arkadaşlar bazıları vardır amiyane tabirle yamaktir diplomasi falan yoktur ya bir diplomali yanında yarim bir meslek adına literatür öğrenmiştir size ya avukatlık ya da Dr lik taslar bunun adına içe bastırılmış eziklik derler.iyi geceler herkese.
Mümin dedi alındım kendim bildim Müslüman dedi alındım kendim bildim, Ey iman edenler dedi inandım kendimi buldum, Siz hep başkalarını okudunuz kitapta ben ise hep kendimi kendimi okudum ve kendimi buldum.
Cennet dedi evet dedim, Cehennem dedi sana sığınırım dedim, Kader dedi iman ettim, İlim dedi nokta dedim, Kalem dedi nur dedim, Söz dedi vaad dedi, Yaparım dedim söz verdim. Yardım istedim sabır ve namaz dedi. Kıldım istedim. Siz hep başkalarını okudunuz kitapta ben ise hep kendimi kendimi okudum ve kendimi buldum. Çünkü kuldum.
bir kaderden bir kadere koşuyoruz sukurki yazgımız birlik vahdet dolu.bahar dolu güneş dolu ışık dolu aydınlık dolu nur dolu.bir dolu kaderin sebatkar iscileriyiz.
Hasret yakar gözlerimi, Ey canan, Turan benim özlemimdi, Ey canan,
İnsan olduk, kavim, olduk hem kardaş, Müjde sunduk, zafer olduk, Ey canan.
Kafkaslara daya sırtı şu kışta, Bahar gördüm yaz gördüm şu kışta, Hikmet olur her bilinmez bir işte Ey canan.
İnsan olan anlar beni önce ana ve baba Sonra kavim kardaş akraba, İslam olan herkeslere merhaba, Ey canan.
Sebat ile fitne odağı delinir, Sebat ile zafer yolu bilinir, Sebat ile sabah namaz kılınır, Ey canan.
Ben milletimin aziz olan neferiyim, Hem kışım baharıyım müjdesiyim, Yalnız bir ve tek olan O Allah'ın Askeriyim emriyim Ey canan.
Mazlumlara uzatırım duadan el, Kitap indi sır indi sırdan el, Çekmem artık şu asırdan tek bir el, Ey canan.
Kutlu olsun yılımız hem ilimiz yurdumuz, Çakal sevmez bizim sembol kurdumuz, Arslan bile yaraşır onun adına, Riya sevmez yalan sevmez inkar sevmez Ey canan.
kalbini imanla bedenini ibadetle şereflendirenlere selam olsun.kalp şerefli olursa beden de şerefli olur herkese mutlu yıllar ve şerefli ve aziz insanlarla karşılaşmanız dileğiyle.
Yarın, bugünden daha iyi olsun... 23 de 22'den... Yarını bir milat kabul edelim... Sağlıkla, sevgiyle, aşkla, ağız tadıyla bir yıl geçirmenizi can-ı gönülden temenni ediyorum... Tüm beklentileriniz gerçekleşsin... Mutlu yıllar...
derin yalnızlık sıktığım portakal suyunu da masaya getirip zorlama bir coşkuyla hadi bakalım diyorum. kahvaltımızı yapalım acele et çıkmamız lazım. bu gün okulun ilk günü. oğlum bu gün okula başlayacak. yepyeni okul formasını giymiş, ne de yakışmış. bir kaç lokma yemeye zorluyor kendisini ona göstermemeye uğraştığım tedirginliğimi yoğun bir çabayla sesime yüklediğim coşkuyla kapamaya çalışıyorum. çok sessiz benim oğlum evde sessiz, sokakta sessiz, alış verişte sessiz bir iki çocuğun olduğu ortamlarda sessiz ilk adımı hep karşıdan bekliyor, tek arkadaşı benim benimleyken dünyalar onun oluyor, her şeyi sevgiyi mutluluğu, acıyı, nefreti,durgunluğu, coşkuyu yalnız benimle paylaşabiliyor. yalnızlığı beni hep tedirgin ediyor, içimde bir kıymık ve okıymığın verdiği ince bir sızı. babasının ölümünden sonra daha da arttı insanlarla iletişime geçememe hali bana daha da düşkünleşti. kreşe bile devam etmek istemedi, ilkokuldan önceki bir yıl günlerini evde benim işten dönmemi bekleyerek geçirdi. onu açılsın oynasın diye götürdüğüm parklarda tek başına bir kenarda oynuyor, kimseye karışmamayı tercih ediyordu, ömrünün en nadir bir iki çocukla oynadığı zamanlarını hatırlıyorum çok mutluydu, dünyalar onun olmuştu, hele adının söylenmesinin kızgınlıkla bile olsa onu çok mutlu ettiğini fark etmiştim. bu gün okula gidecek olan oğlum yaşamında çok önemli bir başlangıç yapıyordu, biliyordum bu onun üstesinden gelinmesi çok zor bir ödevdi son bir kaç hafta sürekli okulla ilgili sorular sordu ben onu bırakıp gidecek miydim bir daha hiç gelmeyecek miydim insanlar ona nasıl davranacaktı. minik ellerini bıraktım haydi şu sıraya otur dedim, pırıl pırıl bakan onlarca çocuk vardı orada, onlardan biri de benim yavrumdu parmaklarımı sıkı sıkı sarmış haldeki minik eli çözüldü, duraksayarak gösterdiğim yere oturdu. arkama baktım el salladım göz yaşlarımı görmesin diye hızla uzaklaştım. aradan geçen bir kaç gün çok coşkuluydu bana arkadaşlarını öğretmenini anlatıyordu bol bol yaptığı bazı saçma şakalara arkadaşlarının kahkahalarla güldüklerini teneffüste kaçırdığı gol için nasıl tartıştıklarını falan filan öğretmeni o gün aferin ilk sen yaptın deyip başını okşamıştı, ertesi gün niye arkadaşına vurdun deyip azarlamıştı olay ne olursa olsun anlatırken çok mutluydu. bir gün işten izin alıp okula gittim sınıfından bir iki öğrenci gördüm oğlumu sordum tanımıyorlardı sınıfa çıktım oğlumu bahçede boşuna aramıştım sınıfta en arka sırada tek başına oturuyordu, sıralarında sohbet eden bir iki öğrenciyi imrenerek dinliyordu, o zaman anladım oğlum bana hikayeler uyduruyordu, iyi ama neden öğretmeni onun çok sessiz sakin bir çocuk olduğunu kendisine bir şey sorulmadıkça hiç ağzını açmadığını verdiği cevapların da bir iki kelimelik olduğunu anlattığında hiç şaşırmadım. evde bu konuyu sorduğumda bana cevap vermedi onun yerine kocaman göz bebeklerini gözlerime dikip yalan söylediği için çok özür dilermiş gibi baktı. takip eden günlerde artık oğlum hikayeler anlatmıyordu sessizce yemeğini yiyip, sessizce odasına geçip ödevlerini yapıyor, sessizce televizyon izliyor ve uykusu geldiğinde sessizce uyuyordu. bu hali içime işliyordu, bir gün oğlum bana anne arkadaşlarımı eve çağırabilir miyim dedi. çok şaşırdım çünkü oğlumun hiç arkadaşı olmadığını biliyordum tabiiii oğlum dedim oğlum çok mutluydu, yanağıma bir öpücük kondurdu. pasta da yapar mısın anne tabiii ki hem de senin istediğin gibi kakaolu dedim anneciğim çok mutluyum dedi. ertesi gün işten geldim. görünürde hiçbir tuhaflık yoktu. oğlum benden önce gelmişti. anne dedi içeride misafirlerimiz var gel seni onlarla tanıştırayım. hayret hiç ayakkabı yoktu kapıda. elimden tutup odaya beraber girmemizi sağladı. bu barış barış bu annem dedi ben sesim titreyerek memnun oldum barış dedim bu da Ahmet hoş geldin Ahmet dedim kalbim hızlanmıştı. oğlum dikkatle bana bakıyor bir saniye bile gözlerini benden ayırmıyordu. nasıl buldun anne arkadaşlarımı çok iyiler yavrum çok hoşlar diyebildim. benim annem çok harikadır dedi kendisi böbürlenerek. ben pastayı getireyim diyip hızla kendimi odadan dışarı attım. mutfakta hıçkırıklarımı içime atarak ağladım, oğlumun duymasını istemiyordum onu yıllardır ilk kez bu kadar coşkulu ve mutlu görüyordum uyandırmaya kıyamadım dokunduğumda kırılıverecek cam bir dünyaydı ev eşyalar ve oğlum dağılıp gidivermesine buna sebep olanın ben olmasına gönlüm razı gelmiyordu. oğlumun odadan kahkahaları duyuluyordu, gözlerimi kurulayıp kendimi teskin ettikten sonra pasta tabaklarıyla odaya girdim oğlum masaya tabakları yerleştiriyordu itinayla beni de oturttuktan sonra hep beraber sohbet ederek pastalarımızı yedik hayatımda yediğim en acı nimetti o pasta bizi bir gören kesinlikle deli olduğumuzu anlardı. oğlum arkadaşlarını yolcu etti bu olayı bir daha konuşmadık psikiyatrın söylediğine göre oğlumunki çok derin bir yalnızlıktı. çocuk zihni bu yalnızlığın ona yüklediği duygusal yükü taşıyamamıştı. oğlum benim güzel oğlum sen dünyanın en sevgi dolu en sevmeye sevilmeye muhtaç kalbindeki sevgiyle en kalabalık insanısın.
arkadaşlar bazıları vardır amiyane tabirle yamaktir diplomasi falan yoktur ya bir diplomali yanında yarim bir meslek adına literatür öğrenmiştir size ya avukatlık ya da Dr lik taslar bunun adına içe bastırılmış eziklik derler.iyi geceler herkese.
biz hep ali gel fişi ile başladık ama
yüz yıl boyuca bize hala ali kimdir öğretmediler.
ASLINDA ALİ İLİMDİR
İLİMDİYE ÖĞRETTİKLERİ YALNIZ HARF VE ŞKİLLERDEN İBARETMİŞ.
Kul
Mümin dedi alındım kendim bildim
Müslüman dedi alındım kendim bildim,
Ey iman edenler dedi inandım kendimi buldum,
Siz hep başkalarını okudunuz kitapta ben ise hep kendimi kendimi okudum ve kendimi buldum.
Cennet dedi evet dedim,
Cehennem dedi sana sığınırım dedim,
Kader dedi iman ettim,
İlim dedi nokta dedim,
Kalem dedi nur dedim,
Söz dedi vaad dedi,
Yaparım dedim söz verdim.
Yardım istedim sabır ve namaz dedi.
Kıldım istedim.
Siz hep başkalarını okudunuz kitapta ben ise hep kendimi kendimi okudum ve kendimi buldum.
Çünkü kuldum.
siz hep başkalarını okudunuz kitapta ben ise hep kendimi kendimi okudum ve kendimi buldum
şiiri severim ama açıklayıp izah etmesinden nefret ederim.
bir kaderden bir kadere koşuyoruz sukurki yazgımız birlik vahdet dolu.bahar dolu güneş dolu ışık dolu aydınlık dolu nur dolu.bir dolu kaderin sebatkar iscileriyiz.
zaten hayatımız amelimiz ne olursa olsun kaderden kadere değil mi..
kader üstünde kader vardır birader bir kaderden alır bir kadere ogretiriz kendine iyi bak yılın kutlu olsun.
Kenan
Kader derken türkücü kaderden bahsediyorsun inşallah
Bildiğimiz kader ise kastettiğin
Sen kimsin ki kader senden birşey öğrensin ?
Lafın ucunun nereye gittiğini bilmiyorsun....
Kaderin bizden öğreneceği çok şey var,
Kışta bahar yazda bahar her dem bahar,
Müslümanız Türk'üz Ceddimiz belli belli atamız,
Ey canan.
Canan
Hasret yakar gözlerimi,
Ey canan,
Turan benim özlemimdi,
Ey canan,
İnsan olduk, kavim, olduk hem kardaş,
Müjde sunduk, zafer olduk,
Ey canan.
Kafkaslara daya sırtı şu kışta,
Bahar gördüm yaz gördüm şu kışta,
Hikmet olur her bilinmez bir işte
Ey canan.
İnsan olan anlar beni önce ana ve baba
Sonra kavim kardaş akraba,
İslam olan herkeslere merhaba,
Ey canan.
Sebat ile fitne odağı delinir,
Sebat ile zafer yolu bilinir,
Sebat ile sabah namaz kılınır,
Ey canan.
Ben milletimin aziz olan neferiyim,
Hem kışım baharıyım müjdesiyim,
Yalnız bir ve tek olan O Allah'ın
Askeriyim emriyim
Ey canan.
Mazlumlara uzatırım duadan el,
Kitap indi sır indi sırdan el,
Çekmem artık şu asırdan tek bir el,
Ey canan.
Kutlu olsun yılımız hem ilimiz yurdumuz,
Çakal sevmez bizim sembol kurdumuz,
Arslan bile yaraşır onun adına,
Riya sevmez yalan sevmez inkar sevmez
Ey canan.
.
melekler sırrımı istedi ben de insanlığa paylaştırdım. şimdi kıskanan melekler oldu insanlığı.
Seneler aynı
İnsanlar aynı
Rakam değişince ne düzelecek Abdullah ?
Düzelse 2023 senedir düzelirdi...
Günaydınlar kürsü,
2023 yılı hepinize mutlu, huzurlu , sağlıklı gunler getirsin.
bugün yine güneş doğudan yükselecek ve tevbe kapısını aşındırın ölüm kati ve gerçek sabahel hayr sabahen nur.günaydın efem.
kalbini imanla bedenini ibadetle şereflendirenlere selam olsun.kalp şerefli olursa beden de şerefli olur herkese mutlu yıllar ve şerefli ve aziz insanlarla karşılaşmanız dileğiyle.
Yarın, bugünden daha iyi olsun... 23 de 22'den...
Yarını bir milat kabul edelim...
Sağlıkla, sevgiyle, aşkla, ağız tadıyla bir yıl geçirmenizi can-ı gönülden temenni ediyorum...
Tüm beklentileriniz gerçekleşsin...
Mutlu yıllar...
Bir iyiliğim dokunsa dünyadaki herkese…
Keşke
Işıl ışıl, taptaze
O bahar mevsiminle geliversen,
Uzatıversen elini,
Canımı da sana versem Sevgili…
derin yalnızlık
sıktığım portakal suyunu da masaya getirip zorlama bir coşkuyla hadi bakalım diyorum.
kahvaltımızı yapalım
acele et çıkmamız lazım.
bu gün okulun ilk günü.
oğlum bu gün okula başlayacak.
yepyeni okul formasını giymiş, ne de yakışmış.
bir kaç lokma yemeye zorluyor kendisini
ona göstermemeye uğraştığım tedirginliğimi yoğun bir çabayla sesime yüklediğim coşkuyla kapamaya çalışıyorum.
çok sessiz benim oğlum
evde sessiz, sokakta sessiz, alış verişte sessiz
bir iki çocuğun olduğu ortamlarda sessiz
ilk adımı hep karşıdan bekliyor, tek arkadaşı benim
benimleyken dünyalar onun oluyor,
her şeyi sevgiyi mutluluğu, acıyı, nefreti,durgunluğu, coşkuyu
yalnız benimle paylaşabiliyor. yalnızlığı beni hep tedirgin ediyor, içimde bir kıymık ve okıymığın verdiği ince bir sızı.
babasının ölümünden sonra daha da arttı insanlarla iletişime geçememe hali
bana daha da düşkünleşti.
kreşe bile devam etmek istemedi,
ilkokuldan önceki bir yıl günlerini evde benim işten dönmemi bekleyerek geçirdi.
onu açılsın oynasın diye götürdüğüm parklarda tek başına bir kenarda oynuyor, kimseye karışmamayı tercih ediyordu, ömrünün en nadir bir iki çocukla oynadığı zamanlarını hatırlıyorum
çok mutluydu, dünyalar onun olmuştu, hele adının söylenmesinin kızgınlıkla bile olsa onu çok mutlu ettiğini fark etmiştim.
bu gün okula gidecek olan oğlum yaşamında çok önemli bir başlangıç yapıyordu, biliyordum
bu onun üstesinden gelinmesi çok zor bir ödevdi
son bir kaç hafta
sürekli okulla ilgili sorular sordu
ben onu bırakıp gidecek miydim
bir daha hiç gelmeyecek miydim
insanlar ona nasıl davranacaktı.
minik ellerini bıraktım
haydi şu sıraya otur dedim,
pırıl pırıl bakan onlarca çocuk vardı orada,
onlardan biri de benim yavrumdu
parmaklarımı sıkı sıkı sarmış haldeki minik eli çözüldü, duraksayarak gösterdiğim yere oturdu.
arkama baktım el salladım
göz yaşlarımı görmesin diye hızla uzaklaştım.
aradan geçen bir kaç gün çok coşkuluydu
bana arkadaşlarını öğretmenini anlatıyordu bol bol
yaptığı bazı saçma şakalara arkadaşlarının kahkahalarla güldüklerini teneffüste kaçırdığı gol için nasıl tartıştıklarını falan filan
öğretmeni o gün aferin ilk sen yaptın deyip başını okşamıştı,
ertesi gün niye arkadaşına vurdun deyip azarlamıştı
olay ne olursa olsun anlatırken çok mutluydu.
bir gün işten izin alıp okula gittim
sınıfından bir iki öğrenci gördüm
oğlumu sordum
tanımıyorlardı
sınıfa çıktım
oğlumu bahçede boşuna aramıştım
sınıfta en arka sırada tek başına oturuyordu, sıralarında sohbet eden bir iki öğrenciyi imrenerek dinliyordu, o zaman anladım
oğlum bana hikayeler uyduruyordu, iyi ama neden
öğretmeni onun çok sessiz sakin bir çocuk olduğunu kendisine bir şey sorulmadıkça hiç ağzını açmadığını
verdiği cevapların da bir iki kelimelik olduğunu anlattığında hiç şaşırmadım.
evde bu konuyu sorduğumda bana cevap vermedi
onun yerine kocaman göz bebeklerini gözlerime dikip yalan söylediği için çok özür dilermiş gibi baktı.
takip eden günlerde artık oğlum hikayeler anlatmıyordu
sessizce yemeğini yiyip, sessizce odasına geçip ödevlerini yapıyor, sessizce televizyon izliyor ve uykusu geldiğinde sessizce uyuyordu.
bu hali içime işliyordu,
bir gün oğlum bana anne arkadaşlarımı eve çağırabilir miyim dedi.
çok şaşırdım
çünkü oğlumun hiç arkadaşı olmadığını biliyordum
tabiiii oğlum dedim
oğlum çok mutluydu, yanağıma bir öpücük kondurdu.
pasta da yapar mısın anne
tabiii ki hem de senin istediğin gibi kakaolu dedim
anneciğim çok mutluyum dedi.
ertesi gün işten geldim.
görünürde hiçbir tuhaflık yoktu.
oğlum benden önce gelmişti.
anne dedi içeride misafirlerimiz var
gel seni onlarla tanıştırayım.
hayret hiç ayakkabı yoktu kapıda.
elimden tutup odaya beraber girmemizi sağladı.
bu barış
barış bu annem dedi
ben sesim titreyerek
memnun oldum barış dedim
bu da Ahmet
hoş geldin Ahmet dedim kalbim hızlanmıştı.
oğlum dikkatle bana bakıyor bir saniye bile gözlerini benden ayırmıyordu.
nasıl buldun anne arkadaşlarımı
çok iyiler yavrum çok hoşlar diyebildim.
benim annem çok harikadır dedi kendisi böbürlenerek.
ben pastayı getireyim diyip hızla kendimi odadan dışarı attım.
mutfakta hıçkırıklarımı içime atarak ağladım, oğlumun duymasını istemiyordum
onu yıllardır ilk kez bu kadar coşkulu ve mutlu görüyordum
uyandırmaya kıyamadım
dokunduğumda kırılıverecek cam bir dünyaydı ev eşyalar ve oğlum
dağılıp gidivermesine buna sebep olanın ben olmasına gönlüm razı gelmiyordu.
oğlumun odadan kahkahaları duyuluyordu, gözlerimi kurulayıp kendimi teskin ettikten sonra pasta tabaklarıyla odaya girdim
oğlum masaya tabakları yerleştiriyordu
itinayla beni de oturttuktan sonra hep beraber sohbet ederek pastalarımızı yedik
hayatımda yediğim en acı nimetti o pasta
bizi bir gören kesinlikle deli olduğumuzu anlardı.
oğlum arkadaşlarını yolcu etti
bu olayı bir daha konuşmadık
psikiyatrın söylediğine göre oğlumunki çok derin bir yalnızlıktı.
çocuk zihni bu yalnızlığın ona yüklediği duygusal yükü taşıyamamıştı.
oğlum benim
güzel oğlum
sen dünyanın en sevgi dolu en sevmeye sevilmeye muhtaç kalbindeki sevgiyle en kalabalık insanısın.
Laf kaşarı olmayandır dedi
Hele biri var ki ağzından yağ damlıyor.
Iyyyy vıcık vıcık
alev alatlı
tüm zamanlara düşülmüş şerh gibi.
şerhliğini severim ben senin.
Maalesef öyle
Deseler ki şimdi ay sonu gelsin
Hemen olsun isteriz
Ömürden gittiğini hesap etmeden
Allah hepimize hayırlısını versin