İnsanın kendini tanıması çok önemli. İnsan kendini iyi tanırsa, ne istediğini ve ne istemediğini bilir, hayatta doğru seçimler yapabilir, insanlar yanlışlarından da öğrenir orası ayrı. İnsan kendini iyi tanıdığında iltifatlar onu şımartmaz ve olumsuz bir söz duyarsa bu onda kendisiyle ilgili kalıcı yanlış bir inanç oluşturmaz. Çünkü gerçeği biliyordur. Gerçek ile gerçek olmayanı ayırt edebiliyordur. İnsan ancak kendi ile ilgili gerçeklerin farkında olmasının ardından eksiklerini gidermek için ya da daha iyi, daha gelişmiş bir hale gelmek için çabalayabilir. Bu farkındalık çabanın yönünü belirler. Kendini tanımak, bunun için çabalayarak, kendini gözlemleyerek, kendi üzerinde düşünerek, yapamayacağım zannettiği şeyleri yapabileceğini görmek için çabalayarak, daha önce yapmaması gerektiği halde yaptıklarına ve yapmaması gerektiği için kaçınabildiklerine, yapması gerektiği halde yapmadıklarına ve yapması gerektiği için yaptıklarına, yapabildiklerine ya da yapmak istediği için yaptıklarına, başarabildiklerine bakarak, kendine sorular sorarak, istediklerini ve istemediklerini anlamaya keşfetmeye çalışarak, yapıcı eleştirileri değerlendirmeye alarak, okuyarak, farkındalıklı bir şekilde yaşayarak olur bence. Tabi bunları yaparken insanın kendisine karşı aynı bir başkasına olduğu gibi şefkatli, özenli olması gerekir. Suçlayıcı, aşağılayıcı, yargılayıcı olmaktan kaçınmak gerekir. Amaç kendini yerden yere vurmak değil, gerçekçi tespitler yapmak ve daha iyiye doğru evrilmek. İnsan kendi başarılarıyla gurur da duymalı, kendisini takdir etmeli ve kendisine karşı sevgi ve saygı da duymalıdır. İnsanın kendisi ile ilgili bakış açısı hem davranışlarını hem de diğer insanların ona davranışını etkiler. İnsanın kendini tanıması bir süreç gerektirir ve bir noktada son bulmaz bence. Çünkü zamanla yeni şeyler keşfeder ve değişimlerin de farkında olması gerekir. Önceki hali, şimdiki hali, olmak istediği hali nedir bunların ayırdı, benzerlikleri ve farklılıkları önemli bence. İnsanlar kendini ne kadar tanıyor? Tanıyor mu tanıdığını mı zannediyor? Bu noktada insanın kendi ile ilgili hangi inançlara sahip olduğu konusunun önemi devreye giriyor. Kendinle ilgili kabul ettiğin hususlar, özellikler ya da kabul etmediklerin gerçek mi yoksa senin yanlış inancından mı kaynaklanıyor? İşte burada ayırt çok önemli, kendi gerçekliğinle ilgili bildiklerin ve gerçek olmadığını bildiğin halde hissettiğin geçici veya kalıcı olumsuz duygular arasındaki ayrım. Bunun ayırdını iyi yapmak lazım. İnsan kendini iyi tanırsa bunun ayırdını iyi yapar. Yani hissedilen bu duygu gerçekliği yansıtıyor mu yoksa yanıltıcı mı? Yani gerçekte o an düşündüğün hissettiğin gibi misin yoksa kendini kötü hissettiğin için mi bu duygu ve düşünceler aklından geçiyor? Bilmek ve hissetmek birbirinden farklıdır ama aynı zamanda birbiriyle bağlantılıdır da. Bu duygu ve düşüncelerin birbirini etkilemesiyle de ilgili. Sadece duygu ve düşünceler değil bunların etkisiyle oluşan davranışlar ve bu davranışların tekrarlanıp tekrarlanmıyor olması da hayatımızın şekillenmesinde etkili. Buradaki video insanın kendi ile ilgili sahip olduğu düşüncelerin, inançların nasıl bir etki oluşturduğundan bahsediyor. Eğer insan kendisiyle ilgili yanlış inanışlara sahipse bunun farkında olmasının ardından kendini daha iyi tanıyarak bu yanlış inançları doğruları ile değiştirebilir. Hiçbir değişim kolay değildir ama imkansız da değildir.
Bu videoda da Ömer Güçlü hoca dinleyicilerine teşekkürlerini sunuyor ve yazdığı kitaptan bahsediyor. Kitabı ilgimi çekti. Bir ara alıp okumayı düşünüyorum. Eğer biz kendimizi iyi ve mutlu hissedersek bu mutluluk bizden etrafımıza yayılır diye düşünüyorum. İyi ki insan ruhundan anlayan psikologlarımız var ve psikoloji biliminin inceliklerini bizlerle paylaşıyorlar. Her kitap bir insan, her insan bir kitap.
Ömer Güçlü hoca bu videoda da iki film önerisinden bahsediyor. Zorluklarla mücadele etmekten, ilerlemekten, hayatta kalmaya çalışmaktan, zorluklara rağmen vazgeçmemekten, başarmaktan bahsediyor. İyi ki bu kanalı keşfetmişim.
Psikoloji çok kıymetli bir bilim dalı. Psikolojiyle ilgilenmeyi seviyorum. Bu alanda kitaplar okumak, videolar izlemek bana hem keyif veriyor hem de kendimi ve diğer insanları anlamama yardımcı oluyor. Youtube'da Güçlü Psikoloji kanalını yeni keşfettim. Ömer Güçlü'yü dinlemeyi sevdim, anlattıklarını faydalı buldum. Bu kanalı bilmeyenlerin de dinleyebilmesi için paylaşmak istedim. Bunun yanında Tülay Kök'ün videolarını da beğeniyle izliyorum. Bilgileri son derece içselleştirmiş ve samimi bir dille anlatıyor. Zafer Akıncı hoca da oldukça bilgili, faydalı bilgiler paylaşıyor ve sempatik bir anlatım tarzı var.
insan ve hayvan davranışlarını inceleyen bir bilim dalıdır.wilhelm wundt'un1879da deneysel psikoloji laboratuvarı kurmasıyla bağımsız bir bilim dalı haline gelmiştir...
insan beyninin 8-18 hz aralığındaki frekansının toplumda günlük yaşamdaki etkileri. bu arada spesifik değişkenler: müzik renkler görüntüler cisimlerin hızları gibi gibi
çok kişinin felsefeyle karıştırıp felsefe yapma demesine yol açmış sözcük.bir de o insana bi psikologa git yardım al diosanız way halinize,kaçın uzaklaşın ordan! çünkü bizim milletimiz yardım almayı sewmez felsefe yapmayı da psikolojik konuşmaları da istemez.edebiyat parçalar,ülkeyi yönetir,laf salatası yapar.bilim bünyesine terstir! ! ! :..........
insan ve hayvanlarda beyin ve davranış der birileri.....çevre ve o çevredeki davranışlar.......mı acaba? ? ? ......bitkiler? ? ? ....- ;)) ..:bekle ve gör! :Pp
deneysel bir bilim olarak pozitiv bilimlere benzemesinin yanında olayların sonuçlarına bağlı hükümler getirmekten öteye gidemez psikloji..nedenleriini psikiyatriden alabilir belki ama bu da onu kendi içinde çokda sağlam temellere oturtmuş bir bilim olmadığını gösterir..ve vicdan,hasssasiyet...vb(bir sürü örnek) gibi insani davranışları bu şekilde açıklayamaz gibi geliyor bana..(öyle ıvır zıvır şeyler yazmayın buraya varsa bir düşünceniz onu yazın)
Leon Festinger, 1950’li yıllarda zihinsel çelişki teorisini ortaya atmıştır. Teori şunu söyler:”Eğer bir kişinin davranışını değiştirirseniz, O’nun düşünceleri ve hisleri de çelişkiyi azaltmak için değişecektir.” İnsanlar, kendi davranışlarının düşüncelerinin ve hislerinin karşılıklı olarak tutarlı olmasını tercih ederler. Ve bunlar arasında ancak çok küçük bir farklılığa tahammül edebilirler. Psikolojik araştırmalar şunu göstermiştir ki eğer bu üç temelden biri değişirse diğeri de zihinsel çelişkiyi azaltmak için değişecektir.
Zihin kontrolü belirli metodları ve teknikleri içerir. Mesela hipnoz, düşünceyi durdurma gibi. Bu teknikler, kişilerin nasıl düşüneceğini, hissedeceğini ve davranacağını belirler. Bu bilgi kendi başına tehlikeli değildir. Ancak bir liderin, istediklerini elde etmek için bu yöntemleri kullanıp kişileri kendine bağımlı, bir anlamda köleler haline getirmesi durumu oldukça tehlikelidir. Zihin kontrol yönteminde kişinin gerçek benliği, davranışları, düşünceleri hisleri baskı altına alınır ve yeni bir kişilik inşa edilir. Zihin kontrolü yöntemlerini bilmeyen bir kişinin bu yöntemlerden kurtulabilme şansı pek yoktur.
gerçekten böyle bir bilim var mıdır insanların davranışlarını yaşayışlarını sınıflandırabileceğimiz mekanikleştirebileceğimiz.. yoksa her bireyin kendi şahsının özgünlüğüne mi inanmalı sorularının cevabını bilmediğim araştırma konusu
İnsanın kendini tanıması çok önemli.
İnsan kendini iyi tanırsa, ne istediğini ve ne istemediğini bilir,
hayatta doğru seçimler yapabilir,
insanlar yanlışlarından da öğrenir orası ayrı.
İnsan kendini iyi tanıdığında iltifatlar onu şımartmaz ve
olumsuz bir söz duyarsa bu onda kendisiyle ilgili kalıcı yanlış bir inanç oluşturmaz.
Çünkü gerçeği biliyordur.
Gerçek ile gerçek olmayanı ayırt edebiliyordur.
İnsan ancak kendi ile ilgili gerçeklerin farkında olmasının ardından
eksiklerini gidermek için ya da daha iyi, daha gelişmiş bir hale gelmek için çabalayabilir.
Bu farkındalık çabanın yönünü belirler.
Kendini tanımak, bunun için çabalayarak, kendini gözlemleyerek,
kendi üzerinde düşünerek, yapamayacağım zannettiği şeyleri yapabileceğini görmek için çabalayarak,
daha önce yapmaması gerektiği halde yaptıklarına ve yapmaması gerektiği için kaçınabildiklerine,
yapması gerektiği halde yapmadıklarına ve yapması gerektiği için yaptıklarına,
yapabildiklerine ya da yapmak istediği için yaptıklarına, başarabildiklerine bakarak,
kendine sorular sorarak, istediklerini ve istemediklerini anlamaya keşfetmeye çalışarak,
yapıcı eleştirileri değerlendirmeye alarak, okuyarak,
farkındalıklı bir şekilde yaşayarak olur bence.
Tabi bunları yaparken insanın kendisine karşı aynı bir başkasına olduğu gibi
şefkatli, özenli olması gerekir. Suçlayıcı, aşağılayıcı, yargılayıcı olmaktan kaçınmak gerekir.
Amaç kendini yerden yere vurmak değil, gerçekçi tespitler yapmak ve
daha iyiye doğru evrilmek. İnsan kendi başarılarıyla gurur da duymalı,
kendisini takdir etmeli ve kendisine karşı sevgi ve saygı da duymalıdır.
İnsanın kendisi ile ilgili bakış açısı hem davranışlarını hem de diğer insanların ona davranışını etkiler.
İnsanın kendini tanıması bir süreç gerektirir ve bir noktada son bulmaz bence.
Çünkü zamanla yeni şeyler keşfeder ve değişimlerin de farkında olması gerekir.
Önceki hali, şimdiki hali, olmak istediği hali nedir bunların ayırdı,
benzerlikleri ve farklılıkları önemli bence.
İnsanlar kendini ne kadar tanıyor? Tanıyor mu tanıdığını mı zannediyor?
Bu noktada insanın kendi ile ilgili hangi inançlara sahip olduğu konusunun önemi
devreye giriyor. Kendinle ilgili kabul ettiğin hususlar, özellikler
ya da kabul etmediklerin gerçek mi yoksa senin yanlış inancından mı kaynaklanıyor?
İşte burada ayırt çok önemli, kendi gerçekliğinle ilgili bildiklerin ve
gerçek olmadığını bildiğin halde hissettiğin geçici veya kalıcı olumsuz duygular arasındaki ayrım.
Bunun ayırdını iyi yapmak lazım. İnsan kendini iyi tanırsa bunun ayırdını iyi yapar.
Yani hissedilen bu duygu gerçekliği yansıtıyor mu yoksa yanıltıcı mı?
Yani gerçekte o an düşündüğün hissettiğin gibi misin yoksa kendini kötü hissettiğin için mi
bu duygu ve düşünceler aklından geçiyor?
Bilmek ve hissetmek birbirinden farklıdır ama aynı zamanda birbiriyle bağlantılıdır da.
Bu duygu ve düşüncelerin birbirini etkilemesiyle de ilgili.
Sadece duygu ve düşünceler değil bunların etkisiyle oluşan davranışlar ve
bu davranışların tekrarlanıp tekrarlanmıyor olması da hayatımızın şekillenmesinde etkili.
Buradaki video insanın kendi ile ilgili sahip olduğu düşüncelerin,
inançların nasıl bir etki oluşturduğundan bahsediyor.
Eğer insan kendisiyle ilgili yanlış inanışlara sahipse
bunun farkında olmasının ardından kendini daha iyi tanıyarak
bu yanlış inançları doğruları ile değiştirebilir.
Hiçbir değişim kolay değildir ama imkansız da değildir.
insanın ruh hallerini ve davranışlarını içerir ki düzelir, bozulur, düzelir, bo......
buraya kadar olağandır da
Allah karaktere zeval vermesin :)
Bu videoda da Ömer Güçlü hoca dinleyicilerine teşekkürlerini sunuyor ve yazdığı kitaptan bahsediyor. Kitabı ilgimi çekti. Bir ara alıp okumayı düşünüyorum. Eğer biz kendimizi iyi ve mutlu hissedersek bu mutluluk bizden etrafımıza yayılır diye düşünüyorum. İyi ki insan ruhundan anlayan psikologlarımız var ve psikoloji biliminin inceliklerini bizlerle paylaşıyorlar. Her kitap bir insan, her insan bir kitap.
Ömer Güçlü hoca bu videoda da iki film önerisinden bahsediyor. Zorluklarla mücadele etmekten, ilerlemekten, hayatta kalmaya çalışmaktan, zorluklara rağmen vazgeçmemekten, başarmaktan bahsediyor. İyi ki bu kanalı keşfetmişim.
Psikoloji çok kıymetli bir bilim dalı. Psikolojiyle ilgilenmeyi seviyorum. Bu alanda kitaplar okumak, videolar izlemek bana hem keyif veriyor hem de kendimi ve diğer insanları anlamama yardımcı oluyor. Youtube'da Güçlü Psikoloji kanalını yeni keşfettim. Ömer Güçlü'yü dinlemeyi sevdim, anlattıklarını faydalı buldum. Bu kanalı bilmeyenlerin de dinleyebilmesi için paylaşmak istedim. Bunun yanında Tülay Kök'ün videolarını da beğeniyle izliyorum. Bilgileri son derece içselleştirmiş ve samimi bir dille anlatıyor. Zafer Akıncı hoca da oldukça bilgili, faydalı bilgiler paylaşıyor ve sempatik bir anlatım tarzı var.
Davranış ve zihinsel işleyişler bilimi..
Gerçeğin ta kendisidir.
İnanmayan çok şey kaybeder..
psikoloji düşünme ve düşündüğü harekete geçrimedir
Bazı kişilerin, inanmadığı (ruh hasta olmaz yaradılışa aykırı dediği) ruhsal durum.
yaptıklarımız değil yapmak istediklerimiz...
söylediklerimiz değil söyleyemediklerimiz...
insan ve hayvan davranışlarını inceleyen bir bilim dalıdır.wilhelm wundt'un1879da deneysel psikoloji laboratuvarı kurmasıyla bağımsız bir bilim dalı haline gelmiştir...
insan beyninin 8-18 hz aralığındaki frekansının toplumda günlük yaşamdaki etkileri.
bu arada spesifik değişkenler:
müzik
renkler
görüntüler
cisimlerin hızları
gibi gibi
çok kişinin felsefeyle karıştırıp felsefe yapma demesine yol açmış sözcük.bir de o insana bi psikologa git yardım al diosanız way halinize,kaçın uzaklaşın ordan! çünkü bizim milletimiz yardım almayı sewmez felsefe yapmayı da psikolojik konuşmaları da istemez.edebiyat parçalar,ülkeyi yönetir,laf salatası yapar.bilim bünyesine terstir! ! ! :..........
ekzantrik tel konuşmaları
küçük kardeşten nasihat ve felsefe silsilesi
hayat neyin klişesi(?)
insan ve hayvanlarda beyin ve davranış der birileri.....çevre ve o çevredeki davranışlar.......mı acaba? ? ? ......bitkiler? ? ? ....- ;)) ..:bekle ve gör! :Pp
en büyük etken çocukluk da değil
bebeklikmiş
davranışı ve davranışın altında yatan her türlü olguyu inceleyen bilim dalı
psikolji bence insanın ruh halini yani gözle görülmeyeni anlatan bir bilim dalıdır. Sağlam bir beden ancak sağlam bir iç dünyada yaşanır...
deneysel bir bilim olarak pozitiv bilimlere benzemesinin yanında olayların sonuçlarına bağlı hükümler getirmekten öteye gidemez psikloji..nedenleriini psikiyatriden alabilir belki ama bu da onu kendi içinde çokda sağlam temellere oturtmuş bir bilim olmadığını gösterir..ve vicdan,hasssasiyet...vb(bir sürü örnek) gibi insani davranışları bu şekilde açıklayamaz gibi geliyor bana..(öyle ıvır zıvır şeyler yazmayın buraya varsa bir düşünceniz onu yazın)
Leon Festinger, 1950’li yıllarda zihinsel çelişki teorisini ortaya atmıştır. Teori şunu söyler:”Eğer bir kişinin davranışını değiştirirseniz, O’nun düşünceleri ve hisleri de çelişkiyi azaltmak için değişecektir.” İnsanlar, kendi davranışlarının düşüncelerinin ve hislerinin karşılıklı olarak tutarlı olmasını tercih ederler. Ve bunlar arasında ancak çok küçük bir farklılığa tahammül edebilirler. Psikolojik araştırmalar şunu göstermiştir ki eğer bu üç temelden biri değişirse diğeri de zihinsel çelişkiyi azaltmak için değişecektir.
Zihin kontrolü belirli metodları ve teknikleri içerir. Mesela hipnoz, düşünceyi durdurma gibi. Bu teknikler, kişilerin nasıl düşüneceğini, hissedeceğini ve davranacağını belirler. Bu bilgi kendi başına tehlikeli değildir. Ancak bir liderin, istediklerini elde etmek için bu yöntemleri kullanıp kişileri kendine bağımlı, bir anlamda köleler haline getirmesi durumu oldukça tehlikelidir. Zihin kontrol yönteminde kişinin gerçek benliği, davranışları, düşünceleri hisleri baskı altına alınır ve yeni bir kişilik inşa edilir. Zihin kontrolü yöntemlerini bilmeyen bir kişinin bu yöntemlerden kurtulabilme şansı pek yoktur.
yalancılık gerçekse buda gerçek.
no comment
gerçekten böyle bir bilim var mıdır insanların davranışlarını yaşayışlarını sınıflandırabileceğimiz mekanikleştirebileceğimiz.. yoksa her bireyin kendi şahsının özgünlüğüne mi inanmalı sorularının cevabını bilmediğim araştırma konusu