Dünyada tek bir varlığı istemek,kafamızda tek bir düşünce,dudaklarımızda tek bir isim yaşatmak.Garip bir şeydir bu.Öyle bir isim ki,kaynaklarından fışkıran su damlaları gibi ruhumuzun derinliğinden dudaklarımıza kadar yükselir.Bu ismi her yerde,her an bir dua gibi fısıldar ve sürekli tekrarlarız.
isterdim ki kelimelerim çiçek çiçek eşiğine yağsın,isterdim ki kelimelerim yıldız yıldız aydınlatsın dünyanı,isterdim ki kelimelerim seni bana getirecek bir yol olsun...olmadı, fark etmedin hiçbir yazdığımı,alınmadın üstüne...
Acıyan bir yerlerim olup olmadığını anlamak ister gibi yokluyorum içimi. Hiçbir sızı yok. Geçmişin ağırlığı yok üstümde. Yolunca yordamınca unutmuşum unutulması gerekenleri.
Son günlerde sık sık anımsıyorum Leyla’yı.Hayır,yanlış bu dediğim.Leyla unutulma-anımsanma sürecinden hiç geçmedi ki.Temel bilgilerden biri Leyla benim için.Dünyanın döndüğünü,ırmakların hep denize doğru aktığını,Türkiye’nin yedi coğrafi bölgeden oluştuğunu,yüklemi sonda olan cümlelere kurallı cümle dendiğini unutup arada bir anımsar mı insan? Yalnızca bilir.Bunları durup dururken düşünmez de bir kez öğrendikten sonra.Leyla da öyle işte.
Oysa son günlerde Leyla’yı durup dururken düşünüyorum ben.Bunca yıldan sonra.Leyla’yı özlüyorum. İyi bir babayım oysa.Öyle olmak için her şeyi yaptım,yapıyorum. Baba olarak da,koca olarak da,oğul olarak da,öğretmen olarak da hep benden bekleneni yaptım,yapıyorum da.Her denileni,her isteneni yaptım.Daha ne istiyorlar benden? Daha ne? Leyla’yı da unutmamı mı?
Düşülebilecek ve yaşanabilecek en zor durum. Kendi dışınızdakilerin sizin yaptıklarınızın söylediklerinizin tersini düşünmeleri. Bundan kurtulmak için başvurulan kaynaklarda oldukça alışkanlık yaptığından etkisizdir. Vallahi, Billahi, Tillahi, Ekmek Çarpsınki, Kuran çarpsınki, ebem ölsün, çocuğum ölsün, (nedense ben ölüyüm demezler, dese GEBERRR diycekler galiba) denir ve muhatapların güveninin kazanılması beklenir...
sensizlik yoruyor
ezildim bu gerçek altında.
bir kadın var,her gün yeniden
yeniden sevdiğim...
Dünyada tek bir varlığı istemek,kafamızda tek bir düşünce,dudaklarımızda tek bir isim yaşatmak.Garip bir şeydir bu.Öyle bir isim ki,kaynaklarından fışkıran su damlaları gibi ruhumuzun derinliğinden dudaklarımıza kadar yükselir.Bu ismi her yerde,her an bir dua gibi fısıldar ve sürekli tekrarlarız.
isterdim ki kelimelerim çiçek çiçek eşiğine yağsın,isterdim ki kelimelerim yıldız yıldız aydınlatsın dünyanı,isterdim ki kelimelerim seni bana getirecek bir yol olsun...olmadı,
fark etmedin hiçbir yazdığımı,alınmadın üstüne...
'Ne garip bir oyuncak şu insan! Yürür,konuşur ve acı çeker.70 kilodur.Kendisine ve çevresine ait hiçbir şey bilmez.'
(cemil meriç, jurnal/03.11.1965)
değiştirebileceğimi bilseydim değiştirilmesi gerekenleri
işe kendimden başlardım
mesela seni söker atardım içimden...
kaç yıl oldu bilir misin sevgili
gözlerime uyku düşmeyeli?
Acıyan bir yerlerim olup olmadığını anlamak ister gibi yokluyorum içimi. Hiçbir sızı yok. Geçmişin ağırlığı yok üstümde. Yolunca yordamınca unutmuşum unutulması gerekenleri.
Son günlerde sık sık anımsıyorum Leyla’yı.Hayır,yanlış bu dediğim.Leyla unutulma-anımsanma sürecinden hiç geçmedi ki.Temel bilgilerden biri Leyla benim için.Dünyanın döndüğünü,ırmakların hep denize doğru aktığını,Türkiye’nin yedi coğrafi bölgeden oluştuğunu,yüklemi sonda olan cümlelere kurallı cümle dendiğini unutup arada bir anımsar mı insan? Yalnızca bilir.Bunları durup dururken düşünmez de bir kez öğrendikten sonra.Leyla da öyle işte.
Oysa son günlerde Leyla’yı durup dururken düşünüyorum ben.Bunca yıldan sonra.Leyla’yı özlüyorum.
İyi bir babayım oysa.Öyle olmak için her şeyi yaptım,yapıyorum. Baba olarak da,koca olarak da,oğul olarak da,öğretmen olarak da hep benden bekleneni yaptım,yapıyorum da.Her denileni,her isteneni yaptım.Daha ne istiyorlar benden? Daha ne? Leyla’yı da unutmamı mı?
Leyla’yı düşündüğümü,Leyla’yı istediğimi bilmiyorlar ki…
Leyla’yı bilmiyorlar ki…
ya şimdi tut elimden
ya da bir daha söz etme özlemekten
ben sana hâlâ aşığım...
sümmün bükmün ümyün fehüm la yerciün
aslinda yasadigimiz cagda itimatsizlik var kimse kimseye inanmak istemiyor inananlkarinda cogu kandiriliyor
dogru olan seyi inandirmak zor olmaz ama eger bir süphe varsa inandirmak mümkün olmayabilir
inandirmamamak kendisininde inanmamasi demektir süphe olusmasi,hasa yalanci olmak cevrede kötü taninmak basta gelen etkenlerdir
Düşülebilecek ve yaşanabilecek en zor durum. Kendi dışınızdakilerin sizin yaptıklarınızın söylediklerinizin tersini düşünmeleri. Bundan kurtulmak için başvurulan kaynaklarda oldukça alışkanlık yaptığından etkisizdir. Vallahi, Billahi, Tillahi, Ekmek Çarpsınki, Kuran çarpsınki, ebem ölsün, çocuğum ölsün, (nedense ben ölüyüm demezler, dese GEBERRR diycekler galiba) denir ve muhatapların güveninin kazanılması beklenir...
Güvenilmez olmak.