ölüm ağızların tadını kaçıran bir duygu.bitişle başlayan yeni bir hayat.maziyle ati arasında bir perde.iki odalı bir ev düşünün.odayı bölen bir duvar.öbür odanın sadece varlığından haberdarsınız.hiiç gitmediniz.görmediniz.o iki oda arasındaki duvar ağızların tadını kaçırır.
Hesap Günü, ölümden korkanlar var ama korkunun ecele faydası yok, hepimiz ölücez ve hesap vericez,ona göre bi hayat çizmek lazım, öbür taraf bu taraftan daha önemli... burası gelip geçici.
ölüm her canlının kaçınılmaz sonu. üzerinde yaşadığımız dünya aslında bizler için bir misafir hane. günü geldimi ebedei mekanımıza doğru yol alırız. işte buda ölüm denilen olayla olur. bu dünyada yaptıklarımızın karşılığınıda vereceğimiz yerdir gideceğimiz yer. ölüm çok ince bir konudur. insan ölüm döşeğine yatıığı vakit başlar hesap ve sırata kadar sürecek zorlu bir yolculuk bekliyor insanları. bu yolculuk esnasında hesabını verenler için mutluluk diyarı veremeyenler için ise azab diyarı mekan olacaktır.
gün gelir ölüm çalar kapıyı sessizce; hissedersiniz geldiğini,açmak istemezsiniz; ama bilirsiniz gireceğini içeri... hatırlanacak çok az şey vardır o an, yaşanacaksa çok şey ama ölüm girmiştir bir kere içinize isteseniz de istemeseniz de...
Ey gaflete dalıp ve bu hayatı tatlı görüp ve âhireti unutup, dünyaya talib bedbaht nefsim! Bilir misin neye benzersin? Deve kuşuna... Avcıyı görür, uçamıyor; başını kuma sokuyor, tâ avcı onu görmesin. Koca gövdesi dışarda. Avcı görür. Yalnız o, gözünü kum içinde kapamış, görmez.
Ey nefis! Şu temsile bak, gör: Nasıl dünyaya hasr-ı nazar, aziz bir lezzeti, elîm bir eleme kalb eder.
Meselâ; şu karyede (yâni Barla'da) iki adam bulunur. Birisinin yüzde doksandokuz ahbabı İstanbul'a gitmişler. Güzelce yaşıyorlar. Yalnız birtek burada kalmış. O dahi oraya gidecek. Bunun için şu adam İstanbul'a müştaktır, orayı düşünür. Ahbaba kavuşmak ister. Ne vakit ona denilse “Oraya git”, sevinip gülerek gider. İkinci adam ise, yüzde doksandokuz dostları buradan gitmişler. Bir kısmı mahvolmuşlar. Bir kısmı, ne görür, ne de görünür yerlere sokulmuşlar. Perişan olup gitmişler, zanneder. Şu bîçare adam ise, bütün onlara bedel yalnız bir misafire ünsiyyet edip teselli bulmak ister. Onunla o elîm âlâm-ı firakı kapamak ister.
Ey nefis! Başta Habibullah, bütün ahbabın kabrin öbür tarafındadırlar. Burada kalan bir-iki tane ise, onlar da gidiyorlar. Ölümden ürküp, kabirden korkup, başını çevirme! Merdane kabre bak, dinle ne taleb eder! Erkekçesine ölümün yüzüne gül; bak ne ister! Sakın gafil olup ikinci adama benzeme!
Ey nefsim! Deme: “Zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder. Derd-i maişetle sarhoştur.” Çünki: Ölüm değişmiyor. Firak bekaya kalbolup başkalaşmıyor. Acz-i beşerî, fakr-ı insânî değişmiyor, ziyâdeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor, sür'at peyda ediyor.
Hem deme: “Ben de herkes gibiyim.” Çünki, herkes sana kabir kapısına kadar arkadaşlık eder. Herkesle musîbette beraber olmak demek olan teselli ise, kabrin öbür tarafında pek esassızdır. Hem kendini başıboş zannetme. Zira, şu misafirhane-i dünyada nazar-ı hikmetle baksan; hiçbir şey'i nizâmsız gayesiz göremezsin. Nasıl sen nizâmsız, gayesiz kalabilirsin? Zelzele gibi vâkıalar olan şu hâdisat-ı kevniyye, tesadüf oyuncağı değiller. Meselâ: Zemine nebâtat ve hayvanat enva'ından giydirilen birbiri üstünde, birbiri içinde, gayet muntâzam ve gayet münakkaş gömlekler; baştan aşağıya kadar gayelerle, hikmetlerle müzeyyen, mücehhez olduklarını gördüğün ve gayet âlî gayeler içinde kemâl-i intizâm ile meczup mevlevî gibi devredip döndürmesini bildiğin halde, nasıl oluyor ki küre-i arzın; Benî-Âdemden, bâhusus ehl-i îmândan beğenmediği bir kısım etvâr-ı gafletin sıklet-i mânevîyyesinden omuz silkmeye benzeyen zelzele gibi (Haşiye) mevt-âlûd hâdisat-ı hayâtiyyesini; bir mülhidin neşrettiği gibi gayesiz, tesadüfî zannederek bütün musibetzedelerin elîm zâyiatını bedelsiz hebâen-mensur gösterip, müdhiş bir ye'se atarlar. Hem büyük bir hatâ, hem büyük bir zulüm ederler. Belki öyle hâdiseler, bir Hakîm-i Rahîm'in emriyle ehl-i îmânın fâni malını, sadaka hükmüne çevirip ibka etmektir. Ve küfran-ı ni’metten gelen günahlara keffarettir. Nasılki bir gün gelecek, şu musahhar zemin yüzünün zîneti olan âsâr-ı beşeriyyeyi şirk-âlûd, şükürsüz görüp, çirkin bulur. Hâlık'ın emriyle, büyük bir zelzele ile bütün yüzünü siler, temizler. Allah'ın emriyle ehl-i şirki Cehennem'e döker. Ehl-i şükre “Haydi, Cennet'e buyurun der.
- Buenos Aires'te karısına sinirlenip onu öldürmeye karar veren adam, otelin 23. katındaki odalardan karısını aşağıya atar. Kadın elektrik tellerine takılır. İşini sağlama almak isteyen adam, karısının peşinden atlar. Tellere tutunamaz, yere çakılır.
- Mısırlı çiftçi, Nil Nehri'ne düşen tavuğunu kurtarmak için suya atlar. Ancak girdaba yakalanır. Kıyıya dönemeyince, bağırarak yardım ister. Bu kez oğlu atlar suya. O da girdaba kapılır. Beraberce yardım isterler. Derken adamın kızı, karısı da aynı kaderi paylaşır. Sonunda tavuk kurtulur ama ardında 6 ölü bırakır.
- Iraklı terörist Khay Rahnajet, içinde bomba olan paketi postayla suikast adresine göndermeye kalkar. Ancak yeterli sayıda pul yapıştıramadığı için, paket ev adresine geri gönderilir. İçinde bomba olduğunu unutan acemi terörist paketi açar ve sonrası malum.
- Astronot biliminde çığır açan Danimarkalı bilim adamı Tycho Brahe, vaktinde tuvalete giremediği için öldü. 16. yüzyılda yemek bitmeden sofradan ayrılmak hakaret sayılırdı. O gece, şölene gelmeden önce tuvalete girmeyi unutmuştu. Yemekte içkiyi fazla kaçıran Brahe, izin isteyemeyecek kadar nazikti. İdrar kesesi patlayan bilim adamı, 11 gün acı çektikten sonra öldü.
- Güney Afrika'nın Cape Town Şehri'ndeki bir hastanede gizemli olaylar oluyordu. Üstelik ölümlerin hepsi, cuma günleri 311 numaralı yoğun bakım odasında gerçekleşiyordu. Hemşireler ve doktorlar buna bir çözüm bulamayınca, devreye polis girdi. Araştırmalar sonuç vermedi. Sır ölümlere uzun süre açıklama getirilemedi. Uzmanlar, odanın havasını bakteriyolojik olarak kontrol ettiler. Sonuç sıfırdı. Bu arada ölümler devam etti. Sonunda oda sürekli olarak gözetim altına alındı ve neden ortaya çıktı. Cuma sabahları saat 06.00'da odaları temizleyen görevli, hastanın başındaki solunum cihazının fişini çekerek elektrik süpürgesinin fişini takıyordu.
- Marco ve Roberto adlı iki kardeş, hiç geçinemiyorlardı. Roberto'nun sık sık kendisiyle dalga geçmesine dayanamayan Marco, kardeşini öldürdü ama onun ölümünden 5 dakika sonra kendisi de öldü. Çünkü Marco ile Roberto, aynı donanım sistemini paylaşan ikizlerdi. Roberto ölünce, Marco'nun da kan dolaşımı durmuştu.
- ABD'nin Alabama Eyaleti'nde 25 yaşındaki bir asker tükürme alışkanlığının kurbanı oldu. Pencere kenarında oturarak tükürüğünü sokak lambasına isabet ettirmeye çalışan bir asker, dengesini kaybedip 11. kattan düşerek hayatını kaybetti.
- 1995 yılında Coca Cola makinesinden bedava soda almaya çalışan bir adam, aniden fırlayan kola kutusu yüzünden hayatını kaybetti.
- Jake Fen isimli Macar adam, eşini korkutmak için kendisini asmış pozu verdi. Eve gelen eş, kocasını o halde görünce bayıldı. Kapıyı açık gören komşu kadın içeriye girince, iki cesetle karşılaştığını sanıp evi soydu. Topladıkları ile çıkarken, Jake kadına bir tekme attı. Cesedin canlandığını sanan kadın, korkudan öldü.
- New York'ta caddede bir adama araç hafifçe çarptı. Adama bir şey olmamıştı. Şoförle konuştu ve kalkacakken olayı gören biri yanına gelerek, kalkmazsa sigortadan para alabileceğini söyleyince yeniden aracın önüne yattı. Araç sürücüsü ise adamın gittiğini düşünerek gaza bastı ve adam öldü.
- Bayan Carson, Amerika'nın New York Kenti'nde yaşıyordu. Bir gün eğlenmek için cenaze işleri yapan bir şirketle anlaştı. Şirket eve telefon etti ve bayan Carson'un kalp krizi geçirip öldüğünü söyledi. Aile hemen koştu. Bu sırada tabutun içinde yatan bayan Carson, birden doğruluverdi. Ama kızı o anda kalp krizi geçirip öldü.
- Romollo Ribaldo, işsizdi. Pisa Kenti'nde oturan 42 yaşındaki bu İtalyan, bir gün tabanca ile intihar etmeye hazırlandı. Eşi onu engellemek için dil döktü. Sonunda Romolo, ağlamaya başladı ve intihardan vazgeçip silahını yere fırlattı. Ateş alan tabancadan çıkan mermi eşine isabet etti ve eşi öldü.
- Sibirya'nın köylerinden birinde cenaze mezarlığa götürülüyormuş. Mısır tarlasının ortasında, tabut köylülerin ellerinden düşüvermiş. Tabutun içindeki ceset düşüp dereye yuvarlanmış. Akıntı, cesedi dinamitle avlanan balıkçıların yanına sürüklemiş. Balıkçılar 'Acaba adamı dinamitle biz mi öldürdük? ' diye endişeye kapılarak, cesedi askeri kışlanın tellerine bırakmışlar. Nöbetçi er, bölgeye birinin yaklaştığını düşünerek cesedi yaylım ateşine tutmuş. Hemen ambulans çağrılmış. Delik deşik olan ceset, hastaneye kaldırılmış. Operasyon 6 saat sürmüş. Ameliyattan çıkan doktor, alnından akan terleri silmiş ve 'Çok zor oldu ama galiba yaşayacak' demiş
- 1983'te mağazada hırsızlık yaparken yakalanan San Diegolu bir kadın, polislere 'eğer onu bırakmazlarsa' morarana kadar nefesini tutacağını söyledi. Polisler kadını bırakmadılar, o da gerçekten ölünceye kadar nefesini tuttu.
- Bir fil bakıcısı filin temizliği ile ilgilenirken filin posasının altında kalıp can vermiş.
- Bir lunaparkın 2 kafadar gece bekçisi, park kapandıktan sonra dönen salıncaklara binmeye karar vermişler. Yönetici kabinine girmişler, aleti çalıştırmışlar. Makinenin ısınması için 1 dakika kadar süre gerekiyor tabii. Salıncaklara bir güzel kurulmuşlar. 1 dakikalık süre geçmiş, alet çalışmaya başlamış. Ama 2 kafadar, seans süresini ayarlamayı unutunca bütün gece kusarak ölmüş.
Bunlar da ilginç ölüm nedenleri:
- Her yıl, çatıya çıkıp anteni değiştirenlerden bin 800 kişi can veriyor. Çatıdan düşen ama ölmeyenlerin sayısı da 2 bin civarında.
- Özellikle son yıllarda, cinsel ilişki sırasında ölenlerin sayısında oldukça büyük bir artış var. 1 yılda bin 500 kişi seks yaparken can veriyor.
- Dünyanın en zor mesleklerinden biri de kuşkusuz otomobil tamirciliğidir. Her yıl, bu iş sektöründe 900 kişi hayatını kaybediyor.
- En fazla ölümlerin yaşandığı iş kollarından biri de boyacılık sektörü. Dünya üzerinde her yıl bin 100 kişi, boya merdiveninden düşerek ölüyor.
- Her yıl 33 bin kişi, yanlış iğne nedeniyle ölüyor. Özellikle Afrika'da, bu tarz ölümler artık normal sayılıyor.
- Her yıl, gömlek veya pantolon düğmesi dikerken 299 kişi ölüyor. Dikiş sırasında iğneyi vücuduna batıranlardan bazılarının ölüm nedeni: Bulaşıcı hastalık.
- Her yıl, 2 bin 480 kişi ampul değiştirirken elektrik çarpması nedeniyle ölüyor.
- İlginç ölümlere maruz kalanlardan bazıları da kasa görevlileri. Her yıl ya soyguncuların kurşunu ya da müşterilerle tartıştıkları için 6 bin 500 görevli ölüyor.
ölüm bana göre, hazırlıklı olan için bir mükafat, benim gibi yetersiz olan için ise korkulu bir bekleyiş...tamamen göreceli bir kavram...ama düşündüğümde belkide hayatta olmak kadar güzel birşey olabilir....
ÖLÜM dünyanın yaşamın hayatın en anlamlı sözü ölüm dünyanın en güsel günü ölüm günü en güsel gün seni bekler oldum.pesimistliğimin içinde bi rapimi bide seni beklerım...
ölüm güzel şey budur perde ardından haber hiç güzel olmasaydı ölürmüydü peygamber o dem ki perdeler kalkar perdeler iner azraile hoşgeldin diyebilmekte hüner...
ölüm bir dönemeç gözümüzdeki perdenin ortadan kalkması,yoksa bedensel çözülme ve yok oluş ruhen yokolmayı saglanmıyor,sadece zemin ve mekan degişiyor,yoksa boşlugu anlatmak ve anlamak mümkün degil
ölüm ağızların tadını kaçıran bir duygu.bitişle başlayan yeni bir hayat.maziyle ati arasında bir perde.iki odalı bir ev düşünün.odayı bölen bir duvar.öbür odanın sadece varlığından haberdarsınız.hiiç gitmediniz.görmediniz.o iki oda arasındaki duvar ağızların tadını kaçırır.
Küllü nefsin saikatül mevti
sümme ileyna türceun
Hesap Günü, ölümden korkanlar var ama korkunun ecele faydası yok, hepimiz ölücez ve hesap vericez,ona göre bi hayat çizmek lazım, öbür taraf bu taraftan daha önemli... burası gelip geçici.
ölüm her canlının kaçınılmaz sonu. üzerinde yaşadığımız dünya aslında bizler için bir misafir hane. günü geldimi ebedei mekanımıza doğru yol alırız. işte buda ölüm denilen olayla olur. bu dünyada yaptıklarımızın karşılığınıda vereceğimiz yerdir gideceğimiz yer. ölüm çok ince bir konudur. insan ölüm döşeğine yatıığı vakit başlar hesap ve sırata kadar sürecek zorlu bir yolculuk bekliyor insanları. bu yolculuk esnasında hesabını verenler için mutluluk diyarı veremeyenler için ise azab diyarı mekan olacaktır.
konuştum kendisiyle yakında ugrayacakmış bana..
bekliyorun buyuk bir heyecanla..
gün gelir ölüm çalar kapıyı sessizce;
hissedersiniz geldiğini,açmak istemezsiniz;
ama bilirsiniz gireceğini içeri...
hatırlanacak çok az şey vardır o an,
yaşanacaksa çok şey
ama ölüm girmiştir bir kere içinize
isteseniz de istemeseniz de...
Gafil kafaya bir tokmak ve bir ders-i ibrettir.]
Ey gaflete dalıp ve bu hayatı tatlı görüp ve âhireti unutup, dünyaya talib bedbaht nefsim! Bilir misin neye benzersin? Deve kuşuna... Avcıyı görür, uçamıyor; başını kuma sokuyor, tâ avcı onu görmesin. Koca gövdesi dışarda. Avcı görür. Yalnız o, gözünü kum içinde kapamış, görmez.
Ey nefis! Şu temsile bak, gör: Nasıl dünyaya hasr-ı nazar, aziz bir lezzeti, elîm bir eleme kalb eder.
Meselâ; şu karyede (yâni Barla'da) iki adam bulunur. Birisinin yüzde doksandokuz ahbabı İstanbul'a gitmişler. Güzelce yaşıyorlar. Yalnız birtek burada kalmış. O dahi oraya gidecek. Bunun için şu adam İstanbul'a müştaktır, orayı düşünür. Ahbaba kavuşmak ister. Ne vakit ona denilse “Oraya git”, sevinip gülerek gider. İkinci adam ise, yüzde doksandokuz dostları buradan gitmişler. Bir kısmı mahvolmuşlar. Bir kısmı, ne görür, ne de görünür yerlere sokulmuşlar. Perişan olup gitmişler, zanneder. Şu bîçare adam ise, bütün onlara bedel yalnız bir misafire ünsiyyet edip teselli bulmak ister. Onunla o elîm âlâm-ı firakı kapamak ister.
Ey nefis! Başta Habibullah, bütün ahbabın kabrin öbür tarafındadırlar. Burada kalan bir-iki tane ise, onlar da gidiyorlar. Ölümden ürküp, kabirden korkup, başını çevirme! Merdane kabre bak, dinle ne taleb eder! Erkekçesine ölümün yüzüne gül; bak ne ister! Sakın gafil olup ikinci adama benzeme!
Ey nefsim! Deme: “Zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder. Derd-i maişetle sarhoştur.” Çünki: Ölüm değişmiyor. Firak bekaya kalbolup başkalaşmıyor. Acz-i beşerî, fakr-ı insânî değişmiyor, ziyâdeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor, sür'at peyda ediyor.
Hem deme: “Ben de herkes gibiyim.” Çünki, herkes sana kabir kapısına kadar arkadaşlık eder. Herkesle musîbette beraber olmak demek olan teselli ise, kabrin öbür tarafında pek esassızdır. Hem kendini başıboş zannetme. Zira, şu misafirhane-i dünyada nazar-ı hikmetle baksan; hiçbir şey'i nizâmsız gayesiz göremezsin. Nasıl sen nizâmsız, gayesiz kalabilirsin? Zelzele gibi vâkıalar olan şu hâdisat-ı kevniyye, tesadüf oyuncağı değiller. Meselâ: Zemine nebâtat ve hayvanat enva'ından giydirilen birbiri üstünde, birbiri içinde, gayet muntâzam ve gayet münakkaş gömlekler; baştan aşağıya kadar gayelerle, hikmetlerle müzeyyen, mücehhez olduklarını gördüğün ve gayet âlî gayeler içinde kemâl-i intizâm ile meczup mevlevî gibi devredip döndürmesini bildiğin halde, nasıl oluyor ki küre-i arzın; Benî-Âdemden, bâhusus ehl-i îmândan beğenmediği bir kısım etvâr-ı gafletin sıklet-i mânevîyyesinden omuz silkmeye benzeyen zelzele gibi (Haşiye) mevt-âlûd hâdisat-ı hayâtiyyesini; bir mülhidin neşrettiği gibi gayesiz, tesadüfî zannederek bütün musibetzedelerin elîm zâyiatını bedelsiz hebâen-mensur gösterip, müdhiş bir ye'se atarlar. Hem büyük bir hatâ, hem büyük bir zulüm ederler. Belki öyle hâdiseler, bir Hakîm-i Rahîm'in emriyle ehl-i îmânın fâni malını, sadaka hükmüne çevirip ibka etmektir. Ve küfran-ı ni’metten gelen günahlara keffarettir. Nasılki bir gün gelecek, şu musahhar zemin yüzünün zîneti olan âsâr-ı beşeriyyeyi şirk-âlûd, şükürsüz görüp, çirkin bulur. Hâlık'ın emriyle, büyük bir zelzele ile bütün yüzünü siler, temizler. Allah'ın emriyle ehl-i şirki Cehennem'e döker. Ehl-i şükre “Haydi, Cennet'e buyurun der.
***RİSALE-İ NUR KÜLLİYATINDAN***
İşte en ilginç ölümler:
- Buenos Aires'te karısına sinirlenip onu öldürmeye karar veren adam,
otelin 23. katındaki odalardan karısını aşağıya atar. Kadın elektrik
tellerine takılır. İşini sağlama almak isteyen adam, karısının peşinden
atlar. Tellere tutunamaz, yere çakılır.
- Mısırlı çiftçi, Nil Nehri'ne düşen tavuğunu kurtarmak için suya atlar.
Ancak girdaba yakalanır. Kıyıya dönemeyince, bağırarak yardım ister. Bu
kez oğlu atlar suya. O da girdaba kapılır. Beraberce yardım isterler.
Derken adamın kızı, karısı da aynı kaderi paylaşır. Sonunda tavuk kurtulur
ama ardında 6 ölü bırakır.
- Iraklı terörist Khay Rahnajet, içinde bomba olan paketi postayla suikast
adresine göndermeye kalkar. Ancak yeterli sayıda pul yapıştıramadığı için,
paket ev adresine geri gönderilir. İçinde bomba olduğunu unutan acemi
terörist paketi açar ve sonrası malum.
- Astronot biliminde çığır açan Danimarkalı bilim adamı Tycho Brahe,
vaktinde tuvalete giremediği için öldü. 16. yüzyılda yemek bitmeden
sofradan ayrılmak hakaret sayılırdı. O gece, şölene gelmeden önce tuvalete
girmeyi unutmuştu. Yemekte içkiyi fazla kaçıran Brahe, izin isteyemeyecek
kadar nazikti. İdrar kesesi patlayan bilim adamı, 11 gün acı çektikten
sonra öldü.
- Güney Afrika'nın Cape Town Şehri'ndeki bir hastanede gizemli olaylar
oluyordu. Üstelik ölümlerin hepsi, cuma günleri 311 numaralı yoğun bakım
odasında gerçekleşiyordu. Hemşireler ve doktorlar buna bir çözüm
bulamayınca, devreye polis girdi. Araştırmalar sonuç vermedi. Sır ölümlere
uzun süre açıklama getirilemedi. Uzmanlar, odanın havasını bakteriyolojik
olarak kontrol ettiler. Sonuç sıfırdı. Bu arada ölümler devam etti.
Sonunda oda sürekli olarak gözetim altına alındı ve neden ortaya çıktı.
Cuma sabahları saat 06.00'da odaları temizleyen görevli, hastanın
başındaki solunum cihazının fişini çekerek elektrik süpürgesinin fişini
takıyordu.
- Marco ve
Roberto adlı iki kardeş, hiç geçinemiyorlardı. Roberto'nun sık sık
kendisiyle dalga geçmesine dayanamayan Marco, kardeşini öldürdü ama onun
ölümünden 5 dakika sonra kendisi de öldü. Çünkü Marco ile Roberto, aynı
donanım sistemini paylaşan ikizlerdi. Roberto ölünce, Marco'nun da kan
dolaşımı durmuştu.
- ABD'nin Alabama Eyaleti'nde 25 yaşındaki bir asker tükürme
alışkanlığının kurbanı oldu. Pencere kenarında oturarak tükürüğünü sokak
lambasına isabet ettirmeye çalışan bir asker, dengesini kaybedip 11.
kattan düşerek hayatını kaybetti.
- 1995 yılında Coca Cola makinesinden bedava soda almaya çalışan bir adam,
aniden fırlayan kola kutusu yüzünden hayatını kaybetti.
- Jake Fen isimli Macar adam, eşini korkutmak için kendisini asmış pozu
verdi. Eve gelen eş, kocasını o halde görünce bayıldı. Kapıyı açık gören
komşu kadın içeriye girince, iki cesetle karşılaştığını sanıp evi soydu.
Topladıkları ile çıkarken, Jake kadına bir tekme attı. Cesedin
canlandığını sanan kadın, korkudan öldü.
- New York'ta caddede bir adama araç hafifçe çarptı. Adama bir şey
olmamıştı. Şoförle konuştu ve kalkacakken olayı gören biri yanına gelerek,
kalkmazsa sigortadan para alabileceğini söyleyince yeniden aracın önüne
yattı. Araç sürücüsü ise adamın gittiğini düşünerek gaza bastı ve adam
öldü.
- Bayan Carson, Amerika'nın New York Kenti'nde yaşıyordu. Bir gün eğlenmek
için cenaze işleri yapan bir şirketle anlaştı. Şirket eve telefon etti ve
bayan Carson'un kalp krizi geçirip öldüğünü söyledi. Aile hemen koştu. Bu
sırada tabutun içinde yatan bayan Carson, birden doğruluverdi. Ama kızı o
anda kalp krizi geçirip öldü.
- Romollo Ribaldo, işsizdi. Pisa Kenti'nde oturan 42 yaşındaki bu İtalyan,
bir gün tabanca ile intihar etmeye hazırlandı. Eşi onu engellemek için dil
döktü. Sonunda Romolo, ağlamaya başladı ve intihardan vazgeçip silahını
yere fırlattı. Ateş alan tabancadan çıkan mermi eşine isabet etti ve eşi
öldü.
- Sibirya'nın köylerinden birinde cenaze mezarlığa götürülüyormuş. Mısır
tarlasının ortasında, tabut köylülerin ellerinden düşüvermiş. Tabutun
içindeki ceset düşüp dereye yuvarlanmış. Akıntı, cesedi dinamitle avlanan
balıkçıların yanına sürüklemiş. Balıkçılar 'Acaba adamı dinamitle biz mi
öldürdük? ' diye endişeye kapılarak, cesedi askeri kışlanın tellerine
bırakmışlar. Nöbetçi er, bölgeye birinin yaklaştığını düşünerek cesedi
yaylım ateşine tutmuş. Hemen ambulans çağrılmış. Delik deşik olan ceset,
hastaneye kaldırılmış. Operasyon 6 saat sürmüş. Ameliyattan çıkan doktor,
alnından akan terleri silmiş ve 'Çok zor oldu ama galiba yaşayacak'
demiş
- 1983'te mağazada hırsızlık yaparken yakalanan San Diegolu bir kadın,
polislere 'eğer onu bırakmazlarsa' morarana kadar nefesini tutacağını
söyledi. Polisler kadını bırakmadılar, o da gerçekten ölünceye kadar
nefesini tuttu.
- Bir fil
bakıcısı filin temizliği ile ilgilenirken filin posasının altında kalıp
can vermiş.
- Bir lunaparkın 2 kafadar gece bekçisi, park kapandıktan sonra dönen
salıncaklara binmeye karar vermişler. Yönetici kabinine girmişler, aleti
çalıştırmışlar. Makinenin ısınması için 1 dakika kadar süre gerekiyor
tabii. Salıncaklara bir güzel kurulmuşlar. 1 dakikalık süre geçmiş, alet
çalışmaya başlamış. Ama 2 kafadar, seans süresini ayarlamayı unutunca
bütün gece kusarak ölmüş.
Bunlar da ilginç ölüm nedenleri:
- Her yıl, çatıya çıkıp anteni değiştirenlerden bin 800 kişi can veriyor.
Çatıdan düşen ama ölmeyenlerin sayısı da 2 bin civarında.
- Özellikle son yıllarda, cinsel ilişki sırasında ölenlerin sayısında
oldukça büyük bir artış var. 1 yılda bin 500 kişi seks yaparken can
veriyor.
- Dünyanın en zor mesleklerinden biri de kuşkusuz otomobil tamirciliğidir.
Her yıl, bu iş sektöründe 900 kişi hayatını kaybediyor.
- En fazla ölümlerin yaşandığı iş kollarından biri de boyacılık sektörü.
Dünya üzerinde her yıl bin 100 kişi, boya merdiveninden düşerek
ölüyor.
- Her yıl 33 bin kişi, yanlış iğne nedeniyle ölüyor. Özellikle Afrika'da,
bu tarz ölümler artık normal sayılıyor.
- Her yıl, gömlek veya pantolon düğmesi dikerken 299 kişi ölüyor. Dikiş
sırasında iğneyi vücuduna batıranlardan bazılarının ölüm nedeni: Bulaşıcı
hastalık.
- Her yıl, 2 bin 480 kişi ampul değiştirirken elektrik çarpması nedeniyle
ölüyor.
- İlginç ölümlere maruz kalanlardan bazıları da kasa görevlileri. Her yıl
ya soyguncuların kurşunu ya da müşterilerle tartıştıkları için 6 bin 500
görevli ölüyor.
ölüm ölüm dediğin nedir ki be gülüm... Allah'ın emridir ölüm kimse karşı gelemez... her insan ergeç ölümün tadına bakacaktır...
her faninin bildiği ama düşünmek istemediği sonun başlangıcı sanırım
artık bu lafı duymak istemiyorum. bu ayın içinde peş peşe iki sevdiğim kişiyi aldı. birinden de emin değilim ama almamıştır umarım onu
ölüm bana göre, hazırlıklı olan için bir mükafat, benim gibi yetersiz olan için ise korkulu bir bekleyiş...tamamen göreceli bir kavram...ama düşündüğümde belkide hayatta olmak kadar güzel birşey olabilir....
ÖLÜM dünyanın yaşamın hayatın en anlamlı sözü ölüm dünyanın en güsel günü ölüm günü en güsel gün seni bekler oldum.pesimistliğimin içinde bi rapimi bide seni beklerım...
ölümden kaçış yoksa niye korkuyoruz niye üzülüyoruz? ? yani bi son var ve herkes bunu yaşicak..saçma korkmak ölümden..
Bugün Emine Abla öldü:(geriye 2 sakat çocuk 2küçük bebek 1de ayyaş koca bıraktı.
melek gibi kadındı....
inancınız...
nasıl bir allah,nasıl bir kader......
Ne ölümden korkmak ayıp; ne de düşünmek ölümü...
ölümdür ötelerden bi haber hiç güzel olmasa ölürmüydü peygamber....
ölüm güzel şey
budur perde ardından haber
hiç güzel olmasaydı
ölürmüydü peygamber
o dem ki perdeler kalkar
perdeler iner
azraile hoşgeldin
diyebilmekte hüner...
ölüm bir dönemeç gözümüzdeki perdenin ortadan kalkması,yoksa bedensel çözülme ve yok oluş ruhen yokolmayı saglanmıyor,sadece zemin ve mekan degişiyor,yoksa boşlugu anlatmak ve anlamak mümkün degil
yasamim...
Ölüm ölüm dediğin nedir ki Gülüm. Ben senin için yaşamayı göze almışım.
her nefsin tadacağı bir gerçek kimileri için sonsuz huzur kimeleri içinse sonsuz azap acaba bu gün ölsek ne kadar hazırız? (imtihana)
Enerjisi bakımından dengeye ulaşan insan ölmüştür.Yoksa hayatta asla dengeye ulaşılamaz.
mutlak gelecek olan
varoluş yokoluş kesintisiz akış......vede..
yattığın zaman ölümü yastığının altında bil kalkıncada karşında ölüm hepimize bu kadar yakın.
VEYSEL KARANİ
ölüm bu dünyanin gercek anlami
bu dünyada sadece misafiriz
öldügümüzde ahiret hayati baslayacak
Insallah herkes icin hayirli olur ahiret hayati...
her canlı ölümü tadacaktır
diğer boyut... geri dönüşü olmayan tek yol...
Epey zamandır IRAK'da kol geziyor...gören göze göre: Sırada İran...Suriye...Türkiye var...Kurt bir kere seni yiiiicem demesin...nafile!