Kültür Sanat Edebiyat Şiir

fazıl hüsnü dağlarca sizce ne demek, fazıl hüsnü dağlarca size neyi çağrıştırıyor?

fazıl hüsnü dağlarca terimi Barış Çalışkan tarafından tarihinde eklendi

  • Zilan Kara
    Zilan Kara

    Çok yazan ve üreten bir şair kimliğiyle, bağımsız kalarak hiçbir şairden etkilenmemiş bir şairimizdir..

    Bir sözü:'Sanat eseri hem bir saat gibi içinde bulunduğumuz zamanı, hem de bir pusula gibi gidilmesi gereken yönü işaret etmelidir'

  • Zekeriya Keles
    Zekeriya Keles

    Fazil Hüsnü Daglarcayi tarif etmeye benim gücüm yetmez benim acimdan gösterisli bir cinar agaciydi ve devrildi ama degerli,mükemmel eserleri ileyasayayacaktir

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan

    Geçen ay içinde kaybettiğimiz ünlü şairimiz.
    Allah rahmet eylesin.

  • Sedat Demirkaya
    Sedat Demirkaya

    Savcıya - Fazıl Hüsnü Dağlarca... Bir Şiir / Bir Yorum

    Savcı, nedir düşündün mü,
    Dağları sorguçlu kılan?
    Onlar susmaz, gece gündüz, onlar haykırır yüceden.
    Gelmiş dağlardan yalnayak, durmuş kapına bir ıssız,
    Seni bile içli kılan.

    Savcı, nedir hiç düşündün mü,
    Bıçakları uçlu kılan?
    Bir eski hak alınmamış, bir dere kan sorulmamış,
    Şunun bunun alın teri,
    Alınları taçlı kılan.

    Savcı, nedir düşündün mü?
    Yazıları suçlu kılan?
    Usla, yürekle büyümüş, gündüzler geceye karşı,
    Ama nedir çağlar üzre,
    Beni senden güçlü kılan.

    Fazıl Hüsnü Dağlarca



    Savcıya

    Savcı, bir sav (iddia) ileri süren hukuk görevlisidir. Savcı, devlet ve millet adına gördüğü “yasaya aykırılıklara” savaş açan görevli kişidir.

    Yasa ve hukuk aynı şey değildir. Yasa “var olan düzenleme”, hukuk ise “olması gereken, vicdanları tatmin eden düzenleme”dir. Olan ile olması gereken arasında her zaman bir fark vardır; her toplumda vardır… Bize düşen olanı, olması gerekene doğru olabildiğince yaklaştırmak ve aynılaştırmaya çalışmaktır. Bu, toplumda adaleti sağlayacak, adaleti mükemmelliğe yaklaştıracaktır.

    Ne var ki, yeryüzünde adalet perisinin “Azrail veya kötülük tanrısı” kadar hızlı olduğunu söyleyemeyiz. Bunun vebali de bir parça savcılaradır. Adalet perisine kanat takacak onlardır… Savcılar yavaş davrandığında; özgürlük ve adalet “savcının dizi dibinde, savcının gölgesinde, şehirlerde, adliye saraylarında” olmaz dağlara doğru kaçar nefes almak için…

    Türkülere geçmiştir: “Benim meskenim dağlardır, dağlar! ” Dağlar özgürlüğün mekânı ve simgesi olmaya başlar yeniden… Bu her çağda ve her sistemde olabilir. Yoksul insan, mazlum insan senin kapına gelmiş ve adalet istemiştir… Ve sen ey savcı, o insanlara sırtını döndün! Adalet de senin ellerinden uçtu gitti… Sen artık “adalet dağıtan” şefkatli el değilsin…

    İnsanlar, haklarını kendisi aramak zorunda kalır ey savcı! İnsanlar tırnak uzatırlar, bıçak taşımaya başlarlar… Çünkü hakları alınmamıştır. Senin yavaşlığından… Kanları yerde kalmış, hesabı sorulmamıştır. Alın teri horlanmış, emeği karşılıksız kalmıştır…

    Ey savcı, bir de çağlardan beri yazıyı-şiiri suçlu sayarsın; neden?
    Aydınlar, akıl ve cesaretle cehalete, haksızlığa karşı savaş açmışlardır. En eski çağlardan beri işte bu yüzden bir milletin şairleri yasalarını yapanlardan ve yönetenlerden daha güçlüdür. Daha kalıcıdırlar.

    Şairin son şiirlerinden biri olarak bu şiir vasiyet gibidir. İnsanlar farkında değildir belki; ama “adalet halkın ekmeği”dir.

    Sedat Demirkaya

  • Özgür
    Özgür

    Pek aşina olmadığım bir dünyada,
    olmasa da bilgim, onun büyüklüğüne ne gerek,
    sadece fani olsan kâfi, yeter bu açmaya gözlerini
    bir fazıl,bir fani,bir şiir, bir de fazlı...

  • Metin Baş
    Metin Baş

    bir çınar daha düştü toprağa. ilham alarak daglar(CA) dan yeniden filizlenecek FAZILet ve erdem.

  • Osman Demircan
    Osman Demircan

    Önce kendisine rahmet diliyorum.Benim dikkatimi çeken şey Türk şairlerinde(Divan edebiyatı şairleri hariç) bir kısır düşünce olduğudur.Şiir şiir yazdırmalı ama ben Türk şairlerinin şiirlerini okuduğumda- birkaç örnek şiir dışında- bana yeni ufuklar açana, beni büsbütün etkileyene pek rastlamadım.Bunu da düşünce özgürlüğünün olmamasına ve toplumsal yapımızdaki çoraklığa bağlıyorum.Yoksa Türk milletinin midesini doldurmaktan, sokağa tükürmekten başka şeyler de yapacağı kanaatindeyim.

  • Alpaslan Akdağ
    Alpaslan Akdağ

    her kimki şiir kalesine insanlık adına bir tuğla koymuşsa,
    adı yadigar kalır dünyaya
    sonsuza kadar söylenir dillerde
    anlamlı sözlerle...

    allah rahmet eylesin...

  • Feyzullah Seçkin
    Feyzullah Seçkin

    'Köroğlu İzin Ver İçimdeki Yasa / Geçeyim Sivas'a'
    diyen edebiyatımızın 'Dağlarca'sı bizlerin içindeki yasa da izin verdi!
    Ruhu şad olsun..

  • Deniz Aral
    Deniz Aral

    DENİZ FENERİ

    Uzanmış koca burun açık denize doğru,
    Lacivert ve gri gecenin değerinde.
    Karanlıkla başlar bir dünya sevgisi,
    Deniz feneri parlar,
    Talihe aldırmadan kayalar üzerinde.

    Bulutlar birleşir alaca düzlüklerde,
    Çöker uzak limanlardan bir sis.
    Bir sıkıntı başlar karanlığında kaderin,
    Bildirir, yanınca yanınca,
    Ömrün neresindesiniz, aşkın neresindesiniz?

    Yüreğin mi daralıyor, yıldız ışığında,
    Bırak anılar gitsin biraz daha geri.
    Ruhu götürmeden vakit yürüyebilir,
    Düşün nasıl durmuş sabırla yüzlerce yıl,
    Hep bu benekte bu deniz feneri.

    Bak deniz savaşlarına, yaşlı korsanlara,
    Uçan dalgalara, uyuyan rüzgara bakmış,
    Bir tek göz kadar kara ve mavi,
    Enginle boş,
    Kısmetsiz balıkçılara bakmış.

    Saçlarında tuz kokan, ölü kokan bir serinlik,
    Yüzünde bir fırtına tadı.
    Durursun yorgun, umutsuz,
    Birden bir daha yanıp söner, sevinçle titrersin,
    Bir şey, belki de yaşaman uzadı.

    FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA

  • Bahadır Güreş
    Bahadır Güreş

    Bir kuştu,
    Allı allı bir kuş.
    Her tüyüne bir çiçek bağladılar
    Uçmadı o.
    Bir kuştu,
    Mavili mavili bir kuş.
    Her tüyüne bir boncuk bağladılar
    Uçmadı o.
    Bir kuştu,
    Yeşilli yeşilli bir kuş.
    Her tüyüne bir çocuk kordelası bağladılar
    UÇTU O! !

    Allah rahmet eylesin! ! ..

  • Çiğdem Acar
    Çiğdem Acar

    fazıl hüsnü dağlarca kocaman ömrüne sayısız şiir sığdıran kocaman bir şair,şiir ustası ama o da konar göçer insanoğlundan biri sadece ve yalnız dikkat ederseniz insanlar yalnız ölür genelde 94 yaşında bir çınar gibi ayakta gitti o da allah rahmet eylesin onun edebiyata verdiği önem çerçevesinde devam etmeyi umarım

  • Nihat Malkoç
    Nihat Malkoç

    BİR DAĞ(LARCA) DEVRİLDİ

    M.NİHAT MALKOÇ

    Şiir burçları şairlerin omzunda göklere yükselir. Duygu ve düşüncelerimize tercüman olan şairler dilin bayraktarıdırlar aynı zamanda. Onlar ölünce dil bayrağı düşer mi? Şairin ölümü şiirin ölümü değildir elbette. Şair ölünce eserleri konuşmaya başlar. Şair yarınlara dair sözlerini şiirleriyle ebedileştirir. Şiirler yarınlara yazılan mektuplardır aslında. Okuyucu o mektupları okuyarak dünle bugün arasında sağlam köprüler kurmaya çalışır. O şiir mektupları okunmaz olunca dünle bugün arasında kurulan köprüler atılır. Dilin en güzel numuneleri olan şiirler hayattan çekilince sadece nefes alıp vermekten ibaret kalır hayat.

    Şair söyleyecek sözü olan insandır. O, söyleyeceklerini şiirin kalıpları içerisinde az ve öz sözle, sağlam bir dille ifade etmeye çalışır. Kelimeler yoğun anlamlar yüklenir şiirin satır aralarında. Şair manayı yoğuran ve ondan yeni şekiller kuran insandır. Bu şekiller ruh dünyamızda yeni açılımlar kazanırlar. Şiir evreninde yeni dünyalar kurulur her seferinde.

    ‘Şairler az mı yaşıyor? ’ sorusu hep zihnimizi meşgul eder durur. Şairlerin az yaşadığından yakınıp dururuz hep… Gerçekten de öyledir. Şairler az yaşıyor. Elli yaşını gören şairler o kadar da çok değil. Onlar vereceklerini verip bir an evvel çekilirler iyilerle kötülerin kavgasına sahne olan dünyadan. Durum bu iken çağımızın yaşayan en büyük şairi geçti gözümün önünden. O, bu tezi uzun bir ömür sürerek çürütüyordu sanki. Doksanını aşan, yüze yaklaşan Fazıl Hüsnü Dağlarca’dan bahsediyorum. Keşke yüz yaşını görseydi de şairlerin ‘dalya’ diyenlerinin arasına alabilseydik onu. Çok yaklaştı ama olmadı işte.

    Türk şiir çınarının yapraklarından biri daha hüzünle döküldü toprağa. Ölümü çağrıştıran sonbahar avcısı, dalında sararan yapraklardan bir tanesini daha avladı. Hayatını şiire adayan ve hemen her konuda muhakkak bir veya birkaç şiiri bulunan Dağlarca, adeta bir şiir makinesiydi. Türk şiir kitaplığına birbirinden kıymetli eserler kazandıran bu duygu adamı Cumhuriyet tarihinin de canlı tanıklarından biriydi. Zira Cumhuriyetten daha yaşlıydı kendisi.

    Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın Cumhuriyet dönemi Türk şiirinde apayrı bir yeri vardı. Bugüne kadar 138 kitabı yayınlanan şairi büyük küçük tanımayan yoktur sanırım. O, şiirde hiçbir akıma ve edebî gruba dâhil olmamıştı. “Çocuk ve Allah, Daha, Çakır’ın Destanı, Kaçaklar, Çiçek Seli, Batı Acısı, Akdeniz, Üç Şehitler Destanı, Haydi, Aç Yazı, Toprak Ana, Kınalı Kuzu Ağıdı, Mevlâna’da Olmak, Uzay Çağında Olmak, Türk Olmak, Dışardan Gazel, Bağımsızlık Savaşı, Asu, Çukurova, Dört Kanatlı Kuş, İstanbul Fetih Destanı, Çanakkale Destanı, İzmir Yollarında...” adlı kitaplar ondan bize miras kalan dil şaheserleridir.

    Uzun ve bereketli bir ömrün ardından aramızdan ayrılan Dağlarca’yı daha çok “Çocuk ve Allah” adlı eseriyle özdeşleştirmiştik. O, bu kitabında çocuklara Türkçenin sade ve gülen yüzüyle seslendi. O, bu kitaptaki şiirleriyle çocuklara kelimelerden yeni dünyalar inşa etti.

    Fazıl Hüsnü Dağlarca bir şiir aşığıydı. Adeta şiir için yaşadı. Onun dünyasında şiirin apayrı bir yeri vardı. Duygu ve düşüncelerini şiirin imkânlarıyla geniş kitlelere aktardı. Başka şairler gibi şiirin yanında roman, hikâye, deneme gibi türlerde yazmadı. Sade ve sadece şiir yazdı uzun ömrü boyunca. Şiire sadakati kelimelerle ifade edilecek cinsten değildi.

    Dağlarca Türkçeyi en doğal haliyle en güzel kullanan şairlerin başında geliyordu. Onun “Türkçe benim ses bayrağım” deyişi herkes tarafından sevilerek benimsenmişti. O, yaşayan Türkçenin yaşayan en büyük şairlerinden biriydi. Kelimelerle kavgası yoktu, O, kelimelere dosttu, kelimeler de ona. Türkçenin saflığını ve pınar duruluğundaki berraklığını onun bütün dizlerinde görebilirsiniz. Bir konuşmasında kendisini “Yarısı şiir olan bir yaratık olarak” tanımlıyordu. Onun ölümüyle Türkçemiz ta yüreğinden yara aldı.

    Hayat-ölüm… Her şey bu iki çizgi arasında saklı… 26 Ağustos 1914’te doğan Fazıl Hüsnü Dağlarca, 15 Ekim 2008’de 94 yaşındayken hayata gözlerini yumdu. O şimdi Karacaahmet’te belki yeni şiirlerini yazıyordur… Çocuğa, vatana, ölüme, hayata dair şiirler…

  • Melahat Kaya
    Melahat Kaya

    Ülkenin şair ruhlu,bulduğu her ortamda şiir okumaya meraklı başbakanı Dağlarca yı anmak adına onun olduğunu sandığı,Çamlıbel in Sanat adlı şiirini okudu.

  • Burhan Gündoğan
    Burhan Gündoğan

    Berfin Bahar'a şiirlerini yollardı. Sıradan bir insan gibi,derdi İsmet Arslan.Bu kadar da engin yürekliydi. Dergide şiirlerini her okuduğumda doksanları aşan bu insanda bu yürek! İnanılmaz, derdim. Ve onun kendi söyleşilerinde şiir yazmak için zamanın işte tam da içinde olduğunu belirtmesi, hayatabağlılığının göstergesi değil miydi. Onun son yıllarda yazdığı şiirlerin tadında hiç de ölüm havası yoktu.

    Oruç çok eski birisi
    Bütün ramazanlarda kenti doldurur
    Çoğumuz onu görmez
    İşitiriz geldiğini gittiğini

    Şiirle ilgili olarak Edebiyat ve Eleştiri Dergisindeki söyleşisinde: Şiir yazmak dikkat işidir. Araba sürmekten uçak kullanmaktan daha dikkat ister. Şiirin hızı, ışığın hızından bile çoktur.İçkili adam, durum böyleyken nasıl şiir yazar.

    İki Yerde Olmalar

    Arada bir
    Anılarım öyle yakışıyor ki bana
    Orada olurum
    Annemdir
    Kardeşimi kucağında taşıyan
    Onu öperken olurum

    Üç yaş büyüğü ablamdır
    Çantası erikle dolu
    Amerikan okulundan dönmekte
    Kapıyı açerken olurum

    Kırk ikindi yağmuru başlar
    Tatlıdır ıslanırken
    Gözlerim büyür sanki
    Ipıslak olurum
    En güzeli bu
    En uzak sokaktayımdır
    Evdeymişim gibi
    Kendimi beklerken olurum. 21.02.2007 (Berfin Bahar)

    Şiire bakın yaşlılığı anımsatan yalnızca anılar. Onun dışında ' çantası erikle dolu' Sıcacık içten insancıl biri. Evet şairler yaşarken bir başka elvada derken bir başkadır.

    Burhan GÜNDOĞAN

  • İbrahim Eroğlu
    İbrahim Eroğlu

    Eylüllerine Bahar, Dağlarına Kardelen Olurum….

    Duydum ki eylül hüzün taşımış gözlerine
    Hazan rengi şiirlerinde ağlıyorsun
    Umutların duvar diplerinde ağlayan çocuk
    Eylüllerine bahar olurum bitanem
    Gözyaşlarına mendil, üşümelerine şefkat olurum
    Acıkırsan çayın çorban olurum

    Hani kahvaltıda dizlerini karnına çekerdin
    En çok o halini özledim
    Bir de yarım tebessümlerini
    Şiirlerine aşk olmak isterim
    Biletin olurum yolculuklarında
    Hüzünlerine sigara olurum duman duman
    Gözlerin hala tek sığınağım
    Gözlerine kurban olurum

    Kalemin, şiirin, yalnızlığın, yağmurun olurum
    Tuz basarım yitik yıllarıma
    Yeniden yaşama MERHABAN olurum
    Sen oruç ol ben su
    Sen çocuk ol ben şeker
    Sen Dicle ol ak deli deli ben de Hasankeyf
    Sen yaşam ol ben de nefes
    Bitmeyen öykün olurum
    Ölürüm ıslak gözlerine ölürüm ölürüm…

    Duydum ki bitirmişsin sendeki beni
    Şarkıların rengi solmuş Dağ yüreklin ölmüş
    Dağlarıma kardelen ol
    Yaşatırım seni dört mevsim
    şiirlerime can ol şarkılarıma beste
    Mırıldanırım seni gurbet sokaklarında
    Sesim soluğum ol,
    Seni bağıracağım sevgisiz coğrafyalara
    Seni anlatacağım öğrencilerime çocuklarıma….


    Geceleri yalnız kalmaktan korkardın
    Dualarımı hisset
    Dört kitap üzerine yemin ediyorum
    Kol kanat olurum yarınlarına
    Seni üzen rüzgarları yaradana şikayet ederim
    Yalnız kalırsan evin barkın olurum
    sen olurum sen sen SEN…

    Biliyorum bana kırgınsın
    Emanetini bıraktın kaçtın diyorsun
    Bir bilsen ah bir bilsen….
    Hep senden sana kaçtığımı
    Bir bilsen ah bir bilsen
    Masum bir göçmenim ben
    Gözlerine iltica ettim
    Polis jandarma bir de töreler
    Sakla beni sakla engin düşlerimi
    Yoksa yoksa
    Vatansız kalırım musalla taşında

    2 Ekim 2008
    Yalıkavak-Bodrum

    İbrahim Eroğlu

  • İbrahim Eroğlu
    İbrahim Eroğlu

    şiir şiir şiir...

    Arjantin'in Borges'ı vardı bizİm de Dağlarca'mız

    Dağlarca nur içinde yatsın...

  • Naim Yalnız
    Naim Yalnız

    Özgün Şiir Abidemiz,Ses Bayrağı Şairimiz; Ulu Çınar,merhum
    FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA'nın manevi huzurunda sonsuz say
    gıyla eğiliyor,ruhu şad olsun diyorum.Naim Yalnız.

  • Hamit Türkan
    Hamit Türkan

    önünde saygıyla eğildiğimiz birçınar daha göçtü hayat sahnesinden.mekanı cennet olsun.

  • Ferruh Safak
    Ferruh Safak

    Hangi mahallede imam yok,
    Ben orada öleceğim.
    Kimse görmesin ne kadar güzel,
    Ayaklarım, saçlarım ve her şeyim.

    Olüler namına, azade ve temiz,
    Meçhul denizlerde balık;
    Müslüman değil miyim, haşa,
    Fakat istemiyorum, kalabalık.

    Beyaz kefenler giydirmesinler,
    Sızlamasın karanlığım havada.
    Omuzlardan omuzlara geçerken sallanmayayım,
    Ki bütün azalarım hülyada.

    Hiçbir dua yerine getiremez,
    Benim kainatlardan uzaklığımı.
    Yıkamasınlar vücudumu, yıkamasınlar,
    Cılgınca seviyorum sıcaklığımı...


    ........ Sozun bittigi yer boyle bir yer olsa gerek...

  • Ferruh Safak
    Ferruh Safak

    Bu gece beni terk ettin çocuğum
    Ki hala ellerimde bir şafak.
    Herkes ölürken son anda
    Bir gece hatırlayacak.

    Birikti serçeler saçaklara
    Davetler gibi uzaklardan.
    Ulkeler midir ki varılmaz
    Uykular içre kalan.

    Vaktin saadetiyle durmuş
    Kağıt gemilerim ve rüzgar.
    Seyretsin sonsuz hudutları,
    Harap kalelerinde krallar.

    Cocuğum tarlalar sarardı,
    Nur gibi olgun başak.
    Herkes ölürken son anda
    Bir çocuk hatırlayacak.

    Cocuk degilim ama, seni hep hatirlayacagim...

    Rahat uyu guzel insan...

  • Ferruh Safak
    Ferruh Safak

    'savaş çıkmıştı
    orduya aldılar onu
    tüfek verdiler
    mermi verdiler
    süngü verdiler
    bomba verdiler
    gaz maskesi verdiler
    tanımadığı adını bilmediği
    bütün gereçleri verdiler
    dağ başında gözcüydü o
    aşağıda ırmak sanki bir gelin-
    sanki bir kuş - yeryüzünde akan bir kuş
    orman koyu yeşil - yeşil - açık yeşil
    sanki bilgeler arası çağsal toplantı
    ki mavi söylencelere benzemektedir
    yarısı görünen göl
    işte başaklar sallana sallana
    sürezi yenilemekte evrensel bir devinim
    hepsi bir severlik içinde sessiz
    ötelere ulaşmaktadırlar kendi varlıklarından
    baktı yeni er üstüne başına mırıldandı:
    peki niye
    bunca güzelliklere karşı
    böylesine çirkin giyinmek..'

  • Egemen Cumhur
    Egemen Cumhur

    Türkiye'nin yaşayan en büyük çınarı...Ses bayrağının şairi...aydınlığın,çağdaşlığın,ulusal devrtimlerin,sosyalizmin yıkılmaz kalesi,çocukların şair dedesi,aşkı en güzel anlatan adam....Huzur ve ışık içinde uyu....Eserlerin sensiz de olsa yaşamaya devam edecek...

  • Aytaç Yasemin
    Aytaç Yasemin

    FAZIL: FAZİLET SAHİBİ ÜSTÜN İNSAN

    ismi ile ve ismindeki güzelliklerle yaşayıp,kendi kadar büyük güzellikleri arkasındaki okuyucularına bırakıp giden,büyük şairimizi,kaybetmenin acısını,ancak yerine onun kadar iyi,bir kalem gelirse hafifletiriz diye düşünüyorum,onlar hem insalık örnekleri,ve hemde sanat aşıkları olarak geldi ve bir yol çizerek gitti,şimdiki görevimiz çizilen yoldan devam etmek,NUR İÇİNDE YATSIN=(

  • Arif Tatar
    Arif Tatar

    Türk şiirinin çok değerli şairidir... Ne yazık ki toprağa veriyoruz! .. Hep kaybediyoruz ama yerlerini doldurabiliyor muyuz? Asla! .. Hepimiz bunu bir daha düşünelim, hep düşünelim... Türk diline, kültürüne hizmet edenler hiç unutulmasın hiç! ! ! Tekrar rahmetle anıyorum...

  • Esma Arcan
    Esma Arcan

    en sevdiğim ve severekte ezberlediğim bir şiirdi Mustafa Kemal in Kağnısı.
    Allah rahmet eylesin. Mekanın cennet olsun.

  • Ekrem Kazan
    Ekrem Kazan

    Fazıl Hüsnü Dağlarca



    Toplum menfaatini, kendinden ön planda,
    Tutup ilke edindi, Fazıl Hüsnü Dağlarca.
    Kendi akımı ile yürüdüğü alanda,
    Gönülde taht üstünde, yaşayacak çağlarca.
    *
    İnsancılık üstüne, inşa edip temeli,
    Edep ve adap idi, dışa vuran emeli,
    Sevgi ile tutarken, bütün uzanan eli,
    O mümtaz kişilikle, anılacak çağlarca.
    *
    Kendi öz akımınla, örüp kendi koza’nı,
    Nadasa bırakmadın yeşil tuttun hozanı,
    Tarihin vakfettiği, senin gibi ozanı,
    Gönüller yeşertecek, yaşatacak çağlarca.


    ekremkazansevgileriyle

  • Ercan Köse
    Ercan Köse

    bir cinar daha devrildi. ama köklü tohumlarini ve yapraklarini bize emanet ederek.
    daglarca sükranlar size biraktilarin icin. rahmetle andigim senin gibi nice degerli üstatlarin kervanina kattildin.

  • Haci Timurtaş
    Haci Timurtaş

    fazıl hüsnü dağlarcayi rahmetle aniyurum gük yüzünde
    kayan bir yildızdı mekanı cenet olsun

  • Sezgin Yeşiltaş
    Sezgin Yeşiltaş

    Edebiyatla geçen, insan ömrü ortalamasına göre uzunca sayılacak bir ömür. Keşke daha da uzun bir ömrü olabilseydi. Yaşasaydı edebiyat üstadı. Güzellikleri içimize salmaya devam etseydi. Mekanın cennet olsun büyük üstad.