Kültür Sanat Edebiyat Şiir

eylül sizce ne demek, eylül size neyi çağrıştırıyor?

eylül terimi Hakan Hamıs tarafından tarihinde eklendi

  • Modus Operandi
    Modus Operandi

    Sonbaharı annemin söylemekten bıkmadığı bir şarkı gibi hatırlıyorum. Sarı gramofon kağıtlarından yapılmış bir etek içinde annemin büyümekten imtina eden çocukluğu. 'Öğretmenim' diyor, 'sonbahar ol dedi bana'.O gün neşeli bir sonbahar oluyor. Annemin kendi etrafında defalarca dönerek söylediği o şarkı, annemin sarı bir mevsimi giyinir gibi söylediği o şarkı, annemin bir şarkıyı söyler gibi anlattığı o mevsim... eylül bana sarı etekleri yapraklarla yarışan bir kız çocuğu gibi gülümsüyor:

    Sonbaharı cicim
    Çok sevdiğim için
    Hep sarıdır
    Elbiselerim

  • Evin Kaya
    Evin Kaya

    eylüül sancı sıkıntı hepmi böyle olur bu güz sancısı hepmi böyle olur eylül fırtanası ah eylül adının içindeki naiflikten başka hiç bir güzeliği olmayan can yakan eylül

  • Zîfîrî Karanlık
    Zîfîrî Karanlık

    Gölgesinde kaldım hüznünün

  • Levent Karakaş
    Levent Karakaş

    Eylül, Eylül ortası Eylül sonuna doğru diyorduk ya bütün bir yaz boyu.. Bak işte geldi eylül.. Bakalım hayal ettiğimiz o tatil olacakmı bu EYLÜL...

  • Heidi Firenze
    Heidi Firenze

    ah eylül ne güzelsindir sen... sana kavuştuk mu yılın huzuru gelmiş demektir...

    hele o muhteşem yaprakları döktürüşün yokmu alır götürür insanı buralardan kimbilir hangi cennete :)

  • Gökyüzü Heceleri
    Gökyüzü Heceleri

    Bir martının kanadındayım şimdi
    Tut ki;
    Uzak diyarların türküsünü getirdim sana..
    Ya da;
    Bir eylül bulutundan yağıyorum sağanak sağanak

    /hece/

  • Elif Ef
    Elif Ef

    Eylül, Aylül kelimesinden geliyormuş aylülde üzüm mevsimi anlamına geliyormuş..

  • Alpaslan Akdağ
    Alpaslan Akdağ

    kurutulmuş hazan mevsiminden bir ay eylül.hüzün ayı.ölüm ve ayrılıkların kol gezdiği bir salgın.hayatların ansızın kılıçla tam ortasından yarılıp ölüme terk edilişi. darbecilerin cirit attığı,jurnalciliğin meslekten sayıldığı ve beşi bir yerdelerin kızıl kanları tertemiz toprağa bulaştırdığı kanlı bir örtü eylül. geç gelip erken giden sevgili.bıyıkları terlememiş civanların nazenin tenlerinde otuz iki tekmili birden gün/ güneş yüzü görmemiş işkencelerin pervasızca denenmesidir eylül.oysa sırıtan yüzlerinizi süsleyen alçakça kahkahalarınızdı en çok korktuğumuz…

  • Saliha Yadigar
    Saliha Yadigar

    İşte sonbahar, dedirten bir ay... Şimdi İstanbul'da ve benzeri büyük kentlerde sanat yeniden hareketlenecek. Özellikle de sinema... Salonlar dolup taşacak. Yeni filmler gösterime çıkacak. İşte hayat budur...

  • Yılmaz Karabulut
    Yılmaz Karabulut

    ögretmenlerimizin sık sık kullandıgı terim eylülde ders çalışırız sınav oluruz derlerdi bana tembel arkadaşları hatırlattı

  • Sevgi Öz
    Sevgi Öz

    Hüzün ve yağmur ayı..........

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan

    Eylül,
    Hüzün ve Hazan mevsimi

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan

    12 Eylül
    11 Eylül

  • ´¯` Lavinya ´¯`
    ´¯` Lavinya ´¯`

    Adı eylül mevsimlerden güzü anlatır
    Rengini sarıdan, yaşamını gözyaşlarından alır
    Anlattıkları yürekler acısı
    Kuruyan yaprakları anlatır o
    Hazanın başlangıcı
    ...

  • Nokta Nokta
    Nokta Nokta

    Ben her yıl eylülün çıplak ayaklarına bir yazı adarım.
    Ve ben eylüle akarım
    Bir hüzün gibi akarım ben eylüle,
    kanayan bir aşk gibi akarım,
    Siyah şallara bürünmüş bir genç ölüm gibi akarım...

  • Ferhat Turgut
    Ferhat Turgut

    EYLÜL yaprakların uçuruma sürüklendiği bir düştü,
    eylül çocukların bakışlarında bir gülüş
    eylül habercisiydi hüznün dönüşlerinin
    bulutları mikrofon yağmurlar sözcükleriydi onun
    evet kabul ediyorum bende
    EYLÜL başlangıcıydı sonun............

  • Onur Tuncay
    Onur Tuncay

    12 eylül darbesi geldi aklıma.
    ama eylülde yağmur altında romantizm farklıdır yani herşeyden.

  • Kuzeyin Kızı
    Kuzeyin Kızı

    Eylül, gülleri soldurarak
    duyurdu bu yıl kendini
    Böyle olacağını bile bile
    şaşırttı bizi yinede

  • Masalin Perisi
    Masalin Perisi

    hüzne düşen gözlerinde esiyor Eylül rüzgârları
    yüreğimde yağmurların....sessizim
    ve sessizliğimde seni istiyorum
    ..........
    aylardan hüzün mevsimlerden ayrılık
    ....

  • ´m e R n n`
    ´m e R n n`

    *** haydar amcamın şiiri ***
    ,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
    Eylül / Haydar Ergülen

    Kadın gider ve bunun şiir olduğu söylenir
    kadın gider ve bir şair doğar bundan
    (Ben hangi kadından şair olduğumu bilirim)
    'Yazın bittiği her yerde söylenir'se *
    kadının gittiği de her yerde söylenir
    kadın gittiği her yerde şiir diye söylenir:
    Kadının gittiği yazın bittiğidir, her yerde
    yaz biter kadın giderse, bunun sonu şiirdir,
    yazın sonu şiirdir, şiirdir aşkın sonu...
    Şehir her semtiyle yazın peşine düşse
    yaz uzar bundan ve aşklar da nasiplenir,
    yazın peşinde şehir, kadının peşinde şiir
    eylülün semtine kadar böyle gidilir
    bir gecede gittimdi hazirandan eylüle
    eylül yazdan terkedilmişti, şiirse haziranda
    kadın tarafından terkedildi o söylenceye:
    Bütün oğullar anneyi bir şiire terkeder!
    O kadın beni terkederse şair olurum
    oğul olduğum kadın sakın beni terketme,
    şiirdir söylenir, yazdır biter, kadındır gider

    Bütün kadınlar şiiri bir kadına terkeder!

  • Birgül Meral
    Birgül Meral

    bazen; içine düştüğünüz çaresizlikten ancak alevler içinde kalarak kurtulursunuz.

    Suad gibi

  • Aliye
    Aliye

    şarkı:

    yaklaşınca her yıl hala titrerim
    sevmek zamanına eylüldür derim.

    diyor.

  • Emre Baran
    Emre Baran

    bu kadar anlam yüklemeyin ekime kalsın biraz da.

  • Sitare Ağyar
    Sitare Ağyar

    'İşte Eylül de bitti.
    Ve sen hâlâ gelmedin.
    Yağmurlar damlayacaktı ıslak saçından.
    Gözyaşından bir deniz getirecekti seni. '
    ...
    ..
    .
    M.Islamoğlu

  • Cgl Cgl
    Cgl Cgl

    Eylülde gel Eylülde okul yoluna
    Konuşmadan yürüyelim gireyim koluna
    Görenler dönmüş hem de mutlu diyecekler
    Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi
    Yaprak dökecekler...(Alpay'dan)

  • Cgl Cgl
    Cgl Cgl

    ne soğuktur ne sıcak...
    en güzel mevsimin en güzel ayıdır...

  • Bora Aslan
    Bora Aslan

    eylül güzel geliyor bana şimdilerde. belki gelecekte bir kızım olursa ismini eylül koyabilirim. cama vuran yağmur damlalarını da sever belki. oturup konuşabiliriz şehrin ışıklarını seyrederken damlaların camda yarattığı her bir büyütecin içinden. hem öyle güneşi bol bulan yaz ayları gibi şımarık da değil eylül. ağırbaşlı, vakur. gözlerinin içinde bir parça hüzün dahi var. leonard cohen'in dance me to the end of love'da baktığı gibi hani.

  • Bora Aslan
    Bora Aslan

    mevsimin hüzün kokan en sonbaharlı ayı.

    oluk oluk düş geçidi. bazı bazı sarmalanmış, bazı bazı yarı çıplak. rüzgara kapılmış, uçan yaprakların arasından, ara ara gülümseyen güneş. dokunmaya kalkıştığında, içinin çekildiği, bir var-mış, bir, yok! öylesine sade ve güzel bir uyku arası düşü.

  • Bora Aslan
    Bora Aslan

    güneşin yüzü soğuktur eylül ayında, ayrılık hüznü kaplar insanları, koskoca bir yazı daha geride bırakmışlardır. balkonlardan çekilmiştir insanlar betonarme kovuklarına, yollarda sarı yaprak ölüleri, dallarda yolunu kaybetmiş son kuşlar ve göğü işgal eden kara bulutlar, gözlerde ayışığı arayışı vardır. yollar daha bir yalnızdır geceleri.

    takvimlerin yazdığı yalandır, senenin ölümü eylül ayındadır.

  • İleri-geri konuşmalar mevsimi

    Eylül ayı veya güz mevsimi birçok edebiyatçının edebi duygularını harekete geçiren önemli imgelerin kaynağı olmuştur. Ne şiirler, ne nesirler yazılmıştır Eylül üzerine. Eşlik ettiği yorgunluk, tükeniş, sona doğru hızla yol alış, ölüm, ayrılık, yaşlılık bahisleri, Eylül edebiyatını kaçınılmaz olarak melankolik-depresif bir tür kılıyor. 1980 yılından sonra bu mevsimle ilgili imgelere memleketin üzerine bir kâbus gibi çöken 12 Eylül imgesi de dâhil olmuştur.

    Bugünlerde yapılan açılış konuşmalarının bu melankolik ruh haliyle bir ilgisi var mıdır bilmiyoruz. Ama bu konuşmaların hepsinin ortak temasının “irtica” olması bir eylül konusu olarak kayda geçebilir ve hiç kuşkunuz olmasın bunun da melankolik bir boyutu vardır. Belki de tek fark bu konuşmaların hiçbir edebi boyutunun olmaması. Bırakınız edebi boyutu, hiçbir akıl boyutu olmayan bu konuşmalar yine de günlerce konuşuluyor, gündemi belirliyor insanların endişelerini artırıyor, karamsar, melankolik, kasvetli bir havayı hâkim kılabiliyor.

    Bu konuşmaların hepsinin ortak özellikleri var. Hiç birini bir lise öğrencisine bile yakıştıramayacağınız kadar edebiyat ve akıl kalitesinden yoksun. Hepsi de asık suratla ve tehditkâr bir ses tonuyla, üstelik kâğıttan ve bir sürü hatayla okunarak yapılıyor. Konuşmaların içerikleri her türlü değerlendirmeyle sınıfta kalıyor. Ne akıldan eser var ne mantıktan ne de bilgiden. Hiç biri toplumda en ufak bir yapıcılık ve birlik hedeflemiyor, aksine her biri toplumun bir kesimini öbüründen daha fazla nefret ettirmeye yarıyor. Hepsi de Eylül'e özgü depresif ruh hallerinden izler taşıyor.

    Papa'nın İslam'a saldıran konuşmasını yaptığı günün ertesinde Türkiye'nin Cumhurbaşkanı, dini inançların doğmatik olduğunu ifade eden skandal bir konuşma yapıyor. Papa özür dilemese bile sözlerinin yanlış anlaşıldığını ve bundan dolayı üzüntü duyduğunu ifade ederek Müslümanların gönlünü bir şekilde alıyor. Ama Türkiye'nin Cumhurbaşkanı bir defa okuduğu metnine dönüp bir daha bakmıyor bile.

    Bir üniversite rektörü, Anadolu'nun Müslüman olmakla ne kadar çok şey kaybettiğini anlatıyor. Dinleyenler arasında tarihçiler de vardır mutlaka.

    Kara kuvvetleri komutanı laikliği korumanın yargıya değil orduya düştüğünü savunuyor,

    ODTÜ rektörü kendi öğretim üyelerini ve öğrencilerini irticaya karşı beşinci sınıf bir hamasetle dolduruşa getirmeye çalışıyor.

    Giderek bu konuşmalar üniversite rektörleri arasında bambaşka bir yarışa dönüşüyor: Hamaset yarışına. Akla davet ediyorlar, ama davet ettikleri kendi mahdut akılları. Bilime davet ediyorlar, bilimden anladıkları 19. yüzyılın artık ilkel sayılan pozitivist bilim anlayışı. Laiklik diyorlar, bundan anladıkları laiklik adına fetişleştirilmiş kutsalların yüceltilmesinden başka bir şey değil. İrtica diyorlar, düşünüyorsunuz, taşınıyorsunuz, bizzat İslam'dan ve Müslümanlardan başka bir kasıt bulamıyorsunuz. İslam'ın yaşanması, ciddiye alınması rahatsız ediyor, buna irtica diyorlar. Bizzat İslam'a ve İslam'ın en doğal tezahürlerine irtica diyerek Müslümanların kutsallarına hakaret ediyorlar.

    Yasin Aktay