evvel bütün ağrılarıyla birlikte zonklamaya başlar Böylece tamam olmuştur yarımın yarısına Kendini üzmekten Ve kendine üzülmekten helak olmuşluğunu çözerek çekip çıkaran İnsan rahmetlinin mesai ücretine takas Ve fırlatma rampası…
.. EĞRİSİ DOĞRUSUNA AŞK ve ŞİİR YÜREKLENİRKEN …. Kesin doğru veya kesin yanlış yoktur, her şey değişir dönüşür başkalaşır veya bileşken karışımlar içinde homojen yapılara evrilir derken, her kafadan bir sesin çıktığı ve hiç kimsenin ortak değer aidiyet anlayış payda duyarlılık ahlak kural kanun liyakat ilgi ve paylaşımının olmadığı şizofrenik izolasyon cinnetinin tek boyutlu ve tek hücreli bireysel bencillik morguna kuklalaşmıştır çürüğe çıkmıştır ölmüştür insanlık.
Çünkü ayırt edilir akıl fikir idrak irade anlam bilgi beceri kavram vicdan ve mantık değeri olmayan doğru ile yanlışlarla beraber hiç bir olguya duyarlı tepkisi olmayan kayıtsızlık ve karamsarlık kopuşlarıyla sosyal yaşantının bütün yapıcı ve sağlıklı stunları yıkıma uğrar, hak hukuk kanun nizam düzen anlayış inanış güven kişilik kimlik özgürlük huzur mutluluk barış sevgi saygı sorumluluk liyakat zinciri kökten bozularak alışkanlıkları değişimlere kodlanmış hiçliği yokluğu ve kimsesizliği kodlayan yoz kültür kargaşasında anlam ve değerini yitirir.
Burada akıl vicdan mantık sorumluluk emek ahlak adalet onur itibar saygınlık gibi ortak hayatı donatıp düzenleyen birlikte yaşama kültürüne yer yoktur. Dolayısıyla bütün algı ilgi bilgi kavram anlayış görüş inanış birikim gözlem akıl sezgi duygu düşünce vicdan sorgulama ve ortak çıkarım zenginliğini rafa kaldırarak işine ve çıkarına nasıl geliyorsa kişiye göre değişken göreceliliğini kutsayan toplumsuzluğun ilkel dürtüler hükmündeki çağ dışılığını ve anarşist başı bozukluğunu döner dolaşır kozmik sürüncemedeki hayat.
Çünkü bencil breyselliklere özelleşmiş çıkar ve keyfiyet güdümlü başıbozukluğun ortak duygu düşünce bilinç ve anlayış bağlamında kendi dayatmalarına getiri sağlamadıkça adaleti inancı kimliği ilgisi itibarı saygınlığı çıkarımı emeği çabası kabulü paydaşlığı özgürlüğü kaygısı katkısı ve birlikte yaşama kültürü yoktur. Herkesin kendini herkesten ve her şeyin üstünde görüp bildiği kibir kahır fitne bozgun gösteriş hırs hınç gibi bağnazlık hücrelerine hapsolmuşluğun bağlantısızlık çoraklığında hiç kimse diğerinin ilgisi alakası ve umrunda değildir, herkesin doğrusu hiç bir değer üretemediği ve her gün birbirlerini boğazlayıp kazanılmış değerlerden harcayıp tükettikleri kendi çorak cürümü kadardır. Oysa sanat kültür kanun kural edebiyat akıl fikir vicdan ve duygu duyarlılığıyla dengesi bozulmuş olan veya bozulmakta olan sosyal hayata emek ve yürek yorarak sınırları kesin bilinen doğrulara ve yanlışlara ortak fayda ve payda çıkarmayı amaç edinir.
Hiç bir emir sipariş reklam menfaat militanlık adanmışlık ve dogma buyruğuyla toplumsal hayatı dertlenmiş ve kaygı edinmiş şiir de, bu bağlamda hele de günümüzün düzenli veya düzensiz her konu başlığında korkunç ruhsuzluk izolasyonuna köleleşmiş yıkımlar yaşadığı köklü bozulmuşluklar harabesinde özgür düşüncenin ve özgün emeğin yorduğu bütün ilkel ödünç kokuşmuş çürümüş kiralık kullanışlı dileyenin emrivakisine kul ve köle bağnazlıklardan duyarlılığını kurtarmış sorumluluğun ve kaygının en büyük yükünü taşıması gereken saygın samimi ve gerçek yürekliliğe sahip olmak zorundadır.
….. KIYAMETE SÜRÜKLENEN KESTİRE YOL …. Yerden bitme Gökten yığma Ne çapraz fırıldaklıklar vardır kapının zilinde adı yok Çarkı kırık Yanı çıkık Zembereği bozuk Sırf damıtılmış zeban zıvana zırıltısını askıya alan kelepçeli çelenginde donmuş kalmışlığa Hayali yanık Posası küllenmiş Zıkkımın berki düşlere musallat her kara düzen perdeden ayrı saz çalan kimi handan Kimi nalan Tek celselik boş davaya Dosyası kabarık hem sanık hem tanık Hapı yutulmuş baş belalarına apar topar yolda pinekleyen Paketlenmiş ıssız sokaklar dilencisi gibi suç üstü Çatı yıkık Kolon çatlak, kiriş viran Sinine baykuşların çullanıp tünediği burası artık satılık yazan haraç mezatlıkta sallanıp duran avize Cenazesini deprem evlerinden çıkaran acıklı yunak tasları gibi çöl çorak Kirlenmiş kumaşların örtüsünü bürünerek sabahı zindanında saklayan gecelerce insan poşetleyen Hışırtılı ibrelerden haritası bulunmadık dünya aramaya yol sorup devran dönen büküş yokuşun Elektrikler kesildiğinde ulann edisoooooon Lan ulan yüksek gerilimli filmi niye kopardın makinist, Ateş püsküren Ödül törenleri arasında katledilen çocukların ölü çığlıklarını dinamitlemekle meşgulken kerhaneci nobel Kuşları artık hiç yadırgamıyor kusnuğundan çok yıldızlı tatil Boyalı çekirdek Maskeli balo Jet sosyete Tarlasız bostan Kestire yollu kıyamet Ormansız bahçesiz kerosin sidikli şişmanca harmandan Kıçında ateş püsküren uçakları
… SİCİL CÜRÜMÜ SABİT SAPKIN DEBDEBE … İstismara ve ber türlü dolandırıcılığa açık alanlardır, insanların huzur mutluluk ilgi güven korunma barınma sevgi saygı gibi hayati derecede ihtiyaç duydukları saf temiz arı duru masum ve doğal beklenti ve ihtiyaçlarının pusu ablukasına çöreklenen tecavüz nitelikli ÖZEL HAYATIN kılcal damarlarına algı yönetimiyle sızıp dolaşmaya ahkam kesici hamaset tellalı kalıplaşmış soyut sahte ödünç kifayetsiz ve köşeli laflarla altından girip üstünden çıkarak; çıkar ilişkili vurgun soygun talan işgal yağma yıkım ve saplantı niyeti hiç değişmeyen; fakat biçimsel değişimleri güdümlü kalabalıklara dayatan; hep yaşlandıkça gencelmenin ölümsüzlük ve ihtiras bağımlısı; hatasız pürüzsüz başarı grafiği yüksek hiç kaybetmeyen mimyon ve mükemmeliyetçilik düşkünü; sürekli her istediğini dilediği gibi sorunsuz engelsiz elde etmeye hiç sınır kural tanımayan korunaklı seçkin üstün semt mahal merci makam ayrıcalıklısı; paraya güce konfora şöhrete villaya mülke meskene sermayeye servete ünvana gösterişe mevkiye ve sür saltanat hükümranlık imtiyazına eriştikten sonra kendi dışındaki herkesi kul köle zibili gören; ölümsüzlüğü dahi satın alabilmeye tanrılaştığına inanan, hak hukuk hiç bir insani değeri umursamayan; yaşı sübyan derecelerine varan kadın erkek sevgili metres uyuşturucu marka maske imaj eşya tarz şekil veya eşcinsellik değiştirme PEDOFİLİ sapkınlığının birbirinin benzeri ortak özelliğiyle, dünyanın istisnasız her yerinde itibar kültür edebiyat sanat duygu görgü sevgi saygı ahlak karakter özveri onur sorumluluk güven iletişim kimlik ve kişilik yoksunu ruhsuzluğu doyumsuzluğu sapkınlığı ve vahşeti kutsayan kudurmuş Epstein vampir mahlukları gibi sabıka suç mutsuzluk tahammülsüzlük şiddet cinayet suikast salgın cürüm ve tecavüz dosyaları azıp dolaşmaktadır her yerde.
Halbuki beğensinler desinler budalalığına ahmaklaşmadan sevgiyle doğup büyüyen sorumlu anlayışlı paylaşan danışan saygın değerli bilinçli kültürlü vicdanlı ve onurlu insanlığı özgün iradeli kararlılığıyla ve katkısıyla kendinden bilene hayatın her güzelliği müjdelenmiş armağan; aşkın deli divanesi olanaysa yaşama sevincinin her günü düğün BAYRAMDIR okutur öğretir hayat.
Her kim burayı böyleceden doya kana duyumsayıp özümsemişse, Madem AŞK ola; ve sevgiyle..!
… MANTIKSAL FELSEFE ÇIKARIMLARDAN ÇORAKLAŞINCA HAYAT …. Felsefenin, yani diğer türlerden farkı olanıyla düşünerek olumlu veya okumsuz hayatı yoran, etkileyen, bilen, gören, farkeden, anlamlandıran, araştıran, keşfeden, katkı sunan, değiştiren ve dönüştüren bilimselliğin sac ayağı veya alt başlıklarından biri de ( metafizik, etik, estetik, epistemoloji. Vs) yaşamsal döngüye AKIL FİKİR yürüterek sorguladığı ve gözlemlediği çıkarımlardan bağlantı kurduğu neden sonuç ilişkileri arasında açıklanabilir denge doğrulamasını yapan MANTIK’ tır.
Mantıken, doğası ve karakteristik özelliği gereği kemçiriyor, havlıyor, hırlıyor, uluyor, veya ürüyorsa kaplan arslan panter puma sansar ayı vaşak tilki kurt veya köpektir denir. Mırnavlayıp miyavlıyorsa kedidir. Vak vukluyorsa kurbağa , gıtgıdatkıyorsa tavuk, cikcikleyip cıvıldaşıyırsa kuş, konuşup el kol hareketleriyle yetmeyen tarifsizlik açığını ve eksiğini tamamlıyorsa mantıken insandır.
Fakat İNSAN sebepli ve kaynaklı her şeyin alt üst olduğu akıl mantığı devre dışı bırakan duygusuz DÜŞÜNCESİZLİK kıyametinde, hiç bir ortak değer sorumluluğu gözetmeksizin çılgın tüketim bağımlılığına köleleşmiş açlığı ve hızlı değişim dönüşümlülüğü doyurup beslemek için EGISUNU tatmin etme odaklı ve güdümlü kendine yabancılaşmayı her şeyden öncelikli kılınca neye bulaşıyorsa durmaksızın söküp taktığı taklitlerle ve maskelerle ona bozulup benziyor insan. Artık sorgulamadığı düşünceyi aklı mantığı vicdanı bilgiyi deneyimi ahlakı ve felsefeyi konuşmuyor duymuyor dinlemiyor anlamıyor bilmiyor gözlemiyor , bunun yerine sürekli bağımlılıkların esaret ağında mutsuz yılgın bezgin bunak ilgisiz huzursuz gergin hektikli kuşkulu korkunç ve saplantılı boyuşmalarla doğasını bozduğu berbat ettiği her şeyle beraber saygınlığını yitiren insanlığın dışına çıkmalara sapkınlaşarak ilkell reflekslerle hırlıyor çemkiriyor hömeriyor homurdanıyor saldırıyor kuduruyor azıyor ve doyum sınırını bilmeyen kendini kaybetmişlik şizofrenliğiyle üstünlük yarışının güç şamata furya gösteriş ve ihtişam ahmaklığında yıkıyor yağmalıyor ve canavarlaşıyor. Yani akıl fikir yürüterek mantıksal çıkarımlardan çoraklaşınca hayat, antik gömülerden gösteriş defilesi sunan hortlaklara ve şartelini açıp kapadıkça kuş gibi ötüp tazı gibi koşup köpek gibi hırlayan pili bitmiş hurdalık çöplüğüne dönüşüyor insan.
Mantıken bilinir ki… İnsan insandır olmasa da pulu, eşek eşektir atlas altından olsa da çulu gibisine.. Deveye türkü çığırır söyler misin demişler, dinleyecek dangalak enayisi bulursam gazel bile okurum gibisine…
Tanrı karıncayı ve insanı bozup dağıtmak ve yok etmek isterse ona süslü maskaralıklar ve kulplu kanatlar takarmış gibisine… İndiremeyeceğin katırı yüksek dama çıkarma gibisine.. Kadın sağır erkek körse mutlu mesuttur hayatı doğuran güden yoran ve eskiten ecir ile sabır gibisine… Her akılsıza hayran başka bir akılsız bulunur gibisine… Para şan şöhret ihtişam gösteriş ve şatafat hükmedip konuşunca, doğruluk ve adalet pusar siner ve susar gibisine… Fazla bağırmak ve sırıtmak işlenmiş olan veya niyetlenilen suçu sabıkayı örter bastırır gibisine.. En iyisi sizde yiyip içek bizde coşup eğlenek gibisine… Bir donu var kırmızı, kah anası giyer kah kızı gibisine… Ne tükürdün ki elime, ne sürem yüzüne gibi Gibisine..
Torbayı güttüğü ve dürtüklediğinin aç sefil boynuna takınca , dilediği gibi çalar çırpar soyar ezer sömürür gözü malda mülkte olan haydut harami. Bu bakımdan, kendine ve İşine hor bakan herkesin sırtına semer vurup boynuna torba takarlar . İnsanı zapteden ne erkektir ne kadın, ar onur ahlak ut ihtiyat vicdan ve utanç duygusudur inanılır güvenirliliğiyle hem değer katan hem de saygın kılan. Onlar bize ödüyormuş gibi gözüküyor, biz de onlara çalışıyormuş gibi yapıyoruz gibisine.. Kuyudaki kurbağa okyanusu bilmez gibisine.. İyi bir usta önce çırakken ustalaşmalı, ustayken de usta olacak çırak yetiştirmeli gibisine… Niyet maksadın hasılatıdır, iyiye de kötüye de mutlaka niyetine göre bir yol bir bahane bulursun gibisine…
Para duman kıskançlık kin kibir görgüsüzlük aşk sevgi ve açlık saklanması asla mümkün olmayanlardandır gibisine .. Şişman kadın salondan çıkmadıkça gösteri bitmezmiş gibisine… Bir insanın yüzündeki gülümseme üstündeki elbisesinden ve cebindeki cüzdandan daha değerli saygın ve güzeldir gibisine… Arkamdan yürüme senin öncü kılavuzun ( sana ön ayak ) olmayabilirim gibisine… Bir gölde iki balık birbiriyle kıran kırana sövüşüp boğuşmaktaysa ordan mutlak fitne fesadın teki ( ingiliz) geçmiştir gibisine..
İçindeki iyi yada kötüden hangisini besler biler kışkırtırsan o kazanır gibisine… Irmaklar ağaçlar mevsimler bozulup çöl viranesi olduğunda her türlü kapılmışlığının kölesi olan insan, paranın yenmeyecek bir zıkkım olduğunu anlayacaktır gibisine… Tanıdıkça yük yorgunluk bezginlik bıkkınlık kalp düzen ve kafa karışıklığı artıranları silip süpürmeli insan akıl fikir niyet ve bilincinden yoksa hayatı zehir zıkkım zindan edenlerle boğuşarak durmaksızın lüzumsuz gereksiz saplantılarla cebelleştiği tükenişini bitirip hızlandıran çöp biriktirir zibil artırır.
Mantıken, kendine yabancılaşarak vicdanın aklın fikrin sanatın duygunun düşüncenin etiğin saygının paylaşmanın ve duyarlılığın insanlıktan sökülüp çöpe atıldığı kilitli kapalı devrede resmen kendi bencil saplantılardan bildiğini okumaya mahluklaşmıştır çark ve çevrim.… Yanar dönerliğin karanlık ve kuşkularla örülü esaret hücresinde içe kapalı yaşayanların oturaklı tutarlı kararlı inanılır güvenilir saygın samimi bilgili liyakatli kişilik ve karakterleri yoktur. Bu yüzden ortak toplumsal doğruları kendi yanlışlarıyla takas ederek adandıkları köktenci buyurgan doğmaların ilahlaştırılmış saplantılarını kutsal bilerek menfaat eksenli işlerine beklentilerine ve çıkarlarına ne,hangi fırsat veya kim nasıl geliyorsa başka hiç bir şeyi önemseyip umursamayarak orayı kollar şartlanır ve konuşlanırlar.
Hep daha kolay güvenli kaliteli sağlam işler çalışır sağlıklı konforlu gösterişli çeşitli uyumlu dengeli düzenli rahat muntazam mükemmel kusursuz ve donanımlı yaşamak adına üretilen her tüketim bağımlılığının ihtiyaç artırdığı hektikli yaşam esaretinde günden güne anlam içerik ve değerini yitiren toplumsal ilişki ağında insanı kabullenip taşımakta zorlanan sosyal kopukluklar yılgınlıklar yozlaşmalar çürümeler çöküşler yıkımlar ve kokuşmuşluklar herkese ve her yere hükmeder. Böylece kendine yetişmekte zorlanan insan artık algılarıyla uyuştuğu reklam oyuncağına ve piyasa soytarısına dönerek büyük nüfuslu aileyi yüklenemez olur. Evlerden uzaklaştırılan her kovulmuş yapısal bozukluğu ve boşluğuysa zemin katından tavan arasına kadar birbirine zıt hır gürlü geçimsiz kavganın ve nizahın nispetçisi yarışçısı tahammülsüzlük çöker çullanır. İnsanlar sayı ağırlık ve değer hesabından azalıp küçüldükçe büyük evler herkesten ayrıcalıklı benim olsun da hiç kimsenin olmasın sapkınlığının baykuş viranesine dönüşür. Onun var da benim niye yok kapışmasındaki bu azgın bozgunda ekili dikili topraklar dağlar koylar denizler adalar dereler düzler ovalar yaylalat ve yamaçlar traşlanarak amansız ruhsuz çölleşmenin insan kuraklığına yerle yeksan olur. Bu dipsiz sapsız dangalakça talanın yıkımın vurgunun soygunun sömürünün ve rantın adi cellatlık keyfiyetine bağımlı çevrim çarkındaysa ‘ ben sizin hiç görüp bilmediğiniz doğa harikası şehir gözdesi sakinlik beldesi ve huzur bakiresi buraları buldum gezdim tozdum keşfettim ‘ sanal alemcilik furyasıysa bu nerde ne gördü bulduysa ölümüne çöküp çöreklenen yağma işgal ve talan piyasasını doyurup besleyen av reklam ve ihbar nitelikli taşaronculuk piyonculuğundan başka hiç bir şey değildir.
Mantıken, perşembenin gelişi çarşambadan anlaşılır okunur bilinir malum, petro kimya endüstrisinin modern kulu kölesi olduktan sonra, bütün bağlantıları birbirinin besleyen BOP figüranlarıyla provası çalışılmış yağma yıkımlara soygun sömürü kuklası , provası çok çalışılmışlığın kusursuz hatasız itaatli laboratuvar deneği ve kendine değişmiş başkalaşmışlığın aklı fikri mantığı duyarlılığı düşünceyi sorgulayan felsefeyi ve irdeleyen iradeyi tanrısı bildiği keyfiyet hükümranlığına terkederek kamçılayan güden saplantılarına mahkumluğun oyuncak maskarası olur insan.
Yeni Cehepe’ li müdür yardımcılarından Ali Mahir Başarır’ ın Butlan’ a ilişkin “ Sayın Bahçeli çıksın, masası kurulu Terörsüz Türkiye Komisyonu’ na biz niçin temsilciler verdiğimizi açıklasın” lakırdılı düpedüz itiraf beyanında projesi provası kurulumu işlevi ve tatbikatı “ bizim oğlanlar çok iyi iş becerdi” devamlılığı geleneğinden gelen Tom Barrak formatlı Bop Tezgahında Pekaka” yı ortak odak ve “ kurucu önder’ merkezine koyan ittifakta Akepe, Mehepe, Hedepe, Emep, İşçi Partisi, Hüdapar, Büyük Birlik, Yeni Cehepe’ nin toplum ve dünya gerçekliğini hiçe sayan muhalefetsizleştirilmiş buyruk baskı zorlama ve dayatmalara yağma yıkım denetiminde Terörsüz Türkiye suni gündem başlığıyla yangından mal kaçırırcasına her konuda ayrısız gayrısız birlikte ittifakçı ve beraber olduklarının saklısız gizlisiz dışa vurumuydu.
Bop eşbaşkanlığı hükmüne bağlı bildik alıştık ve kanıksandık her türlü hilede dolapta dümende fursatçılıkta kendi önceliğine çökmüş çullanmışlığa ortak makam merci mal servet mülk iltimas rüşvet istismar gammazlık pay hisse avanta çıkar ve hileleriyle yer seçkinler ayrıcalığında yurt tutmuş her kesimden vurguncu soyguncu ve talancılarının toplum sorunlarıyla hiç bir çare ilgi bağ çözüm bazında çabası gerçekliği derdi düşüncesi savaşımı kaygısı alakası samimiyeti meyli meramı çaresi ve yakınlığı yoktur.
İtirazsız tepkisiz cinsiyetsiz kişiliksiz kimliksiz muhalifsiz kayıtsız duyarsız itibarsız ilgisiz inançsız iradesiz kararsız toplumsuz kıtlık kıran kanaatiyle ölmek - sürünmek aralığına tutsak magazin afyonları, istismar algıları, korku kaygıları, yapay ilişkileri ve hormon gıdasıyla beslenmiş bozulmuş tek tipliliği ve dayatmacı keyfiyet hükümranlığını sağlayan ayrışmış kısıtlanmış her şeyin mülk hakkına sahip, herkesin mutlak uyumla mecbur yaşam kaderini belirleyen dar bopazlara çökmüş çullanmış yağma yıkım düzeneğinin haydut harami topluluğu, gıda enerji ulaşım barınma beslenme güvenlik sağlık iletişim eğitim tarım üretim spor sağlık kültür sanat gibi hayatın bütün can damarlarını sefalet sorun bela kuşku endişe belirsizlik rüşvet imtiyaz ayrıcalık kayırmacılık şiddet kavga kir zehir gürültü nefret kin ve öfke çevrim çarkıyla tıkayarak, soyan sömürenler sultası hep birlikte güdümlü insan kalabalıklarını dikeldikleri ağır faturalı ve herkese kan kusturan etiketlerle modern köle esaretinin hem üreticisi hem de tüketicisi kılarlar.
Bu yüzden sosyal hayatın can damarlarını hem içerden hem dışardan başına buyruk soyan ezen baskılayan yağmalayan yapan yıkan bozan haksız hukuksuzluğa çökmüş çöreklenmiş hırsız gammaz çapulcu yolsuz sömürenler güruhu, Bop çevrim çarkında özenle ürettikleri acıya sefalete çelişkilere sorunlara yıkımlara korkulara dayatmalara kutuplaşmalara yozlaşmalara bağımlılıklara korkulara zavallılıklara endişelere teslimiyete kayıtsızlıklara ve çürümüşlüklere toplumu alışmış kanıksamış kabulde sindiren suni soyut sanal çarpık kaçak kayıt dışı sahte gündemlere arkalanıp güvenerek, Hüküm Mirasını Oniki Eylül’ den aldığıyla her türlü haksız hukuksuz yolsuz kaçak ve kayıt dışılığı kendine her an her şartta dilediği keyfiyetten hak ve miras görmekteler.
Tüm bunlara bağlı bütün ve mantıken ilişkin, Bu arada On İki Eylül sivilleşmesi olan Bop Elbaşkanlığı’ nın yedek figüranı ve çıkarına düşkünlükte hilesi hurdası rüşveti kayırması sahtekarlığı dubarası dümeni biri diğerinin aynısı siyasi istismar tesisi Yeni Cehepe’ ye sıradaki iş güçler için birbirinin kumaşından çıkartılarak taa Helalleşme ve Yumuşama ORTAKLIK İTTİFAKI Barrak- Trump ayak oyunlarından süregelen kayyum nitelikli mutlak butlan filan tayin tespit ve tahsis edilmiş. Mantıken, Şaşırmak ne mümkün..!
… İNSANSIZLAŞAN KRONİKLEŞMİŞ KIYAMET KOZMOPOLİTİĞİNDE …. Evli barklı olmayı kutlayacak kadar, ortak ilgisi hayatı yakınlığı samimiyeti aidiyeti paylaşımı müjdesi değeri ve yaşama sevinci olanın varmak ve ulaşmak istediği özgürlük alanıdır. Fakat ola ki burayı her türlü emek saygı sevgi sorumluluk çaba amaç niyet ve gayretlerle imar ve mamur ettikten sonra gösterişe meram saran sonsuz sınırsız ihtişam şatafat ve gösterişliliğin kulu kölesi olursa insan aslolan niyet ortadan kaybolur ve uğrunda insanlığı yitirilen mutsuzlukların birbirinden ayrılmış kopmuş paramparça azap güncesinde hiç bir ortak değer itibar yakınlık ilişki saygınlık ve sevinci olmamaya araçsallaşmıştır ev bark insan eşya bina ve tapulu tapusuz her şey.
Yakınlık samimiyet ve sahici ilişkisi kurmak için mezuniyet belgesi vize maske ünvan avans kapora torpil rüşvet riya alavere dalavere veya kimlik bildiriminde bulunması gerekmemektedir insanın.
Hayal düş ve yanılgı kırılmaları, farkındalığı olan insan için sorgulayarak veya empati yaparak öz güven sağlayıcı iyileştirici ve olgunlaştırıcı dönüm ve dönüşüm noktasıdır. Nohut fasulye kabak gonca yonca börtü böcek dağ yel belde dere bayır ve ekin ekin su sarnıçları un değirmenleri tozlu çamurlu yolkar ve tarlalar, sosyal düzeneği ortak aklı ve toplumsal düzeneği sağlayıcı tüm varlık zenginliğiyle hayat ırmağında ve yeryüzü toprağında insanlık binasını kuran yaşamın vazgeçilmez künyeleriydi.
İnsan eliyle kundaklanmış gösteriş bunaklığı şiddet sapkınlığı hükümranlık sadistliği ve tüketim çılgınlığı fetişizmi kıyametiyle azıp kuduran soyut ve yapay ilişkili esaretinde Git gide ve günden güne ölüp tükenmekte buralı dünya ve sersefil insanlık.
Olumlu veya olumsuz dün geçip gittiğin yaşanmışlıkların hiç durmaksızın anısını tekrarlayarak sabit ve kurak döngüde yıpranmış yozunmuş laçkalaşan anlamsızlığı çoğaltır insan. Bu yüzden bilhassa hayatın çetin zahmetli çetrefilli ve zor günlerinde her zamankinden çak daha etkin çağdaşlığı güncellemenin akıl fikir niyet sorumluluk dirayet irade idrak gayret çaba çare üretim bellek bilinç ve emeğini yormalı ki, hayatın ihtiyaç duyduğu huzuru mutluluğu güvenliği değeri sağlığı dirliği kaynağı güvenceyi ve yenileşmeyi sağlamaya imkanı mümkünü olabilsin. Değilse darda yokta boş gider boşa döner pazar arabalarını peşinde sürükleyen paslı çilingir, kirli ilişkili uyuz dabaz yalınsaklık ve evi barkı insansız dünyasızlığa terkeylemiş çetrefilli dolambaç.
Hem yoksul hem yoksun hem meskensize diyar, doğru düzgün ortak değerlerle örgülü yaşamak işini yoluna koyamamış olmaktan, kopmak için bağlanan ve bozulmak için ilim ikrarından vazgeçen sapkınlıklara gide gele Yollar eskir kaldırımlar aşınır insan bozulur en nihayette çürür değişir düzenndevran İyilik doğruluk güzellik hak hukuk sevgi saygı liyakat irade huzur ve mutluluk üretemeyen kent metropollerine yığınlaşmış yığınlar kalabalığı olmayan istikrar sağlık dirlik iyilik güzellik yoksulluğunu kapış kapış herkesin birbirini ezdiği yorduğu ve üzdüğü cinnet sarmalında birbirinden söküp alma çapulculuğuna yönelecektir çünkü hızla sicili sabıkalı rol modeline sabit kendini çoğaltan sürü güdümlü amansız sapkın ve azgın kötülüğe bir damla iyimserlik yetmeyecek ve yetişmeyecektir.
Çünkü buranın kırılma noktası, düzeltilebilir ben buraya nasıl geldim sorusuna duyarlılık ve farkındalık gösteren bilinç akıl ve bellek iradesi olduğu halde nereye savrulduğunu sorgulamayan kapılmışlığın kayıtsızlık boş vermişliği ve esaret sarmalıdır. İnsanlığa çektikleri operasyonlar sırasında dert acı sızı ağıt sorun sıkıntı figan feryat ve illet yükleyerek, dikiş tutmaz iltihaplı yaralar arasında makas matkap kama testere iğne neşter ne ararsan varların morarmış ölüsü hep masada kalan.. Adandıklarının yardakçı yalakacı çıkarcı ve yancı arkalıklarında yuvarlanıp debelenen pislik artıkları yahut tezek zibil böcekleri gibi şiddeti nefreti doyumsuzluğu kokuşmuşluğu bencilliği acımasızlığı acımasızlığı gerilimi bunalımı kirlenmeyi sahtekarlığı keyfiyeti samimiyetsizliği yabancılaşmayı umarsızlığı çaresizliği tükenmişliği yılgınlığı lümpenliği sahtekarlığı soytarılaşmayı rezilliği ve insansızlaşmayı huzur saygınlık özgürlük GÜVEN istikrar ve mutluluk yerine üretip çoğaltıyorsa onarımı tamiri ve geri dönüşü olmayan ölümcül vakadır artık doğa tabiat insanlık değerleri ve dünya devran.
Kendi içindeki cinnet ve cinayet sabıkalısının bilindik belli failini arayan dedektörlüklerle, kavrucu bir sac üstünde hiç durmaksızın zıplayan zirzibil taneleri gibi sürekli görülüp duyulmadık tehlikelinin akıllara bulanıklık ve durgunluk verecek en tehlikelisi uçurumdan aşağı kendini fırlatıp atmak kamyonun altına kaburgasını sermek traktörü omuzlamak apartman duvarından bisiklerle fır dönmek binbir belaya davetiye çıkarmak paraşütsüz gökyüzünden yerin dibine çakılmak balyozla girişmedik sağlam yerini bırakmamak cam yemek suratını dalağını şişlemek gibi gibi her saniye kıyısından döndüğü dizi ve kliplerin kölesi ölümle cebelleşen acayip adrenalin yaratma ipsiz sapsızlığının dünkü ne düdüğü belirsizlikler bugün anne baba oldular ve ilk altı ayı bulmadan şiddetli gerilim bunalım sahtelik soyutluk doyumsuzluk mutsuzluk geçimsizlikleriyle birbirini yiye bitire ayrı gayrılaştılar. Onların çocuklarıysa bugün öznesiz yüklemsiz ve hikayesi olmayan her türlü anormali normal sayan sapkınlıklara talip proğramlanmışlığın kulu kölesi algı hücrelerinde yapay zeka ile haşir neşirler.
Dünyanın her yerinde en acımasız onursuz ruhsuz bencil hırsız yolsuz ve haramı ortak karakteristik niyet maksat ve özellikleri olan soyguncu talancı yağmacı işgalci vurguncu ezen sömüren sülükleri, kolayca güdülebilir şartlanmışlıkları ve toplumsal teslimiyeti alışılmış bağımlılıklarla kurumsallaştırmak için bütün kaynaklara hükmederek özenle örgütleyip dayattıkları adaletsizliklerden kargaşadan gelir dağılımı eşitsizliğinden gericilikten hurafecilikten yozlaşmadan sindirilmişlikten karamsarlıktan korkudan istikrarsızlıktan sefaletten kedercilikten eğitimsizlikten duyarsızlıktan şiddetten kutuplaşmadan kinden nefretten kültür sanatsızlıktan baskıdan belirsizlikten yobazlıktan artan sorunları sürüncemeye bırakmaktan ve iyiliğin tedavülden kalktığı kötülükten ( Terörsüz Tarkiye ana kundakçı unsur olarak Pekakayı vitrine koyan bölme parçalamaya dönük ve Mehepe gibi gizli saklı taşıyıcı figüranların ayyuka çıktığı en güncel ve Bop sürekliliğinin siyasi istismar ayak oyunlarıyla yığınlaşmış birikmiş somut sorunları örtbas eden soyut suni gündemleri sürekli işler faal çalışır kılarak tüm dünyada olduğu gibi Bop Eşbaşkanlığı bünyesinde ortak çıkar hükümranlığının sevk ve idare ettiği Türkiye’ de de aynı planlı projeli dönüm dolaşım ilişki kurgu sür saltanat ağından ) arkalanır ve beslenir.
Bu yüzden haydut harami ilkel azgın sapkın doyumsuz ve yabani keyfiyetin iki bileleninin ardından Yurop ve Rus”lara iştah kabarttığı Çin ile korsanlık haracını alarak dünya çapulculuğunu kotaran ve kurtaran manyak Trump sultası ve şürekası, İran’ a yönelik “ bize mülkünü malını teslşmbet ve pılını pırtını uopla öl” katliamcılığını ve cehennem cellatlığını dayatması hiç de şaşırtıcı değildir çünkü burayı böyleceye her türlü talan vurgun soygun işgal vevhukımlara uygun insansızlığı mutsuzluklarının işlevsiz kayıtsız güdümlü bağımlılığına araçsallaştırarak kullanışlı yapan düzenleyen uran işleten çalıştıran dayatan donatan ören ve örgütleyenler zaten bunlardı.
O bakımdan da ülkelerin tüm varlıklarına ve kaynaklarına el koymada ister kızıl kıyamet aktif katliamcı ve yıkıcı savaşlar sürsün, ister ateş kessin dursun ara versin, ister dursun dursun yeniden ateşlensin, uzatmalarla sinmeyi baskılayarak sündürebildiği kadar uzatsın anlık saniyelik manipülasyonlarda dahi ölüm zulüm saltanatının ilahları kurgulayanları ve uygulayanları olarak hiç kaybetmeksizin kıyamet kurgulu sefaletten yıkımdan yağmadan ve cellatlıklardan hep bunlar kazanmakta.
… SÖZÜN ÖZÜNE ( insanlığın türkçesiyle) … Sözün özüne İnsanlığın Türkçesiyle Hiç bir şarta koşula eğilmeden Bükülmeden Muhtaç ihraç ve ihtaç olmadan, bedenen ve ruhen eziklik zavallısı acizliğe hükümran olan Kimliksizliğin kul köle kapısına minnet etmeden Ricaya amennaya bel ve umut bağlamadan Özgürlüğün doğallığın ve kendi gerçekliğinin doğduğu yerden doğduk geldik Aşk neresidir Yarayı da tanırız çareyi de biliriz Sevgi saygı kime ne zaman, mertlik ve cesur yüreklilik aslımız neslimizden gelendlr İnsan kimdir iblis kim, Biliriz sevinci çocuklaşan yüreklilikle Onurla Gururla iyiyi güzeli hakkı hududu şefkati ve huzuru Gül ne çiçektir biliriz Cehennem zebaniliğinin cellat katliamcısı zulümlerle tüm dünyaya kan kusturduğu iblis kimdir biliriz Kaypaklığı iki yüzlülüğü ihaneti kıyameti ve gördüğüne sus pus olanı şarlatanı yalakayı ve şakşakçıyı Mazlumun ahını zalimi(n zulmünü Zorbayı ve masumu.. Akrebi çiyanı Sansarı çakalı leş kargasını yardakçıyı puştu uşaklık kuklası puştu piyonu da biliriz Kalbinde güvercin kumrusu uçuran aşkı sevgiyi de biliriz Tanır ve biliriz ki Buraların Gösterişli kukla soytarısı olarak yaşamaktansa Yalınçıplak Yiğitçe Özü sözü bir özgürce ve nasıl doğduysa öylece Türklüğün aklı fikri vicdanıyla ölmek Ölümsüzlüğün namı değerindendir Biz kendimizi ezel ezelden tanır biliriz
..
SOSYOLOJİK ÇÖKÜNTÜ POTPORiSİ
…
Mehepe’ yi Hizbul Hüdaparı Akepe” yi ve Pekakaı yı kuran donatan kullanan ve yönetenler hepsini aynı Bop saflarında buluşup bütünleştirirken kara kutusunda yıkım istila savaş kıyamet tetikçiliği olan Trumh Nato buluşturmasında Anıt Kabir’ e gitmeyerek Tom Barrak proje yazılımını ihbar etti ve açığa vurdu. Kılıçdaroğlu yedeği Özgür Özel ise tüm buraların proje ortağı ve kurulum iştirakçisi olarak yürürlüğe konmuş olan bitenlere yıkım ve talan süreçlerine figüran fırıldaklığı etmenin dışında net samimi gerçekçi inanılır ve anlaşılır hiç bir YENİ eylem ve söylemi yoktu. Sebep..? Paranın gücün soyanın sömürenin savaş silah iletisim gıda ajan piyon tetikci enerji katliam yagma yıkımlara kurulu ofis temsilcisi, siyaset -ticaret borsasının sabika ve banka sahibi Israil ..!
Israil, etrafinda özgür ve bagimsiz kedinden güclü büyük ulus ve üniter devlet istememe dayatmasi.
Etkileme kuşatma ve kapsam alanı ne olursa olsun, varlığına göz diktiği ve gözetim altına aldığı her türlü baskıyı tehdidi çevirmeyi zoru zorbalığı sefaleti korkuyu istikrarsızlığı sorun ve geri kalmışlık sarmalını bölen parçalayan ayrıştırmalar çatışmalar savaşlar ve sürekli gerilimlerle kalıcı kılan işgalci ve yayılmacı dayatmalar, kurdukları ölüm zulüm çarkıyla ülkelerin coğrafyaların ve toplulukların bütün toplumsal zenginliklerini çökertir yıkar kendi çıkarlarına uygun yağmalarlarken büyürler, yağmaladıkları yerlerse Bop Eşbaşkanlığı gibi aynı maksatların sür saltanat ortakları sayesinde küçülerek kurulumu ve tasarımı sağlayan küresel zorbalığın hükümranlık otoritesine tabi olurlar.
Nato buluşması ziyaretinde Türkiye’ ye gelip bağımsız üniter ulus devletimiz ve sevgili ülkemizin kutlu ve birleştirici ortak değeri olan Anıtkabire gitmeyerek kiminle ne amaç niyet ve maksatta olduğunu açıkça, bile bile ve göstere göstere Tom Barrak proğramlı Terörsüz Türkiye dolambaçın iz güzergahı üzerine olduğunu ortaya koyan ölüm zulüm savaş silah ive kıyamet tüccarı manyak Trumph, Çin’le bağladığı ganimet anlaşması yanısırasına, İran’ la sürdürdüğü proğramlı istikrarsızlık gerilim savaş ve her an çatışma dayatmasıyla dünyanın bağımlı olduğu ve sadece pompaya değil hayatın bütün can damarlarına katlayarak yansıyıp mecburen boyun eğdiği ve tükettiği petro kimya artışı sayesinde belirsizlik istikrarsızlık üzerinden trilyonlar kazanan Dolar, hızına yetişilmeyen çıkışla yükselmekte, siyasi ekonomik kültürel zenginliği soyulup yağmalananlarsa bölük pörçük olup artan bağımlılıklarıyla aynı hızla küçülmekte.
Cevapsız kalan soruların bilinmezleri içinde sır olarak saklayan meraklar armağanlar ve müjdeler çeşitliliğidir henüz yaşanılmamış günlüğü ve gözlemleriyle yarın. Makamına erişip deneyimledikçe de çıkarımlarından süzümlenenlerle elde edilen bilgi beceri akıl yol fikir alışkanlık toplam iradesidir insan anlayış inanış görüş belleği bilininci.
Eğer insan yaşam insan gündem toplum ilişki ve dünya gerçekliğinden kopuk kendi içine kapanıklığın kof hayal mahsülcülüğünü ve saplantı sanrılarını yorar fışkırırsa durmak yetinmek bilmeyen gerçek dışı platonik aşk bulantılarını, mutsuzluk acılarını, lanet kibir kahır sitemlerini veya ilgisiz alakasız soyut imgeleşme ve abartılı kurmaca yığıntılarını kusar köpürür. Yıkılan bozulan ve yerine getirilmesi kolay kolay mümkün olmayan hak hukuk vicdan eğitim doğa sanat siyaset ilim güven saygı samimiyet insan kültür iletişim ve toplum faciasını görmezden gelir veya görse bile her şeyin piyasa icabı ve doğası gereği normalleştiren kanıksama algısıyla umursamayarak gerekli ve sıradan sayar.
Başı bozuklukluğun veya keyfi başına buyrukluğun dayattığı ve donattığı hayat , toplumsal riayeti ve liyakati olmayan kişiyi kendi bildiğine serbest bütün yolları tokalı felç ölümlülüğün kavga nizah kargaşasıdır.
Adam veya kadın kanunu bozar, rüşvet yer, haksızlık eder, hukuku çiğner, sadistlik peşi kovalar, tecavüz ve suç işler, zorbalığanı dayatır, şiddete yönelir, baskı uygular, sapkınlık eder, dolandırır, kandırır, cinayet müptelasıdır, kötülüğü kışkırtır, ara bozar, fitne fesat kundaklar, bozgunculuğu meziyet beller, surayı bozar, daima öncelik çıkar ve imtiyaz gözetir, ahlaksızlığı leresizliği umursamaz, her yanlışını doğru bilinmesini ister, tuzak kurar, dümen vurgun soygun hile talan saldırı eziyet….dörtlüleri yaktığı yerde hayata nefes aldırmayan belasını bırakır ve buna hakkı olduğuna hır dalaşır kan gövdeyi götüren çullanmalardan ne pahasına olursa olsun üstün çıkmanın düşmanlığını ve kinini güderek düzensizlik -toplumsuzluk üzerine düzen kurulumunun yerleşik hale gelmesine sebep olur.
Herkesin kimseyle ortak hak hukuk değer kanun dil kültür akıl birikim kaygı saygı ilişki yaşam güven sorumluluk hassasiyet aidiyet ahlak düzen dolaşım uyumu ve bütünlüğü olmadığı ve gözetmediği ‘ sen de kaçan fırsatı kollayaydın uyanık olaydın be adam ‘ gibi birbirine nispetçi yarışçı hileci baskın madikçi zorba acımasız sahtekar dalavereci dolandırıcı kuşkunun korkunun kabusun tükenişin karamsarlığın endişenin gericiliğin rüşvetin talanın kibirliliğin ahlaksızlığın yağmanın kargaşanın bozulmuşluğun sosyal çürümenin istikrarsızlığın ve toplumsal çöküşün meşru kabul ve masum görüldüğü itaatsizlik ağını örer.
Irmağın durmaksızın akışı sırasında her damla kendi anlam değer canlılık katkı ve yükünü taşıyarak yol boyu surasında kimi ağaçları kimi sazlıkları kimi çayırlıkları kimi bahçeleri kimi bağları kimi gölleri kimi şehirleri kimi denizleri kimi barajları kimi kanalları kimi ekin ve bostanlıkları besleyip büyüterken kendine özgün eşsiz benzersiz hikayelerin yapmacıksız ve gerçek anlamda aynı yaşam yolu hiç değişmeksizin kendi tanığı olurlar. Fakat sırf başkasına nispet ve gösteriş yarışına kapılmışlığın üstün seçkin ve baskın geleni olmak için piyasa kataloğu tür ve türevi olarak değişkenlik çeşidi avı peşinde yozunmuş çürümüş insansa, her ne kadar aksesuar kılıf kalıp mekan kostüm eşya dekor değişim dönüşüm zik zakkarında hiç durmadan oynaklık ederek sürekli yeni av peşinde ( herkese mavi boncuk dağıtarak ilgi telaş takıntı ve ihtişam toplama derdine düşerse ) koşarsa o kadar sahteleşmiş değer kaybetmiş erozyona uğramış işlevden ve içerikten bozulmuş demektir.
Hayata dünyaya kendine basacak ve duracak huzur rahat gün yüzü göstermemek için bunalmış tıkanmış ve kovulmuşluğun takibi mümkün olmayan kendini kovalamaya hiç bilinmedik veya başkasıyla yarışan imrenti açlığını karşılama çeşitliliği yetiştirmek için çırpınıp debelenmektedir … artık işlevi niteliği ve değeri tükenmiş süs ve gösteriş kölesi insanlık.
Malum…
Güç ihtiras bencillik bağnazlık yarışında doğan çürüme ve çöküntü, bütün birlikte yaşamanın amaç değer kaygı aidiyet ve yükümlülüklerini yıkıp yok ederek ; veya hiç bir ortak yaşam sevinci bırakmayarak kesin kararına varılan ayrışmayı ayakta tutan kin nefret düşmanlaşma gözü dönmüşlüğünü ve senin benimciliğini ( kabus travma felaket uyuşmazlık anlaşmazlık kopuş çöküş kavga gürültü bunalım gerilim çürüme yozlaşma ayrışma ve çatışma ilişkisizlik birlikteliğini değişe dönüşe tüketmeye ) .. bağlar.
Ortak paydaşlıkları baskılanmış boğulmuş bunalmış aşağılanmış ve hiçe sayılmış sorunlu şiddetli gerilimli geçimsizliklerin hızlı tüketim ve sınırsız sömürü bağımlılığı tıkanıklıklarından planlı proğramlı kölelikten kaçışlarının doluştuğu yapay yapmacık ve gösterişli mekanlarda kabul onay ve beğeni odaklı duygularını okşayan tatmin olma züğürt tesellisidir
Burda az gidersin uz gidersin yaz gidersin güz gidersin peşine takılan önüne düşen ve uzayıp kısalan gölgelerin bile sana söylemez aklın ağırlığıyla aşkın bedeninin aynısını giyeni ve taşıyanı olmadıktan sonra kış bahar üçüncü bahar yedinci iklimin hiç bir farkı olmaksızın her dönemeçte ben bu zamana kadar buraya nasıl dayandım ve katlandım ve sadece akşamdan akşama hortumla bahçe suvarıp sahilde güneşi öbür tarafa savuşturup yollamanın ötesinde ve kısır döngüsüne kaybolarak herkesin hiç kimse olmadığını… akşamın yokuşu asma köprüler gemilerden boşalan rıhtımlar ve sokak lambaları dahi kimseye söylemez.
Tıklım tıklım kalabalıkların gün telaşesi değirmeninde ezip ufaladığı yalnızlık hücreleridir bu yüzden kimden gelirse gelsin katıksız onay takdir beğeni ve övgüler burdaki yoksulluğun yorgunluk nafakası ve esir alan tesellisidir.
Bu kurak çölleşme ise insanı kendi olmayan kamuflajlarda beğenilmeye ahmaklaştırarak dürtü bağımlılığını kandırma ve takıntılarının doyumu için tatmin olma tipini çılgın tüketim piyasası ihtiyacına göre özenle markalayıp modelliyor.
Çünkü özgün kişiliği kavramı anlamı değeri varlığı olmayanın aşk ve sevgi gibi yüklenip taşıyabilecekleri yaşam ortaklığı da yoktur. Saygın kişiliği olmayansa insanlığını kendine bile kabul ettiremediği huzursuz yetersiz eksik dışlanmış yoksun muhtaç aciz ezik çaresiz dengesiz zavallı ve açlık duygusuyla kamçılanarak yoksunluğunu tamamlayan değer kattığına inandığı doğallığını yitirmiş sanal sahte şatafatlı gösterişli değişme ve başkalaşma dürtülerinin proğramlanmış tasarımlılığın SIRADIŞI kulu kölesi olmaya eğilir ve yönelir .
Seçici olmak, özgür iradesi deneyimli katkısı birikimli donanımı etkin sorgulaması ve liyakatli becerisi olmaksızın ışıltılı şatafat sahteliğinde gösterişli yer kapmak için her yolu mübah sayan kamuflaj maskarasıyla ve sürü bağışıklığının akıntısına kapılmakla olup bitecek kişilikli ve saygınlığın adresi değildir.
Tam tersi aklın fikrin vicdanın emeğin yorup kazandığı değerlerle sakin dingin güvenli onurlu bilgili kültürlü sağlıklı huzurlu mutlu özgür topluma doğaya ve insanlığa duyarlı kendine özgün sevgi bağlamıyla özdeşleşen ve sorgulayarak erişilen çıkarım farklılığını ve farkındalığın gayretini gütmekle ilgilidir seçerek yaşama arzusu ve isteğinin temel dayanağı.
Karamsar kötümser çekimser yılgın bunak kuşkulu endişeli umudunu gayretini inancını ve yaşama sevincini terk etmiş bunalım ve kriz müptelası kişiliksizlikler sorunlara ilişkili ve güdümlü yaşarlar ve her ortadan kalkan tıkanıklığın giderilmesine asla anlayış meyil ilgi ve yakınlık göstermezler çünkü varlık sebepleri polemiklere çelişkilere derlere acılara azaplatıra gericiliklere hurafelere ve toplumsal eşitsizliklere bağlıdır.
Çünkü çare huzur umut ve ortak mutluluğa dair hiç bir gelişim olgunluk yeterlilik donanım deneyim güven kabul özgüven ve birikimleri yoktur. Bu yüzden de bütün günü olumsuzlukları üretip artıran çatışmaları gerilimleri nefretleri sapkınlıkları bunalımları bozgunları yıkımları kahırları şikayetleri bozulmaları gayretsiz tepkisiz yakınmakları körükler ve kovalarlar.
Her hakkını aratana sindirme şiddeti sallayıp zindanı boylatarak muhalifsizliği zorbalığı ve keyfiyeti dayatan; toplumsal damarları çürümüş, ilişki ağları tıkanmış, akla fikre edebiyata sanata kültüre vicdana ahlaka özgürlüğe mutluluğa sevgiye saygıya söze onura duyarlılığa eğitime spora sağlığa umuda güvene dağlığa gıdaya barınmaya beslenmeye bilince sorgulamaya yaşama hakkına ve insanlığa çöküp kayyım atayan yargı; sömürü çarkına hakim olanlarca can damarı tıkanmış sosyal kokuşmuşluğun korku ve baskıya dayalı toplu sindirme ve ayrıcalıklı seçkinler sultasını koruyan toplumsal suikast aracı olarak kullanılmakta.
Muhalifsiz seçimlerin ( muhalefetin de ne zaman nasıl işlevsizliğe şekillenmesi gerektiğini muktedir olanların belirlediği ) toplumu makaraya sarmanın dışında hiç bir anlam ifade etmediği sürekli irin iltihap ve sorun biriktiren bu hastalıklı topyekün alt üst oluş hali ise günün bitiminde kaçınılmaz bir şekilde yoğunlaşan zorbalık sultasını taşıyamayarak hayatta kalabilmenin düzen dışı radikal patlamalarına ve yıkıcı tepkilerine yol açar.
Çünkü kokuşmuş çürümüşlük bağımlılıkları güdümlü dürtülere odaklı açlık ve muhtaçlığı artırıp çoğaltırken, akıl vicdan kültür saygı sevgiyi paylaşan birlikte yaşama inancı ve kaygısı cesaret özgürlük merak araştırma sorgulama keşif deneyim ve beceri yüreklilik ve emek gerektirir.
Her şeye vardan yoktan gerekçe uydurup kulp takma bahaneler uydurma ve kendi varlığını kızağa çekme yahut cürümün gizli öznesi yapma sorumsuzluğuyla hep başkasına yıkma ve suçlama sabit kalıp refleksi bu kaypaklığın tipik karakteristik özelliğidir.
Tek düzelikte yorulmuş yıpranmışlıkların enkaz birikintisi vardır ve dümdüz hareketsiz ve kımıltısız oradaki kurak boşluk herseyi emer ve yutar. Ses seda eylem ve karşı eylem yaşam canlılığını doğuran etkinlikleri yaratır. Bu etkinliklerse sabit ve standart olmayan inişli yokuşluluğun sürükleyici etkin cazibesi ve hayati önemseki çeşitliliğe boyut kazandırıp yön veren eylemsel katılımcılıkla mümkündür.
Sınırsız ve doyumsuz güzelliklerin kaynağı doğadır. Doğa ise ruhuna aklına hayaline duygusuna düşüncedine fikrine özlemine özgürlüğüne arzusuna ve bedenine çelenk kelepçesi yahut duvarlaştıran ayrıştırma düzenekleri vurulamayacak insanla özdeştir.
Sınırsız sorumsuz edinme ve sahiplenme duygusu insanı önce kendine hapseder sonra da hapsolduğu düşkünlüğünün sadist hastalıklı sapkın bunak doyumsuz tatminsiz tamahkarlığıyla ilişip bulaştığı her şeyi bağımlılık dürtüsünü doyurmaya hapseder, durmaksızın çitler tel örgüler ve duvarlarla her yeri birbirinden ayırıp bölerek dünyayı tanınmayacak hale talan ve işgal ettiği yıkımlar ( sınırlar kafesler ve parsellerle) örer bozar ve donatır dağa taşa denize ve ormana.
Çok çeşitliliğin İlişkisi bağı kaynağı dengesi amacı nedeni düzeni yolu yordamı sonucu ve zaman akıntısı ırmağıdır hayat.
Bu yüzden de her ne kadar boyalı süslü akıl çelici yahut göz kamaştırıcı olursa olsun, zamanla bıkkınlık veren sahnesi sürekli aynı kof basmakalıplarda tekrarlara rutinleşmiş değişkenlikler tatiller dekorlar kostümler bile insanı kuşatıp hapseden boğulmuşluk hissi uyandırarak itici monoton donuk kuşatılmış bunaltıcı boğucu bezdirici yorucu ve can sıkıcı gelir.
İnsanın gerçek evi, aklının fikrinin yol ve yön gösterdiği arayışlar içinde geçen zaman zuhurdur sürecidir. Çünkü bu süreç içinde döner dolanır hayat. İnsan, ışığa yola dağa denize başka insanlara ve başka hayatlara böylece rastlar farkeder tanışır. Tercih veya reddetme becerisini burada kazanır.
Herkese benzeyen; ama bir ortak ilgisi bağı kaygısı sorumluluğu paylaşımı sevinci sanatı edebiyatı olmayan baskılandığı dayatılanı tüketmekle mahkum yoz kültür kokuşmuş çürümüşlüğünün hazır tüketicisi tezgahına düşmüş iradesiz tepkisiz ve liyakatsiz bağımlılıklarının kölesi bu kısır ve kurak döngü sarmalını kurgulayan arka plan düzenek sahipleri, okulları meydanları trafikleri şehirleri tatilleri çarşıları mekanları tesisleri vitrinleri binaları reklamları modaları salonları şekilleri tarzları imajları maskeleri magazinleri dekorları kostümleri ulaşım ve iletişim araçlarını yani hayatın bütün ağan dönen her şeyini avladıkları insanlığın başka seçeneği asla mümkün olmayan bu lüks savurganlık ve gösteriş kuşatılmışlık ağına göre örer kurar ve donatırlar.
Şikayet karamsarlık muğlaklık belirsizlik kuşku ve kötümserlik, hem yaşam biçimi hem de kimlik karakteri olanların sürekli ve durmaksızın değişikliğe muhtaç oldukları sebebiyle her gittikleri veya iliştikleri yer ve yapay nedende teselli olma muhtaçlığını doyurmaya dönük kendine yetişemediği kıskacın pahası eziyeti zahmeti ve yükü neye mal olursa olsun üşenmeden gösteriş bildirim ve paylaşımlarda bulunması içindir.
Faturasına yetişilmez hızlı sınırsız savurgan sürekli ihtiyaç ve bağımlılık artıran çılgın tüketim karmaşası tutsaklığında birbirini yoran üzen ezen ve zıtlaşarak yaşayan her türlü birlikteliği ayrılık ve kopuş tezgahına düşürüp hasmani çullanışlarla beraber fakat ortak sevince dair hiç bir anlam değer amaç gayret çaba emek yakınlık duygu düşünce sorumluluk ilgi aidiyet artırım harcamasında bulunmayı gereksizlik yükü olarak görerek korkunç bir yabancılaşma cinnetinde ayrı gayrı ve her türlü yakınlaşmayı herkesin diğerinden eksik ve geride kaldığı varsayımlı kendi takıntı sarmalında ötekini suç günah yasaklı kaçak fazlalık ve sürgün saydığı içler acısı kokuşmuş çürümüşlük izolasyonunda sonsuz bir cinnet ve zindan kuyusudur, artık idaresizliği idare bilen piyasa kölesi kuru kalabalıkların gezi turları tatil furyaları değişkenlik dekorları imrendirme kostümleri kışkırtma alışkanlıkları ve herkesin gittiği yeri görmeye can atan ve gitmediğini sandığı yerden kendine özel erişimsiz ve değerlilik gösterişleri silkeleyip savurduğu yapay ve yapmacık sanal dünya kozmopolitiği.
Haset fesat kin nefret kayıtsızlık karamsarlık çekememezlik görgüsüzlük böbürlenme şatafat nispet yarış üste çıkma ve herkesin erişimsiz gözdesi olma gibi yoz ve popüler kültürün bütün virüslerinin taşıyıcısı kuklası olarak kendi özgün kişiliğine ait hiç bir özgür iradesi aklı fikri birikimi tepkisi duyarlılığı olmayan sürekli çeşitlilik ve farklılık yaratma bağımlılıklarını doyurup tatmin olma ihtiyacı kendi seçimlerinin bir tercihi değil, herkesin gösterişte ve görgüsüzlükte birbirinden geri kalmama dürtüsünü ve düzenek kurgusunu körükleyerek idare ve sevk edenlerin çılgın tüketim muhtaçlığını dayatan hükümranlığın soygun sömürü çarkından beslenen ayrıcalık sınıf zümre ve imtiyaz sahipleridir.
Seyfi Karaca… Temmuz/26
…
YORUMSUZ KARiKATÜRÜZE 2 ( veya alayina siir derken )
…
Bir kişiden, yani tek başına kendimizden yola çıkışlı ikinci kişi dahi olsa, sözel yazınsal veya görsel her sunum, yüklendiği içeriğiyle ve iletişimiyle topluma ulaşmayı hedefleyen SOSYAL PAYLAŞIM karakterindedir. Yani paylaşılan içerik, iletişim topluma ulaşma ve etkileme gibi asal amacı vardır. Durum böyle olunca da değerler ve dolaşımın breyi olan her kişi, paylaşımdan etkilendiği oranda açık yorumlu eleştirel bakış inceleme sorgulama hakkına sahiptir. Paylaşımı sunansa burası bana özel yek başına buyruk şahsi malım yaklaşımlı kayıtsızlık lüksüne sahip değildir, içerik bağlamında yapıcı veya yıkıcı kime ne taşıyıp ilettiği kadar sorumluluğu yüzleşmesi ve bağlılığı vardır. Niye mi…?
Çünkü ağzından dumanlı zehirler toksinler kirler salgınlar ve bulaşlar tüküren veya üfürenlerin ortak yaşam alanlarına verdiği zarar, yıkımları yerleşik düzen hal aldıktan sonra farkedildi ve ölümcül etkisinin farkına varıldı. Toplum yaşantımızda sosyolojik yapılanmayı , ortak değer kültür ve kimlik bilincini, huzurlu güvenli ve sağlıklı iletişim paylaşım döngüsünü aynı etkinlikte yapıcı veya yıkıcı etkisi vardır kültür sanat edebiyat külliyatlı yazı görsel veya konuşma dilimizin.
Alışkanlık davranış duruş inanış ve bağımlılık nöronlarını bilinç altı çalışması nitelikli dolgu ve yerleştirme operasyonculuğunun aksam parçacığı olan ‘ herkesin doğrusu kendine’ formatındaki sergi paylaşım veya sunumun, hiç bir ortak itibar ve duyarlılığı olmayan ama herkesi kendi bildiğine çevrimlediği ve ayrı gayrılığını dayattığı müstakil yolu, özel talep ve istekleri, trafiği, kuralsızlığı, başına buyrukluğu, duruma göre değişen hükmü, yaptırımı, inancı, sorumsuzluğu, ve yanlışı doğru bilen ve yaşayan sınırsız serbestliği vardır.
Ayni gönül bagliligin varligindan sonsuz sevincleri sevgileri coskulari hasretleri ve bereketi bitmeyen siginagi saglam mutluluklari kucaklayip sevisen ASK kiblesindeyiz sevgilim sultanim. Seni bana, bizi bize verene bin sükür. Kucaklayip öpüyorum simsicacik her bir zerrelerinden.
Bu sebepten;
Koltuk numarası bileti kesilmişliğe kenar köşe edilip oturtulmuş, durmaksızın sabit konumluluğun biçimsel eksik gedik kusur kambur çukur veya fazlalıklarını dikizleyen aklı fikriyle, baktığı gördüğü duyduğu yahut okuduğu her ne ise sadece ordaki varlığı samimiyetsiz hazır kalıplılığın peşin övgüye dayalı döşeli suskunluk seyircisi olmaya veya yüksek gürültülü tezahürat fanatiği modeline kalıplaşmışlık, paylaşım değeri sıfır olan standart kokuşmuş ve çürümüşlüğü doğurur üretir. Çünkü paylaşmanın saygın ve sağlıklı verisi veya göstergesi, yorulan emeği sunanla emeğe taşıdığı içerik ve amaç paydasında tanıklık eden yahut faydalanan arasındaki eleştiren sorgulayan tartışan irdeleyen katılan karşı çıkan öven veya yeren karşılıklı iletişim samimiyetidir ortak paylaşımın adı ve adresi .
Etki tepkiyi doğurur bakın bu da kesinliği olan sosyolojik olgudur. Her gün birbirini etkileyen birbirini kapsayan birbirini kuşatan birbirini özgür iradesi olmamaya hapseden ve birbirinden etkilenen kurguların soyut hücre rahminde aynı acı kahır korku lanet acımasızlık veryansın figan bağımlılık muhtaçlık terkedilmişlik zavallılık eziklik acizlik yalvar yakar kör kötürüm ve çilekeşlik feryatları çığnayıp tepişen depodan , saygın edebiyat ve toplum asla doğmaz maalesef ve ürettiği sorunların hali diliyle boğuşarak onurlu değerlilikten uzak kronikleşmiş şiddetli geçimsizliğin karabasan tekrarlarla yaşar sosyal yıkım ve toplumsal sür savrum.
Topluma dönük yazdığı kurduğu resmettiği tasarımladığı veya ilişkilendiği halde, ‘ ben ettim yaptım herkesin en güzeli oldum toplum ‘ bağlantısızlığının nüveleri olan kendi kuraklığını karanlığını kederkeşliğini ezikliğini sevgisizliğini düşkünlüğünü umutsuzluğunu fanatikliğini dengesiz tutarsızlığını bağımlılığını kimliksizliğini zavallılık ve muhtaçlığını öne çıkarma sebebiyle, dışarda kalan kayıtsızlığın toptancı ve piyasacı anlayış deposunda üretilen her yanılgı ve yanlış, sindirdikçe toplum katında yayılarak kanıksanır alışılır özümsenir alışkanlık yapar sağlıklı ve saygın olan her şeyin yıkıntı boşluğuna konuşma ve yaşama biçiminde dolaşım ürünü olarak bireyselcilik ve bencillik köpürtmekten başkaca tanıyıp bilmemeye kurumsallaşır.
Bütün sosyal damarları çürümüş kopmuş, kıran kırana yılgınlığı yozlaşmayı tükenişi görgüsüzlüğü ve gericiliği işleyip köpürten ve kışkırtan bu asosyal travma, her şartta şahsına özel konforlu seçkinliğe kendinden başka hiç bir ortak paydaşlığı olmayan çıkarcılığın da algı sağlayıcı kaynağı ve kültür erozyonculuğunun temel yakıt malzemecisidir.
Herkes her gün kullandığı kelimeleri ve dili kendi keşfedip kendi kendi e öğretmediğine göre, tüm iletişim bağımızı donatan kaynak toplumdan gelenlerimizdir. Sınırsız zenginliği ve çeşitliliği olan Burada hangi duygu yahut düşünceyi nasıl harmanlayacağımız değil , somut gerçekliği olmayan şekilci yüzeysel sahteliklere ve sadece kahır keder boğan aşırılıklara kabızlaşmaya karşı gösterilmesi gereken duyarlılıktır esas olan. Çünkü bu ölü döngülü çukurda yıkımların ve felaketlerin müptela müşterisi olarak ne dil ne bilimsellik ne hayat ne kültür ne adil ve ortak değerler bütünlüğü ne insan ne toplum asla yaşama şansına sahip değildir.
Ve ayrıca sadece soyut duygusal çeşitliliği çok çalkantılardan ibaret olmayan insan ve toplum kaynaklı güzel sanatların; elbetteki edebiyat - şiirin de dayanıp güvendiği somut aklı fikri mantığı vicdanı özgürlüğü bilgisi deneyimi birikimi gözlemi ve kalbi vardır. Kabız ve kurak yapay taklitçilikte veya tek damarlı aşırılıklarda özgürlüğün aklın fikrin ve güzel sanatların kalbi dayanamaz çatlar ölür.
Bu kör kütükten dolaşım ağı, cafcaflı poşet torbasına doluşmuş bireysel bencilliğin her adaletsiz eşitliksiz dayatma ve keyfiyetini haklı gerekli makul masum ve yerli yerinde gören kabullenmeyi ve sosyal salaklaşmayı aşılar ve örgütler.
Çünkü nasıl ne gibi emeklerden ve hangi hasattan yediğimiz içtiğimiz bedensel yapı taşlarımızı örüp donattığı veya öldürdüğü gibi, hangi kelime ve cümlelerle hayatımızı kurduğumuzsa hem bireysel benliğimizi hem de ortak toplumsal kimliğimizi yaşatır veya öldürür.
O yüzden de sadece sosyal ortamlarda değil, hayatın her alanında sunulan her paylaşım, tıpkı yapılan yorumlar gibi kişiye veya keyfiyete özel değil toplumun sağlık huzur eğitim vicdan adalet onur özgürlük özgüven aidiyet ve liyakat ekseninde iletişim kalitesini ve reflekslerini ne denli bozduğu veya değer artırdığıyla, yani kişi özelinden ayrı, toplumun sosyal yapısını ve yaşantısını etkilediğiyle ilgili alakalıdır.
Ve toplumda ara bozgun ve yara açıklığı kapanmayan ( inanç bitmiş güven bitmiş samimiyet bitmiş yakınlık bitmiş söz bitmiş sohbet bitmiş vicdan bitmiş saygı bitmiş liyakat bitmiş hukuk bitmiş hak bitmiş sevgi bitmiş onur bitmiş ilgi bitmiş ilişki bitmiş …) o bitmiş bu bitmiş tükenmişlikleriyle ortak yaşam değerlerimiz yanıp kavrulurken, kendi gölgesini büyüterek durmaksızın her şeyi daha da aciz yılgın kaçak çarpık çilekeş karamsarlık ve kötümserliklerle boyayıp bezeyen karabasanlığın sancı sızı vaazleri veren sinema sanat resim edebiyat ve şiir lakırdısı , her yozlaşma katkısını herkese göre makul mübah gören piyasa anlayışıyla insanlık adına zıkkım yutkunup can çekişiyor demektir paylaşılan her sergi ve sunum.
Toplumun iliğine kadar özünü sözünü ertip tüketmeye ‘ bütün dünya hayatınızı bırakın beni duyun, bana bakın perişanımı görün, alemler zavallısı sefilliğime acıyın……’ gibileri kronik söylemlerin hammaddesi kılan döngü, beylik tabirle de duygu sömürüsünün yaygın istismar ayağını proğramına yüklediği aydın ilerici çağdaş milli muhafazakar görünüşlü ve cümlesi yalnızlaşmış kalabalıkları hep beraberce aynı kafesten evrimleşip çark döner.…
Bu yozlaşmışlık hariçlik hiçlik ve tükenmişlik çarkında kimse eğer ucu kendine dokunursa kendi çıkarından başkasını zerre miktarda samimi yaklaşımlarla düşünmüyor. Ve acıyı ezilmişliği kahrı gözyaşını hiç elden dilden düşürmeyerek, milli ve yerli görünüşü ilerici aydınmış gibi bağımlı yaşıyor.
Sosyal iletişim ilişkilerine etkin kaynaklık eden sinema da medya da şiir de edebiyat da etkileyen arızaları sorgulamadığı sürekli yapaylığa ve kangrenler arızasına sabitliliğin toplumu kodlayan ve mayalayan algı ve alışkanlık ilgisizi yatay geçişle, ekonomide sosyolojide siyasette eğitimde inançta dilde kültürde, kısacası hayatın hiç bir yerindeki olumsuzlukları sorgulamıyor ve olup biten bütün kahır - karabasan arızalı yozlaşma kokuşma ve kötülükleri her şeyin gerçeği kendine göreceliğin anlayış ve yaklaşımıyla kabullenip, çürüme bağımlısı herkes yıkım sarmalını tükettikçe daha çok sorun üretiyor, üretip tükettikçe daha çok cehalet kargaşa ilkellik bela zorbalık şiddet eğitimsizlik ayrılık
duyarsızlık mutsuzluk istikrarsızlık haksızlık zorbalık hukuksuzluk itaatsizlik iletişimsizlik yılgınlık tükenmişlik gerilim ve geçimsizlik gibi sorunlar yığınağını tükeniyor..
Etkilendiği, ama sorgulamadığı yozlaşmanın tetikleyen temel sebeplerini ve doğurduğu sonuçlarını birbirleriyle ilişkilendirmekten yoksun kayıtsızlık, algıya yuvalanan yazının sözün ve görselin sirayet ettiği yoğunlukta kişiye kabulünü ve kalıcılığı sağlar.
Bireyi değerli kılan toplumla eşdeğerlilik itibarı, sosyal her alanda kalite huzur refah sağlık eğitim barınma kültür ekonomik güvenlik gelişmişlik ve standart çağdaşlık seviyesidir. Tüm bunları sağlayan şey de seviyeyi aşağılara düşürücü yozlaşmaya keyfiyete haksızlığa ve liyakatsizliğe karşı özgür bakış açısı ve ve sorgulayıcı tepkisel duruş veya eleştirel duyarlılık hassasiyetidir.
Sonra da hiç olumlayan müjdesi olmamaya güdümlü bağımlılıkta acıya gebe, çaresizliğe tutsak, saygı sevgisizliğe ören viran, yıkımlar ilgisizliğine dönüp ağlıyoruz, yanıp ağlıyoruz, felakete ağlıyoruz, sefalete ağlıyoruz, vara ağlıyoruz, yoğa ağlıyoruz ve sonuçta her acı sarmalından muhtaçlık kanatarak aglamak , cehaleti felaketi ve ölümü karakterleşmiş kimliğimize özdeşlikte kutsayarak yaşıyoruz.
Soyut olan bütün öz çıkarımların somut gerçeklikle ilgisi sebebi kökeni aidiyetliliği ve bağı vardır. Aynı ilişki ve kaynak bağıyla ruh ve duygusal yapımızın ilişkilendiği bedensel varlığımızla kopmaz ayrışmaz bütünlüğü vardır. Toplum birey ilişkisinde de bireylerin sağlık barınma beslenme korunma adalet eğitim istihdam iletişim gibi sayısız ve hayati ihtiyaç gereksinimlerinin ayrışmaz kopmaz bağlayan bütünlükte dengesini kaynağını düzenlemedini kanununu ve karşılığını toplum gerçekliği vardır.
Toplumsal dokuyu korumayı dikte etmek adına kişi özgürlük ve hakklarını kodlamak veya sansürlemek nasıl ki bireyi olmayan yığınlarca baskılanmış iradesiz ve ifadesiz kalabalıkları doğuracağı gibi, her kişinin doğrusu kendine göre haklılık yaklaşımı da herkesin kendine göre toplumu baskılayan kanunu dayatması yaptırımı uyumsuzluğu keyfiyeti olan itaatsiz sorumsuzluğu doğurur ve sosyal bütünlüğün sanat siyaset eğitim ulaşım inanç iletişim gibi soyut çıkarımlar bağlanında bireyin yaşam göstergesi, toplumsal dokuyla özseşletiği gelir dağılımı eşitsizliğini sıradanlaştıran ‘ kıskanma, çalış senin de olsun ‘ sözde kişi özgürlüğünü her şartta yücelten bilinç ve algı dolgulamasıyla adaletsizlik yolsuzluk talan vurgun soygun haramiliği normal masum sıradan sayılır. Tam bu can alıcı noktada hayata lanet kahır matem keder acı salaklaşma karabasan soğukluk uzaklık samimiyetsizli küskünlük kin nefret korku kutuplaşma bağnazlık ve bireysel bencillik saplantıları yükleyen yoz kültür külliyatı, tatlı kafa yapıcıları olarak piyasa beklentisini karşılamada magazin işlevi ve işlemi görmekte .
Kiminki kimden daha baskınsa, herkesin doğrusunun kendine göre olduğu bireysel, otokratik ve anarşik hiyerarşide, birbirine kuşkulu güvensiz saygısız sevgisiz kayıtsız acımasız kaçak kuşkulu fırsatçı yitik ezen soyan kendinden başka kimseye yakınlığı ve samimiyeti olmayan sınırsız doyumsuzluğun menfaat kotarma ve kollama ilişkisinde , günden güne saygın bütünlüğü birbirinden ayrışmaz ve aydın çağdaş sorumlu nitelikli kültür sanat siyaset edebiyat ilim bilimlere ilgi eksilip azalarak kara cehaleti kutsayan bencillik başı buyrukluğunu ve çıkarcılığını toplum üstü tutan gösteriş zorbalık karanlık korku kayıtsızlık keşmekeşlik ve özenti furyasında kimsenin kimseyi ilgilendirmediği ve yanlışını sorgulamaya aklının fikrinin liyakatinin duygususunun düşüncedinin ve cesaretinin yetmediği dizi replikleriyle oyun kovalaşan ortak değerlerimizin tümü yok derecesinde kokuşmuş bozulmuş ve talan edilmiş durumda.
Her zaman gözlemleyerek çıkaramladığım bildiğim inandığım sebepler in doğurduğu sonuçlar bağlamında demişimdir , bana göre aklın fikrin gözettiği duygusal örgülerle yorulan ilim bilim sanat edebiyat ve şiirin şahsa ve kişilere özel mülkiyet sahibi hanım ağası ve feriştah babası kılıflı patron tanrısı yoktur diye. Toplumundan aldığı beslendiği yaşamsal kaynaklarla kendini geliştirerek toplumunun derdi kaygısı umudu coşkusu ve sevinciyle ortak yüreklilik gösteren herkes, sosyal hayatı üretip donatan bağlamında duyarlı ve sorumlu kaldıkça birbirinden değerli liyakat ehli; ve sözün yazının da kültür sanat ustasıdır.
Sadece yuhalamak veya şakşaklamak için toplanmış trübünleşmelerde beraberliği bile yenişmek üzere kurulu oyununun fanatikliği kışkırtarak kendi tarafının kurak kanun umursamadan kendi tarafının kazanmasına kilitlenen; ve her koşulda kendini acındıran haklı çıkarıcı mağduriyet arabeskliği bağırıp çağıran insan travmasına dönüşür söz ve sanat
Israrla anlamayanlar veya ilke de anlamazlık numarasına yatanlar için bir daha tekrarla vurgulayıp belirtmek isterim ki…
Kimin hangi başlıkta hangi biçimsellikle nasıl ne yoğunlukta niceyi yazma özgürlüğü ve seçimi değil, sonuç olarak toplumun hiç bir saygın değere itibar ve ihtiyaç duymadığı bu günlerin kokuşma bataklığına düşmüş olmasındaki kökleşmiş kanıksanmış YOZ KÜLTÜRCÜLÜĞÜN ayarsız düzensiz insan tipini fcırmatlayıp, değersizlik zavallılık hiçlik duyarsızlık karamsarlık çaresizlik perişanlık berduşluk lümpenlik boş vermişlik acizlik pörsüklük yenilmişlik kaybolmuşluk yokluk zorbalık kabadayılık şiddetperverlik çarpıklık kederkeşlik bağımlılık karanlık cahillik ve sorun üretmeye sınırsız karabasan külliyatı aşılayan çorak içerikler arızasıyla ilgilidir ortaya dökülüp saçılan paylaşılmışlıklara dönük sorgulama ve eleştiri hakkım. Dereye dağa ormana denize meydana sokağa … kısacası konuşlandığınız odak sizin özeliniz bile olsa, ortak hayatımıza yığıp yostuğunuz her atık kir zehir keyfiyet sorumsuzluk eziklik karanlık ve çöplük, kişiye göreceliği olmayan herkesi etkiler sorumlu kılar bağlar sorgulatır ve ilgilendirir. Bu yazıyı da şiirde edebiyatta dilde kültürde iletişimde ve sanatta artık hiç kimseye hiç bir şey konuşmayan dozajdan bilinç ve algı dağarcığımızı besleyerek ola gelen ve gelmekte olmayı sürdüren şiddete meyilli, kavga nizah ve gerilimlere her an hazır, ayrılıkların ve mutsuzlukların müptela düşkünü topyekün davranış bozuklukların köklü arıza sağlayıcılığına ilişkin duyarlılıkla, birincisinin ikinci ilave sayfasını yordum irdeledim ve yazdım.
Yani..
İkinci sayfa yaprağını yazdığım bu konu başlığı altında hiç kimsenin yazma okuma veya paylaşma şevkini kırmak üzmek ezmek yönetmek yönlendirmek veya incitmek gibi bir niyetin ardını kovalamaya değil, ama ille de üzülecek incinecek diye de her kim olursa olsun,rast geldiğim paylaşımlara samimiyet ve dürüstlük katılımcılığımı esirgemeyerek çok yönlü bakışın özgür iradeli aklı fikri duyarlılığı ve yüreğiyle şiir bağlamında arızalı insan ve toplum dolgulayan kültür - sanat şekilciliğini irdeleyip yormalarımı dillendirip ortaya koymayı esas almıştır. Yine de her bir magazin - medya kuşatmasının boğduğu işi gücü bırakıp şiir gönüllülüğüne emek zahmet ve zaman yoranlara selam Saygıyla.
Seyfi Karaca… Ağustos/26
..
YORUMSUZ KARiKATÜRÜZE ( veya Alayina Siir derken )
….
‘ Yazdığım yapıştırdığıma alkışlamayan hiç kimseyi yanaştırmam elletmem herkese göre her an değişebilen sanatın şiirin sözün ve duygunun mutlak ve köşeli KESİNLİĞi yoktur ‘ diyen zanneden ve fena yanıldığıyla kronik karabasan fosilleşmelerine arızalı laf kalabalığı bağlayan ve hiç yüzleşemediği kendisiyle arası açık züğürt avuntu, kendini aşkışlayanlardan sonra zulayı kilidi duvarı ve kapıyı yakın bakışlı her irdeleyiciliğin samimi yorumuna tıkayıp kapatmalı .Niye mi…?
Çünkü üçüncüsü olmayan iki şıktan biri varsa diğeri kesin değildir. Doğruysa yanlış olmayan KESİNDİR. Konuşma dilinin dahli olan şiirin de aklı mantığı duyarlılığı kararlılığı belleği bilinci onuru emeği vicdanı aklı fikri cesareti şekilsel olarak susmanın kostümü giydirilmemişse mutlaka ve kesin olmalıdır . Değilse şurdan burdan savrulmalara talip taşınır poşettir.
Çünkü tıpkı yüklemini bulduktan sonra cümlenin diğer sağlayıcı ögelerini tanımak bilmek ve tanımlamak için sorular sorarak irdeleyici çözümlemeler yapar gibi yorumlanması gereken her şiir yahut sanatsal sunum, taşıdığı her saygın işlek ve sağlıklı yaşam örgüsünün dengeleyen düzenleyen neden ve niçin sebebi, bağdaşlığın içeriğini özünü ve tutarlılığını yitirmeksizin götürdüğü yere vardıran vardıran anlamı, niyeti, gerekçesi, duyurusu, iletisi, seyri, gelişimi, azmi, emeği, kararlılığı, ilgisi, mantığı, derdi, odaklanmadı, dermanı, duygusu, dolaşımı, işlevi, kararlılığı, düşüncesi, sorumluluğu, iradesi, özgünlüğü, özgürlüğü ve KESİN çıkarımı vardır.
Ankara, anlamı ifadesiyle içeriği değişmez değerden Türkiye’ nin başkentidir, iki, bir artı birin toplamıdır ve kesindir. Yokluk örseler üzer, hayati ihtiyaç duyulan varlık sevindirir hiç tartışma götürmez ve kesindir. Ölçülerini mühendislik harikasından alan her bilimsel akıl fikir çizim tasarım ve sonuç elle tutulur gözle görülür netlikte somuttur ve kesindir. Hiç bir ahlaki hukuki kültürel ve toplumsal değer gözetmeksizin, acınaklı kahır bela kin ihmal karamsarlık hırs görgüsüzlük korku sitem karanlık bağnazlık doyumsuzluk kuralsızlık başıbozukluk ve çilekeşliğe odaklı güne başlayan her kabusla günü felakete bitireceği KESİNDİR. Yazılışını gerektiren tüm sebepleriyle yükü niyeti aklı mantığı vicdanı cesareti emeği özgürlüğü liyakati dirayeti kararlılığı inancı yolu yordamı değeri ifadesi dengesi birikimi gözlemi sorgulaması bilinci olan ve kesinlikle toplum sorumluluğu gütme kaidesine kurulu Şiir’ de bunun dışında ve insandan hariç değildir.
Çünkü insanların diline pelesenk ettikleri konuşma dili ve kelimeleriyle karakterize olan kötüye ve iyiye dair ayırdımlı kişilik veya kişiliksizlikler şekillenir. Kişilerin tükettiği dil söz sohbet algı ve alışkanlıklara göreyse toplumlar ya yapılır veya yoz kültür hücre kozasında kokuşmuş çürümüşlüklere dolaşır bağlanır ve yıkılır.
Yani şiirin toplumsal sorumluluk diye, kişinin özel hallisinasyon ve şizofrenik kuruntusuna kalmayan sorumlulukları vardır.
Barınma, beslenme, güvenlik, sağlık, huzur, denge, düzen, mutluluk, kendini var etme, üretme, adil paylaşma, sosyalleşme ve kültür sanat iletişiminde bulunma gibi asla vazgeçilmezliği KESİN gerekliliği ihtiyacı ve yerine getirilme zorunluluğu vardır ortak hayatımızın.
Siyasi ve sosyal alanda toplumun tüm ortak fayda eksenli otorite iradesini temsilen yasama yargı ve yürütme eliyle herkes adına ve ayrımsız imtiyazsız herkes için yapılması gereken düzenlemeler kanunlar bildirimler yaptırımlar yönetmelikler ve kurallar yoluyla sosyal hayatın sorunsuz işleyişi karşılığını bulurken, yazılı kanunları olmayan , ama yazılı kanunlardan bile toplumsal yaşamı kuran veya bozan gelenek görenek anane usül inanç kültür sanat ve edebiyatsa ortak hayatın dolaşım ağını ören ve etkileyen yapı taşlarıdır.
Bu yüzden sosyal hayatın en odak yerinde duran bireylerin nelerden nasıl etkilenerek kişilik karakterini örenlerin en başında gelen kültür sanat YÖNLENDİRMELERİ, sayesinde değerlere kanunlara ve kurallara inanarak veya hiç inanmayarak yaşamaya yönelik tercihte bulunacağının bilinç altı duruş davranış ve alışkanlık kodlarını işler dokur.
Yani toplumun sosyal siyasal ekonomik örgüsünü yapılandıran bireyler, bilinç altına yerleştirilen Kültür - Sanat dolgularıyla algı yönetimi başlığı altında kişiliğini oluştururken veya kişiliksizlikleri dayatılırken hayatlarını düzenlemede yaptıkları tercih etkilendikleri dolaşım ağının sunum paylaşım ve tüketim yoğunluğuyla ilişkilidir .
Bu bakımdan insanların algılarını kimliklerini duruşlarını hayata nerden nasıl bakışlarını davranış eğilimlerini akıl fikir alışkanlıklarını seçimlerini ve toplamda kişilik karakterlerini yapan bozan yıkan ve belirleyen her somut veri gibi duygusal çağrışım ve etkileşimler de bireylerin yapısını donatan temel taşlar ve sosyalleşmenin hammaddeleridir.
Bu yönüyle iç içe geçmiş sınırları olmayan bütünlükte her şiir bir müzik, her roman bir sinema, her resim bir yaşam galerisidir. O bakımdan da kişinin ‘ kesin doğru yoktur, herkesin doğrusu kendisine keyfine’ gibi kanunsuz toplumsuzluğun neo liberal süper marketine uygun kulluk kölelik bireyselciliğini tasarımlayan intihar güdüm toplumculuğuna kalmaksızın her yapılan sanat, her edebiyat ve şiir ‘ in taşıyıcı yüklemi emektarı öznesi olmak şartıyla yaşamın umudunu inancını duyarlılığını katılımcılığını kederini acısını endişesini sorununu inancını güvencini ortak sevincini adaletini kanununu kuralını ve hayat kavgasını değişen dönüşen koşullara göre hep aynı liyakatlilik üzerinde gören duyan bilen farkeden uyaran ve katkı sunan:
Sorumluluk bilinci, somut dayanağı, samimi gerçekliği, özgür iradesi, özgüven birikimi, ve hiç bir etnik- mezhepsel militan fanatikliğin kişiyi nitelikli kapı kulluğuna zindanlayan karanlıklarına tabutlaşmadan sorgulayan ve gözlemleyebilen güdümsüz bağımsız aklı fikri ve vicdanı, umudu barışı sevgiyi yaşatıp yeşerten aktif etkinliği , emanet ve ödünç USTA malı kullanıcısı zavallılığından kendini arındırmış ve geliştirmiş aydın bakış görüşü, kimsenin doğma koruyucusu ve kuyrukçusu olmaksızın insanı dünyayı günü gündemi anlayıp çözümleyebilen onuru cesareti ve öz birikimi olması ve daha nice sayısız ilgisi aidiyetliliği olması KESİN ve gereklidir. Yoksa kendini ölü doğumlu bulduğu yapılmışların laçka ve moloz tekrarı mezarlık kumarcısıdır insan yoran ve insandan insan doğuran şiir sanat inanç ve edebiyat.
Ordan da hiç bir ortak yaşam nizam düzen değer kanun kural inanç itibar saygı sevgi önceliği uyumluluğu bağlılığı ilgisi ve riayeti olmayan herkesin kendi cinnetini dayatma intiharcılığının dönüp dolaştığı yıkım yağma çürüme ve çöküşlere ÖZELLEŞİR insanlık binası popüler kültür harabesine dönüşmüş olan birey aile ve toplum.
Açık bir mezarlık töreni gibi, öğretilmişlerin sürekli karabasan tabutunda küflenmiş yozlaşmış ve başkalaşmış yabancı gövdeler birleşimli ağlak matemin kuşkulu korkulu kaygılı güvensiz mutsuz tutarsız fitne fesat kavga gerilim karanlık ve nizah bağımlısı ölü tortusunu hiç kimseye kaptırmamak için içine gömüldüğü uç dengesine ulaşılmaz eleştirilemez ve sorgulanamaz kendi üstüne kapanmışlıkta her türlü tenkitsel yoruma yasak ve kapalı; şakşaklanmaktan başkaya tahammülü kabulü yokların ‘ buraların en iyisi benim ‘ iç güdüsüyle soyut şekilcilikten ve baydıran imge kurmacası bulaşığından öte gitmeyen terbiyesi verilmiş usta bildiği özenti doğmalarının dışında özgün hiç bir bildirinimi duyumu tanıklığı bakışı duygusu düşüncesi ve ortak paylaşımı olmayan şiir marangozculuğu kundaklanıyor çoğunlukla.
Güç ihtiras bencillik bağnazlık yarışında doğan çürüme ve çöküntü, bütün birlikte yaşamanın amaç değer kaygı aidiyet ve yükümlülüklerini yıkıp yok ederek ; veya hiç bir ortak yaşam sevinci bırakmayarak kesin kararına varılan ayrışmayı ayakta tutan kin nefret düşmanlaşma gözü dönmüşlüğünü ve senin benimciliğini ( kabus travma felaket uyuşmazlık anlaşmazlık kopuş çöküş kavga gürültü bunalım gerilim çürüme yozlaşma ayrışma ve çatışma ilişkisizlik birlikteliğini değişe dönüşe tüketmeye ) .. bağlar.
“Valla iyilik senden ne haber ‘ yüzeyselliği samimiyeti sohbeti derinliği olmayan baştan savmadır. Hani eğer öylesine sayılacaksa ölü laf sıvayıp söndürmenin ayaküstü hadi bana eyvallah cinsinden soyut, kifayetsiz, ondan bundan veya oradan buradan yolup döküntü ve söküntü çeşitliliğini karışımlayan söz yazı makale tasarım resim şiir roman ve edebiyat.
Akıl mantık fikir cesaret yürütmesinden çot ve çorak, saçma sapanlığın, ille de anlayış kabul takdir onay ve birincilik gözdesi olmayı bekleyen; hep kenardan konuşmalı ; imalı dolaylı hiç kimseye somut yüreklilikte hiç bir şey anlatıp ifade etmeyen takıntı kuruntu ve ön çalışmalı imrendiğini tırtıklayan külüstür tekrarlarını şiir çerçeveli boşlukta provalayıp deneyerek görünürlük duvarına asan takıntı, asla eleştirel bakışlı yorumlarda kendisiyle yüzleşmeye katlanamıyor, alınganlık ve sinir yapıp saldırganlık tepkileri veriyor.
Kısa bir nottur:
Laf süsleyip kifayetsiz cümleler giydirirken fiyakalı vitrinden görünme imgelerine ve biçimselliğine sığınıp saklanmayı şiir diye sustu Cumhuriyet öncesi külliyatın burjuva sosyetik bohemyası olarak tekrarı vitrine koyan Birinci ve İkinci Yeni. O gündür onlar her ne yaptı boyadı bozduysa sonradan ve ardından onlara özenen şimdiki nesil hep bu dar kör karanlık pist platform salon ve ofis donanımıyla stüdyo ışıltılı kıskaçta debelenip durdu dondu söndü ve anlamsız ağıtlaşma ve soyutlaşmaların iler tutarsızlığına dolanıp durmaktadır hala. Ve bu kurak künyeli hal vaziyet, kabadayı dizilerinin gölgesine bile rest çeken kokuşmuş çürümüşlüklerle aynı muhtaç düşkün insan viraneliğini ördü donattı.
Zaten Cumhuriyet Öncesi saray ve salon vari Türk Şiiri’ nin (Divan - Tanzimat hepsi dahil ) doğal gerçeklikte nefes alıp yaşayan özgün hikayesi yoktu ve tembihli siparişleri doyurmak ve göze girmek üzere okunup yazılmıştı. Cumhuriyete geçiş ve gelişim yıllarında her defasında dönüp dolaşıp hepi topu dört beş şiirde odaklanıp omurgasını buluyor antolojik arayış. Ahmet Haşim’ in Merdivenler’ i,Beyatlı’ nın Rindleri ve Sessiz Gemisi, Faruk Nafiz Çamlıbel’ in Çoban Çeşmesi ve Han Duvarlar’ ı, Cahit Sıtkı Tarancı’ nın Yaş Otuzbeş ‘ i, neredeyse her boğum düğüm tıkanmışlık noktasında türü ne olursa olsun sınırsız duygu çeşitliliğini işleyişleriyle taze arayış ilgi ve sorgulama meraklısına pusula ivmeleri kazandırmakta .
Onun dışında Türk toplumu Halk Edebiyatını ( tekke , aşık ) omuzlayan yüreklenen ve yüklenenlerle beraber sosyal kimliğini ören kültür özgün özgür diri ve somut cevher toprağında hem yaşadı hem de bütün değer zenginliklerinden doydu beslendi kandı; yol ilim çare sığınak belledi ve geçmişi geleceğe kurup bağlayan hayata tutundu.
Genelde varolana karşı tepki tenkit ayrı ve protesto karşıtlısı olarak ortaya çıkan kültür sanat grupları ve AKIMLAR , savda fikirde tasarımda estetikte mimaride sinemada resimde olduğu gibi en başta bilinen belirgini olarak edebiyatta ve edebiyatın alt kolu olan şiirde de başlangıçta sıradanlığa yenilik ve tazelik kazandırmış gibi yaygınlık ve etkinlik gösterip tutunmaya çalışmış olsa da git gide hiç bir özgün karakteri olmayan laçkalaşma benzeşme ve sıradanlaşmalarla eski karşıt olduğunun akıbetine uğrayarak ya kendi kendini imha etmiş, ya topluma ulaşmadan ölü doğmuş veya diğer bir başka akım- grup tarafından sürdürülebilirliğine son verilmiş.
Çünkü insanlığı taşıyıcı tüm ortak değerler bağlamında özgür iradesi ve benlik kişiliği olmayan her ŞABLONCU duygu düşünce eylem veya söylem, dayatılanın tüketici kulu kölesi olarak götürü ortamına uygun formatlı taklitçilikten öte kayda değer saygınlıkta duygu düşünce akıl fikir bilinç kültür sanat üretmesi ve yaşaması asla mümkün değildir.
Bu günün her şeye müdahaleci ve her şeyin etiket fiyatını, tedavül dolaşımını, raf ömrünü ve etkinlik dozajını belirlediği piyasa koşulları ŞABLONCULUĞUNDA, dayatılanın dışında hiç bir tepkiyi toplumuyla buluşturmayan ve piyasaya özel vitrinlerin sabitlisi olarak hiç bir özgür iradeli bakışa görüşe duruşa tavra direnişe yaşama şansı vermeyen asosyallik döngüsü, çılgın tüketim bağımlısı insanını saniye bile internet erişimi kesintisi halinde kıyameti kopardığı bağımlılık köleliğiyle ve giderek her işini Yapay Zeka’ ya gördürdüğü çöküş tükeniş çürüme kokuşma laçkalaşma ve yıkımların ilkelliğe geri dönüşü yürürlüğe konmuş durumdadır.
Sürekli değişimi yabancılaşmayı ve tüketim bağımlılığını dayatan bu asosyal travmada savrulan kalabalıklar olarak piyasanın şart koştuğu ŞABLONCULUK tek tipleştirmesi yoğunluğu üzere hiç bir ortak değeri belleği özgünlük duygusu akli dengesi vicdanı sözü özü tavrı duruşu sorumluluğu kanunu kuralı anlayışı uyumu sanatı kültürü ilişkisi iletişimi edebiyatı özgün kişiliğin şiir duyarlılığı yoktur artık.
Yapılanlar ve yazılanlar piyasanın kurmacası ve beklentisi olan susarak konuşmanın sinik sönük kayıtsız karamsar berduş derbeder soyut hareketsiz zavallı yitik ezik donuk çöl kopuk tutarsız samimiyetsiz muğlak muhtaç sürgün tutsak aidiyetsiz kişiliksiz yenilmiş yılgın bitik kavga nizah şiddet ve magazin müptelası kendine yabancılaşmanın köklü dönüşümleriyle her konuda herkese hak veren, her konuda hiç bir KESİN doğrusu çıkarımı inancı değeri ve itibarı olmayan, imrendiği taklitçiliğin döküntüler toplayıcısı ve buyuranların tenezzülüne sığınacak aciz toplumsuzlaştırılma çaresizliğine kir ve zehir kusarak afyon işlevini gören magazinden ve dizilerden beslenen; ve medyayı magazini ve dizileri besleyen korku kuşku kahır kibir lanet salaklaşma sitem karanlık bencillik bozgun gerilim ayrışma yarışma kapışma bela kaçış sataşma ve kötülük yüklü sürüklenişlerin kof ve kısır döngüsünü yazıp oynatmakta güncel herkesin en gözdesi olmayı her şeyden çok önceleyen eleştirel tenkide yoruma kapalı sığ soyut şiir edebiyat ve popüler sanat.
Nesil çatışmasını körükleyen sebeplere her gün ve hızla tükenerek kışkırtan toplu intihar nitelikli taşınma dönüşme değişme bozulma ve salaklaşma portalında tekerleri bir daha geri dönmeyen cep telefonu gözetimli
diğital hegomonya çöplüğünde tekerleri bir daha geri dönmemek üzere hiç bir yerde uyumlu geçimli anlaşabilen dürdürülebilir mutluluk ve güvenlik aidiyetini bulamayan ; ve her gün ortak değerlerinden koparılanları kayıtsız ilgisiz teslimiyetle uzaktan seyreden sosyal ve toplumsal arızalar türetilmekte. Butaya uygun kahrını belasını yücelten soyut laf ve görsel çöplüğüyse etkin katılımcılığını sunmakta.
Hani diyesin gelesine, senin şahsına kurduğun yutkunduğun kafası kıyaklık sofrasından ne içtiğinden kime ne, ama toplumsal konuşmalara duygu düşünce bağlayan yazılı veya özlü sözdür şiir, ortak kime ne iletmek istediğini cevaplayabilen yüklemi de vardır öznesi de o yüzden her paylaşım sana ne kime ne yazdığımdan diyemeyeceği tenkit veya takdire aklı kalbi fikri sunumu herkese açık olandır, insanı ve toplumu hayattan soğudukça kör sağır kayıtsız dilsize kıyametleştiren her türlü ağır travma talibi her gün adını dahi sorana KESİN ben değilim matem mezarlığı değil.
Sözün özü : Kitaplı veya kitapsız Şiir yazıp portal duvarına asan neredeyse her yerde çokça karşılaştığım bir duruma Alayına Şiir’ de de hiç şaşırtmayan sadece övgüye odaklı yaklaşıldığı için zaman zaman yaptığım çok yönlü yorumlara ayaz esip sert ve köpürüp kızan tırtıklı viraj yapanlar oluyor maalesef. Bari buna tahammülleri sabırları anlayışları ÖZGÜVENLERi ve yüzleşmeleri yoktuysa yırıma kapalıyım levhaları assalardı duvarın veya kapının yanına köşesine bir yere.
Bu yazıyı burda orda neredeyse “ her yerin her şartın her zamanın ve herkesin en iyisi benim “ pozuyla yaklaşan, ama arızasına yanaştırıp elletmeyen her yerde rastladığım bildik tanıdıklıktan sebep ve ilişkindir.
Okumasını yazmasını bilene selam saygıyla.
Seyfi Karaca..Temmuz / 26
…
GÜZE YOLCU YAZA KiRACI
..
Temmuzun eşik başındaymışım
Nereye dolaşıp gidiyor bu ıssız gölge diye kalbine yanaşıp çarpan nefesini dinleyince tozlu yolda
Üzümleri salkım döken bağlardan kendimi nohut yolmaya giden suç ve yol üstünde yakaladım
Danışmanlık ücreti almadan
Notersiz mühürsüz kuşluk vaktine gündelikçi kanarya kuşu veren satıcı gibiydik,
Ayrıca kapıyı çalınca uykusu derinliği bozan gürültü bana bak dedim kısaca toz ol ve bilki burası dolu
Şiddetli kızarak kibarca tabi
Yazın kiracısı güzün yolcusu
Büyümüş olgunlaşmışlarından kalan kalmış budakta kurumuş
Düşen dökülmüş sergen olmuş yaz dalları gibi arazi toprağına dört koldan girdimiydi hani
Terkedip çıkmadıkça uçsuz bucaksız nar incir…kendimi suç üstü yakaladım
Tabipsiz
Reklamsız
Mumsuz çırasız
Cüceler sıskalar ve bücürler masalına kurra çekip ad yazdırır gibi sanki kimi bahtı kara yazılı
Kimi sararmış solmuş hazin hazan
Kimi gül goncalar tomurcuğuna talihi çıkmış çorak kardelen
Azatlık mührünü mektup kuşlarından alan sürgün saçın divaneliğe tek çizgiden yol bulup
Kesekli topraklardan dönen tekerlekler gibi dairelenen aynanın ters kumaşını gösteren ibrişinden atlasın
Dağ bayır sapağında
Ve düzlüklerinde büyük göçlerin
Atlara doğru kağnı gıcırtısıyla
Heybenin yanında çalı süpürgesi
Sürahinin yanında tığ savurmuş devran, çiy süt, bakır kazan, hozan sürmüş harman
Sirenlerde saplanmış paslı kama gibi ödünç sessizlik
Gitti gelmeze bileti kesilmiş ayrılıklar gibi uca öteye kupon biriktirerek gevşek bağlarını sündürdükçe
İncelip bağrı yakası kopan sızının
Sayfası yırtılmış
Defteri kapanmış
Rengi sökük
Ömrü ıssız
Suskun yoksul albümlerde tükenen insanları gibi toz toprağın kenarında mutlaka ölümün varlığı
Avuçlarına hoşçakal kınası yakınmışken boz bulanık düşlerin, kendimi yol ve suç üstünde buldum
Bastona binmiş
Yürüyen merdivenli demir beton ve kalabalık yığını her yeri çöplük ve yangın
Şehrin salası okunuyormuş
Yarına dünden kalansa henüz izleri sıcak güze yolcu yaza kiracı
Ağustosun
Burçak destesi ve bıldırcın mevsimi
Seyfi Karaca…. Temmuz/26
…
ESKİSİNDEN DERME BOZMA AZAP ve SIKINTI DÖNGÜSÜ
….
Baştan savmalarla yıllardır örseleyip kavga ve çatışmaların yorduğu yılgınlıklarla birlikte herkesin birbirine anlaşmazlık sınırları çizdiği veya temeli sağlam tıkanmalar bağladığı tedarikli tasarımlı kopuşlar, ipine un sererek yaşamın dönüm çarkını hurdaya çıkaran kirli kasıtlı ilişkilerin eskisinden derme bozma konum çevrim kurulum ve kodlanmışlığı değişmezliğe yenilenmiş BOP sermayesidir.
Bir zamanlar ‘ sayın genel başkanım, küflü nakaratını dilinden düşürmeyen Kılıçdaroğlu yedeği ve Çantacısı Özgür Özel, Bop plan ve projeleri dahilinde her komisyon ortaklığına dahliyle söylem eylemleri Atatürk, Türklük ve Türkiye Cumhuriyeti değer ve kazanımlarıyla hiç bir bağlantısı özdeşliği gerçekliği refleksi ve etkinliği olmayan Yeni Cehepe eskisiniden aynısını dağıtmış bozmuş, Türkiye özdeşliği ve özgürlüğüne dair hiç bir konuyla ilgisi alakası olmayan Tom Bartak özel dosyasına bağlı yeminli varolan toplumsal siyasal ekonomik ve kültürel çöküşü sağlama alan BOP tesis ve terminalinde yeninin YENİ ‘ sini donatmış dayatmış.
Çünkü eksik noksan yoksunluklarla boğuşan insanlar değişim gerektiren yüzleşmek diye bir sorunu derdi kaygısı yoktur farklılığı özgüvenliliği özgür iradeyi ve iyileşmeyi göremez hep hayata yabancılaşıp yaşama sevincinden uzaklaşan eksik mazeret ve mağduriyet üretir. Bu bataklıksa insanı ilkelleştirip karanlığı ve sorunu çoğaltarak geriye götürür.
Çaresizlik zayıflık zavallılık eziklik sorunlarını çözmek yerine vitrini fukaradan fakirden kuran yöneten ve donatan sistem, sürekli acıyan ağlatan takınan yakınan ama ezikliği hiç kendi üstüne kondurmayan insan tipinin kimliksizliğini kimlik olarak dayatır. Takıntı hastalığının gereği de buralı külliyat acıdan dertten sorundan kabustan sefaletten kahırdan kurtulursa büyük kıyameti ve felaketi olacağını düşünerek kaygıda sorunda iyileşmeyi değil derinleşmeyi didinir çırpınır ve özenir. Sorunları ilkelliği çileyi ve karanlığı fanatik bağımlılığıyla kimliğine kutsanmış ve özdeş saydığı için savunur.
Çünkü özüm cesaret emek akıl fikir inanç kararlılıktisk alma cesareti ve değiştirme eylemi gerektirir.
Şikayetçi serzenişi ve yakınmayı değil adalet vicdan onur saygı kimlik sorumluluk bilincini ve birikimli kararlılık iradesini yaşayanındır özgür kişilik ve kimlik.
durum girişi çıkışı olmayan süslü saydam soğuk sahte ve soyut kristal fanuslar içinde silkeleyip sarsınca kar seniz orman dağ dere manzaralı şekiller sergileyen ve hiç bir gerçekliği olmayan cansız market ve çarşı aksesuarları gibidir.
Huzura saygıya sevgiye onura adalete idraka iradeye gelişip büyümemiş olanlar büyümedikleri geri kalmışlık yoksunluğuyla büyütemedikleri yaşama sevincini ve paylaşma duygusunu her şeyin en seçkin olanını kendilerinden başka hiç kimsede bulunmasını istemedikleri doyumsuzluk bağnazlık körlük karanlık mutsuzluk rezillik cehalet ilkellik gericilik saldırganlık hiçlik dengesizlik duyarsızlık gerilim şiddet ve istikrarsızlık dürtüleriyle düzeni bozulmuş toplumsal çöküşün iyileşmesi yönünde hiç bir kaygı çaba sorumluluk üstlenmeyip tam tersi kargaşa yağma belirsizlik ve yıkımdan beslendikleri karakterlerinin gereği sürekli açık sorun ve gedik veren hayatın kalıcılığını sağlarlar.
Çünkü hayati sorunlarını çözmüş problemsiz anlamlı mutlu saygın adil sorumlu ve güvenli yaşamak onlar için kabulü ve tahammülü mümkün olmayan sonlanışın sebebidir.
Çünkü sorunların çözülmesi gayret emek akıl fikir birikim cesaret vicdan ve özgürlüğü gerektirir. Her yalan yanlışa aldatıcı kılıf ve gerçek dışı dalavere bahaneleri uydurarak sırf kaygı acı sefalet keder kahır ağıt nizah çile sitem yergi ve şikayetlenmeleri kolay geçimin ana maddesi ve istismar sermayesi bilenlerse, sahtekarlığa saklayan sorumluluklarını hep başkasına veya hiç öznesi bilinmeze devrederek hurafe kaypaklığına ve yobazlık dolandırıcılığına çıkar ilişkilerini ve dünya şantiyesini kurarlar.
Başarısızlığı çıkışı olmayan çöküşü sosyal tıkanıklıkları ekonomik iflası yolsuzluğu hırsızlığı ahlaksızlığı kokuşmuşluğu verilmiş sözü ve toplumsal çürümeyi günün getirisine göre keyfiyet dayatması mazeretleriyle örtbas edip geçiştiren ve gündemi hiç değişmezde hiç bir şey açık adil dengeli tutarlı istikrarlı ve şeffaf değildir çünkü.
Takıntı travmalarının bütün kof kirli karışık sorun ve sıkıntı çeşitliliğini aşıp şizofrenik sahalara girecek şekilde hatada belada ve hastalıklı tıkanıklıklarda ısrar ederek, hiç bir eleştirel sorgulamaya açık olmayan arızalı kendilerini bildikleri halde herkese eksiksiz kusursuz mükemmel ve her konuda sürekli haklı olduğunu dayatan içe ve dışa kapalı herkesi kendi dengesiz uçuk kaçıklıklarına şartlandıran hücre yaşamlarında sabırı takati dayanılmaz herkesi darma dağın ederler ve bozup berbat ettikleri hiç bir sağlıklı ilişkiyi kurup sürdüremezler.
Yakınarak ağlaşarak sitemlerle gün öldüren uyumluluksa risksiz hatasız istismarı esas alan lümpenliğin düzen ortaklığıdır.
Göğün tavanını yerin zeminini kavurup çatlatan bunaltıcı ve kızgın sıcaklardan sonra gerildiği büyük gürültülerden kopup çatırdayarak yağmur sel dolu kırcı yıldırım şimşek birbirine karışıp biriken yoğunluğunu yüklenip boşalttığı gibi, kaygı bozukluğuyla ilişkili gerilimlerinin ve takıntılarının bağımlısı kişiler de başkasının hak ve hassasiyetlerini hiçe sayarak kendinin gelişmiş öz güvenli ve anlayışlı kişilikten yoksunluğuna karşı çıkılmasına yüzleşmesine eleştirilmesine ve sorgulanmasına asla tahammülü olmayan çıkar güdümlü takıntı tıkanıklığını tatmin edici dürtü refleksleriyle hilenin baskının gammazlığın şiddetin sahtekarlığın tekrar eden rutinlerin manipülasyonun zorbalığın her türlüsüne hiç bir değeri umursamadan başvurur.
Yaşamın enerjisini boşa çıkarmakla meşgul bu saplantı molozu, bileti ve hesabı kesilerek pili bitirilmiş işlevi yapay zekaya devredilmiş atık sorun ve stok posasıdır artık insanlık.
Anti teze dayanan dinamik işlek etkin yoğun ve yıkıcı gücün kendi rızasıyla kavramını devre dışına bıraktığı, dayattılmış zora ve zorbalığa güvenen şiddetli baskılara baş kaldırmanın kaçınılmaz kırılma noktası ve sonucudur. Soygun sömürü amaçlı baskının ve keyfiyet dayatmasının geri adım atmasını bilmediği sürdürülemez zorbalıklara tepki gördükçe devreye soktuğu şiddetin dozunu sürekli artırır. Ve her sınıf ayrıcalığını ve çıkar ganimetçilerini kollayıp gözeten zorbalık güç dayatma ve baskı, nefessiz çaresiz çıkışsız imkansızlıklarla tıkantmışlığın en dayanılmaz kırılma noktasında kendi sonunu getirir
Çünkü insanı insan yapan kalıbı hazır paket ğroğramlı kusursuzluk yarışların birincisi ve hep asla yenilmeden kazanan tek tipliliği programlayan mükemmellik dayatmasıyla taaa en başından bütün sosyal sorunlara rağmen çıkış yolu üretmeyen adaletsizliği kundaklayarak samimiyetini güvenirliğini ve gayretini bozuk düzen tezgahına koyarak yitirmiştir. Tıpkı toplumsal sıkıntı ve sancılara kurulduğunu tezgaha koyarak, aslı öznesi yüklemi özgürlüğü Atatürk’ ten, Türklükten ve Türkiye Cumhuriyeti’ nden zerre damlası olsun yolunu tavrını inancını cesaretini ilmini aklını özgürlüğünü iradesini yüreklenmeyen ve bahsetmeyen Bop eskisinin daimi yenisi, toplumuna nanik yaparak bütün tükenmişlik toksinlerini ve uyumlu köleliğini kodlayan ilgisiz kayıtsız sinik yakınmalarla özgürlüğü kazanmanın eleştirel tavrı , tepkisel hakkı karşı duruşu ve kararlı direnci değil, soygun sömürülere ayarlı kurulu yaşama savaşını çoktan kaybetmiş nitelikli ve etiketli tüketim piyasası kuklacılığıdır
Kötülük istemeden gelişen sürüklenişlerin kaçınılmaz sonucu olduğu gibi çoğu zaman da bile isteye yapılan tercihin ürünüdür.
Çünkü gelişimi sağlıksız kişilik bozukluğu olanlar için ahlaki değerler yükümlülükler ve zorunluluklar başkaları için geçerlidir kendisi ise sınırsız sorgusuz her hak hata suç kusur ve yetkiye seçilmiş ayrıcalı olduğuna inanır ve davranır.
Amaçsız anlamsız cinsiyetsiz istikrarsız kimliksiz kişiliksiz sorumsuz aidiyetsiz onursuz değersiz duyarsız dengesiz mutsuz doyumsuz inançsız itibarsız ve insansızlığı örgütleyip dolaşıma süren soygun sömürü ilahları, dayattıkları izolasyon bağımlılıkları ve proğramlı formatlanmışlıklar dışında hiç bir saygın özgür değerli bilgili iradeli bilinçli ve duyarlılığa hayat hakkı tanımayarak kişiyi dolaşımda dönen bütün kof kirli kokuşmuş çürümüş şehvet özenti hırs yarış gösteriş kahır kibir kin nefret ayrışma çatışma tarz imaj seçkinlik soytarılık ve mükemmellik dürtüleriyle sürekli yıkım halini yapıp bozan serbest piyasa esaret tezgahında ilgiden edebiyattan sanattan duygudan vicdandan umuttan adaletten felsefeden mantıktan ahlaktan histen paylaşımdan düşünceden kültürden değerden akıldan ve fikirden hiç bir sorgulaması yahut toplumsal tepkisi olmayan kendine yabancılaşmaya kopmuş uzaklaşmış insanlığın ölümüyle eşdeğer fenomen furyası ve tüketim çılgınlığını çeker çevirirler.
Burada her gün hektikli sancılı huzursuz sorunlu sağlıksız kovalaşmaların kulu kölesi ve kurbanı olanlar, kaldıkları enkazdan ölü derecesinde bağımlı tükenmiş bitkin yılgın yaralı kaygılı yozunmuş yıpranmış çürümüş ve yılmış enkazından sağ çıkması halinde ertesi vakte yine aynısıyla anlık günlük yaşar ve ölürler.
Çünkü aidiyetinin öznesini tümlecini zarfını özgün ve gerçekçi yüklemiyle ödeşmeyen her fiil, hayatı kuran konuşan amaçlayan yaşatan her cümlesini sahtekarlık ihanet ve istismar hamasetiyle bozar öldürür. çünkü…
Sevgidir sevmek sevilmek dileyenin yaşam kaynağı, dert ve sevincinin olması gereken yürek ortağı. Sevgilidir görmek bakmak duymak dokunmak konuşmak paylaşmak dilediği sevgili. Fakat o sebep bu sebep bütün gün yan yana fakat ikincisi olmayan, bütün gün bor arada fakat yüz yüze bakıp konuşup görüşmeyen, bütün gün yan yana fakat hiç bir kederi sorumluluğu veya sevinci paylaşmayan, bütün gün yan yana fakat hiç bir konuda beraberliğin aklını fikrini aidiyetini mutluluğunu huzur ve güven veren şeylerini bağdaştırmayan, bütün gün yan yana fakat anlaşmazlık üzerine birlikteliğini kurarak hiç bir yaşam güzelliğini keşfetmeyi yüklenip taşımayan, bir arada yan yana fakat hep soğuk uzak ilgisiz kayıtsız birbirine yasaklı gibi ayrılık gayrılık hapisliğini yaşadıkça yalnız kimsesiz kayıp asosyal alışmışlığa kronikleşen, bütün gün yan yana fakat birleşmemek için her leyin yapısını bozan , ara sıra karlılaşmalarda gerildikleri yerden patlayarak birbirlerinden kovulmak için adresi simsiyah bilinmez belirsizliğe atarak orda burda gün öldürüp oyalayan, çok özledikleri halde saplantılarının esiri alan tutsaklığıyla kendi cinnet cenderesinden dışarı çıkamayan azap sürgün ve saplantı döngüsüdür..
Ordaki enkazda bir zamanların orta sınıfıdır şimdilerin milyarder milyoner akademik tuzu kuruları, hem yediden yetmişe hayatlarını suyun gözünde oturdukları bozuk sistemin nimetlerinden ayrıcalıklı olarak faydalanıp yararlanarak konforluluğun garantisine alırken çocuklarını burda hayat yok diye bir yolunu mümkününü ayarlayıp(!) yurt dılına paketlerler hem de kendilerinin talancılarla beraber yıkıp yağmalayıp batırdığı sistemi lanetlerler.
Çünkü bazı şeyler ve insanlar sadece rol gereğinin karşılığıyla sınırlı eylemsiz pasif görüntüden ve vitrin görüntüsünden ibarettir ve görünenin dışında ne hayata ne topluma ne de insanlığa hiç bir çaba kaygı düşünce gayret sorumluluk katkıları yoktur. Bazı kimi buyrulan siparişe kodlanarak varlık gösteren insanların afiş gösterişi olsun diye yaşam biçimleri, kişilik gerçeklikleri, inanış iradeleri ve birikimli anlayışları da yoktur, her şeyin biçimselliğinde taşıdığı soyutluğu yaşamayı önceler ve önemserler.
Tüm bu kıtlık kıran bozgunuysa her türlü bozulmalarda pay sahibi toplumun tümünü kendine benzeten ‘ biz buraya nasıl battık düştük’ sorusunun temel toplamına eşittir.
Seyfi Karaca…. Temmuz/26
…
TEKRARIN MOLOZ YÜKÜ ve ENKAZ TEKERRÜR
..
…
Gözlemleri katılımcılığı ve tanıklığıyla kendi emek ve yorumundan kültür sanat, evvelce bir sebebe bir sebep yerlerden etlikileşmiş olmaların algısında ödünç alınmış derin çukurlar travmalar kopukluklar ve izler bıraktığı taklitçi ve yapmacık alışkanlık emanetidir. Kişi o süreklilikte kendi özgün karakterini kazanamaz ve hep aynıya sabit kalarak özgür gelişimini sağlayamaz.
Yurop lokomotifi Almanya’ nın en emperyal - Neo Kapitalist ve Tekelci Liberalci sınırsız kuralsız ayrıcalıklılığın çıkar ve ganimet ortağı üst katmanlarına çöreklenmişlerin çıkarını koruyup kollayan soygun sömürüyü sahip olduğu güç ilişkileri ve araçlarıyla sıradanlaştırdığı vahşiliğin yol hüner dümen oyun göstericiliğinde, sınırları serbest iç dış piyasayı diledikleri gibi kendi dayatmalarına başka seçeneği olmama mecburiyetine şekillendirirken , yıllardır hızlı makinalaşma çarkında ömrünün iliğini kemiğini hurdaya hastaya çıkarıncaya en amansız koşullarda harcamış çalışmış insanları çöplük ettiğiyle yetinmeyerek, kazandıkları EMEKLİLİK haklarını zaten kıt kanaat zır ve pahalı yaşam geçimsizliğine bakmaksızın VERGİ HARACINA bağlayıp, bil hassa yabancı ülkelerden gelenleriyse ( Hitler gelenekli ayrımcı dışlayıcı ve IRKÇI yaklaşımlarla) kat be kat çullanıp yüklenen ağır faturalarla salma salarak, maaşlarını kesme koşulunu dayatması bu kör kıyamet döngüsüyle ilişkilidir.
Zaten Bop parça Yedeği olarak her güdümlü kullanışlılığa piyasalaştırılmış üretilmiş Yeni Cehepe ‘ nin gündeme uygun figüranlar yapışık bitişiğinde Terörsüz Türkiye Tom Barrak markasıyla maddeleşerek kısa devre dolaşım durumuna göre dekor şekil dizayn edilmesi de, buralı ve buraya dahildi.
Sınırsız sorgusuz güç yetki hükümranlık ve sahip olma dürtüsüne bağlı istifleyiciliğin sürekli daha çok kazanmayı zenginleşmeyi genişlemeyi yayılmayı büyümeyi ve rakipsiz muhalifsizliğe kilitlenip odaklandığı yaşam ve toplumsal dolaşım döngüsünü dilediği çevrim içi itirazsız tepkisizliğe bloklama sabitleme stoklama depolama veya bütünlüğü bozulmuş sosyal kültürel siyasi ve ekonomik yapıları bağından ve bağlamından koparıp param parçalılığa ayrıştırarak proğramlı projeliliğe atomize ve kategorize etme saplantı ve bağımlılıklarını kaderi ve gündemi değişmez lere kurumsallaştırıp, dğersizlik kabulsüzlük dışlanma horlanma suçluluk yoksunluk yalnızlık acizlik eziklik alçaklık ve yabancılık duygusunu esir alan dayatmaların kulu kölesi olarak insan var gücüyle kendine çullanıp yüklendiği borç ödemelerine yetişemeyen can çekişmelerle boğuştuğu sürekli açık veren kısır döngünün hasar ve yıkım bilançosu ağır öldürücü sorunları çatışmaları saplantıları gerilimleri umutsuzlukları ve krizleri yumağında tükenişi çürümeyi ve çöküşü yaşar.
Gerek derin yoksulluğun gerekse her türlü konfor imkanına kavuşmuş üst sınıf sosyete yalnızlık belası iletişimsizlik toplumsuzluk ve ruhsuzluk hücresinde her sezonu insanlığın ölümüne açıp kapayarak,dış bağlantısı kesik mezarlaşma izolasyonunun doğal dolaşımı baskılanmış ve tahrip olmuş aşırı uçlarda yaşayan insanlar üstesinden gelemedikleri çelişki ve bunalımları yüzünden her türlü kişilik ve davranış bozukluğuyla boğuştukları sapmalara ve sapkınlıklara yönelirler.
Acımasızlığın, kirli ve kanlı savaşların, ayan beyan ahlaksız hukuksuz açıktan yağmanın, eşitsizliğin, zulmün, sapkınlığın, sıradanlaşıp herkesi esir alan uyuşturucu alışkanlıklarıyla kurumsallaşarak karşı çıkanı tepki vereni , aksi tercihte bulunanı. katkı sunmamakta direneni i, koşulsuz yaşamayanı , kul köle olmayanı ve kendileşmeyeni amansız baskı çullanmalarıyla ezip saf dışı bırakan bütün çürümüşlükler ve kötülükler ünlü şöhretlilerin hiç bir insani değeri gözetmeksizin kapıldığı çıkar ve ganimet ortağı MEDYATİK kuklalar sayesinde bu kronikleşmiş kirli dolaşımın tüketim dayatmasıdır artık.
Geçmişin yıkımlarını üstüne devralarak veya kayıtsız kalmaya umursamayarak hayatı ileri götürmesi oldukça zordur insanın. Kuşatan zorluğa karşı gerçekliklerden kaçmaksızın yaşam mücadelesi vermesi gerekir insanın ama sorunlar etrafında hiç bir iyileştirme onarma yahut değiştirme katılımcılığında bulunmadan kendinden öncekilerin kısır kurak döngülerine konuşlanıp yerleşmeye şekillenerek de hiç bir saygın ve sağlıklı yaşam ilişkileri donatıp kuramaz insan.
Eskinin kazanılmış olumlu deneyimlerinden faydalanırken kendi çağını okuyup anlayıp donatacak özür irade cesaret akıl fikir bellek bilinç ve özgün benlik büyütüp geliştirilmesi gerekir. Yoksa kaygı bozukluklarıyla ören viran olmuş acı zulum ölüm azciyet sefalet mutsuzluk hep birbirini etkileyip tetikleyerek acıyı kahrı ezikliği bunalımı ve çilekeşliği kutsayan tekrarlarla kaderi değişmezliğin kronik sosyal çürüme ve kokuşmuşluğuna devam eder.
Acıma kaygı keder sefalet zaafiyet zavallılık korku endişe belirsizlik gericilik hurafecilik cehalet eziklik değersizlik dışlanma ilkellik eşitsizlik yozlaşmışlık kokuşmuşluk üzerine çöküp çullanmış kronik sömürü ve istismar endüstrisinde dünyanın her yeri ana formatı ve ekseni değişmeksizin güdülen amaç ve varılan yıkım yağma sonuçlarıyla aynıdır.
Sanayisi gelişmiş ülkelerde eşitsizlik yıkım yağma ve adaletsizlik otoriter hükümranlığın bizzat kendileri KILIFINA göre kanun düzen uydurarak çapul işini bitirirlerken geri kalmış veya yarı sömürge ülkelerde bu devran hiç bir kanun nizam ahlak ve onur hassasiyeti gözetmeksizin fütursuzca ve açıktan açığa yapılmakta.
Öyle ki kan gövdeyi götüren yayılmacı ve işgalci savaşların katili Emperyal karargah müdürü Trumh, kirli ve kanlı elleriyle toplum afyonlamanın araçlarından biri olan tüm ay boyunca süren Dünya Futbol Turnuvası sonucunda, sanki hiç bir şey olmamış gibi kupayı kazanana törenle verirken, sistemin çarkını çevirmede ortak ganimetçi kıldığı mega star şöhretlisine toplum üstü her türlü güç servet saltanat ilahlaşmasını sağlayan SPOR sanayisi de, Messi’ yi tahttan indirip Yamal’ ı adanmış hayran fanatikliliğine mahsus tahta geçirme reklamını piyasaya sürdü.
‘Ben bundan sonra YE’ yim’ diye adını bozup değiştiren Afrika yoksul hikayesinin kamuflaj ünlüsü ve zaptürü zop anlamsızlığına kafası tekdüzeliklerle hip-rap karmakarışık MÜZİK dürtükleyen Kanye West ‘ de aynı güdümlü maksatların seçilmiş kuryesiydi. Ülkemizde aynı bağlamda derin yoksullaşma, çürüme, kültürel yozlaşma, kimliksizleşme, gerilim, bunalım, şiddet, yalnızlık, güvensizlik gibi can yakıcı dert ve sorunlarıyla boğuşan yığınların duygusal çöküşünü kundaklayarak kendilerine şöhretli ayrıcalık sızdıran dizi magazin spor medya moda tasarım tarikat holding sanayi şöhretlileriyle Şakira, Jeniffer Lopez, Lady Gaga sahne taklitçisi elektronik arabeskçi mega - giga Tarkan - Sezen giller de benzer kokuşmuş tekdüzeliğin sömüren soyan çarkına ortak servet ihtişam gösteriş ünvan ve konfor çıkarı gereği ortam işini gören toplum üstü devir devrancılar olarak piyasaya pazarlandı. İtalyan Sanatçı Maurizio Cattelan’ ın sözde resim sanat galerisinde sıvayıp sergilediği duvara bantlanmış çerçevesiz muzun çalındıktan sonra aynısını yeniden asıp altı buçuk milyon dolara satın aldıktan sonra yumulup yiyen kripto para şirketi Tron’ un sahibi Justin Sun gibi eşitsiz haksız hukuksuz ve ruhsuz insanlığı ölmüş çelişkileriyle günden güne bataklaşın dünyanın azgın sapkınlığa dair dolaysız ve çırılçıplak göstergelerinden bir kaçıydı.
Haluk Levent olayı da, moda müzik eğlence tatil furya fuhuş endüstrisine hükmedenlerin kurguladığı düzenek dahilinde etkilediği kalabalıkları her yoldan dolaşım ağı ve bağımlılığına uygun uyuşturup erotik sahneli her şey dahil paketiyle her davranışını kutsayan, her hatalı kusurlu bozuk dalavere dolandırıcılığını bilmez görmezden gelen, her yasak yalan yanlış veya sapkınlıklarını algı bağımlılığıyla benimseyip onaylayan Star, Mega Star, Ünlü Şöhretliğin ultra lüks servet konfor mal mülk ve ayrıcalık imtiyazlarına sahip olmalarını tıpkı siyasiler tarikatçılar holdingciler medyacılar pazarlamacılar mafyacılar reklamcılar bankacılar borsacılar magazinciler gibi toplum üstü tutulduğu Deniz Feneri,Tosun Oğlancık ve benzer insanların zaafiyetine güvenine umuduna ve beklentisine çökmüş çullanmış soygun sömürü çarkıyla sahtekarlık işi tutan; ve yozlaşmış kokuşmuş çürümüşlüğün her türlü ortak çıkar ve ganimet düşkünlüğü dolaşım ağını büyütüp toplumsal yıkımın sürekliliğini sağlayan dolap dümenden aldatarak soyan sömüren tekrarları çok tekerrürle teşekküllü sosyal infialdir.
Seyfi Karaca…. temmuz/26
Buraya yazmaya hak kazanmış o kadar çok insan var ki.
..
EĞRİSİ DOĞRUSUNA ŞİİR YÜREKLENİRKEN 2
….
Temizlenmek deterjan sabun şampuana has ve özel kökten çözücü fiili değildir eğer ki, insan o iz izan anlayış kavram niyet kararlılık yol yordam inanç azim emek ve eylem üzeri değilse.
Niyeti anlayışı ve alışkanlığı bozuksa; ve hiç bir şartta kendini onarma değişiminin aklı fikri bilinci ilgisi sorumluluğu ve gayretinde değilse temizlendiğinin hemen saniyesinde yine kirlenmek için her yolun bulaşıklı berbat ve bozuk tarafını kendine sermayesi seleften meziyet edinecektir kadraja giren çıkan kişi.
Çünkü ilmek en baştan sakata bağlanmış, kantarın topuzu hep dengesiz ayarsızdan düzen tutmaktadır.
Acı kederkeşliğe dair köktenci ve toptancı getir götürü hesabıyla müptela şiir yapıp sanat sinema yazmaksa hayatın kalitesini kötüden arındırmamakla birlikte her yayın hayatına giren yan etkeni ağır madde, daha umutsuz daha bitkin daha yılgın daha yoz daha kayıtsız daha kaypak daha vaz geçme bağımlısı ve daha varoş iletişimsizliğe izole beterin beterine zavallılık toplumunu aşılayıp sefil fukara yaygaracılığını batakçı kılacağı kaçınılmaz ve kedindir. Bu bakımdan ‘ siz benim neler çektiğimi nerden bileceksiniz’ tarz ve türevli ışıldaklarla hep kendini ezik, düşkün, kayıt dışı, kayıp sicilli, hikayesizliği gecesi var gündüzü yok yersiz yurtsuz, ayrı, uzak, hep sokakta, hep debelenen, hep derbeder, hep kovulmuş, hep yaşamın hiç bilinmeyen kıyılarında … okuyup yazmadıkça tedavüle koyan fenomen öncelikli serbest piyasada ilgi uyandırmayacağını, değerli bulunmayacağını, sükse yapmayacağını, kabul görmeyeceğini ve hiçe sayılacağını sanarak hayatın somut dolaşım akışına dair eşdeğerlikli algı bilgi gözlem tanımlama ve gerçeklik duygusu olmayan vıcık vıcık soyut şekilciliği imayı betimlemeyi sembolcülüğü bağlantısızlığı ve yüzeyselliği gerek metinsel yazılara gerekse kalıplaşmış formatlardan kopyalık şiir basmakalıplılığına ( piyasa günceli ortamlara kapılıp gidişlere hiç bir akıl fikir duygu düşünce cesaret ve özgür irade sorgulaması yapmaksızın ) taşıyıcı özgül ağırlığından yoksun parıltılı hükümsüzlük cafcafları yamayıp sıvamayı ne yazık ki kalitesi ve seviyesi sürekli düşen toplumsal çürümüşlükte zorunlu gereklilik sayılmakta.
Pilajda parkta trafikte meydanda randevuda sıra kendine gelince doldurduğu boşluğu hiç kimseye bırakmayarak yedi ceddi sülalesinin çıkar huzur pay hisse ve rahatlık garantisini temin etmede hep önceliği kendinin olmasını isteyen kavgacı gürültücü harami saldırgan zorba şiddet salgınlarına dayalı kargaşanın bencil bağnaz fesat fitne uyumsuz kuralsız dengesiz kanunsuz kimliksiz duyarsız kof ve kimliksizlik çatkında her şeyi sürekli bozup kirleterek yaşam duyarlılığı olmayan popüler kostümlü hazır tüketim piyasa maliyetiyle boyanmış süslenmiş kederkeşliğin yoz kültür sanat edebiyat sinema ve sahnesi de da burdan doğar büyür barınır ve beslenir .
Çünkü acı kaygı karamsarlık ve kötümserlik kronikleşip tüketicisi yılgın bezgin yorgun kalabalıklara endüstri markası olunca her şey birbirini etkileyerek bozulur kokuşur çürür sosyal siyasi ekonomik çöküşlere ve temizleneyim derken tümden kir batağında kültürel yıkımlara yol açar.
İnsan nasıl ki beslendiği bedensel dokusuna, kişilik yapısına, alışkanlık dolaşımına, benlik karakterine, dayanıklı direnç bağışıklığına ve yaşam biçimine temel kaynaklardan biraz nohut biraz kavun biraz kiraz biraz buyday biraz demir biraz çinko biraz biraz minaral kütlesi yağ deposu protein havzası ve gıda tüketim taşıyıcısı ve müşterisidir ..
Sosyal ilişkilerini kurar donatır düzenlerken de dilden dağarcıktan varsa eğer kültürel zenginliklerinden sürekli huzuru güvenliği ve istikrarı sağlayıp artıran kavramsal değerleri üretir. Yoksa sağlıksız dengesiz mutsuzluğu kurgulayanların korkuyu karanlığı ve acizliği kodlayarak sinmiş vazgeçmişliğin bütün kötülüklerini kendine yedirerek üretmediği ortak yaşam değerlerini ilgiden itibardan keserek lüzumsuzduk çöplüğü olarak bilen güdümlü kalabalıklar, ezikliğini ve acizliğini sergileyen kokuşmuş çürümüşlük vitrininde tükettiği uyuştuğu bataklığını vazgeçilmez yaşam dolaşımı algısıyla tatmin olan yoz kültürün istismar tezgahına rehin düşerler.
Duygu çeşitliliğiyle donanır beslenir ve kurumsallaşır dolaştığı iletişim toplumundaki saygınlığın anlayışı kavrayışı sanatı ilmi yolu okuması konuşması yazması anlayışı değeri alışkanlığı ve özgüven sahibi insanlık. Aşırı yüklenmelerse tek sesliliğin sınırsız keyfiyet buyurganlığına tutsak kabızlık zavallılık ve kuraklığını doğurur. Hele de sadece acıyla beslenerek her şeyi olumsuzlayan toplumsal tıkanmışlığın soyut ve şekilsel boyalı beden diliyle davranıp düşünüp konuşan; ve her türlü kahrı şiddeti adaletsizliği çürümüşlüğü rezilliği ayrışmayı soytarılığı ve düşkünlüğü taşıyıp kovalamaktan gocunmayan aşırılıksa popülerlik adına sözlü yazılı yahut görsel piyasa mahsülü bütün iletişim ve etkileşim ağlarını tetikçi tutarak toplumdan dünyadan haktan hukuktan kopuk furyalar ve hurafeler kolluk kortejinde kıyamete yetişmeyi cinnet refleksiyle koşuşturan felaketin kahır kin nefret şiddetten gününü kurtaran sosyal uçurum bataklığıdır.
Günün çağına çevrimine ve modasına uygun akademik yozlaşmalarla ve teknik her kilitli boşluktan yer kapmak için kostüm kalıbını modellenen sanat edebiyat sinema resim beton varoş ve villa mimarisi kire gürültüye karışık buraya ortak ve dahildir.
Seyfi Karaca…. Temmuz/26
…
FIRLATMA RAMPASI
….
El yapımı nayloncuk
Kabir azabı gibi bilindik rivayetin
Fabrikasından teneşire sürülen sürpiyasa mutsuzluklarıyla hep yanlış yola işaret verip saptığındandı şerit
Bütün sokakların kendini hurdacı yokuşunda sapır supur bulduğu siyah gözlüklerden yaz bakınıyordu
Ayın doğmasını bekleyen gece gibi loş bir hoş sarkaçsız salınım
Kımıldayıp dururken kahveler sahiller ışıklar ve hışırtılı sular
Her şey kendinden bir beden daha küçüktü
Ne kadar kerpetenli cümlelerle
Kalıbını döşersen döşe tenekeleşmiş kapağı hep açık kalıyor dünyanın
Kozmik kavşaktaki ilk kamyona mavi düdük çalacak diye bahse girerek
Çerezsiz
Mezesiz
Sofrası çilingirin
Sehpası kurulu kenar kıyılar virajında sert rüzgar yapıp
En çok da arıza yapmış kütük kafayı baştan savınca ölmüş kaynanasının üzerine sım sıkı yemin içenler
Takozu çekilmiş fırlatma rampası gibidir en geniş halkadan başlayıp
Evire çevire yorgun bulaşıklı kem küm ve pasaklı sözleri dişirip toplayıp kendilerinde noktalayan
Tüyünü teleğini dökünmüşse
Genelde her gün bitimine rast gelir böylesi
Kuş da bir ihtimaldir salyangoz da belkisi
Günağarırken
Ve batar yiter giderken günden güneş
Boğulmak üzere kullanım tarifesi kayıplarda
Uzak evlerden
Ve karınca yuvalarından dünyanın hayatta olduğunun sevinerek çoktan soğumuştur ev bark ahali
Kimse kimseyi sımsıcacık sevişmelere
Ve yuvaya beklemediği
Vurup kafayı yastığa devirdikten sonra
Ertesi günün aynısından
Kurulu saat gece lambasının susup söndüğü yerden ve güneşten evvel bütün ağrılarıyla birlikte zonklamaya başlar
Böylece tamam olmuştur yarımın yarısına
Kendini üzmekten
Ve kendine üzülmekten helak olmuşluğunu çözerek çekip çıkaran
İnsan rahmetlinin mesai ücretine takas
Ve fırlatma rampası…
Seyfi Karaca….Temmuz / 26
..
EĞRİSİ DOĞRUSUNA AŞK ve ŞİİR YÜREKLENİRKEN
….
Kesin doğru veya kesin yanlış yoktur, her şey değişir dönüşür başkalaşır veya bileşken karışımlar içinde homojen yapılara evrilir derken, her kafadan bir sesin çıktığı ve hiç kimsenin ortak değer aidiyet anlayış payda duyarlılık ahlak kural kanun liyakat ilgi ve paylaşımının olmadığı şizofrenik izolasyon cinnetinin tek boyutlu ve tek hücreli bireysel bencillik morguna kuklalaşmıştır çürüğe çıkmıştır ölmüştür insanlık.
Çünkü ayırt edilir akıl fikir idrak irade anlam bilgi beceri kavram vicdan ve mantık değeri olmayan doğru ile yanlışlarla beraber hiç bir olguya duyarlı tepkisi olmayan kayıtsızlık ve karamsarlık kopuşlarıyla sosyal yaşantının bütün yapıcı ve sağlıklı stunları yıkıma uğrar, hak hukuk kanun nizam düzen anlayış inanış güven kişilik kimlik özgürlük huzur mutluluk barış sevgi saygı sorumluluk liyakat zinciri kökten bozularak alışkanlıkları değişimlere kodlanmış hiçliği yokluğu ve kimsesizliği kodlayan yoz kültür kargaşasında anlam ve değerini yitirir.
Burada akıl vicdan mantık sorumluluk emek ahlak adalet onur itibar saygınlık gibi ortak hayatı donatıp düzenleyen birlikte yaşama kültürüne yer yoktur. Dolayısıyla bütün algı ilgi bilgi kavram anlayış görüş inanış birikim gözlem akıl sezgi duygu düşünce vicdan sorgulama ve ortak çıkarım zenginliğini rafa kaldırarak işine ve çıkarına nasıl geliyorsa kişiye göre değişken göreceliliğini kutsayan toplumsuzluğun ilkel dürtüler hükmündeki çağ dışılığını ve anarşist başı bozukluğunu döner dolaşır kozmik sürüncemedeki hayat.
Çünkü bencil breyselliklere özelleşmiş çıkar ve keyfiyet güdümlü başıbozukluğun ortak duygu düşünce bilinç ve anlayış bağlamında kendi dayatmalarına getiri sağlamadıkça adaleti inancı kimliği ilgisi itibarı saygınlığı çıkarımı emeği çabası kabulü paydaşlığı özgürlüğü kaygısı katkısı ve birlikte yaşama kültürü yoktur. Herkesin kendini herkesten ve her şeyin üstünde görüp bildiği kibir kahır fitne bozgun gösteriş hırs hınç gibi bağnazlık hücrelerine hapsolmuşluğun bağlantısızlık çoraklığında hiç kimse diğerinin ilgisi alakası ve umrunda değildir, herkesin doğrusu hiç bir değer üretemediği ve her gün birbirlerini boğazlayıp kazanılmış değerlerden harcayıp tükettikleri kendi çorak cürümü kadardır.
Oysa sanat kültür kanun kural edebiyat akıl fikir vicdan ve duygu duyarlılığıyla dengesi bozulmuş olan veya bozulmakta olan sosyal hayata emek ve yürek yorarak sınırları kesin bilinen doğrulara ve yanlışlara ortak fayda ve payda çıkarmayı amaç edinir.
Hiç bir emir sipariş reklam menfaat militanlık adanmışlık ve dogma buyruğuyla toplumsal hayatı dertlenmiş ve kaygı edinmiş şiir de, bu bağlamda hele de günümüzün düzenli veya düzensiz her konu başlığında korkunç ruhsuzluk izolasyonuna köleleşmiş yıkımlar yaşadığı köklü bozulmuşluklar harabesinde özgür düşüncenin ve özgün emeğin yorduğu bütün ilkel ödünç kokuşmuş çürümüş kiralık kullanışlı dileyenin emrivakisine kul ve köle bağnazlıklardan duyarlılığını kurtarmış sorumluluğun ve kaygının en büyük yükünü taşıması gereken saygın samimi ve gerçek yürekliliğe sahip olmak zorundadır.
Seyfi Karaca…..Temmuz / 26
…..
KIYAMETE SÜRÜKLENEN KESTİRE YOL
….
Yerden bitme
Gökten yığma
Ne çapraz fırıldaklıklar vardır kapının zilinde adı yok
Çarkı kırık
Yanı çıkık
Zembereği bozuk
Sırf damıtılmış zeban zıvana zırıltısını askıya alan kelepçeli çelenginde donmuş kalmışlığa
Hayali yanık
Posası küllenmiş
Zıkkımın berki düşlere musallat her kara düzen perdeden ayrı saz çalan kimi handan
Kimi nalan
Tek celselik boş davaya
Dosyası kabarık hem sanık hem tanık
Hapı yutulmuş baş belalarına apar topar yolda pinekleyen
Paketlenmiş ıssız sokaklar dilencisi gibi suç üstü
Çatı yıkık
Kolon çatlak, kiriş viran
Sinine baykuşların çullanıp tünediği burası artık satılık yazan haraç mezatlıkta sallanıp duran avize
Cenazesini deprem evlerinden çıkaran acıklı yunak tasları gibi çöl çorak
Kirlenmiş kumaşların örtüsünü bürünerek sabahı zindanında saklayan gecelerce insan poşetleyen
Hışırtılı ibrelerden haritası bulunmadık dünya aramaya yol sorup devran dönen büküş yokuşun
Elektrikler kesildiğinde ulann edisoooooon
Lan ulan yüksek gerilimli filmi niye kopardın makinist,
Ateş püsküren
Ödül törenleri arasında katledilen çocukların ölü çığlıklarını dinamitlemekle meşgulken kerhaneci nobel
Kuşları artık hiç yadırgamıyor kusnuğundan çok yıldızlı tatil
Boyalı çekirdek
Maskeli balo
Jet sosyete
Tarlasız bostan
Kestire yollu kıyamet
Ormansız bahçesiz kerosin sidikli şişmanca harmandan
Kıçında ateş püsküren uçakları
Seyfi Karaca… Haziran/26
…
SİCİL CÜRÜMÜ SABİT SAPKIN DEBDEBE
…
İstismara ve ber türlü dolandırıcılığa açık alanlardır, insanların huzur mutluluk ilgi güven korunma barınma sevgi saygı gibi hayati derecede ihtiyaç duydukları saf temiz arı duru masum ve doğal beklenti ve ihtiyaçlarının pusu ablukasına çöreklenen tecavüz nitelikli ÖZEL HAYATIN kılcal damarlarına algı yönetimiyle sızıp dolaşmaya ahkam kesici hamaset tellalı kalıplaşmış soyut sahte ödünç kifayetsiz ve köşeli laflarla altından girip üstünden çıkarak; çıkar ilişkili vurgun soygun talan işgal yağma yıkım ve saplantı niyeti hiç değişmeyen; fakat biçimsel değişimleri güdümlü kalabalıklara dayatan; hep yaşlandıkça gencelmenin ölümsüzlük ve ihtiras bağımlısı; hatasız pürüzsüz başarı grafiği yüksek hiç kaybetmeyen mimyon ve mükemmeliyetçilik düşkünü; sürekli her istediğini dilediği gibi sorunsuz engelsiz elde etmeye hiç sınır kural tanımayan korunaklı seçkin üstün semt mahal merci makam ayrıcalıklısı; paraya güce konfora şöhrete villaya mülke meskene sermayeye servete ünvana gösterişe mevkiye ve sür saltanat hükümranlık imtiyazına eriştikten sonra kendi dışındaki herkesi kul köle zibili gören; ölümsüzlüğü dahi satın alabilmeye tanrılaştığına inanan, hak hukuk hiç bir insani değeri umursamayan; yaşı sübyan derecelerine varan kadın erkek sevgili metres uyuşturucu marka maske imaj eşya tarz şekil veya eşcinsellik değiştirme PEDOFİLİ sapkınlığının birbirinin benzeri ortak özelliğiyle, dünyanın istisnasız her yerinde itibar kültür edebiyat sanat duygu görgü sevgi saygı ahlak karakter özveri onur sorumluluk güven iletişim kimlik ve kişilik yoksunu ruhsuzluğu doyumsuzluğu sapkınlığı ve vahşeti kutsayan kudurmuş Epstein vampir mahlukları gibi sabıka suç mutsuzluk tahammülsüzlük şiddet cinayet suikast salgın cürüm ve tecavüz dosyaları azıp dolaşmaktadır her yerde.
Halbuki beğensinler desinler budalalığına ahmaklaşmadan sevgiyle doğup büyüyen sorumlu anlayışlı paylaşan danışan saygın değerli bilinçli kültürlü vicdanlı ve onurlu insanlığı özgün iradeli kararlılığıyla ve katkısıyla kendinden bilene hayatın her güzelliği müjdelenmiş armağan; aşkın deli divanesi olanaysa yaşama sevincinin her günü düğün BAYRAMDIR okutur öğretir hayat.
Her kim burayı böyleceden doya kana duyumsayıp özümsemişse, Madem AŞK ola; ve sevgiyle..!
Seyfi Karaca
…
MANTIKSAL FELSEFE ÇIKARIMLARDAN ÇORAKLAŞINCA HAYAT
….
Felsefenin, yani diğer türlerden farkı olanıyla düşünerek olumlu veya okumsuz hayatı yoran, etkileyen, bilen, gören, farkeden, anlamlandıran, araştıran, keşfeden, katkı sunan, değiştiren ve dönüştüren bilimselliğin sac ayağı veya alt başlıklarından biri de ( metafizik, etik, estetik, epistemoloji. Vs) yaşamsal döngüye AKIL FİKİR yürüterek sorguladığı ve gözlemlediği çıkarımlardan bağlantı kurduğu neden sonuç ilişkileri arasında açıklanabilir denge doğrulamasını yapan MANTIK’ tır.
Mantıken, doğası ve karakteristik özelliği gereği kemçiriyor, havlıyor, hırlıyor, uluyor, veya ürüyorsa kaplan arslan panter puma sansar ayı vaşak tilki kurt veya köpektir denir. Mırnavlayıp miyavlıyorsa kedidir. Vak vukluyorsa kurbağa , gıtgıdatkıyorsa tavuk, cikcikleyip cıvıldaşıyırsa kuş, konuşup el kol hareketleriyle yetmeyen tarifsizlik açığını ve eksiğini tamamlıyorsa mantıken insandır.
Fakat İNSAN sebepli ve kaynaklı her şeyin alt üst olduğu akıl mantığı devre dışı bırakan duygusuz DÜŞÜNCESİZLİK kıyametinde, hiç bir ortak değer sorumluluğu gözetmeksizin çılgın tüketim bağımlılığına köleleşmiş açlığı ve hızlı değişim dönüşümlülüğü doyurup beslemek için EGISUNU tatmin etme odaklı ve güdümlü kendine yabancılaşmayı her şeyden öncelikli kılınca neye bulaşıyorsa durmaksızın söküp taktığı taklitlerle ve maskelerle ona bozulup benziyor insan. Artık sorgulamadığı düşünceyi aklı mantığı vicdanı bilgiyi deneyimi ahlakı ve felsefeyi konuşmuyor duymuyor dinlemiyor anlamıyor bilmiyor gözlemiyor , bunun yerine sürekli bağımlılıkların esaret ağında mutsuz yılgın bezgin bunak ilgisiz huzursuz gergin hektikli kuşkulu korkunç ve saplantılı boyuşmalarla doğasını bozduğu berbat ettiği her şeyle beraber saygınlığını yitiren insanlığın dışına çıkmalara sapkınlaşarak ilkell reflekslerle hırlıyor çemkiriyor hömeriyor homurdanıyor saldırıyor kuduruyor azıyor ve doyum sınırını bilmeyen kendini kaybetmişlik şizofrenliğiyle üstünlük yarışının güç şamata furya gösteriş ve ihtişam ahmaklığında yıkıyor yağmalıyor ve canavarlaşıyor. Yani akıl fikir yürüterek mantıksal çıkarımlardan çoraklaşınca hayat, antik gömülerden gösteriş defilesi sunan hortlaklara ve şartelini açıp kapadıkça kuş gibi ötüp tazı gibi koşup köpek gibi hırlayan pili bitmiş hurdalık çöplüğüne dönüşüyor insan.
Mantıken bilinir ki…
İnsan insandır olmasa da pulu, eşek eşektir atlas altından olsa da çulu gibisine..
Deveye türkü çığırır söyler misin demişler, dinleyecek dangalak enayisi bulursam gazel bile okurum gibisine…
Tanrı karıncayı ve insanı bozup dağıtmak ve yok etmek isterse ona süslü maskaralıklar ve kulplu kanatlar takarmış gibisine…
İndiremeyeceğin katırı yüksek dama çıkarma gibisine..
Kadın sağır erkek körse mutlu mesuttur hayatı doğuran güden yoran ve eskiten ecir ile sabır gibisine…
Her akılsıza hayran başka bir akılsız bulunur gibisine…
Para şan şöhret ihtişam gösteriş ve şatafat hükmedip konuşunca, doğruluk ve adalet pusar siner ve susar gibisine…
Fazla bağırmak ve sırıtmak işlenmiş olan veya niyetlenilen suçu sabıkayı örter bastırır gibisine..
En iyisi sizde yiyip içek bizde coşup eğlenek gibisine…
Bir donu var kırmızı, kah anası giyer kah kızı gibisine…
Ne tükürdün ki elime, ne sürem yüzüne gibi
Gibisine..
Torbayı güttüğü ve dürtüklediğinin aç sefil boynuna takınca , dilediği gibi çalar çırpar soyar ezer sömürür gözü malda mülkte olan haydut harami. Bu bakımdan, kendine ve
İşine hor bakan herkesin sırtına semer vurup boynuna torba takarlar .
İnsanı zapteden ne erkektir ne kadın, ar onur ahlak ut ihtiyat vicdan ve utanç duygusudur inanılır güvenirliliğiyle hem değer katan hem de saygın kılan.
Onlar bize ödüyormuş gibi gözüküyor, biz de onlara çalışıyormuş gibi yapıyoruz gibisine..
Kuyudaki kurbağa okyanusu bilmez gibisine..
İyi bir usta önce çırakken ustalaşmalı, ustayken de usta olacak çırak yetiştirmeli gibisine…
Niyet maksadın hasılatıdır, iyiye de kötüye de mutlaka niyetine göre bir yol bir bahane bulursun gibisine…
Para duman kıskançlık kin kibir görgüsüzlük aşk sevgi ve açlık saklanması asla mümkün olmayanlardandır gibisine ..
Şişman kadın salondan çıkmadıkça gösteri bitmezmiş gibisine…
Bir insanın yüzündeki gülümseme üstündeki elbisesinden ve cebindeki cüzdandan daha değerli saygın ve güzeldir gibisine…
Arkamdan yürüme senin öncü kılavuzun ( sana ön ayak ) olmayabilirim gibisine…
Bir gölde iki balık birbiriyle kıran kırana sövüşüp boğuşmaktaysa ordan mutlak fitne fesadın teki ( ingiliz) geçmiştir gibisine..
İçindeki iyi yada kötüden hangisini besler biler kışkırtırsan o kazanır gibisine…
Irmaklar ağaçlar mevsimler bozulup çöl viranesi olduğunda her türlü kapılmışlığının kölesi olan insan, paranın yenmeyecek bir zıkkım olduğunu anlayacaktır gibisine…
Tanıdıkça yük yorgunluk bezginlik bıkkınlık kalp düzen ve kafa karışıklığı artıranları silip süpürmeli insan akıl fikir niyet ve bilincinden yoksa hayatı zehir zıkkım zindan edenlerle boğuşarak durmaksızın lüzumsuz gereksiz saplantılarla cebelleştiği tükenişini bitirip hızlandıran çöp biriktirir zibil artırır.
Mantıken, kendine yabancılaşarak vicdanın aklın fikrin sanatın duygunun düşüncenin etiğin saygının paylaşmanın ve duyarlılığın insanlıktan sökülüp çöpe atıldığı kilitli kapalı devrede resmen kendi bencil saplantılardan bildiğini okumaya mahluklaşmıştır çark ve çevrim.…
Yanar dönerliğin karanlık ve kuşkularla örülü esaret hücresinde içe kapalı yaşayanların oturaklı tutarlı kararlı inanılır güvenilir saygın samimi bilgili liyakatli kişilik ve karakterleri yoktur. Bu yüzden ortak toplumsal doğruları kendi yanlışlarıyla takas ederek adandıkları köktenci buyurgan doğmaların ilahlaştırılmış saplantılarını kutsal bilerek menfaat eksenli işlerine beklentilerine ve çıkarlarına ne,hangi fırsat veya kim nasıl geliyorsa başka hiç bir şeyi önemseyip umursamayarak orayı kollar şartlanır ve konuşlanırlar.
Hep daha kolay güvenli kaliteli sağlam işler çalışır sağlıklı konforlu gösterişli çeşitli uyumlu dengeli düzenli rahat muntazam mükemmel kusursuz ve donanımlı yaşamak adına üretilen her tüketim bağımlılığının ihtiyaç artırdığı hektikli yaşam esaretinde günden güne anlam içerik ve değerini yitiren toplumsal ilişki ağında insanı kabullenip taşımakta zorlanan sosyal kopukluklar yılgınlıklar yozlaşmalar çürümeler çöküşler yıkımlar ve kokuşmuşluklar herkese ve her yere hükmeder. Böylece kendine yetişmekte zorlanan insan artık algılarıyla uyuştuğu reklam oyuncağına ve piyasa soytarısına dönerek büyük nüfuslu aileyi yüklenemez olur. Evlerden uzaklaştırılan her kovulmuş yapısal bozukluğu ve boşluğuysa zemin katından tavan arasına kadar birbirine zıt hır gürlü geçimsiz kavganın ve nizahın nispetçisi yarışçısı tahammülsüzlük çöker çullanır. İnsanlar sayı ağırlık ve değer hesabından azalıp küçüldükçe büyük evler herkesten ayrıcalıklı benim olsun da hiç kimsenin olmasın sapkınlığının baykuş viranesine dönüşür. Onun var da benim niye yok kapışmasındaki bu azgın bozgunda ekili dikili topraklar dağlar koylar denizler adalar dereler düzler ovalar yaylalat ve yamaçlar traşlanarak amansız ruhsuz çölleşmenin insan kuraklığına yerle yeksan olur. Bu dipsiz sapsız dangalakça talanın yıkımın vurgunun soygunun sömürünün ve rantın adi cellatlık keyfiyetine bağımlı çevrim çarkındaysa ‘ ben sizin hiç görüp bilmediğiniz doğa harikası şehir gözdesi sakinlik beldesi ve huzur bakiresi buraları buldum gezdim tozdum keşfettim ‘ sanal alemcilik furyasıysa bu nerde ne gördü bulduysa ölümüne çöküp çöreklenen yağma işgal ve talan piyasasını doyurup besleyen av reklam ve ihbar nitelikli taşaronculuk piyonculuğundan başka hiç bir şey değildir.
Mantıken, perşembenin gelişi çarşambadan anlaşılır okunur bilinir malum, petro kimya endüstrisinin modern kulu kölesi olduktan sonra, bütün bağlantıları birbirinin besleyen BOP figüranlarıyla provası çalışılmış yağma yıkımlara soygun sömürü kuklası , provası çok çalışılmışlığın kusursuz hatasız itaatli laboratuvar deneği ve kendine değişmiş başkalaşmışlığın aklı fikri mantığı duyarlılığı düşünceyi sorgulayan felsefeyi ve irdeleyen iradeyi tanrısı bildiği keyfiyet hükümranlığına terkederek kamçılayan güden saplantılarına mahkumluğun oyuncak maskarası olur insan.
Yeni Cehepe’ li müdür yardımcılarından Ali Mahir Başarır’ ın Butlan’ a ilişkin “ Sayın Bahçeli çıksın, masası kurulu Terörsüz Türkiye Komisyonu’ na biz niçin temsilciler verdiğimizi açıklasın” lakırdılı düpedüz itiraf beyanında projesi provası kurulumu işlevi ve tatbikatı “ bizim oğlanlar çok iyi iş becerdi” devamlılığı geleneğinden gelen Tom Barrak formatlı Bop Tezgahında Pekaka” yı ortak odak ve “ kurucu önder’ merkezine koyan ittifakta Akepe, Mehepe, Hedepe, Emep, İşçi Partisi, Hüdapar, Büyük Birlik, Yeni Cehepe’ nin toplum ve dünya gerçekliğini hiçe sayan muhalefetsizleştirilmiş buyruk baskı zorlama ve dayatmalara yağma yıkım denetiminde Terörsüz Türkiye suni gündem başlığıyla yangından mal kaçırırcasına her konuda ayrısız gayrısız birlikte ittifakçı ve beraber olduklarının saklısız gizlisiz dışa vurumuydu.
Bop eşbaşkanlığı hükmüne bağlı bildik alıştık ve kanıksandık her türlü hilede dolapta dümende fursatçılıkta kendi önceliğine çökmüş çullanmışlığa ortak makam merci mal servet mülk iltimas rüşvet istismar gammazlık pay hisse avanta çıkar ve hileleriyle yer seçkinler ayrıcalığında yurt tutmuş her kesimden vurguncu soyguncu ve talancılarının toplum sorunlarıyla hiç bir çare ilgi bağ çözüm bazında çabası gerçekliği derdi düşüncesi savaşımı kaygısı alakası samimiyeti meyli meramı çaresi ve yakınlığı yoktur.
İtirazsız tepkisiz cinsiyetsiz kişiliksiz kimliksiz muhalifsiz kayıtsız duyarsız itibarsız ilgisiz inançsız iradesiz kararsız toplumsuz kıtlık kıran kanaatiyle ölmek - sürünmek aralığına tutsak magazin afyonları, istismar algıları, korku kaygıları, yapay ilişkileri ve hormon gıdasıyla beslenmiş bozulmuş tek tipliliği ve dayatmacı keyfiyet hükümranlığını sağlayan ayrışmış kısıtlanmış her şeyin mülk hakkına sahip, herkesin mutlak uyumla mecbur yaşam kaderini belirleyen dar bopazlara çökmüş çullanmış yağma yıkım düzeneğinin haydut harami topluluğu, gıda enerji ulaşım barınma beslenme güvenlik sağlık iletişim eğitim tarım üretim spor sağlık kültür sanat gibi hayatın bütün can damarlarını sefalet sorun bela kuşku endişe belirsizlik rüşvet imtiyaz ayrıcalık kayırmacılık şiddet kavga kir zehir gürültü nefret kin ve öfke çevrim çarkıyla tıkayarak, soyan sömürenler sultası hep birlikte güdümlü insan kalabalıklarını dikeldikleri ağır faturalı ve herkese kan kusturan etiketlerle modern köle esaretinin hem üreticisi hem de tüketicisi kılarlar.
Bu yüzden sosyal hayatın can damarlarını hem içerden hem dışardan başına buyruk soyan ezen baskılayan yağmalayan yapan yıkan bozan haksız hukuksuzluğa çökmüş çöreklenmiş hırsız gammaz çapulcu yolsuz sömürenler güruhu, Bop çevrim çarkında özenle ürettikleri acıya sefalete çelişkilere sorunlara yıkımlara korkulara dayatmalara kutuplaşmalara yozlaşmalara bağımlılıklara korkulara zavallılıklara endişelere teslimiyete kayıtsızlıklara ve çürümüşlüklere toplumu alışmış kanıksamış kabulde sindiren suni soyut sanal çarpık kaçak kayıt dışı sahte gündemlere arkalanıp güvenerek, Hüküm Mirasını Oniki Eylül’ den aldığıyla her türlü haksız hukuksuz yolsuz kaçak ve kayıt dışılığı kendine her an her şartta dilediği keyfiyetten hak ve miras görmekteler.
Tüm bunlara bağlı bütün ve mantıken ilişkin,
Bu arada On İki Eylül sivilleşmesi olan Bop Elbaşkanlığı’ nın yedek figüranı ve çıkarına düşkünlükte hilesi hurdası rüşveti kayırması sahtekarlığı dubarası dümeni biri diğerinin aynısı siyasi istismar tesisi Yeni Cehepe’ ye sıradaki iş güçler için birbirinin kumaşından çıkartılarak taa Helalleşme ve Yumuşama ORTAKLIK İTTİFAKI Barrak- Trump ayak oyunlarından süregelen kayyum nitelikli mutlak butlan filan tayin tespit ve tahsis edilmiş. Mantıken, Şaşırmak ne mümkün..!
Seyfi Karaca…. Mayıs/26
…
BARKODLU İNSANLAR ÇARŞI BAZARI
…
Körüklü çığlıkların haykırışına
Sürgüsüz kapısız biçilmiş bir ekin tarlası gibidir yaz
Sarı sıcak
Deniz körfez kum kumsal
Ve dağlardan poyraz esintileriyle görüştüğünü değer
Buğulu camlara
Sevgili olduğunun dilekçesini yazar gibi
Karlı yamaçlar ve karşıki taraflar kıvrım büklüm yel ve yağmurmuş meğer
Buralarsa gül rumuzlu bahçeler
Gönülde kor hasrette yangınlığın dumanları tüterken
Başın gözün sadakası yerine niyetiyle
Dallar buzlanıp hicran kırağısı düşerken toprağa
Alım satım çemberlerinde esneyip gerilirken çarşı bazar kıvranıp bükülülen sancılarda dünyayı bitirip tüketen
Barkodlu insanlara
Gıcırdayan sandalya demektedir ki
Çok yüklenip yaslanma nihayetinde her şeyin bir katlanılır sınırı
Taşıyabilir gücü
Tartabilir ölçüsü
Katlanabilir dengesi
Yürütüp sürdürebilir ağırlığı vardır yoksa bilmez anlamaz duymazdan gelirsen koyunlar dağılır
Keçileri kaçırırsın
Sıyırırsın kayışı çark çember ve çerçeve bozulur
Ben yıkılırsam
Seni de birlikte çürüğe çarkıda çıkarırım debelenmen boşunadır sonra
Kuşlar salıp
Zeytin dalı getirir umuduyla
Ekseni kaymış
İnsanı merhum
Meydanı yörüngesi harap Dünya gemisinden
Limansız ufuksuzluk viranesine
Çarpılmış insan
Ve çarpık binalar kurar bozarsın
Kundakçısı olduğun tufandan
Seyfi Karaca. …. Mayıs/26
…
İNSANSIZLAŞAN KRONİKLEŞMİŞ KIYAMET KOZMOPOLİTİĞİNDE
….
Evli barklı olmayı kutlayacak kadar, ortak ilgisi hayatı yakınlığı samimiyeti aidiyeti paylaşımı müjdesi değeri ve yaşama sevinci olanın varmak ve ulaşmak istediği özgürlük alanıdır. Fakat ola ki burayı her türlü emek saygı sevgi sorumluluk çaba amaç niyet ve gayretlerle imar ve mamur ettikten sonra gösterişe meram saran sonsuz sınırsız ihtişam şatafat ve gösterişliliğin kulu kölesi olursa insan aslolan niyet ortadan kaybolur ve uğrunda insanlığı yitirilen mutsuzlukların birbirinden ayrılmış kopmuş paramparça azap güncesinde hiç bir ortak değer itibar yakınlık ilişki saygınlık ve sevinci olmamaya araçsallaşmıştır ev bark insan eşya bina ve tapulu tapusuz her şey.
Yakınlık samimiyet ve sahici ilişkisi kurmak için mezuniyet belgesi vize maske ünvan avans kapora torpil rüşvet riya alavere dalavere veya kimlik bildiriminde bulunması gerekmemektedir insanın.
Hayal düş ve yanılgı kırılmaları, farkındalığı olan insan için sorgulayarak veya empati yaparak öz güven sağlayıcı iyileştirici ve olgunlaştırıcı dönüm ve dönüşüm noktasıdır.
Nohut fasulye kabak gonca yonca börtü böcek dağ yel belde dere bayır ve ekin ekin su sarnıçları un değirmenleri tozlu çamurlu yolkar ve tarlalar, sosyal düzeneği ortak aklı ve toplumsal düzeneği sağlayıcı tüm varlık zenginliğiyle hayat ırmağında ve yeryüzü toprağında insanlık binasını kuran yaşamın vazgeçilmez künyeleriydi.
İnsan eliyle kundaklanmış gösteriş bunaklığı şiddet sapkınlığı hükümranlık sadistliği ve tüketim çılgınlığı fetişizmi kıyametiyle azıp kuduran soyut ve yapay ilişkili esaretinde Git gide ve günden güne ölüp tükenmekte buralı dünya ve sersefil insanlık.
Olumlu veya olumsuz dün geçip gittiğin yaşanmışlıkların hiç durmaksızın anısını tekrarlayarak sabit ve kurak döngüde yıpranmış yozunmuş laçkalaşan anlamsızlığı çoğaltır insan. Bu yüzden bilhassa hayatın çetin zahmetli çetrefilli ve zor günlerinde her zamankinden çak daha etkin çağdaşlığı güncellemenin akıl fikir niyet sorumluluk dirayet irade idrak gayret çaba çare üretim bellek bilinç ve emeğini yormalı ki, hayatın ihtiyaç duyduğu huzuru mutluluğu güvenliği değeri sağlığı dirliği kaynağı güvenceyi ve yenileşmeyi sağlamaya imkanı mümkünü olabilsin.
Değilse darda yokta boş gider boşa döner pazar arabalarını peşinde sürükleyen paslı çilingir, kirli ilişkili uyuz dabaz yalınsaklık ve evi barkı insansız dünyasızlığa terkeylemiş çetrefilli dolambaç.
Hem yoksul hem yoksun hem meskensize diyar, doğru düzgün ortak değerlerle örgülü yaşamak işini yoluna koyamamış olmaktan,
kopmak için bağlanan ve bozulmak için ilim ikrarından vazgeçen sapkınlıklara gide gele
Yollar eskir kaldırımlar aşınır insan bozulur en nihayette çürür değişir düzenndevran
İyilik doğruluk güzellik hak hukuk sevgi saygı liyakat irade huzur ve mutluluk üretemeyen kent metropollerine yığınlaşmış yığınlar kalabalığı olmayan istikrar sağlık dirlik iyilik güzellik yoksulluğunu kapış kapış herkesin birbirini ezdiği yorduğu ve üzdüğü cinnet sarmalında birbirinden söküp alma çapulculuğuna yönelecektir çünkü hızla sicili sabıkalı rol modeline sabit kendini çoğaltan sürü güdümlü amansız sapkın ve azgın kötülüğe bir damla iyimserlik yetmeyecek ve yetişmeyecektir.
Çünkü buranın kırılma noktası, düzeltilebilir ben buraya nasıl geldim sorusuna duyarlılık ve farkındalık gösteren bilinç akıl ve bellek iradesi olduğu halde nereye savrulduğunu sorgulamayan kapılmışlığın kayıtsızlık boş vermişliği ve esaret sarmalıdır.
İnsanlığa çektikleri operasyonlar sırasında dert acı sızı ağıt sorun sıkıntı figan feryat ve illet yükleyerek, dikiş tutmaz iltihaplı yaralar arasında makas matkap kama testere iğne neşter ne ararsan varların morarmış ölüsü hep masada kalan..
Adandıklarının yardakçı yalakacı çıkarcı ve yancı arkalıklarında yuvarlanıp debelenen pislik artıkları yahut tezek zibil böcekleri gibi şiddeti nefreti doyumsuzluğu kokuşmuşluğu bencilliği acımasızlığı acımasızlığı gerilimi bunalımı kirlenmeyi sahtekarlığı keyfiyeti samimiyetsizliği yabancılaşmayı umarsızlığı çaresizliği tükenmişliği yılgınlığı lümpenliği sahtekarlığı soytarılaşmayı rezilliği ve insansızlaşmayı huzur saygınlık özgürlük GÜVEN istikrar ve mutluluk yerine üretip çoğaltıyorsa onarımı tamiri ve geri dönüşü olmayan ölümcül vakadır artık doğa tabiat insanlık değerleri ve dünya devran.
Kendi içindeki cinnet ve cinayet sabıkalısının bilindik belli failini arayan dedektörlüklerle, kavrucu bir sac üstünde hiç durmaksızın zıplayan zirzibil taneleri gibi sürekli görülüp duyulmadık tehlikelinin akıllara bulanıklık ve durgunluk verecek en tehlikelisi uçurumdan aşağı kendini fırlatıp atmak kamyonun altına kaburgasını sermek traktörü omuzlamak apartman duvarından bisiklerle fır dönmek binbir belaya davetiye çıkarmak paraşütsüz gökyüzünden yerin dibine çakılmak balyozla girişmedik sağlam yerini bırakmamak cam yemek suratını dalağını şişlemek gibi gibi her saniye kıyısından döndüğü dizi ve kliplerin kölesi ölümle cebelleşen acayip adrenalin yaratma ipsiz sapsızlığının dünkü ne düdüğü belirsizlikler bugün anne baba oldular ve ilk altı ayı bulmadan şiddetli gerilim bunalım sahtelik soyutluk doyumsuzluk mutsuzluk geçimsizlikleriyle birbirini yiye bitire ayrı gayrılaştılar. Onların çocuklarıysa bugün öznesiz yüklemsiz ve hikayesi olmayan her türlü anormali normal sayan sapkınlıklara talip proğramlanmışlığın kulu kölesi algı hücrelerinde yapay zeka ile haşir neşirler.
Dünyanın her yerinde en acımasız onursuz ruhsuz bencil hırsız yolsuz ve haramı ortak karakteristik niyet maksat ve özellikleri olan soyguncu talancı yağmacı işgalci vurguncu ezen sömüren sülükleri, kolayca güdülebilir şartlanmışlıkları ve toplumsal teslimiyeti alışılmış bağımlılıklarla kurumsallaştırmak için bütün kaynaklara hükmederek özenle örgütleyip dayattıkları adaletsizliklerden kargaşadan gelir dağılımı eşitsizliğinden gericilikten hurafecilikten yozlaşmadan sindirilmişlikten karamsarlıktan korkudan istikrarsızlıktan sefaletten kedercilikten eğitimsizlikten duyarsızlıktan şiddetten kutuplaşmadan kinden nefretten kültür sanatsızlıktan baskıdan belirsizlikten yobazlıktan artan sorunları sürüncemeye bırakmaktan ve iyiliğin tedavülden kalktığı kötülükten ( Terörsüz Tarkiye ana kundakçı unsur olarak Pekakayı vitrine koyan bölme parçalamaya dönük ve Mehepe gibi gizli saklı taşıyıcı figüranların ayyuka çıktığı en güncel ve Bop sürekliliğinin siyasi istismar ayak oyunlarıyla yığınlaşmış birikmiş somut sorunları örtbas eden soyut suni gündemleri sürekli işler faal çalışır kılarak tüm dünyada olduğu gibi Bop Eşbaşkanlığı bünyesinde ortak çıkar hükümranlığının sevk ve idare ettiği Türkiye’ de de aynı planlı projeli dönüm dolaşım ilişki kurgu sür saltanat ağından ) arkalanır ve beslenir.
Bu yüzden haydut harami ilkel azgın sapkın doyumsuz ve yabani keyfiyetin iki bileleninin ardından Yurop ve Rus”lara iştah kabarttığı Çin ile korsanlık haracını alarak dünya çapulculuğunu kotaran ve kurtaran manyak Trump sultası ve şürekası, İran’ a yönelik “ bize mülkünü malını teslşmbet ve pılını pırtını uopla öl” katliamcılığını ve cehennem cellatlığını dayatması hiç de şaşırtıcı değildir çünkü burayı böyleceye her türlü talan vurgun soygun işgal vevhukımlara uygun insansızlığı mutsuzluklarının işlevsiz kayıtsız güdümlü bağımlılığına araçsallaştırarak kullanışlı yapan düzenleyen uran işleten çalıştıran dayatan donatan ören ve örgütleyenler zaten bunlardı.
O bakımdan da ülkelerin tüm varlıklarına ve kaynaklarına el koymada ister kızıl kıyamet aktif katliamcı ve yıkıcı savaşlar sürsün, ister ateş kessin dursun ara versin, ister dursun dursun yeniden ateşlensin, uzatmalarla sinmeyi baskılayarak sündürebildiği kadar uzatsın anlık saniyelik manipülasyonlarda dahi ölüm zulüm saltanatının ilahları kurgulayanları ve uygulayanları olarak hiç kaybetmeksizin kıyamet kurgulu sefaletten yıkımdan yağmadan ve cellatlıklardan hep bunlar kazanmakta.
Seyfi Karaca… Mayıs/26
…
SÖZÜN ÖZÜNE ( insanlığın türkçesiyle)
…
Sözün özüne
İnsanlığın Türkçesiyle
Hiç bir şarta koşula eğilmeden
Bükülmeden
Muhtaç ihraç ve ihtaç olmadan, bedenen ve ruhen eziklik zavallısı acizliğe hükümran olan
Kimliksizliğin kul köle kapısına minnet etmeden
Ricaya amennaya bel ve umut bağlamadan
Özgürlüğün doğallığın ve kendi gerçekliğinin doğduğu yerden doğduk geldik
Aşk neresidir
Yarayı da tanırız çareyi de biliriz
Sevgi saygı kime ne zaman, mertlik ve cesur yüreklilik aslımız neslimizden gelendlr
İnsan kimdir iblis kim,
Biliriz sevinci çocuklaşan yüreklilikle
Onurla
Gururla iyiyi güzeli hakkı hududu şefkati ve huzuru
Gül ne çiçektir biliriz
Cehennem zebaniliğinin cellat katliamcısı zulümlerle tüm dünyaya kan kusturduğu iblis kimdir biliriz
Kaypaklığı iki yüzlülüğü ihaneti kıyameti ve gördüğüne sus pus olanı şarlatanı yalakayı ve şakşakçıyı
Mazlumun ahını zalimi(n zulmünü
Zorbayı ve masumu..
Akrebi çiyanı
Sansarı çakalı leş kargasını yardakçıyı puştu uşaklık kuklası puştu piyonu da biliriz
Kalbinde güvercin kumrusu uçuran aşkı sevgiyi de biliriz
Tanır ve biliriz ki
Buraların Gösterişli kukla soytarısı olarak yaşamaktansa
Yalınçıplak
Yiğitçe
Özü sözü bir özgürce ve nasıl doğduysa öylece
Türklüğün aklı fikri vicdanıyla ölmek
Ölümsüzlüğün namı değerindendir
Biz kendimizi ezel ezelden tanır biliriz
Seyfi