Söz söylerken mizandan geçir. Zira söylediğinden mesulsün. Söylediğin sözün karşı tarafa faydası var mı? Ya da söylediğin söz seni zarara uğratır mı? Ettiğin kelam gıybetse hem seni hem de muhatabını müflis kılar. Her hakikat söylenmeye muhtaç değildir. İki düşün bir söyle demişler ya hani, ben de diyorum ki bu zamanda beş düşün ölç, tart, biç, vicdan süzgecinden geçir sonra söyle. Ya hayır söyle ya da sus!
söz ve hal aynı kaynaktan doğan iki güzele benzermiş. hal paranın tura tarafı ise söz de yazı tarafı gibidir aynı kaynaktan doğar ikiside .iyide kaynak ne?
Söz…. Tamam aşkım SÖZ….! ! ! Sözümüz söz. Sözümüz var sözümüze Özümüze kendimize. Bir kez daha söz. SÖZ….! ! ! Söz kırgınlıkların biteceği Söz merakların dineceği Söz özlemlerin olmayacağı Söz sessizliğin olmayacağı Söz sensizliğin yaşanmayacağı günlere SÖZ olsun sana… Sözüm olsun adam gibi..
'Söz latif, daima ışıyan, ışığı hiç eksilmeyen bir güneştir. Fakat sen güneşi görmek, ondan zevk almak için, kesif bir şeye muhtaçsın. Derken iş bir yere varır ki o ışıkları, o letafeti kesif bir vasıta olmadanda görebilir; buna alışırsın, onu seyretmeye koyulursun, güç-kuvvet sahibi olursun; o letafet denizinde şaşılacak renkler, şaşılacak şeyler görür, seyredersin. Neden şaşırıyorsun ki o söz, söylesende söylemesende boyuna sende var. Düşüncede söz yok dersen deriz ki: onda da söz var; hemde boyuna söz var. İnsan konuşan hayvandır demişler ya; o canlılık sen diri oldukça sendedir; o halde sözünde boyuna sende olması gerek. Hayvanın birşey çiğnemesi, geviş getirmesi, hayvanlığının belirtisidir ama, böyuna çiğneyip geviş getirmesi de şart değildir. Sözde buna benzer; söylemek, meram anlatmak içindir, ama boyuna söylemekte şart değil ya.'
Karanlıkta, unutulmuş, unutuldukları için sönmüş milyonlarca yıldızla boşluğa uzanmış bulmuş kendimi.Bir sorum yoktu, yanıta da ihtiyacım...
Olay, belirli bir zaman dilimi değil, bunların birçoğundan meydana gelmiş rutin olmayan bir zincirin tümü idi. Bir sır olmak üzere mühürlenmişti. Doğrusu, yardım etmeyi dilemiş, merhamet için doğmuş bir varlığın anımsayamadığı bir sözdü.
Hizmet etmek istiyorsan kimseye söyleme dedi varlık çocuğa. Çocuk üzerine abanan ağırlıktan kurtulmak istese de kurtulamıyordu. Varlık hoşnuttu; kalbe kilitlenmiş çığlığın mührü sessizlikle güçleniyordu. Acı arttıkça eskiyor, kadim bir hal alıyordu.
'Annemi çağıracağım' dedi çocuk. Acıdan kurtulmaktan çok,varlığı, unutulmuş bir öcü masalıyla korkutmaya çalışıyor gibiydi. Varlık hala güçlüydü. Yalnız çığlıkları duyan anneler onu korkutabilirdi.
Çocuk çığlık atmayı unutmuştu yine de bağırdı 'anneeeee, anneeee, annneeeee...'
Durmaksızın 'anne' diye bağırıyor, aslında birileri onu duysun istiyordu. Sayıyordu: (1) anneeee, (2) anneeeee, (3) anneeeee, (4) anneeeee....
Sonra sayıları ve çağırışın nedenini, dolayısıyla anlamını yitirdi. O zaman anne çocuğu duydu. Geceliğiyle çocuğu kurtarmaya geldi. Mühür kırıldı. Çocuk acı ve merhametle mühürlenmiş gerçeği gözyaşlarıyla anlattı.
Sonsuza dek kırılan mühür şimdi varlığın kaderini mühürlemişti.
Ya kalın kalın harflerle kayda değer bir şeylere kâim olursunuz.. Ya da özgürlük yanılsıması için de hiç kayda değer olmayan bir şeylere bağlanırsınız...
bana hayatımın en büyük sözü var hayatımdaki en güvendiğim insandan... biz beraber ayrılacağız inşl. bu hayattan. ve beni asla yanlız bırakmayacak... tbi bende onu =)
Sözü söyle alana,kulağında kalana Birine öğüt vermek istersin.Seni dinlemez,bildiğini yapar Böylelerine öğüt verilmez.Belli bir yaşa ulaşmış olanlara öğüt vermek zaten olumlu bir davranış değildir.
Sözünü bil,pişir; ağzını der, devşir:Aklına,dilinin ucuna geleni hemen söyleme.Önce bir düşün söyleyeceğim nereye varır, etkisi ne olur.Konuşacaksan ondan sonra konuş.
Söz gümüşse,sükut altındır:insanın ağzı var,dili var, elbet konuşacak.Ne ki konuşmanın da bir yeri,zamanı vardır.Çok konuşursak bunlara dikkat edemeyiz.Çok konuşmaktansa daha çok dinlemeyi yeğleyelim.
Söz söylerken mizandan geçir. Zira söylediğinden mesulsün. Söylediğin sözün karşı tarafa faydası var mı? Ya da söylediğin söz seni zarara uğratır mı? Ettiğin kelam gıybetse hem seni hem de muhatabını müflis kılar. Her hakikat söylenmeye muhtaç değildir. İki düşün bir söyle demişler ya hani, ben de diyorum ki bu zamanda beş düşün ölç, tart, biç, vicdan süzgecinden geçir sonra söyle. Ya hayır söyle ya da sus!
"tolichona"
söz ve hal aynı kaynaktan doğan iki güzele benzermiş.
hal paranın tura tarafı ise söz de yazı tarafı gibidir aynı kaynaktan doğar ikiside .iyide kaynak ne?
Söz….
Tamam aşkım
SÖZ….! ! !
Sözümüz söz.
Sözümüz var sözümüze
Özümüze kendimize.
Bir kez daha söz.
SÖZ….! ! !
Söz kırgınlıkların biteceği
Söz merakların dineceği
Söz özlemlerin olmayacağı
Söz sessizliğin olmayacağı
Söz sensizliğin yaşanmayacağı günlere
SÖZ olsun sana…
Sözüm olsun adam gibi..
Levent Karakaş
Bir tarafı dinlemeden karar veren; doğru karar versede, adaletsizlik etmiş olur.
Hz. Ali (r.a)
Susmakla canın özü, yüzlerce gelişmeye ulaşır. Ama söz, dile geldi mi, öz harcan...ır.
'Söz latif, daima ışıyan, ışığı hiç eksilmeyen bir güneştir. Fakat sen güneşi görmek, ondan zevk almak için, kesif bir şeye muhtaçsın. Derken iş bir yere varır ki o ışıkları, o letafeti kesif bir vasıta olmadanda görebilir; buna alışırsın, onu seyretmeye koyulursun, güç-kuvvet sahibi olursun; o letafet denizinde şaşılacak renkler, şaşılacak şeyler görür, seyredersin. Neden şaşırıyorsun ki o söz, söylesende söylemesende boyuna sende var.
Düşüncede söz yok dersen deriz ki: onda da söz var; hemde boyuna söz var. İnsan konuşan hayvandır demişler ya; o canlılık sen diri oldukça sendedir; o halde sözünde boyuna sende olması gerek. Hayvanın birşey çiğnemesi, geviş getirmesi, hayvanlığının belirtisidir ama, böyuna çiğneyip geviş getirmesi de şart değildir. Sözde buna benzer; söylemek, meram anlatmak içindir, ama boyuna söylemekte şart değil ya.'
(mevlana,fi hi ma fih)
Aramızda dağlar yollar yıllar var iken
Beni sana sımsıkı sarılı görenler olmuş...
(Alıntı)
Karanlıkta, unutulmuş, unutuldukları için sönmüş milyonlarca yıldızla boşluğa uzanmış bulmuş kendimi.Bir sorum yoktu, yanıta da ihtiyacım...
Olay, belirli bir zaman dilimi değil, bunların birçoğundan meydana gelmiş rutin olmayan bir zincirin tümü idi. Bir sır olmak üzere mühürlenmişti. Doğrusu, yardım etmeyi dilemiş, merhamet için doğmuş bir varlığın anımsayamadığı bir sözdü.
Hizmet etmek istiyorsan kimseye söyleme dedi varlık çocuğa. Çocuk üzerine abanan ağırlıktan kurtulmak istese de kurtulamıyordu. Varlık hoşnuttu; kalbe kilitlenmiş çığlığın mührü sessizlikle güçleniyordu. Acı arttıkça eskiyor, kadim bir hal alıyordu.
'Annemi çağıracağım' dedi çocuk. Acıdan kurtulmaktan çok,varlığı, unutulmuş bir öcü masalıyla korkutmaya çalışıyor gibiydi. Varlık hala güçlüydü. Yalnız çığlıkları duyan anneler onu korkutabilirdi.
Çocuk çığlık atmayı unutmuştu yine de bağırdı 'anneeeee, anneeee, annneeeee...'
Durmaksızın 'anne' diye bağırıyor, aslında birileri onu duysun istiyordu. Sayıyordu: (1) anneeee, (2) anneeeee, (3) anneeeee, (4) anneeeee....
Sonra sayıları ve çağırışın nedenini, dolayısıyla anlamını yitirdi. O zaman anne çocuğu duydu. Geceliğiyle çocuğu kurtarmaya geldi. Mühür kırıldı. Çocuk acı ve merhametle mühürlenmiş gerçeği gözyaşlarıyla anlattı.
Sonsuza dek kırılan mühür şimdi varlığın kaderini mühürlemişti.
Şekerin yalnız adını duymak bile, daha iyidir zehir koymaktan dile!
(İmam-ı Rabbani) (Hz)
Ya kalın kalın harflerle kayda değer bir şeylere kâim olursunuz..
Ya da özgürlük yanılsıması için de hiç kayda değer olmayan bir şeylere bağlanırsınız...
Allahu E'lemu...
Bir gün elbette sofraya birlikte çökeriz
Sen dağ gibi kurul ben zerre bir yer tutayım..
(Cahit Zarifoğlu)
Bunca harfi seçerken, ardı ardına dizerken, yazdığına bir gaye biçmeli // Adı Aşk.. Firari ;)
Dön ey devran ve ister hazan ol, ister bahar ol..
Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner..
İlk söz de SubhanAllah..
Son söz de..
SubhanAllah!
Kimin için Allah var, ona her şey var ve kimin için yoksa, her şey ona yoktur, hiçtir..(Şuâlar)
bana hayatımın en büyük sözü var hayatımdaki en güvendiğim insandan...
biz beraber ayrılacağız inşl. bu hayattan.
ve beni asla yanlız bırakmayacak...
tbi bende onu =)
SuS! Söz yok! Ses yok!
1) söylenmiş şeyler..
2) nişandan önceki iki aile arası genç çiftleri birbirne bağlayan anlaşma
3) yapılacağına dair verilmiş vaat
verilen söz vaciptir bu yüzden sözünüzden caymayınız :)
muhabbet...
özden geliyorsa sözler, muhabbetin tadına doyum olmaz...
Bir sanattır söz söylemek.....
Bir çok insan ırkı ağzı ile söylemeyi halen becerememektedir...
(!)
Yemeden doyun..
Kulaksız duyun..
Harfsiz konuşup SuSun..
Söz bitti artık...Mevlana
Sözü söyle alana,kulağında kalana
Birine öğüt vermek istersin.Seni dinlemez,bildiğini yapar Böylelerine öğüt verilmez.Belli bir yaşa ulaşmış olanlara öğüt vermek zaten olumlu bir davranış değildir.
Sözünü bil,pişir; ağzını der, devşir:Aklına,dilinin ucuna geleni hemen söyleme.Önce bir düşün söyleyeceğim nereye varır, etkisi ne olur.Konuşacaksan ondan sonra konuş.
Söz ağızdan çıkar(!)
Söz gümüşse,sükut altındır:insanın ağzı var,dili var, elbet konuşacak.Ne ki konuşmanın da bir yeri,zamanı vardır.Çok konuşursak bunlara dikkat edemeyiz.Çok konuşmaktansa daha çok dinlemeyi yeğleyelim.
'Mezardakilerin pişman oldukları şeyler için dünyadakiler birbirlerini kırıp geçirmektedirler.'
İmam Gazali
1 seyi anlatmak icin en kolay yoldur
Kulağın duymadığı sözü söyleyen dil, karşıdaki kalbe ok gibi isler...