Haydar Bey (15 Nisan 1923 - 8 Haziran 1924) 11 ay Emin Erkul (8 Haziran 1924-12 Ekim 1926) 2 yıl Muhittin Üstündağ (29 Ocak 1926 - 4 Aralık 1938) 13 yıl Lütfi Kırdar (8 Aralık 1938 -16 Ekim 1949) 11 yıl Fahrettin Kerim Gökay (24 Ekim 1949 - 26 Ekim 1957) 8 yıl Mümtaz Tarhan (29 Kasım 1957 - 11 Mayıs 1958) 5 ay Ethem Yetkiner (14 Mayıs 1958 - 24 Aralık 1958) 7 ay Şefik Erensü (14 Haziran 1960 - 24 Eylül 1960) 4 ay Refik Tulga (24 Eylül 1960-26 Şubat 1962) 2 yıl Turan Ertuğ (vekil) (27 Şubat 1962-16 Mart 1962) 17 gün Kamuran Görgün (18 Mart 1962-30 Ocak 1963) 9 ay Kadri İlkay (vekil) (30 Ocak 1963-31 Ocak 1963) 1 gün Niyazi Akı (vekil) (31 Ocak 1963-28 Şubat 1963) 28 gün Necdet Uğur (28 Şubat 1963-9 Aralık 1963) 9 ay Haşim İşcan (10 Aralık 1963 -11 Mart 1968) 4 yıl Ahmet İsvan (14 Aralık 1973 - 11 Aralık 1977) 4 yıl Aytekin Kotil (14 Aralık 1977-12 Eylül 1980) 3 yıl İsmail Hakkı Akansel(12 Eylül 1980-30 Ağustos 1981) 1 yıl Ecmel Kutay (30 Ağustos 1981-24 Eylül 1982) 1 yıl Abdullah Tırtıl (24 Eylül 1982-26 Mart 1984) 2 yıl Bedrettin Dalan (26 Mart 1984 - 28 Mart 1989) 5 yıl Nurettin Sözen (28 Mart 1989-27 Mart 1994) 5 yıl Recep Tayyip Erdoğan (27 Mart 1994- 6 Kasım 1998) 4 yıl Ali Müfit Gürtuna (12 Kasım 1998- 01 Nisan 2004) 6 yıl Kadir Topbaş (28 Mart 2004 - 2017) 13 Yıl Mevlüt Uysal (28 Eylül 2017- 31 Mart 2019) 2 yıl
--Bu adamların ortak noktası İstanbul'un ama uzun ama kısa süreli de olsa Belediye Başkanı olmuş olmaları. 1 gün başkanlık yapanları da var 13 yıl yapanları da.. En zor zamanda göreve gelenleride...yani darbe zamanları..öncesi ve sonrasıda. bir ortak noktaları daha var bu belediye başkanlarının... en zor zamanlarda bile istanbulun veri tabanını iç etmeye kalkmamışlar.. yedeklemeye, kopyalamaya başka bir deyiş ile çalmaya kalkmamışlar. sanırım anlayan anladı ne demek istediğimi... uyan İstanbullu uyan.!!! Fatih Sultan Mehmet Han, 30 kupona almadı bu şehri.. o tarih ki 1453, karanlık orta çağ kapandı yeni çağ başladı dünyada.! Zulüm bitti o gün 29 mayıs'ta.
Ne kimseden kaçarak ne yaşama koşarak sadece yola çıkmak gerek adı gitmek olsun diye. Zaman mekan aramadan yer iz yol sormadan canını savurmak her istediğin yere.
Mesele : Açgözlülük İnsanlık değerlerini yerle bir eden önü alınamaz bir doyumsuzluktur açgözlülük. .. İlk cinayet de bu sebeple değil mi? Kanaatsizlik Bedavacılık Gözünü yükseklere dikmek Şükürsüzlük Önünde ki lokmaya razı olmamak ... Dünya hayatı bir gölgelikken nedir bu doyumsuzluk.
bir ebru hilal, lebleri zülal, bir ruhleri al; başı önünde, devlet yanında, ben gerdanında; benleri yıldız, dilber bir kız; kaşları yaydır, çehresi aydır; benleri çoktur, akranı yoktur; bir yüzü mah , bir zülf -i siyah, bedir- mahyüzlü, bir ahu gözlü, bir şirin sözlü; bakıp durmalı, cana sarmalı, hemen almalı; zülfü burmalı, saçı sırmalı, bir teni ablak, pamuktan yumşak ; bir tatlı dilli, bir ince belli, yanağı güllü, neydüği belli; bu resme meşhur, gözleri mahmur, kaşları samur, elma yanaklı, kiraz dudaklı, gümüş tırnaklı; naziktir eli, çifte gamzeli, bu resme metin...
Senin bulunduğun şu durumdan her halikar da güzeldir tahtalı köy.Acıyorum sana bir bayan olarak küfür şeklinde mesaj yazmana.insanlar konuşma şekli ile kendini belli eder kullandıkları hakaretler kendilerinin açık ifadesidir.Tedaviye ihtiyacın olursa kliniğime beklerim :))
İnsanın mayasında kendini beğenmişlik gibi kötü bir hastalık vardır. Evrende yaratılmış olanların en acizi ve en zayıfı insanken en mağruru da odur.
Buğdayda dene olsan
Un olursun
Zaman geçer
Bir fakir öper alnına koyar seni
akıllan be deli gönül,akıllannnnnn
dedim dedimde noldu...
bişi demiyorum işte
Çok az bir mutluluk kalmış senin gözünde
Haydar Bey (15 Nisan 1923 - 8 Haziran 1924) 11 ay
Emin Erkul (8 Haziran 1924-12 Ekim 1926) 2 yıl
Muhittin Üstündağ (29 Ocak 1926 - 4 Aralık 1938) 13 yıl
Lütfi Kırdar (8 Aralık 1938 -16 Ekim 1949) 11 yıl
Fahrettin Kerim Gökay (24 Ekim 1949 - 26 Ekim 1957) 8 yıl
Mümtaz Tarhan (29 Kasım 1957 - 11 Mayıs 1958) 5 ay
Ethem Yetkiner (14 Mayıs 1958 - 24 Aralık 1958) 7 ay
Şefik Erensü (14 Haziran 1960 - 24 Eylül 1960) 4 ay
Refik Tulga (24 Eylül 1960-26 Şubat 1962) 2 yıl
Turan Ertuğ (vekil) (27 Şubat 1962-16 Mart 1962) 17 gün
Kamuran Görgün (18 Mart 1962-30 Ocak 1963) 9 ay
Kadri İlkay (vekil) (30 Ocak 1963-31 Ocak 1963) 1 gün
Niyazi Akı (vekil) (31 Ocak 1963-28 Şubat 1963) 28 gün
Necdet Uğur (28 Şubat 1963-9 Aralık 1963) 9 ay
Haşim İşcan (10 Aralık 1963 -11 Mart 1968) 4 yıl
Ahmet İsvan (14 Aralık 1973 - 11 Aralık 1977) 4 yıl
Aytekin Kotil (14 Aralık 1977-12 Eylül 1980) 3 yıl
İsmail Hakkı Akansel(12 Eylül 1980-30 Ağustos 1981) 1 yıl
Ecmel Kutay (30 Ağustos 1981-24 Eylül 1982) 1 yıl
Abdullah Tırtıl (24 Eylül 1982-26 Mart 1984) 2 yıl
Bedrettin Dalan (26 Mart 1984 - 28 Mart 1989) 5 yıl
Nurettin Sözen (28 Mart 1989-27 Mart 1994) 5 yıl
Recep Tayyip Erdoğan (27 Mart 1994- 6 Kasım 1998) 4 yıl
Ali Müfit Gürtuna (12 Kasım 1998- 01 Nisan 2004) 6 yıl
Kadir Topbaş (28 Mart 2004 - 2017) 13 Yıl
Mevlüt Uysal (28 Eylül 2017- 31 Mart 2019) 2 yıl
--Bu adamların ortak noktası İstanbul'un ama uzun ama kısa süreli de olsa Belediye Başkanı olmuş olmaları.
1 gün başkanlık yapanları da var 13 yıl yapanları da..
En zor zamanda göreve gelenleride...yani darbe zamanları..öncesi ve sonrasıda.
bir ortak noktaları daha var bu belediye başkanlarının...
en zor zamanlarda bile istanbulun veri tabanını iç etmeye kalkmamışlar..
yedeklemeye, kopyalamaya başka bir deyiş ile çalmaya kalkmamışlar.
sanırım anlayan anladı ne demek istediğimi...
uyan İstanbullu uyan.!!!
Fatih Sultan Mehmet Han, 30 kupona almadı bu şehri..
o tarih ki 1453, karanlık orta çağ kapandı yeni çağ başladı dünyada.!
Zulüm bitti o gün 29 mayıs'ta.
Ne kimseden kaçarak ne yaşama koşarak sadece yola çıkmak gerek adı gitmek olsun diye.
Zaman mekan aramadan yer iz yol sormadan canını savurmak her istediğin yere.
Mesele : Açgözlülük
İnsanlık değerlerini yerle bir eden önü alınamaz bir doyumsuzluktur açgözlülük. ..
İlk cinayet de bu sebeple değil mi?
Kanaatsizlik
Bedavacılık
Gözünü yükseklere dikmek
Şükürsüzlük
Önünde ki lokmaya razı olmamak ...
Dünya hayatı bir gölgelikken nedir bu doyumsuzluk.
Herkes gibi ol, kimseye benzeme
Günlerden hüzün
Gönül buruk
Duygular sönük
Elde var hüzün
Kalbinin götürdüğü yere gitsen ne olacak,yine hüsran yine hüsran
Narkoz verilmiş gibi bir durgunluk bugünkü. Zaman zaman bu durumda hiç de yadırganacak bir şey olduğunu fark edemiyorum bile.
Yazacak birşey olmuyor,ilham gelmeyince.
Kendini dertli sanıyorsun dert görmeyince
.. acıyorum .. ve çarmıha geriyorum .. dengesizliğini ... öyle kabul ediyorum seni ..
!
..
..
Bir kağıda sensizlik yazdım. Yine de çok hoşuma gidiyor. Çünkü, sensizlik kelimesi bile senle başlıyor...
C S
Karne zamanı üzgün çocuk görmek istemiyorum. Öğretmen egosu lanet birşeydir, gençlerin hayalleri ile oynamamak gerekir
Üstü kalsın bıraktığın bu sevdanın
..
Denizsin sen
Ha bir bardak eksik ha fazla :)
.. teşk ederim :)
Ayı'ya dayı demiyorum ...
Yıkılsın KÖPRÜLER
bir ebru hilal, lebleri zülal, bir ruhleri al; başı önünde, devlet yanında, ben gerdanında; benleri yıldız, dilber bir kız; kaşları yaydır, çehresi aydır; benleri çoktur, akranı yoktur; bir yüzü mah , bir zülf -i siyah, bedir- mahyüzlü, bir ahu gözlü, bir şirin sözlü; bakıp durmalı, cana sarmalı, hemen almalı; zülfü burmalı, saçı sırmalı, bir teni ablak, pamuktan yumşak ; bir tatlı dilli, bir ince belli, yanağı güllü, neydüği belli; bu resme meşhur, gözleri mahmur, kaşları samur, elma yanaklı, kiraz dudaklı, gümüş tırnaklı; naziktir eli, çifte gamzeli, bu resme metin...
-
Mutluluk Muş ovasına gemilerini demirledi
Martı seslerine bırakacağım kendimi
Bana ayrılığı anlatma
Simit kokusu yakışır sana
Seninle şu taşa oturup susamıyoruz ki
Senin bulunduğun şu durumdan her halikar da güzeldir tahtalı köy.Acıyorum sana bir bayan olarak küfür şeklinde mesaj yazmana.insanlar konuşma şekli ile kendini belli eder kullandıkları hakaretler kendilerinin açık ifadesidir.Tedaviye ihtiyacın olursa kliniğime beklerim :))
.. elimden geleni yaptıktantan sonra hala olmuyorsa sıra ayağından gelini yapmakta .. gitmek gibi mesela
...
Kokusuna kadın karıştır bu gecenin
olacak bu iş, sende gör......
dedim ve hep derim,
ben yapamıyacağım şeylere,.. asla söz vermem
Kafanı cama yasIayıp, kuIakIığı taktıktan sonra o yoIun nereye gittiğinin bir önemi kaImıyor.
ben seni,herşeye rağmen sevdim,
Elin, ayağın bastığı yerin ötesini ister arzular
Etrafı çevrili hüzündür otogarlar