Şimdi bir cafedeyim sevgili, saatler ise senle ben gibi, bir yelkovan,bir akrep oluyorum, zaman işliyor, sensizliğin ortasındayım biliyorsun değil mi? Ey kırılan fay hattım, kalbimin usta tamircisi, seni sevdiğimi, özlediğim saatleri biliyorsun, hani bol yıldızlı gecelerde eğlendiğimizi hani, altın kemer hikayesi, hani Ağrı Dağı, hani Erzurum, Kars, Iğdır yolu, hani çaresizlikte sarıldığımız sadakamız, bir hayrımız yani iyilik yolu yani en değerli kıymetli yanımız yani bir liramız...
bu arada passatın duruyor mu özledin değil mi öğretmenliği, ağa kızı olmak da zor , ama azizsin bunu bil, aynı İstanbul gibi, sence de öyle değil mi aslında her kalp bu topraklarda İstanbul'dur,sevgili istanbul'dur, ama ne var ki dünya gerçekleri kaçınılmaz sevgili, vatan istanbul'dur bu topraklarda,namus istanbul'dur, ahlak istanbuldur... vel hasıl bu topraklarda neyi seversek istanbul'dur,ve evet sen benim istanbul'umsun, Ankara'da da olsan İzmir'de de olsan Diyarbakır'da da olsan Ağrı'da uçurumun kenarında da olsan sen benim istanbul'umsun, ama İstanbul sana bir tavsiyem var, hani kırılan fay hatlarından sonra, Mütekebbir'i hatırla, en büyük O'dur. ah be Güzellik O'na göre yasa, O'na göre ağla, O'na göre üzül,O'na göre sevin, kimsenin değil Mütekebbir'in, yani en büyüğün, yani Allah'ın, yani yalnız O'nun istediği gibi ol ve O'nun isteklerine bir göz at ve ön yargısız dinle ne diyor,anlamaya çalış, İstanbul'um...,ağrıyan yanım, bu sevgi,bu yürek,bu aşk var sende ve en büyüğü tanı yani senin için kıyamet kopartanı...
Solumda bir düşünce, düşündürüyor beni ince ince, sanki oluk oluk bir kan var, sanki aziz bir hatıra...
Fıkıhçılar düşündürüyor beni, yalnız şekle mi uysam acaba, solumda bir düşünce belki de bir muamma.
Neticeye odaklanmışım, hem hiç tetik çekmedi benim ellerim, henüz madden hiç savaş yaşamadım, hiç adam öldürmedim mesela, say ki hiç cana kıymadım, kıyamadım
Solumda bir düşünce, düşündürüyor beni ince ince, sanki oluk oluk bir kan var, sanki aziz bir hatıra...
Fıkıhçılar düşündürüyor beni, yalnız şekle mi uysam acaba? solumda bir düşünce, belki de bir muamma...
Insanin alemlerin ozetidir. Girisidir. Fatihasidir. Enteresidir. Hulasisidir Eskiler derlerki Insanin bedeni kucuk alemdir. ruhu da büyük alem, yani Insanin bedeni maddeyi temsil eder. Insanin ruhu da maddenin icindeki bosluk diye bilinen ama aslinda bos olmayan, enerjiyi temsil eder. Çünkü maddenin icindeki alem maddenin kendisisinden kıyas kabul etmez derecede büyüktur
"Zümer Sûresi / 42.Ayet 42. Allah, (ölecek) insanların ruhlarını ölümü sırasında alır, ölmeyenin de uykusunda (alır). Sonra hakkında ölümü hükmettiğini tutar, diğerini muayyen bir vakte (eceline) kadar salıverir. Şüphesiz ki bunda, düşünen bir toplum için ibretler vardır. Bu âyet-i kerîmede ve En’âm sûresinin 60-64. âyetlerinde hem uyku ile ölüm hem de uykudan uyanmakla diriliş arasındaki benzerlik ve fark açıklanmaktadır. Uyku, zayıf ve küçük bir ölüm; ölüm ise büyük ve şiddetli bir uyku. Uykudan uyanış, hayata dönüş; ölümden diriliş ise ebedî yaşayıştır. Her iki halde de insanın ruhu bir hayattan başka bir hayata geçmektedir. Aralarındaki tek fark, insan uykuda (rüyada) bilinçli değildir. Fakat ölümden sonra yaşayışta yani dirilişte her şey onun için apaydınlıktır.2 İşte Kur’an açısından ölüm; yokluk, kayboluş ve bitiş değil, aksine bir hayattan başka bir hayata geçiştir, bir değişimdir, bir başlangıçtır. Kazanılan mükâfatlara karşılık Allah’ın rızası ve cennet, cezalara karşılık Allah’ın gazabı ve cehennem olan, dönüşü ve sonu olmayan bir dünyada yaşamaktır."
Insan, aslinda her gece yataginda ölür Sabahleyin rabbim eceli gelenin ruhunu tutar eceli gelmemis olaninda ruhunu ecel vakti gelene kadar geri bağışlar. Aslinda uykunun ve uykudaki ruya ya uyanisin ta kendisi gercek ölümden sonraki dirilise bariz bir ornek degilmi. Ahirete inanmayanlarin hesaba inanmayanlarin hunharca calip cirpanlarin vay haline
--- Tüketim toplumu olmaktan hemen uzaklaşalım , bugün iyi bir plan yapıp terk edelim bu kötü alışkanlığı. Hem kaliteli yaşamı, hem ülke ekonomisini perişan ediyor.
--- Her şey benim olsun, onda var neden bende yok zihniyetini hemen bugün terk edelim. İyi yaşamın anahtarı gerçek ihtiyaçlarınla baş başa kalmandadır. Fazlalıklar sadece yüktür, eziyet verir. Farkına varalım.
--- O dünya için mal, mülk edinmekten vaz geçelim, unutmayalım açgözlülük daha az geliri olan insanlar için özgürlük kısıtlamasıdır. Başkalarınında zaruri ihtiyaçlarını uygun koşullarda çözebilmesi için, aç gözlülüğe son verelim. Unutmayalım fiyatları arz ve talep belirler.
--- Hemen bugün sokakta, caddede, apartmanda her gördüğümüze selam verelim. Paylaşmanın ilk adımıdır. Adım atalım, biz atalım kazanırız.
--- Göstermelik her söz ve davranıştan vazgeçelim, hemen bugün. Herkesin bir başkasından daha meziyetli olduğu zaten bir alan varken. Kimse kimseden üstün değildir.
Bakın her mevkiden insan aynı enkazın altında, fark yok. Fark edelim ve düşünelim değişelim.
tanrıdan başka yok, tanımadım, fani dünyaya aldanmadım, insan oğlu nankördür kanmadım, say ki bende utanmadım, ben utandım sevgili.
Arsız olak Rabbe boyun eğmekte, istemekte, ey mabudum, taptığım, ilahım demekte, kuldan değil yalnız O'ndan istemekte, eller utandı, ben utanmadım sevgili. diller utandı, ben utanmadım sevgili, yüzler utandı, ben utanmadım sevgili, binler utandı, ben utanmadım sevgili, sen de utanma emi...
Aydinlik, yani nur karanlikla bilinir. Cunku aydinligi parlatan karanligin varligidir. Insandaki ruh, Allahin ruhundan ufledigi nurdur. Nefs ise, organlar ve onlarin ihtiyaclaridir. Nefsin varligi ruhun varligini belirgin hale getirmek içindir. Allahu taala, yani yaratici hariç, yaratiklarin hepsi parlamak icin nefse yani karanliga muhtactir. Insan ruhunun ve nefsinin vucuttaki mucadelesi isik ve karanligin mucadelesi gibidir. Nefsinin her dedigine uyan ruhun zamanla nuru azalir. Ruhun nefse galebesi ise karanliga baskin aydinligi artirir. Aynanin arkasindaki karanlik, aynanin nefsidir. Aynanin yuzunu aydinlatir. aynanin arkasindaki siyahliga asik olup onu on yuzune de surmesi, onun aynaliginin degerini dusurecektir. Aynalik yuzunu karartacaktir. Nefste insanin aynaligini aydinligini belirleyici arkasindaki karartidir. Nefis, bedeni arzu ve istekleri arkalanmaliki, nur, ruh one ciksin. Parlasın... Aynanin degeri, onundeki yuzunun nuruyla, lekesizligiyledir. Yani yansitmanin berrakligiyladir. Arkasindaki karanlika asik olan ayna, o karanlikla önünu de boyarsa aynaligini kaybeder. Ve cope atilir. Ruh seffaf bir cam iken, Allah ona, tipki camı aynaya cevirmek icin surulen boya gibi cisim/organ boyasiyla boyadi. Ona cisim giydirip nefis diye tabir edilen organlar verdi. Nihayetinde Insan halini aldi. cam, yani ruh, bu yeni halini cok sevdi. Ona aşık oldu. O cisimden vehimler aldi. O organlarin istek ve arzularini onceledi. Yani arkasinda kalmasi gereken zulmetten/karanliktan/ nefsten yuzune gozune de surmeye başladı. Dolayisiyla Camligini, kirilganligini da unuttu. Oysa ruh yaraticisinin ruhundan bir nefesti, onun yaraticisinin maksadi, onu karanlık icinde, yani nefis icinde yaraticisini yansitmasiydi. Organlarinin/ nefsinin arzularina tabi olmasi degildi. Onlari idare ederek, olmasi gerektigi kadar olmasi gerektigi yerde tutarak rabbini yapabilecegi en berrak sekilde yansitabilmekti. etrafinda ona bakanlara her haliyle Allahi hatirlatmasiydi
DİLEKÇE Okullarının kapatılması nedeniyle hak kaybına uğrayanların Danıştay'da dava açabilmeleri için gereken dilekçe örneğini edinmek isteyenler, [email protected] adresine mail atınız.
BİLGİ: Dilekçe örneği, Prof. Dr. Ersan Şen tarafından hazırlanmıştır.
(Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ceza Özel Hukuku ve Ceza Yargılaması Hukuku derslerini veren Şen, halen İstanbul Barosu’na kayıtlı olarak avukatlık mesleğine de devam etmektedir.)
Allah'a secde etmek,ibadet etmek için bahane arayın, bulamıyorsanız günahlarınızı gözden geçirin. lak laktan günah aklınıza gelmiyorsa size Allah'ı hatırlatan dostlar edininiz, onlar da yoksa yalnız kalınız mutlak RRabbin seni unutmaz zira rabbin unutkan değildir.Bir şekilde kendini kuluna hatırlatır.
Hangi hesap peşindeler bilmiyorum ama "Dilekçe kalsın" diyenler, dilekçenin de bir hak arama aracı olduğunu algıladıklar gün, Türkiye her türlü yıkımdan kurtulacaktır.
İnananlar için güneş yine yarın doğudan yükselecek kardeşim,tabi bu fırsatı ganimet bilip tevbe eden olursa ihlasla rabbine secde ederse Allah şüphesiz tevbesini de secdesini de kabul eder yeter ki cahillik edip Allah'a şirk koşmasın. ...RABBİNE SECDE ET VE YAKLAŞ(ALAK19)
DİLEKÇE ! Okullarının kapatılması nedeniyle hak kaybına uğrayanların Danıştay'da dava açabilmeleri için gereken dilekçe örneğini edinmek isteyenler, [email protected] adresine mail atınız.
BİLGİ: Dilekçe örneği, Prof. Dr. Ersan Şen tarafından hazırlanmıştır.
(Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ceza Özel Hukuku ve Ceza Yargılaması Hukuku derslerini veren Şen, halen İstanbul Barosu’na kayıtlı olarak avukatlık mesleğine de devam etmektedir.)
Sesini duyan var Sesini duyanlar bizimkiler Bak yaşatmak için sana koşuyorlar Ak sakalına, çocuk yaşına bakmadan Tırnaklarıyla kazıyorlar enkazı Betonu tırnaklarıyla deliyorlar Çıkarsız hesapsız yüreklerinin susturamadığı sesini Elleri gibi kavuşturuyorlar birbirine Gömülmesek de toprağa birlikte Acıya gömüldük hep birlikte Gömülmesek de toprağa birlikte Acıya gömüldük hep birlikte Gülcan bebe, Ayşe teyze, Mehmet amca, Fatma abla İçeride kaldı anam, içeride kaldı babam Bir tane de değil ki hangi birine yanam İçeride kaldı anam, içeride kaldı babam Bir tane de değil ki hangi birine yanam
özne her şey yolunda mı
iyi misin
Şairin "Gönlümün yükünü kaldıramıyorum" dediği yerdeyim!
Acı üstüne acı...
ttps://
Saat,kıyamet,İstanbul ve Sen
Şimdi bir cafedeyim sevgili,
saatler ise senle ben gibi,
bir yelkovan,bir akrep oluyorum,
zaman işliyor, sensizliğin ortasındayım biliyorsun değil mi?
Ey kırılan fay hattım, kalbimin usta tamircisi,
seni sevdiğimi, özlediğim saatleri biliyorsun,
hani
bol yıldızlı gecelerde eğlendiğimizi
hani,
altın kemer hikayesi, hani Ağrı Dağı, hani Erzurum, Kars, Iğdır yolu,
hani çaresizlikte sarıldığımız sadakamız, bir hayrımız yani iyilik yolu yani en değerli kıymetli yanımız
yani bir liramız...
bu arada passatın duruyor mu özledin değil mi öğretmenliği,
ağa kızı olmak da zor ,
ama azizsin bunu bil,
aynı İstanbul gibi,
sence de öyle değil mi aslında her kalp bu topraklarda İstanbul'dur,sevgili istanbul'dur,
ama ne var ki dünya gerçekleri kaçınılmaz sevgili,
vatan istanbul'dur bu topraklarda,namus istanbul'dur, ahlak istanbuldur...
vel hasıl bu topraklarda neyi seversek istanbul'dur,ve evet sen benim istanbul'umsun, Ankara'da da olsan İzmir'de de olsan Diyarbakır'da da olsan Ağrı'da uçurumun kenarında da olsan sen benim istanbul'umsun,
ama İstanbul sana bir tavsiyem var, hani kırılan fay hatlarından sonra, Mütekebbir'i hatırla, en büyük O'dur.
ah be Güzellik O'na göre yasa, O'na göre ağla, O'na göre üzül,O'na göre sevin, kimsenin değil Mütekebbir'in, yani en büyüğün, yani Allah'ın, yani yalnız O'nun istediği gibi ol ve O'nun isteklerine bir göz at ve ön yargısız dinle ne diyor,anlamaya çalış, İstanbul'um...,ağrıyan yanım, bu sevgi,bu yürek,bu aşk var sende ve en büyüğü tanı yani senin için kıyamet kopartanı...
ya ilahel alemin yalnız sana kulluk etmek şereftir biz müminleri bu şeref ve İzzettin yoksun mahrum ve aciz bırakma.amin.
Herkese iyi günler kürsü.
RASULALLAH
Fıkıhçılar
Solumda bir düşünce,
düşündürüyor beni ince ince,
sanki oluk oluk bir kan var,
sanki aziz bir hatıra...
Fıkıhçılar düşündürüyor beni,
yalnız şekle mi uysam acaba,
solumda bir düşünce belki de bir muamma.
Neticeye odaklanmışım,
hem hiç tetik çekmedi benim ellerim,
henüz madden hiç savaş yaşamadım,
hiç adam öldürmedim mesela,
say ki hiç cana kıymadım, kıyamadım
Solumda bir düşünce,
düşündürüyor beni ince ince,
sanki oluk oluk bir kan var,
sanki aziz bir hatıra...
Fıkıhçılar düşündürüyor beni,
yalnız şekle mi uysam acaba?
solumda bir düşünce, belki de bir muamma...
Insanin alemlerin ozetidir. Girisidir. Fatihasidir. Enteresidir. Hulasisidir
Eskiler derlerki
Insanin bedeni kucuk alemdir. ruhu da büyük alem, yani Insanin bedeni maddeyi temsil eder. Insanin ruhu da maddenin icindeki bosluk diye bilinen ama aslinda bos olmayan, enerjiyi temsil eder. Çünkü maddenin icindeki alem maddenin kendisisinden kıyas kabul etmez derecede büyüktur
çay ocağını sattım muhderemler
anladım ki dünya fani
"Zümer Sûresi / 42.Ayet
42. Allah, (ölecek) insanların ruhlarını ölümü sırasında alır, ölmeyenin de uykusunda (alır). Sonra hakkında ölümü hükmettiğini tutar, diğerini muayyen bir vakte (eceline) kadar salıverir. Şüphesiz ki bunda, düşünen bir toplum için ibretler vardır.
Bu âyet-i kerîmede ve En’âm sûresinin 60-64. âyetlerinde hem uyku ile ölüm hem de uykudan uyanmakla diriliş arasındaki benzerlik ve fark açıklanmaktadır. Uyku, zayıf ve küçük bir ölüm; ölüm ise büyük ve şiddetli bir uyku. Uykudan uyanış, hayata dönüş; ölümden diriliş ise ebedî yaşayıştır. Her iki halde de insanın ruhu bir hayattan başka bir hayata geçmektedir. Aralarındaki tek fark, insan uykuda (rüyada) bilinçli değildir. Fakat ölümden sonra yaşayışta yani dirilişte her şey onun için apaydınlıktır.2 İşte Kur’an açısından ölüm; yokluk, kayboluş ve bitiş değil, aksine bir hayattan başka bir hayata geçiştir, bir değişimdir, bir başlangıçtır. Kazanılan mükâfatlara karşılık Allah’ın rızası ve cennet, cezalara karşılık Allah’ın gazabı ve cehennem olan, dönüşü ve sonu olmayan bir dünyada yaşamaktır."
Insan, aslinda her gece yataginda ölür
Sabahleyin rabbim eceli gelenin ruhunu tutar eceli gelmemis olaninda ruhunu ecel vakti gelene kadar geri bağışlar.
Aslinda uykunun ve uykudaki ruya ya uyanisin ta kendisi gercek ölümden sonraki dirilise bariz bir ornek degilmi. Ahirete inanmayanlarin hesaba inanmayanlarin hunharca calip cirpanlarin vay haline
Haydi, yenilenelim …
--- Tüketim toplumu olmaktan hemen uzaklaşalım , bugün iyi bir plan yapıp terk edelim bu kötü alışkanlığı. Hem kaliteli yaşamı, hem ülke ekonomisini perişan ediyor.
--- Her şey benim olsun, onda var neden bende yok zihniyetini hemen bugün terk edelim.
İyi yaşamın anahtarı gerçek ihtiyaçlarınla baş başa kalmandadır. Fazlalıklar sadece yüktür, eziyet verir. Farkına varalım.
--- O dünya için mal, mülk edinmekten vaz geçelim, unutmayalım açgözlülük daha az geliri olan insanlar için özgürlük kısıtlamasıdır. Başkalarınında zaruri ihtiyaçlarını uygun koşullarda çözebilmesi için, aç gözlülüğe son verelim. Unutmayalım fiyatları arz ve talep belirler.
--- Hemen bugün sokakta, caddede, apartmanda her gördüğümüze selam verelim. Paylaşmanın ilk adımıdır. Adım atalım, biz atalım kazanırız.
--- Göstermelik her söz ve davranıştan vazgeçelim, hemen bugün. Herkesin bir başkasından daha meziyetli olduğu zaten bir alan varken. Kimse kimseden üstün değildir.
Bakın her mevkiden insan aynı enkazın altında, fark yok. Fark edelim ve düşünelim değişelim.
Vurman beni
vurman beni beni beni,
değmen beni beni beni.
eline al bir mızrak,
sabah akşam gözlerime bak,
vurman beni beni beni,
değmen beni beni beni.
selam; yurduna, iline,
belki ömrüm yetmiş biline,
azrail'e selam salına,
vurman beni beni beni,
değmen beni beni beni.
gönlüm leyla oldu gezer
gönlüm birde dört bin gizler,
gönülden gönüle yüzer,
vurman beni beni beni,
değmen beni beni beni.
gözden inci inci akar,
sondan birinci çıkar,
cam fanus sırça saray,
ister isen tura çıkar,
vurman beni beni beni,
değmen beni beni beni.
herşey belki yüzde gizli,
hem kaşta gözde gizli,
belki nurdan sözde gizli,
vurman beni beni beni,
değmen beni beni beni.
yalvarmam,yalvaramam kula,
bütün sözler geldi dile,
vursan da ölmem bile,
vurman beni beni beni,
değmen beni beni beni.
Sadece karıncalara merhaba demek için eğilmek ...
UTANMA
Eller sıkılmaz oldu,
diller sıkılmaz oldu,
yüzler sıkılmaz oldu,
ben utandım sevgili.
Güneş doğudan gene doğar hele,
deyip deyip kullar sıkılmaz oldu.
ben utandım sevgili.
Tevbe ile yüzler yusak,
gel beraber eller açsak,
hayır ile kucaklaşsak,
ben utandım sevgili.
Saçlarını örgüle gel,
zikrini sürgüle gel,
günahını sorgula gel,
ben utandım sevgili.
tanrıdan başka yok, tanımadım,
fani dünyaya aldanmadım,
insan oğlu nankördür kanmadım,
say ki bende utanmadım,
ben utandım sevgili.
Arsız olak Rabbe boyun eğmekte, istemekte,
ey mabudum, taptığım, ilahım demekte,
kuldan değil yalnız O'ndan istemekte,
eller utandı, ben utanmadım sevgili.
diller utandı, ben utanmadım sevgili,
yüzler utandı, ben utanmadım sevgili,
binler utandı, ben utanmadım sevgili,
sen de utanma emi...
Aydinlik, yani nur karanlikla bilinir. Cunku aydinligi parlatan karanligin varligidir.
Insandaki ruh, Allahin ruhundan ufledigi nurdur. Nefs ise, organlar ve onlarin ihtiyaclaridir. Nefsin varligi ruhun varligini belirgin hale getirmek içindir.
Allahu taala, yani yaratici hariç, yaratiklarin hepsi parlamak icin nefse yani karanliga muhtactir. Insan ruhunun ve nefsinin vucuttaki mucadelesi isik ve karanligin mucadelesi gibidir. Nefsinin her dedigine uyan ruhun zamanla nuru azalir. Ruhun nefse galebesi ise karanliga baskin aydinligi artirir.
Aynanin arkasindaki karanlik, aynanin nefsidir. Aynanin yuzunu aydinlatir. aynanin arkasindaki siyahliga asik olup onu on yuzune de surmesi, onun aynaliginin degerini dusurecektir. Aynalik yuzunu karartacaktir.
Nefste insanin aynaligini aydinligini belirleyici arkasindaki karartidir. Nefis, bedeni arzu ve istekleri arkalanmaliki, nur, ruh one ciksin. Parlasın...
Aynanin degeri, onundeki yuzunun nuruyla, lekesizligiyledir. Yani yansitmanin berrakligiyladir. Arkasindaki karanlika asik olan ayna, o karanlikla önünu de boyarsa aynaligini kaybeder. Ve cope atilir.
Ruh seffaf bir cam iken, Allah ona, tipki camı aynaya cevirmek icin surulen boya gibi cisim/organ boyasiyla boyadi. Ona cisim giydirip nefis diye tabir edilen organlar verdi. Nihayetinde Insan halini aldi.
cam, yani ruh, bu yeni halini cok sevdi. Ona aşık oldu. O cisimden vehimler aldi. O organlarin istek ve arzularini onceledi. Yani arkasinda kalmasi gereken zulmetten/karanliktan/ nefsten yuzune gozune de surmeye başladı. Dolayisiyla Camligini, kirilganligini da unuttu. Oysa ruh yaraticisinin ruhundan bir nefesti, onun yaraticisinin maksadi, onu karanlık icinde, yani nefis icinde yaraticisini yansitmasiydi. Organlarinin/ nefsinin arzularina tabi olmasi degildi. Onlari idare ederek, olmasi gerektigi kadar olmasi gerektigi yerde tutarak rabbini yapabilecegi en berrak sekilde yansitabilmekti. etrafinda ona bakanlara her haliyle Allahi hatirlatmasiydi
Rabbim bizleri lekelerimizden arinmis, her haliyle Allahi hatirlatan kullarindan eylesin.
Amin
DİLEKÇE
Okullarının kapatılması nedeniyle hak kaybına uğrayanların Danıştay'da dava açabilmeleri için gereken dilekçe örneğini edinmek isteyenler, [email protected] adresine mail atınız.
BİLGİ:
Dilekçe örneği, Prof. Dr. Ersan Şen tarafından hazırlanmıştır.
(Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ceza Özel Hukuku ve Ceza Yargılaması Hukuku derslerini veren Şen, halen İstanbul Barosu’na kayıtlı olarak avukatlık mesleğine de devam etmektedir.)
yüreğimin doğusu göçük altında kaldı
USSİ DEN ALLAH RAZI OLSUN İNSANIN KALBİNİ RUHUNU YORMADAN OKUYOR
Allah'a secde etmek,ibadet etmek için bahane arayın, bulamıyorsanız günahlarınızı gözden geçirin.
lak laktan günah aklınıza gelmiyorsa size Allah'ı hatırlatan dostlar edininiz, onlar da yoksa yalnız kalınız mutlak RRabbin seni unutmaz zira rabbin unutkan değildir.Bir şekilde kendini kuluna hatırlatır.
Hangi hesap peşindeler bilmiyorum ama
"Dilekçe kalsın" diyenler, dilekçenin de bir hak arama aracı olduğunu algıladıklar gün, Türkiye her türlü yıkımdan kurtulacaktır.
İnananlar için güneş yine yarın doğudan yükselecek kardeşim,tabi bu fırsatı ganimet bilip tevbe eden olursa ihlasla rabbine secde ederse Allah şüphesiz tevbesini de secdesini de kabul eder yeter ki cahillik edip Allah'a şirk koşmasın.
...RABBİNE SECDE ET VE YAKLAŞ(ALAK19)
"Rabbim .! Yalvarırım toprağa artık sükûnet ver.!!!"
DİLEKÇE !
Okullarının kapatılması nedeniyle hak kaybına uğrayanların Danıştay'da dava açabilmeleri için gereken dilekçe örneğini edinmek isteyenler, [email protected] adresine mail atınız.
BİLGİ:
Dilekçe örneği, Prof. Dr. Ersan Şen tarafından hazırlanmıştır.
(Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ceza Özel Hukuku ve Ceza Yargılaması Hukuku derslerini veren Şen, halen İstanbul Barosu’na kayıtlı olarak avukatlık mesleğine de devam etmektedir.)
Ben buradayım, sesimi duyan var mı?
Sesini duyan var
Sesini duyanlar bizimkiler
Bak yaşatmak için sana koşuyorlar
Ak sakalına, çocuk yaşına bakmadan
Tırnaklarıyla kazıyorlar enkazı
Betonu tırnaklarıyla deliyorlar
Çıkarsız hesapsız yüreklerinin susturamadığı sesini
Elleri gibi kavuşturuyorlar birbirine
Gömülmesek de toprağa birlikte
Acıya gömüldük hep birlikte
Gömülmesek de toprağa birlikte
Acıya gömüldük hep birlikte
Gülcan bebe, Ayşe teyze, Mehmet amca, Fatma abla
İçeride kaldı anam, içeride kaldı babam
Bir tane de değil ki hangi birine yanam
İçeride kaldı anam, içeride kaldı babam
Bir tane de değil ki hangi birine yanam