lisedeyken felsefe dersinde sınıfın en delisini seçmiştik 1. ben gelmiştim öyle bişey heralde......ama Allah herkesi korusun akıl gibisi yok.bazen delilik işe yarıyor ama herkes biraz delidir.kimbilir o kişiler bize nasıl bakıyor.bunlar da çok akıllı diyolardır heralde onlara göre biz anormaliz. :))))
Beni; Neden sormaktasınız ki? Oysa ben... Korktum hep sizden... Önceleri daha cesurum diye,siz korktunuz benden... Karaladınız,yaraladınız, Onuncu köyden bile kovaladınız... Şimdi aramaya mı kalktınız? Kendini normal sayanlar,sananlar! Ben böyle iyiyim; Özgür,Üretken ve İnsan...
eger acıtıyorsa canımı hayatta gercekleri kabul etmeden yasamak,duygularıyla nereye gittigini bilmeden nefes almak delilikse, ve cok üzüleceksem.. ben aglarken kimse silmesin göz yaslarımı..
Atalarımız şöyle demiştir; uzaklaşma donarsın, yaklaşma yanarsın.ben şuna inanıyorum ki faydasını gördüm dinlemek deli bile olsa insana yararlı şeyler sağlıyor.Ha delidir ne yapsa yeridir sevgi herşeyi çözer insana insan olarak yaklaşmalıyız. çünkü kendisi istemedi ve onu yaradan bizi de yarattı.
Aziz Nesin'in cok keyifli secilmis hikayelerinden olusan Adami Zorla Deli Ederler adli kitap geliyoooo ki orda tescilli delilikten bahseden bi hikaye vardir cok hostur.Tedirginlik hissetmeden % 100 kendiniz gibi mi davran mak istiyosunuz deliliğe vurun nede olsa delidir ne yapsa yeridir...
'Çünkü sen, deliliğin sınırlarındasın. Onun ürkütücülüğünde bir parça görkem var ve görkemind ve güzelliğinde ürkütücülük. Bence delilik ilahi arınmanın ilk basamağıdır. Deli ol Mischka. Deli ol ve bize, algının pençesinin ardındaki gizleri anlat. Hayatın amacı, bizi bugizlere yakınlaştırmaktır; ve delilik bunun en hızlı atıdır. Delir ve bu deli kardeşinin bir deli kardeşi olarak kal.'
O deliyi duymadınız mı? Tanla kalkan, fener yakıp Pazar yerine koşan, durmadan bağıran; “Tanrıyı arıyorum! Tanrıyı arıyorum! ” Tanrıya inanmayan bir nice kimse vardır o sıra, bir gülüşmedir kopar. Biri; “Ne yitirmiş mi? ” der. “Çocuk gibi yolunu mu yitirmiş? ” der bir başkası. “Yoksa saklanıyor mu bizden? ” “Yolculuğa mı çıkmış? Göçmüş mü yoksa? ” Bu düzen üzere bağrışırlar, gülüşürler. Deli ortalarına dalıp, onları bakışlarıyla deler. “Nerde mi Tanrı? ” diye bağırır. “Söyleyeyim; öldürdük onu, sen, ben. Hepimiz onun katilleriyiz. Peki bunu nasıl yaptık? Nasıl yutabildik denizi? Bütün evreni silmek için süngeri kim verdi bize? Yer yuvarlağını güneşten boşlamakla ne yapmış olduk? Şimdi nereye gidiyor? Biz nereye gidiyoruz şimdi? Bütün güneşlerden uzaklaşmıyor muyuz? Dalmıyor muyuz boyuna; geriye doğru, yana, ileriye doğru, bütün yönlere? Aşağı diye, yukarı diye bir şey kaldı mı? Sonsuz bir yokluk içindeymiş gibi yoldan sapmıyor muyuz? Soluğunu duymuyor musunuz boş uzayın? Daha da soğumuş değil mi? Gece üstüne gece değil mi yaklaşan? Sabahları fener yakmanız gerekmez mi? Tanrıyı gömen mezarcıların gürültüsünü hiç mi duymuyoruz? Tanrının çürümesinden yayılan kokuyu burnumuz almıyor mu hiç? Tanrılar dahi çürürler. Tanrı öldü diyorum. Tanrı ölü duruyor. Hem onu biz öldürdük. Şimdi biz, katiller katili, nasıl avutalım kendimizi? Dünyanın şimdiye dek edindikleri arasında en kutlu, en güçlü olanı can verdi bıçaklarımızın altında. Kim silecek bu kanı üstümüzden? Su var mı bizi arıtacak? Nice yazık silme yortuları, nice kutsal oyunlar bulmamız gerek bunun için? Bu işin büyüklüğü, bize göre pek büyük değil mi? Buna yalnız değerli görünmek için bile Tanrı olmamız gerekmez mi bizim? Bundan büyük iş başarılmamıştır; her kim bizden sonra doğarsa, şimdiye kadar ki bütün tarihten daha yüksek bir tarihin parçası olacaktır.” Deli burada susar, kendini dinleyenlere bakar, onlarsa susarlar, şaşkınlık içinde ona bakarlar. Derken fenerini yere çalar, fener kırılır, söner “Çok erken geldim” der sonra. “Benim vaktim daha gelmedi: Yolda şimdilik bu devce olay, yürüyor daha, daha erişmedi kulaklarına kişioğullarının. Şimşek, yıldırım zaman ister işler yapıldıktan sonra bile, görülmeden, işitilmeden önce. En uzak yıldızlardan daha uzak onlara bu iş şimdilik. “OYSA BENİ KENDİLERİ YAPTILAR.” Yine derler ki, o gün deli, bir çok kiliseye girer, “Tanrıya Sonsuz Ağıt”ını okur. Dışarı çıkarılıp sorguya çekildikçe hep şöyle karşılık verdiği söylenir; “Tanrının mezarlarında, türbelerinden başka nedir ki bu kiliseler? ZERDÜŞT
lisedeyken felsefe dersinde sınıfın en delisini seçmiştik 1. ben gelmiştim öyle bişey heralde......ama Allah herkesi korusun akıl gibisi yok.bazen delilik işe yarıyor ama herkes biraz delidir.kimbilir o kişiler bize nasıl bakıyor.bunlar da çok akıllı diyolardır heralde onlara göre biz anormaliz. :))))
akıllıların/ kendini akıllı sayanların dünyasında olmak güzel olsa gerek :-)))
Beni;
Neden sormaktasınız ki?
Oysa ben...
Korktum hep sizden...
Önceleri daha cesurum diye,siz korktunuz benden...
Karaladınız,yaraladınız,
Onuncu köyden bile kovaladınız...
Şimdi aramaya mı kalktınız?
Kendini normal sayanlar,sananlar!
Ben böyle iyiyim;
Özgür,Üretken ve İnsan...
Dahî ile arasında kıl payı fark olan kimse...
deli delidir akıllıdan ii dir
herzaman deli aynada baktıgın yüzün sahibidir
herkesin bünyesinde var olan ama birçoklarının bastırdığı yada öyle göründüğü esasında bir kişilik biçimidir...
karar verdim,büyüyünce deli olacağım ;)
sadece, kendi yarattığı dünyasında yaşamayı başarabilmiş.....
Tam da BEN ya...
Başkalarının deli olduğu fikrine saplanmış kişi.
o benim işte :)
eger acıtıyorsa canımı hayatta gercekleri kabul etmeden yasamak,duygularıyla nereye gittigini bilmeden nefes almak delilikse,
ve cok üzüleceksem..
ben aglarken kimse silmesin göz yaslarımı..
bence deli olmadan veli olunmaz. tüm delilere selam olsun....
Atalarımız şöyle demiştir; uzaklaşma donarsın, yaklaşma yanarsın.ben şuna inanıyorum ki faydasını gördüm dinlemek deli bile olsa insana yararlı şeyler sağlıyor.Ha delidir ne yapsa yeridir sevgi herşeyi çözer insana insan olarak yaklaşmalıyız. çünkü kendisi istemedi ve onu yaradan bizi de yarattı.
deli olmak herkese nasip degildir ne demişler dünyanin derdini çekecegine deli ol daha iyi
bakınız deli panayiryeri
Akil verme bana akil verme Allahim...
çekilmeyen dünya olayları ve hayatın getirdiği ters yada olumsuz olaylar ile insanın alabileceği hal.
Aziz Nesin'in cok keyifli secilmis hikayelerinden olusan Adami Zorla Deli Ederler adli kitap geliyoooo ki orda tescilli delilikten bahseden bi hikaye vardir cok hostur.Tedirginlik hissetmeden % 100 kendiniz gibi mi davran mak istiyosunuz deliliğe vurun nede olsa delidir ne yapsa yeridir...
sen deli,ben senden de deli,diyaloğa girmeyelim kısa devre yaparız...
Ya bizsek deli olan..! !
Ya gerçekleri görebilen sadece onlarsa.! !
yakında delirebilirim ama iyi yanlarında var çünkü deli olunmadan veli olunmuyorur..........
ben...
akli dengesi yerinde olmayan
ne yapsam şaşırmayacaksınız...
'Çünkü sen, deliliğin sınırlarındasın. Onun ürkütücülüğünde bir parça görkem var ve görkemind ve güzelliğinde ürkütücülük. Bence delilik ilahi arınmanın ilk basamağıdır. Deli ol Mischka. Deli ol ve bize, algının pençesinin ardındaki gizleri anlat. Hayatın amacı, bizi bugizlere yakınlaştırmaktır; ve delilik bunun en hızlı atıdır. Delir ve bu deli kardeşinin bir deli kardeşi olarak kal.'
Halil Cibran
O deliyi duymadınız mı? Tanla kalkan, fener yakıp Pazar yerine koşan, durmadan bağıran; “Tanrıyı arıyorum! Tanrıyı arıyorum! ” Tanrıya inanmayan bir nice kimse vardır o sıra, bir gülüşmedir kopar. Biri; “Ne yitirmiş mi? ” der. “Çocuk gibi yolunu mu yitirmiş? ” der bir başkası. “Yoksa saklanıyor mu bizden? ” “Yolculuğa mı çıkmış? Göçmüş mü yoksa? ” Bu düzen üzere bağrışırlar, gülüşürler. Deli ortalarına dalıp, onları bakışlarıyla deler.
“Nerde mi Tanrı? ” diye bağırır. “Söyleyeyim; öldürdük onu, sen, ben. Hepimiz onun katilleriyiz. Peki bunu nasıl yaptık? Nasıl yutabildik denizi? Bütün evreni silmek için süngeri kim verdi bize? Yer yuvarlağını güneşten boşlamakla ne yapmış olduk? Şimdi nereye gidiyor? Biz nereye gidiyoruz şimdi? Bütün güneşlerden uzaklaşmıyor muyuz? Dalmıyor muyuz boyuna; geriye doğru, yana, ileriye doğru, bütün yönlere? Aşağı diye, yukarı diye bir şey kaldı mı? Sonsuz bir yokluk içindeymiş gibi yoldan sapmıyor muyuz? Soluğunu duymuyor musunuz boş uzayın? Daha da soğumuş değil mi? Gece üstüne gece değil mi yaklaşan? Sabahları fener yakmanız gerekmez mi? Tanrıyı gömen mezarcıların gürültüsünü hiç mi duymuyoruz? Tanrının çürümesinden yayılan kokuyu burnumuz almıyor mu hiç? Tanrılar dahi çürürler. Tanrı öldü diyorum. Tanrı ölü duruyor. Hem onu biz öldürdük. Şimdi biz, katiller katili, nasıl avutalım kendimizi? Dünyanın şimdiye dek edindikleri arasında en kutlu, en güçlü olanı can verdi bıçaklarımızın altında. Kim silecek bu kanı üstümüzden? Su var mı bizi arıtacak? Nice yazık silme yortuları, nice kutsal oyunlar bulmamız gerek bunun için? Bu işin büyüklüğü, bize göre pek büyük değil mi? Buna yalnız değerli görünmek için bile Tanrı olmamız gerekmez mi bizim? Bundan büyük iş başarılmamıştır; her kim bizden sonra doğarsa, şimdiye kadar ki bütün tarihten daha yüksek bir tarihin parçası olacaktır.”
Deli burada susar, kendini dinleyenlere bakar, onlarsa susarlar, şaşkınlık içinde ona bakarlar. Derken fenerini yere çalar, fener kırılır, söner “Çok erken geldim” der sonra. “Benim vaktim daha gelmedi: Yolda şimdilik bu devce olay, yürüyor daha, daha erişmedi kulaklarına kişioğullarının. Şimşek, yıldırım zaman ister işler yapıldıktan sonra bile, görülmeden, işitilmeden önce. En uzak yıldızlardan daha uzak onlara bu iş şimdilik. “OYSA BENİ KENDİLERİ YAPTILAR.”
Yine derler ki, o gün deli, bir çok kiliseye girer, “Tanrıya Sonsuz Ağıt”ını okur. Dışarı çıkarılıp sorguya çekildikçe hep şöyle karşılık verdiği söylenir; “Tanrının mezarlarında, türbelerinden başka nedir ki bu kiliseler?
ZERDÜŞT
Oysa delilerin deli olmadıkları günler vardır kişisel tarihlerinde. Ve bu günler bazen çok geride bazen de hemen dündedir...
Mine Söğüt / Kırmızı Zaman
adı üstünde delidir ne yapsa yeridir
bir deli kuyuya taş atar
kırk akıllı çıkaramaz
kimin deli kimin veli olduğu belli olmaz
dikkat etmek lazım
asıl akıllı.
veronika ölmek istiyor u bi okuyun...