Haçlı Seferleri,tarihin kaydettiği en büyük barbarlık akınlarından biridir.Kilisenin öncülüğünde 1 milyon gönüllü toplanır,bu güruh kökleşmiş kararlılığını vurgulamak için,kalın çuha kumaştan haçlar keserek elbiselerine iliştiriyor ve bu bnedenle kendilerine 'Haçlılar'lakabını uygun görüyordu.Asya'ya ayak basar basmaz Müslüman ve Hıristiyan halka acımasızca saldırdılar.kısa zaman da tüm yöre hırsızlık,cinayet,ırz düşmanlığı olaylarıyla dehşete düştü
...Hatta ölülerin karnını bile içinde bir şeyler bulmak ümidiyle deşip bakıyorlardı.Vahşet Müslümanlarla sınırlı kalmaz Kudüs Yahudileri'de aynı korkunç akibete uğrayacaktı.
Haçlı seferleri başlangıçta zaruretten doğmuştur:salgın hastalıklar ve açlık daha sonra Bereketli hilale(Mezopotamya) Papa vasıtasıyla ordular gönderilmiş orada yaşayan müslüman halklara karşı büyük katliamlar yapılmıştır.
Haçlı seferlerinin nedenleri diye bir şey yoktur bir nedeni vardır o da doğunun zenginliklerine sahip olmaktır.Bu da tarih sahnesinde yaşanmış ve tarihin sınıf mücadelesinden ve ekonomik zenginlik savaşından ibaret olduğunu kanıtlayan büyük olaylar zinciridir.Eğer diğer nedenler ne olacak diye sorarsanız bende pekala söylerim ki; Yoksul halkı ve skolastik düşünceyle terbiye edilmiş halkı bu savaşa nasıl göndereceklerdi ki (cennet vaatleri vs.) Barbarlık konusuda güç kimdeyse ekonomik zenginliği ele geçirmek için elinden gelen zorbalığı yapacaktır sonuçta barbar gücü elinde tutan hakim sınıflardır barbarlığı etnik ve dinsel kimliğe dayandırmak yanlıştır.Nitekim 1940 lı yıllarda mazlum olan yahudiler şimdilerde gücü ele geçirdiği için filistinde bulunan doğal kaynakları ele geçirmek için barbarlık yapıyor.Demek ki neymiş kardeşler Tarih sınıf mücadelesinden ibarettir öyleydi öyle devam ediyor ve öyle devam edecek...
Haçlı seferleri: asla bitmedi bitmeyecek. Müslüman ve Türkler üzerine onlarca devletin birleşip ordularını göndermesi, hiç bitmedi ki. Osmanlı ya karşı defalarca denediler. Kurtuluş savaşında köpekler gibi saldırdılar. Şimdi ortadoğuda saldırıyorlar.
Hedeflerİ: İslamın tasfiyesi, Türk'lerin Anadolu'dan kesinlikle sürülmesi.
KUDÜSTE SOKAKLAR ATLARIN DİZİNE KADAR KAN GÖLÜ OLMUŞTU BU VAHŞETİ YAPAN SÜVARİ DAHİ KORMUŞ ALLAHTAN RAHMET DİLEMİŞTİR VATİKAN TARİHTEN BERİ KANLA BESLENEN KURUMDUR? ? ?
bir hristiyan olarak utanç duydugum savaş.. adamlar nasıl bu kadar acımasız olabilmişler.. şimdi bakın melekleri oynuyorlar.. şimdi bushun yaptıgı ne peki..
Papanın ve kendini din adamı sayan bazı düzenbaz kişilerin cahil halkı ölüme göndermesi.Kendini İsa nın koruyucusu sayan ve çapulcu takımından başka bir şey olmayanların yaptığı seferler... şöyle bir söz vardır bence çok doğru.. TÜRKLER MÜSLÜMANLARIN KORUYUCUSUDUR.İşte en güzel yanıtı haçlı seferlerinde verilmiş. Anadolu ya giren bu çapulcu serseri takımına karşı bir avuç müslüman Türk Kılıçarslan ın Sultan Mesut un komutasında kahramanca savaşmış sadece çok azı Kudüs e ulaşabilmişir.Adamlar il iki haçlı seferlerinde Selçuklulara takılınca 3. seferi denizden çıkarma şeklinde yapmıştır. Ama bu seferde diğer Türk devletleri Eyyubiler ve Memlukler Selahaddin Eyyubi ve Baybars önderliğinde haç takan çapulcuları geldikleri yere geri göndermiştir.
Cennetin krallığını seyredince öğrendim ki; Salahattin Eyyubi Cennete kralmış. Cennet Kudüs(Jerusalem) imiş. O sıralar cüzzamlı olan bir batılı kral bu cennete kral olmaya gelmiş. Savaşlarda bir sürü insan ölmüş. Leşlerini akbabalar yemiş. Başroldeki hristiyan vatandaşta cennet burasıysa varsın kralıyla kalsın demiş.
Salahattin Eyyubi de benim için anlamı 'hiç' dediği topraklara sonra anlamı 'herşey' demiş ve krallığına devam etmiş.
Daha sonra II. Haçlı seferi başlamış ama film orda bitiyor. Filmde yahudilerin buraya ülke kurması da anlatılmıyor.
Zaten filmin en başında cennet olarak beyin ve kalp gösteriliyor. Hani hayyam cenneti ve cehennemi arıyormuşta gökten bir ses yankılamış; Ne ararsın! cennette sendedir, cehennemde! demiş ya onun gibi...
Papa II. Urban ve Piyer Lermit'in çabalarıyla Avrupa'da kalabalık bir ordu hazırlanmıştı. Anadolu'ya ilk gelen düzensiz gruplar, I. Kılıç Arslan tarafından yok edilmişlerdir. Ancak bu grubun ardından şövalye, kont ve düklerden oluşan bir ordu, Anadolu'ya girdi. Türkiye Selçuklularının merkezi İznik kuşatıldı. Kılıç Arslan, İznik'i boşaltmak zorunda kaldı. Haçlılara karşı başarı ile mücadele eden Kılıç Arslan, Haçlıları çok kalabalık olmalarından dolayı durduramamıştır. Antakya'yı işgal eden Haçlılar, 1099'da Kudüs'ü Fatımilerden aldılar. Sonuçta:
Kudüs, Haçlıların eline geçti. İznik ve Batı Anadolu, Bizans'ın eline geçti. Anadolu Selçukluları, İznik'i kaybedince Konya'yı başkent yaptılar. Haçlılar, ellerine geçirdikleri Antakya, Urfa, Trablusşam, Sur, Yafa, Nablus gibi şehirlerde feodalite rejimine dayanan dükalık ve kontluklar kurdular. II. Haçlı Seferi (1147-1149)
Musul Atabeyi İmadeddin Zengi, Urfa'yı 1144'te Haçlılardan aldı. Ardından Halep ve Şam alınınca Kudüs Krallığı Papa'dan yardım istedi. Papa'nın çağrısı ile Alman İmparatoru III. Konrad ile Fransa Kralı VII. Lui, ayrı yollardan Anadolu üzerine sefere çıktılar. İki ordu da Anadolu Selçukluları tarafından bozguna uğratıldı. Ordularının büyük kısmını kaybeden iki kral, Şam'a saldırdılar, fakat başarılı olamadılar.
III. Haçlı Seferi (1189-1192)
Mısır'da devlet kurmuş olan Selahaddin Eyyubi, Haçlılarla amansız bir savaşa tutuştu. Amacı, Suriye'deki Haçlı üstünlüğüne son vermekti. Selahaddin Eyyubi, bu mücadelede başarılı olarak 1187'de 'Hıttin' denilen yerde Haçlıları yendi. Kudüs dahil olmak üzere Suriye'nin büyük bir bölümünü Haçlı istilasından kurtardı.
Kazanılan bu zaferler, Avrupa'da duyulunca, her yerde dini propagandalar yapıldı. Alman İmparatoru Frederik Barbaros, Fransa Kralı Filip Ogüst ve İngiltere Kralı Arslan Yürekli Rişar komutası altındaki yeni Haçlı orduları harekete geçtiler. Kara ve deniz yollarıyla gelen Haçlı orduları, Kudüs'ü almayı başaramayarak geri döndüler.
IV.Haçlı Seferi (1204)
Eyyubiler, Haçlılarla mücadeleye devam ediyorlardı. Filistin'deki Yafa ve sahil şeridindeki bazı kaleler, Eyyubilerin eline geçince Papa, bütün Hıristiyanları sefere çağırdı. Haçlılar, bu defa deniz yolunu kullanmak istediler ve Venedik ile anlaştılar. Bu sırada Bizans'ta taht kavgaları sürüyordu. İmparator olmak isteyen Aleksi Angelos, Haçlılardan çeşitli vaadlerle yardım istedi. Papa'nın muhalefetine rağmen İstanbul'a gelen Haçlılar, tahttan indirilen İzak ve oğlu Aleksi'yi imparator ilan ettiler ve İstanbul'u yağmaladılar.
İstanbul halkının ayaklanarak imparatoru ve oğlunu öldürmesi üzerine Haçlılar, İstanbul'u işgal ederek Latin İmparatorluğu'nu kurdular (1204) . İstanbul'dan kaçan Bizans soyluları, İznik Rum İmparatorluğu'nu (1204 -1261) ve Trabzon Rum İmparatorluğu'nu (1204 -1461) kurdular. İznik Rum İmparatorluğu, 1261 yılında Latin İmparatorluğu'nu yıkarak Bizans'ı tekrar canlandırmıştır.
V. Haçlı Seferi (1228)
Papa'nın çağrısı üzerine Alman imparatoru II. Frederik, deniz yolu ile Akka'ya geldi (1228) . Bu sırada Eyyubiler, iç mücadeleler ile uğraşıyorlardı. Haçlılar, bundan yararlanarak Sayda ve Kudüs'ü kuşattılar. Haçlılarla başa çıkamayacağını anlayan Eyyubi Hükümdarı Melik Adil, Haçlıların Kudüs'te serbestçe oturma şartını kabul ederek 10 yıllık bir anlaşma yaptı (1229) . Böylece Haçlılar amaçlarına ulaştılar. Ancak Filistin'e kadar inen Harzem Türklerinin Haçlıları yenmesiyle Eyyubiler Kudüs'ü yeniden ele geçirdiler (1244) .
VI. Haçlı Seferi (1248)
Kudüs, tekrar Türklerin eline geçince, Papa yeniden Hıristiyanları sefere çağırdı. Ancak Avrupalılar seferlerden bıkmışlardı. Sadece Fransa Kralı Sen Lui sefere çıktı. Sen Lui de Eyyubi Hükümdarı Turanşah'a esir düştü. Önemli miktarda kurtuluş parası vererek Fransa'ya dönebildi.
VII. Haçlı Seferi (1270)
Fransa Kralı Sen Lui, kardeşinin kışkırtmalarıyla son Haçlı Seferi'ne çıktı. O sırada Tunus'tan kalkan Arap korsanları, doğuya giden Hıristiyan gemilerine zarar veriyordu. Bu yüzden Tunus'a sefer düzenleyen Sen Lui ve ordusunun yarısı, veba salgını nedeniyle öldü.
haçlı seferleri; içinde binlerce sırrı barındıran bir muammadır. haçlı seferleri bazıları tarafından hala anadolu üzerine yapılmış geniş çaplı seferler olarak bilinsede aslında öyle değildir...seferler aslında kudüse -kutsal tporaklara- düzenlenmiştir.anadolu bu yolun üzerindeki sadece duraklardan birisidir...haçlı seferleri zaten biraz önce söylediğim nedenden dolayı yapılmış bi fiilde değildir yani aslında kutsal toprakları falan ele geçirme olayı işin hikaye kısmıdır haçlı zihniyetinin temelinde -bunu şuan dahi çok az insan bilir- bu seferlerkutsal kaseden magdalalı meryeme eski lahitlerden saf iseviliğe uzanan uzun ve karmaşık bi spekilasyondur.haçlı seferlerinin gayesi kudüs değil kudüsteki GERÇEKLERdir.yani şuan papalığın bile kabullenmek zorunda kaldığı bazı gerçekler vardır bu gerçekler hrıstiyanlığın ilk halini yani günümüzden çok farklı bi yapıya sahip olan halini yansıtmaktadır..bu gerçekler arasında -şuanda bunu hrıstiyan alemi sancılı fakat gizli bi şekilde yavaş yavaş kabullenmktedir- hz.isa nın ilahlaştırılımasının roma imparatorlarından Costantine un -bu şahıs tarih kitaplarında hristiyanlığı 325 te roma imparatorluğunun resmi dini kabul eden ve ilk isevi roma imparatoru olarak bilinir- bir oyunu olduğunu bangır bangır bağırmaktadır dünyaya... sadece bununla da kalmıyor aslına bakar ve titizlikle incelerseniz (bu gerçek tüm tarih uzmanları tarafından kabul edilmekte ve korkuları yüzünden dünyadan gizlenmektedir) pagan dininin -roma döneminde doğaya ve kadına tapılan bi din- hriıstiyanlıkla homejen karışıp yeni bi din olduğu anlaşılır...mesela aslında hrıstiyanlığın kutsal günü pazar günü değil cumartesidir..hayır arkadaşlar musevlikle karıştırmryorum bu herkesten gizlenen ama doğruluğunun açıklanması imkansız olan bi gerçektir...peki nedenşuan pazar günü, değil mi? şu yüzden:biraz önce dediğim gibi Costantine isevi olduğunu ve romanın da resmi dininin isevilik olduğunu açıklamıştır bu doğrudur ama gerçekler biraz gizlenmiştir şöyle ki; Costantine aslında iseviliği isteyerek kabul etmemiştir...yani iseviliğin roma topraklarında hızla yayıldığını görünce korkmuş ve bu açıklamayı yapmıştır, iseviliği kabul etmiştir...oysa bir çok gerçek gösteriyorki costantine bu dini gerçekten kabul etmemiştir ve bir bakıma hem kendi dinini korumak hem de iseviliği bozmak yenilikler katmak için kendi dininin önemli olaylarını olgularını bu dinle karıştırmış ve iseviliğin saf halini yansıtan lahitleri GERÇEKLERide ortadan yok etmeye çalışimıştır...bunu bugün katolik liderliğide-papalık- biliyor ama bunu bu gün nasıl açıklayacağını bilmediği için o gün costantine nin ortadan kaldırmya çaılışıpta yapamadığı belgeleri bu gün bizzat katolik liderliği yok etmeye çalışmaktadır...iseviliğin kutsal dininin neden pazar günü olduğuna gelince; çünkü costantine nin dininin kutsal günü pazardı...yaaani biraz öncede dediğim gibi costantine nin oyunlarından biridir...şimdi akıllara bi soru takılıyor değil mi madem bu kadar büyük saptırmalar oldu peki o günün isevileri buna neden karşı çıkmadı değil mi? el-cevap arkadaşlar:çünkü bunları imparator söylüyordu bu arada söylemeyi unuttum imparator iseviliği kabul edince hrıstiyanlığında manevi liderliğin aldı...eline böyle bi güç geçince imparator bu avantajı değerlendirmekte gecikmedi ve geceleri hz. isanın ve tanrının rüyasına girdiğini hatta ve hatta onlarla -bu bugünde papalar tarafından yapılır- birebir diyaloğa geçtiğini söyledi ve kendi yorumuna ve eski dininin inançlarına göre yargılar biçmeye başladı...-zekice değil mi- bunlara karşı çıkanlara gelince SUSTURLDU dahada açık olarak:ÖLDÜRÜLDÜ...bu elbette zor olmadı çünkü hem dini hemde siyasi liderlik gibi iki erişilmez gücü elinde bulunduruyordu...biliyorum biraz konu dağıldı ama bunları ve daha nicelerini bilmediğin,z takdirde anlatmak istediğimi anlamak imkansıza yakın birşey olacaktı...konumuz haçlı seferleriydi...evet o meşhur haçlı seferleri bu bilgileri içeren belgeler için düzenlenmişti...ama bunu sadece elit tabaka yani şuan ismi sion tarikatı olarak geçen gizli bir cemyet biliyordu diğerleri(askerler) konumuzun başında da dediğim gibi işin sadece hikaye kısmını -kutsal toprakları müslümanlardan alma hikayesi- biliyordu...ama bunların içindede bunu bilenler vardı bugün isimleri TAPINAK ŞOVALYELERİ...ilginç değil mi nereden nereye...
anlamı haçlıların kutsal toraklara düzenlediği seferlerdir. haçlı seferleri aslında birçok nedeni olan ama tarih kitaplarına birileri istediği için kutsal toprakları ele geçirmek için yapılan seferler olarak geçmiştir...işin aslına bakılırsa olayı bununla sınırlamak terbiyesizlik olur çünkü işin içinde işler vardı mesela bunlardan biri costantinie'nin isa yı ilahlaştırmak için güttüğü politikalar esnasında yani iseviliği bozmak için yaptığı icraatlarda (costantinie her ne kadar isevi olarak bilinsede aslında isevi değildi pagandı.yani doğaya tapıyordu dahada açacak olursak roma imparatorluğu döneminde çok büyük bir kitlenin inandığı bi putperestlikti...) ortadan kaldırmaya mecbur olduğu tabletler vardı.bu tabletler hristiyanlığın saf, yalın, bozulmamış halini yansıtıyordu anlatıyordu.ve bunu bilen bi grup isevi (bugün isimleri sion tarikatı olarak geçiyor.) isevilerce kutsal sayılan kutsal kaseyi arayacağız propagandası yapmış ve kendilerine güçlü bi askeri (şuan kitaplarda tapınak şövalyeleri olarak anılırlar) kanat oluşturmuşlardı... onlar bu seferler sırasında hem kaseyi hem de aradıkları tabletleri bulmuşlardı ve bunu kendilerine bir güç kaynağı olarak kullandılar.zaten bilindiği üzere tapınak şövalyeleri haçlı seferleri sonrasında avrupada papa tarafından verilen -hayal dahi edilemeyecek kadar geniş-imtiyazlar aldılar...bunun sebebi tarih kitaplarında seferlerdeki üstün fedakarlıklarıyla bağdaştırılır ama işin bununla pek bir ilgisi yoktur onların bu kadar imtiyaz sahibi olmaları ele geçirdikleri tabletleri katolik liderliğine (dönemin papasına...) göstererek hrıstiyan dünyasını GERÇEKLERLE tehdit etmelerinden kaynaklanmaktadır... neyse bu konu çok uzun ama devam edeceğim çünkü bu konu da çok entrikalar çok şiferler gizli...DEVAM EDECEĞİM...
Hâlâ devam eden istila. Ama artık adamları bizden çıkıyor...
Haçlı seferleri ne yazık ki durmuyor. Halk Ozanı Karamanlı Nevzat, 21. Yüzyılda da devam eden bu seferleri şöyle dizelere dökmeye çalıştı:
21. Yüzyılda Haçlı Seferi
Bu yüzyılda yine Haçlı Seferi,
Mazlumlara bile bile saldırdı.
Şimdi oldu demokrasi neferi,
İnsanlığı sile sile saldırdı.
Halk içine soktu fitne, fesatlar,
Kaleler yıkıldı, çöktü tüm setler.
Çoluk, çocuk parçalanmış cesetler,
Arkasında kala kala saldırdı.
Bahaneyle sistemleri durdurdu,
Masum halkı birbirine kırdırdı.
Uluslararası tezgah kurdurdu,
Bir yolunu bula bula saldırdı.
Silahını bağımsıza döndürdü,
Yeni bayrak çekti, bayrak indirdi.
Yurtseveri yalanlarla sindirdi,
Üstesinden gele gele saldırdı.
Mabetleri yaktı, yıktı füzeler,
Yağmalandı hazineler, müzeler.
Haçlı kafa ilkesini tazeler,
Bakın yine çala çala saldırdı.
Müslümanın ezmek için başını,
Taş üstünde bırakmadı taşını.
Görmeyerek gözündeki yaşını,
Ağlayana güle güle saldırdı.
Çağdaş haçlılara Nevzat tanıktır,
Emperyalist olan gerçek sanıktır.
Vatanı sevenin bağrı yanıktır,
Yüreğine dala dala saldırdı.
Halk Ozanı Karamanlı Nevzat
Haçlı Seferleri,tarihin kaydettiği en büyük barbarlık akınlarından biridir.Kilisenin öncülüğünde 1 milyon gönüllü toplanır,bu güruh kökleşmiş kararlılığını vurgulamak için,kalın çuha kumaştan haçlar keserek elbiselerine iliştiriyor ve bu bnedenle kendilerine 'Haçlılar'lakabını uygun görüyordu.Asya'ya ayak basar basmaz Müslüman ve Hıristiyan halka acımasızca saldırdılar.kısa zaman da tüm yöre hırsızlık,cinayet,ırz düşmanlığı olaylarıyla dehşete düştü
savaş, savaş, savaş,
güzelim çağları boşa harcamışlar....
HALEN DOLAYLI YOLDAN SÜREN BİR SEFER
...Hatta ölülerin karnını bile içinde bir şeyler bulmak ümidiyle deşip bakıyorlardı.Vahşet Müslümanlarla sınırlı kalmaz Kudüs Yahudileri'de aynı korkunç akibete uğrayacaktı.
Haçlı seferleri başlangıçta zaruretten doğmuştur:salgın hastalıklar ve açlık daha sonra Bereketli hilale(Mezopotamya) Papa vasıtasıyla ordular gönderilmiş orada yaşayan müslüman halklara karşı büyük katliamlar yapılmıştır.
Haçlı seferlerinin nedenleri diye bir şey yoktur bir nedeni vardır o da doğunun zenginliklerine sahip olmaktır.Bu da tarih sahnesinde yaşanmış ve tarihin sınıf mücadelesinden ve ekonomik zenginlik savaşından ibaret olduğunu kanıtlayan büyük olaylar zinciridir.Eğer diğer nedenler ne olacak diye sorarsanız bende pekala söylerim ki;
Yoksul halkı ve skolastik düşünceyle terbiye edilmiş halkı bu savaşa nasıl göndereceklerdi ki (cennet vaatleri vs.)
Barbarlık konusuda güç kimdeyse ekonomik zenginliği ele geçirmek için elinden gelen zorbalığı yapacaktır sonuçta barbar gücü elinde tutan hakim sınıflardır barbarlığı etnik ve dinsel kimliğe dayandırmak yanlıştır.Nitekim 1940 lı yıllarda mazlum olan yahudiler şimdilerde gücü ele geçirdiği için filistinde bulunan doğal kaynakları ele geçirmek için barbarlık yapıyor.Demek ki neymiş kardeşler Tarih sınıf mücadelesinden ibarettir öyleydi öyle devam ediyor ve öyle devam edecek...
Haçlı seferleri: asla bitmedi bitmeyecek.
Müslüman ve Türkler üzerine onlarca devletin birleşip ordularını göndermesi, hiç bitmedi ki.
Osmanlı ya karşı defalarca denediler.
Kurtuluş savaşında köpekler gibi saldırdılar.
Şimdi ortadoğuda saldırıyorlar.
Hedeflerİ: İslamın tasfiyesi, Türk'lerin Anadolu'dan kesinlikle sürülmesi.
Hedeflerİ: İslamın tasfiyesi, Türk'lerin Anadolu'dan kesinlikle sürülmesi.
KUDÜSTE SOKAKLAR ATLARIN DİZİNE KADAR KAN GÖLÜ OLMUŞTU BU VAHŞETİ YAPAN SÜVARİ DAHİ KORMUŞ ALLAHTAN RAHMET DİLEMİŞTİR VATİKAN TARİHTEN BERİ KANLA BESLENEN KURUMDUR? ? ?
Hacli seferleri maalesef bitmedi,suan parcala-böl taktigine gectiler...
Şekil değiştirmiş olsada hala devam ediyor...
Müslüman Türk milletini içine sinderemeyen Avrupalı zavallıların,her defasında kendilerini doğrattıkları savaşlar.
Umutsuz Çırpınışlar.
HAÇLILAR.
Müslümanlık adına sefere gidiyoruz arkadaşlar dersek,Hrıstiyan aleminin tekmili birden müslümanlar barbar diye ayaklanırlar.asıl barbarlık kimin marifeti belli oluyor...Barbar Conan masumdur....
bir hristiyan olarak utanç duydugum savaş..
adamlar nasıl bu kadar acımasız olabilmişler..
şimdi bakın melekleri oynuyorlar..
şimdi bushun yaptıgı ne peki..
Papanın ve kendini din adamı sayan bazı düzenbaz kişilerin cahil halkı ölüme göndermesi.Kendini İsa nın koruyucusu sayan ve çapulcu takımından başka bir şey olmayanların yaptığı seferler...
şöyle bir söz vardır bence çok doğru..
TÜRKLER MÜSLÜMANLARIN KORUYUCUSUDUR.İşte en güzel yanıtı haçlı seferlerinde verilmiş.
Anadolu ya giren bu çapulcu serseri takımına karşı bir avuç müslüman Türk Kılıçarslan ın Sultan Mesut un komutasında kahramanca savaşmış sadece çok azı Kudüs e ulaşabilmişir.Adamlar il iki haçlı seferlerinde Selçuklulara takılınca 3. seferi denizden çıkarma şeklinde yapmıştır.
Ama bu seferde diğer Türk devletleri Eyyubiler ve Memlukler Selahaddin Eyyubi ve Baybars önderliğinde haç takan çapulcuları geldikleri yere geri göndermiştir.
haclı seferi turklerin kudusu aldıktan sonra avrupadaki papazların hazmedeyip paso ordu göndermesi (yenilen pelivan gürese doymazmıs)
bana göre haçlı seferleri müslüman ve türk alemine yapılmış ve ileride yapılacak bizi sarsacak olaylardan sadece biridir
george bush'un ırak savaşını başlattıktan hemen sonra ' yeni bir haçlı seferi başlıyor' demesinden; köhne bizans zihniyetinin ölmediği belli oluyor.
Büyük Ortadoğu Projesi
bunlar eskiden olduğu gibi yapılmıyor günümüzde.artık tur şiketleri var..... :)
karışık bi olgu hepsini buraya yazamam merak eden varsa mesaj yazsın ona anlatırım
Cennetin krallığını seyredince öğrendim ki;
Salahattin Eyyubi Cennete kralmış. Cennet Kudüs(Jerusalem) imiş. O sıralar cüzzamlı olan bir batılı kral bu cennete kral olmaya gelmiş. Savaşlarda bir sürü insan ölmüş. Leşlerini akbabalar yemiş. Başroldeki hristiyan vatandaşta cennet burasıysa varsın kralıyla kalsın demiş.
Salahattin Eyyubi de benim için anlamı 'hiç' dediği topraklara sonra anlamı 'herşey' demiş ve krallığına devam etmiş.
Daha sonra II. Haçlı seferi başlamış ama film orda bitiyor. Filmde yahudilerin buraya ülke kurması da anlatılmıyor.
Zaten filmin en başında cennet olarak beyin ve kalp gösteriliyor. Hani hayyam cenneti ve cehennemi arıyormuşta gökten bir ses yankılamış;
Ne ararsın! cennette sendedir, cehennemde!
demiş ya onun gibi...
. Haçlı Seferi (1096-1099)
Papa II. Urban ve Piyer Lermit'in çabalarıyla Avrupa'da kalabalık bir ordu hazırlanmıştı. Anadolu'ya ilk gelen düzensiz gruplar, I. Kılıç Arslan tarafından yok edilmişlerdir. Ancak bu grubun ardından şövalye, kont ve düklerden oluşan bir ordu, Anadolu'ya girdi. Türkiye Selçuklularının merkezi İznik kuşatıldı. Kılıç Arslan, İznik'i boşaltmak zorunda kaldı. Haçlılara karşı başarı ile mücadele eden Kılıç Arslan, Haçlıları çok kalabalık olmalarından dolayı durduramamıştır. Antakya'yı işgal eden Haçlılar, 1099'da Kudüs'ü Fatımilerden aldılar. Sonuçta:
Kudüs, Haçlıların eline geçti.
İznik ve Batı Anadolu, Bizans'ın eline geçti.
Anadolu Selçukluları, İznik'i kaybedince Konya'yı başkent yaptılar.
Haçlılar, ellerine geçirdikleri Antakya, Urfa, Trablusşam, Sur, Yafa, Nablus gibi şehirlerde feodalite rejimine dayanan dükalık ve kontluklar kurdular.
II. Haçlı Seferi (1147-1149)
Musul Atabeyi İmadeddin Zengi, Urfa'yı 1144'te Haçlılardan aldı. Ardından Halep ve Şam alınınca Kudüs Krallığı Papa'dan yardım istedi. Papa'nın çağrısı ile Alman İmparatoru III. Konrad ile Fransa Kralı VII. Lui, ayrı yollardan Anadolu üzerine sefere çıktılar. İki ordu da Anadolu Selçukluları tarafından bozguna uğratıldı. Ordularının büyük kısmını kaybeden iki kral, Şam'a saldırdılar, fakat başarılı olamadılar.
III. Haçlı Seferi (1189-1192)
Mısır'da devlet kurmuş olan Selahaddin Eyyubi, Haçlılarla amansız bir savaşa tutuştu. Amacı, Suriye'deki Haçlı üstünlüğüne son vermekti. Selahaddin Eyyubi, bu mücadelede başarılı olarak 1187'de 'Hıttin' denilen yerde Haçlıları yendi. Kudüs dahil olmak üzere Suriye'nin büyük bir bölümünü Haçlı istilasından kurtardı.
Kazanılan bu zaferler, Avrupa'da duyulunca, her yerde dini propagandalar yapıldı. Alman İmparatoru Frederik Barbaros, Fransa Kralı Filip Ogüst ve İngiltere Kralı Arslan Yürekli Rişar komutası altındaki yeni Haçlı orduları harekete geçtiler. Kara ve deniz yollarıyla gelen Haçlı orduları, Kudüs'ü almayı başaramayarak geri döndüler.
IV.Haçlı Seferi (1204)
Eyyubiler, Haçlılarla mücadeleye devam ediyorlardı. Filistin'deki Yafa ve sahil şeridindeki bazı kaleler, Eyyubilerin eline geçince Papa, bütün Hıristiyanları sefere çağırdı. Haçlılar, bu defa deniz yolunu kullanmak istediler ve Venedik ile anlaştılar. Bu sırada Bizans'ta taht kavgaları sürüyordu. İmparator olmak isteyen Aleksi Angelos, Haçlılardan çeşitli vaadlerle yardım istedi. Papa'nın muhalefetine rağmen İstanbul'a gelen Haçlılar, tahttan indirilen İzak ve oğlu Aleksi'yi imparator ilan ettiler ve İstanbul'u yağmaladılar.
İstanbul halkının ayaklanarak imparatoru ve oğlunu öldürmesi üzerine Haçlılar, İstanbul'u işgal ederek Latin İmparatorluğu'nu kurdular (1204) . İstanbul'dan kaçan Bizans soyluları, İznik Rum İmparatorluğu'nu (1204 -1261) ve Trabzon Rum İmparatorluğu'nu (1204 -1461) kurdular. İznik Rum İmparatorluğu, 1261 yılında Latin İmparatorluğu'nu yıkarak Bizans'ı tekrar canlandırmıştır.
V. Haçlı Seferi (1228)
Papa'nın çağrısı üzerine Alman imparatoru II. Frederik, deniz yolu ile Akka'ya geldi (1228) . Bu sırada Eyyubiler, iç mücadeleler ile uğraşıyorlardı. Haçlılar, bundan yararlanarak Sayda ve Kudüs'ü kuşattılar. Haçlılarla başa çıkamayacağını anlayan Eyyubi Hükümdarı Melik Adil, Haçlıların Kudüs'te serbestçe oturma şartını kabul ederek 10 yıllık bir anlaşma yaptı (1229) . Böylece Haçlılar amaçlarına ulaştılar. Ancak Filistin'e kadar inen Harzem Türklerinin Haçlıları yenmesiyle Eyyubiler Kudüs'ü yeniden ele geçirdiler (1244) .
VI. Haçlı Seferi (1248)
Kudüs, tekrar Türklerin eline geçince, Papa yeniden Hıristiyanları sefere çağırdı. Ancak Avrupalılar seferlerden bıkmışlardı. Sadece Fransa Kralı Sen Lui sefere çıktı. Sen Lui de Eyyubi Hükümdarı Turanşah'a esir düştü. Önemli miktarda kurtuluş parası vererek Fransa'ya dönebildi.
VII. Haçlı Seferi (1270)
Fransa Kralı Sen Lui, kardeşinin kışkırtmalarıyla son Haçlı Seferi'ne çıktı. O sırada Tunus'tan kalkan Arap korsanları, doğuya giden Hıristiyan gemilerine zarar veriyordu. Bu yüzden Tunus'a sefer düzenleyen Sen Lui ve ordusunun yarısı, veba salgını nedeniyle öldü.
haçlı seferleri; içinde binlerce sırrı barındıran bir muammadır. haçlı seferleri bazıları tarafından hala anadolu üzerine yapılmış geniş çaplı seferler olarak bilinsede aslında öyle değildir...seferler aslında kudüse -kutsal tporaklara- düzenlenmiştir.anadolu bu yolun üzerindeki sadece duraklardan birisidir...haçlı seferleri zaten biraz önce söylediğim nedenden dolayı yapılmış bi fiilde değildir yani aslında kutsal toprakları falan ele geçirme olayı işin hikaye kısmıdır haçlı zihniyetinin temelinde -bunu şuan dahi çok az insan bilir- bu seferlerkutsal kaseden magdalalı meryeme eski lahitlerden saf iseviliğe uzanan uzun ve karmaşık bi spekilasyondur.haçlı seferlerinin gayesi kudüs değil kudüsteki GERÇEKLERdir.yani şuan papalığın bile kabullenmek zorunda kaldığı bazı gerçekler vardır bu gerçekler hrıstiyanlığın ilk halini yani günümüzden çok farklı bi yapıya sahip olan halini yansıtmaktadır..bu gerçekler arasında -şuanda bunu hrıstiyan alemi sancılı fakat gizli bi şekilde yavaş yavaş kabullenmktedir- hz.isa nın ilahlaştırılımasının roma imparatorlarından Costantine un -bu şahıs tarih kitaplarında hristiyanlığı 325 te roma imparatorluğunun resmi dini kabul eden ve ilk isevi roma imparatoru olarak bilinir- bir oyunu olduğunu bangır bangır bağırmaktadır dünyaya... sadece bununla da kalmıyor aslına bakar ve titizlikle incelerseniz (bu gerçek tüm tarih uzmanları tarafından kabul edilmekte ve korkuları yüzünden dünyadan gizlenmektedir) pagan dininin -roma döneminde doğaya ve kadına tapılan bi din- hriıstiyanlıkla homejen karışıp yeni bi din olduğu anlaşılır...mesela aslında hrıstiyanlığın kutsal günü pazar günü değil cumartesidir..hayır arkadaşlar musevlikle karıştırmryorum bu herkesten gizlenen ama doğruluğunun açıklanması imkansız olan bi gerçektir...peki nedenşuan pazar günü, değil mi? şu yüzden:biraz önce dediğim gibi Costantine isevi olduğunu ve romanın da resmi dininin isevilik olduğunu açıklamıştır bu doğrudur ama gerçekler biraz gizlenmiştir şöyle ki; Costantine aslında iseviliği isteyerek kabul etmemiştir...yani iseviliğin roma topraklarında hızla yayıldığını görünce korkmuş ve bu açıklamayı yapmıştır, iseviliği kabul etmiştir...oysa bir çok gerçek gösteriyorki costantine bu dini gerçekten kabul etmemiştir ve bir bakıma hem kendi dinini korumak hem de iseviliği bozmak yenilikler katmak için kendi dininin önemli olaylarını olgularını bu dinle karıştırmış ve iseviliğin saf halini yansıtan lahitleri GERÇEKLERide ortadan yok etmeye çalışimıştır...bunu bugün katolik liderliğide-papalık- biliyor ama bunu bu gün nasıl açıklayacağını bilmediği için o gün costantine nin ortadan kaldırmya çaılışıpta yapamadığı belgeleri bu gün bizzat katolik liderliği yok etmeye çalışmaktadır...iseviliğin kutsal dininin neden pazar günü olduğuna gelince; çünkü costantine nin dininin kutsal günü pazardı...yaaani biraz öncede dediğim gibi costantine nin oyunlarından biridir...şimdi akıllara bi soru takılıyor değil mi madem bu kadar büyük saptırmalar oldu peki o günün isevileri buna neden karşı çıkmadı değil mi? el-cevap arkadaşlar:çünkü bunları imparator söylüyordu bu arada söylemeyi unuttum imparator iseviliği kabul edince hrıstiyanlığında manevi liderliğin aldı...eline böyle bi güç geçince imparator bu avantajı değerlendirmekte gecikmedi ve geceleri hz. isanın ve tanrının rüyasına girdiğini hatta ve hatta onlarla -bu bugünde papalar tarafından yapılır- birebir diyaloğa geçtiğini söyledi ve kendi yorumuna ve eski dininin inançlarına göre yargılar biçmeye başladı...-zekice değil mi-
bunlara karşı çıkanlara gelince SUSTURLDU dahada açık olarak:ÖLDÜRÜLDÜ...bu elbette zor olmadı çünkü hem dini hemde siyasi liderlik gibi iki erişilmez gücü elinde bulunduruyordu...biliyorum biraz konu dağıldı ama bunları ve daha nicelerini bilmediğin,z takdirde anlatmak istediğimi anlamak imkansıza yakın birşey olacaktı...konumuz haçlı seferleriydi...evet o meşhur haçlı seferleri bu bilgileri içeren belgeler için düzenlenmişti...ama bunu sadece elit tabaka yani şuan ismi sion tarikatı olarak geçen gizli bir cemyet biliyordu diğerleri(askerler) konumuzun başında da dediğim gibi işin sadece hikaye kısmını -kutsal toprakları müslümanlardan alma hikayesi- biliyordu...ama bunların içindede bunu bilenler vardı bugün isimleri TAPINAK ŞOVALYELERİ...ilginç değil mi nereden nereye...
anlamı haçlıların kutsal toraklara düzenlediği seferlerdir. haçlı seferleri aslında birçok nedeni olan ama tarih kitaplarına birileri istediği için kutsal toprakları ele geçirmek için yapılan seferler olarak geçmiştir...işin aslına bakılırsa olayı bununla sınırlamak terbiyesizlik olur çünkü işin içinde işler vardı mesela bunlardan biri costantinie'nin isa yı ilahlaştırmak için güttüğü politikalar esnasında yani iseviliği bozmak için yaptığı icraatlarda (costantinie her ne kadar isevi olarak bilinsede aslında isevi değildi pagandı.yani doğaya tapıyordu dahada açacak olursak roma imparatorluğu döneminde çok büyük bir kitlenin inandığı bi putperestlikti...) ortadan kaldırmaya mecbur olduğu tabletler vardı.bu tabletler hristiyanlığın saf, yalın, bozulmamış halini yansıtıyordu anlatıyordu.ve bunu bilen bi grup isevi (bugün isimleri sion tarikatı olarak geçiyor.) isevilerce kutsal sayılan kutsal kaseyi arayacağız propagandası yapmış ve kendilerine güçlü bi askeri (şuan kitaplarda tapınak şövalyeleri olarak anılırlar) kanat oluşturmuşlardı... onlar bu seferler sırasında hem kaseyi hem de aradıkları tabletleri bulmuşlardı ve bunu kendilerine bir güç kaynağı olarak kullandılar.zaten bilindiği üzere tapınak şövalyeleri haçlı seferleri sonrasında avrupada papa tarafından verilen -hayal dahi edilemeyecek kadar geniş-imtiyazlar aldılar...bunun sebebi tarih kitaplarında seferlerdeki üstün fedakarlıklarıyla bağdaştırılır ama işin bununla pek bir ilgisi yoktur onların bu kadar imtiyaz sahibi olmaları ele geçirdikleri tabletleri katolik liderliğine (dönemin papasına...) göstererek hrıstiyan dünyasını GERÇEKLERLE tehdit etmelerinden kaynaklanmaktadır... neyse bu konu çok uzun ama devam edeceğim çünkü bu konu da çok entrikalar çok şiferler gizli...DEVAM EDECEĞİM...
Geldikleri gibi gittiler...
Devam etmediğini iddia eden vr mı?