185. Ramazan o aydır ki; insanlara kılavuz olan, iyi-kötü ayrımıyla hidayetten kanıtlar getiren Kur'an, onda indirilmiştir. O halde bu aya ulaşanınız onu oruçlu geçirsin. Hasta olan veya yolculuk halinde bulunan, tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutsun. Allah sizin için kolaylık ister; O sizin için zorluk istemez. Tutulmamış olan günleri tamamlamanızı, sizi doğru yola kılavuzladığı için Allah'ı yüceltmenizi ister. Ve sizin şükretmeniz umulmaktadır.
^^Ramazanımız bütün islam alemine hayırlı olsun inşallah...^^
ramazanın ruhunu o kadar çok seviyorum ki...
ve benim için o kadar özel ve tüzel ki... bir gün bile kaçırmadan tutmaya çalışırım genelde orucumu her yıl...zaten farz.
ama benim için özel oluşu şurdan kaynaklanıyor.. ramazanda oruç tuttuğum an... gözümün önüne mekke geliyor nedense...
orada beyazlar içinde her dil ve ırktan milyonlarca insan gözümün önüne geliyor... tüm dünya bir çatı altında birleşmiş... ve ben tüm dünyayla... dilini ve rengini bile bilmediğim ama müslüman oldukları için din kardeşim olan milyonlarca insanla birlikte ve aynı anda huşu ve sabır içinde oruç tutuyorum... aldığım her nefeste Allah adı... ve içimde yaptığım her işte bir dikkatlilik, sakınma ve günahtan kaçınma güdüsü... nefsime hükmetme ve şeytanla savaş ilan etme... ve her oruç açışta bir kazanmışlık hissi ve bir arınmışlık furyası.... içim içime sığmıyor...
hele sahur yemekleri... ankara sokaklarına çıkıp çorbacı aramak temcit vakti... her taraf açık.... ve sıcacık küncülü pide kuyruğuna girmek...iftar ve sahurda.... ramazanın bereketiyle yemek çeşitleriyle dolup dolup hiç boşalmayan yemek sofraları... aile akraba ve yakın dostlarla paylaşılan upuzun masalardaki iftar yemekleri... çok özledim çok...
Ailenizin ve iftar sahur kalabalığının neşesinin kıymetini bilin... Bilin ki biryerlerde yalnız...sahura saati kurup kalkan ve ramazan boyunca belki de hiç sarma,içli köfte ve mantı gibi emekli özel yiyecekler yemeyecek olanlar var...
Bir gözü açık bir gözü kapalı..kalkıp bir bardak süt içip yatanlar var...ve kahvaltı yapacak ekmegi bile olmayanlar var....
Kutsal mübarek bereket ve rahmet dolu ışıl ışıl bir ay bünyesinde bin aydan hayırlı kadir gecesini barındıran Yıldız gözlü bir ay nurlu ve efsunlu mübarek olsun.Bütün insanlığa huzur barış ve kardeşlik gelmesine vesile olsun.Bugün yazmış olduğum şiirimi aşağıya alıyorum.
Hoş Geldi Ya Şehr-i Ramazan
Ruhlarımızı yücelten Bedenlere şifa Gönüllere safa Rahmet bereket mağfiret yüklü Efsunlu yıldız gözlü Ramazan
Gök kubbeyi çınlatan tekbirler Asumana yükselen asude gönüller İhya olan müminler mümineler Secdeye kapanan pak alınlar Yeniden yeşeren kardeşlik Barış güven,coşkunun mimarı Hoş Geldin Şehr-i Ramazan
Suçlunun tevbeleri Suçun utancı Sevabın kazancı Müminin miracı Teravih zekat fıtır İlahi Ferman Gönüllere derman On bir ayın sultanı Hoş Geldin hoş geldin
bana hep ortaokulu hatirlatiyor. ankara ilkögretim okulunda tüm sinifin hep beraber actigimiz iftarlari, yedigimiz yemekleri... cok güzel günlerdi gercekten, tabi ramazan geceleri genelde güzel olur ama ben her ramazanda ankarayi ziyaret etmis gibi oluyorum.. herkese hayirli ramazanlar...
bembeyaz ve tertemiz bir gömlek üzerinde,iğn eucuyle noktalanmış bir çizgi arar gibi bir kaç gün evvel büütn gökyüüznde böyle bir noktalama işareti bir (puvantaj aradım) ve buldum.incecik bir kılla çekilmiş bir yarım daire halinde ince incelr incesi bir hilal...
ay en küçük ve görülmesi en çetin haliyle devrini saymaya memur olduğu otuz günlük mübarek ramazan parçasının başlangıcını gök yüüzne nakşetmişti..
ramazan....
bu ay müminlerindir...göklerde görünmez rahmet oluklarından yalnız lutüf ve gufran süzülürken güneşin doğuşu ve batışı arasında Allah için aç ve susuz kalmayı sevenlerin...
atom bombalarının patladığı ve yüzlerce kilometrelerce uzaktaki körleirn bile gözleirni gıcıkladığı bir devirde...müsbet bilgiler diye isimlendirdiğimiz marifetcikler manzumesinin bir film reklamını bile yıldızlar arasına çekilmiş hissini veren ateşten yazılarla mahyalaştırdığı bir devirde.. eğer (misuri) zırhlııs şu anda limanımızda bulunsaydı istanbul belediyesinin aşağı yukarı 1 milyon mum kuvvetinde mütevazi bir elektrik ışığını onun üzerinde toplayacak kadar becerikli olduğu bir devirde...evet böylebir devirde her defa ilanı için bir güneş kurban etsek az gelecek olan bu azizler azizi zaman kuşağına ait bu ne mahrem ne mahcup ne boynu bükük bir biliş ve bildiriş tarzı...
fakat ne çıkar? bu ay göklerdeki görünmez rahmet odaklarından yalnız lutuf ve gufran süzülürken güneşin doğuşu ve batışı arasında Allah için aç ve susuz kalmayı sevenleirndir dedik..bu ay şimdi beş hasse planında 1946(biz 2004 yapalım) türkiye sinde rastgeldiği belirsizliğe karşılık öteleirn sonsuz belirtisini istiğna peçeleirnin en kalını altınd asırdaşlarına fıısldamkata değil mi?
Allah için aç ve susuz kalmayı sevenler yeis ve ümitsizliğe düşmeden beklemeyi bilirler...(necip fazıl çerçeve 2)
inananlarının ramazanı şerifini kutluyor hayırlara vesile olmasını diliyoruz...lütfen dualarınızdan islam alemini bizleri eksik etmeyin...
ibadetlerimiz makbul dualarımız kabul olur inşaalah...
Allah Resûlü ashabını büyük bir dikkatle Ramazan’a hazırlıyordu
Allah Resûlü (sas) ümmetini Ramazan gelmeden önce manevi anlamda Ramazan ayına hazırlamıştır.
Bunun için kendisi oruç tutarak, sadaka vererek ve geceleri kalkıp namaz kılarak ümmetine bu ayların nasıl değerlendirilmesi gerektiğini de bizzat göstermiştir. Ümmetine önce Recep ayının kendi ayı olduğunu hatırlatan Allah Resûlü bu ayın faziletini bu şekilde açıkladıktan sonra Recep ayının da Allah'ın ayı olduğunu ifade ederek bu ayın manevi değerini ifade etmiştir. Bu iki mübarek aydan sonra gelen ay ise ümmetinin ayı olan Ramazan ayıdır. Ve bu ayın mükafatı yine Allah Resulu'nun ifadeleri içersinde, paha biçilmezdir bu yüzden bu ayın değerini ancak Allah bilebilir.
Bütün bu ifadelerle Allah Resûlü ümmetini gün gün, adım adım Ramazan'a ve onda coşan rahmete hazırlayıp onların ebedi kurtuluşunu arzulamıştır.
Allah Resûlü bu aylarda sürekli Ramazan'a hasret bir halde yaşarken bir yandan da 'Allah'ım bize Receb'i ve Şaban'ı mübarek ve bereketli kıl ve bizi Ramazan'a eriştir.' diye dua etmiştir. Ramazan'a eriştikten sonra da her zaman olduğu gibi kullukta sürekli zirvede bulunan Allah Resûlü yine aynı şekilde davranarak kendisini Ramazan'a kavuşturan Rabb’ine şükür ve niyazlarını kat kat artırmıştır. Allah Resûlü bu konuda Ebu Hüreyre (r.a) ’nın ifadesiyle 'Resûlüllah (sas) onları, kesin bir emirde bulunmaksızın Ramazan gecelerini ihyaya teşvik ederdi. (Bu maksatla) : 'Kim Ramazan gecesini, sevabına inanarak ve bunu elde etmek niyetiyle namazla ihya ederse, geçmiş günahları affedilir.' derdi.
Hz. Aişe: Allah Resûlü (sas) Ramazan’da, diğer aylarda görülmeyen bir gayrete girerdi.
Hz. Aişe'den rivayet edilen bir başka hadiste Allah Resûlü Ramazan ayında bize nasıl davranmamız gerektiğini öğretiyor. 'Resûlüllah (sas) Ramazan ayında, diğer aylarda görülmeyen bir gayrete girerdi. Ramazan’ın son on gününde ise çok daha şiddetli bir gayrete geçerdi. Son on günde geceyi ihya eder, ailesini de (gecenin ihyası için) uyandırırdı.'
Ramazan ayına bu kadar vurgu yapan Allah Resûlü ümmetinin bu kudsi ayda oruç tutarak ebedi kurtuluşa kavuşması için Ramazan orucuna da vurgu yapmıştır. Ebu Hüreyre (ra) 'den rivayet edilen bir hadiste Resulullah (sas) Ramazan ayını ve onda tutulan oruca verdiği değeri ümmetine muhteşem bir müjde gibi şöyle vermişlerdir: 'Ademoğlunun her ameli katlanır. (Zira Cenab-ı Hakk'ın bu husustaki sünneti şudur) : 'Hayır ameller en az on misliyle yazılır, bu yedi yüz misline kadar çıkar. Allah Teala Hazretleri (bir hadis-i kudside) şöyle buyurmuştur: 'Oruç bu kaideden hariçtir. Çünkü o sırf benim içindir, ben de onu (dilediğim gibi) mükafatlandıracağım. Kulum benim için şehvetini, yiyeceğini terk etti.'
Ramazan ayının mübarekliği, öteler alemine ait oluşu, insanın ruhani duygularla iç içe olduğu, maddi manevi lütuf ve ikramların başımızdan aşağıya döküldüğüne hepimiz şahit oluruz. İşte müminlerin her Ramazan şahid oldukları bu güzel olayların nedenini bakınız Allah Resûlü bize Hz. Ebu Hüreyre (ra) 'nin diliyle ne güzel anlatıyor. Resûlüllah (sas) buyurdular ki: 'Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.' Bu kudsi ayda hazır cennet kapıları ardına kadar açılmış ve şeytanlar da zincire vurulmuşken mümine düşen bu ayda bağlayabildiği kadar kendini Rahman'a bağlamasıdır. Orucun mümini koruyan bir perde veya bir kalkan olduğunu ifade eden Allah Resûlü müminin bu kalkanı kullanarak dünya ve ahirette kendisine isabet edecek muhtemel kazalardan korunmasını istemiştir. Bu amaçla 'Oruç perdedir. Biriniz oruç tutacak olursa kötü söz sarf etmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa ‘Ben oruçluyum! ’ diyerek ona bulaşmasın.' şeklinde ferman buyurarak, orucun aslında insanı bir bütün olarak sabra odaklayarak böylece Allah'a daha çok yakınlaştırdığına işaret etmiştir.
Ramazan sadece tutulan oruçla anılan ve onunla sınırlı bir ay değil. Onun gelişiyle insanın hayatı yaşarken yaptığı bütün tavır ve davranışlara bir başka ruh ve özellik de ekleniyor. Daha önce yapılan belki insana çok sıradan gelen bir olay bu ruh sayesinde herkese çok farklı geliyor ve dikkatleri çekiyor. Ramazan’da bütün bir hayata sinen bu manevi hazzı hisseden müminler bu yüzden ramazanda daha çok sadaka, daha çok zekat ve yoksula daha çok yemek yedirmenin peşine düşüyor. Bu hakikati bize hatırlatan Allah Resûlü şöyle buyuruyor: 'Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmaz.' Ramazan'ın her şeyinde var olan ve inanmış her gönülün takdir ettiği bu bereket elbette ki Allah Resûlünün işaret buyurdukları sahurunda da olacak. Zira Allah Resûlü bize bu güzel müjdeyi de şu mübarek ifadeleri ile veriyor. 'Sahur yemeği yiyin, zira sahurda bereket var.' Bütün müminleri Ramazan’ın bu bereketleriyle baş başa bırakırken son olarak cennette oruçlulara büyük bir müjde gibi açık duran Reyyan kapısından bahseden hadisi veriyoruz: 'Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır. Oradan sadece oruçlular girer. Oruçlular girdiler mi artık kapanır, kimse oradan giremez.'
Ramazan ayi en mübarek aydir, zaten bunu bir kac arkadasimiz burada bir cok defa izah etmisler, benim burada tekrarlamam yersiz olur. Aslinda ben yurt disinda yasayan müslümanlarin ve türkiye de yasayan müslümanlarin ramazan ayi hakkinda bir mukayese yapmak istiyorum:
1.Bizim burada yani Avusturya da minareli camiler bulunmadigi icin ve burada ki camiler dis görünüs olarak normal bir eve veyahut bir apartmana benzedigi icin, en önemlisi de ezan okunmadigi icin orucumuzu müslüman vakiflardan veyahut camilerden satin aldigimiz takvimlerde yazilan zamana göre aciyoruz.
Türkiye de böyle bir sorun yok, herkes ezan ile orucunu aciyor, zaten burada yasayan müslümanlarin en cok ezansiz kalmanin acisini cekiyorlar.
2.Teravi namazina erkekler sayet yakinda bir cami bulunuyorsa arabalari ile gidiyorlar, yoksa evde namaz kilmak zorunda kaliyorlar. Biz kadinlar ise camiye gece vakti gitmemiz imkansiz oluyor, var sayalim cok uzakta, böylece bizde o güzel dualardan ve cemaat ruhundan mahrum kaliyoruz.
Türkiye de her köse de bir cami var, her vakit insanlar oraya gidip namazlarini niyazlarini ifa edebiliyorlar.
3.Hiristiyan aleminde yasadigimiz icin ramazan ayimiz hör görülüyor, sacmalik olarak adlandiriliyor, bu da tabii kalp kirmaktan öte ruhumuzu sarsiyor. Ayirca ramazan ayinin verdigi duygular da apayri bir mevzu.
Türkiye de bu gibi sorunlar da yok, ramazan ayinin verdigi o sevgi ve sefkat hissleri ise her sokakta, her evde, her dükkanda, kuyumcu da dahi sezilmekte. Bunu yazarken gözlerimden yaslar bosandi.
bu kadar yeter zaten dermanim kalmadi, cok müteessir oldum. Herkesin Ramazan ayi mübarek olsun
Aylarin isimleri hicretin takvim baslangici olarak kabul edildigi yilda verilmedi. Daha önceden araplar tarafindan kullanilmaktaydi, hem de bu isimlerle kullanilmaktaydi, hicret sadece kullanilan takvimin o noktasi olarak takvimin baslangici olarak kabul edildi ve diger sistem aynen kabul edildi.
ramazan: ramzâe, veya ramzâ kelime köklerinden gelir diye geciyor mev'iza kitablarinda. Bu kelimenin de yanmak ve yikamak gibi iki manasindan bahs ediliyor. Yanmak ile ilgili manasinda, araplar aylarin isimlerini verirlerken bu ay, cok siddetli sicaklara tesadüf etti, insanlarin cigerlerini yakan bu aya yakmak kelimesinden ramazan ismi verildi denir. bazi vaz kitablarinda daha detayli bazi bilgiler var ama, bunlarin bir kismi sonradan ortaya cikan güzel anlamlandirmalar seklinde.
ramazan ayinin kutsiyetinin isminde etimolojik bir yansima bulabilecegi de bir ihtimal. Bir hadisi serifte ramazan Allah'in aylarindan bir aydir, sadece ramamzan demeyin, sehru ramazan deyin diye bir hadis var ki, hükmünün kalktigi veya zayif olarak kabul edildigi de söyleniyor. Zira Peygamvverimizin kendisi de zaman zamann sadece Ramazan olarak kullandigi olmus.
Ramazan ayinin icinde kadir gecesi var, kadir gecesi kader gecesi, takdirin tecelli gecesi, Hz. Allah'in bazi önemli hesablari gördügü önemli bir gecedir, Hz. Allah hangi geceyi (bunun mutlaka bir astronomik hesabi olmasi lazim, ramazan su gün girerse kadir gecesi ramazanin su gününe tesadüf eder diye bazi ehlullahin kesif ile bildigi, alametlerinden cikardigi bir cetvel de var) hesaplari kullanmak icin kullanirsa kadir gecesi o gecedir. Su gün kadir gecesi diye bir gün takdir edilemez.
Simdi bu kadir gecesi cogunlukla Ramaazn ayi icerisinde olur. Ramazanin kudsiyeti de buradadir.
Kitablarin bir cogu ramazanda ve kadir gecesinde inmistir. Ibni Kesir tefsirinde Ibn-i Hanbel'den yapilan bir rivayette Peygamberimiz söyle buyurdu: 'Ibrahimin sahirfeleri Ramazan'in ilk gecesinde indirildi. Tevrat ramazanin 6. gecesinde, incil 13. gecesinde, Kuran-i Kerimi ise 24. gecesinde indirmistir.' Ama buradaki günler bazi rivayetlerde farklilik arz etmektedir.
Ama ramazan ayi eskiden beri kudsiyeti ile bilinen bir ay idi.
Mübarek ayların en muhimi ve mübarek üç ayların sonuncusu. Kuran-ı Kerimin nazil olmağa başladığı oruç ayı. Arabi ve Kameri olan takvime göre 9. ay. Oruç tutanın günahlarını yaktığı mahveylediği için bu isim verildiği rivayet edilir.
yaklaşıyor.. sanırım 2 haftaya kadar oruç tutmaya başlıycaz..
ramazanın ruhunu o kadar çok seviyorum ki...
ve benim için o kadar özel ve tüzel ki... bir gün bile kaçırmadan tutmaya çalışırım genelde orucumu...zaten farz.
ama benim için özel oluşu şurdan kaynaklanıyor.. ramazanda oruç tuttuğum an... gözümün önüne mekke geliyor nedense...
orada beyazlar içinde her dil ve ırktan milyonlarca insan gözümün önüne geliyor... tüm dünya bir çatı altında birleşmiş... ve ben tüm dünyayla... dilini ve rengini bile bilmediğim ama müslüman oldukları için din kardeşim olan milyonlarca insanla birlikte ve aynı anda huşu ve sabır içinde oruç tutuyorum... aldığım her nefeste Allah adı... ve içimde yaptığım her işte bir dikkatlilik, sakınma ve günahtan kaçınma güdüsü... nefsime hükmetme ve şeytanla savaş ilan etme... ve her oruç açışta bir kazanmışlık hissi ve bir arınmışlık furyası.... içim içime sığmıyor...
hele sahur yemekleri... ankara sokaklarına çıkıp çorbacı aramak temcit vakti... her taraf açık.... ve sıcacık küncülü pide kuyruğuna girmek...iftar ve sahurda.... ramazanın bereketiyle yemek çeşitleriyle dolup dolup hiç boşalmayan yemek sofraları... aile akraba ve yakın dostlarla paylaşılan upuzun masalardaki iftar yemekleri... çok özledim çok...
ramazanı çok seviyorum.. hoşgeldin ya şehri ramadan.....
Ayların incisi Rabbim kavusmayı nasip eder İnsallah cehennem kapılarının kapandıgı seytanın sımsıkı baglandığı mübarek mi mübarek bir ay Rabbim hakkıyla istifade etmeyi herkese nasip eylesin
Bedavadan aç kalma ayı
Sultan..
Çalar saat varken...gereksiz DAVUL çalınması ay'ı...
bu kelime ile birlikte hep huzur ve neşe geliyor aklıma
gönlümün biricik ayı...
Bakara suresi:185.ayet-i kerime.
185. Ramazan o aydır ki; insanlara kılavuz olan, iyi-kötü ayrımıyla hidayetten kanıtlar getiren Kur'an, onda indirilmiştir. O halde bu aya ulaşanınız onu oruçlu geçirsin. Hasta olan veya yolculuk halinde bulunan, tutamadığı gün sayısınca başka günlerde tutsun. Allah sizin için kolaylık ister; O sizin için zorluk istemez. Tutulmamış olan günleri tamamlamanızı, sizi doğru yola kılavuzladığı için Allah'ı yüceltmenizi ister. Ve sizin şükretmeniz umulmaktadır.
İlme Değer Verdim, Uykudan Kalktım
Sarık Seccadeyi Elden Bıraktım
Vaizin Her Gün Ki Vaazından Bıktım
Ramazanı Sele Verdim De Geldim
Aklım Ermez Ahret Eğlencesine.
Saygım Var İlimin Gerçek Sesine
Hayal Cennetinin Boş Bahçesine
Yobaz Sürüsünü Sürdüm De Geldim
İbreti Emelim İnsana Hizmet
Eşim Bana Huri, Evim De Cennet
Cahil Cukaraya Edemem Minnet
Bütün Zincirleri Kırdım Da Geldim
ramazan insanın bu kısa hayatını genelde iki defa dolaşır. ikinciye gelmeden belki ölür insan. kısa hayatımızın değerini bilelim
^^Ramazanımız bütün islam alemine hayırlı olsun inşallah...^^
ramazanın ruhunu o kadar çok seviyorum ki...
ve benim için o kadar özel ve tüzel ki...
bir gün bile kaçırmadan tutmaya çalışırım genelde orucumu her yıl...zaten farz.
ama benim için özel oluşu şurdan kaynaklanıyor..
ramazanda oruç tuttuğum an...
gözümün önüne mekke geliyor nedense...
orada beyazlar içinde her dil ve ırktan milyonlarca insan gözümün önüne geliyor...
tüm dünya bir çatı altında birleşmiş...
ve ben tüm dünyayla...
dilini ve rengini bile bilmediğim ama müslüman oldukları için din kardeşim olan milyonlarca insanla birlikte ve aynı anda huşu ve sabır içinde oruç tutuyorum...
aldığım her nefeste Allah adı...
ve içimde yaptığım her işte bir dikkatlilik, sakınma ve günahtan kaçınma güdüsü...
nefsime hükmetme ve şeytanla savaş ilan etme...
ve her oruç açışta bir kazanmışlık hissi ve bir arınmışlık furyası....
içim içime sığmıyor...
hele sahur yemekleri...
ankara sokaklarına çıkıp çorbacı aramak temcit vakti...
her taraf açık....
ve sıcacık küncülü pide kuyruğuna girmek...iftar ve sahurda....
ramazanın bereketiyle yemek çeşitleriyle dolup dolup hiç boşalmayan yemek sofraları...
aile akraba ve yakın dostlarla paylaşılan upuzun masalardaki iftar yemekleri...
çok özledim çok...
ramazanı çok seviyorum..
Hoşgeldin ya şehri ramadan.....
Ailenizin ve iftar sahur kalabalığının neşesinin kıymetini bilin...
Bilin ki biryerlerde yalnız...sahura saati kurup kalkan ve ramazan boyunca belki de hiç sarma,içli köfte ve mantı gibi emekli özel yiyecekler yemeyecek olanlar var...
Bir gözü açık bir gözü kapalı..kalkıp bir bardak süt içip yatanlar var...ve kahvaltı yapacak ekmegi bile olmayanlar var....
Elinizdekilerin kıymetini bilin..ve lütfen şükredin....
bir yangın yeridir ramazan. yüreğinin taraçalarına ötelerden kıvılcımlar sıçratır. alnına göklerin sıcağını düşürür. secdelerce ısınır yüreğin. ılık yağmurlar üşüşür tenine. rahmetle ısınırsın. merhamet denizinde yıkanırsın. ezelde ruhuna dokunan kutlu sesin yankısı yeniden erişir kulağına....
hoş geldin sultanım...
Kutsal mübarek bereket ve rahmet dolu
ışıl ışıl bir ay bünyesinde bin aydan hayırlı kadir gecesini barındıran
Yıldız gözlü bir ay nurlu ve efsunlu mübarek olsun.Bütün insanlığa huzur barış ve kardeşlik gelmesine vesile olsun.Bugün yazmış olduğum şiirimi
aşağıya alıyorum.
Hoş Geldi Ya Şehr-i Ramazan
Ruhlarımızı yücelten
Bedenlere şifa
Gönüllere safa
Rahmet bereket mağfiret yüklü
Efsunlu yıldız gözlü Ramazan
Başımızda miraç tacı
Aşımızda cennet lezzeti
Gül benizlere elmas pırıltısı
Sadaka ödüllü gülüşlere pırlanta ışıltısı
Aydınlatır kainatı kur'an nuru
Patlar toplar
Vurulur davullar
Söylenir maniler
Sırma,kasnak anavata,dival işlemeli
İpek arakiye yazma seccadeler
Her iki rekatta salavat getiren
Davudi müezzinler
Merhamet rahmet kuşanırken alemler
Zenginlikten soyutlanırken zenginler
Yoksullukları kaybolurken yoksulların
Herkesin müsavi sayıldığı
Efsunlu Yıldız Gözlü Ramazan
Sabır metanet coşarken kalplerden
Irmaklar dolu dizgin
Gönüller meleklere eş uhrevi
Renkler solgun nurani
Hesaba çekerken içimdeki kürsi
Ağlar tevbeler
Taşar pişmanlıklar
Asumana kavuşur
Çörekli simitli börekli
Davullu dümbelekli
Meddahlı karagözlü
Çaylı kahveli nargileli
Şuruplu şerbetli
Kandilli fenerli
Eski Ramazanlar
Gök kubbeyi çınlatan tekbirler
Asumana yükselen asude gönüller
İhya olan müminler mümineler
Secdeye kapanan pak alınlar
Yeniden yeşeren kardeşlik
Barış güven,coşkunun mimarı
Hoş Geldin Şehr-i Ramazan
Suçlunun tevbeleri
Suçun utancı
Sevabın kazancı
Müminin miracı
Teravih zekat fıtır
İlahi Ferman
Gönüllere derman
On bir ayın sultanı
Hoş Geldin hoş geldin
Necmiye Sarpkaya
gıcıklar.
bırakmıyorlar rahat rahat sigara içelim.
Günahlarımızı sanki onlara yazıyorlar.
on bir ayın sultanı ramazan ayrıca ramazan ayında doğduğu için bitanemin gülümün güzel yarimin ismi.
Ramazan da bitmesini
Bitince geri gelmesini istiyorum.
on bir ayın sultanı hoş geldin ya şehr-i ramazan!
hayırlı ramazanlar
bana hep ortaokulu hatirlatiyor. ankara ilkögretim okulunda tüm sinifin hep beraber actigimiz iftarlari, yedigimiz yemekleri... cok güzel günlerdi gercekten, tabi ramazan geceleri genelde güzel olur ama ben her ramazanda ankarayi ziyaret etmis gibi oluyorum..
herkese hayirli ramazanlar...
http://www.yorumsuz.netteyim.net/oruc.htm
ramazan
bembeyaz ve tertemiz bir gömlek üzerinde,iğn eucuyle noktalanmış bir çizgi arar gibi bir kaç gün evvel büütn gökyüüznde böyle bir noktalama işareti bir (puvantaj aradım) ve buldum.incecik bir kılla çekilmiş bir yarım daire halinde ince incelr incesi bir hilal...
ay en küçük ve görülmesi en çetin haliyle devrini saymaya memur olduğu otuz günlük mübarek ramazan parçasının başlangıcını gök yüüzne nakşetmişti..
ramazan....
bu ay müminlerindir...göklerde görünmez rahmet oluklarından yalnız lutüf ve gufran süzülürken güneşin doğuşu ve batışı arasında Allah için aç ve susuz kalmayı sevenlerin...
atom bombalarının patladığı ve yüzlerce kilometrelerce uzaktaki körleirn bile gözleirni gıcıkladığı bir devirde...müsbet bilgiler diye isimlendirdiğimiz marifetcikler manzumesinin bir film reklamını bile yıldızlar arasına çekilmiş hissini veren ateşten yazılarla mahyalaştırdığı bir devirde..
eğer (misuri) zırhlııs şu anda limanımızda bulunsaydı istanbul belediyesinin aşağı yukarı 1 milyon mum kuvvetinde mütevazi bir elektrik ışığını onun üzerinde toplayacak kadar becerikli olduğu bir devirde...evet böylebir devirde her defa ilanı için bir güneş kurban etsek az gelecek olan bu azizler azizi zaman kuşağına ait bu ne mahrem ne mahcup ne boynu bükük bir biliş ve bildiriş tarzı...
fakat ne çıkar? bu ay göklerdeki görünmez rahmet odaklarından yalnız lutuf ve gufran süzülürken güneşin doğuşu ve batışı arasında Allah için aç ve susuz kalmayı sevenleirndir dedik..bu ay şimdi beş hasse planında 1946(biz 2004 yapalım) türkiye sinde rastgeldiği belirsizliğe karşılık öteleirn sonsuz belirtisini istiğna peçeleirnin en kalını altınd asırdaşlarına fıısldamkata değil mi?
Allah için aç ve susuz kalmayı sevenler yeis ve ümitsizliğe düşmeden beklemeyi bilirler...(necip fazıl çerçeve 2)
inananlarının ramazanı şerifini kutluyor hayırlara vesile olmasını diliyoruz...lütfen dualarınızdan islam alemini bizleri eksik etmeyin...
ibadetlerimiz makbul dualarımız kabul olur inşaalah...
hayırlı ramazanlar...
Allah Resûlü ashabını büyük bir dikkatle Ramazan’a hazırlıyordu
Allah Resûlü (sas) ümmetini Ramazan gelmeden önce manevi anlamda Ramazan ayına hazırlamıştır.
Bunun için kendisi oruç tutarak, sadaka vererek ve geceleri kalkıp namaz kılarak ümmetine bu ayların nasıl değerlendirilmesi gerektiğini de bizzat göstermiştir. Ümmetine önce Recep ayının kendi ayı olduğunu hatırlatan Allah Resûlü bu ayın faziletini bu şekilde açıkladıktan sonra Recep ayının da Allah'ın ayı olduğunu ifade ederek bu ayın manevi değerini ifade etmiştir. Bu iki mübarek aydan sonra gelen ay ise ümmetinin ayı olan Ramazan ayıdır. Ve bu ayın mükafatı yine Allah Resulu'nun ifadeleri içersinde, paha biçilmezdir bu yüzden bu ayın değerini ancak Allah bilebilir.
Bütün bu ifadelerle Allah Resûlü ümmetini gün gün, adım adım Ramazan'a ve onda coşan rahmete hazırlayıp onların ebedi kurtuluşunu arzulamıştır.
Allah Resûlü bu aylarda sürekli Ramazan'a hasret bir halde yaşarken bir yandan da 'Allah'ım bize Receb'i ve Şaban'ı mübarek ve bereketli kıl ve bizi Ramazan'a eriştir.' diye dua etmiştir. Ramazan'a eriştikten sonra da her zaman olduğu gibi kullukta sürekli zirvede bulunan Allah Resûlü yine aynı şekilde davranarak kendisini Ramazan'a kavuşturan Rabb’ine şükür ve niyazlarını kat kat artırmıştır. Allah Resûlü bu konuda Ebu Hüreyre (r.a) ’nın ifadesiyle 'Resûlüllah (sas) onları, kesin bir emirde bulunmaksızın Ramazan gecelerini ihyaya teşvik ederdi. (Bu maksatla) : 'Kim Ramazan gecesini, sevabına inanarak ve bunu elde etmek niyetiyle namazla ihya ederse, geçmiş günahları affedilir.' derdi.
Hz. Aişe: Allah Resûlü (sas) Ramazan’da, diğer aylarda görülmeyen bir gayrete girerdi.
Hz. Aişe'den rivayet edilen bir başka hadiste Allah Resûlü Ramazan ayında bize nasıl davranmamız gerektiğini öğretiyor. 'Resûlüllah (sas) Ramazan ayında, diğer aylarda görülmeyen bir gayrete girerdi. Ramazan’ın son on gününde ise çok daha şiddetli bir gayrete geçerdi. Son on günde geceyi ihya eder, ailesini de (gecenin ihyası için) uyandırırdı.'
Ramazan ayına bu kadar vurgu yapan Allah Resûlü ümmetinin bu kudsi ayda oruç tutarak ebedi kurtuluşa kavuşması için Ramazan orucuna da vurgu yapmıştır. Ebu Hüreyre (ra) 'den rivayet edilen bir hadiste Resulullah (sas) Ramazan ayını ve onda tutulan oruca verdiği değeri ümmetine muhteşem bir müjde gibi şöyle vermişlerdir: 'Ademoğlunun her ameli katlanır. (Zira Cenab-ı Hakk'ın bu husustaki sünneti şudur) : 'Hayır ameller en az on misliyle yazılır, bu yedi yüz misline kadar çıkar. Allah Teala Hazretleri (bir hadis-i kudside) şöyle buyurmuştur: 'Oruç bu kaideden hariçtir. Çünkü o sırf benim içindir, ben de onu (dilediğim gibi) mükafatlandıracağım. Kulum benim için şehvetini, yiyeceğini terk etti.'
Ramazan ayının mübarekliği, öteler alemine ait oluşu, insanın ruhani duygularla iç içe olduğu, maddi manevi lütuf ve ikramların başımızdan aşağıya döküldüğüne hepimiz şahit oluruz. İşte müminlerin her Ramazan şahid oldukları bu güzel olayların nedenini bakınız Allah Resûlü bize Hz. Ebu Hüreyre (ra) 'nin diliyle ne güzel anlatıyor. Resûlüllah (sas) buyurdular ki: 'Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.' Bu kudsi ayda hazır cennet kapıları ardına kadar açılmış ve şeytanlar da zincire vurulmuşken mümine düşen bu ayda bağlayabildiği kadar kendini Rahman'a bağlamasıdır. Orucun mümini koruyan bir perde veya bir kalkan olduğunu ifade eden Allah Resûlü müminin bu kalkanı kullanarak dünya ve ahirette kendisine isabet edecek muhtemel kazalardan korunmasını istemiştir. Bu amaçla 'Oruç perdedir. Biriniz oruç tutacak olursa kötü söz sarf etmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa ‘Ben oruçluyum! ’ diyerek ona bulaşmasın.' şeklinde ferman buyurarak, orucun aslında insanı bir bütün olarak sabra odaklayarak böylece Allah'a daha çok yakınlaştırdığına işaret etmiştir.
Ramazan sadece tutulan oruçla anılan ve onunla sınırlı bir ay değil. Onun gelişiyle insanın hayatı yaşarken yaptığı bütün tavır ve davranışlara bir başka ruh ve özellik de ekleniyor. Daha önce yapılan belki insana çok sıradan gelen bir olay bu ruh sayesinde herkese çok farklı geliyor ve dikkatleri çekiyor. Ramazan’da bütün bir hayata sinen bu manevi hazzı hisseden müminler bu yüzden ramazanda daha çok sadaka, daha çok zekat ve yoksula daha çok yemek yedirmenin peşine düşüyor. Bu hakikati bize hatırlatan Allah Resûlü şöyle buyuruyor: 'Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmaz.' Ramazan'ın her şeyinde var olan ve inanmış her gönülün takdir ettiği bu bereket elbette ki Allah Resûlünün işaret buyurdukları sahurunda da olacak. Zira Allah Resûlü bize bu güzel müjdeyi de şu mübarek ifadeleri ile veriyor. 'Sahur yemeği yiyin, zira sahurda bereket var.' Bütün müminleri Ramazan’ın bu bereketleriyle baş başa bırakırken son olarak cennette oruçlulara büyük bir müjde gibi açık duran Reyyan kapısından bahseden hadisi veriyoruz: 'Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır. Oradan sadece oruçlular girer. Oruçlular girdiler mi artık kapanır, kimse oradan giremez.'
Abdulkadir Süphandağı - İstanbul
15.10.2004
recep saban ramazan kardeslerin en buyugu...
Ramazan ayi en mübarek aydir, zaten bunu bir kac arkadasimiz burada bir cok defa izah etmisler, benim burada tekrarlamam yersiz olur. Aslinda ben yurt disinda yasayan müslümanlarin ve türkiye de yasayan müslümanlarin ramazan ayi hakkinda bir mukayese yapmak istiyorum:
1.Bizim burada yani Avusturya da minareli camiler bulunmadigi icin ve burada ki camiler dis görünüs olarak normal bir eve veyahut bir apartmana benzedigi icin, en önemlisi de ezan okunmadigi icin orucumuzu müslüman vakiflardan veyahut camilerden satin aldigimiz takvimlerde yazilan zamana göre aciyoruz.
Türkiye de böyle bir sorun yok, herkes ezan ile orucunu aciyor, zaten burada yasayan müslümanlarin en cok ezansiz kalmanin acisini cekiyorlar.
2.Teravi namazina erkekler sayet yakinda bir cami bulunuyorsa arabalari ile gidiyorlar, yoksa evde namaz kilmak zorunda kaliyorlar. Biz kadinlar ise camiye gece vakti gitmemiz imkansiz oluyor, var sayalim cok uzakta, böylece bizde o güzel dualardan ve cemaat ruhundan mahrum kaliyoruz.
Türkiye de her köse de bir cami var, her vakit insanlar oraya gidip namazlarini niyazlarini ifa edebiliyorlar.
3.Hiristiyan aleminde yasadigimiz icin ramazan ayimiz hör görülüyor, sacmalik olarak adlandiriliyor, bu da tabii kalp kirmaktan öte ruhumuzu sarsiyor. Ayirca ramazan ayinin verdigi duygular da apayri bir mevzu.
Türkiye de bu gibi sorunlar da yok, ramazan ayinin verdigi o sevgi ve sefkat hissleri ise her sokakta, her evde, her dükkanda, kuyumcu da dahi sezilmekte. Bunu yazarken gözlerimden yaslar bosandi.
bu kadar yeter zaten dermanim kalmadi, cok müteessir oldum. Herkesin Ramazan ayi mübarek olsun
Aylarin isimleri hicretin takvim baslangici olarak kabul edildigi yilda verilmedi. Daha önceden araplar tarafindan kullanilmaktaydi, hem de bu isimlerle kullanilmaktaydi, hicret sadece kullanilan takvimin o noktasi olarak takvimin baslangici olarak kabul edildi ve diger sistem aynen kabul edildi.
ramazan:
ramzâe, veya ramzâ kelime köklerinden gelir diye geciyor mev'iza kitablarinda. Bu kelimenin de yanmak ve yikamak gibi iki manasindan bahs ediliyor. Yanmak ile ilgili manasinda, araplar aylarin isimlerini verirlerken bu ay, cok siddetli sicaklara tesadüf etti, insanlarin cigerlerini yakan bu aya yakmak kelimesinden ramazan ismi verildi denir.
bazi vaz kitablarinda daha detayli bazi bilgiler var ama, bunlarin bir kismi sonradan ortaya cikan güzel anlamlandirmalar seklinde.
ramazan ayinin kutsiyetinin isminde etimolojik bir yansima bulabilecegi de bir ihtimal. Bir hadisi serifte ramazan Allah'in aylarindan bir aydir, sadece ramamzan demeyin, sehru ramazan deyin diye bir hadis var ki, hükmünün kalktigi veya zayif olarak kabul edildigi de söyleniyor. Zira Peygamvverimizin kendisi de zaman zamann sadece Ramazan olarak kullandigi olmus.
Ramazan ayinin icinde kadir gecesi var,
kadir gecesi kader gecesi, takdirin tecelli gecesi, Hz. Allah'in bazi önemli hesablari gördügü önemli bir gecedir, Hz. Allah hangi geceyi (bunun mutlaka bir astronomik hesabi olmasi lazim, ramazan su gün girerse kadir gecesi ramazanin su gününe tesadüf eder diye bazi ehlullahin kesif ile bildigi, alametlerinden cikardigi bir cetvel de var) hesaplari kullanmak icin kullanirsa kadir gecesi o gecedir. Su gün kadir gecesi diye bir gün takdir edilemez.
Simdi bu kadir gecesi cogunlukla Ramaazn ayi icerisinde olur. Ramazanin kudsiyeti de buradadir.
Kitablarin bir cogu ramazanda ve kadir gecesinde inmistir. Ibni Kesir tefsirinde Ibn-i Hanbel'den yapilan bir rivayette Peygamberimiz söyle buyurdu:
'Ibrahimin sahirfeleri Ramazan'in ilk gecesinde indirildi. Tevrat ramazanin 6. gecesinde, incil 13. gecesinde, Kuran-i Kerimi ise 24. gecesinde indirmistir.' Ama buradaki günler bazi rivayetlerde farklilik arz etmektedir.
Ama ramazan ayi eskiden beri kudsiyeti ile bilinen bir ay idi.
Mübarek ayların en muhimi ve mübarek üç ayların sonuncusu. Kuran-ı Kerimin nazil olmağa başladığı oruç ayı. Arabi ve Kameri olan takvime göre 9. ay. Oruç tutanın günahlarını yaktığı mahveylediği için bu isim verildiği rivayet edilir.
şölen..
yaklaşıyor..
sanırım 2 haftaya kadar oruç tutmaya başlıycaz..
ramazanın ruhunu o kadar çok seviyorum ki...
ve benim için o kadar özel ve tüzel ki...
bir gün bile kaçırmadan tutmaya çalışırım genelde orucumu...zaten farz.
ama benim için özel oluşu şurdan kaynaklanıyor..
ramazanda oruç tuttuğum an...
gözümün önüne mekke geliyor nedense...
orada beyazlar içinde her dil ve ırktan milyonlarca insan gözümün önüne geliyor...
tüm dünya bir çatı altında birleşmiş...
ve ben tüm dünyayla...
dilini ve rengini bile bilmediğim ama müslüman oldukları için din kardeşim olan milyonlarca insanla birlikte ve aynı anda huşu ve sabır içinde oruç tutuyorum...
aldığım her nefeste Allah adı...
ve içimde yaptığım her işte bir dikkatlilik, sakınma ve günahtan kaçınma güdüsü...
nefsime hükmetme ve şeytanla savaş ilan etme...
ve her oruç açışta bir kazanmışlık hissi ve bir arınmışlık furyası....
içim içime sığmıyor...
hele sahur yemekleri...
ankara sokaklarına çıkıp çorbacı aramak temcit vakti...
her taraf açık....
ve sıcacık küncülü pide kuyruğuna girmek...iftar ve sahurda....
ramazanın bereketiyle yemek çeşitleriyle dolup dolup hiç boşalmayan yemek sofraları...
aile akraba ve yakın dostlarla paylaşılan upuzun masalardaki iftar yemekleri...
çok özledim çok...
ramazanı çok seviyorum..
hoşgeldin ya şehri ramadan.....