Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz? sizce ne demek, Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz? size neyi çağrıştırıyor?
Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz? terimi Aslı Birer tarafından tarihinde eklendi
Kendinizi bir dörtlükle ifade edebilir misiniz? terimi Aslı Birer tarafından tarihinde eklendi
"Oysa ki marifet gülü dikeni ile sevebilmek değilmiş,
sadece dikeni sevebilmek imiş "...
Yoksulluğun en büyüğü en marifetlisi annesizlikmiş
kokusu kalır evde sokakta ömrünün her çağında
Ve Merhametin timsalidir anne yürekte, göğüs kafesinde
Sevgi ve merhamet görmeyince ne çare.
Anneden kalır çocukluğumuzun yoksulluğumuzun izleri
Anne var iken gerek yok ki
ne oyuncağa ne oyuncakcıya
ne cama ne pencereye...
Tercüme etmek ne zor naçizane şiir ile alakalı fikrim belki eleştiri sayılmaz lakin benim anladığım bu.
Verdiğin kadar sevgi,
bir çorba kaşığı ağız tadı ve
alın teri kadar para.
Bir Sunay Akın şiiri de iliştirelim sayfaya güzel okunur güzel müzik eşliğinde diyerek bir de okurken kulaklarımıza hitap etmesi için
I
Ne zaman bir çocuk ölse
gözü evlerinde
annesinin kavurduğu
helvada
kalır
II
Yoksul bir çocuk görsem
yağmur altında üşüyen
köprü olmak geçer
hiç değilse
içimden
III
Her akşamüstü oyuncakçı
camekanından
çocuk ellerinin
izlerini
siler
?si=o_1RQ5BUeRphopsR
Kulak asma Babil bahçeleri söylentilerine
Gözlerimden bak kirpiklerinin uçsuz bucaksız bahçelerine
Göz baharın unutturur cehennem harını cehenneme
İçlenme bulutlar gibi
Hicaz makamı dinleyelim serin ekim akşamlarında seninle
Susma öylece
Sevindirme
Terazisi sahte olanı
Kapkaççıları
Orman yakanları
Daha zuhur eder Mehdi kesip alacak deccallerin kafasını
Yeşerecek bir daha güller
Sil gözlerinden ebabil gözyaşlarını
Unutma…!
Bekliyor olacağım seni mutluluğu bulduğun her yer de...
Avlu iki sandık, bir mezar
Gökyüzü kınına çekilmiş denizler kadar dar
İnfaz haberi nezaketinde raftan çıkıyor mehtap
Feryadı var avuçlarında gözlerime sıkışmış muradımın
Ay ışığı bereketinde eteklerinde ötüşüyor sevdam kuşları
Üç beş yıldız çok çok uzak
Özgürlük ancak ilmiğin gerdanında
Mutluluk rüyamsın sen ezan sesinde
Keyifli bir gece
İçimden taşıyorsun sen
Masuniyetini paylaştırıyorum ecel ile
Diken yarası samimiyetim parça parça
Kirpiklerinden neşterlenmiş güneş yükselmek bilmiyor şafakta
Vurgun yemiş gönüller asi
İsyan kapı da ...
Teşekkür ederim efendim incinmesin yüreğiniz.
Parça parça paylaşmak çok güzel bir his
Ne güzel bir yürek sesi Ömer bey sayfa takipçileri adına ben size teşekkür ederim. Tam bir görsel şölen omuş kaleminiz hep yazsın dileklerimle…
Umursamaz tavırlar muhataplığında
Kabuk bağlamak nedir bilmeyen yaralarıma mektup seçiyorum
Tütsüleniyor sarı gül kokusunda buram buram aşk
Gönlünle gönlüm arasında uzadıkça uzuyor yol
Kundaklanan harfler kıyımında
Ölümün ecel vaktinde
Kapı aralığından esen fırtınanın zemherinde yanıyorum gözlerinin cennetinde
İki ara bir derede aşk ile ayrılık arasında hüzün dokuyorum
Ellerimde ellerinin kanlı ay tutulması
Meddücezir sevişlerin nehirlerimi kurutuyor
Kül yangınımdan kalma is kokun
Kurumuş nehir yataklarının çoraklığı var sensiz sinemde
Senden uzakta kış gecesi gibiyim soğuk sessiz ve kimsesizim işte...
Güzel bakmak sanattır ve güzel bakan elbette ki güzel görür etrafını. Güzel bakabilmek ise samimi bir yürekle mümkündür, ve güpgüzel gün aysa herkese samimi bir günaydın ile.
Güzel dilekleri ilettikten sonra…
Bugün okumak isteyip ertelediğim kitaplar vardı onları okumaya başladım ve ilki;
“ Kayıp gül” Serdar Özkan
Ve kitabın ilk yaprağı beni açar açmaz aldı eski yıllara götürdü bile.
Bakın ilk yazısında be demiş yazar;
Her oğul babası tarafından takdir edilmek ister… ve her baba en az bit kez oğlunun kahramanıdır. Bu kitap, oğluyla hep gurur duyan, kahramanlığa bir kez değil, bir ömür boyu layık olan bir babaya ithaf edilmiştir.
Ve ben de bir kız evlat olarak en güzel sabahları babacığıma ithaf ediyorum çünkü bu güzel sabahlar onun eseridir.
Babama
Ve bir de tabii ki,
Dünyanın neresinde olursa olsun,
Hangi topraklarda yetişirse yetişsin, gerçek olan, gerçekliğini kokusunu kaybetmeyen, kaybetse dahi geri kazanmak isteyen,
Kokusuz yaşamayı bir türlü beceremeyen
Sahici güllere…
Demiş yazar…
Zaman zaman okumayanlar için burada içeriğinden bahsedeceğim.
Güzel paylaşımlar olması okunası olması dileklerimle tüm antoloji.com sakinlerine sevgilerim ve saygılarımla.
Kuşlar ötende açıyorum pencerelerimi
Dinliyorum sensiz geçen mevsimlerin sesini
Yokluğunda kuruyan güllerin vebaline ismini veriyorum
Acılarımı senden yadigâr birkaç saç telinle avutuyorum
Bilmem şimdi kimin mevsimine baharsın
Bana bu kadar karanlık ve ayrılık iken
Kimin göğsünde visal kimin göğünde dolunay ‘sın…
Kursağa aşk takılı kalmış ölülerin buğulu nefesinden ısıttım yokluğunun bel ağrılarımı
Gönle kambur düşüren gülüşlerine ebet sürecek hasretliğim her mevsim ayrı açan bir yaprakta
Tılsımlı duaların beraat vaktinde kır çiçeklerinin güz hüznünde yağmur indiren meleklerin kanadına yazacağım ismini
Mecnun duasında açacağım yüreğimi, haykırırken ismini gül güzelliğinden dikenler bandıracağım açtığın yaralarıma
Günahların af edildiği o yerde göğün arzuhal kabul kapısına kirpiklerimden süreceğim
ve seni yana yana dileyeceğim tüm alemlerin Sultan’ından …
Kursağa aşk takılı kalmış ölülerin buğulu nefesinden ısıttım yokluğunun bel ağrılarımı
Gönle kambur düşüren gülüşlerine ebet sürecek hasretliğim her mevsim ayrı açan bir yaprakta
Tılsımlı duaların beraat vaktinde kır çiçeklerinin güz hüznünde yağmur indiren meleklerin kanadına yazacağım ismini
Mecnun duasında açacağım yüreğimi, haykırırken ismini gül güzelliğinden dikenler bandıracağım açtığın yaralarıma
Günahların af edildiği o yerde göğün arzuhal kabul kapısına kirpiklerimden süreceğim
ve seni yana yana dileyeceğim tüm alemlerin Sultan’ından …
Sonbahar masallarından kalma edalı gülüşünün sırlarını
Gönül tutamağımdan hüznümüm gamzelerine karış karış tutuşturdum
Züleyha'nın gönül ateşini ve kuyu karanlığını aydınlatacak düşlerine ağıt yakarken
Sabrın suskunluğunu iliklerime kadar örtündüm kahverengi gözlerinin sarı sıcak öyküsünden
İki menderes, ebedi bir rüya gözlerinin alasını unutmak adına okunmadı hiçbir akdimde ezan
Çalınmadı hiç bir çan hasretlik ayinimde, gönül mabedime de inmedi ne bir ayet ne de bir kelam
Gönül lisanıma düştükçe sevdan ateşi sükûta sırlandım balığın Yunus'a sevdalandığı o yer de...
Sonbahar masallarından kalma edalı gülüşünün sırlarını
Gönül tutamağımdan hüznümüm gamzelerine karış karış tutuşturdum
Züleyha'nın gönül ateşini ve kuyu karanlığını aydınlatacak düşlerine ağıt yakarken
Sabrın suskunluğunu iliklerime kadar örtündüm kahverengi gözlerinin sarı sıcak öyküsünden
İki menderes, ebedi bir rüya gözlerinin alasını unutmak adına okunmadı hiçbir akdimde ezan
Çalınmadı hiç bir çan hasretlik ayinimde, gönül mabedime de inmedi ne bir ayet ne de bir kelam
Gönül lisanıma düştükçe sevdan ateşi sükûta sırlandım balığın Yunus'a sevdalandığı o yer de...
Kirli beyaz günlerin mavi riyakârsızlığında ucu kırıldı kelamımın
Aşk talebesi lisanım kapında en tazesinde dalında koparılmış hüsran
Sevda tabelaları hasret ibresine dayandığından beri
Nefes oldun d/okundun gülüşlerimin hayaline
Ey sevda mektebim
Aşk muallimim
Bitir artık canhıraş halimi
Züleyha gülüşlerinle kopar al diken sarmalı kederimi
Kapla tebessüm simanla yerlere düşmüş yüzümü
Azat et sevdamı
Harf harf hece hece yüreğimle bu tiryaki gam birikmiş ürkekliğimi ....
Hıçkırık arasına kahkaha sığdırmak olsa gerek yüreğime ismin
Dur dur veyahut kahkahalar arasında dökülmüş bir damla gözyaşı…
Silmek cesaret ister
Çıra edebilir misin kirpiklerini?
Hiç yoktan özlemek adına gülüşlerimden buğulu pencereye ağlayabilir misin?
Kaçıp gitmek kolay
Menderesler çizen gözyaşlarını takip ederek yarı yoldan dönebilir misin
Kalbin ya kül olursa kalbimde cesaret edebilir misin sevmeye ...
oğaza kaçan dil nefessizliğinde yutkunuyorum nefesini
Avuçlarımda sıkı sıkı tuttuğum ellerin karanlığı yaran tarık yıldızı, gözlerimde damla damla hayalin
Yağarken karlar gönlümün asude yanına ateşler içinde üşüyorum, dudaklarım morarmış hasretin
Firak faslında yelkovan bileklerinde sızıyor kanım, başka baharlar sürgünlüsü tebessümüm dudak hatminde
Akrep can çekişirken yalnızlığımın kuytu karanlığında, ismini dağlıyorum dudaklarıma
Sessiz çığlıkların adı sen.
Çekilmiyor gözlerimden hüzün yüklü bulutlar
Sükût zehrinde iaşesi yok ar’af cümlelerinin artık yüreğin yüreğim arası fersah fersah yangın…
oğaza kaçan dil nefessizliğinde yutkunuyorum nefesini
Avuçlarımda sıkı sıkı tuttuğum ellerin karanlığı yaran tarık yıldızı, gözlerimde damla damla hayalin
Yağarken karlar gönlümün asude yanına ateşler içinde üşüyorum, dudaklarım morarmış hasretin
Firak faslında yelkovan bileklerinde sızıyor kanım, başka baharlar sürgünlüsü tebessümüm dudak hatminde
Akrep can çekişirken yalnızlığımın kuytu karanlığında, ismini dağlıyorum dudaklarıma
Sessiz çığlıkların adı sen.
Çekilmiyor gözlerimden hüzün yüklü bulutlar
Sükût zehrinde iaşesi yok ar’af cümlelerinin artık yüreğin yüreğim arası fersah fersah yangın…
Beraat vakti dualarında ismin gözyaşı
Evvel zaman içinde ve sonrasında içime sevinç ve keder'sin
Anlattıkça seni geceye çözülemeyen sırsın gizemsin
Bitmeyen bahar umudum, aşk tarifimsin yüreğe düğüm düğüm işlenensin
Ey sevgili ...!
Bir gülüşüyle beni tutuşturan kıvılcım'sın
İsmin Aşk
İsmin Ateş
İsmin Su
Dilersen aşk sür gözlerimden gözlerine
Dilersen közümden avuçla
Lakin unutma sen cansuyumsun ....
" Yüreğin kırılgan gül sayfaları motifinde
Kaleme sarılacak pamuk narini ellerin "...
Uykuya adadığın gözlerin
Yağmalanacak uykusuz gecelerimin gölgeli düşlerinde
Kırılgan yüreğime sarf ettiğin hüznün dokunaklı sözlerine
İsyanlar başlatacaksın
Uyuklamanın dil ile dudak ritminde
İçine içim kıyılacak
PİŞMANLIĞA adım atacaksın...
" Avuç içlerinden gökyüzüne azat et kalbine ölmüş kalbim küllerini" …
Yürek yangınında tahammül gösterebileceğin kadar kavur yüreğimi
Katıksız seni aşk gören gözlerime, aşk ulakları gönder bakışlarından
Karamsarlığının satır başlarından umudumdan harfler ile başla
Aforoz edilmeyi unutulmuş sabahlarda
çorak kalmış dudaklarıma mil çek yağmur vaat eden dudaklarından
Tütsüle nefesini mısra mısra aşk yangınımdan
Solgun güller hatırına yak gönlünü gönlüm ateşinde…
"Hiç bir resim içerisine sığdırmasa da bizi
Gönül gözlerimizde saklıyız "...
Hayal bitti sevgili
Kırıldı düş aynası
Sana siper ettiğim ruhum da tükendi
Artık sabahları ötmüyor penceremde bülbüller
İçime tünemiş saksağanlar konar güllerine
Dikenleri kırık cümlelerimden ibaret....
" Husuf vakti
dikenleri sökülmüştü gül ağaçlarımın,
yek yağmur damlasına sığmıştı yanardağ" …
Yüreğimin korudur bu gözlerimden gönlüne sızan
Limiti yok masumiyetinin, yetiş kıyılarım özlemek veryansınında çalkalanıyor
Nefesin ırgatlığında kırık parmaklarım hisler karıyor gönlün mahcupluğuna
Bakışlarımda yılın yarısı karlar, başak vermiyor kardelenler sensiz
Gölgene esir bedenim tek bir dokunuşuna hasretten safir
Ey gönlüm Züleyha’sı..!
Yalın ayaklarla adımladın sevda topraklarını
Susuyorum sana ırmaklar boyu, hasretinden dizlerim kan ağladı
Yetiş, uzat avuçlarını gül soldu sana yangınlığımda, nil kurudu…
"Beyaz orkidelerde siyah bir ruj lekesi
Kapılar ardında derin bir dehliz
Saç/aklar dolusu sitem kırlangıç kanadında
Genzi yanar
bir gün ömürlü kelebeklerin"
Deniz düşer yağmurların ufkuna
tereddütlü öpüşmelerimiz
sönük bir yıldızmışçasına
kayar gecenin en dip karanlığında
İz bırakır karlı bir ba/har sabahına
Tutkularımızın cüreti kırılır
Sigara üzerine sigara yakar efkar
Evhamlı gözlerimizde yankılanır u/mutsuzluk,
Kırgın bakışlarımızın arasında kapı açılır peşi sıra
Usulca sökülür kelimeler ağzımızdan
Hoş geldin ...
bahtımıza ey kadim "ayrılık"
Dikilir yüreğimizden dilimizin ucuna...
Tut ki siyahın fecriyim sana, her akşam yana yana göz ufuklarında kaybolan
Gündüz vaktinin tebessümüyüm aydınlığına çiçek çiçek yüzünde açan
Karanlık zamanların ürkekliğini giyinmiş çocuksu yanlarının canavarıyım bir sana kıyamayan
Say ki sensiz ben yıldızsız göğüm
Cennetsiz, cehennem
Susuz bırakılmış toprak...
Ey bayramlık giysim
Topladığım şekerlerim
Uzamayan boyum
Yarım alınan nefesim
Maruz kaldığım kimsesizliğim
Filistin askısında unuttuğum düşlerim
Bırakabilirsin şimdi beni ayrılık rüzgârına
Sevdam hüznünü giyinip pencere pervazında bırakabilirsin gözlerimi
Kirpiklerimden süzdüğüm yağmurları ardına bırakıp
Gökkuşağından elvinlerle kanatlanıp uzaklaşa bilirsin …
Tipi sonrası adımlarının ahkâmında keder çiğ tutmuş yonca yakamozunda katre gibi ışıl ışıl gözlerin
Kirpiklerimin kariha ağıtlarında döküldü serçe gözyaşım süzüldü yanaklarından ırmaklara
Buz birikintili sözlerine usul usul kalıp tutarken gözlerim
Uzaklaştıkça nefesinden idame edilemeyen düşlerin firkat işgaline uğradı c’anım
Söküldü yüreğimin kafesi tan yerinden ellerinle
Kabir kabir azap edildi göğsüme…
"kırık bir saatin akabinde yüreğin vurmuştu kıyılarıma,
yüreğim de gök ölmüştü
her yer sana benzediği kadar kahverengiydi "
buğulu gözlerin terapisinde
yakamoz ışığına düşer aşk yangını
her sabah yoklama alır sarı bir keder
deniz gözlerinin kahverengisine bürünür
gün/eş olur gülüşlerine
yalnızlık, yalnız bıraktıklarının pişmanlığında
penceremde yelkenli bir gemi
lâl esiyor rüzgâr nefesinle
avuçlar dolusu sonbahar dökülür gözlerim de
adım adım tükenir tabiat
zehirli yağmurlar susuyor
ışıl ışıl her yer
gökler gözlerinin asil rengi
deniz alabildiğince kahverengi
sonbaharın incinmiş hüznü mağrur hüznünde
makul bir ayrılığın yasında def çalıyorum kuşluk vaktinde
ölülere bayram bugün
Yaşayanlara yas...
"kirpilerinden okyanuslara köprüler inşa ediyorum
yüreğim, yüreğine duyana kadar benimsin "
bana gelmesen de gülüşlerin esir gülüşlerime
her sabah yangın vaktin de bir çığ düşer
sen düşersin içime ..
Sükût yamalı cümlelerim ahrazlığında incindi yüreğim yüreğinden
Endişe travması korkularımdan kekeme lisanımdan göçmen kuşlara adını sayıklıyorum
Kervan soygununda unuttuğum gel deyişlerim mızrak ucu, sol yanımda yar’an
Ey kalp güzelliği ile gönül asumanı çatlatan..!
Kırmızı şalını unuttuğun bu şehirde kokun edalı fırtınalar kopuyor
Bahtıma uğramayan baharlar ağlıyor gözlerimden aşka kıyam ettiğin topraklarda
Ey yüreğimin ateş imtihanı kaç kilime dokusam hasretimi hicret edersin yüreğinle bana…
Kirpiklerimde yuva kurmuş reşit olamayan çiy damlaları
Barut kokusu sinmiş zihnim; sisli ve karanlık ayaz birkaç karış ötede pusulu
Göbek bağı hüzün yerinden kesildi, kanaması bitmiyor sancılarmın
Lisanım vaveyla fırtınalarında esir, yangınım kor
Musalla vuslatı başladı ömrümün, vesairelerim dallarda yaprak misali
Bir dökülüyor gözlerimden anılarım
Sonu yok hüsranlarımın makber hasretinden uyanış yeri
Ey eflatun akşamlarımın tutkusu, kalbimin buğusu
Gayret ettikçe tükendim kendimden sana, sen kalbimde kabuklanmayan yar’a…